Hep merak ettim kötülük yaparken gerçekten şeytanamı uyarız yoksa irade zayıflığının bir sonucumu? hayır ve şerin iyi veya kötünün allahtan geldiğini , içimizdeki yüreğimizdeki tüm kötülüklerin gerçekleşmesi sonrası suçun üzerine yıkıldığı bir hayal ürünümü?
canlılar var insanlar var kendi hırsımız ve kibirimiz var birşeyleri elde etmek için herşeyi mübah görmemiz var. mutluluğa ulaşmak için herşeyin mekruh olduğu kalplerimiz var. bütün bunları yaparken araya şeytanmı giriyor yoksa binbir çeşit ego ve zaaflarımızmı? irademizin egolarımızın zaaflarımızın yenildiği içimizdeki şeytanmı? yoksa şeytan irademizin bir simgesimi?
bir yerde okumuştum "kulun idaresini allahtan başka kimsenin almasının mümkün olmadığını şeytanın insanoğluna gıcık olduğu için ezelden beri kötü sanılan ve insanın her irade yenilgi sonrası şeytana suç atan insanoğludur. onu göremezsiniz o'sunuzdur"
insanları kandırma metodlarından biriside insanları allahın affına güvendirmesidir
allah cc kitabında şöyle buyurmaktadır:
"ey insanlar rabbinize karşı gelmekten sakının. ne babaın evladı ne evladın babası namına birşey ödemeyeceğimi günden çekinin. bilinki allahın verdiği söz gerçektir. sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan. allahın affına güvendirerek sizi kandırmasın"
Şeytan nedir sorusunun cevabı için,insanın var oluşundan başlamak gerekiyor.
Çamurdan; balçıktan ınsanı meydana getirdi. Yanı maddeden; madde yapı ıle beden meydana geldi. Ve ONA RUHUNDAN NEFHETTİ.RUHUNDAN NEFHETTİNİN AÇIKLAMASI; ONA ISIMLERİ TALIM ETTİ. Yani burada ruhun açıklaması; isimlerin manası. Yani bu işin ruhu anlamına kullanılan bir kelime orada ruh. Ve o mana Esmaül Hüsna ile işaret edilen özellikler…İsimler demek; isimlerin işaret ettiği özellikler demektir. Dolayısıyla; o isimlerin işaret ettiği özellikler; o mana; İnsan denen şey!
İnsan denen yapı, varlık, o balçıktan var olmuş beden değil. O balçık yapı zaten mevcut olan yapı. O balçık yapıdan var olmuşlar zaten mevcut. O yapıya ruhunden nefhederek; kı o ruhun anlamı dediğim gibi Allah ısımlerının özellikleri; yanı insan kelimesi ile kastedılen varlık; Şuur!… Açığa çıkışı itibarıyle şuur diyoruz…. Şuur kelimesinin hakikati; müsemması; esmaül hüsna.
Peki esmaul husna diğer varlıklarda yok mu?… Diğer varlıklar da esma ile gelmedi mi?..Ama esmaul husnadaki bir kısım özellikler diğerlerinde açığa çıktı…Halbukı insandakı esmaul husna; Ahsenı Takvım. Ahsenı Takvım olması (ayetteki ) ESMAE KULLEHA nın açıklaması;”Butun isimlerin özellikleri” Şimdi bütün isimlerin özellikleri ile var olmuş insan; o balçık yapıya üflendi, nefholdu. Dolayısıyla balçık yapıda insan; şuur; insani şuur meydana geldi.Fakat insani şuur o balçık yapıda açığa çıktığı zaman bu aşamada henuz kendını beden olarak, o balçık yapı olarak; DABBE olarak kabullenme halınde değildi. Dolayısıyla da yaşamı; CENNET YAŞAMI idi. Cennet var olmuştu. Cennet denen; kendindeki o özelliklerle yaşama halini devam ettiriyordu.
.........
Ne zamanki “Sen bu şekilde yaşa ama, o mel’un agaca yaklaşma”; o şereceye yaklaşma diye diye bahsedilen;- kendini beden kabullenme durumuna girme demektir o . Fakat O, o ağaca yaklaştı. Kendini beden kabullenme durumuna girdi. Kendini beden kabullenme durumuna girdiği anda, cennetten; cennet yaşamından; yani kendi şuur boyutunda kendi esma özellikleriyle yaşarken; dilediğini yapabilme halini yitirdi bedenin kayıtları dolayısıyla…
Kendini beden kabullenme durumuna düştü. O zaman ININ BİRBİRİNİZE DÜŞMAN OLARAK hükmü açığa çıktı. Niye birbirinize düşman?… Çünkü, birisi yükselmek istiyor, kendi esma özelliklerini; kendi hakikatini yaşamak istiyor; yukarıya dönük!….Öteki, beden, bedenselliğinin gereği; aşağıya, maddeye dönük!… Dolayısıyla ikisi birbirine ters, birbirine düşman!… Bir yapı içinde iki yapı oluştu.İşte Adem diye bahsedilen insan; o ŞUURÎ YAPI!…Yanlış bir yorumla Havva diye düşündükleri; Adem’in bedeni; eşi…EŞİYLE BİRLİKTE YERYÜZÜNE İNDİ… Yani insan; eşi olan bedeni ile, birbirine düşman olarak arza indi, yeryüzünde, bedende yaşamaya başladı….
.......
Şimdi beden; 3 ayrı tanımlama ile tarif ediliyor Kur’anda.
Bedene DABBE diyor…Yeryüzünde hareket eden, yeryüzünden oluşmuş madde yapı olması itibariyle…
Bedene EN’AM diyor… Hayvan diyor… Çünkü beden yer, içer, çiftleşir; seks yapar, ürer, çocuğu olur, anne babadan meydana gelir, çocugu olur… Hayvandır… Bütün hayvanlar böyledir….
Bedene ŞEYTAN diyor! Çünkü bedenin gerek şartlanmaları kabül etmesi; – beden derken beyın tabanlı biyolojık yapıdan bahsediyoruz-…. Gerek şartlanmaları kabul etmesı, gerek değer yargılarını buna gore oluşturması, duyguların bundan kaynaklanması, bedendeki hormonal yapının aldığı tesirlerin duygulardaki rolü, beden kabullenmenin getirdiği hırs ve maddeye dönük kabuller; kendini madde beden olarak görmesi- kabullenmesi ve yaşaması; bütün bunlar şeytani fikirleri meydana getiriyor…
Bu şeytani fikilerler dolayısıyla da Kur’an bedene şeytan diye de bahsediyor. BEN SİZE ŞEYTAN DÜŞMANINIZDIR DEMEDİM Mİ? Derken BİRBİRİNİZE DÜŞMAN OLARAK İNİN e bağlı olarak; bedenın şeytanlığını vurguluyor…
Nefsine uymuş freni boşalmış komyon misali giden insan varken şeytan neki, günümüzde şeytanın pek bi işi yok sanıyorum Allaha nasıl kendini affeddiririm diye inzivadadır bi umut, çünkü insan şeytanı pabucunu tesr giydirir...
Hayvanlara gore insanlar, seytanin taa kendisidir muhtemelen. Bize gore de her kotu seyi bize yaptiran varlik olarak, kazinmis kafalarda Masumiyetimizi percinlemek adina, kendini en iyi tatmin etme yolu, "Seytana uydum".
Şeytan'ı herkes kötü şeylere davet eder sanıyor. Halbuki şeytan insanı iyiliğe davet görünümü altında kötülüğe davet eder. Şeytan asla doğrudan kötülüğe davet etmez. Zira doğrudan kötülüğe davet ederse insanlar bunu hemen anlar. İşte insanları oltaya düşürüp iyi kılıfıyla kötülüğe davet der.
Günümüzde şeytanın işini insanlar yüklenmiştir. İnsanlarda karşısındakini kötülüğe düşürmek için sinsiliğe başvurur. Ayette de buna vurgu yapılır. Sinsilikten bahsedilir. Yani iyilik, güzellik, kılıfıyla kötülüğe davet edilir.
Örnek verelim. Okumak güzel denir, hele hele kız çocuklarının okuması daha güzel denir. Herkes balıklamasına sazan gibi dalar. Halbuki bunun altında yatan sinsiliği görmez.
Günümüzde kızlar okuduğundan hep evliliği ötelemiş ve evlenemeyen erkekler dünyada hızla artmıştır. Bunun karşılığında yeni bir sektör çıkmıştır. Akıllı S. robotları.
Misafir senin ben zihniyetine tukureyim emi.
Yil olmus 2017, bu nasil bir zihniyettir?
Bu zihniyetin dinle alakasi yok. Bunlar selefi/vahabi zihniyetinin suregelen yanlis inanislaridir. Bakin bilgi caginda yasiyoruz. Bilgisiz kalan toplum ezilmeye mahkumdur. Sonra musluman alemi neden eziliyor diye sacmalamayacaksiniz eger dusunceniz buysa.
Peygamberimizin ilim/bilim ile ilgili bircok hadisi var.
Bir ornek "ilim Cin'de de olsa aliniz"
Kadin erkek ayirmis mi? Ayirmamis
Bende senin zihniyetine tüküreyim. Hz. Peygamber 3 şeyde acede edin diyor. Bunlardan biri de yaşı gelmiş evlenme çağına gelmiş çocukları evlendirmede. Siz kızlara üniversite okusun yüksek lisans yapsın, doktora yapsın diye 40 yaşına kadar okutursanız veya zamanında okumamış yaşı geçmiş kızları dışardan Açık Öğretim Lisesi veya Açık Öğretim Üniversitesi adı altında okutup evliliği ötelerseniz ülkede fuhuşu artırırsınız. Sadece başarılı olanlar lise ve Üniversite okumalıdır. Başarısız olanların Lise ve üniversitede okuması anlamsızdır. Bugün herkes artık lise ve üniversite okur hale geldi.
Kız çocuklarının ortaokul mezunu olması yeterlidir. Başarılı olanları ise sınavla lisede okutursunuz. Öyle her isteyen gelipte lisede okumamalı. Japonyada liselere giriş sınavlıdır. Kız çocuğu başarılı ise liseyi okumalıdır.
Üniversiteye gelince her kız üniversiteye gitmemelidir sadece ihtiyaç kadar ve başarılı olan kız üniversiteyi okumalıdır. Yani kızların %10 üniversiteyi okumalıdır. Bugün her kız üniversite mezunu olacağım diye yaşı başı geçmiş ama hala okuma derdinde. Başarı desen sıfır.
Sonuçta üniversiteyi bitirenlerin %70-80 işsiz. Yaş olmuş 40 hala bekar. Halbuki evlenseydi 2-3 çocuğu olurdu.
Evlenemeyen erkekleri düşünen yok. Ülkede fuhuş, sürekli bu sebeple arttı.
Allah da buna karşılık geç evlenmenin cezası olarak Down Senromunu veriyor.