Korona virüs canımı sıktı, evde boş boş oturuyorum. Bari o sıkıntıyla başlığa biraz renk katayım: Kurtlar Vadisi ve Gençlerbirliği UEFA serüveni ilişkisi.
1) Blackburn Rovers maçları Show TV'de yayınlandı ancak çarşamba günü oynandı. Dolayısıyla diziyle bir çakışma olmamış. Kaldı ki ilk maçın erken, ikinci maçın ise geç bir saatte oynanması dolayısıyla maçlar perşembe oynansa dahi dizi yine yayınlanırdı.
2) Sporting Lizbon maçlarından ilki diziden önce yayınlandı, o gün ana haber yayını olmadı ve sonra biraz gecikmeli de olsa diziye girildi. İkinci maç ise epey geç bir saatteydi, diziyi izledikten sonra maça geçmiştik. Ve dahi o gün Ramazan Bayramı'nın üçüncü günüydü. Ertesi gün bazı gazeteler 3-0'lık galibiyet için "çifte bayram" benzetmesi yapmıştı.
3) Parma maçlarından ilki Kanal D, ikincisi TRT1 tarafından yayınlandığı için o günlerde dizi yayına devam etti. İkinci maçın saati erkendi ama ilk maçı Kurtlar Vadisi ile dönüşümlü izlediğimi hatırlıyorum.
4) Valencia maçlarından ilk maçın oynandığı gün maç 20.30'da başladığı için Kurtlar Vadisi yayınlanmamış. İkinci maç ise geç saatte başladığı için diziden hemen sonra yayına girmişti. Bir uzatma devresiyle birlikte de epey geç saatte biten maçta 2-1 ümidiyle epey beklesek de tur kapısı kapanmıştı.
O zamanlar iyi zamanlardı. Sırf Gençlerbirliği maçı var diye Kurtlar Vadisi'ne 1 hafta ara verilirdi vesselam. Hey gidi günler hey.
En son onurnazliaka tarafından Prş 26 Mar 2020, 02:36 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
O maçların biletlerini hatıra olarak hala saklarım Onur.
Güzel günlerdi. Ama bir Yunanistan takımına elenmek çok zoruma gitmişti...
2003/2004 sezonunda Gençlerbirliği lig yerine UEFA Kupası ve Türkiye Kupası'na ağırlık verdi. Ersun Yanal, millî takımla anlaşmakla birlikte sezon tamamlanana dek Gençlerbirliği'nin başında kaldı ve kulübe yaptığı en önemli katkı da takımı Türkiye Kupası finaline çıkartmak oldu. O zamanki statü gereği, kupa kazanılmasa dahi eğer kazanan takım ligdeki sıralamasıyla Avrupa Kupaları'na katılabiliyorsa, kupadan kaynaklanan hak diğer finaliste geçiyordu. Trabzonspor ligi 2. bitirip Şampiyonlar Ligi elemesine girdiği için Gençlerbirliği UEFA Kupası'na katılma imkânına kavuştu.
2004/2005 yılında UEFA Kupası'nın formatı değişmişti. Daha önceleri 1. turda doğrudan doğruya 96 takımla başlanan kupa için artık ön eleme turları getirilmişti. Bu nedenle Gençlerbirliği 3. ön eleme turunda Hırvatistan'ın Rijeka takımıyla karşılaştı. İlk maç Show Tv'den yayınlandı ve Gençlerbirliği, Mehmet Nas'ın golüyle maçı 1-0 kazandı. İkinci maçın başlama saatine dek yayın olup olmayacağı belli değildi ancak Show Tv, maçı son anda yayına aldı. Bu maçta Rijeka 2-0 öne geçmişti. Kullandıkları bir penaltıyı ise kaleci Ömer kurtarmış, maçın 3-0 olmasının önüne geçmişti. Uzatma dakikalarında ise Uğur Boral durumu 2-1 yapıp UEFA Kupası'nın kapısını aralamıştı.
UEFA Kupası 1. turunda rakip Egaleo'ydu. İlk maç Yunanistan'da oynandı ancak maçı hiçbir kanal yayınlamadı. O dönem internet de böyle gelişkin olmadığı için Yunan kanalından dahi maçı seyremedik. İkinci maç Ankara'daydı. Bu maç için okuldan kaçtığımı anımsıyorum. Rakip önce 1-0 öne geçti, sonra kendi kalelerine attıkları golle durum 1-1 oldu. Takım pek bir varlık ortaya koyamıyordu. Bu maçın ardından teknik direktör Erdoğan Arıca istifa etti.
Gençlerbirliği, 2004 yılında beri özel maçlar dışında Avrupa takımlarıyla karşılaşmıyor. Bu fırsatı 2005/2006 sezonunun son maçında 1 puan alsak lig 5.si olarak ulaşabilecektik. 2007/2008 sezonu Türkiye Kupası finalinde, tam 28 penaltının atıldığı maçta Kayserispor'u yensek yine UEFA Kupası'na gidebilecektir. Ancak son 16 yıldır Gençlerbirliği'nin Avrupa serüveni olmadı ne yazık ki. Bana öyle geliyor ki 2003/2004 sezonunun ardı; o eski Gençlerbirliği algısının, yani ne zaman ne yapacağı belli olmayan çılgın takımın gidip yerine takımın 10. ve altı sıralara demir attığı günlerin geldiği dönüm noktası oldu. Bize de o eski güzel günleri yad etmek kaldı.
Gençlerbirliği şu anda ayrıca Hacettepe Spor Kulübü'ne ait Mercedes Benz Tourismo 15 RHD'den de yararlanıyor. Kara yoluyla gidilen deplasmanlara zaten otobüsle gidiliyor ama uçakla gidilen deplasmanlarda, gidilen şehirde ayrıca bir otobüs kiralayıp aktarma yaptırmak çok daha pahalıya geldiği için Gençlerbirliği takım otobüsü Ankara'dan yola çıkıp takımın deplasman yapacağı şehre gidiyor, hava limanından aktarmaları sağlıyor, sonrasında ise tıpkı geldiği gibi boş bir şekilde Ankara'ya dönüyor. O sırada Gençlerbirliği tesisleri ile Ankara Esenboğa Hava Limanı arasındaki aktarmayı ise Hacettepe Spor Kulübü otobüsü gerçekleştiryor. Buna benzer usuller pek çok Süper Lig takımınca da aynı şekilde uygulanıyor. Düşünün ki koca bir otobüse tek seferde 1.000 kilometreden fazla yol yaptırmak, otobüs kiralamaktan çok daha ucuz ve ayrıca konforlu olduğu için bu yola başvuruluyor.
İyiki bu güzel camianın bir parçasıyım.
Yıllarca basketbol ve voleybolda o şerefli formayı giydim.
Babam ise yıllarca futbol takımının formasını giymişti ve zaman zaman kaptanlığını yapmıştı.
Keza amcam da kalecilik yapmıştı.
Gençlerbirliği, 71. Yaşımı bitirmeme ramak kala benim aşkım olmayı sürdürüyor.
Ebediyen yaşa kırmızı-siyahlı sevdam.❤🖤
Akşit Özkural
En son Ozan Paşa tarafından Sal 07 Nis 2020, 01:08 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
İyiki bu güzel bir camianın bir parçasıyım.
Yıllarca basketbol ve voleybolda o şerefli formayı giydim.
Babam ise yıllarca futbol takımının formasını giymişti ve zaman zaman kaptanlığını yapmıştı.
Keza amcam da kalecilik yapmıştı.
Gençlerbirliği, 71. Yaşımı bitirmeme ramak kala benim aşkım olmayı sürdürüyor.
Ebediyen yaşa kırmızı-siyahlı sevdam.❤🖤
Akşit Özkural.
Akşit Ağabey, hala İstanbul'da mısınız, Ankara'da mı?