Bir Ramazan'ı daha tamamlamak üzereyiz. Her sene memleketimizde âdet olduğu üzere televizyonlarda envai çeşit "şeker reklamları" boy göstermeye başladı. İftar evvelinde insanın ağzını sulandıran, yemekten sonra ise hemen her yetişkinde olduğu gibi evde tırım-tırım aranıp bulunarak ağza atılan tek bir tanesi dahi rahatlıkla nefsi körletmeye yeten o çekici"şeker"lerin başrolde oynadığı reklamlar, bu gece ekranda pek boldular. Hemen her iki-üç reklamda bir "şeker"ler "çikolatalar" arz-ı endâm ettiler, durdular.
Kimilerine göre bayramın olmazsa olmazı ağız tadlarından belki de en çekicileri, bazılarına göreyse bir duygu sömürüsü vesilesi... Hatırlarsınız, yıllar evvel çok meşhur bir reklam vardı. Bayram günü evlâtlarını ve torunlarını hasretle bekleyen, ama akşam hava kararıp da bardaktan boşanırcasına inmeye başlayan yağmuru hüzünlü gözlerle izleyen, elleri boş kalmış yaşlı bir karı-koca...
Halk bu reklamda adeta ikiye bölünmüştü: Kimisi reklamın vuruculuğunun yüksekliğinin altını çizerek, büyüklerini kaale almayan genç nesle türlü çeşit beddualardan birer demet gönderirken, kimileriyse bunun sadece bir duygu sömürüsünden ibaret olduğundan dem vurmaktaydı... Reklamın sonuna doğru yükselen o muhteşem fon müziğiyle ve de çekim tekniğinin farklılığıyla çok ilginç bir reklamdı. Kim ne derse desin, üzerdi yahu seyredeni... İnsanın boğazına birşeyler düğümleniverirdi bittiğinde...
Bu sene ise çok daha light reklam filmleri çekilmiş. Komşularının aldıkları şekerleme ve çikolatalara göre kafalarında ziyaret planları yapan ve kapı kapı dolaşarak bu başdöndürücü tadlardan ziyâdesiyle nemalanmaya çalışan 3 şirin veledin oynadığı bir reklam ön planda...
Cepleri şekerle tıka-basa, ağızlarıysa taşarcasına çikolatayla dolu olduğu halde yine de ganimetlerine ganimet ekleme telâşesiyle yeni ziller çalma peşinde koşan bu bacaksızların insanı imrendiren glikoz yükleme ve yükletme çabalarını içeren reklamın, nedense ikinci bölümünü çekmemişler, çekmeyi akıl etmemişler. Çekilseydi şayet, altyazısı da muhtemelen şöyle olacaktı: "Şirin piçkuruları Cerrahpaşa Acil'de"... (E, o kadar abartılı şeker yeme teşebbüsünün sonu da başka yer olamaz herhalde. Hele ki o yaştaki bacak kadar çocuklar için )
Şimdiden hepinize/hepimize "şeker tadında" hayırlı bayramlar... Büyüklerinizin gönlünü hoş etmeyi unutmayın, sonra gün gelir, bugünleri çok ararız...
Açıkcası ben Akın Abi'nin anlattığı o reklamda duygu sömürüsü olarak gördüğüm bir şey yok.Nihayetinde şirket ürünü sunuyor ve sunmanın en önemli yeri reklamlardır.Bunu da ne kadar başarılı yaparsa o derecede ürünü tanıtıp başarıya ulaşabilir.Ekonomi de şahsen gereksiz duygusallığı sevmem Başarılı bir reklam olduğuna inanıyorum.Adı üstünde zaten reklam
Şimdi ben askerliğini felan yapmış koca eşşek kadar adam oldum ya daha harçlıkta vermiyorlar şeker mekerde kesmiyo beni ya bayramın tadı tuzu kalmadı daha ahh ahh nerde o eski bayramlar diyesim geliyor topladığım bozuk paraları sayıp çocuklarla ben senden daha çok para topladım muhabbetler,yeni ayakkabı,elbise heyecanları ...
Şimdilerde bunların hiçbiri heyecan vermiyor çünkü;büyüdük artık bu gibi şeylerle uğraşmıyoruz
Herkese hayırlı bayranlar şimdikten,çocuklara harçlık verin şeker yerine
En son emrullah tarafından Pzr 05 Eyl 2010, 02:21 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi