1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 655  |
 |
ali alimi012
1 yıl önce - Çrş 08 Eyl 2021, 15:49
şuna biri cevap versin ama ateist olmak şartıyla
aklın var mı yok mu
eğer varsa bize göster
eğer gösteremiyorsan Allah da görünmez işte bu kadar basit
ve peygamberi nasıl inkar ettiyseler
haşa görmelerine rağmen yok Allah değil derlerdi
|
 |
Mustafabey 01
1 yıl önce - Pts 13 Eyl 2021, 17:28
Peygamber Efendimiz s.a.v in 1440 yıl öncesinden bildirdiğine kim itiraz edebilir? Eğer nasip inde varsa araştırır müslüman olur yada dinini öğrenmez yanlış dinlere gidip sapıtanlardan olur.
|
 |
Ali clarkkent
1 yıl önce - Pts 13 Eyl 2021, 17:35
Bilmeyenler için.
Her çocuk islam fıtratı üzerine doğar. Yani müslümandır. Ama bu akıl baliğ olana kadar devam eder. Akıl baliğ olduğu anda yeniden Kelime-i Şehadet getirmesi gerekir. Getirmezse olmaz.
|
 |
Mustafabey 01
1 yıl önce - Pts 13 Eyl 2021, 17:55
| Alıntı: |
Alıntı:
Not: Allah’ı inkar edenlere verlicek en iyi cevap yine O' nun sözleriyle Kur’an-ı Kerim kitapında ayetlerde bildirilen sözlerdir
|
| Alıntı: |
| Inkar ettigi bir seyden cevap vermeye calismak komikliktir. En dogrusu bu kisilere hicbir sey kanitlamaya calismamaktir. Herkes kendi yolunda kendi isine bakmalidir. Bazen ateistlere cevap yetistirecegiz diye kelimeler uzerinde oynayip, manalarini degistirip teknolojiye uyarlayacagiz diye islama, kimsenin vermedigi zarari kendimiz veriyoruz. |
Ortada yanlış bir bilgi varsa doğrusunu bulup paylaşmak her Müslüman olan insanın yapması gereken şeydir..
Birisi Allah yok diyecek sende seyirci mi olacaksın, doğru bilgileri bulup paylaşacaksın ki doğru ile yanlış ile arasındaki farkı görsünler anlasınlar. Sadece doğru bilgileri paylaşsanız olur.
İşte bir Ayet 1440 sene öncesinden bu günkü Allah’ı inkar edenleri işaret ediyor buna kim itiraz edebilir?
Varsa verecek cevapları paylaşsınlar.
|
 |
Benche
1 yıl önce - Pts 13 Eyl 2021, 18:40
Sayın dindar arkadaşlar
Şu din işine inanç,iman demeyin. İnanç veya iman diyorsunuz ama uygulamaya gelince mecbur tutuyorsunuz. İnanmayana kafir diyorsunuz.
Din işi inanç mı, kesin bir olgu mu? Bu konuda insanları aydınlatın. Siz inanç derseniz diğeri de normal olarak inanmam diyebilir.
Ben şimdi desem hayatın kaynağı güneş. Benim inancıma göre güneş kutsaldır desem. Hangi duruma düşüyorum? Bu da inanç oluyor mu? Benim inandığım şey görülüyor birde. Hangisi gerçek?
Not: güneş dediğim bir örnek. Su ,hava,dünya da diyebilirim. Çıkıp, güneş e mi tapıyorsun demeyin.
|
 |
ffamer
1 yıl önce - Pts 13 Eyl 2021, 21:41
| Alıntı: |
| Şu din işine inanç,iman demeyin. |
Din, inanıp iman etmektir. Bu kısmın tartışılacak bir yanı da yoktur. İnanan insana niye inanıyorsun diyemezsin. Tam tersi de geçerli. Bu kısım benim için tartışmaya kapalı bir alan. Dileyen dilediğine inanır ya da inanmaz. Mesuliyeti kendisine ait.
| Alıntı: |
| Eğer nasip inde varsa araştırır müslüman olur yada dinini öğrenmez yanlış dinlere gidip sapıtanlardan olur. |
İşte bu daha önce müslümanlıkla tanışmamış biri için çok zor. Yani düşünün bir hristiyan çocuğunun müslüman olabilme ihtimalini. Bu ihtimal sizce ne kadar yüksek olabilir. Polemik olsun diye söylemiyorum ama bu gerçekten çok zor. Düşünceler, inançlar, gelenekler ve hatta bunların en sistematize edilip en katı olanı dinin kolay kolay değiştirilmesi zayıf ihtimal. Verilen örnekler ise istisnai düzeyde kalır.
|
 |
Mustafabey 01
1 yıl önce - Pts 20 Eyl 2021, 16:50
| Alıntı: |
Sayın dindar arkadaşlar
Şu din işine inanç,iman demeyin. İnanç veya iman diyorsunuz ama uygulamaya gelince mecbur tutuyorsunuz. İnanmayana kafir diyorsunuz.
Din işi inanç mı, kesin bir olgu mu? Bu konuda insanları aydınlatın. Siz inanç derseniz diğeri de normal olarak inanmam diyebilir. |
Sen dinsizmi oluyorsun, biz dindar oluyorsak? Allah c.c Kur'anı Kerim kitapını göndermiş,Peygamber efendimiz s.a.v i göndermiş son din İslam bunu insanlara açıkla bildir demiş buna inanırsan Müslüman olursun inşallah cennete gidersin, inanmazsanda kafir olur cehenneme gidersin bunun orta yolu yok.
İsteyen araştırır öğrenir gerçekleri doğruları, öğrenmeyende yanlış dinlere yanlış inançlara gider herkes kendi hayatından yaşadıklarından mesuldur
Bir Ayet Müslümanları nasıl anlatıyor
İnansalarda İnanmasalarda bütün insanları yaratan yediren içiren de sadece Allah tır.
Zaten insanların bir çoğunun inanmayacağını ve farklı dinlere gideceğini Peygamber efendimiz s.a.v 1440 sene önce sen bildiriyor.

|
 |
Tacettin Şenel
1 yıl önce - Pts 20 Eyl 2021, 17:15
| Alıntı: |
| Şu din işine inanç,iman demeyin. İnanç veya iman diyorsunuz ama uygulamaya gelince mecbur tutuyorsunuz. İnanmayana kafir diyorsunuz. |
Şimdi burada İnanç nedir İman nedir onu öğrenmen lazım Kişinin İmanlı olabilmesi için İnançlı olması zorunludur Fakat her İnançlı insanın İmanı bir değildir bu önemli bir nokta İnancın ve İmanın detayını ortaya çıkaran farkta tam bu noktada İman için ilk şart ne demiştik İnançlı olacak İmanın dereceside kişinin kendi elindedir kendi iradesindedir İnsan İnançlıdır ama İmanı zayıftır bunedenlede kolay hataya düşer anlatabildimmi
Sizin anlayacağınız dilden birde şöyle anlatayım ozaman belki daha iyi kavrarsın Mesela herhangi bir adamın Üstünde Elbisesinde Tişörtünde Koskocaman Atatürk resimi var elindede koskocaman iki tane bayrak var bir o yana bir bu yana salllıyor Meydanlara çıkıyor Karşıdan bakınca diyorsun bu adam adam gibi adam Bu Vatanını seven Şerefli bir Türk vatandaşı Halkın adamı diyorsun Ama arka planda bir yandanda Teröristler ilen işbirliği yapıyor bu durumuda gördüğün zaman ne dersin Haaa dersin bunun Türklüğünde bir zayıflık var dersin değilmi ister istemez bir şüphe bir kuşku duyarsın işte bu durumda buna benzer Anlatabildim
Anlamadıydan dahada detaylı anlatabilirim....
|
 |
Mustafabey 01
1 yıl önce - Pts 11 Ekm 2021, 18:14
| Alıntı: |
| İşte bu daha önce müslümanlıkla tanışmamış biri için çok zor. Yani düşünün bir hristiyan çocuğunun müslüman olabilme ihtimalini. Bu ihtimal sizce ne kadar yüksek olabilir. |
Kendisine İslam dini ve Kur'ân tebliğ edilmemiş bir kişinin Allah'a karşı sorumluluğu nedir?
Bu kişinin sorumluluğu, Allah’a ortak koşmamak ve bildiği doğruları yapmaktır.
Her insan, yaptığı gözlemlerle Allah’ın varlığını ve birliğini, gözüyle görmüş ve eliyle tutmuş gibi kavrar ve bunu Allah’a karşı itiraf eder. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Rabbin, Âdemoğullarından, onların bellerinden nesillerini aldığında onları kendilerine karşı şöyle şahit tuttu: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Onlar da “Evet! Rabbimizsin. Biz buna şahidiz.” dediler. Artık (mezardan) kalkış günü, “Biz bunun farkında değildik” diyemezsiniz.
Şunu da diyemezsiniz: “Önceden ortaklar uyduran atalarımızdı. Biz ise onlardan sonra gelen bir nesildik. O boş işlere dalanların yaptıklarından ötürü bizi yok mu edeceksin?”
İşte o belgeleri böyle açık açık anlatırız. Belki dönerler.” (A’raf, 7/172-174)
Âdemoğullarının “bellerinden nesillerinin alınması”, nesli devam ettirecek tohumun alınmasıdır. Kişi onunla erginlik çağına girer ve çocuğu olacak yaşa gelir. İnsan, çocukken Allah’ı aramaya başlar. Bu konuda çevresini soru yağmuruna tutar. Sonunda Allah’ın var ve bir olduğunu tam olarak kavrar. Karşısına çıkan delillerle sanki Allah ona, “Ben senin Rabbin değil miyim?” diye sorar. O da tam bir kararlılıkla “Evet, Rabbimsin, ben buna şahitlik ediyorum” der. Kişi çevresini gözledikçe benzer durumlar tekrarlanır. Bu sebeple her insan, Allah’ın var ve bir olduğunu, her şeyi ona borçlu olduğunu kabul eder ve ona kul olması gerektiğini anlar.
Bundan sonra insan, ya doğrudan ya da dolaylı olarak Allah’a kulluk eder. Kendine bir peygamber tebliği ulaşmamış olan kişinin doğrudan kulluğu, Allah’ın koyduğu doğa kanunlarına yani evrensel nitelik kazanmış doğrulara (marufa) uygun hareket etmesi olur. İşte bunlar doğru yolda olanlardır.
Bazıları da kendi doğrularına göre hareket eder; kendi çıkarlarını öne alır ve çoğunlukla atalarının yolundan giderler. Akıllarına yatmasa da ona karşı çıkmazlar.
Kâinat, Allah’ın yarattığı kitap; Nebîlerin getirdikleri ise onun indirdiği kitaplardır. Evrensel değerler ve bilim Allah’ın yarattığı kitaptan alınır. İndirdiği kitaplarda da bunların kanun ve kuralları saklıdır. Kur’an, Allah’ın kitaplarının son nüshasıdır. Allah Teala şöyle buyurur:
“Bu gerçeği seninle birlikte gönderdik ki müjdeler veresin ve uyarılarda bulunasın. Her toplumun(ümmetin) geçmişinde mutlaka bir uyarıcı bulunmuştur.” (Fâtır, 35/24)
Her millete elçi gönderildiğine göre mevcut dinlerden her birinin temelinde bir elçinin tebliğini bulmak mümkündür. Ama insanlar, nebîlerin hemen ardından o dini kendilerine uydurmayı başarmışlardır. Önce din adamları kadrosu oluşmuş, sonra Allah’tan önce kayıtsız şartsız boyun eğilecek ruhani varlıklar oluşturulmuştur. Din adamları ise hem kendilerini kutsallaştırmak hem de isteklerini Allah’ın isteği gibi göstermek için bu varlıkları Allah’ın yanında itibarlı göstermiş ve Allah’a onlar aracılığı ile ulaşılması gerektiğini söylemişlerdir.
Bu iddiaların sağlam bir dayanağı olamaz. İnsanlar, doğru olduğu için değil, çevrelerinin ve geleneğin etkisi ile bu inançlara bağlanırlar. Böylece Allah ile ilişkileri bozulur. Hürriyetlerini bu kişi ve kuruluşlara satmış olurlar. Önce onların, sonra Allah’ın kulu olurlar. Böylece Allah’a ortak koşar şirke düşerler. Hiç kimse, Allah’a ortak saydığı varlıklar için haklı bir gerekçe bulamayacağından Ahirette şu sözü söyleyemeyecektir:
” … Önceden ortaklar uyduran atalarımızdı. Biz ise onlardan sonra gelen bir nesildik. O boş işlere dalanların yaptıklarından ötürü bizi yok mu edeceksin?” (A’râf, 7/173)
Nebîler insanlara “Allah’tan başkasına ibadet etmemelerini” söylemişlerdir. Allah’tan başkasına ibadet, ondan başkasına kul ve köle olmak demektir. Bu da hürriyeti yok eder.
Dinin özü imandır. İmanın temeli de onu içten kabul etmek, yani kalp ile tasdiktir. Kalpteki tasdiki bir o kişi, bir de Allah bilir. Orası insanın en hür olduğu yerdir. Bu sebeple hiç kimse bir inancı kabule veya inkâra zorlanamaz. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
” Dinde zorlama olamaz; doğrular ile yanlış kurgular iyice ayrılmıştır. Kim taşkınlık edenleri tanımaz da Allah’a güvenirse kopması imkânsız en sağlam kulpa yapışmış olur. Her şeyi dinleyen ve bilen Allah’tır.” (Bakara, 2/256)
İşte kendine bir elçinin tebliği ulaşmamış kimsenin temel görevi, Allah’tan başkasına kul olmaya karşı direnmektir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Allah kendisine ortak oluşturulmasını (şirki) bağışlamaz. Bunun altında olan günahları, şirkten uzak kalmayı tercih eden kişi için bağışlar. Kim Allah’a ortak oluşturursa, O’na büyük bir iftirada bulunmuş olur.” (Nisâ, 4/48)
Allah’ın varlığının ve birliğinin delili her yerde sayısız miktarda olduğu halde ortak koşulanlarla ilgili bir delil yoktur. Bu sebeple aklını kullanan hiç kimse şirk batağına düşmez. Aklını kullanmayan, en iyi İslami eğitimi de görse şirk pisliğinden kurtulamaz. Çünkü “(Allah) o pisliği aklını kullanmayanların üstüne bırakır.” (Yunus, 10/100) Bu sebeple insana tebliğ ulaşsın veya ulaşmasın, onun bağışlanmayacak günahı, şirk günahıdır.
|
 |
ffamer
1 yıl önce - Pts 11 Ekm 2021, 18:54
| Alıntı: |
Kendisine İslam dini ve Kur'ân tebliğ edilmemiş bir kişinin Allah'a karşı sorumluluğu nedir?
Bu kişinin sorumluluğu, Allah’a ortak koşmamak ve bildiği doğruları yapmaktır.
|
| Alıntı: |
Kendine bir peygamber tebliği ulaşmamış olan kişinin doğrudan kulluğu, Allah’ın koyduğu doğa kanunlarına yani evrensel nitelik kazanmış doğrulara (marufa) uygun hareket etmesi olur. İşte bunlar doğru yolda olanlardır.
|
Günümüz iletişim araçlarının yaygınlığı ve teknolojideki gelişmeler düşünüldüğünde ister dini bilgi olsun ister başka bir bilgi türü olsun insanların bilgiye erişim problemi pek kalmadığına göre henüz İslam dini ile tanışmamış olanların yukarıdaki açıklamaya istinaden ben İslam dinini bilmiyorum gibi bir durum ne kadar geçerli olabilir. Halbuki dine dair bilgi aslında erişilebilecek uzaklıkta. Çünkü tebliğ etmek haberdar etmek, bilgisi olmayanları bilgi ile tanıştırmak demektir. Bu durum, dolaylı olarak bir daveti de içeriyor olabilir.
Eğer ki tebliğin illa ki bir şekil şartı varsa dijital ortamlardan ulaşılabilecek bilgi ve içerikler bunu karşılamaz diyebilir miyiz.
Kişi İslam dininden haberdar olmasına ve kendisine İslam tebliği yapılmasına rağmen, müslüman olmamışsa ya da bu yönde bilinçli bir irade gösterip, ben '' bunun yerine Allah'a ortak koşmuyorum, evrensel doğru ve ahlak kurallarına uyuyorum'' dese sorumluluğunu yerine getirmiş sayılır mı?
|
 |
sayfa 655  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|