1 milyon Türkiye fotoğrafı
|
 |
Selcuklular
12 yıl önce - Sal 14 Eyl 2010, 13:21
Adnan Menderes'in son mektubu bugün yaşananları bakın nasıl anlatıyor?
| Alıntı: |
Sizlere dargin degilim, sizin ve diger zevatin iplerinin hangi efendiler tarafindan idare edildigini biliyorum. Onlara da dargin degilim. Kellemi onlara götürdügünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes, hürriyet ugruna koydugu basini 17 sene evvel almadigimiz için sizlere mütesekkirdir. Idam edilmek için ortada hiçbir sebep yaok. Ölüme karar-i metanetle gittigimi, silahlarin gölgesinde yasayan kahraman efendilerinizce acaba söyleyebilecek misiniz ?
Sunu da söyleyeyim ki, milletçe kazanilacak hürriyet mücadelesinde sizi ve efendilerinizii yine de 1950'de kurtarabilirdim. Dirimden Korkmayacaktiniz. Ama simdi milletle el ele vererek, Adnan Menderes'in ölümü sizi ebediyete kadar takib edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir. Ama buna ragmen merhametim sizlerle beraberdir.
|
http://www.tarihhaber.com/tarihten-sayfalar/yakin ...ektup.html
İşte bir ülkenin Başbakan'ının ahını almanın sonuçlarının ortaya daha sesli çıktığı gündür.
Bir insan olarak kendi seçtiği insanın asılmasına göz yuman bir milletten olmaktan utanıyorum.
|
 |
tunc sirman
12 yıl önce - Sal 14 Eyl 2010, 13:37
27 Mayis ihtilalini hic bir sekilde tasvib etmiyorum.Ama o gunlerin olaylarini tutanaklardan okursak 27 Mayisa göz göre göre gidildigini goruruz.Ornek: Tahkikat komisyonu.Bu komisyonun secilis bicimine,yetkilerine bakarsak kabahatin herkeste oldugunu goruruz.Keske bugun begenmedigimiz Anayasa Mahkemesi o zaman olsa idi,bu aci olay olmayabilirdi.
|
 |
Karaman Ahmet
12 yıl önce - Sal 14 Eyl 2010, 13:47
| Alıntı: |
| 27 Mayis ihtilalini hic bir sekilde tasvib etmiyorum.Ama o gunlerin olaylarini tutanaklardan okursak 27 Mayisa göz göre göre gidildigini goruruz.Ornek: Tahkikat komisyonu.Bu komisyonun secilis bicimine,yetkilerine bakarsak kabahatin herkeste oldugunu goruruz. |
Halkın oy birliği ile seçtiği bir başbakanı asmanın hiç ama hiç bir özürü olmaz, OLAMAZ!
Adnan Menderes ne güzel söylemiş:
| Alıntı: |
| Dirimden Korkmayacaktiniz. Ama simdi milletle el ele vererek, Adnan Menderes'in ölümü sizi ebediyete kadar takib edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir. Ama buna ragmen merhametim sizlerle beraberdir. |
http://www.tarihhaber.com/tarihten-sayfalar/yakin ...ektup.html
Evet şu anda Adnan Menderes'in zamanına dayanan bir hürriyet hareketine, halkın...
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
.... diyerek milli marşımızı haykırdığına, İRADEYİ VE EGEMENLİĞİ sımsıkı sarılarak kendi ellerine aldığına ve onurlu bir bağımsızlık mücadelesi vermesine şahit oluyoruz!
En son Karaman Ahmet tarafından Sal 14 Eyl 2010, 13:51 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Selcuklular
12 yıl önce - Sal 14 Eyl 2010, 13:52
| Alıntı: |
| Ornek: Tahkikat komisyonu.Bu komisyonun secilis bicimine,yetkilerine bakarsak kabahatin herkeste oldugunu goruruz. |
Tahkikat komisyonunun kuruluş tarihine bakarsanız neden kurulduğunu anlarsınız. Darbe eli kulağında iken keşke bu komisyon gerçekten başarılı olabilse idi.
|
 |
Turgay34
12 yıl önce - Sal 14 Eyl 2010, 14:58
Türkiye'de henüz taşlar yerli yerine oturmuş değildir.. En son 26 maddelik anayasa paketinin oylandığı referandumda alınan % 58'lik neticenin daha özgür bir Türkiye'nin ortaya çıkmasına vesile olacak gelişmelere kapı aralamasını ümit ediyorum.. Ve Türkiye sözde değil özde hürr bir memleket haline geldiği zaman ancak bazı hakikatleri haykırmak mümkün olabilecektir.. Ve haykırılan o gerçeklerin ışığında belki bazı görülmemiş hesaplar da gündeme gelebilecektir..
Maalesef Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk çeyrek yüzyılında "ben yaptım oldu" dönemi hakim olmuştur.. Keyfi bir idaredir.. Bu dönemde hak, hukuk, özgürlük, demokrasi gibi kavramlara yer yoktur.. Bu dönemde yapılanlar yapanların yanında kâr kalmıştır.. Hesap veren olmadığı gibi hesap sorulması halen de mümkün değildir.. Mesela, Lozan'ın hesabı verilmemiştir.. Hesap sormak isteyen Birinci Meclis feshedilmiştir.. İstiklal Mahkemeleri eliyle işlenen cinayetlerin hesabı henüz sorulmamıştır..
Menderes ve arkadaşlarını katledenler hesap vermemişlerdir.. Bu memlekette İslam'a ve müslümanlara, Kürtler'e, solculara, turancılara yapılan zulmün hesabı daha sorulmamıştır.. İskilipli Atıf Hoca'ya, Necip Fazıl'a, Nazım Hikmet'e, Kemal Tahir'e, Deniz Gezmiş'e reva görülen muamelelerin hesabı verilmedi henüz.. Bu insanlar, onları cezalandıranlardan daha az mı vatanseverdiler? Daha yenilerden 367 ve 411 gibi yüksek yargı eliyle işlenen hukuk cinayetlerinin hesapları sorulmamıştır.. vs. vs.
Şeklen çok partili hayata geçilen 1950'den sonra işbaşına gelen hükümetlerin ise "iktidar" olmasına hiçbir zaman (hatta el'an) müsade edilmiş değildir.. Seçimle işbaşına gelen hükümetler yol-su-elektrik, köprü, baraj hizmetlerini yapmakla mükellef tutulmuşlar, anayasa, yargı, ordu, eğitim, güvenlik, dış politika gibi konular "derin devletin" ilgi alanında görülmüştür.. 1937'de Mustafa Kemal, başbakanlığa tayin ettiği Celal Bayar'a görevini tarif ederken aynen şöyle demiştir: "Büyükelçilerin atamasını ben yaparım, dış siyaset benim selahiyet alanımda. Valileri, Emniyet müdürlerini, ben belirlerim.. Ordudaki tayin ve terfileri de ben yaparım, bunlara da karışma.."
Menderes'in darağacına çıkmadan önce kaleme aldığı satırları okurken gayriihtiyari henüz "görülmemiş hesaplar" yâdıma düştü..
|
 |
Mehmet.21
12 yıl önce - Cum 17 Eyl 2010, 14:23
Bugün Adnan Menderes'in idam edildiği gün.
Bundan 49 yıl önce bugün Türkiye'nin utanç günlerinden biri yaşandı. 27 Mayıs darbesini yapan cuntacıların özel olarak kurdukları mahkeme olan Yüksek Adalet Divanı 9 ay 27 gün süren yargılama süreci sonunda Adnan Menderes, İmralı Adası'nda 17 Eylül 1961'de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden sağlam raporu alındıktan sonra alelacele öğlen 13:21'de idam edildi.
İşte 1950-1960 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti başbakanlığına seçilmiş siyasetçi, hukukçu ve toprak ağası Adnan Menderes'i idama götüren süreç...
Kaynak: http://www.sabah.com.tr/fotohaber/gundem/idam_edi ...r_basbakan
|
 |
ege zeybek
12 yıl önce - Pts 20 Eyl 2010, 19:56
Tufan Türenc Hürriyet
Kimdir Menderes
BAŞBAKAN Erdoğan birdenbire Adnan Menderes hayranı kesiliverdi, ilk kez ölüm yıldönümü anma törenine katıldı. Büyük bir duygusallık içinde şiir okudu.
Başbakan’ın bu vefası kuşkusuz güzeldi ama güzel olmayan rahmetli Menderes’i iç politikada figürü olarak kullanmasıydı. Neyse...
Başbakan’ın büyük saygı ile söz ettiği Menderes’i tanımayan genç nesillere anlatmaya çalışalım.
Menderes büyük toprakların sahibi bir ailenin çocuğuydu. Çok küçük yaşta annesi ile babasını yitirdi, onu anneannesi büyüttü.
Ailenin Ege’nin bereketli topraklarında binlerce dönüm arazileri vardı.
Amerikan Koleji’nde okuyan Adnan, 1930’da Fethi Bey’e Atatürk’ün kurdurduğu Serbest Fırka’da politikaya atıldı. Ancak bu partinin ömrü çok kısa oldu. Genç Menderes de CHP’ye girdi ve Aydın İl Başkanı oldu. Bu arada hukuku bitirdi.
Atatürk’ün isteğiyle Aydın’dan milletvekili seçildi ve Meclis’e girdi.
Genç, bilgili, zeki, güzel konuşan, çok şık giyinen Menderes kısa zamanda sivrilerek politikanın ciddi aktörlerden biri haline geldi.
1945’te CHP’nin topraksız köylüleri toprak sahibi yapmak amacıyla getirdiği Toprak Kanunu Tasarısı’na karşı çıktı.
Bunun üzerine iki arkadaşıyla birlikte CHP’den ihraç edildi.
Eski başbakanlardan Celal Bayar da CHP’den istifa ederek bu gruba katıldı. Bu dört kişi Demokrat Parti’yi kurdu.
Demokrat Parti kısa zamanda halkın büyük ilgisini çekti ve 1950 seçimlerinde 27 yıllık tek parti iktidarı olan CHP’yi yenerek iktidara geldi. Bayar Cumhurbaşkanı, Menderes de Başbakan oldu. Menderes koltuğuna oturur oturmaz büyük kalkınma hamlesi başlattı. Amerikan yardımları ve alınan dış kredilerle fabrikaların temelleri atıldı, yol, baraj, liman inşaatları başlatıldı, tarım makineleştirildi. Köylü traktörle tanıştı.
Türkiye bir anda şantiyeye döndü. Halk bu dinamizmin getirdiği refahtan çok mutluydu. 1954 seçimlerinde DP daha fazla milletvekilliği kazandı.
* * *
Ancak plansız programsız bir şekilde yürütülen bu kalkınma hamlesi sonunda ülke döviz sıkıntısına girdi ve borçlarını ödeyemez hale geldi.
İthalat hemen hemen durdu. Bu da yokluklara neden oldu. Kahve yoktu. Halk nohudu kavurup öğüterek kahve niyetine içiyordu. Şeker karneye başlanmıştı.
Halkın sevgisi ve desteği günbegün azalmaya başladı. Muhalefet arttı, gazetelerdeki eleştiriler şiddetlendi.
Menderes bunu önlemek için baskıcı yollara başvurdu. Gazetelere yoğun bir sansür uygulanıyor, özellikle köşe yazarları hapislere atılıyordu.
Başbakan’a bazı akil adamların nasihatleri etkili olmuyordu. O dönemlerde ülkenin tek iletişim organı olan radyo tamamen hükümetin sesi haline gelmişti.
Muhalefetin söyledikleri verilmiyor, tersine onlara Başbakan’ın yanıtları dakikalarca yayınlanıyordu.
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü yurt gezilerinde bindirilmiş kıtalar tarafından saldırıya uğruyor, bunun için önlem alınmıyordu.
Bu huzursuzluklar üniversitelerde yoğun tepkilere neden oldu. Ankara ve İstanbul’a on binlerce öğrenci sokaklara dökülerek gösteriler yapmaya başladılar.
Polisle öğrenciler arasında çatışmalar oluyordu.
Bu hava orduda da rahatsızlık yaratıyordu. Sonunda olan oldu ve daha ağırlıklı olarak genç subaylar 27 Mayıs’ta Menderes hükümetini devirdiler.
Türkiye ilk kez darbeyle tanıştı.
Bayar, Menderes, bakanlar ve DP milletvekilleri tutuklanarak Yassıada’ya kapatıldılar ve orada kurulan mahkemede yargılandılar.
Çok sayıda idam ve hapis cezası çıktı. İdamların üçü dışındakiler kaldırıldı.
Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildi.
Oysa 27 Mayıs olmasaydı 3 politikacı asılmayacak, DP büyük olasılıkla iktidarı yitirecek, değişim sandıkta gerçekleşecekti.
Sonuç: Politik hataları olan ancak hiçbir yolsuzluğa karışmayan 3 dürüst politikacı ile genç demokrasimiz darbenin kurbanı oldu.
|
 |
|
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|