Cennet, olumsuzluk, oteki dunya, tufan konulari hayret derecede uc semavi dinin anlattiklarina benzer. Aradaki fark, Gilgamis destan, Islamiyet, Hristiyanlik ve Musevilik dindir.
Anadolu, Ortadogu kultur ve edebiyati uc semavi dinden cok daha eskidir - ve bu kutsal kitaplarda anlatilan bazi olaylar, cok daha eski destanlardan/inanclardan odun alir.
Yani uc kutsal kitabin vahiy olarak indigi yuzde yuz dogru degildir.
En son OrhunAlac tarafından Cmt 09 Ekm 2010, 22:02 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Yani cehennem diye bilinen yer aslında Ge Hinnom vadisidir. Ve burası Kudüs yakınlarındadır.
Bir ara gün içinde başlığı gördüğümde konuya girmeyi düşünüyordum. Konuyla ilgili küçük bir yazı da hazırlamıştım. Ancak bu cevabı görünce yazıyı göndermekten vazgeçtim. Bu konu başlığı açan kişiyi aşar. Felsefe gibi karmaşık ve teknik bir konuda termolojiden uzak bodoslama kaba ve kestirme cevaplar vermeye çalışmak olsa olsa had bilmemek olur.
Cennat, arapça bahçe demektir. Yani çöl koşullarında nadir karşılaşılan, çok değerli olan, yiyecek ve su, çiçek ve böcek barındıran mekanların genel adıdır. Yani ilahi bir ortam değildir, bildiğiniz çöl ortamında pek bulunmayan dünyevi güzellikleri barındıran vaha tarzı alanlardır. Dönemin koşullarında böyle bir araziye sahip olmak çok önemlidir, zenginlik ve güç göstergesidir.
Anadolu, Ortadogu uc semavi dinden cok daha eskidir - ve bu kutsal kitaplarda anlatilan bazi olaylar, cok daha eski destanlardan/inanclardan odun alir.
Allah'ın kullarını uyarmasını İslamiyet, Musevilik ve Hristiyanlık tarihi ilemi başladığını zannediyorsun ?
Alıntı:
Cennat, arapça bahçe demektir. Yani çöl koşullarında nadir karşılaşılan, çok değerli olan, yiyecek ve su, çiçek ve böcek barındıran mekanların genel adıdır. Yani ilahi bir ortam değildir, bildiğiniz çöl ortamında pek bulunmayan dünyevi güzellikleri barındıran vaha tarzı alanlardır. Dönemin koşullarında böyle bir araziye sahip olmak çok önemlidir, zenginlik ve güç göstergesidir.
Yani bu cennete inanmamak için yeterli bir sebepmi
En son Kerim Kuyu tarafından Cmt 09 Ekm 2010, 22:03 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Arkadaşın asıl ima etmek istediği İslam dininin Yahudilikden alınma bir uydurma din olduğudur
tutturmuş Ge Hinnom Azrail geldiğinde konyayı da anyayıda anlarsın ne nerde
Sizi özellikle tabrik ederim. Arkadaşın zihnini okuma konusundaki beceriniz kayda değer. Doğrusu bu benim aklıma gelmemişti. İşte şimdi Kazım'ın gerçek amacı ortaya çıktı.
Bırakalım bu işleri arkadaşlar. Başkasına, "Hmm sen şunu demek istiyorsun, ben anladım" demek, en azından ayıptır.
Hz. Ali'ye (r.a), birisi geldi. Adam, ölümü, tekrar dirilmeyi, ahirette hesabı, cenneti ve cehennemi inkar ediyordu. Hz. Ali'ye:
- Ya Ali, siz müslümanlar ölüme ve ölüm ötesine inanıyorsunuz; biz ise inanmıyoruz. Siz cehennemden kurtulmak, cennete girmek için bir sürü ibadet ediyor, mal harcıyor, zahmete giriyorsunuz. Bu zahmet değer mi? Hem ölümden sonra tekrar dirilmenin olacağı ne malum?" diye sordu.
Hz. Ali (r.a) adamı sükunetle dinledi, sonra ona şu cevabı verdi:
"Evet, ölümden sonra dirilmek, hesaba çekilmek, cennete veya cehenneme girmek, ya senin dediğin gibi yoktur; ya da bizim dediğimiz vardır. Önce senin dediğinin doğru olduğunu düşünelim. Ölümden sonra ahiret hayatı yoksa, seninle biz aynı durumdayız. Sana da yok bize de yok. Bu arada bizim Yüce Allah için kıldığımız namazların, yaptığımız ibadetlerin, hayır ve iyiliklerin, güzel ahlakın, verdiğimiz zekat ve sadakaların bize bir zararı olmaz. Ama, ya ahiret varsa, bizim dediğimiz doğru çıkarsa, senin hâlin nice olur? diye sordu. Adam, biraz durdu, düşündü ve sonra: " Vallahi, her iki durumda da siz kârdasınız, ahiret varsa vay bizim hâlimize! Yolunu öğret, ben de müslüman olacağım," dedi ve müslüman oldu.
Yani uc kutsal kitabin vahiy olarak indigi yuzde yuz dogru degildir.
Gılgamış destanı Tavrat'ın iniş tarihinden sonradır. Gılgamış, Sümer uygarlığının bitiş döneminden sonra Sümer ülkesini ele geçiren Akadlarca yazılmıştır.
İslam inancına göre her millete bir elçi gönderilmiştir. İlk peygamber Adem(a.s) beri insan topluluklarına sürekli elçiler gönderilmiştir. Dolayısıyla İster bilinen semavi dinlerde isterse semavi kabul edilmemiş dinlerde ortak temaların olması anlaşılır bir durumdur. Bilginin kaynağı vahiydir.
En son Orhan Kınık tarafından Cmt 09 Ekm 2010, 22:13 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi