Bush, 4 yıl daha ABD'nin başında kalacak... Bush'un başkanlık koltuğunda oturmaya devam etmesi önemli ama, onun arkasındaki "Cumhuriyetçi Parti" daha da önemli. Cumhuriyetçi Parti "muhafazakar" ve de "muhafazakarlığı gittikçe artan, sertleşen bir parti." Nedir "muhafazakar Cumhuriyetçiler'in özellikleri? Cumhuriyetçiler zengin... Ve de zengini seviyor. Cumhuriyetçiler (Yahudiler hariç) azınlıklardan, fakir ülkelerden hoşlanmıyor. Cumhuriyetçiler ABD'nin dünya hakimiyetinin güçlenmesini arzuluyor. Cumhuriyetçiler askeri harcamalara ağırlık verilmesinden yana. Bush'un geçen 4 yılda yaptıklarına bakarak, gelecek 4 yılda neler yapabileceğini tahmin edebiliriz. Bush'un geçen 4 yılda yaptıklarını Osman Ulagay Milliyet'teki köşesinde şöyle özetlemişti:
Bush yönetimi ekonomiyi canlı tutmak ve büyümeyi sürdürmek için, öncelikle varlıklı kesime yarayan vergi indirimleri yaptı ve kamu harcamalarını artırdı. Bir yandan da para pompalayarak faizleri düşük tuttu. Bu sayede ekonomi büyüdü Clinton'ın son yılında 236 milyar dolar fazla veren bütçenin açığı Bush'un son yılında 500 milyar dolara yaklaştı.
ABD'nin dış açıkları GSYİH'sinin yüzde 5'ini geçerken bu açıkları finanse etmek için dünyadaki tasarrufların yüzde 71'ini çekmek zorunda kalması doların değerini düşürdü ve doların kaderi Asya merkez bankalarının politikasına bağlandı.
Ekonomideki büyümeye karşın istihdam artmadı, tersine son dört yılda 585.000 kişilik azalma oldu. George W. Bush, 72 yıldan bu yana, başkanlık dönemi boyunca ABD'deki toplam çalışan sayısını düşüren ilk başkan oldu.
ABD'de gelir dağılımı daha da bozulurken yoksulların sayısı yeni bir rekora erişti.
Bush'un Ortadoğu'da ve dünyada gerilimi artıran dış politikası petrol fiyatlarındaki tırmanışı besleyen etkenlerden biri oldu ve dünya ekonomisini olumsuz etkiledi.
Bush'un politikaları bizi, "Ayşe Hanım Teyzem"i nasıl etkiliyor? Bundan sonra nasıl etkileyecek? Bizim için önemli olan budur.
Bush'un faiz politikası bizi etkiler. ABD'de işsizlik sorunu devam ettikçe ABD'de faiz oranı yükselmez. Bu bizim yararımıza olur. Ekonomi canlanır ve faiz oranları yükselirse, biz pahalı kredi kullanmak zorunda kalırız.
Bush'un bütçe ve cari işlemler (döviz) açıkları büyük boyutlarda kaldıkça dolar değerlenemez. Euro değerini korur. Bu da borcumuzda "dolar" ihracatımızda ise "euro" ağırlıkta olduğu için iyidir.
Türkiye az çok ABD pazarına tekstil ürünü ihraç ediyor. Yakında kotalar da kalkıyor. Bush ekonomiyi canlandırırsa bizim mallara talep artar.
Bush Türkiye'yi tanıyor. Türkiye'yi yönetenleri tanıyor. Bu bizim için bir avantaj. Bush bize doğrudan hibe yapamaz. Kredi sağlayamaz. Ama bizi destekledikçe IMF ve uluslararası kredi kurumlarıyla ABD'nin sermaye çevreleri bize daha başka gözle daha sıcak bakar.
Bush şimdilik Afganistan, Irak, Kafkasya'daki operasyonları için, ileride daha başka ülkelerde başlatacağı operasyonlar için Türkiye'den yararlanmak arayışında. Bunun iyi yanı da var, kötü yanı da. Bu Türkiye'yi riske atıyor ama, öte yandan bizim ABD ile iyi ilişkilerimizin devamını sağlıyor.
Bush'un ve Cumhuriyetçiler'in askeri harcamalara verdiği önem, Türkiye'yi de etkileyecek. Bizim askeri harcamaları azaltmamız güç hale gelecek.
Bush'un petrol politikasındaki başarısızlığın faturasını pahalı petrole döviz ödeyerek Türkiye de paylaşacak. Pahalı tüpgaz, pahalı dolmuş, pahalı elektrik, pahalı doğalgaz "Ayşe Hanım Teyzem"leri üzecek.
Bush, Türkiye'nin AB üyeliğini destekliyor... Ama es kaza AB ülkeleri bize dirsek çevirirse Türkiye mecburen "Bush'un kucağına" düşecek. Bush değil de Kerry kazansaydı ne olurdu? Kerry, demokrat ama, "Amerikalı Demokrat". Amerikalılar bile onu tanımıyordu. Amerika için ne yapacağını kimse bilemiyordu. İyi de yapabilirdi, kötü de yapabilirdi. Bush'u az çok Amerikalılar da tanıyor, biz de tanıyoruz. Ne yapacağını az çok tahmin edebiliyoruz... Haydi hayırlısı.
evet maalesef az daha!(4 sene) müslüman kani, doyasiya icilecektir...
gerci digeri gelseydi de fark etmezdi devlet politikalari hükümetlere
göre degismez...yine de amerikalilar en salagini sectiler bu arada...
Amerikalilarin egitim duzeyinden suphelerim olusmaya basladi. Simdi herkez Amerikalilarin egitim duzeyini konusuyor. Gerci Hepsi Busha oy vermedi ama yinede ona oy verenlerin kus beyinli olduklarina garanti gozuyle bakabiliriz. Ben sahsen dunyanin guvenligi icin kerry'nin kazanmasini istiyordum.
Seçimleri Bush kazanmış görünüyor. Haftalardır uzmanlar seçim sonuçlarını tartışıyordu. Bu konuda iki görüş gözleniyor. Birincisi, kim seçilirse seçilsin ABD'nin politikalarında bir değişiklik olmayacağı. İkincisi ise Bush'un seçilmesiyle ABD'nin dünyadaki agresif politikalarının süreceği, hatta yayılacağı.
Ancak bu tartışma daha çok ABD'nin dış politikasına ilişkin. Gerçekten seçimlerde Bush ile Kerry arasında dış politika farkı gözlenmedi. Giderek Doğu düşmanı haline gelen ABD seçmenine, sağduyu telkin edilen bir kampanya olmadı. Aksine Kerry, Bush'u pasiflikle suçladı. Ancak geleneksel olarak kabul gören dış politikada doğrultu değişmezliği artık geçerli değil. Bize kalırsa Kerry seçilseydi, uzun vadede dış politikada Bush'a göre farklı bir strateji gözlenebilecekti.
Bush'un kazanmasının Türkiye için iki boyutu var. Biri, izleyeceği dış politika. Diğeri de izleyeceği ekonomik politikalar. Bush'un Irak'ta izlediği parçalayıcı politika İran'a kayarsa, bu Türkiye'yi çok olumsuz etkiler. Ve bu etki uzun sürer. Son dört yılda ekonomide alınan mesafe de yitirilir. Kaldı ki, şu anda ülkemizde ciddi ölçekte sıcak para bulunuyor. Bunlar çıkmaya yeltenirse mali piyasalar derinden sarsılır. Ayrıca çok ciddi bir askeri harcama gereği duyulacak, belki de arzuların ötesinde bazı işlevlerin üstlenilmesi talep edilecektir.
Gelelim ABD'nin ekonomik politikalarıyla etkilenecek dünya ekonomisine. Bush ile Kerry'nin izleyeceği ekonomik politikalarda farklılık olup olmayacağına dair bir tartışma yok. Olacağı kesin! Piyasalar ve iş alemi genel olarak Bush'un kazanmasını arzuluyordu. Nitekim, Bush'un kazanması doların değerinde bir değişikliğe yol açmasa da New York borsasını (NYSE) olumlu etkiledi.
Oysa Bush zamanında bütçe açıkları zirveye tırmandı. Doların düşüşü adeta uçurumdan yuvarlanır gibi oldu. Ve ABD cari işlemler dengesi tarihinin en kötü dönemlerinden birine girdi. İşte Bush böylesi bir dönemde ek bütçelerle askeri harcamaları patlattı. Büsbütün sarsılan dengeler sonucu ortaya çıkan işsizlik de seçimlerde Demokrat Parti'nin oy potansiyelini oluşturdu.
Yılın başından bu yana bütçe 412.6 milyar dolar açık verdi. Bu, geçen yıla göre yüzde 9.4 daha fazla. Genel kamu açığı ise geçen yılın ilk 9 ayında 538 milyar dolarken, bu yıl yüzde 5.5 artışla 568 milyar dolar oldu. Savunma alanında kamu harcamaları bir yıl öncesine göre yüzde 12.5 artarken, diğer harcamalar yüzde 4.7 arttı. Hem de 2003 yılındaki savaş dönemine göre.
ABD dış ticareti her ay 55 milyar dolar kadar açık veriyor. Ve bu açık giderek de büyüyor. Bu yıl ihracat yüzde 14 artarken, ithalat yüzde 21 arttı. İthalatı kısmak için büyümeye fren yapılsa, ekonomi büsbütün boğulacak. Gaza basılsa hem enflasyon, hem ithalat fırlayacak. Yani ABD'nin işi zor. Bu durumda faizleri hemen artırmak mümkün değil.
ABD ekonomisi çabuk toparlanmazsa, global canlılık da gecikecek. Bu, Türkiye'nin ihracatı bakımından olumsuz. Öte yandan, faizler çabuk yükselmeyeceği için borcun çevrilmesi için avantaj. Ancak Bush'un kazanması NYSE'yi umutlandırsa da, petrol fiyatları tekrar yukarı hareket ettiğine göre Bush'la beraber Ortadoğu'da istikrar beklenmiyor. Yine de Bush'un önünde tam beş yıl var. Umarız gelişmeler farklı olur.
Taha, Kerry'nin seçilmesini Dünya güvenliği için arzu etmişsin. Zaten Kerry de and içmişti hemen Irak'tan çekileceğim diye. Yapma Taha! Al birine vur ötekine bunlar. Aralarında bir fark yok.
Amerikanin baskani kim olursa olsun fark etmez, cünkü siyonist localarin sözünden disari cikamaz.
Amerikalilarin egitim düzeyi tartisilsa ne olacakki,mesela Avrupalilarin en büyük pazari Amerika onlarida ilgilendiren insanlarin alim gücü.