Ana Sayfa  



emrullah




Sal 24 Ağu 2010, 01:05   Marshall Planı ve Türkiye

Kısaca nedir bu plan ?

Marshall Planı II. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD'den ekonomik kalkınma yardımı almıştır.
kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Marshall_Plan%C4%B1

Kapsamlı olarak nedir bu plan ?


II. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD'den ekonomik kalkınma yardımı almıştır.Truman Doktrini, esas itibariyle Yunanistan ve Türkiyeye askeri yardımı öngörmüştür. Çünkü bu iki ülke, Sovyetlerin doğrudan doğruya baskısı ve tehdidi altında idi. Fakat bu sırada Avrupanın durumu iktisaden son derece kötüdür. Altı yıllık savaş, bütün ülkelerin ekonomik kaynaklarını tüketmiştir. Savaş, bütün ülkelerde ağır tahribat yapmıştır. Bir bakıma toplumlar açlıktan kıvranmaktadır. Ekonomileri harekete geçirecek kaynak yoktur.
Sovyet Rusya, bu durumu fırsat bilerek komünizm propagandasını şiddetlendirmişti. Amerika, Batı Avrupanın bu ekonomik sıkıntılarına yardımcı olmak için her şeyi yaptı. Amerikanın 1945 Haziranı ile 1946 sonu arasında Batı Avrupaya yaptığı ekonomik yardım 15 milyar dolar olmuş, fakat bu yardım, bütçe açıklarının kapanması, ithalat için kullanılması gibi, paranın verimli olmayan ve gidip de gelmeyeceği alanlara harcanmıştı.Kaynakwh:

Bu sebeple Amerika, Avrupaya yapacağı yardım için başka bir formül aradı ve bu formül Dışişleri Bakanı George Marshallın 5 Haziran 1947 günü Harvard Üniversitesinde verdiği bir nutukta açıklandı. Buna göre, Avrupa ülkeleri her şeyden önce kendi aralarında bir ekonomik işbirliğine girişmeliler ve birbirlerinin eksikliklerini kendileri tamamlamalılar. Bu genel işbirliği sonunda bir açık ortaya çıktığında Amerika, bu açığın kapatılması için yardım etmeli. Bunun için de önce bir işbirliği programı yapılmalıydı.Marshall Planı adını alan bu teklifi görüşmek üzere 27 Haziran 1947de Pariste bir toplantı yapıldı. George Marshall, bu planına Sovyetlerle uydularını da dahil ettiği için, Paris Toplantısına Sovyetler de katıldılar. ANcak yapıcı bir katkıda bulunmak için değil, sabote etmek için. Sovyetler bunu da başaramayınca 2 Temmuzda konferansı terkettiler.12 Temmuzda İngiltere, Fransa, Belçika, İtalya, Portekiz, İrlanda, Yunanistan, Türkiye, Hollanda, Lüksenmburg, İsviçre, İzlanda, Avusturya, Norveç, Danimarka ve İsveçin katılmasıyla toplanan 16lar Konferansı 22 Eylülde, Amerikaya sunulmak üzere bir Avrupa Ekonomik Kalkınma Programı hazırladı. Bu program üzerine Amerika, 3 Nisan 1948de Dış Yardım Kanununu çıkardı. Amerika, bu kanuna dayanarak daha ilk yılında 16lara 6 milyar dolarlık bir ekonomik yardım yaptı. Bu yardımlar daha sonraki yıllarda da devam edecekti.Marshall Programı, 1948 yılında Başkan Truman tarafından imzalanan bir kanun ile kabul edildi.


Siyasal alandaki Truman Doktrini’nin ekonomik uzantısı, Marshall Yardımı biçiminde ortaya çıktı. Türkiye, Marshall yardımlarından faydalanan ülkelerden biriydi ve Marshall yardımı, Türkiye için, ekonomik bağımlılığın başladığı yerdir.Marshall Planı, Avrupa’ya yardım etmek istiyordu. Bu amaçla, 1948 yılında OEEC (Ekonomik İşbirliği Örgütü) kurulmuştu, ama Türkiye bunun dışında bırakılmıştı. İleri sürülen gerekçe, Türk ekonomisinin savaştan çok zarar görmediği ve kendi kendine yeterli niteliklere sahip olduğuydu. Fakat, Türk hükümeti durumu böyle görmüyordu. Amerikan yardımı, Sovyetler’e karşı bir güvence olduğu gibi, hazırlanmış bulunan ekonomik kalkınma planının gerçekleştirilmesinde de kullanacaktı.

Bu yüzden Türkiye, ABD’ye baş vurarak kendisinin de “Marshall planı” içine alınmasını istedi. Sonunda Amerika, Türkiye’yi de ekonomik yardım programının kapsamına aldı. Başlarda askeri nitelik taşıyan Amerikan yardımı, ekonomik bir niteliğe büründükten sonra Kemalist politikanın İlkerlerinin terk edilişine götüren belirgin şartlarla astarlanır; Türk Hükümeti, Amerikan şirketlerine, bulunduğunda işletme hakkını da içeren petrol araştırma izni vermelidir; sağlanan fonlardan yararlanmanın, yani iktisadi politikasının denetimini kabul etmelidir; yabancı sermeye karşısından onu dışlamaya götürerek vergi koymayı üstlenmelidir.Kaynakwh:

Ekonomik alandaki bu ters yöndeki değişiklik, genel politikada da o nitelikte bir değişikliğe götürdü. 1950 seçimlerinde, iktidar başlıca muhalefet partisi olan Demokratik partiye geçti. Yeni Başbakan Menderes yabancı sermayenin serbestçe girişine ve %10’a kadar faizlerini de beklemeden çıkışına hemen izin verir. 1953’te, kazanılmış faizlerle yatırılmış sermayelerin hemen ve sınırsız olarak yurduna geri dönebileceğini kabul eder ve yabancı sermaye konusunda Ticaret Yasası yumuşatılır. Amerika Birleşik Devletlerine böylesine bağlanmanın sonucu olarak, tarım ve maden üretiminde köklü bir artış olur, ama öte yandan ezici askeri giderler, dış ticaret dengesinin altüst oluşu ve özellikle halkı hızla etkileyen bir fiyat artışı da gündeme girdi.
Marshall Planının getirdiği olumsuz etkiler asıl 1960’lara doğru görülmeye başladı. Bir neden sonuç ilişkisi içinde de günümüze kadar etkileri gelmektedir.

1950’li yıların ortalarına kadar Türkiye insanı buğdayını üretir; kendi yiyeceğini ayırır kalanını da başka ülkelere ihraç ederdi. Amerika o yıllarda geliştirdiği ve kısa bir gelecekte yararlandığı proje ise “sonora” adını verdiği bitki genetiği değiştirme sonucu üretimi arttırma yolunda yaptığı araştırmaydı. Doğal olarak da ilk ürün olarak temel besin maddesi olan buğday seçilmişti. Ve Amerika, Hitlerin insan genetiği üzerinde uzmanlaştırdığı Alman bilim adamlarının başını çektiği bir ekiple “sonora” denemesi ile kendi tarımında büyük ilerleme gerçekleştirdi.bizim Türk köylüsünün “bire on, bire onbeş aldım” diye tabir ettiği buğday üretimi verimliliğini, Amerikan üreticisi on kat fazla olarak gerçekleştirmekteydi
Marshall Planı ile ülkemize bedava buğday, çocuklara süt tozu, peynir ve de beraberinde “Çocuk Felci” yardım olarak geldi. Amerikanın Emperyalizm aracı olan Dünya Bankası boş durmamış, ülkemize uzun vadeli ticaret karşılığı krediler açmış; karşılığında siyasetçilerimiz için makam arabaları, kadınlarımız için naylon çoraplar, askerlerimiz için demode silahlar bu kredilerler Amerika Birleşik Devletlerinden alınmıştır. Bu anlamda Marshall Planının amacı: “ az gelişmiş ülkelerin savaşta yıpranan ekonomilerini düzeltmek, yoksul ve aç kalmış insanlarını besleyip tembelliğe alıştırmak; bu ülke halkının tüketim alışkanlıklarını değiştirip kendi ekonomilerine gelecek yaratmak; yapılanları yardım amaçlı gösterip, ülke halklarına sevimli görünmek, bu sayede işbirlikçi siyasetçilerin ve gözünü para hırsı bürümüş tüccarların işlerini kolaylaştırmak”. Böylece bir çok ülke “Marshall Planı” ile kollanmaya başlandı.

Türkiye’ye Verilen Marshall Planı Yardımları

Devreler Umumi yardım Direkt Endirekt
1947-48 - - -
1948-49 5 milyar 953 milyon 49 milyon -
1949-50 3 milyar 510 milyon 58,5 milyon 74,5 milyon
1950-51 2 milyar 418 milyon 45 milyon 55 milyon
1951-52 937 milyon 22,5 milyon 47,5 milyon

Toplam Oran Askeri Yardım

1947-48 100 milyon
1948-49 49 milyon %0,83 95 milyon
1949-50 132,7 milyon %3,7 102 milyon
1950-51 100 milyon %4,1 150 milyon
1951-52 70 milyon %7,4 240 milyon


Haziran 1947'de Harvard Üniversitesinde bir konuşma yapan ABD Dışişleri Bakanı George Marshall, Avrupa ekonomilerini tekrar kalkındırmak için çok geniş kapsamlı bir program önerdi. Marshall Planı; buna katılmak isteyen her Avrupa ülkesine Amerikan mali yardımı, malzeme ve makinasını içeriyordu. Türkiye dahil, 16 Avrupa ülkesinin üyeleri 22 Eylül'de Amerika'ya sunulmak üzere bir Avrupa Ekonomik Kalkınma Programı hazırladılar. Bu program üzerine Amerika 3 Nisan 1948'de Dış Yardım Kanunu'nu çıkardı. Amerika bu kanuna dayanarak daha ilk yılında 16'lara (İngiltere, Fransa, Belçika, İtalya, Portekiz, İrlanda, Yunanistan, Türkiye, Hollanda, Lüksemburg, İsviçre, İzlanda, Avusturya, Norveç, Danimarka ve İsveç) 6 milyar dolarlık bir ekonomik yardım yaptı. Bu yardım ileriki yıllarda 12 milyar dolara ulaştı. Marshsall planı, Sovyetler ve onun uydularına da açık olmakla birlikte, Doğu Bloku üyeleri buna katılmak istemediler. Marshall yardımları sonucunda ve üç yıllık bir süre içinde Avrupa'daki sanayi üretimi savaş öncesine oranla % 25, tarımsal üretim ise % 14'lük bir artış gösterdi. Dış Yardım Kanununun çıkması üzerine 16 Avrupa ülkesi, 16 Nisan 1948'de Avrupa Ekonomik işbirliği Teşkilatı'nı kurdular.
Marshall Planı, Avrupa’ya yardım etmek istiyordu. Bu amaçla, 1948 yılında OEEC (Ekonomik İşbirliği Örgütü) kurulmuştu, ama Türkiye bunun dışında bırakılmıştı. İleri sürülen gerekçe, Türk ekonomisinin savaştan çok zarar görmediği ve kendi kendine yeterli niteliklere sahip olduğuydu. Fakat, Türk hükümeti durumu böyle görmüyordu. Amerikan yardımı, Sovyetler’e karşı bir güvence olduğu gibi, hazırlanmış bulunan ekonomik kalkınma planının gerçekleştirilmesinde de kullanacaktı.

Bu yüzden Türkiye, ABD’ye baş vurarak kendisinin de “Marshall planı” içine alınmasını istedi. Sonunda Amerika, Türkiye’yi de ekonomik yardım programının kapsamına aldı. Başlarda askeri nitelik taşıyan Amerikan yardımı, ekonomik bir niteliğe büründükten sonra Kemalist politikanın İlkerlerinin terk edilişine götüren belirgin şartlarla astarlanır; Türk Hükümeti, Amerikan şirketlerine, bulunduğunda işletme hakkını da içeren petrol araştırma izni vermelidir; sağlanan fonlardan yararlanmanın, yani iktisadi politikasının denetimini kabul etmelidir; yabancı sermeye karşısından onu dışlamaya götürerek vergi koymayı üstlenmelidir. Demokratik Partinin iktidara geldiği ilk yıllarda ekonomik ilerleme büyük çaptaki Amerikan yardımıyla desteklendiği için etkileyiciydi. Alına krediler ithal makinelerin alınmasında kullanılıyordu. Örneğin, 1948-1952 yılları arasındaki toplam traktör sayısı 1750’den 30000’e yükseldi. Bu da 1948’de 14,5 milyon hektar olan ekilip biçilen dönüm miktarını çok fazla büyüyüp 1956’da 22,5 milyon hektara ulaşmasına olanak sağlamıştı. Bu büyüme nüfus artışının hayli üzerindeydi. Çok iyi giden hava koşulları da eklenince demokrat parti yönetiminin ilk 3 yılında tarım ürünleri bollaştı, çiftçinin geliri bariz bir şekilde arttı. Tarım kesimindeki bu büyümenin öncülüğünde, ekonomi bir bütün olarak %11-13 gibi hızlı bir oranda büyüdü.
yeni yollar ve de hızla yükselen ithal otomobil ve kamyon sayısı daha da etkin bir pazarlama ve dağıtım olanağı sağladı. Kemalist modernleşme programının çok önemli bir parçası olan demir yolları yapımı ise hemen tamamıyla durdu. Kara yolu taşımacılığına tam geçiş, kamu mülkiyeti taşımacılığından özel mülkiyet taşımacılığına geçiş anlamına geliyordu; çünkü kamyon ve otobüslerin çoğu özel mülkiyetin elinde, demir yolları ise devletin elinde idi.
Bütün bu gelişmelere rağmen Türkiye, 1950’li yılların ortalarına kadar ekonomik olarak çok iyi durumdaydı. Marshall Planının getirdiği olumsuz etkiler asıl 1960’lara doğru görülmeye başladı. Bir neden sonuç ilişkisi içinde de günümüze kadar etkileri gelmektedir.
Marshall Planı ile ülkemize bedava buğday, çocuklara süt tozu, peynir ve de beraberinde “Çocuk Felci” yardım olarak geldi. Amerikanın Emperyalizm aracı olan Dünya Bankası boş durmamış, ülkemize uzun vadeli ticaret karşılığı krediler açmış; karşılığında siyasetçilerimiz için makam arabaları, kadınlarımız için naylon çoraplar, askerlerimiz için demode silahlar bu kredilerler Amerika Birleşik Devletlerinden alınmıştır. Bu anlamda Marshall Planının amacı: “ az gelişmiş ülkelerin savaşta yıpranan ekonomilerini düzeltmek, yoksul ve aç kalmış insanlarını besleyip tembelliğe alıştırmak; bu ülke halkının tüketim alışkanlıklarını değiştirip kendi ekonomilerine gelecek yaratmak; yapılanları yardım amaçlı gösterip, ülke halklarına sevimli görünmek, bu sayede işbirlikçi siyasetçilerin ve gözünü para hırsı bürümüş tüccarların işlerini kolaylaştırmak”. Böylece bir çok ülke “Marshall Planı” ile kollanmaya başlandı.
Amerika’daki tarım sürecini gördükten sonra tabi ki alanın maddelerinden biri de “bedava buğday” olacaktı. Ve ülkemize bu bağlamda bedava buğdaylar gelmeye başladı. Peki bu bedava buğday ülkemizi nasıl etkiledi? Görünüm olarak sadece bir yardım olarak biliniyordu. Ama Amerikanın tutumu daha sonraları anlaşılacaktır. Sonuç olarak, Amerika Birleşik Devletlerinin “Marshall Planı” ile ortaya koyduğu yepyeni strateji ülkemizde de hedefine ulaşmıştır. Bu yardım ülkemizdeki sonuçlarına dönersek: Türkiye köylüsü, tüm stoklar Amerikan yardımı ile dolduğundan artık üretemez duruma düşmüştür. Ve 1950’li yıllardan sonra başlayan tarım sektörü işsizliği altmışlı yıllara gelindiğinde hat safhaya ulaşmış, zamanın iktidarının “her mahallede bir milyoner yaratacağız” vaatleriyle tarımsal alanlardan kent varoşlarına akınlar başlatmıştır. Bu hızlı göç daha sonraki yıllarda Türkiye’nin kaderini önceden çizmiş ve toplumsal alanda Türkiye’nin çöküşü olmuştur. Amerikan buğdayları tükenince dışarında ithal edilen buğdayların ekmeğine halkımız çaresiz razı olmaya başlamıştır. Köylüler kent bile sayılamayacak şehirlerin sınırlarında derme çatma konutlarda, bir çeşit mülteci gibi yaşamaya başlamıştır. İşte bugün İstanbul’un ortadadır. Amerikan emperyalizminin yayılma aracı olan “Marshall Planı” ülkemizin bugünkü durumunu oluşturan temel faktörlerden önemli olanlardan biridir. İşte yine bugün kent varoşlarında arabesk bir toplumun oluşması “Marshall Planı”nın Türkiye toplumsal alanda görülen sonuçlarındandır.



Sitemizde bu konu hakkında daha önceden bir başlıkta tartışma çıkmıştı ufak çaplı bende bunu daha detaylı bir şekilde tartışmak için bir başlık açma gereksinimin de hissettim

İşte o tartışmalar

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=1848148#1848148


Alıntı:
Benim bildiğim Türkiye 1946 senesi ile birlikte ABD'nin kucağını düştü.. Marshall Yardımı adı altında Türkiye, ABD"nin bölgedeki taşeronu yapılmak istenmişti. Hedef, Amerikan sanayiine pazar açmaktı. Bir borç tuzağı olan Marshall Yardımı ile Türkiye hibe adı altında borçlandırılmıştı. Ayrıca Türkiye 11 Mart 1947'de IMF'ye, 14 Şubat 1947'de de Dünya Bankası'na üye olmuştu. ABD ile 27 Şubat 1946 tarihinde yapılan 10 milyon dolarlık anlaşmaya göre Türkiye, ABD'nin işine yaramayan savaş artığı malzemeleri satın alacaktı. ABD ile "bağımlı" ilişkimiz rahmetli Menderes'ten önce başladı...



http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=1848393#1848393

Alıntı:
Ama Figen Abla Marshall yardımını birtek bizim ülkemiz almadı.Marshall yardımını alıpta kalkınamayan tek ülkede bizi zaten.Yani sizin dediğiniz gibi Amerika'nın köleliği felan yok.En azından ekonimi kitapların da işin bu boyutu hiç tartışılmıyor.Tartışılan Türkiye'nin gelişmekte olan ülkeler sınıfın da debeleşmesi.Bu yardımı aldığı halde kalkınamaması.
Bizim ülkemiz ne tarımı ,ne sanayiyi nede bilişimim tamamlamıştır.Gelişmiş ülkeler sınıfına giren ülkeler bunların hepsini tamamlamıştır.Biz ise hala gelişmekte olup bunları tamamlıyacağımız yere hep yok ediyoruz.


http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=1848736#1848736

Alıntı:
Marshall planiyla ilgili iddialar tamamen yanlis. Zira marshal plani olarak bilinen plan resmi adi ile " european recovery - avrupa iyilestirme/yenileme" plani olup yardim ve hibelerden aslan payini ingiltere, fransa, italya ve yunanistan almistir. Neredeyse en dusuk hibe ve yardimlar turkiye'ye verilmistir ki bunlar buyuklerimde ogrendigim kadari ile biraz para, askeri arac gerec ve okullarda dagitilan, ewlere giren sut tozu. Planla ilgili detayli bir link veriyorum. Bu linkte bulunan tabloda yardim alan ulkeler ve oranlari gosteren bi resim var.

en.wikipedia.org/wiki/Marshall_Plan



http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=1848743#1848743

Alıntı:
Arkadaşın verdigi linki tam olarak aktaralım inşallah.

http://en.wikipedia.org/wiki/Marshall_plan#Expenditures



http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=1849612#1849612

Alıntı:
Biz bu konuma kendi gücümüzle geldik Türkiye Marshall planinda en az yardim alan ülkelerden biridir, az yardim alan diger ülkelerde zaten AB üyesi olunca kalkindi (izlandiya haric).

Ve kendi gücümüzlede hizla ilerliyoruz allaha sükür ne ABye nede ABDye ihtiyacimiz yok.

Kusura bakmayin konuyu saptiriyoruz ama buna aciklik getirmeden rahat edemem.
Kaynak:
http://de.wikipedia.org/wiki/Marshallplan



Bize ekonomi derslerinde bu planla ilgili bu olarak şunlar söylenmişti ;

Biz bu yardımı her ne kadar az alsakta verimli bir şekilde kullanamadık.
Bu yardımı alıp kalkınamayan tek ülkeyiz
Bu yardımın aslan payının Vehbi Koç'un kullandığı ve hatta bu yardım sonrası ilerlediği söylenmişti.

Sizin bildikleriniz,düşünceleriniz?


 mesajı beğendiniz mi?: +3
Figen
site denetçisi



Sal 24 Ağu 2010, 01:25  

Güzel bir konu başlığı açmışsın.
Alıntı:
Ama Figen Abla Marshall yardımını birtek bizim ülkemiz almadı.Marshall yardımını alıpta kalkınamayan tek ülkede bizi zaten.Yani sizin dediğiniz gibi Amerika'nın köleliği felan yok.En azından ekonimi kitapların da işin bu boyutu hiç tartışılmıyor.Tartışılan Türkiye'nin gelişmekte olan ülkeler sınıfın da debeleşmesi.Bu yardımı aldığı halde kalkınamaması.


Buradan anladığım kadarıyla, sen Marshall yardımı almamızdan ziyade, onu diğer ülkelerin yaptığı gibi, doğru kullanmamamızdan şikayetcisin, bu yardım ile ABD'ye bağımlı hale geldiğimize inanmıyorsun. Fakat yukarıda verdiğin bilgilerde, ABD'ye nasıl bağımlı hale geldiğimiz açıklanmış, nasıl "tuzağına" düştüğümüz açıklanmış. Diğer ülkeler ise neden bu yardımı bizden daha iyi kullandılar, o da açıklanmış. Yardım alan diğer ülkeler birbirlerini kollamak ve korumak için OECD'yi kurdular... Biz ise çooookkkk sonra üye olduk...


 mesajı beğendiniz mi?: +1
emrullah




Sal 24 Ağu 2010, 01:40  

Tamam işte Figen Abla bana göre Türkiye ekonomisinin bugün kü durumu bana göre bu plan ve satnd by anlatlaşmasının sonuçlarıdır.İlerleyen günlerde stand by anlatlaşması ile ilgilide başlık açacağım
Marshall planı ile ilgili de kendi kitaplarımdan tablolar ve bilgiler aktaracağım.


Bu yardım bana göre kötü bir yardım değil.Kullanmasını bilemedik.Diğer ülkeler nasıl Abd'nin kölesi uşağı olmadıysa ki bizde olmıyabilirdik.(kul köle derken bağımlılık madamında)

Uzun zamandır hep aynı şeyleri yazıyorum aslında farkındamısınız bilmiyorum ama tekrar yazacağım

Gelişmiş ülkeler;önce tarımını tamamlar sonra sanayisini tamamlar sonrada bilişim ve teknoloji ve son olarak hizmet sektörü

Gelelim bizim ülkeye ;

Sorarım size Tarımı tamamladık mı ?, Sanayiyi tamamladık mı ?,Tekonolojiyimizi tamamladık mı ?

Koca bir hayır...
Biz bunları tamamlamadan şimdilerde hizmet sektörlerinde çıbalanıyoruz.Yani gecekondu üzerine gökdelen dikmeye çalışıyoruz.

Bunları neden söylüyorum ?
şundan ;eğer biz bu yardımı iyisiyle kötüsüyle adam gibi kullanıp sanayimizi en azından tamalasaydık,tren yolu kominizmdir demeyip her yeri örseydik,liberal politikandan çok devletçi poltikayı destekleseydik,Kit'leri daha aktif hale getirip kalkınabilseydik stand by anlatlaşması gibi komik antlaşmalara imza atmazdık ve kalkınmış bir ülke olarak refah seviyesi bugünkünden kat ve kat ileride olan bir ülke olurduk.


 mesajı beğendiniz mi?
Figen
site denetçisi



Sal 24 Ağu 2010, 01:54  

Fakat o zamanın Cumhurbaşkanı Inönü ve Başbakanı Hasan Saka çok yanlış bir "yardım paketi" imzaladılar. Sorun burdan kaynaklanıyor...12 Temmuz 1947'de Paris'te bir araya gelen Avusturya, Danimarka, Belçika, Yunanistan, İzlanda, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, İsveç, İsviçre, Türkiye, İngiltere ve Fransa temsilcileri, Avrupa'nın acil ihtiyaçlarını belirlemek ve karşılamak için, Amerika Birleşik Devletleri'nin istediği biçimde Avrupa Ekonomik İsbirligi Konferansı (Conference of European Economic Co-operation, CEEC) adında bir örgüt kurdular.

Toplantıya katılan Türkiye de, hazırlamış olduğu ekonomik kalkınma programını gerçekleştirebilmek için ABD'den kendisine 615 Milyon $ yardım yapılmasını istedi. Ancak Amerikalı uzmanlar, Marshall Planı'nın ülkelerin kalkınma programlarının finansmanı için değil savaştan yıkılmış olarak çıkan Avrupa'nın kalkınması için hazırlandığı gerekçesiyle Türkiye'nin yardım talebini geri çevirdiler.
Amerikalı uzmanlara göre, Türkiye'nin altın ve döviz stoklarıyla dış ticaret dengesi diğer 15 Avrupa ülkesine göre daha iyi durumdaydı. Bu sebeple Türkiye'ye Marshall Planı çerçevesinde Avrupa ülkelerine hammadde ihraç etme görevi yükleniyordu. Tarım ve madencilik sektöründe kullanılacak aletler, elektrik malzemeleri, nakliye kamyonları, petrol ürünleri ve kereste biçiminde, sadece 59 Milyon'luk yardım yapılması öngörüldü. Bunun üzerine Türkiye doğrudan ABD Hükumetine başvurarak kendisinin de Marshall Planına dâhil edilmesini istedi. Türkiye bu başvurusunda, ekonomik durumla askeri ve siyasal istikrar arasındaki ilişkiyi vurguladı. Marshall Planı çerçevesinde ABD'ye sunulan rapor, Kongre'de ele alındı ve 3 Nisan 1948 tarihinde yardımın finansmanının sağlanması için Ekonomik işbirliği Kanunu kabul edildi. Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye'yi Marshall Planı'na dâhil etme kararından sonra, söz konusu yardımdan yararlanabilmek için 4 Temmuz 1948 tarihinde ABD ile Ekonomik işbirliği Anlaşması imzalandı.

Türkiye, Marshall Yardımları çerçevesinde 1948-1951 yılları arasında, ABD'den hibe olarak toplam 62 376 000 $ yardım almıştır.

Krediler: Türkiye, aynı yıllar arasında, ABD'nden ödünç olarak yaklaşık 72 milyon dolar yardım almıştır. Anlaşmaya göre; bu borçların ödenmesine 1952 Temmuzu'ndan itibaren başlanacaktır. 1952 yılından 1956 yılına kadar ABD'ye yalnız faiz tutarları ödenecek, o tarihten sonra da 35 sene süre ile %2.5 faizle gerek ana para, gerekse faizleri, bir arada ve eşit taksitlerle ödenerek borç kapatılacaktır.

Teknik Yardımlar: ABD'den getirtilecek teknik uzmanlarla, yardım gören ülkeden staj, tetkik gezisi ve buna benzer nedenlerle dışarıya gönderilen teknisyen, mühendis ve benzeri elemanların ve meslek erbabının gittikleri ülkelerdeki zaruri masrafları karşılanması öngörülmüştür.

Fakat Amerikan askeri yardımı çerçevesinde Türkiye'ye verilen malzemenin bakım ve yedek parça giderlerinin Türkiye bütçesinden karşılanması, öngörüldüğü için, Türkiye'nin ekonomisinde sıkıntıya neden oldu. Amerika'dan gelen yardımın bakım ve yedek parçası için Türkiye'nin bütçesinden yılda yaklaşık 145 Milyon $ ayrılması gerekti. Bu durum, Türkiye'nin II. Dünya Savası sonrasında elinde bulundurduğu döviz stokunun kısa sürede erimesine neden oldu.

Sence bu yapılan iyi/akıllı bir antlaşma mı? Burda rahmetli Menderes'i suçlamak doğru mu..?


 mesajı beğendiniz mi?: +1
Osman Yavuz



Sal 24 Ağu 2010, 02:08  

Marshall Plani'nin en buyuk detaylari nedense hep gozardi edilir.

Bu plani kim yaptirmistir?
ABD' mi?
Yoksa baska birileri mi?

Marshall Plani'nin fikir babasi ve bu plani yururluge girmesini saglayan bastac, Rockefeller ailesinin donemdeki buyuk ismi, David Rockefeller'dir.

Alıntı:
David served as a director in the Council on Foreign Relations in 1949. Earlier he had also served as the secretary of the CFR Study Group in the Council's discussion on "Reconstruction in Western Europe" in 1946-47 which was named the Marshall Plan.


http://davidrockefeller.net/

Marshall Plan esasinda bir ABD devleti vs urunu degildir. CFR grubunun urunudur. CFR ise Rockfeller klaninin kurmus oldugu organizasyondur. ABD devleti 1800'lerden beri Rockefeller ve Rotshchild gibi bir iki sayili aile tarafindan yonetilmis olduklari icin, 1940'larda da Rockfeller'larin emirlerini yapmakta olduklarindan, CFR tarafindan hazirlanmis olan bu plani uygulamaya sokmuslardir. Rockfeller'lar bu plan oncesinde Bretton Woods'un da uygulamasini saglamislardir. Marshall Plan Avrupa'da en cok kimlerin isine yaramistir diye de dusunmek gerekir. Marshall Plan sonrasinda Rothschild ailesi yeni bir kalkinis icerisine girmis, Hitler tarafindan zor duruma dusurulmelerinin intikamini cok guzel bir sekilde almislardir. Vaktinde baba Rockefeller'lara yapmis olduklari yardimlarin meyvalarini boylece II. Dunya savasi sornasinda en cok ihtiyaclari oldugu zamanda almislardir.

Marshall Plani'nin maksadi ulkeleri ABD'ye bagimli hale getirmek degildir.
Ulkeleri "elit" grubun koleleri haline getirmektir. Yoksa ABD'de sekli ile bu elit grubun kontrolu altinda olan bir ulkedir. 2010'da da kontrol altindadir, ayni elit grup 1947'de de kontrol etmektedir, 1847'de de.

Turkiye gibi ufak ulkeler bir yana, Almanya, Fransa gibi kocaman ulkeler de kontrol altina alinmistir. Esasinda Turkiye kanimca Marshall Plani oncesinde de kontrol altindadir, fakat o zamanki durumu ve ekonomik sorunlari dolayisi ile onemsiz bir ulke olarak gorulmekte, en buyuk onemi ise stratejik bolgesel konumundan dolayi olmaktadir. Cok uluscu gecinip te tam tersini yapan kimi liderlerimiz sayesinde emir kulu hale gelmisizdir. Ne de olsa Avrupa'li olmak icin can atip durduk onlarca yildan beri. Kanimca bu plan kesinlikle uygulanacakti, yani Turkiye tarafindan imzalanacakti. Sartlar vs'nin onemi yoktu. Buyuk bir ihtimal uluscu ve halkci liderimiz Turkiye'yi cok seven Rockefeller uyeleri ile detaylari coktan gorusmustu. Her seyin bir bedeli vardir ne de olsa. Savasa sonradan katilip ta savasi kazananlarin yaninda bulunmak oyle "armut pis agzima dus" mantigi ile ne zamandan beri kabul edilir olmustur, hic bir bedel odemeden?


 mesajı beğendiniz mi?: +1
emrullah




Sal 24 Ağu 2010, 02:18  

Yanlız ben direk Menderesi eleştirmedim ama herhalde liberal ekonomiyi eleştirmemden bunu öngördünüz.

Evet çok doğru dedikleriniz de bende diyorum ki bugün de en büyük sıkıntımız olan yan sanayi ürünlerini üreten fabrikaları niye kuramadık?Neden direk aletin kendisini aldıkta yan sanayisini kurmadık.Yani bunu yapan da o günkü siyasiler ve bürokratlar.

Hem biz neden kalkınamadan direk askeriyeye yatırım yaptık ki ?
Kalkınmakta olan ülkeler sanayiye ve tarıma yatırım yapmaz mı?
Neden fabrikalarını kurmak yerine hazırını aldık ?

Bizim avrupadan kat ve kat ileride olduğumuzu zaten aşikar bir durumdur.Adamlar 30-40 senede çalışarak sanayiyi kurarak geliştiler.Biz onlardan daha ilerideyken sanayiyi bu ülkede geliştiremedik.Liberal ekonomiye burda saldırıyorum.Bırakınız geçsinler bırakınız yapsınlar mantığıyla ülke bu hale geldi.Devlet teşvik edip zamanın da Kit'ler le fabrikaları açıp ondan sonra özelleştirseydik işte o zaman liberal ekonomiyi izleseydik,inanıyorum Almanya ve Fransa'dan daha kuvvetli sanayimiz ve ekonomimiz olurdu.

Kızdığım ve karşı çıktığım yardımın alınmasından çok alınanın heba edilip sırtımızda kambur oluşturması.

Ama işin içinde sosyal boyutlarda var.O günkü kominizm tehlikeleri ve devamlı askeriye dayanan bir zihniyet bugünkü temelsiz ekonomiyi doğurmuştur.
Bu arada ben liberal ekonomiyede karşı değilim,artı devletçi ekonomiyide savunmuyorum.Her ikisinden de alan başlangıçta anti keynesçi yani anti liberal gibi duran ama ilerleyen yıllarda daha ılımlı olan monaterist akımı destekliyorum.Aslın da desteklemek yerine mantığıma daha iyi yatıyor diyelim


 mesajı beğendiniz mi?
Osman Yavuz



Sal 24 Ağu 2010, 02:29  

Alıntı:
Hem biz neden kalkınamadan direk askeriyeye yatırım yaptık ki ?
Kalkınmakta olan ülkeler sanayiye ve tarıma yatırım yapmaz mı?
Neden fabrikalarını kurmak yerine hazırını aldık ?


Emir buyuk yerden geldi de o yuzden.

Eger sana emir geliyorsa ve diyorsa silah alacaksin, devlet butcesini buna harcarsin. Eger emir gelmisse ve demisse hazirini alacaksin, gider alirsin. Kapitalin akisindan eger ufak bir sizintiyi alamiyorsan, ya sana aldirtmiyorlardir, ya da almaya gucu yetenler kasitli olarak almiyorlardir. Acaba neden almaya gucumuz yettigi halde bizim cok uluscu ve halkci liderlerimiz bunu aldirtmadilar yillar boyunca? Dikkat etmek gerekir. Neden yag, un, tuz, seker kuyruklarinda bekledik hep te koskoca arazilerimiz hepsini uretebilecek kapasitede iken.

Silahtan bahsederken.
Silah sanayisinin sahipleri kimlerdir ona da dikkat etmek gerekir. ABD ordusu mudur silahi ureten? ABD hukumeti midir? Yoksa sirket midir? Silahi satan kimdir? Su gozlerde cok buyutulen ABD'nin gecmis kisa tarihindeki en azili savaslarindan teki olan Sivil Savasi'nda, en cok kaymagi yalayanlar, bala surenler kimler olmuslardir? Kuzeyliler mi, guneyliler mi? Birbirlerini vuran Amerikalilar mi? Yoksa koleler mi? Yoksa onlara al vur diye silahlari verenler mi?

Turkiye silah almis. Cok almis.
Uzun yillar boyunca Turkiye emir kulu olarak yasadi durdu. Bu emir kullugunun onune gecmeye calisanlar oldu, onlari da bir sekilde ortadan kaldirdilar, kimilerine ucak kazasi dediler, kimilerine kalp krizi, kimilerine seker hastaligi, kimilerine beyin tumoru...

Biz ki, Kibris harekatini yaparken bile ABD'deki vaktin egitmeni Kissinger'den izin almisiz ama kimseler bundan bahsetmez. Bunlar da iste ABD'nin devletinde vaktinde "cok gizli" iken daha sonra halka acilabilir denilen belgelerden ogrenilir mesela. Peki Kissinger kimdir? Bu adamin bizimle ne isi var? Bu adamin Rockefeller gibilerle ne baglantisi var? ABD'nin devletinde en yuksek mevkilerine nasil gelmis? Her neyse konuyu fazla dagitmamak en iyisi simdilik... Biz silah almisiz, bir sey degil. Savasa bile izinsiz giremiyoruz ki, savastan da izinsiz cikamiyoruz ki (kaynaklar state.gov'de mevcut, telefon gorusmelerinin yazili metinleri bulunuyor).


 mesajı beğendiniz mi?: +1
Hüseyin ATAR



Sal 24 Ağu 2010, 10:39  

60'lı yılların başında ilkokul öğrencisiydim. O yılları iyi hatırlıyorum.
Köyümüzde hemen hemen her evde bir inek bulunmasına rağmen okulda süt tozu içirirlerdi bize. Süt tozu kolilerinin üzerindeki tokalaşan iki elden birinin manşetinde amerikan bayrağı vardı.
Çocuk aklım algılayamamıştı ama sonraki yıllarda yaşayarak gördüm:Amerikaya elini veren kolunu, hatta her yerini kaptırır.
Sonraki yıllarda barış gönüllüleri köyleri ve okulları dolaşmaya başladılar. Görüntüde dünya barışı için uğraşıyorlardı ama gerçek amaç; köylerdeki yoksul ama zeki çocukları tespit edip amerikada okutmak. Sonra amerikan çıkarları için çalışan bilim adamları yetiştirmek.
Beyin göçü böyle başladı.
Atalarımız boşuna dememişler:
"...... kullanmayacağı eşeğin önüne saman koymaz."


 mesajı beğendiniz mi?
Orhan Kınık




Cmt 13 Nis 2013, 21:57  

4 Temmuz 1948’de yapılan Marshall yardım plan anlaşmasını, 12 Temmuz 1947 yapılan Truman doktirini kapsmanında yapılan anlaşmayla birlikte ele almak gerekir. Birinci antlaşma daha ziyade askeri yardım öncelikli bir antlaşmaydı.

Birinci antlaşmanın en önemli özelliği Türkiye'nin güvenliğini ABD'ye emanet etmesidir.

Bu anlatlaşmayla İngiltere'nin denetiminden Amerika'nın denetimine giriyorduk.

1956 tarihli Amerikan Senatosu Dış İlişkiler Raporunda şöyle deniliyordu: “ABD yardımı, bir hükümet girişimi olarak, başkalarının çıkarı için yapılan bir şey değildir. ABD, ne sadaka veren bir kuruluştur, ne de Amerikan halkının cömert ruhunun dışarıya akmasıdır… Teknik yardım, ABD’nin dış politikasını yürütmek ve ulusal çıkarlarını dışarıda geliştirmek için mevcut araçlardan bir tanesidir”


Birinci antlaşmanın maddeleri.

1. Madde: Yardımın Amerikan Yardım Kanunu gereğince yapılacağı ve Türkiye’nin de bu antlaşmada belirtilen koşullar içinde bunu kullanacağı belirtiliyordu.

2. Madde : ABD, Türkiye’de yardımın kullanılmasını denetleyecek, koşullarını belirleyecek ve Amerikalılardan oluşacak bir kurulun görev yapacağı, kurul başkanına “Misyon Şefi denileceği, Türk hükümetinin bu kurula her türlü kolaylığı sağlayacağı belirtiliyordu.

3. Madde:
1. fırkası: “Birleşik Devletler basın ve radyo temsilcilerine, bu yardımın kullanılışını serbestçe incelemeleri ve bu incelemelerini tam olarak bildirmeleri müsaade edilecektir” deniliyordu.

2. Fırkası “Türkiye Hükümeti, bu yardımın amacı, içeriği, genişliği, miktarı ve ilerleyişi hakkında Türkiye’de tam ve devamlı yayın yapacaktır”

4:madde: “ Türk Hükümeti, yapılan yardımı, tahsis edilmiş bulunduğu gayeler uğrunda kullanacaktır… Türkiye Hükümeti, Birleşik Devletler Hükümetinin onayı olmadan, bu neviden hiçbir madde ve bilginin mülkiyet ve zilyetliğini devredemeyeceği gibi, aynı onay olmadan Türk Hükümetinin Subay, memur veya ajan sıfatını haiz bulunmayan bir kimseye açıklanmasına ve maddeler ve bilgilerin verildikleri gayeden başka bir gayede kullanılmasına müsaade etmeyecektir” deniliyordu.

4 maddeye hasseten dikkatinizi çekerim.

Yukardaki maddelere göre Türkiye bundan böyle ABD'nin ön karakolu olmuştur.

Bu anlaşmalar İnönü döneminde yapılmıştır.

Bazı sol salaklar bu anlaşmaları Menderes'e mal etmiştir.

Anladığım kadarıyla bazı salaklar üzerine alındı. Genelleme yapmamıştım oysa:)


 mesajı beğendiniz mi?: +1
Saffet 1001




Cmt 13 Nis 2013, 22:56  

Marshall Plani ile Turkiye Amerikanin bir Dogu Eyaleti haline getirildi.
Ismet Inonu tarafindan Onaylanan ve Temelleri atilan bu proje ile memleketi Amerikan Somurge Ulkesi Samar Oglanina cevirdiler.
Goya Amerikan Ingiliz Mandasini Kabul etmiyorlardi. Amerikan Mandasinin Alasidir Marshall Plani.
Mumlari 10 Yil oncesine kadar yanmaya Devam etti.


 mesajı beğendiniz mi?: +1
Mesajları seç: