Ne orumcek, ne yosun,
Ne mucize, ne fusun;
Kabe Arabın olsun,
Cankaya bize yeter!
Kemalettin Kamu
Alıntı:
Kemalizmin bir din olmadığını...
Atatürk'ün peygamber olmadığını...
Anıtkabir'in türbe olmadığını...
Atatürk'e yapılan saygı gösterilerinin ibadet olmadığını...
Atatürk heykellerinin put olmadığını
İdiyodlar, embesiller bile biliyor;
Peki bazı kişiler neden aksini savunuyorlar ? Onların zekaları daha mı geri ?
Asla !
Peki neden öyleymiş gibi konuşuyorlar ?
CEVAP: Şeytanlıklarından...
aslında acaba kim şeytanlık yapıyor bunu tartışmak lazım!
Cumhuriyet kavramının daha benimsenmediği bir dönemde ideal bir demokrasi uygulanmıyor diye Atatürk'ü eleştirmek, ya cahillik ya da art niyettir
Asıl cehalet Mustafa Kemal'i tanımadan tanıyormuş gibi yaparak körü körüne onu savunmaktır.Asıl cehalet Mustafa Kemal'i olmayan vasıflarla tanımlamak ona ideolojik kılıf uydurmaktır. Asıl cehalet ne savunduğunu bilmemektir. Benim başucu kitaplarımdan bir tanesi Nutuktur. En çok okuduğum sık sık bakma gereği duyduğum bir kitaptır. Mustafa Kemal'in hemen hemen tüm sofra arkadaşlarının anılarını okudum ve okumaya devam ediyorum.
Mustafa Kemal'in diktatör olması hakaret değildir. Bu tanım doğrudur. Aksini isbat etmek abesle iştigal olur. Ve fakat sende çıkarsın dersin ki ''diktatörlük o dönemde kötü bir şey değildi'' Saygı duyarım. Ama demokrattı dersen gülerim, alay ederim. Biraz ısrar edersen yalancısın derim.
Mustafa kemal ilkesizdi derken ideolojik ilke anlamında kullandım ben bunu.Yazının tümünü alın.
Mustafa Kemal'in elbette ilkeleri vardı, siyasi ilkeleri vardı. İnsanları kullanma konusunda deha idi. Yönetme kabileyeti çok yüksekti.
Cumhuriyet kavramının daha benimsenmediği bir dönemde ideal bir demokrasi uygulanmıyor diye Atatürk'ü eleştirmek, ya cahillik ya da art niyettir.
halkın seçim yapabileceği alternatif bir partinin bile var olamadığı (oldurulmadığı) bir sistemin nesine bu kadar hayran oluyorsunuz ? ! nedir cumhuriyet bir söyleyin de bilelim artık.
ayrıca eleştirilmeyecek insan yoktur. bu sebeple insanlara cahil ya da art niyetli diyemezsiniz.
Cumhuriyet kavramının daha benimsenmediği bir dönemde ideal bir demokrasi uygulanmıyor diye Atatürk'ü eleştirmek,
İdeal bir demokrasiden vazgeçtik.. Demokrasinin "D"si var mıydı? Tek parti dönemi "cumhuriyet" adı altında tam bir saltanat uygulamasından başka birşey değildir.. Hatta saltanata rahmet okutacak uygulamaların sahneye konduğu bir dönemdir.. Yahudi ağzıyla en müstebit sultan olarak lanse edilen Sultan Abdülhamid'in otuzüç senelik iktidarı döneminde idam edilenlerin sayısı 11'dir.. Ama tek parti dönemindeki kurbanların gerçek sayısı halen muammadır.. Yüzlerle ifade eden de vardır, binlerle de.. Çünkü İstiklal mahkemeleri mırın kırın edenlerin üzerinden tabiri caizse silindir gibi geçiyordu.. Memlekette tek muhalifin ses çıkarması imkansız bir korku rejimi hüküm sürüyordu.. Bunlar tarihi hakikatlerdir.. Ve Orhan Bey'in yukarıda yaptığı, bunları dile getirmekten ibarettir.. Bir tespittir.. Eksiği vardır, fazlası yoktur.. Şimdi böyle bir tespitin kimseye hakaretle bir ilgisi yokken neden konu her zamanki gibi kişiselleştirilerek kanun koruması altındaki Atatürk'e getirilmeye çalışılır anlamak mümkün değildir..
1920'de İstanbul Hükümeti'nin imzaladığı, Sevres Antlaşması'nın önemli birkaç maddesi şu hükümleri içeriyordu.
Sınırlar (madde 27-36):
"Edirne ve Kırklareli dahil olmak üzere Trakya'nın büyük bölümü Yunanistan'a, Ceyhan-Antep-Urfa-Mardin-Cizre kent merkezleri Suriye'ye bırakılacak, İstanbul Osmanlı Devleti'nin başkenti olarak kalacak..."
Sevres'in Boğazlar'a ilişkin maddeleri (madde 37-61):
"İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi silahtan arındırılacak, savaş ve barış zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacak; Boğazlarda deniz trafiği on ülkeden oluşan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecek; komisyon gerekli gördüğü zaman Müttefik Devletlerin donanmalarını yardıma çağırabilecek..."
Sevres'in Güneydoğu bölgemize ilişkin maddeleri (madde 62-64):
"Kürt Bölgesi: İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat'ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti'ne bağımsızlık için başvurabilecek..."
Sevres'in Ermenistan'a dair maddeleri (madde 88-93):
"Osmanlı Ermenistan Cumhuriyetini tanıyacak; Türk-Ermeni sınırını hakem sıfatıyla ABD Başkanı belirleyecek." Başkan Wilson 22 Kasım 1920'de verdiği kararla Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan'a vermişti.
Sevres Anlaşmasında Azınlık Hakları (madde 140-151):
"Osmanlı din ve dil ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit haklar verecek, tehcir edilen gayrımüslimlerin malları iade edilecek, azınlıklar her seviyede okullar ve dini kurumlar kurmakta serbest olacak, Osmanlı'nın bu konulardaki uygulamaları gerekirse Müttefik Devletler tarafından denetlenecek..."
Sevres'in askeri konulara dair (madde 152-207) maddeleri:
"Osmanlı'nın askeri kuvveti, 15.000'i jandarma olmak üzere 50.000 personelle sınırlı olacak, Türk donanması tasfiye edilecek, Marmara Bölgesinde askeri tesis bulunduramayacak, askerlik gönüllü ve paralı olacak, azınlıklar orduya katılabilecek, ordu ve jandarma Müttefik Kontrol Komisyonu tarafından denetlenecek..."
Bu pespaye vesikayı yırtıp atan, bitmiş, tükenmiş, yıkıntı Osmanlı harabesi üzerinde yeni bir devlet inşa etmiş bir büyük insana bu sayfalarda edilen küfürleri sahiplerine iade ediyorum.
Ve Orhan Bey'in yukarıda yaptığı, bunları dile getirmekten ibarettir.. Bir tespittir.. Eksiği vardır, fazlası yoktur.. Şimdi böyle bir tespitin kimseye hakaretle bir ilgisi yokken neden konu her zamanki gibi kişiselleştirilerek kanun koruması altındaki Atatürk'e getirilmeye çalışılır anlamak mümkün değildir..
Fikirlerimiz pek fazla uyuşmasa bile Orhan beye saygım vardı, bugünkü yazısına kadar tabiki...
Turgay34 kardeşimin Orhan beyi koruma çabasını anlayabilmiş değilim. Çaba belki taktire değer ama boyutu tutturamamış, minareden küçük kılıfla gelmiş.
Lütfen Orhan beyin o yazısını tekrar tekrar okuyunuz, Atatürk'ten başka anlatılan, hedef alınan ikinci bir şahıs varmı???
Durum böyleyken birde bizlere ''neden konu her zamanki gibi kişiselleştirilerek kanun koruması altındaki Atatürk'e getirilmeye çalışılır anlamak mümkün değildir.. '' suçlamasında bulunmanız abeste içtigal etmek değildir de nedir Allah aşkına???
NOT: Allah adını bilerek kullandım, Allah korkuları vardır diye umut ediyorum en azından...
Atatürk'e düşman olmak.. Gerçekten garip geliyor bana..
Alıntı:
sana garip geldiğin için muhalefettesin ömür boyu. iktidara gelemiyorsun. bir gün garip gelmediğinde iktidar olacaksın. eğer o gün gelirse.
Bu nasıl bir zihniyettir? Ne söylemeye çalıştığının farkında mısın? Ne yani iktidara gelenler Atatürk düşmanı mı ? Sevmezsin olabilir, saygı dahi duymazsın amenna fakat Atatürk'e düşmanlık ayak bastığın bu toprağın hainisin demektir.
Lütfen Orhan beyin o yazısını tekrar tekrar okuyunuz, Atatürk'ten başka anlatılan, hedef alınan ikinci bir şahıs varmı???
Orhan beyin yazısını defalarca okudum.O yazıda durum tesbiti var. Hakaret ve hedef yok .Tesbitlerimde varsa yanlışlık gösterin. Hemen düzeltmeye hazırım. Tekraren diyorum ki Mustafa Kemal'in bağlı olduğu bir doktirin ve ilke yoktu. Durum ve şartlar neyi gerektiriyorsa o şekilde hareket ediyordu. Elinde hazır recete yoktu. Şabloncu değildi. İdeolojik saplantıları ve ilkeleri yoktu. Size hakaret gibi gelen bu tesbitim bana göre bir övgüdür. İdeolojilerİn dar kalıplarına sıkışmadan davranış göstermek siyaseten övgüye değerdir. Bence asıl Mustafa Kemal'e hakaret onu şabloncu göstermektir. ONA BİR İDEOLOJİ YAPIŞTIRMAKTIR. ASIL İFTİRA BUDUR.
Tarih ve tarihi şahsiyetler sevgi kin gibi duygusal tepkilerle açıklanamaz. Biz burda Mustafa Kemal'i öğrenmeye gayret ediyoruz. Mustafa Kemal'e iman esaslarını tartışmıyoruz.
Birileri sürekli Mustafa Kemal üzerinden siyasete yön vermek istiyorsa ve onun üzerinden fikir ve inanç dünyamıza müdahale ediyorsa evet Mustafa Kemal'in olmayan varlığı bizleri rahatsız edecektir. Rahatsız olmamızdan rahatsız olanlar varsa bu onların sorunu. Rahatsız oluyorsak bundan size ne? Bu bizim sorunumuz. Ne hakla insanları ahmaklıkla suçluyorsun?
İnsanlar Kemalist rejimden acı çekiyorsa yüzlerini buruşturma hakları da yok diyorsunuz.
ROBOT GİBİ DUYGULARINI GÖSTERMESİN ÖYLE Mİ?
Kemalizm budur işte. İNSANLARA ACILARINI DAHİ YAŞAMA HAKKI TANIMAMIMIŞTIR.