Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 515
Tekinn2121
1 ay önce - Cmt 06 Hzr 2020, 19:06

Burç Bey
temennimi yazmadım tahminimi yazdım
kuru sıkı salladığımı zannetmeyin
20 sene önce interneti nüfusun çok az bir kısmı kullanıyordu
günümüzde yeni neslin tamamına yakını kullanıyor
daha önce ülkemizde islamı sorgulayan çok çok az azınlık vardı
günümüzde sorgulayan kesim çok fazla
yeni nesi günümüze uymayan garip gelen ayetleri görünce şok geçiriyor
eskiden kimse meal okumazdı


Nihat Joseph Ilkay
1 ay önce - Pzr 07 Hzr 2020, 08:42

Alıntı:
Burç Bey
temennimi yazmadım tahminimi yazdım
kuru sıkı salladığımı zannetmeyin
20 sene önce interneti nüfusun çok az bir kısmı kullanıyordu
günümüzde yeni neslin tamamına yakını kullanıyor
daha önce ülkemizde islamı sorgulayan çok çok az azınlık vardı
günümüzde sorgulayan kesim çok fazla
yeni nesi günümüze uymayan garip gelen ayetleri görünce şok geçiriyor
eskiden kimse meal okumazdı

Bunun kötü olduğu kanaatine nereden varıyorsunuz. Gördüğüm kadarıyla sizin kafanızda İslam sorgulanırsa yanlış olduğu ortaya çıkar gibi yanlış bir varsayım var. Bu da konuya önyargılı yaklaştığınızı gösteriyor. Ben size kendi tecrübelerime dayanarak daha farklı bir resim çizeyim. Kuzey Amerika'da İslamı kabul edenlerin önemli bir kısmı interneti uzun zamandır kullanan bir kesim ve internetten bu konuda çok fazla yararlanıyorlar. Herhangi bir inanç sisteminin içinde doğan insanlar, özellikle de genç olanlar bazı durumlarda belli bir zaman sonra kendilerini artık o inanç sistemine ait görmüyorlar. Bunun sebebi gerçekten sorgulamaları filan da değil. O anki hayat tarzlarına uymadıklarını düşünüyorlar. İnsanlar aslında öyle çok rasyonel varlıklar değillerdir, ne kadar mantıklı olduklarını düşünürlerse düşünsünler aslında kararlarının arkasında ki nedenler büyük bir çoğunlukla duygusaldır.
Amerika da yapılan bir araştırmada, kendisini artık Müslüman olarak görmeyenlerin oranıyla İslamı kabul edenlerin oranının aşağı yukarı aynı olduğu görülmüş. Yani 20 kişi dinden çıkarken 20 kişide giriyor. Oysa Hıristiyanların rakamlarına bakıldığında Hıristiyanlıktan çıkanların sayısı girenlerden kat kat daha fazla. Bu aslında neyi gösteriyor biliyormusunuz ? Müslümanlar arasında ezbere inananların sayısı azalırken dini bilgi seviyesi daha iyi olanların sayısı artıyor. Belki Müslümanların nüfusu 3 aşağı 5 yukarı aynı seviyelerde kalıyor fakat inancın içinde doğanların yerini inanca dışarıdan girenler alıyor. Benim tanıdığım birçok Kuzey Amerikalı Müslüman çoğunlukla uzun süren araştırmalardan sonra Müslüman olmuştur. Kuzey Amerika gibi bir ortamda doğan ve burada büyüyen bir Kuzey Amerikalı zaten arkadaşlarına hava atmak için Müslüman olmaz. Ayrıca tanıdığım Müslüman olmuş kişiler gerçekten bilinçli insanlar ve neden inandıklarını sorduğunuzda size doyurucu cevaplar veriyorlar. Ezbere inanmadıklarını hemen farkediyorsunuz.



Tekinn2121
1 ay önce - Pts 08 Hzr 2020, 03:03

Nihat Bey benim youtubedan baktığım desit agnostik veya ateistler kuranı en az 100 kere okumuş çoğu daha önce imam hatip okumuş hatta ilahiyat okuyanlar var canlı yayınlarda müslümanlarla tartışıyorlar

örneğin bekir sağlamer var adam türkiye hafız şampiyonu olmuş imam hatip + ilahiyat okumuş biri

kuranda büyü ve cinler geçiyor ama bilimsel olarak cinler ve büyü yok

enfal 1: (ey muhammed!) sana ganimetler hakkında soruyorlar. de ki: “ganimetler, allah’a ve resûlüne aittir. o hâlde, eğer mü’minler iseniz allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, allah ve rasûlüne itaat edin.”

daha sonra diğer müminler itiraz ediyor niye tüm ganimet allah'a gidiyor diye. zaten allah ganimeti ne yapıcaksa gerçekten tuhaf sonra oturuyorlar düşünüyorlar uzun tartışma ve pazarlık sonucu

enfal 41: allah’a ve ayırım günü yani iki topluluğun karşılaştığı gün kulumuza indirdiğimize iman etmişseniz biliniz ki ganimet olarak ele geçirdiğiniz her şeyin beşte biri allah’a, peygambere, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. allah her şeye kadirdir.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
nebe süresi 33. ayet: http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?s ...mp;ayet=33
bu ayet inanılmaz

Ahzâb Suresi 50. Ayet http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?s ...mp;ayet=50
Ahzab Suresi/51. ayet:

Ahzâb Suresi 37. Ayet http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?s ...mp;ayet=37
bu ayet inanılmaz ötesi

Ahzab Süresi 53. ayet

Tahrim süresi ilk 5 ayet inanılmaz ötesi zamanınız olursa tefsirlerine bakın öğrendiğimde şok olmuştum

Maide Suresi/38. ayet:
Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin.


Mâide Suresi 33. Ayet http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?s ...mp;ayet=33

Nisâ Suresi 34. Ayet http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?s ...mp;ayet=34
bu ayet inanılmaz

Nisâ Suresi 3. Ayet http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?s ...amp;ayet=3
bu ayet inanılmaz sınırsız cariye var

Tarık Suresi 7. Ayet http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?s ...amp;ayet=7

muhammed suresi 35. ayet

Maide Suresi/51. ayet:

Bakara Suresi/223. ayet:


sınırsız cariye helal. (muminun: 6), (nur: 32-33), (ahzab: 50-52-55), (mearic: 30)


Mâide Suresi - 101-102 . ayetler soru sorulma ve sorgulanma yasaklanıyor


Alıntı:
arapça indirilmesi ile çelişkili ayetler
kuran’ın araplara ‘indiğini’ göz önünde bulundurursak, arapça ‘indirilmiş’ olması da son derece normaldir tabi ki. buna herhangi bir itiraz getirmiyoruz zaten. nitekim ayetlerde de bu vurgulanıyor:

rad, 37:
ve böylece biz onu arapça bir hüküm (hikmetli bir söz) olarak indirdik.

taha, 113:
(resulüm!) biz onu böylece arapça bir kur’an olarak indirdik ve onda ikazları tekrar tekrar açıkladık.

şuara, 195:
apaçık arapça bir dille.

zümer, 28:
korunsunlar diye, pürüzsüz arapça bir kur’an indirdik.

bu ayetlerde herhangi bir çelişki ya da mantıksızlık görülmüyor. arapların dili neyse, onlara inecek kitabın dili de o olmalıydı elbette.

ancak kuran’da bu konuyla ilgili 2 ayet var ki, diğer ayetlerden oldukça farklı. ilk olarak şu 2 ayete bakalım:

zuhruf, 3:
biz, anlayıp düşünmeniz için onu arapça bir kur’an kıldık.

yusuf, 2:
anlayasınız diye biz onu arapça bir kur’an olarak indirdik.

konuyla ilgili diğer ayetlerden farklı olarak, bu ayetlerdeki ‘anlayıp düşünmeniz için’ ifadesi, bir çelişkiye yol açıyor. arapça bir kuran’ı ‘anlayıp düşünmek’ ya da ‘anlamak’ için, arapça bilmek gerekir. ancak biz türkler, dünyadaki pek çok millet gibi, arapça bilmiyoruz. ana dilimiz türkçe.

peki, biz türkler olarak, arapça olan kuran’ı nasıl anlayıp düşüneceğiz? çünkü ayette, hem ‘anlayıp düşünmek’ ifadesi vurgulanıyor, hem de kuran’ın arapça indirilişinden bahsediliyor. bu ikisinin bir arada bulunması, bir mantıksızlık oluşturuyor.

mesela bu ayetlerde sadece ‘anlayıp düşünmeniz için indirdik.’ deseydi, problem yoktu. ama ‘anlayıp düşünmeniz için arapça indirdik.’ denildiği zaman, burada sadece ‘arapça bilenlere/konuşanlara’ hitap edildiği görülüyor.
lmaz mı?

maalesef bu da olmaz. çünkü kuran böyle bir mantığa da itiraz ediyor. işte kanıt:

fussilet, 44:
eğer biz onu, yabancı dilden bir kur’an kılsaydık, diyeceklerdi ki, “ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? arab’a yabancı dilden (kitap) olur mu?”

ayette ‘apaçık’ şekilde görülüyor ki, arab’a yabancı dilden kitap indirilseymiş eğer, arapların buna itiraz hakkı doğacakmış. eğer arab’a yabancı dilden kitap olmuyorsa, türklere de olmaz, fransızlara da, çinlilere de… aksi halde bu ayet, kendi içinde çelişmiş olur.

şimdi biz, türkler olarak soruyoruz, hani tıpkı ayetteki gibi: ‘türklere yabancı dilden (arapça) kitap olur mu?’



Alıntı:
Kuran'da Matematik Hatası vardır miras paylaşımı kurana göre yapılamıyor
bu durumilk defa hz ömer zamanında fark ediliyor

Nisa/11: Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Nisa/12: Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu paylaştırma, ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa, ona altıda bir düşer. Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa, üçte birde ortaktırlar. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

Nisa/176: Senden fetva istiyorlar. De ki: “Allah, size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Örnek 1: Kardeşleri olmayan bir adam (borç ve vasiyet bırakmadan) ölür. Geriye üç kız çocuğu, annesi, babası ve karısı kalır.

Bu durum için geçerli olan cümleleri okuyalım:

Nisa/11'den: "(Çocuklar) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır."
Nisa/11'den: "Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır."
Nisa/12'den: (Karı için) "Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır."

üç kız çocuğuna (toplam): 2/3 = 16/24
anneye: 1/6 = 4/24
babaya: 1/6 = 4/24
karısına: 1/8 = 3/24
toplam: 27/24 !!!

Örnek 2: Çocuğu ve babası olmayan bir kadın ölür ve geriye annesini, kocasını ve bir öz kız kardeşini bırakır.

Nisa/11 den: "Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer."
Nisa/12 den: (Koca için) "Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir."
Nisa/176 dan: "Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur."

anneye: 1/3 = 2/6
kocaya: 1/2 = 3/6
öz kız kardeşe: 1/2 = 3/6
toplam: 8/6 !!!

İki örnekte de görüldüğü gibi böyle bir paylaşımı yapmak ise matematiksel olarak imkânsız. Çünkü pay, payda'dan büyük çıkıyor. Yani mal yetmiyor.

Ne yaparsak yapalım, malı bu şekilde bölüştüremiyoruz. Ya ayette geçen oranları kendimizce azaltacağız, ya da ayette hak sahibi olan bazı varislere hiçbir şey vermeyeceğiz. Ama her halükârda, ayette yazan oranları bütün hak sahiplerine vermek mümkün değil!


Benche
1 ay önce - Pts 08 Hzr 2020, 08:11

bana garip gelen şey de kuran arapça. arapların daha çok anlaması gerekmez mi? sorsan
iran dil arapça- gerçek islam bu değil
ırak dil arapça-gerçek islam bu değil
suriye arapça-gerçek islam bu değil
mısır arapça- gerçek isalm bu deği
suudi arapça- gerçek islam bu değil.
türkiye türkçe- gerçek islam burada yaşanıyor.
burada bir çelişki yok mu? kuran ı daha iyi anlaması gereken araplarda gerçek islam yok. anlamadan müslümanlığı yaşayan türkler de gerçek islam var. ne ilginç değil mi?


UfukRaifoğlu
1 ay önce - Pts 08 Hzr 2020, 08:20

Alıntı:
bana garip gelen şey de kuran arapça. arapların daha çok anlaması gerekmez mi? sorsan
iran dil arapça- gerçek islam bu değil

İran'ın dili arapça değil Farsça



Benche
1 ay önce - Pts 08 Hzr 2020, 08:40

Alıntı:
İran'ın dili arapça değil Farsça

Hemen hemen aynı. Resimdekine bak. Fark çok yok



Nezih90
1 ay önce - Pts 08 Hzr 2020, 09:16

@Benche
Kim diyor Türkiye'de gerçek İslam yaşanıyor diye. Türkiye'de yığınla kendini müslüman zanneden ama gram olmayan yığınlar var kimse kusura bakmasın, kimse doğru yola zorla getirilecek değil. Müslümanların böyle bir görevi, zorlama hakkı yok. Ama samimi olarak söylüyorum, Araplara bir bakın bakalım. Gerçekten müslüman görüyor musunuz? Petrol yataklarının üstünde oturmalarına rağmen ''düşman'' veya ''şeytan'' denen ABD'nin parası ile satıyor petrolünü. Üstüne faiz kesin haram ama çekinmiyorsun. Kendileri İran'ı yanlarına alarak ortak para çıkarıp onunla ihracat yapsalar halk ihya olur, ne faiz kalır ne sefalet. Allah'a iman ediyoruz diyorlar ama fiiller hiçte onu göstermiyor. Çünkü vicdanlarında ABD'ye, batıya iman ediyorlar, böyle olmayanları tenzi ederim ama görünüşe bakınca çok fazla yok anlaşılan. Yani kısaca yazanı sadece anlamak yetmiyor işte (ben anladıklarının da zannetmiyorum ya neyse). Onu hayata geçirmek, ona göre yaşamak gerekiyor.

Alıntı:
Tekinn2121
mesajlar: 4855 saat önce - 03:03 (bugün)

Nihat Bey benim youtubedan baktığım desit agnostik veya ateistler kuranı en az 100 kere okumuş çoğu daha önce imam hatip okumuş hatta ilahiyat okuyanlar var canlı yayınlarda müslümanlarla tartışıyorlar

örneğin bekir sağlamer var adam türkiye hafız şampiyonu olmuş imam hatip + ilahiyat okumuş biri

kuranda büyü ve cinler geçiyor ama bilimsel olarak cinler ve büyü yok

Nerde geçiyor büyü? Cinlerin bilimsel olarak gösterilmemiş olması olmadığına bir kanıt mı? 400 yıl önce elektromanyetik dalgalar, genler, DNA da bilinmiyordu. Peki o zaman bilimsel olarak yok, dolayısı ile yok mu diyecektik?


Ayrıca miras paylaşımında hata felan yok, hata bütün payların çorba yapılmasından kaynaklanıyor. Nisa 33'e göre iki kategori mirasçıdan bahsediliyor:
1. Ana, baba ve yakınlar yani evlatlar
2. Akit ettikleriniz, ''sözleşme yaptıklarınız'', yani eşler.
Yani kan bağınız olanlar ve olmayanlar. Çünkü akla ''evlenirken mehir verdim, mirastan eşe pay kalır mı?'' diye gelebilir.

Önce kanıtlı borç var ise o ödenir. Arda para/mal kalır ise, önce eşin payı ödenir (duruma göre 1/4 yada 1/8), ondan sonra kalanlar belirtilen oranlarda paylaşılır.


osman yörükoğlu
1 ay önce - Pts 08 Hzr 2020, 09:51

Alıntı:
arapların daha çok anlaması gerekmez mi? sorsan 
iran dil arapça- gerçek islam bu değil 
ırak dil arapça-gerçek islam bu değil 
suriye arapça-gerçek islam bu değil 
mısır arapça- gerçek isalm bu deği 
suudi arapça- gerçek islam bu değil. 


Yöneticiler içlerindeki kötülüğü kendi dünya görüşlerini dikte ederek halkı başka yerlere çekmeye çalışıyor ve böylece bazı insanlarda dini değerlerden biraz uzaklaşma düşüncesi ortaya çıkıyor.Sadece o dediğin ülkelerde değil zamanında Türkiye'de de aynısı oldu.Bu arada ateistlerin çoğunda olduğu gibi çok cahilsin daha komşu iran'ın dilini bilmiyorsun


Nihat Joseph Ilkay
1 ay önce - Pts 08 Hzr 2020, 18:31

Alıntı:
Nihat Bey benim youtubedan baktığım desit agnostik veya ateistler kuranı en az 100 kere okumuş çoğu daha önce imam hatip okumuş hatta ilahiyat okuyanlar var canlı yayınlarda müslümanlarla tartışıyorlar

örneğin bekir sağlamer var adam türkiye hafız şampiyonu olmuş imam hatip + ilahiyat okumuş biri


Burada çok açık bir şekilde bir bilen safsatası yapmışsınız. Ayrıca Kuran içinde teoriler barındıran bir fizik kitabı değil ki kapakları arasında objektif hatalar olduğu objektif olarak gösterilebilsin.

Alıntı:
kuranda büyü ve cinler geçiyor ama bilimsel olarak cinler ve büyü yok

Burada iki tane büyük hatanız var.
1) Kuran'da cinlerin karbon'dan veya saptanabilir herhangi elementten yapıldığı yazmıyor. O yüzden bilimsel olarak cinler yoktur ifadesi kusura bakmayın ama bilgisizce yapılmış saçma bir ifadedir.
2) Sanırım bilimin herşeyi kanıtlayabileceği varsayımınızı aslında bilimin kendisinin çürüttüğünün farkında değilsiniz. En azından Godel'in teoremleri hakkında bilginiz olsaydı zaten böyle bir hatalı düşünceyi savunmazdınız.


Alıntı:
enfal 1: (ey muhammed!) sana ganimetler hakkında soruyorlar. de ki: “ganimetler, allah’a ve resûlüne aittir. o hâlde, eğer mü’minler iseniz allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, allah ve rasûlüne itaat edin.”

daha sonra diğer müminler itiraz ediyor niye tüm ganimet allah'a gidiyor diye. zaten allah ganimeti ne yapıcaksa gerçekten tuhaf sonra oturuyorlar düşünüyorlar uzun tartışma ve pazarlık sonucu

enfal 41: allah’a ve ayırım günü yani iki topluluğun karşılaştığı gün kulumuza indirdiğimize iman etmişseniz biliniz ki ganimet olarak ele geçirdiğiniz her şeyin beşte biri allah’a, peygambere, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. allah her şeye kadirdir.


Objektif kanıtlar yerine subjektif varsayımlar sunarak bize burada ancak kendi mantık seviyenizin yüksek kalitede tartışmaları yapabilecek bir seviyede olmadığını kanıtlarsınız. Siz daha objektif ve subjektif arasında ki farkı bilmiyorsunuz. O yukarıda örnek olarak verdiğiniz ayetlere yüklediğiniz subjektif varsayımları kabul etsek bile bu bize Kuran'ın uydurma bir kitap olduğu sonucunu vermez.

Alıntı:
nebe süresi 33. ayet: http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?s ...mp;ayet=33
bu ayet inanılmaz

Ahzâb Suresi 50. Ayet http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?s ...mp;ayet=50
Ahzab Suresi/51. ayet:

Ahzâb Suresi 37. Ayet http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?s ...mp;ayet=37
bu ayet inanılmaz ötesi

Ahzab Süresi 53. ayet

Tahrim süresi ilk 5 ayet inanılmaz ötesi zamanınız olursa tefsirlerine bakın öğrendiğimde şok olmuştum

Maide Suresi/38. ayet:
Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin.


Mâide Suresi 33. Ayet http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?s ...mp;ayet=33

Nisâ Suresi 34. Ayet http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?s ...mp;ayet=34
bu ayet inanılmaz

Nisâ Suresi 3. Ayet http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?s ...amp;ayet=3
bu ayet inanılmaz sınırsız cariye var

Tarık Suresi 7. Ayet http://www.kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?s ...amp;ayet=7

muhammed suresi 35. ayet

Maide Suresi/51. ayet:

Bakara Suresi/223. ayet:


sınırsız cariye helal. (muminun: 6), (nur: 32-33), (ahzab: 50-52-55), (mearic: 30)


Bunların hiçbiri objektif arguman değiller. Subjektif ahlak argumanından objektif doğru veya yanlış sonucu çıkartılamaz. Mavi rengi hiç sevmem. O çıktığın kız iyi bir kız değil çünkü mavi renk elbise giyiyor.. İşte senin yukarıda ki mantıksızlığını gösteren güzel bir örnek.

Alıntı:
Mâide Suresi - 101-102 . ayetler soru sorulma ve sorgulanma yasaklanıyor

Hayır !. açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. diyor. Arada ki farkı anlayamamanız beni şaşırtmıyor.



Alıntı:
arapça indirilmesi ile çelişkili ayetler
kuran’ın araplara ‘indiğini’ göz önünde bulundurursak, arapça ‘indirilmiş’ olması da son derece normaldir tabi ki. buna herhangi bir itiraz getirmiyoruz zaten. nitekim ayetlerde de bu vurgulanıyor:

rad, 37:
ve böylece biz onu arapça bir hüküm (hikmetli bir söz) olarak indirdik.

taha, 113:
(resulüm!) biz onu böylece arapça bir kur’an olarak indirdik ve onda ikazları tekrar tekrar açıkladık.

şuara, 195:
apaçık arapça bir dille.

zümer, 28:
korunsunlar diye, pürüzsüz arapça bir kur’an indirdik.

bu ayetlerde herhangi bir çelişki ya da mantıksızlık görülmüyor. arapların dili neyse, onlara inecek kitabın dili de o olmalıydı elbette.

ancak kuran’da bu konuyla ilgili 2 ayet var ki, diğer ayetlerden oldukça farklı. ilk olarak şu 2 ayete bakalım:

zuhruf, 3:
biz, anlayıp düşünmeniz için onu arapça bir kur’an kıldık.

yusuf, 2:
anlayasınız diye biz onu arapça bir kur’an olarak indirdik.

konuyla ilgili diğer ayetlerden farklı olarak, bu ayetlerdeki ‘anlayıp düşünmeniz için’ ifadesi, bir çelişkiye yol açıyor. arapça bir kuran’ı ‘anlayıp düşünmek’ ya da ‘anlamak’ için, arapça bilmek gerekir. ancak biz türkler, dünyadaki pek çok millet gibi, arapça bilmiyoruz. ana dilimiz türkçe.

peki, biz türkler olarak, arapça olan kuran’ı nasıl anlayıp düşüneceğiz? çünkü ayette, hem ‘anlayıp düşünmek’ ifadesi vurgulanıyor, hem de kuran’ın arapça indirilişinden bahsediliyor. bu ikisinin bir arada bulunması, bir mantıksızlık oluşturuyor.

mesela bu ayetlerde sadece ‘anlayıp düşünmeniz için indirdik.’ deseydi, problem yoktu. ama ‘anlayıp düşünmeniz için arapça indirdik.’ denildiği zaman, burada sadece ‘arapça bilenlere/konuşanlara’ hitap edildiği görülüyor.
lmaz mı?

maalesef bu da olmaz. çünkü kuran böyle bir mantığa da itiraz ediyor. işte kanıt:

fussilet, 44:
eğer biz onu, yabancı dilden bir kur’an kılsaydık, diyeceklerdi ki, “ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? arab’a yabancı dilden (kitap) olur mu?”

ayette ‘apaçık’ şekilde görülüyor ki, arab’a yabancı dilden kitap indirilseymiş eğer, arapların buna itiraz hakkı doğacakmış. eğer arab’a yabancı dilden kitap olmuyorsa, türklere de olmaz, fransızlara da, çinlilere de… aksi halde bu ayet, kendi içinde çelişmiş olur.

şimdi biz, türkler olarak soruyoruz, hani tıpkı ayetteki gibi: ‘türklere yabancı dilden (arapça) kitap olur mu?’


Burada da ne bir çelişki var ne de Kuran'ın uydurma olduğunu kanıtlayan objektif bir kanıt. Kuran'ın ilk indirildiği halk topluluğu Arapça konuşan bir halk olduğu için doğal olarak kitap da Arapça dilinde indirildi. Fakat indirilen Kitap'da Araplara; size daha önce kimsenin bilmediği yeni şeyler indiriyorum yazmıyor. Aksine Kuran kendinden sürekli hatırlatma olarak bahsededer.Kuran'ın indirildiği insanlara da bu hatırlatmayı diğer başka milletlere ulaştırma görevi verildi. Bunun bir sonucu olarakta İsmailoğulları (Araplar) uzun bir süre diğer toplululuklar üzerinde dominant bir millet pozisyonuna yükseltildi. Kuran'da ki mesaj öyle derin felsefe bilgisi veya yüksek bilimsel eğitim gerektirecek bir mesaj değildi. Yaratıcıya eş koşmayın, putlara tapmayın,zayıflara zulmetmeyin, zina ve aklı uyuşturan içeceklerden uzak durun,kan ve domuz gibi insanın doğasına aykırı şeyleri yemeyin,alışverişlerinizde dürüst davranın, öldükten sonra hesap verme gününe iman edin. Bu bilgileri kavrayabilmek için Arapçayı master etmek filan da gerekmiyor. Zaten şeriatla ilgili bazı hükümlerin dışında temel mesaj insanların fıtratına işlenmii ve her topluluk tarafından doğru olarak kabul edilmiştir. Kuran da ki mesaj evrensel gerçeklerin bir hatırlatmasıdır.



Alıntı:
Kuran'da Matematik Hatası vardır miras paylaşımı kurana göre yapılamıyor
bu durumilk defa hz ömer zamanında fark ediliyor

Nisa/11: Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çocuklar) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise (mirasın) yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. (Bu paylaştırma, ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin size daha faydalı olduğunu bilemezsiniz. Bunlar, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Nisa/12: Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. (Bu paylaştırma, ölen karılarınızın) yaptıkları vasiyetlerin yerine getirilmesi, yahut borçlarının ödenmesinden sonradır. Eğer sizin çocuğunuz yoksa, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. (Yine bu paylaştırma) yaptığınız vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borçlarınızın ödenmesinden sonradır. Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa, ona altıda bir düşer. Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa, üçte birde ortaktırlar. (Bu paylaştırma varislere) zarar vermeksizin yapılan vasiyetin yerine getirilmesinden, yahut borcun ödenmesinden sonra yapılır. (Bütün bunlar) Allah’ın emridir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

Nisa/176: Senden fetva istiyorlar. De ki: “Allah, size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Örnek 1: Kardeşleri olmayan bir adam (borç ve vasiyet bırakmadan) ölür. Geriye üç kız çocuğu, annesi, babası ve karısı kalır.

Bu durum için geçerli olan cümleleri okuyalım:

Nisa/11'den: "(Çocuklar) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır."
Nisa/11'den: "Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır."
Nisa/12'den: (Karı için) "Eğer çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır."

üç kız çocuğuna (toplam): 2/3 = 16/24
anneye: 1/6 = 4/24
babaya: 1/6 = 4/24
karısına: 1/8 = 3/24
toplam: 27/24 !!!

Örnek 2: Çocuğu ve babası olmayan bir kadın ölür ve geriye annesini, kocasını ve bir öz kız kardeşini bırakır.

Nisa/11 den: "Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer."
Nisa/12 den: (Koca için) "Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir."
Nisa/176 dan: "Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur."

anneye: 1/3 = 2/6
kocaya: 1/2 = 3/6
öz kız kardeşe: 1/2 = 3/6
toplam: 8/6 !!!

İki örnekte de görüldüğü gibi böyle bir paylaşımı yapmak ise matematiksel olarak imkânsız. Çünkü pay, payda'dan büyük çıkıyor. Yani mal yetmiyor.

Ne yaparsak yapalım, malı bu şekilde bölüştüremiyoruz. Ya ayette geçen oranları kendimizce azaltacağız, ya da ayette hak sahibi olan bazı varislere hiçbir şey vermeyeceğiz. Ama her halükârda, ayette yazan oranları bütün hak sahiplerine vermek mümkün değil


Ayetleri dikkatli okursanız aslında çözümü çok basit. Nisa suresinde ki ayetler iki farklı paydan bahsediyor. Anne-baba ve eşlere bırakılan mutlak pay ve o paylar çıktıktan sonra çocuklara bırakılan ilgili pay. Bunu size bir örnekle açıklayayım. Bir futbol takımının sahibi yardımcısına para veriyor ve bu parayı ondan takım oyuncularına eşit dağıtmasını istiyor. Eğer antröner'de oradaysa bu paranın 1/6'ini de ona ver diyor.Yardımcının bu parayı oyuncular arasında eşit dağıtabilmesi için en başta yapması gereken şey antrönerin mutlak payını ilk önce vermesidir.Antrönerin payını ana paradan ödedikten sonra kalan parayıda oyunculara eşit olarak dağıtır. Nisa suresi 11. ayette çocuklara bırakılan miras çocukların sayısına ve cinsiyetine göre değişiklik gösteriyor fakat anne ve babaya bırakılan mirasda çocuk sayısı etki etmiyor. Ancak miras bırakan kişi arkasında çocuk veya kardeş bırakmamışsa o zaman anneye verilen miras hissesi babaya bırakılan hissenin yarısı oluyor.
Gördüğünüz gibi sorun Kuran da ki miras hukukunda değil sorun sizin eksik bilgi ve önyargıya dayanan hatalı mantığınızda. Aslında konuyu da gerçekten çok dağıttınız .Size yazdığım bir önceki mesajımda araştırmaya dayanan bazı bilgiler paylaştım ve yorumlarda bulundum. Siz o bilgilere ve yorumlara karşı cevap yazmak yerine safsatalarla dolu alakasız bir propaganda yazısı yazdınız. Düsünmeden Kopyala yapıştır yaptıktan sonra siz isterseniz bize o kopyalama yaptığınız sayfaları söyleyin biz gidelim oradan direk okuyalım. Kendinizi boşu boşuna yormayın..


Mustafabey 01

1 ay önce - Pts 08 Hzr 2020, 18:35

Ateistin Allah’a inandım demesi yeter mi?

Sual: Bir areist, (Hiçbir şey kendiliğinden olamayacağı için Allah’a inanıyorum, ama dinlere, peygamberlere, kitaplara, ahirete inanmıyorum) diyor. Böyle düşünen Allah’a inanmış sayılır mı?
CEVAP
O, kesinlikle Allah’a inanmıyor. Nasreddin Hocanın, (Doğduğuna inanıyorsun da, öldüğüne niye inanmıyorsun) dediği gibi, (Ben öğrenciyim; ama öğretmene, derse, imtihana inanmam) denir mi? Öğrenci ise, öğretmene, derse inanması gerekir. (Ben kanuna inanırım; ama savcıya, mahkemeye inanmam) denir mi? Ortada bir kanun varsa, bunu hazırlayanlar var, onları uygulayan mahkeme var demektir. Samimi olarak Allahü tealaya inanıyorsa, elbette onun emir ve yasaklarına da inanması gerekir.

İstisnalar hariç, bütün fen adamları, bu kâinatın kendiliğinden var olmadığını, bir yaratıcısının bulunduğunu ittifakla bildirmişlerdir. Fen ne kadar ilerlerse ilerlesin, insanlar, bir karıncayı, bir kuşu, bir arpa tanesini yaratamaz. Akıllı ve bilgili bir kimse, kâinata bakınca, çok intizamlı yaratıldığını görür. Bunun kendiliğinden olmadığını anlar. Bir insan bir alet, bir makine yapınca bunun nasıl ve nerelerde kullanılacağına dair bir prospektüsünü [tarifesini] de yanına koyar. Yine de anlaşılması zor ise, kullanmasını öğretecek kurslar açar. Bir makine yanlış kullanılırsa elden çıkar. Her şeyin yaratıcısı olan Cenab-ı Allah da, insan denilen bu muazzam makineyi yaratıp başıboş bırakmamıştır. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Sizi boş yere yarattığımızı mı sandınız?) [Müminun 115]

İnsan denilen makinenin de, bir kullanma tarifesi vardır. Bu da Allahü tealanın, peygamberleri vasıtasıyla gönderdiği kitaplardır. Son Peygamber olan Muhammed aleyhisselama gönderilen kitabı ise Kur’an-ı kerimdir. Kur’an-ı kerim çok veciz olduğu için, Peygamber efendimiz bunu hadis-i şerifleri ile açıklamıştır. (Allaha inanıyorum) diyenin, onun gönderdiği kitaplara, peygamberlere de inanması gerekir.

Ortada bir eser varsa, bu eseri elbette meydana getiren biri vardır. Bu eserin nasıl kullanılacağını elbette bildirmiştir. Öldükten sonra başına gelecekleri düşünmeyene, kendisini ebedi tehlikeye atana akıllı denebilir mi? Kur’an-ı kerimin çok yerinde, (Düşünmüyor musunuz?) diye ikaz edilmektedir. Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Aklı olmayanın dini de yoktur.) [Tirmizi]

(Akıllı kimse, Allah’a ve Peygamberine inanan ve ibadetlerini yapandır.) [İ. Muhber]

(Aklı olan kimse iman eder.) [Beyheki]

Şu halde ben Allah’a inanıyorum diyen akıllı kimsenin, kitaplara ve peygamberlere de iman etmesi ve ibadetlerini yapması, haramlardan kaçması gerekir. İmanın altı şartından birine bile inanmayan iman sahibi olamaz. Ben sadece Allah’a inanıyorum demesi kendini aldatmaktan başka şey değildir.


İslam dininde yanlışlık ve hata yoktur ama onu uygulayan insanlar yanlış yaptıkları için bilmiyenler din böyle zannediyor.



sayfa 515
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET