Bos atarim. Hatta ne bos aticam evimde oturur film izlerim.
Ben kalkacagim ta mahallenin okuluna gidip kendi irademle oy verecegim, ama dogu'da elalemin asiret agasi 7 karisina ayni istedigi kullandirticak. Bu ulkeden demokrasi gecti. Daha fazla kendimi kandirip suc ortagi olmak istemiyorum.
Bos atarim. Hatta ne bos aticam evimde oturur film izlerim.
Ben kalkacagim ta mahallenin okuluna gidip kendi irademle oy verecegim, ama dogu'da elalemin asiret agasi 7 karisina ayni istedigi kullandirticak. Bu ulkeden demokrasi gecti. Daha fazla kendimi kandirip suc ortagi olmak istemiyorum.
ne kadar kolay, boş atacaksın da her şey düzelecekmi sanıyorsun. doğudaki adamın 7 karısından sanane kim diyor ki doğuda 7 karılı kocaların olduğunu. çok sallama bence. ayrıca bu ülkede demokrasi olduğunu 12 eylülde tüm dünya gördü
Türkiye'nin 1923den beri temel problemi istikrar ve şu sıra ilk defa yaklaşık 10 yıldır Türkiye'de istikrar var. İstikrar için Ak parti alacaktır yine seçimleri. Bir de buraya yok süt tozu ithal ediyormuşuz, dış borç var,borsadaki para çoğunlukla yabancı sermayenin gibi şeyler yazmayın lütfen zira oldukça komik kaçıyor.
Şimdi Açık ve net olup siyasi liderlerde ne görüyorsam sansürsüz dillendireceğim alınmaca bozulmaca yok.
Akp geldi geleli muhalefet çaresiz,sanki pokerde eli müşküle düşmüş tek sağlam kağıdı olmayan artık mimik ve jestleri açık vermeye başlamış blöf dahi yapamaz hale gelen poker oyuncusuna benziyor. Recep Tayyip Erdoğan'ı hiç sevmiyorlar ama ellerinde alternatif yok, onun yerini kim doldurur deyince? baykal! derken kendileri bile inanmıyorlardı... Erdoğanın ve Kılıçdaroğlunun atışmalarını izlerken erdoğanı dinlerken yüzümün ciddileştiğini kılıçdaroğlunu dinlerken ise yüzümde gülümseme oluştuğunu farkettim bu yakınlarda. Aslında baykal iyi bir hatipdi,kılıçdaroğluna göre kısmen duruşu vardı.Ama kılıçdaroğlunda ne duruş var ne karizma var ne de hatiplik var mikrofonun dibine kadar sokulup düm düz bir ses tonu ile bağırıyor sadece, bunu da hitabet sanıyor her tarafından acemilik akıyor. Öte yandan samimi babacan ve sempatik bir dış görünümü var bu Türkiye'de sevilen bir durumdur lakin Asla ONE MINUTE!! deyip masaya vuran bir lider kadar tutmaz. Türk halkı son noktada delikanlı babayiğit duruşdan daha çok haz eder. Şu çok netki Kılıçdaroğlu Erdoğanı Baykal kadar bile sıkıştıramıyor. Görüyorum bunu erdoğanın gözlerinden rahatlığından seziyorum bunu. Meclis tvde baykal kürsüdeyken erdoğan gerilirdi, kızarırdı. Şimdi ise yüzünde alaycı bir ifade var resmen. Gerçekten Erdoğan chpyi hiç tarihinde sıkışmadığı kadar köşeye sıkıştırdı, zaten büyük ihtimalle bir daha bu kadar etkin,tesirli ve baskın bir sağ parti başkanı da bir daha gelmez. Sağ partiler Erbakan tipi daha mülayim ilmi siyaseti pek de beceremeyen kişilere alışkındır aslında. Bu rüzgar erdoğanın genel başkan olduğu müddetçe devam eder ama o gidip yerine Kurtulmuş tipi biri gelince hesap değişebilir. Bu rüzgar esmeyebilir...
Kılıçdaroğlu çark ettiği sürece,orada kukla olarak oturduğu sürece.
Biz çözeriz deyip istismar ettiği sürece.
pkklılara genel af deyip inkar ettiği sürece.
Çok beklersiniz chp iktidarını çok.
Girelimmi iddiaya.
Milletin manevi değerlerine savaş açan zihniyete biz günahımızı bile vermeyiz.
Canan Arıtman örtünmek için arap geleneği dediği sürece havanızı alırsınız siz.
Yaz kenara,chp bu kafayla gitsin % 25'in üstüne çıkamaz.
Bu kıvırtma ve Başsavcı ile paslaşma CHP’nin canını yine yakacaktır
Alıntı:
Üniversitede başörtülü kızlara özgürlük diye yola çıkan CHP iş ciddiye binince “Türkiye karanlığa gidiyor” türküsünü tutturdu.
“Benim oğlum bina okur, döner yine okur” misali, en başa döndük.
AK Parti heyetiyle görüşen CHP’nin temsilcilerine bakınca farklı bir sonuç beklemek imkansız hale geliyor.
Görüşmeye katılan Kemal Anadol, Akif Hamzaçebi ve Muharrem İnce, konuyu CHP lideri Kılıçdaroğlu gündeme taşımamış gibi davrandı.
Bu tabloda tek eksik Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya idi, o da görüşmenin bitiminde yaptığı yazılı açıklamayla eksiği tamamladı.
Görünen tablo, CHP yönetimi ile Yargıtay Başsavcısı arasında “ dar alanda kısa paslaşma” olduğunu gösteriyor.
Veya CHP’li Kemalistler pası veriyor, Başsavcı “küt” iniyor.
Orhan Veli “Beni bu havalar mahvetti” demişti, CHP’yi de gücü giderek zayıflayan vesayetçi yargıyla ittifak hastalığı yakacak.
Başsavcının uzun yazılı açıklamasında “kapatma” iması var.
Bu ima bile tek başına 12 Eylül referandunun anlam ve önemini gösteriyor.
Anayasa Mahkemesi’nin çoğulcu yapısı parti kapatmayı eskisi kadar “aç-kapacı” olmaktan çıkarıyor.
Bu yapıda Anayasa Mahkemesi’nin eskiden olduğu gibi, emir-komuta zinciri içinde karar alması mümkün görünmüyor.
O nedenle geçmişte olsa, piyasaları altüst edecek bu açıklamanın fazla esamesi okunmuyor.
Piyasalar kendi bildiğini okuyor.
Açıklamanın gösterdiği şu, CHP veya yandaşları YÖK’ün eğitim hakkı genelgelerini iptal ettirme yoluna gidebilir.
İdari yargı hem bugünkü yapısı, hem de geçmiş Anayasa Mahkemesi kararları gereği böyle bir karar alabilir.
Sonuçta sadece bu genç kızlar bir kez daha hayalkırıklığına uğramakla kalmaz, CHP de samimiyet sınavından sınıfta kalmış olur.
Unutmamak gerekir ki, genç kızların yüksek öğrenim hakkını referandum sonrası gündeme getiren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu oldu.
Aynı Kılıçdaroğlu’nun partisi bugün bu yolda atılacak uzlaşma adımlarına karşı çıkmakla kalmadı, fiili durumu ortadan kaldırma kararlılığında olduğunu da gösterdi.
Bu tablo CHP’yi yüzde 25’in bile altına çeker açıkçası.