1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
tunati34
12 yıl önce - Pzr 10 Ekm 2010, 18:51
Keramet ve Mucize hakkında neler biliyoruz...?
Günümüzde Mucize ve Keramet kelimelerini birbirine karıştıranlar malesef çoğaldı.
İşi daha ileri götüren inanç yoksunları bunun adına bazen sihir bile demeye başladığı ortamlarda
bu tarz düşüncede olanlara Kur'an-ı kerimden ayetlerle bilgilendirmenin gerekliliğini düşündüm,
Sizlerden de bu başlığı Tarihten örneklerle süslemenizdir.
Saygılarımla
Mucizeyi de kerameti de yaratan Allah’tır. Bunu inkâr eden kâfir olur.
Mucize, peygamber olduğunu söyleyen kimsenin, doğru söylediğini bildiren şeydir.
Mucizeyi Allahü teâlâ yaratmaktadır. Her şeyi Allahü teâlâ yaratmaktadır. Allahü teâlâdan başka yaratıcı yoktur. Şu kadar ki, bu dünyanın ve dünya işlerinin düzgün olması için, Allahü teâlâ, her şeyin yaratılmasını sebeplere bağlamıştır. Bir şeyin yaratılmasını isteyen kimse, o şeyin sebebini kullanır. Sebeplerin çoğu, düşünmekle, tecrübe ile, hesapla bulunacak şeylerdir. Bir şeyin sebebi yapılınca, Allahü teâlâ, o şeyi, dilerse yaratır. Mucize ve keramet böyle değildir. Allahü teâlâ bunları sebepsiz olarak, harika olarak yaratır. Sebebe yapışmak, Allahü teâlânın âdetine uymaktır. Allahü teâlânın sebepsiz yaratması, âdetin haricine çıkmak olur, harika olur.
Mucize, yalnız Peygamberde hasıl olur. Başkasında hasıl olmaz. Herhangi bir kimseyi övmek için (Mucize yaptı) demek, (Mucize olarak kurtuldu) demek, Onun Peygamber olduğunu söylemek olur. Bunda niyete bakılmaz söze bakılır. Herhangi bir kimseye peygamber demek küfür olur. Söyleyenin imanı gider. Allahü teâlâdan başkasına yaratıcı demek, (falanca yarattı) demek de böyledir. Müslümanlar, böyle tehlikeli şeyler söylememelidir.
İnsanların bütün işleri, âdet-i ilâhiyye içinde meydana gelir. Allahü teâlâ, âdetini bozarak, sebepsiz şeyler de yaratır. Bunlar Peygamberlerden meydana gelirse Mucize, evliyadan meydana gelirse Keramet, diğer müminlerden meydana gelirse Firaset, fasıklardan meydana gelirse İstidrac, kâfirlerden zuhur ederse Sihir denir.
ALINTI
Kur’an-ı kerim ve Harikalar
Her müslümanın Kur’an-ı kerime inanması şarttır. Bir âyetinden bile şüphe eden müslüman olamaz. Kur’an-ı kerimde birçok mucize ve keramet bildirilmiştir. Mesela:
Hazret-i Davud’un elinde demir, hamur gibi yumuşardı. (Sebe 10)
Cinler, kuşlar ve rüzgar Hazret-i Süleyman’ın emrinde idi. Erimiş bakır sel gibi aktı. (Sebe 12, Neml 17)
Dağlar ve kuşlar Hazret-i Davud’a boyun eğdi. (Enbiya 79)
Hazret-i İbrahim’i ateş yakmadı. (Enbiya 69)
Hazret-i İbrahim’in kestiği dört kuş dirildi. (Bekara 260)
Hazret-i Yunus’u balık yuttuğu halde, zarar gelmeden kurtuldu. (Saffat 139-145)
Firavun, Hazret-i Musa’ya, (Peygamberlik sözünde doğru isen haydi bir mucize göster) demişti. Hazret-i Musa da, asasını yere bırakınca, hemen bir ejderha oluverdi. (Araf 106)
Hazret-i Musa’nın asası yılan olup, sihirbazların sihrini bozarak, gösterdikleri şeyleri yuttu (Taha 69)
[Kâfirlerin sihir ile harika şeyler yaptığı bu âyetten de anlaşılmaktadır.]
Hazret-i İsa beşikte iken konuştu. Elindeki çamurdan şekle üfleyince, canlı kuş oldu. Körleri iyi etti. Ölüleri diriltti. (Maide 110, A. İmran 49)
Hazret-i Zekeriya, Hazret-i Meryem’in yanında yazın kış, kışın ise yaz meyveleri görürdü. (A.İmran 37)
Hazret-i Süleyman’ın veziri Asaf, iki aylık mesafedeki Belkıs’ın tahtını, göz açıp kapayıncaya kadar getirdi. Hazret-i Süleyman, (Bu Rabbimin bir lütfudur) dedi. (Neml 40) [Hazret-i Süleyman’ın veziri peygamber olmadığı halde, bu kerameti göstermiştir.]
Eshab-ı kehf, yiyip içmeden, 309 yıl uykuda kaldıktan sonra uyanmışlardır. Kur’an-ı kerimde bu olay için, (İşte bu, Allah’ın âyetlerinden [kudretini gösteren delillerden biri]dir) buyuruldu. (Kehf 17)
Hazret-i Hızır’ın harikası, sepetteki pişmiş ölü balık canlandı. (Kehf 86) [Bazı âlimlere göre Hazret-i Hızır, nebi değil velidir. Veli ise, gösterdiği harikalar mucize değil keramettir.]
Ay ikiye ayrılınca, kâfirler, Resulullah için (Bize sihir yaptı) dediler. (Kamer 1,2)
Resulullah, Mescid-i Aksaya ve bilinmeyen yerlere bir anda gidip geldi. Mirac hadisesi. (İsra 1)
Mucizeler de Allah tarafından meydana gelir, fakat kâfirler inanmaz. (Enam 25, 109)
Peygamberlerin, elinde meydana gelen mucizelerin yaratıcısı da Allahü teâlâdır. (Hazret-i İsa, ölüleri diriltirdi) demekle ona yaratıcılık vasfı verilmiş olmuyor. Yine Allah yaratıyor. Nitekim, Allahü teâlâ, peygamberlerine verdiği mucizeleri bildirdikten sonra (Bunları yapan biziz) buyuruyor. (Enbiya 79)
Cin suresinin son âyetlerinin tefsirinde (Allahü teâlâ bazı gaibleri, gizli sırları peygamberlerine bildirir, onların gaibden haber vermeleri mucizedir) buyuruluyor. (Medarik)
|
 |
Hakan Ali
12 yıl önce - Pts 11 Ekm 2010, 15:10
Keramet ehli birçok veli kullar vardır.Örnekleri saymaklada bitmez.Bir örnek vereyim.
Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri
Türk asıllı mutasavvıfların en büyüklerinden birinin Aziz Mahmud Hüdayi olduğunda şüphe yoktur. Bugün Üsküdar'da adıyla anılan caminin avlusunda türbesi bulunan Aziz Mahmud Hüdayi, I Sultan Ahmed'in de mürşidi idi. Hükümdardan büyük saygı görüyor, kendi de hükümdarı seviyor ve sayıyordu. Arayı pek fazla uzatmadan birbirini ziyaret ederlerdi. Biri din ve maneviyatın ulusu, diğeri devletin ulusu bu iki insan uzun süre birbirini görmeden duramazdı. Sultan Ahmed'in en mutlu anları şeyhiyle beraber olduğu anlardı.
Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri ziyaretine geldiğinde onun hizmetini bizzat kendisi yapardı. Aziz Mahmud'un Topkapı sarayında yine padişahı ziyaret ettiği bir gün namaz vakti yaklaşmış, Aziz Mahmud Hazretleri de abdest alıp hazırlanmak istemişti. Derhal leğen ve ibrik istendi. Padişah suyu kendisi dökerek şeyhinin abdest almasına yardımcı oldu. Bu sırada valide sultan (padişahın annesi) de kurulanması için havlu elinde bekliyordu. Valide sultan bu sırada içinden şunu geçiriyordu : "Ah şu mübarek insan bir keramet gösterse de gözümüz açılsa ne olur?"
Abdest almayı bitirmiş, kurulanmak üzere valide sultanın elindeki havluya uzanırken, valide sultanın içinden geçenlere vâkıf olan Hüdayi Hazretleri,
- "Dünyanın en büyük devletinin hükümdarının altın ibrikle su döktüğü, annesinin en nadide iplikten dokunmuş havlusunu tuttuğu insan, hiçbir sıfatı bulunmayan, sıradan bir kul, bir abdi acizdir. Bundan daha büyük keramet ne olabilir?"
|
 |
Fatih Uğurelden
12 yıl önce - Pts 11 Ekm 2010, 15:16
Mucize acze düşüren demektir. Tanrı zaman zaman kendi tasarlayıp yarattığı evrene ve evrene yerleştirdiği yasalara müdahale eder. Bu müdahaleleri zaman zaman elçileri , zaman zaman görevlendirdiği melekleri vasıtasıyla gerçekleştirir.
Keramet ikramden gelir. En büyük keramet Kurandır. İnsanoğluna bundan büyük ikram olamaz.
|
 |
A.A.ZORLU
12 yıl önce - Pts 11 Ekm 2010, 15:21
Mucize peygamberler has bir özelliktir
Keramet ise Evliyalara has bir özelliktir
2 si arasındaki fark
peygamberler istedikler,i zaman mucize gösterebilir
Evliyalar kendi istedikler zaman değil Allah dilediği zaman Keramet gösterebilir
|
 |
Fatih Uğurelden
12 yıl önce - Pts 11 Ekm 2010, 15:23
Evliya veli'nin çoğuludur. Veli dost demektir. Her mümin bir evliyadır. Müminler tanrının dostudur.Allaha dost olmuş her mümin keramet yani ikramda bulanabilir. Yoldan geçen bir yolcuya verilen bir tas su ikramdandır.İkramda kısıtlama yoktur.
|
 |
İbrahim Sarıca
12 yıl önce - Pts 11 Ekm 2010, 15:26
| Alıntı: |
| En büyük keramet Kurandır. |
Kur'an'ı Kerim bir mucizedir.
En son İbrahim Sarıca tarafından Pts 11 Ekm 2010, 15:30 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Fatih Uğurelden
12 yıl önce - Pts 11 Ekm 2010, 15:29
Haklısın,Kur'an hem mücizedir, hem ikramdır . Tanrının bize ikramıdır. Doğru yolu bulalım diye gönderilmiştir. Mucize kısmını eksik bırakmışım. En büyük kerem sahibi yüce yaratıcıdır.
|
 |
Gökhan Gök
12 yıl önce - Pts 11 Ekm 2010, 16:31
Yukarda arkadaş belirtmiş mucize Peygamberler Keramet ise Allah dostları tarafından gösterilen birşeydir
ama Mucize fizik kuralları dışına cıkabilirken misal Ayın İkiye bölünmesi ve yer cekiminde ve dünyanın dönme yörüngesinde birşey olmaması gibi ve Kerametler ise genellikle fizik kuralları icerisindedir
|
 |
Hüseyin ATAR
12 yıl önce - Pts 11 Ekm 2010, 17:59
Bana göre Allahın en büyük mucizesi İnsandır.
İnsana sunduğu ikramı(kerameti) ise akıldır.
"Hararet nardadır; sacda değildir.
Keramet baştadır; tacda değildir.
Her ne arar isen kendinde ara
Kudüs'de, Mekke'de, Hac'da değildir."
HACI BEKTAŞ-I VELİ
|
 |
Orhan Kınık
10 yıl önce - Sal 23 Nis 2013, 16:04
| Alıntı: |
"Hararet nardadır; sacda değildir.
Keramet baştadır; tacda değildir.
Her ne arar isen kendinde ara
Kudüs'de, Mekke'de, Hac'da değildir."
HACI BEKTAŞ-I VELİ
|
Hacı Bektaş gibi şeriat ehli bir müminin böyle bir dörtlük söylemesi mümkün değildir.
Bu tür deyişler Hacı Bektaş'ın ölümünden nerdeyse 2 asır sonra ortaya çıkan ve onun adıyla anılan Bektaşilik tarikatının ozanları tarafından ona atfen uydurulmuştur.
4 kapı, 40 makam diyen, giriş kapısı olarak şeriatı başa koyan ve ''bunlardan birisi eksik olursa hakikat tamam olmaz'' diyen ve Mekke'ye giderek kabeyi tavaf eden ve bu haccından dolayı Hacı lakabı alan bir zatın haccı küçümsemesi eşyanın tabiatına aykırıdır.
Hacı Bektaş'ı kendi eserinden tanıyalım. Mevcut Bektaşilik inancıyla pek alakasının olmadığını göreceksiniz.
http://www.diyanet.gov.tr/yayin/dok/Makalat.pdf
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|