Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Kadir Can Dedeoğlu
7 yıl önce - Pzr 15 Ağu 2010, 16:57
Deprem fotoğrafları - 17 Ağustos 1999 fotoğrafları ve anılarıyla büyük Marmara depremi


Alıntı:
Ne diyordu hemşerim Sait Faik: “ Ne zaman ki başkalarının durumuna üzüleceksin; işte o zaman gerçek bir insan olacaksın.” İşte böyle, nice insanların hayatlarının bittiği günde bitti çocukluğum. İşte o gün enkaz altında kaldı bütün umutlarım. Nice insanların umutları gibi, nicelerinin bedenleri gibi ve koca bir şehir gibi… Gölcük’te sulara, burada molozların altına gömüldü hayatlar. Molozların tozunu sildim mi altından umut dolu parıltılı gözler çıkıyordu, birçoğu cansız bedenlerde, yetmiyordu karanlık geceyi yıldızlarla birlikte aydınlatmaya, yetmiyordu. İşte böyle, nice insanların hayatlarının bittiği günde bitti çocukluğum. Sadece 45 saniyede. Gidene öncesi var, sonrası yok; kalanaysa öncesi yalan, ya sonrası?

17 Ağustos 1999, saat 03.02.

Ne olduğundan habersiz -şiddetli bir gürültü; gök gürültüsünü andırıyordu sanki- balkondan atlayarak çıkmıştık evden, sonradan anlıyordum o gece evden kendi ayaklarınla çıkabilmenin değerini. Gök gürlediğini sanmıştım, oysaki gökyüzünde görülen binlerce yıldız hiç de öyle demiyordu. Herkesler dışarıda, daha 12 saat önce parkta misket oynadığım arkadaşlarım da. Bu kadar insanın gece vakti ne işi olabilirdi ki sokakta? Bir de baktım ki yol çatlamış.

"- Aaa! Recep bak yol çatlamış."
"- Ne yolu oğlum sen şuraya bak! Ev yıkılmış!"

Abdullahların evi vardı o tarafta. Misketlerim onda kalmıştı. Baktım oraya.

"-Abdullahhhhhhhh!... Abdullah!"

Parkta bir kalabalık bekleşiyorduk. Depremi duymuştuk öncelerden. Sonra Kızılayı. Çadır dağıtıyorlardı depremzedeler için. Öyle öğretmişlerdi okulda. Ama yırtık olduğunu, yağmurda ıslandığını söylememişlerdi tabi. Belki de ilk defa yazın ortasında yağan berekete sitem ettik. Hani çocuktuk ya, 16 ağustos gecesi uykuya dalmış, gece 03.02de de deprem olmuştu. İşte çocuktuk biz, rüyadaydık ve o parkta beklerken yukardan bir sesin "bu size ders olsun, uyanın bakalım uykunuzdan!" demesini bekliyorduk hep. Çünkü uyandığımızda o parkta tarifsiz bir kalabalık yerine oraya buraya koşuşturan çocuklar olacaktı. Olmadı. Ne yukarıdan bir ses geldi ne de biz rüyadan uyandık.

Misketlerim yoktu artık. Misketlerle oynayacak taakatim de ve Abdullah da. Çocukluğum bitmişti, nice insanların hayatlarının bittiği günde! İlk defa dizimin yarasından değil, kalp yarasından boşalıyordu yaşlar gözümden. Çocukça bencillikler bitmişti artık.

“Ne zamanki başka insanların durumuna üzüleceksin; işte o zaman gerçek bir insan olacaksın."

O gecenin sabahında gerçek bir insan olmuştum belki Sait Faik’e göre. Başkalarının acılarına da ağladığım o 17 Ağustos gecesinin sabahında.

Hayatı öğretti bana bu şehir,

Her şeyin gelip geçici olduğunu ve sadece 45 saniyede yitirilebilineceğini, dünyaya; dünya malına aldanmamayı, yardımlaşmayı, küçücük çadırda soğuk yatağımı sokakta saklambaç oynadığım arkadaşıma sarılarak ısıtmayı, kuru ekmeği dahi bölüşmeyi, paylaşmayı, muhtaç olmayı, en önemlisi insan olmayı ve gelen yardımlarla başka "insan"ların da var olduğunu bilmeyi...

Belki okulların çadırdan sınıflarında fiziği, kimyayı, matematiği öğretememişti bu şehir; ama hayatı öğretmişti ve insan olmayı,

45 saniyede yıkılan umutlara, sonrasında sıfırdan başlamayı...

(+)


Aylar birbirini kovaladı ve yine yaklaştı Büyük Marmara Depreminin yıldönümü ve yine tazelendi acılarımız. Unutmadık, unutmayacağız ve de unutturmayacağız ki gelecek nesiller yaşamasın aynı acıları. Çünkü geçmişte hep unutuldu ya da unutturuldu ve acılar anılarla değil; bizzat geçmiş nesilllerin evlatlarınca yaşanarak tazelendi.

1943 Adapazarı depremi:





1999 Marmara Depremi, en büyük yıkımı alan Adapazarı:









(+)


Tozlu Camii


(+)








(+)


Toprak mahsülleri ofisi civarı


(+)


Gar Önü


(+)


Atatürk Bulvarı


(+)





(+)

Çark Caddesi



(+)


En son Kadir Can Dedeoğlu tarafından Pzr 15 Ağu 2010, 17:41 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi


KORAY3434
7 yıl önce - Pzr 15 Ağu 2010, 17:00



Kadir Can Dedeoğlu
7 yıl önce - Pzr 15 Ağu 2010, 17:09

Alıntı:
Bu dünya iki şeyden yıkılıcak...bir binadan, bir de zinadan... Allah sonumuzu hayır etsin... Mahser günü bütün binaları deniz geri isteyecek; batan bütün memleketler gibi... Deniz kumu eninde sonunda geri alacak, çaresi yok bunun...


Sanki Gölcük için söylenmiş:









Burç

7 yıl önce - Pzr 15 Ağu 2010, 17:09



Oktay+

7 yıl önce - Pzr 15 Ağu 2010, 17:13



Serap

7 yıl önce - Pzr 15 Ağu 2010, 17:28



En son Serap tarafından Pzr 15 Ağu 2010, 17:31 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


hakanmoglu

7 yıl önce - Pzr 15 Ağu 2010, 17:29



Oktay+

7 yıl önce - Pzr 15 Ağu 2010, 17:34

Alıntı:
Resmi rakamlara göre Gölcük depremi

İllere göre ölü sayısı:
Bolu :270
Bursa :268 .
Eskişehir :86
İstanbul :981
Kocaeli :9.477
Sakarya :3.891
Yalova :2.504
Zonguldak :3

olmak üzere toplam 17.480 kişi ölmüştür.

Yaralı sayısı: 23 bin 781
Sakat kalan: 505
Yıkılan ve ağır hasarlı bina: 16 bin 649
Orta hasarlı konut: 90 bin 536
Orta hasarlı işyeri: 14 bin 133
Az hasarlı konut: 102 bin 822
Az hasarlı işyeri: 13 bin 344
Prefabrik talep sayısı: 43 bin 264
Dağıtılan prefabrik sayısı: 40 bin 786

Prefabrikte yaşayan nüfus: 147 bin 120

Kocaeli’nde 55 bin 399,
Sakarya’da 38 bin 131,
Bolu’da 14 bin 296,
Düzce’de 22 bin 822,
Yalova’da 15 bin 946


kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/1999_G%C3%B6lc%C3%BCk_Depremi


Kadir Can Dedeoğlu
7 yıl önce - Pzr 15 Ağu 2010, 17:36



cemomer
7 yıl önce - Pts 16 Ağu 2010, 19:12



sayfa 1
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
123 ... 101112   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET