kurulan cumhuriyete gösterilen büyük bir saygıdır o kadar. Atatürk büstleri ya da heykelleri de bunun sadece bir sembolüdür.
Budistler de aynen öyle diyor... Tanrılara "sembolik olarak" çiçek, yiyecek falan sunuyorlar.
Eğer her meydana, her okula hem de kanun zoruyla Atatürk heykeli ve büstü yapılması şart koşuluyorsa, her sabah bunun önünde and içilmesi kanunen zorunlu ise "saygıdan yapılıyor" diyemeyiz. Bu bir zorlamadır. Hatta geçtim Türkleri, dini inanışları gereği kendi babalarının mezarını bile ziyaret etmeyen Arap devlet adamları ülkemize gelince Atatürk'ün mezarında çeşitli ritüelleri yapmadıkları için kınanıyor. Daha da kötüsü, birisi Atatürk ritüelini tam yaparsa, aslında belki ülkemizin en büyük düşmanı bile olsa "tamam bu bizden" zannediliyor. Çünkü şekilcilik bu kadar sığdır. Bırak kim gerçekten saygısından heykel dikerse diksin, sevmeyeni de zorlama. Kanun zoru ile koruma altına alırsan bir anlamı kalmıyor ki.
Arap devlet adamları ülkemize gelince Atatürk'ün mezarında çeşitli ritüelleri yapmadıkları için kınanıyor. Daha da kötüsü, birisi Atatürk ritüelini tam yaparsa, aslında belki ülkemizin en büyük düşmanı bile olsa "tamam bu bizden" zannediliyor.
Burası Türkiye. Her ülkenin yabancı devlet adamları için bir protokolü vardır, buna uymayan devlet adamları gelmesin, her gelene göre ayrı bir protokol uygulayacak kadar küçük ve karaktersiz bir ülke değiliz.
Anıtkabiri ziyaret eden herkesin dost olmadığını hatta bazılarının düşman olduğunu herkes çooook iyi biliyor hiç endişe etmeyin
kaç sene geçti hala Atatürkü sindiremediniz bi türlü bide bu heykel lafı çıktı.Niye bu kadar rahatsız oluyosun Atatürk Büstünden anlamak mümkün değil.
Bazı uyanıklar ısrarla konuyu Atatürk'ün şahsına getirerek, insanların asıl rahatsızlık duydukları ve doksan yıldır hazmedilemeyen bir takım icraatları gözden kaçırmaya çalışıyorlar.. 1923-1950 arasında hüküm süren zihniyetle ilgili en ufak bir sorgulamayı dahi Atatürk'ün kişiliğiyle irtibatlandırıp yukarıdaki arkadaşın dediği gibi "Atatürk'ü sindirememek"le suçlanıyorsunuz.. Kimsenin Atatürk'ün şahsıyla bir alıp veremediği yok ki..
Ayrıca zorla kimseyi kimseye sevdiremezsiniz de.. Aslolan saygıdır.. Saygı mecburidir.. Atatürk'e saygısızlık yapılmasına kimse razı olamaz.. Ancak saygıda ölçü çoktan kaçmıştır.. Hele saygı devlet marifetiyle metazori empoze edilmeye kalkılırsa tamamen ters etki yapar.. İnsanüstü, dokunulmaz, eleştirilmez, tabu yerine koymaya devam edildiği sürece de bu tartışmalar hiçbir zaman bitmez.. Anaokulundan başlayarak, üniversite son sınıfa kadar insanlara aşırı saygı seremonileri empoze edilmesi zaman zaman samimi Atatürkçüleri bile üzecek boyutlara ulaşmaktadır.. Yanlış olan budur!
Hocaefendiyi de işin içine katmasalar olmayacak Oysa hocaefendinin ilmine ve gayretine hürmet ediliyor. Kimse Hocaefendinin resmini duvarına asmıyor. Kimse hocaefendinin himmet ve gayretleriyle açılmış okullarda hocaefendi adına tazimde bulunmuyor.
Mustafa Kemal'in icraatlarına saygı duymak farklı bir şey O'na her sabah tazimde bulunmak farklı bir şeydir. İkinci yapılan şey ibadet kategorisine girer..
Mustafa Kemal'i tartışılamaz görmek O'nu ilahlaştırmaktır. Bu yapalan da şey İlahlaştırmaktır.
O'nun gösterdiği yolu değişmez kabul etmek onun izinden ve onun çizdiği sınırların dışına çıkmamak O'nun görüşlerini dinselleştirmektir.
Rab , Din , İbadet gibi kavramların etimolojisine ve termolojisine hakim olanlar bunun böyle olduğunu pekala bilirler.
İbadet kelimesi Arapça olup ABEDE kökünden gelmektedir."İtaat etmek, boyun eğmek, tevazu göstermek, bağlanmak ve hizmet etmek" anlamına gelmektedir.Anlam budur. İbadet deyince bazılarının aklına Namaz oruç gibi şeyler gelmektedir. Oysa ibadetin kapsamı çok geniştir. Allah bizden sadece kendisine kulluk etmemizi istemektedir.
“Ey Adem oğulları, Ben size şeytana ibadet etmeyin, o size açık bir düşmandır, diye and vermedim mi?” (Yasin Suresi: 36/60)
Ademoğulları sanmayın ki şeytana kurban kesip şeytan için oruç tutuyordu. Şeytana itaat ediyorlardı. Onun çizdiği yoldan gidiyorlardı.
“Allah'ı bırakıp bilginlerini ; rahiplerini ve Meryem oğlu Mesîh'i rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O'ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır.” (Tevbe Suresi: 9/31)
En son Orhan Kınık tarafından Çrş 03 Ksm 2010, 13:00 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
Arkadaşın paylaştığı inek haberi bile gösteriyorki o büst yüzünden insanlar nasıl bir korku çekiyor. Tüm köyün ifadesi alınmış hayvanın sahibi korkmuş hayvanı sürgüne göndermiş. Bir insan böyle korunmak insanlar korktukları şeyleri zaman gelir yok eder. Korkuyla baş etmenin en kolay yolu budur. Neden yasalarla bir insan korunur ki. Onun diğer insanlardan ne farkı var. Siz birini yasalarla korur ona laf söyletmezseniz en sıradan insan bile bunun altında bit eniği arayabilir aramasından daha doğal birşeyde yoktur. Türk tarihinde veya insanlık tarihinde bu olayın başka örnekleri var mıdır? Gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Bir insanın yaptıkları eleştirilebilmelidir. Hiçbir insan bir başkası hakkında iyi konuşmak iyi davranmak zorunda bırakılamaz. Bu insanın insan olması ve hür irade kavramına aykırı ve insan haklarına ters bir durumdur. Yaradan bile insanı serbest bırakmış iyi ve kötüden birini seçmekte insanı kendi iradesi ile başbaşa bırakmıştır. Peki neden insanoğlu kendisini duvarlar ve kalıplar içerisine sokma derdinde.
Yabancı devlet başkanlarının Anıtkabir ziyaret mecburiyeti olması gariptir. Tabi Ankarayı ziyaret edenler için... Bu açıkça söylemem gerekirse, bu çağ da saçma..!
Bilmiyorum, diğer ülkelerin protokol esaslarında kabir ziyareti var mıdır ? Bu zorunluluk olmaktan çıksa da isteyen gidip Türkiye Cumhuriyetinin kurucusuna saygısını sunsa. Böylesi o devlet adamlarının bu milletle gerçek ilgisini de gösterir.
Heykeller konusu da gayet açık! Atatürk yaşadığı müddetçe diktiği heykeller nedir ? Veya sonrası... Dikilen heykeller var ama 5-10 geçmez.
Şimdi her okulda bir büstü hatta her devlet dairesinde büstü ve her oda da bir fotoğrafı, resmi bir şeysi var. Hatta bunlara Atatürk diyemiyeceğin taş yığınları olarak bakmak da mümkün. En azından ben öyle bakıyorum. Zevksizlik abidesi!
Bana sorsalar tarihi nitelikte olan, Samsun, Bursa, Konya, İstanbul belki bir kaç tane daha heykeli dışında bıraktırmazdım bunlardan. Yararından çok, zararı olduğunu düşünüyorum. Atatürk'ün önemi laçkalaşıyor...
İnsanlar alışmış artık dikkat dahi çekmiyor.
Zaten turistlerde bu farkındalığa şahit oluyorsunuz. Tabi eleştirilerinde samimiyetsiz olanlarda vardır. Ama bu artık fazla olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Bu işi put, din, Allah nezdinde irdeleyenlerin de ki bu şekilde bakanlar var, farkedemedikleri durum bunun bir ifade ve anlatım şekli olduğudur. 7 sanat diye bir şey duydular mı bu kişiler bilmemem ama şöyle söylersek daha iyi anlaşılabilir.
Müzik dinliyor musunuz ? Hüznü, şehveti, aşırılığı ifaden edenler haramdır denir.
Tiyatroya gidiyor musunuz ? İslamı kaidelere göre icra edilmeyen haram, tiyatroya göre ise, kaidelere göre, kurallarla sınırlandırılmış tiyatro haram. (Tamam saçmaydı... Kim gidiyor ki ? Bundan zarar gelmez.)
Ya da edebiyat, seviyoruz değil mi ? Ama islam'a aykırıysa anlattıklarını kim sever ?
Yapı, mimari ? Yedi sanattan biri. Sizce İslama aykırı olabilir mi ? Eh bakış açısına göre şehvetli yapılar hoş karşılanmaz sanırım. Görsel sanat sonuçta diğerleri için geçerli olanlar...
Sinema..! Kolay erişip, kolay tüketilen 7 sanatın 7.'si... Güzel sanatların dalı olarak, yansıtılabilir olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı!
Kısaca, yönetip çekebiliyor, yazabiliyorsam her konu! Toptan sinema haram mı ?
Peki, 7 sanatın en eskisi, sıralamanın birincisini toptan haram, yanlış, günah kılan nedir ? Tüm bunlar yapılabiliyorsa, hepsinin amacı görsel daha doğrusu duyusal hazım, zevk, ihtiyaç ise karşındakine dokunmaksa amaç ve sınırları yoksa neden sadece tümden resim ve heykelcilik haram olur ?
Atatürk büstleri, heykelleri rölyefleri konusunda haklı eleştirilerde. Heykele karşı olmak nedir onu anlayamam! Bu da görsel bir sanat sonuçta. Sonuçta İslama göre sinema, tiyatro, müzik, resim yapmak nasıl bir kısırlıksa, aynı şekilde dine uymuyor diye heykel eleştirisi yapanlar aynı kısır düşüncelerden sıyrılamazlar gibi geliyor.
Onu geçtim III. Murad oğlu Mehmet için, III Ahmed şehzadeleri için hipodrumda sünnet şöleni yaparken, her türlü devasa insan, hayvan heykelleri, mitolojik yaratıklar, kuklalar, bahçe, kale, vb. maketler geçirirken ne sorun vardı ?
Kaynak: Esin Atıl, Levni ve Surname, Bir Osmanlı Şenliği'nin Öyküsü - Nurhan Atasoy, Surname-i Hümayun: Düğün Kitabı.
yanlız ilkokulda bize iki Atatürk şiiri öğrettiler hala unutmadım
Atatürk yoktu
Düşman çoktu
Atatürk geldi
Düşmanı yendi
Birde
Saat dokuzu beş geçe Atam dolmabahçede
Gözlerini kapattı bütün dünya ağladı
Doktor doktor kalksana lambaları yaksana
Atam elden gidiyo çaresine baksana
Uzun uzun kavaklar
Dökülüyor yapraklar
Ben atana doymadım
Doysun kara topraklar
Sınıfta herkes aynı şiiri yazıyordu.
Hocada bu yüzden baya pataklıyordu çocukları.
Ülkemizin refah içerisinde yaşam kriterlerine, her sabah "sap" gibi dikilip "puta tapmak" yakışmıyor.
İşte ülkemiz için canını dişine takmış,düşünmekten saçları aklaşmış,mesaisi hiç bitmeyen birkaç insanın,şuan yaşadıkları mekanın ve yukarıdaki gibi vidaları gevşek cümleler kurabilme rahatlıklarının,bağımsızlıklarının,soyadlarının,ırklarının,şehit kanı ile sulanmış topraklardan yedikleri "kendi" ürünlerinin,hepsinden de önemlisi "Cum-hürriyet"in,Hür İradenin farkında olup "fark"ını görmezden gelmeleri; ancak ve ancak "bilgisizlik" ile açıklanabilir.
İyi niyetle düşünecek olursak, ülke iç disiplini olmaksızın ,geçmişteki edinimlerimizin dış mihraklarca yokedilerek,milli iradeyi kavramak isteyebileceklerini birilerinin ,bu kimselere anlatması iyi olur.
Banu Avar'ı önerebilirim. Bence en sade ve objektif anlatım dilini kullanan araştırmacı kendisidir.
Nasıl ki bugün minnet duygumuzu,duruşumuz olarak sergilediğimiz törenlerde dimdik duruyor isek,"millet" olarak karşıdan gelebilecek saldırılara da gözdağı veriyoruz fikrindeyim.Birlik bu milletin en güçlü silahıdır takdir edersiniz.Ve hiç sanmıyorum ki 3-5 zihnisinirin tasarladığı fikirlerle heykel ve törenlerden vazgeçelim
Törenlerin bazı kimselerin sırtında kanbur yaratmasındaki sebebi de rahatlıkla dış politikaya bağlamak mümkündür; günü kurtarmak dedikleri bu olmalı.
Nasıl ki bugün minnet duygumuzu,duruşumuz olarak sergilediğimiz törenlerde dimdik duruyor isek,"millet" olarak karşıdan gelebilecek saldırılara da gözdağı veriyoruz fikrindeyim.Birlik bu milletin en güçlü silahıdır takdir edersiniz.Ve hiç sanmıyorum ki 3-5 zihnisinirin tasarladığı fikirlerle heykel ve törenlerden vazgeçelim
Ben ülkemizde birlik olduğunu düşünmüyorum
Farklık ideolojik gruplar var ve birbirlerinden nefret ediyorlar
Bugün televizyonda Atatürkçü geçinenler
Meyhanede içerken veya arkadaş arasında hiçte Atatürkçü konuşmuyorlar
Çünkü onlar Sosyalist, Komunist ideolojideler
Şimdi birbirimizi kandırmayalım biz hiçte birlik değiliz
Mesela ben CHP lileri solcuları hiç sevmiyorum
Çünkü ben AK parti zihniyetindeyim