Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Ankara Gençlerbirliği
« önceki   1234 ... 444546   sonraki »

ANA SAYFA -> ANKARA - Haberler ve Sohbet
cevap yaz
sayfa 3
Aksit Ozkural

8 yıl önce - Sal 09 Ksm 2010, 00:41

Rauf bey cok guzel tesbitlerde bulunmus.

Degerli Ender Bediz renkdasim da hakikaten guzel bir yanit vermis.

Simdi.......

Bizim gibi ( GENCLER'LILER ) bu guzide kulubu muhtelif nedenlerle seviyoruz.

Oncelikle kendi sehrimizin bir kulubu: Bu unsur isin asli unsuru.

Bununla beraber bizi sanirim farkli kilan nedenler de var; Ornegin, kufur etmiyoruz, rakip takimin da onuru ve haklari oldugunu savunuyor onlara saygi duyuyoruz ( ki bu unsurlar ne yazikki baska taraftar camialarinda yok ).

Ayrica tertemiz bir tarih var, hakikaten tertemiz. Defo, saibe yok.

Ayrica ulkede futbol bir buyuk Genclerbirlikli olan rahmetli ORHAN SEREF APAK tarafindan yayginlastirildi.

Bir de biz ( zafer avcisi = glory hunter ) filan degiliz. Ben 61 yasindayim, hic lig sampiyonlugu gormedim. Kimbilir belki de hic goremeden gidecegim. Ama onemli degil. Kulubu Genclerbirligi yapan tum degerler o kadar insani, o kadar guzel ki, insan her defasinda ( iyi ki Genclerbirlikliyim ) diye sukrediyor.

Tabii, degerli Rauf bey kardesim tesbitlerinde yuzde yuz hakli, buna ne bir sey ekliyebilir, ne de bir sey cikarabilirim.

Bununla beraber teshislerinize katilsam bile ( baskan ) konusunda yorumda bulunmayi uygun gormuyorum. Sayin Cavcav'i objektif degerlendirmek icin kulubun son 32 yillik tarihini cok iyi bilmek gerekir. Bunun icin sevgili TANIL BORA kardesimizin ANKARA RUZGARI-Genclerbirligi tarihi-Iletisim Yayinlari kitabi cok iyi bir referanstir.

Inanin degerli Rauf bey kardesim bu kitapta sorularinizin yanitini bulacaksiniz.

Yine de ( kentinizin oz evladi ) Genclerbirligi'ne duydugunuz ilgi hepimizi gonendirdi. Tesekkur ederiz.

Esenlikle kaliniz degerli kardesim.


Rauf
8 yıl önce - Sal 09 Ksm 2010, 00:49

^^

Ender bey samimi cevabiniz icin tesekkur ederim. Soylediklerinizin hepsi mantikli, ancak soylediginiz bir seye katilmiyorum. Bence Genclerbirligi potansiyeli az olan bir takim degildir. Ankara'da oturup Besiktas'li, Galatasaray'li, Fenerbahce'li, Trabzonspor'lu ya da baska bir takimli olan herkez benim gozumde potansiyel bir Genclerbirligi taraftari, en kotu potansiyel seyircisidir. Genclerbirligi'ne zaten belli bir sempati duyan bu insanlari seyirci yapmayi basarmak da sonraki jenerasyonu taraftar yapmanin en kolay yolu degill midir zaten?

Bence Ankara kuluplerinin yonetimlerinin sehrin insanlarini kendilerine cekebilmesinin ve alakasiz bir sehrin ya da semtin takimini tutmanin anlamsizligini insanlara anlatabilmesinin bir yolu olmali. Belki billboardlar ile ya da yerel basin araciligiyla yapilan reklam kampanyalari sayesinde veya ogrencileri, gencleri ve aileleri ozendirmek adina yapilabilecek kampanyalar ve tesviklerle bu yapilabilir. Insanlara bu hafta sonu Genclerbirligi'nin maci oldugunu hatirlatmak ve onlari maca gitmeye ozendirmek lazim. Kentlilik bilincinin zayif oldugundan hepimiz yakiniyoruz zaten. Bu bilincin olmamasindan dolayi surekli sikayet etmektense veya bunu kader deyip kabul etmektense futbol kuluplari bu bilincin olusmasina nasil katkida bulunabiliriz diye de biraz dusunmeliler bence.


Aksit Ozkural

8 yıl önce - Sal 09 Ksm 2010, 00:57

Bizim yonetimin bir turlu gorup de cozemedigi ( yaygin taraftar sahibi olma ) konusunu Rauf kardesimiz mukemmelen gormus. hakikaten tebrik ediyorum.

Dedikleri tamamen dogru.



enderbediz

8 yıl önce - Sal 09 Ksm 2010, 01:13

Yıllar önce şöyle bi yazı yazmıştım. Belki ilginizi çeker. Yıllar öncesinin samimi duyguları dağılmasın diye yazıda oynama yapmadım. Şimdiden yazıyı okuduğunuz için teşekkürler.

+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

Mahallemin Çocuğu; Gençlerbirliği

Mahallem boksu seven bir, coşkulu kişilerin yaşadığı bir cemaattir.. Eee tabi böyle olunca insan çevresinden etkileniyor ve cemaat ne severse o sevgiden sende de oluveriyor. Mahalle bebeleriyle bütün boks maçlarına gider, olmadı televizyondan ve radyodan takip eder, olmadı gazetelerdeki renkli sütunlardan takip ederdik...

Hafta sonu yine bir boks maçındaydık ve bizim tutuuğumuz boksör gayet iri yarı, kaslı kuvvetli vurduğunu yıkan cinstendir. Bundan nasıl gurur duyuyorum anlatamam. Onun attığı yumrukları sanki ben rakibe atıyorum, her nakavttan sonra haklı gururu yaşıyor ve başka irir yapılı kaslı kuvvetli ekipleri hatta cılızda bir o kadarda ayakta duracak mecali kalmamış boksörleri de antreman niyetine yendiğimiz için ve yeneceğimizi başka arkadaşlarımaza önceden söylediğim için ''Bak görüyon mu? Yine biz yendik!!'' dEyip doğru düşündüğümü gösterdiğimden egomu tatmin edebiliyordum. Bu haklı gurur, ego tatmini maçın dışına da çıkar mahallemizde de yaşardım.

Ancak bir haftasonu ilginç bir şey oluvermiştir. Ufacık tefecik ancak bir hayli asi ve yenilgiyi tahammül edemeyen boksör rakibimiz oluvermiştir. Bu maçın sonucu maçın başından bellidir aslında, tabii ki de biz yenecektik. Yani hiç olur mu iri yarı, kaslı kuvvetli bir adamın ufacık tefecik bir rakibe yenilmesi.!! İmkansız gibi bir şey.. Ancak dikkatimi çekti; bu ufacık adamın bu yenilgiyi hiç kabul etmiyordu ve boksörümüze yumrukları yerleştiriveriyordu. Benim de yüzümde gülümse oluşuveriyor, beni takip eden arkadaşlarda bu gülümsemeyi farketmiş olmalı ne gülüyon salak cinsinden bana bakıyorlar. Maçın sonucu maçın başından bellidir, kesin biz yenecektik ve yendikte.. Ama benim kafamda soru işaretleri oluşmuştur bir kere!! Yendiğimiz için sevinçten zıpzıplıyor olmam gerekirken, üsttümde acaip bir ağırlaşma oluvermiştir. Soru işaretleri artık kelimelere cümlelere dökülmesi gerekir.

Soruyorum arkadaşlara

'' Birader bu rakip kimdir, kimlerdendir?''

Cevap daha tuhaftır.

'' Olum o sizin mahallenin çocuğu, filancalardan bilmiyorsun?''derler.

Alla alla hiç görmemiştim, bazen gazetelerde küçük bir sütünda adını hatırlar gibiyim, bazen de televizyonlarda maçlarından bir kaç saniye görmüşlüğüm var gibi, hatta senede bir kaç kezde bu herifi yendiğimizi de hatırlıyorum. Demekki önceki galibiyet coşkularım içinde bu çocukcağıza aldırış etmemişim. Halbuki yapısında bir kabullenmeme var, ve bu kişilik tam da bana göre.. Hayret bir şey nasıl kaçırmışım bunu diyerek düşünüyordum.

Mahallemin çocuğu artık beni meşgul edip duruyordu. Mahallede her an karşılaşmam lazım ya da mahallemin çocuğundan mahalle efradı bir kaç kelam ediyor olması lazım. Yani tamam ufacık bir şey ama yine de mahallemizin çocuğu.. Hep karşı mahallede ki kaslı kuvvetli boksörler konuşulur, hatta bunlar için tartışılır bu da yetmiyormuş gibi bir de yeri geldiğinde kavga edilirdi. Bi de bu kavga gürültü içinde bu işin zevkinden bahsedilirdi, mazoşist bir ruh hali.. Gerçi bir hafta önce bende böyleydim ancak bana ne oldu anlamıyorum.

Mahallemin cocuğu gazetelerdeki küpküçük sütunlarda olmasına rağmen dikkatimi çeker, televizyonlardaki bir kaç saniyelik yayınlar için yanımdakileri susturur o yayına dikkat kesilirdim. Herkes de gayet mal mal bana bakarlardı, hem de beni gerizekalı olarak adledenler bile olabiliyordu.

İçte yine bir haftasonu ve yine bir boks maçı..Bu sefer maç mahallemdedir ve gözüme çarpan ringdeki bizim mahallenin çocuğudur. Yine asi, yine tekelci düzene karşı bir tavrı vardır ve bu düzeni bir türlü kabullenemeyen yüz ifadesine sahiptir. Tribünde on binler vardır ve neredeyse hepsi o asi çocuğun rakibini desteklemektedir. Mahallemin çocuğu mahallesinde yalnızdır. Mahallemin çocuğu iri adama yumruğu bir yerleştirir ve bir an sevinç çığlığı atıveririm. Herkes bana bakar, arkadaşlarım bana bakar...

Ben ''bak görmüyormusun ne yumruk attı ama'' deyip kısa süreli sevinç yaşıyorum.

Yanımdaki de artık bu tavrımın hiç bir anlamının olmadığını dile getirme gereği duyar.

'' Bak bilader bu boks içinde olabilecek bir yumruktur. Bir yumrukla maç kazanılmaz; yani yine biz yeneceğiz bak görürsün'' der.

Ben aldırmam çünkü yumruğu yerleştirdi bi kere yaff... Maçın sonu olur, bizim mahallenin çocuğu yedi seksen ringde uzanmış vaziyettedir. Beni uyaran bilader de haklı bir gururla yanıma yaklaşır ve bak ben demiştim deyip egosunu tatmin edip yanımdan uzaklaşır. Benim tabi boynum büküktür, mahallemin çocuğu ringde sürünüyor ve ben benim mahallemde mahalemin çocuğuna yardım elimi uzatamıyorum. Ne acı ama.!!! Aslında mahallemin çocuğunu resmiyette tutmuyorum ve benim tuttuğum diğer mahallenin kaslı kuvvetli boksörü kazanmıştır. Yani sevineceğim aslında çok şey vardır, amma velakin yok olmuyor, sevinemiyorum.

Mahallemin çocuğunun maçına tekrar gidiyorum, yumrukları rakibine resmen saydırıyor. Ben yine seviniyorum, bana yine sevinme yine şampiyon olamayacaksınız; bu maçı kazansanız da şampiyonluk bizim diyorlar. Düşünüyorum, cidden doğru söylüyorlar. Ancak ben mutluyum bilader mahallemin çocuğu düzene uyupta pes etmedi hala diyorum...

Artık mahallemin çocuğunu görmem gerektiğini hissediyorum, ona iltifatlar edip, az da olsa desteğimi vermek istiyorum. Sonuçta o da insan.. O da aciz, onun da bir dayanma noktası var.. Mahallemin çocuğuna manevi desteğimi verdiğimde en azından direnci artmış olur diye düşünüyorum... Mahallem de araştırıyorum, mahallemde bu asi çocuğa desteğini sadece bir kaç kişi veriyor...İlk önce umutsuzluğa düşüyorum, ama asilik var ruhumda yaff.. Toplanıp baklavamızı alıp mahallemin çocuğuna ziyarete gideceğiz güya.. Bir yer belirleyip şuraya gelin diyoruz kendi aramızda.. Amma velakin toplandığımız yerde 4 bilemedin 5 kişilik dev (!) bir kortej oluşturuyoruz. Aman nasıl bir destek bu! Mahallemin nüfusu milyonlarla ölçülüyor, ancak destekleyen biri elin parmağıyla ölçülemiyor bile.. Olsun herşey zamanla çoğalır.. Bir bakmışsın bir başka zamanda 4-5 kişi değilde 10-15 kişi gideriz.

Monolok halinde

'' Saçmalama bilader 10-15 kişi milyonların yanında dikkate alınamayacak kadar az bir sayı''

Kabullenmeyen ruhum anında cevabı yapıştırır

'' Koçum 4-5 kişi eğer 10-15 kişiye çoğalırsa 2 hatta 3 kaç artırmış oluyoruz desteğimizi''

Mhalemin çoçuğu bu durumdan memnundur ancak karamsarlıkta yok değildir. Mahalemin çocuğunun antrenörü bile diğer mahalenin kaslı kuvvetli boksörünü destekler, şampiyonluğuna sevinir. Bu durumda nasıl karamsar olunmasın ki? Ama ben mahalemin çocuğuna güveniyordum. Ne de olsa mahalemin çocuğu.. Tamam ben boksu seviyorum ve kaslı kuvvetli boksörün aldığı galibiyet benim göz zevkimi doyurabiliyor ancak mahalemin çoçuğunun yenildiği maçlarda attığı yumruk daha da zevk veriyordu bana..

Yine maç günü gelmiştir. Ancak mahalemin çocuğu gayet miskin, kabullenmiş bir tavrı vardır. Rakibi onu hallaç pamuğu gibi bir oraya bir buraya fırlatıp duruyordur. İşte o görüntüler sayesinde kafamdan aşağı kaynar sular dökülmüştür. Utanıyorum, sıkılıyorum, mahalemin çocuğuna içimden sövüyorum; ulan yenilde savaşarak yenil, rezil herif diyorum... Herkes benle dalga geçiyor. Zaten onlar her zaman kendi kaslı kuvvetli takımlarının galibiyetleriyle sürekli beni mahçup etmeye çalışıyorlar. Ama beni pek de alakadar etmiyor aslında..

Mahalle de mahallemin çocuğu ile karşılaşıyorum ve ağzıma geleni yüzüne söylüyorum. Mahallemin çocuğu da utanıp sıkılıyor, morali alt üst oluyor. Sonra pişman oluyorum. Tamam dostum, özür dilerim; sana inanan, güvenen hala insanlar var. Sen bu boks hayatına bile sana yapılan haksızlığa karşı çıkarak başladın, senin boks forman bile yoklukta rasgele bulunmadı mı, sonra mahallemizin en güzel çiçekleri olan Gelincikle sana sunmadık mı? Gelinikte bile bir kabullenmeme var, mahalemizin sert iklimine karşı uçsuz bucaksız tarlalarda boy gösterir ve mahalemize güzellikle katar. Hatta seni mahalemizin ünlü keçisine benzetmedik mi? Üzerinde ki formanın rengi senin bu kişiliğin sayesinde başka boksörlere örnek olmadı mı? Bak bilader senin içinde hala o asi ruh var.. Buna sadece ben değil, sayımız az olsa da inanıyoruz. Yaşama sen keçinin ruhuyla başladın, nasıl bir anda bu ruh uçup gider? İşte buna inanmıyorum.

Belki bu saatten sonra gaza gelecektir Mahalemin çocuğu... Ancak Mahallemin çocuğu o asi ruhu kaybetmemesi için desteğe ihtiyacı var. Ama ben inanıyorum ki Mahallemin bu çocuğu sahipsiz kalmayacak.

Mahallemin çocuğu kimdir diye sorarsanız o çocuk Gençlerbirliğidir, Mahalem de Ankaradır, Mahalemin çocuğunun antrenörü İlhan Cavcavdır, Mahallemde diğer mahalle çocuğuna desteğini sonsuz bir şekilde veren Ankara halkıdır. Boksta aslında futbol maçıdır. Gençlerbirliği'nin kuruluşundaki kabullenmeme olayı da hak etmelerine rağmen okul takımına alınmayan ve kendilerine takım kuran liselilerin hikayesidir. Gençlerbirliği'nin rengini örnek alan takımı da siz araştırın.. O da bir efsane olmuştur, benim mahalemin çocuğu olmasa da onda da Mahallemin çocuğunun ruhu vardır.



Ender Bediz

http://www.haydigencler.com/index.php?ID=forum&am ...28&s=2


Aksit Ozkural

8 yıl önce - Sal 09 Ksm 2010, 01:19

Ender'cigim,

Ne muthis bir yazi yazmissin be kardesim.

Cok keyif aldim.

Aslan kardesim benim.



Serdar_Valerii

8 yıl önce - Cmt 13 Ksm 2010, 02:04

Akşit Bey ve Onur'u ben önceden alkaralar.com sitesinden de biliyordum. Siteye 2003 den beri üyeyim.İlk yıllarda amacım GB taraftarlarını BASKETBOL tribünlerine çekmekti. Bir maçlık da olsa bunu başarmıştım .2008 Play-off son maçı TT-BJK maçıydı .

Benim isteğim GB basket takımının yeniden canlanması. Bildiğim kadarıyla Akşit Bey GB basket takımında yer almış. GB yönetimi basketbıl takımını canlandırsa , şu an ligde can çekişen Telekom'a alternatif olabilir. Telekom yıllarca bizi mutlu etti , Ankara basketboluna hizmet etti fakat bu yıl bırakın Play-Off'u ligde kalsa şükredeceyiz. GB tekrar takımı canlandırırsa TBL'ye kadar çıkabilir. Basketbolun B'si ile alakası olmayan Trabzonspor çıktıktan sonra GB niye olmasın.


onurnazliaka
8 yıl önce - Cmt 13 Ksm 2010, 02:17

Alıntı:
Akşit Bey ve Onur'u ben önceden alkaralar.com sitesinden de biliyordum. Siteye 2003 den beri üyeyim.İlk yıllarda amacım GB taraftarlarını BASKETBOL tribünlerine çekmekti. Bir maçlık da olsa bunu başarmıştım (2008 Play-off son maçı TT-BJK) .

Benim isteğim GB basket takımının yeniden canlanması. Bildiğim kadarıyla Akşit Bey GB basket takımında yer almış. GB yönetimi basketbıl takımını canlandırsa , şu an ligde can çekişen Telekom'a alternatif olabilir. Telekom yıllarca bizi mutlu etti , Ankara basketboluna hizmet etti fakat bu yıl bırakın Play-Off'u ligde kalsa şükredeceyiz. GB tekrar takımı canlandırırsa TBL'ye kadar çıkabilir. Basketbolun B'si ile alakası olmayan Trabzonspor çıktıktan sonra GB niye olmasın.

O günden bir hatıra: http://img143.imageshack.us/img143/3953/5214q.jpg

22 Mayıs 2008 perşembe günü oynanan TT-BJK play-off karşılaşmasında ben de tribündeydim. Karşılaşmayı hep beraber izlemiştik, TT çok rahat ve güzel bir oyunla BJK'yi yenmişti. O günü çok iyi hatırlarım.

Gençlerbirliği eski dönemlerde amatör branşlara çok önem veren bir kulüptü. Eski başkanlarımızdan Hasan Şengel'in bizzat aktarımına göre 13 şubede faaliyet gösteren bir yapıydı Gençlerbirliği. Futbol temeldi belki ama bunun yanında kayak, yüzme, basket gibi dallarda da faaliyetler vardı. Hasan Başkan amatör branşlardaki faaliyetleri sosyal sorumluluk olarak değerlendirdiğini ifade etmişti. Ancak 70'li yıllarda sosyal sorumluluğun bilinciyle 13 branşta faaliyet gösteren, Türkiye şampiyonlukları kazanan Gençlerbirliği şu anda sadece 2 branşta faaliyet gösteriyor: Futbol ve bovling.

Gençlerbirliği'nin basketbolla tek alakası ne yazık ki ara sıra düzenlenen basketbol okullarını aşamıyor. Basketbol ille de TBL'ye yükselmek için düzenlenecek bir dal olmayabilir. Gençlerbirliği hali bugün amatör sporlar açısından çok kötü. Basketbol ve voleybolda faaliyet göstermek de şart, yine bunun yanısıra kulübün branş gösterebileceği ve pek de maliyeti olmayan amatör sporlarda artışa gidilmesi Gençlerbirliği'ni 70'li yıllarda sosyal sorumlulukları paylaşan, duyarlı yapısına geri döndürür. Alt düzeyde gerçekleşen basket okullarının sistemleştirilmesi ilk aşamada en önemlisi. İlerleyen dönemlerde çeşitli kademeleri oluşmuş bir basketbol şubesi günü geldiğinde daha alt yaş kategorilerinde yerini edinmiş olacak ve as takımı da 2. Lig'e rahatlıkla girebilecektir. Yolun sonu da TBL olacaktır. Şu gün bir basketbol çalışmasına başlansa 6-7 sene sonra Gençlerbirliği basketbol takımı her kademesi şahane bir ahenk içerisinde işleyen sporcu yuvasına dönüşür.

Peki bu hayal gerçekleşir mi? Ankaragücü'nün basketbola girdiği bir ortam var, ki onlar çok doğru bir iş yapıyorlar. Ancak şu süreçte futbol bile bazı zamanlarda kulübe bol geliyor. İstense gerçekleşir ama ne yazık ki gerçekleştirmek istemezler.



enderbediz

8 yıl önce - Cmt 13 Ksm 2010, 22:28

Bu arada yarın Ankara 19 Mayıs Stadında 16.00da Gençlerbirliğimizin Beşiktaş ile maçı var.. Şu maçı alırsak kendimize güvenimiz gelir.. Ancak acaip çok eksiğimiz var..

onurnazliaka
8 yıl önce - Cmt 13 Ksm 2010, 22:35

Alıntı:
Bu arada yarın Ankara 19 Mayıs Stadında 16.00da Gençlerbirliğimizin Beşiktaş ile maçı var.. Şu maçı alırsak kendimize güvenimiz gelir.. Ancak acaip çok eksiğimiz var..

Eksikler çok. Takımın 9 hafta işlevsiz kılınan elemanı Zec gerçek yerine geçince çok can yaktı. Ancak bu sefer ondan mahrumuz. Onun açığını kapatmak zorlu olacak. Kendisinin yerine 9 hafta boyunca konulan Billy Mehmet'in hiç bir iş yapmadığı sabit. O değerli, biricik mevkimiz olan forveti sözde pivot santrofor Billy Mehmet'e vermenin alemi yok. O mevki için şu an her halde en iyisi Smeltz olacaktır. Hiç olmazsa striker diye tabir edilen vurucu bir oyuncu, kanatların ve özellikle Hurşut'un çok iyi işler çıkaracağını düşünürsek Smeltz kendisine servis edilecek topları değerlendirecek yegane adam. Bunun dışında da son 2 haftadaki anlayış sürdürülürse güzel bir oyun oynamış ve karşılaşmayı almaya çok yaklaşmış oluruz.


Berk
8 yıl önce - Cmt 13 Ksm 2010, 22:41

Genclerbirliginin Genclerbirligi oldugu zaman..
su taraftara, ambiyansa baksaniza..ne kadar guzelmis..simdi de keske oyle olsa..
Genclerin avrupada tarih yazdigi maclardan bir tanesi daha..rakip valencia..sonuc 1-0 : )




sayfa 3
« önceki   1234 ... 444546   sonraki »
ANA SAYFA -> ANKARA - Haberler ve Sohbet