Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Atatürk'e İbadetiniz Yetti Artık! (Hadi Uluengin)
« önceki   123 ... 192021 ... 555657   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 20
cihan

12 yıl önce - Cum 22 Ekm 2010, 03:20



Dogukan

12 yıl önce - Cum 22 Ekm 2010, 06:38

Alıntı:
Hadi hadi çıkarın ağzınızdan baklayı, "belki İngiliz mandası altında olsak daha özgür olabilirdik" diyin.. Müslüman dostu ya İngilizler.. Ne kuyruk acısıymış yahu..


Bahsi gecen ve Neyzen Tevfik'e ait oldugu soylenen siir'i yazan ile mentalite olarak pek farkiniz yok acikcasi. Zorla milletin dusunmedigi, istmedigi ve taraftari olmadigi bazi seyleri, birseyleri soylemesini, karsiliginda da sizin "bakin ben dememismiydim!" demek icin can atmanizi eglenerek izliyoruz.

Kendinizi tatmin etme ihtiyaci duyuyorsaniz eger bu ihtiyacinizi gidermek icin kafanizi kullanmanizi ve simarik sokak cocuklari gibi "Aha sen yaptin, hadi soyle soyle! sen yaptin" sacmaliklarindan uzak durmanizi tavsiye ediyorum. Ayni tatmin cabasini bir arkadas bir şiir ile denedi ama ne yazik ki elinde patladi. Sizinde basiniza ayni seyin gelmesini istemem dogrusu

Bizlerin ne dusundugunu anlamak yerine, bizlerin ne dusundugumuze sizin karar verme cabalariniz artik bitmis olmanin, elde tutulur hic bir degerin ve tartisacak materyallerinizin kalmadigini gosteriyor. 80 senedir beyninizin laiklik, cagdaslik, kemalizm zirvaliklari ile yikanmis olmasinin getirdigi bir sureci tamamlamak uzeresiniz. Bunu tamamlarken elinizde kalan son camurlari giderayak atmaya ve milleti karalamaya calisiyorsunuz ama ne yazik ki beceremiyorsunuz. Millete zoraki hemde hic inanmadiklari seyleri soylettirmeye calismak gibi komik durumlara dusuyorsunuz.

Alıntı:
Bunun başka bir versiyonunu Alman din adamları Martin Luther'e söylüyordu: 1400 Senelik İncil'i Almancalaştırmak sana mı kalmış? demezler mi adama... Günümüzde ise o karşı çıkanlarla dalga geçiliyor kimin haklı olduğu anlaşıldı.. Luther öleli yüzyıllar geçti biz daha bu aşamadayız.. Peki aynı Atatürk'ün Kur'an tefsiri yazdırmasına ne diyorsunuz?


Oncelikle konulara ortadan girerseniz ve mesaj yazdiginiz kisinin mesajini okumazsaniz boyle berbat durumlara dusmessiniz diyerek baslamak istiyorum.

Martin Luther'in yaptigi ve anlasillmasi acisindan "incil'in latin dilinden Almancaya cevrilmesi icin yaptigi calismalarla benim soylediklerim arasinda bir tezat zaten yok. Onceki mesajimi okumus olsa idiniz zamaninda eger bizler Kuran-i Kerim'i baska dillere cevirerek diger insanlara ulastiramadi isek bizim beceriksizligimizdir demistim. Bunu bir hata olarak gordugumu belirtmistim.

Ancak sizin anlayamadiginiz yada anlamak istemediginiz nokta surasi; Martin Luther incil'i Almancaya cevirdigi zaman latince olan incil yasaklanmamistir ama Turkiye'de Arapca olan Ezan orijinal dilinden Turkce'ye cevrilmis ve orjinal hali yasaklanmistir. Burada insanlara Ezanin turkcesini sunmak degil dikta etmek vardir. Zorla bunu dinleyeceksin demek vardir. Ustelik butun bunlari yazarken ben tercumesi yapilacak Kuran-i Kerim gibi kocaman bir kitaptan degil topu topu 8 satirlik Ezan'in zorla turkcelestirilmesinden bahsediyorum.

Hem milletin dilini kesip cikaracaksin hayatlarindan hemde yeni dile uymuyor diye insanlarin 1400 senedir dinledigi, asik oldugu, can verdigi 8 satirlik Ezan'i yobazca yasaklayacaksin ve Turkce dinleyin diye millete kakalayacaksin.

Ayrica Martin Luther'den bahsederken kendisinin tam bir yahudi dusmani oldugundan, yahudi evlerinin yikilmasini vaaz verdiginden, sinegoglarinin yakilmasini her konusmasinda dile getirdiginden de haberiniz yok. Ayrica yahudi katliami sirasinda Nazi'ler tarafindan Martin Luther'in soylevleri tarihin tozlu yapraklari arasindan cikartilip yahudilere karsi kullanilmistir.

Bu arada Martin Luther denilen eleman butun Turkleri ve butun Papist olanlari dusmanlari olarak gormus ve ayni gozle baktigi yahudilerle ayni sinifa koymustur. 1543 yilinda kaleme aldigi "'On Jews and their Lies" baslikli kitabinda aynen soyle demistir ;

    “Jews, Turks, papists, radicals abound everywhere. All of them
    claim to be the church and God’s people in accord with their conceit and boast, regardless of the
    one true faith and the obedience to God’s commandments through which alone people become
    and remain God’s children.”

    If I had not had the experience with my papists, it would have seemed incredible to me that the earth should harbor such base people who knowingly fly in the face of open and manifest truth, that is, of God himself. For I never expected to encounter such hardened minds in any human breast, but only in that of the devil. However, I am no longer amazed by either the Turks' or the Jews' blindness, obduracy, and malice



Kaynak 1
Kaynak 2


Ustelik bu adam yani Martin Luther incil'i sadece latin dilinden almancaya cevirmekle kalmamis incil icerisinde kabul etmedigi yerleri tamamen cikartmaya ve degistirmeye calismistir ve bunu acik acik yazdigi kitapta belirtmistir.

Yani verdiginiz ornegin benim yazdiklarimla ne kadar alakasiz oldugundan mi baslayayim yoksa ornek gosterdiginiz adamin ne kadar yobaz bir adam oldugundan mi ?

Okumasini ogrenin once ki boyle durumlara dusmeyin.



MehmetYıldız
12 yıl önce - Cum 22 Ekm 2010, 08:01



Murat Caner
12 yıl önce - Cum 22 Ekm 2010, 09:28

Alıntı:
Kuran-i Kerim'i baska dillere cevirerek diger insanlara ulastiramadi isek bizim beceriksizligimizdir demistim.


Bunu çağdaş zamanlarda ilk yaptıran Atatürk olduğu için beceriksiz midir?

Ya da şöyle söylemeliyim. Atatürk böyle bir çalışmayı o dönemin dil bilenlerine götürmeseydi bugün Türkçe Kur'an bulabilecek miydik?

Ya da Atatürk ilk Türkçe Kur'an çevirisinden neredeyse 1200 yıl sonra Türkçe Kur'an çalışması yaptırdığı için mi putperest ilan ediliyor?

Türkçe Ezan, Anayasa adı Dil Devrimi'nin yansımalarıydı. 1950'de Ezan'ın yeniden Arapça okunması ve Kanun-i Esasî adının geri gelmesi de karşı devrim. Bunlar olağan durumlardır. Genel Ezan'ı Arapça istedi karşı devrim kazandı. Genel yazıyı Türkçe yazmak istedi "Anayasa" sözü geri geldi. Bunun dinsizlikle, putperestlikle ilgisi yok. Dileyen Hacca gider, dileyen parası yetişirse kurban keser. Ben bu güne dek böyle bir konuda inancı yüzünden(kadınların örtünmesi dışında) kimseye baskı görmedim. Örtünme konusunda ise her iki yandan kadınlara bir hücum var. Erkekler evlenirsek örtüneceksin tek şartım bu diyor. Kadın da sen bilirsin o zaman herşeyden iki tane isterim diyor. Ya da bazı kadınlar örtülü birini gördüklerinde "Uyuz oldum kafasındakini çekip alasım geldi" diyor. İkisi de bana ters.

Karıma örtünmesi konusunda karışmam. Zaten istediğim gibi biri değilse onunla evlenmemiş olurdum. Biri birinin başındaki örtüyü çekmek isterse elini kırarım.

Unutmayın ki her iki yanın da kökten olanları azınlıkta. Benim gibi düşünenler ülkenin %70'i.


En son Murat Caner tarafından Cum 22 Ekm 2010, 09:30 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


alporhan76
12 yıl önce - Cum 22 Ekm 2010, 09:29



En son alporhan76 tarafından Cum 22 Ekm 2010, 09:48 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Necdet Cevahir
12 yıl önce - Cum 22 Ekm 2010, 09:35



Murat Caner
12 yıl önce - Cum 22 Ekm 2010, 09:40

Alıntı:
ezanın türkçe okunmasına neden bu kadar tepki gösteriyorsunuz ayrıca hem ezanın hemde kuranın türkçe okunması taraftarıyım nedenine gelince ben dini kitabımnda, kuranda yazılanları ,kuranın ne demek istediğini anlamak istiyorum böylelikle dinimi daha iiyi öğrenip onun gereklerini daha iiyi yerine getiririm ayrıca arapçaya karşı neden bu kadar tarafız arapça bir küfür bile yazılsa kutsaldır deyip o yazıyı öpenleride gördüm işte bu sebeplerden dolayı dinimizide kendi dilimizde öğrenmekten zarar gelmez ama isteyende arapçasını öğrenir


Genel Ezan'ı Arapça istiyorsa buna uyacaksın. Kur'an-ı Kerim Arapça okunmalı deniyorsa okunacak. Eğer Türkçesini istiyorsanız heryerde var. Alın, okuyun. Ezberleyin.

Kötü olan Türkçe Ezan okutanları bu ülkenin çivisini çıkartanlar olarak değerlendirmek. Ya da "İlla Türkçe olmalıydı ne kadar geri kafalıyız" demek.

Oysa şu anda ve gelecekte bizi yöneten siyasiler öyle yolsuz işlere giriyorlar ki böyle sığ tartışmalar yüzünden onların çalıp çırptıklarını göremiyoruz. Görsek bile bu benim hırsızım çalsın düşüncesiyle yaklaşıyoruz herşeye.

Polise, hız yüzünden yediğiniz cezaya karşılık rüşvet vermek, Ezan'ın Türkçe okunmasından kat kat büyük bir günahtır. Kul hakkına girer. Kimse O'nun huzuruna bu suçla çıkmasın.

Yani Türkçe Ezan tartışması çok alt sıralarda tartışılması gereken bir şeydir.

Yani bu başlığa 20'li sayfalarda yazı yazmak yerine, trafik kazalarının nedenleri bölümüne 200'lü sayfalarda yazmanız gerekirdi. Beyniniz yanlış yerlere çalışıyor.


Kürsat Metin
12 yıl önce - Cum 22 Ekm 2010, 12:18

Alıntı:
Polise, hız yüzünden yediğiniz cezaya karşılık rüşvet vermek, Ezan'ın Türkçe okunmasından kat kat büyük bir günahtır. Kul hakkına girer. Kimse O'nun huzuruna bu suçla çıkmasın.


olay ezanin türkce okunmasi günah yada sevap olmasi degildir. Ki günah degildir zaten nerden cikti bu simdi?
simdi bu konuyla bir iliskisi yok bunun. önemli olan yapilan bu uygulamalarinin, icraatlarin arkasinda yatan niyeti, zihniyeti irdelemek; adamlarin derdi neydi! sanirim anlasildi.

Yeri gelir yapilan trafik kurallari yada diger uyulmayan kurallarla ilgili bir baslik acarsiniz onuda tartisiriz.



Alıntı:
Nedenine gelince ben dini kitabımnda, kuranda yazılanları ,kuranın ne demek istediğini anlamak istiyorum böylelikle dinimi daha iyi öğrenip, onun gereklerini daha iyi yerine getiririm.


kuran tercüme edilebiir aslina dokunmamak sartiyla bunda bir problem yok;

ya ezana nedemeli güzel kardesim ezan bir mesajdir bir davettir. bunu 5 yasinda akil balik olan bir cocuk bile bilir. zaten topu topu4 satir yahuuuu,türkce cevrilince anlayacagim demek ne demek.

cevrilenlerin derdi neydi? asil önemli olan bu; millet artik bilmiyormu saniyorsunuz

en kuzeydeki Kazan-tatar camilerinde de orjinaliyle okunur,serhat bosna bihacta da, taa pasfiktedki javadada, atlantikdeki fasda da;

Yani dertleri nedir ezani degistirmekde. miletin 1000 yillk orjinal ezani ile ne alip veremedigi nedir bu adamlarin;

iste onu devrimlerin amacini da ismet inönü zaten kendi agzindan anlatiyor,merak eden acar okur, defalarca yazildi

amaci bu miletin 1000 yildir özü, ruhu, motivasyonu olmus islam fikriyati ve kültürünü, icinden ruhundan, kalbinden, yasantisindan geri döndürülemeyecek bicimde söküp atmak, baglarini koparmakdan, baska bir sey degildir;

ilk hareket harf devrimiyle baslayip en son artik isi ezani türkceye cevirmeye, kuranin orjinalini yasaklamaya camileri ahirlara cevirmeye kadar vardirirlar. yasayan dedeniz nineniz varsa sorun sorusturun, yalan mi dogrumu diye.

aynisi alevilerin cemlerine, cem evelerinede yapilmis. cok jandarma baskini yemisler. Bunlar gercek arkadaslar, isteyenler orjinal kaynaklardan, onlara inanmiyorlarsai yasayan atalarina dedelerinie ninelerine sorup sorusturabilirler.

ondan sonra tüm bunlari, kendi akil ve vicdan süzgeclerinden gecirsinler. Yapilanlara hak veriyorlar mi, vermiyorlar mi.

son bir konuya deginecegim;
M.Kemalin dindar olup yada olmadigi, islami kurani,hurafe olarak kabul etmedigi kendi görüsüdür, kimseyi ilgilendirmez, bunda hem fikiriz.

ama aldigi karar ve uygulamalarla bir miletin 1000 yilldir ugrunda gözünü kirpmadan canini verdigi islam ruhunu ve peygamberini, fikriyatini bu milletin kalbinden söküp atan ,
kendisiyle yabancilastirip,
yeni bir kimlik yeni bir millet olusturmaya götüren sürecte,
yasanan binlerce, olumsuz, yanlis, keske yapilmasiydi dedigimiz hadisleri elestirmek;
ruhu hür, vicadani hür, fikri hür nesilerin yapmasi gereken dogru, hakli bir elestiridir.

bu ülke hala 87 sene gecmesine ragmen bir sürü sorunlarla bogusup cözememisse;
iste bunu kurulus asamasinda bilerek yada bilmeyerek aceleyle,
eskiyi, var olani tamamen inkar ve imhaya yönelik gelisitirilen, bir felsefe ve amac güten
yani sil bastan anlayisiyla alinan karar ve uygulmalarda oldugunu görmemek icin insanin ya kafasini 80 sene kuma sokup cikarmamasi yada akil ve vicdan kavramlarindan mahrum kalmasiyla aciklanabilir.

en dogrusu Cumhuriyet arsivlerini acilarak, milletten 90 senedir saklanan gerceklerin acik secik ortaya cikip arastirilmasidir. Sanirim yapilmasi gereken en dogrusuda budur.


En son Kürsat Metin tarafından Cum 22 Ekm 2010, 17:46 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


görkem 07
12 yıl önce - Cum 22 Ekm 2010, 12:46

Alıntı:
ama aldigi karar ve uygulamalarla bir miletin 1000 yilldir ugrunda gözünü kirpmadan canini verdigi islam ruhunu ve peygamberini, fikriyatini bu milletin kalbinden söküp atan ,
kendisiyle yabancilastirip,
yeni bir kimlik yeni bir millet olusturmaya götüren sürecte,
yasanan binlerce, olumsuz, yanlis, keske yapilmasiydi dedigimiz hadisleri elestirmek;
ruhu hür, vicadani hür, fikri hür nesilerin yapmasi gereken dogru, hakli bir elestiridir.

Yahu buna inanıyormusuz Allah aşkına sanki böyle tüm memleket Ahlak timsali ortalıkta dolaşıyor,Yahu yolsuzluk endeksinde,kolombiya,brezilyada ile aynı klansmandasın,ülkenin koskocaman bir bölgesi elektriği kaçak kullanıyor ve bunu olağan olduğunu düşünüyor,uyuşturucu ticareti temel ekonomik faaliyet olmuş bu memleketin bazı köşelerinde.
Polis çevirdiğinde "çorba parası" veremeyene uzaylı gibi bakıyorlar bu ülkede....Kazancını tam gösterip "vergi kaçırmayan" insanların vergiyi türlü hile hurdayla kaçırana oranı nedir.Evini 1500 den kiraya verip bunu 1500 olarak gösteren kaç kişi var genele kıyasla,kamu sınavları sonrası hatırlı bir "dayıyı" devreye sokmaya çalışan kaç kişi var?Özel sektöründe liyakat değil torpil yürüyor,kamu sektörü zaten öyle? Bu şu ülkede söylenmiş en büyük yalanlardan biridir,Türk toplumu erdemli bir toplum değildir,Hani öyle söylüyorsunuz ki,insanlar birbirlerinin hakkına müthiş duyarlı,herkes anahtarını kapısında bırakabilecek kadar rahat gibi....
Eleştirim Türkiye özelinde değil,yanlış anlaşılmasın,semavi dinlerin hepsinin verdiği mesajlar ahlak ve erdem gibi konularda benzerdir.Dünya katolikliğinin en koyu yorumlarından biri olan Brezilyada daha genelinde latin amerikaya bakılsa ne anlatmak istediğim anlaşılır. İnsanlar Dinlerin emrettiklerinin "hesabına uyan" "işlerine gelen" bölümünü uygulama derdindeler temelde.....
Romantik söylem...gerisi..


Kürsat Metin
12 yıl önce - Cum 22 Ekm 2010, 13:44

Alıntı:
Yahu buna inanıyormusuz Allah aşkına sanki böyle tüm memleket Ahlak timsali ortalıkta dolaşıyor,Yahu yolsuzluk endeksinde,kolombiya,brezilyada ile aynı klansmandasın,



dosdum dosdum simdi ki durum, o zamandan atilan ithal tohumunlu,bu cografyaya uyup, yetisip ,yetismeyecegi belli olmayan, sonradan egri bügrü büyüyen verimsiz agaclarin, kokusmus meyvalari hadi simdi afiyet olsun, afiyet le yiyin bu meyvalari, iste bu düzenin ve ideolojinin meyvalari o bahsettikleriniz;

Maddiyati zaten zayif olan bir milleti, birde adeta kobay kullanir gibi bu iklime cografyaya uymayan, tepeden inme, ithal idolojilerle denemeye, denek düzenin icine sokmaya kalkarsaniz, deney sonunda böyle, artik ucubelesmis, mutasyona ugramis kiteleler artik kacinilmaz olur.

ki bunu yaparken bu milletin son kalesi, siginagi maneviyati;
özünü ve 1000 senedir, kendisini temsil eden islam ruhu ve fikriyatini kalblerden gönüllerden söküp,
adete yeni nesilerin dalga gectigi, inkar ettigi, önemsemedigi durumlara düsüren,
hayatinda yer edinmeyi birakin artik nostalji kirintilari durumuna sokan,
arasina günesle, ay kadar mesafe koymasina sebeb olanlar ,
ortada, böyle ne ucu bucagi belli olmayan, ucube, iki arada birderede, kimliksiz sahsiyetsiz, bozuk nesillerin yetistismesinin en büyük vebalidirler.

Alin size Kazi karabekirin, taaaa ozmanlardan M.Kemale söyledikleri ibret gibi buyrun bakalim ne anliyacaksiniz;

KAZIM KARABEKİRİN ANILARI

Dine ilişkin tartışmalar, cumhuriyetin ilk kurulduğu dönemde, yoğun bir biçimde cereyan etti. Aslında, Atatürk, dinde "devrim" yapmayı düşünmedi değil. Çevresindeki bazı isimler, İslâmiyet’in bizi geri bıraktığını ileri sürüyor ve "Arapoğlu’nun yavelerinden Türkler kurtulmalı" diye düşünüyordu.
Özellikle 1923 yılında cereyan eden bu gibi tartışmalarda, dine saygılı davranılmasını savunan Kâzım Karabekir’in görüşü ağır basmıştır.
Atatürk ile arasındaki sürtüşmeleri, Karabekir’in anılarından takib edebiliriz:
"... Ankara’da yeni bir hava esmeye başladı. ’İslâmlık, terakkiye mâni imiş’, ’Halk fırkası lâdini ve lâahlâkî olmalı imiş’ Macarlar ve Bulgarlar gibi ufak milletler, tıpkı bizim gibi Almanya tarafında bulunarak mağlup oldukları halde, istiklâllerini muhafaza edeyorlarmış, medeniyete girmişlermiş. Türkiye, İslâm kaldıkça, Avrupa ve hele İngiltere müstemlekelerinin çoğu İslâm olduğundan, bize düşman kalacaklarmış. Sulh yapmayacaklarmış!"
10 Temmuz 1923 Ankara İstasyonu’ndaki kalem-i mahsus binası.

Mustafa Kemal Paşa: "Dini ve namusu olanlar kazanamaz, fakir kalmaya mahkûmdur. Önce din ve namus anlayışını değiştirmeliyiz. Partiyi, bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz."


Kâzım Karabekir: "Dinsiz ve ahlâksız bir millete hayat hakkı yok. Bu akide, bizi Bolşevikliğe götürür. Halkın asla hoşuna gitmeyecek, benim bile derin bir uçurum olarak gördüğüm bu formülü, zorla halka kabul ettirecek bir idare kurmaya gidiyorsunuz. Böyle yapmayınız. Milli birliğimiz sarsılır. Bir a* Yasak Kelime Kullandınız * tabaka halkın başına geçerek kanını emer."
Karabekir, Gazi’yi din karşıtı bir havaya çekmek isteyen yeni muhiti ile 18 Temmuz 1923’de karşılaştı. Karabekir anlatıyor:
"Ankara İstasyonu’ndaki kalem-i mahsus binasına gitmiştim. Mevcut azadan Tevfik Rüştü Bey ’Ben kanaatimi Meclis kürsüsünden haykırırım, kimseden korkmam’ dedi. Ne konuştuklarını bilmediğim için sordum: ’Nedir o kanaat?’ Tevfik Rüştü Bey yerine, Mahmut Esat (Bozkurt) cevap verdi: ’İslâmlığın terakkiye mâni olduğu kanaati! İslâm kaldıkça yüzümüze kimsenin bakmayacağı kanaati!’
...Fethi Bey (Okyar) söze karışarak gayet mütehakkim bir eda ile dedi ki: ’Evet Karabekir, Türkler İslâmlığı kabul ettikten sonra böyle geri kaldılar. İslâm kaldıkça da geri kalmaya mahkûmdurlar.’
* * *
İşte Karabekir’in cevabı: "Bir milletin asırlardan beri en mukaddes duygularını bir hamlede atabileceğine inanışınız, objektif bir görüş değil, hülyanızdır. Böyle bir harekete cüret, memlekette kanlı istibdatla başlar... Milli bir dram şeklinde neticelenir... Maddi cephemiz zaten zayıftır. Güvenebileceğimiz manevî cephemizi de düşmanlarımızın yaldızlı propagandasına kurban edersek, dayanabileceğimiz nemiz kalır? Bizi, silâh kuvvetiyle parçalayamayan düşmanlarımız, görüyorum ki, artık fikir kuvvetiyle mahvedeceklerdir. Paşam... Millet Meclisini tekbirler, salâtlar arasında açtınız. İslâmlığın en yüksek din olduğunu hutbelerle de ilân ettiniz. Şimdi ne yüzle ve ne hakla, bir kanlı maceraya atılacağız!"



sayfa 20
« önceki   123 ... 192021 ... 555657   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET