Yazılanların bir bölümünü okudum.Kafama takılan çok fazla detay olmasına karşın 2 sayfa ötede bir yer dikkatimi çekti.Sevgili Orhan Kınık bey demişki;
Alıntı:
-Osmanlı dönemine denk gelir ve Osmanlı bu gelişmeleri yakından izler. Denizaltılar ve askeri uçaklar 4 yıl sonra Osmanlıya gelmiştir. Elektrik santralı 21, telefon santralı 23 yıl , Buharlı gemi 20 yıl sonra Osmanlıya gelmiştir.
Oysa Nükleer santral icad edilileli 40 yıl olmasına rağmen Cumhuriyet Türkiyesine hala gelmedi.
Nükleer santral gelmedi.Ve bu büyük bir kayıptır biliyorum.Pekala size bir kaç sorum olacak acaba medeniyetin ölçütü elektirk santrali, buharlı gemi ya da nükleer santral midir?Yoksa çok okuyup çok şey öğrenmek mi?
Acaba Osmanlı'ya Matbaa neden 200 yıl sonra getirilmiştir bilirmisiniz?
Atatürk bayrağı devraldığı günden itibaren emin ve istikrarlı adımlarla 'Geleceğe Yatırım' yapmıştır.Henüz savaştan yeni çıkmış bir devlete bir anda Nükleer Santral kurulamaz ancak bitakım borçlanmalarla Birçok inkılap yapılabilir.İşte burada da onun harikulade zekası ve ileri görüşlülüğü devreye girmiştir.Yani bu ve bunun gibi sorunlar ondan sonraki hükümetlerin onun çizdiği yoldan ilerleyememesindendir.
Bence asıl asimilasyon Genç beyinlere ve M.Kemal'in bize bıraktığı mirasa yapılmaktadır...
Kemalizm diye bir ideoloji yoktur aslında , yaptıkları politikaları yaldızlı etiketlerle örtmek isteyenlerin uydurduğu balondur sadece Kemalizm.Atatürk hayattayken sesini çıkaramayanlar Atatürk öldükten sonra Atatürkün ne kadar sevmediği , karşı çıktığı politika ve icraat varsa adına Kemalizm koyarak hayata geçirmişlerdir hepsi bu.Dolayısı ile bir asimilasyon politikasının varlığını kabul ediyorsak , bu politaikaları yürütenlerin kim olduklarını biliyorsak , onların kendi kendilerine koydukları şirin adlarında aslında bu asimilasyon politikasının bir parçası olduğunu , Kemalizm adını kullananların arkasında kimlerin bulunduğuna , asimilasyon politikası olarak değerlendirdiğim(n)iz yada değerlendirmediğiniz politikaların kime , hangi koşullar da , hangi tarihlerde hizmet etmiş olduğuna bakmamız gerekir.Tabi bu araştırmayı birkaç kişi , bir siyasal iktidar dönemi ile sınırlamayıp süreci İttihat ve terakki hareketinin Osmanlı yönetimine etki etmeye başladığı tarihlerden itibaren irdelememiz gerekir diye düşünüyorum.Dünyada ki güç dengesinin , ekonomik kriz dönemlerinin , savaşlarında etkileri muhakkak olmuştur yadsınamaz. Konunun derinliği , hassasiyeti , genişliği ve resmi tarih bilgileri dışında objektif verileri gerektirmesi açısından sadece spesifik dönemlerde uygulanan politikalardan yazabiliriz kendi yeterliliğimiz çerçevesinde.Çünkü birkaç kelime yada birkaç olayla anlatılabilecek çözülebilecek bir süreç ve olgu değildir konu başlığı.
Bu görüşümü destekler nitelikte bir parantezle başlangıç mesajıma son vereceğim ; konuya belirli ve dar bir ideolojik açıdan bakan arkadaşlarımız hemen bazı tuzaklarda mantık hatalarına düşmekte "Kemalizm" olarak nitelendirdikleri yapıyı gerçekten anlamamış ve tanımlamamış olduklarını kendi mesajlarında itiraf etmektedirler; İlk mesajdan alıntı:Kemalizm Cumhuriyetin kuruluş felsefesine aykırı olarak sistemli bir asimilasyon politikası izlemiştir. Bu asimile politikasından en çok etkilenen İslam kimliği olmuştur.
Şimdi 1980 askeri Cunta darbesine baktığımızda bunun Kemalist bir ideolojiyi savunan hatta bugün kurum olarak kemalistlerin en fazla sahip çıktığı "ordu" tarafından yapıldığını görüyoruz.Darbe döneminden sonra yapılan 1982 anayasası zorunlu din derslerini ve imam hatip liselerinin önünü açmıştır.Şimdi konunun ilk mesajı ve verdiğim bilgi arasında yadsınamaz bir çelişki vardır çünkü "kemalizm" adı altında bize yutturulan ideolojinin ne olduğu konusunda doğmatik düşünüyoruz.
Peki nedir nedir diye sorduğunuzu duyar gibiyim ;
Şili de Sosyalist Allende iktidara geldiğinde Muhalifleri ve ABD nasıl yaparız da Allendeyi indiririz diye düşünmüşler önce zenginler paralarını ülke dışına çıkarıp yoksulluğa sebep olmuşlar halkın dayanma sınırları zorlanmış sonra yokluklar bahane edilerek CİA destekli Pinochet darbe yapmıştır.Askeri Cunta uzun yıllar ülkeyi tam bir diktatörlükle yönetti.Peki sonra pinochetten kim hesap sormak istedi derseniz CİA oldu , İngiltere oldu.CİA nin bu tarafını çok sevimli gelir bana nedense önce yıkar , yıktığının yerine yenisini koymaya çalışır.(yalandan)
Kemalizm adını kullanırken , şu soruları sorarsak Kemalizm adına kim ne işler çeviriyor ayna tutmuş oluruz;
Kemalizm ne zaman ilk olarak duyulmuştur?
Kemalizm adına yapılan ilk icraatlar neler olmuştur?
Hangi dönemlerde Kemalizm daha çok güçlenmiştir?
Kemalist politkalardan kim ne kazanmıştır? Türkiye ne kazanmıştır?
Yanar döner bıçak gibi iki tarafa da oynayan politikaları nelerdir?
Yurtdışında Türkiyenin jeopolitik ve coğrafi özelliklerinden dolayı ilerlemesinden kaygılanan güç odakları kimlerdir?Kemalist politikalar bu odaklara nasıl hizmet etmiştir.?
Türkiyenin ilerlemesi kimlerin işine gelmez?Kemalist politikalar bu Türkiye düşmanlarına nasıl çanak tutmuştur?
Tüm bu soruların ötesinde ister Kemalist asimilasyon politikaları olsun ister adını koymadığımız başka politikalar biz bu topraklarda yaşayanlar olarak tamamen günahsızmıyız olan biten de hiçmi suçumuz yok?
Klasik bir cümle herkes layık olduğu şekilde yönetilir.
Bu derin konunun bir de toplumsal sosyolojik boyutu var ki herşeyi tam olarak yerli yerine koysak bile toplum ve nesilden nesile geçmiş davranış kalıplarının da uygulanan yada uygulanamayan politikalarda etkili olduğunu görüyoruz.
En son özgürçakır tarafından Çrş 08 Eyl 2010, 14:00 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Destek veren devlet ile senelerce problemi olan 2, 3 tane cölde yasayan bedevi asiretler. Ingilizler bunlari kullanmisitir. yoksa bagdatin samin halebin halkini degil.
1. Dünya savaşındaki Araplar için bu kadar adaletli yorum yapanların 1914-15 yılındaki Ermeniler hakkında ne diyeceğini gerçekten merak ediyorum. Acaba aynı hakkaniyeti onlara da gösterebilecekler mi?
Merhabalar,
Fotoğrafsever biri olarak arasıra siteyi ziyaret eder fotoğraflara göz atarım. Referandum isimli anketi görünce başlık ilgimi çektiği için bakma gereği duydum. Sayfalarca okuyuştan sonra kendi fikrimi yazmak için "cevap" butonuna tıkladığımda karşıma gelen uyarıyı aynen veriyorum
"Bu başlıkta siyasi konularda tartışma olduğu için, yeni üyelerin bu başlıkta mesaj yazma hakkı yoktur..."
Sizlere soruyorum, ve aynı zamanda site yöneticilerin de tabii ki... 2005 yılından beridir üye olmamı bir kenara bırakın, eğer site içerisinde üyelere bu kadar demoktratik hak tanınıyor ise bu insanların demokrasi ve özgürlük hakkında tartışma platformu oluşturmasına kesinlikle rıza gösterilemez. Benim fikrimi söylemem kimseyi ilgilendirmiyor olabilir, fakat birey olarak özgür muamele görmek bahsi konu ediliyorsa, lütfen bunu söylevlerden önce hareketlerimizde biz işletelim.
Saygılarımla,
Yorumların hepsini okudum her zamanki gibi bir karara vardım; 1. yorumum, Atatürk'ü sevmeyen, idolojisini, siyasetini, politikasını, vatanseverliğini, hayırseverliğini, misavirperverliğini, insanlara eşit gözle bakmasını, vatanı uğruna yıllarını feda etmesini, sevmeyen insan vatan hainidir.
2. yorum, dünyadaki bilimadamları ve politikacılar dahil, Atatürk'ün zekasını, cesaretini, vatanla ilgili tüm yaptığı şeyleri, inanılmaz gözle bakıyorlar ve yorumluyorlar,
ve diyorlar ki, Dünyada 1881 tarihi bir devrimdir, varoluşun göstergesidir, bir çağ başlangıcıdır, ve siz hala kabul etmiyorsunuz.
3., Atatürkün önce hayatını okuyun, size ufak bir kitap tavsiye edeyim isterseniz(250 sayfa); ''Atatürkün Yanı Başında'' Atatürkün yıllar boyu kütüphanecisi olmuş bir insan bu kitabın yazarı, ve her Atatürk dediğinde adam ağlarmış gözleri dolarmış, kitabı alın ve okuyun, eğer sonra ben Atatürke hala karşıyım derseniz ben bu siteden kaydımı sileceğim, sizden de özür dilyeceğim. Burada yazarım, sabaha kadar Atatürkü anlatırım; ama sizlere Türk insanına Atatürkün nasıl bir insan olduğunu neler neler yaptığını, -çok ufak bişey- 7 gün 7 gece bile yatmadan uykusuz kalıp araştırma yaptığını yazarsam kendimi hayvan gibi hissederim kusura bakmayın, kendiniz araştırın...
Ve bu insanlar Osmanlıyı savunurlar, 7 yaşındaki çocuk bile Osmanlı Devletinin yaptığı yanlışları bir bir sayabilir, burada ağzımı açtırmayın, tek bildikleri savaşmaktı onların, peki neden ülke o kadar büyük ve güçlüyken parçalandı ve Atatürk ve arkadaşları olmasa idi devlet resmen elde gitmişti, neden? Hiç araştırdınız mı? Bunları yazmak ta bana düşmez, araştırın. Devlet meselesi harem kurmakla yürümez. Osmanlı dinine sahip bir devletti diyen arkadaşa mesajım, güya iyi bir tarihçi gibi görünüyor, bizler değil gibi görünüyoruz o kadar bilimsel yazıyor ki, ama aldanmayalım, demem o ki, Kur'anı Kerimimizde tek eşli olun, tek bir kadını sevin ve onunla evlenin, ona gözünüz gibi bakın demiyor mu? Harem ne demek allah aşkına ya, Osmanlı dini yaşatmış, hadi be nerde yaşatmış, faşist, baskıcı, bir kaç kadınla evlenmeyi söyleyen bir devletti Osmanlı !
Son sözüm, gerçekleri saptırmaya çalışan insanlara aldanmayın, gerçekler zaten gerçektir.
Alıntı:
Hadi cevap ver bakalım. Kafkasya'dan göç eden bir milyona yakın Çerkez, Abhaz, Çeçen, Gürcü v.s hangi birisi kendi dilinde eğitim alabildi?
Hangi birisi Kemalizm döneminde kendi dillerini geliştirmek için basın yayın organı da olsa çıkartabildi?
Balkanlardan gelen Boşnak, Arnavut , Pomak hangi birisi kendi dilini öğrenecek koşullara kavuşabildi?
Biz burda iddiada bulunmuyoruz , gerçekleri belgeleriyle yazıyoruz.
İlk sayfadaki, ilk yorumdan geçen bir bölüm. Yaş farkından dolayı saygılı davranmaya çalışıyorum, ancak herşeyi kendi cephesine çekip olayları bu kadar farklı yorumlayan hiçbir insan görmedim, hayretler içindeyim. Pekala cevap vereyim, 1.si 1930'larda biz Türk olarak hangi devlete gitseydik kendi dilimizde eğitim alabilecektik? 2.si doğru düzgün basın yayın organı olmayan bir tarihte Türkçe bile yeni yeni öğretilmeye çalışılırken başka dillerde de yayın yapan organ olsa idi, Türkçe oluşabilecek miydi acaba? Adamlar Türkçenin kurulması ve varolması için bunu öngörmüş demek ki, sonuna kadar da haklılar. Burası dünyada bulunan 100 farklı dili öğretme ülkesi değildir, iç karışıklıklardan, savaşlardan, yokluktan çıkmış bir devletti, siz neyden bahsediyorsunuz.. İnsanların beynini yıkamayın. Bak şimdi sizin dediğiniz gibi yapıyor devletimiz, maşallah, Kürt-Türk birbirine girdi girecek neredeyse, çok mantıklı bir kararmış vay be, ülkeyi kaybetme pahasına herşeyi yapalım demi, ülke satılsın gitsin zaten sizin için pek önemi yok, demokrasi ve özgürlük olsun ülke satılsa da olur...
1. Dünya savaşındaki Araplar için bu kadar adaletli yorum yapanların 1914-15 yılındaki Ermeniler hakkında ne diyeceğini gerçekten merak ediyorum. Acaba aynı hakkaniyeti onlara da gösterebilecekler mi?
ya bu olayin arabi ermenisi mi türkü cerkezi mi var. Nereden cikti bu simdi!
Zülüme alkis tutan kim dostum.
Ruslara yardim eden bir avuc ermeniyi bahane edip coluk cocugu cöllerde perisan edip yollarda ceteci asiretlere kirdirina ittihat terakkici zihniyete nekadar karsi isek.
93 harbinde ve akabinde balkan harbinde bulgar rus ordusunun elinde katlimlardan katliamlara ugrayan toplam 1 milyon sehit 2 milyon muhacir koca bir Rumelindeki müslüma türk ahaliye yapilana,
koca kafkasya cografyasinda 1,5 milyon kafkasyali müslüman ahalinin yarisini kirip yarisini yolarda ac sefil perisan edenlerede lanetler olsun.
Eger temel aldiginiz degerler hak hukuk hakkaniyet rahmaniyet eksenide ise zaten zülümün kimden geldigine bakmayip toptan karsi olursunuz. Siz bizi baskalariyla karsitiriyorsunuz galiba!
Biz zülüm nerden gelirse gelsin ona karsiyiz, bunu unutmayin lütfen!
Kemalizimi anlamak için tarihimize bir göz atalım:
Osmanlı ancak 1860dan sonra gerçek anlamda kendisini modernize etmeye gayret etmişdir. Bu çerçevede askeriyeye, devlet yapılanmasına, altyapıya, sanayileşmeye ve eğitime ağırlık verilmişdi. Ne yazıkki Osmanlıda bu yenilenme başarılı olamamışdır. Bunun nedenide ülkede milli birliğin oluşmaması (yani kimse kendisini osmanlı olarak görmüyordu), halkın büyük bölümünün eğitim seviyesinin düşük olması (okuma/yazma oranı 10%nın altındaydı) ve dini kesimlerin hertürlü yeniliğe ve bilime karşı çıkmasıydı. Hemen hemen aynı yıllarda japonyada kendisini yenilemeye başlamışdır (meiji dönemi) ve herkesin bildiği gibi 50 sene içinde bir dünya devi haline gelmişdir. Peki osmanlı ile japonyanın farkı neydi? Japonya bir milli devletdi, halkın okuma yazma oranı 90%nın üzerindeydi ve dini mercekler yenilemenin önde gelenleriydi.
Mustafa Kemal Paşamız ve arkadaşları binbir zorluklar içinde osmanlı devletin harabelerinden bu aziz cumhuriyetimizi kurmuşlardır, mısakı milli sınırları içindeki tüm müslüman toplulukları bir millet haline getirmişdir ve ülkenin hizla çağdaş seviyesine ulaşmasını sağlamışlardır. Ve bunu sonucunda Türkiye Cumhuriyeti açık fark ile dünyadaki en gelişmiş müslüman ülkesidir.
özgürçakır Bey,yazdiklariniz güzel ilginc tespitler tebrikler.
bakin burda bir cok kere yazildi cizildi. tekrar etmek istemiyorum. ama sunu söylemek zorundayim. reformlarin yapilma gerekliligi, zaruriyeti, yatsinamaz bir gercekdi bunu kimse inkar edemez!
Bizim elestirlerimiz bu reformlarin uygulanis bicimi, yöntemler ve baz aldigi ithal bu milete fersah fersah uzak degerlerin,, sorgusuz sulasiz miletin kafasina dayatilip gecirilmesi. Bunu burada defalarca yazip cizdik. Bakin hala bunun problemleri yasaniyor 90 sene olmus.
Bu milet kendi ic dinamikleri ve evrensel degerleri ile alternatif reform hareketleri gelistiremezmiydi, böylece hem halkin anlyacagi hemde kolay benimseyecegi ve süratle kabullenecegi kendi degerleriyle barsik bir sürec yasanmis olurdu. Bunlar yapilmadi. Asil ana elestiriler bu noktaya.- Neden bunlari görmemezlikten geliyorsunuz. Ülkenin suanki yasadigi asil problemlerin temelleri gecmiste atilan ve alinan bu türlü karar ve uygulamlarla atildi. Bunu unutmayin lütfen
Alıntı:
Şimdi 1980 askeri Cunta darbesine baktığımızda bunun Kemalist bir ideolojiyi savunan hatta bugün kurum olarak kemalistlerin en fazla sahip çıktığı "ordu" tarafından yapıldığını görüyoruz.Darbe döneminden sonra yapılan 1982 anayasası zorunlu din derslerini ve imam hatip liselerinin önünü açmıştır.Şimdi konunun ilk mesajı ve verdiğim bilgi arasında yadsınamaz bir çelişki vardır çünkü "kemalizm" adı altında bize yutturulan ideolojinin ne olduğu konusunda doğmatik düşünüyoruz.
Peki nedir nedir diye sorduğunuzu duyar gibiyim ;
lütfen islami imam hatip ve din dersleri seviyesine indirmeyelim. Orada yapilan 1980 lere kadar islamin tüm fikir fikriyat önderlerini kah hapishane ve zindanalarda( Necip Fazil gibi), kah akla alinmaycak psikolojik baskilarla, kah zorla göc etmesine sebebiyet verdirererek( Mehmet Akif gibi),
koca bir miletin gönül errenlerini halkdan mahrum birakip, atesligin, dinsizlik ve avrupadan ithal ideolojilerin pencesine iten zihniyetin, zorda kaldigi zaman basvurdugu kücük bir aldatmacadan, kücük bir ayak oyunlarindan baska bir sey degildir.
Bu zihiniyetin asil niyetini ve yaptiklarin anlayabilmek icin, icinde islam aski ve ruhunu barindiran nesilerin torunlarinin 80-90 sene icinden basamak basamak nasil islamin özünden kopartilip ithal ideolojilerin elinde har vurup harman savruldugunu görmek yeterlidir. Benim dedemde dini butun insandi, ninemde basörtülüydü seviyelerine getirilip koca bir dinin ruhundan bihaber sadece eski cocukluk nostaljilerine dönüsen kirintilara cevrildigini anlamak icin sanirim alim olmaya gerek yok!
80 öncesi karsgasa ortaminda SSCB uzantili fikriyatin ABD ve nato baglantili türkiyeyi tehdit etmesi sonucun ortaya cikan ve bu tehditin bertaraf edilmesi icin her yolun mübah görüldügü bir kargasa ortaminda alinmis karar ve uygulmalar oldugu tartisilmaz bir gercektir.
ögretilenlerde ancak kendi zihniyetlerini temsil eden, kirpilmis kusa dönmüs kendi anladiklari uydurma dindir. yoksa bu milletin 1000 sendir ruhundan iliklerine kadar islemis adeta mayasi özü olmus, bu degerlere dünya siyasetinde zirvlere ciktigi islam anlayisi ile uzakdan yakindan ilsikisi yoktur.Sanrim anlasildi.
Asimilasyon Kemalizme bağlı bir olgu değil. Bugün bildiğimiz Fransa sadece güneybatısında Bask ve güneydoğusunda Katalan dilleri gibi yerel dilleri değil, kuzeyinde Flamanca, Alsace bölgesinde Almanca, Nice şehri civarında İtalyanca gibi büyük medeniyet dillerini konuşan insanları da asimile ederek ve nesiller içinde Fransızlaştırarak ortaya çıkmıştır.
Asimilasyon devam ediyor , kral çıplak , kral çıplakkkkk!,
Asimilasyonun sadece kendi düşüncesine , ırkına , sınıfına uygulandığını düşünmek yanlış olacaktır.Kullanılan kullanılmayan kaynaklar , çalınan zamanlar , getirdiği acılar topyekün olarak bu memleketi hedef almıştır.
Yakın tarihimizde olması açısından 1980 darbe süreci spesifik olarak inceleme başlangıcı olarak hem daha kolay hemda daha anlaşılır olacaktır.Sürecin bir ucunun da günümüze dayanması 1980 darbesi ile amaçlananlar ne idi daha net görülecektir.1980 darbesi öncesinde "devrim" yada "şeriat" gibi varolan düzeni kökten değiştirecek "tehditlerin" gerçekte çok da güçlü olmadıklarını darbeye verilen tepkisizlikten de görebiliyoruz. Ancak bugüne kıyasla daha çok okuyan , hak arama mücadelesi içerisinde olan , daha politik bir toplum görebiliyoruz.Yıl 1980 olmasına rağmen deneyimli organizatörler için Türkiye hala bakir bir yerdir ; daha fazla dışa bağlı olması için , kendi emperyalist politikalarına araç olması için , kendi büyük şirketlerinin daha fazla kazanması için .
Darbe ortamının yaratılması , büyük oyuncuların küçük işleridir ki biz bu işlere kardeş kavgası adını koyduk toplum olarak. Kesinlikle suni yaratılan bir gerilim , planlanmış bugün hala aydınlatılamamış suikastler , teorik olarak altı doldurulamayan eylemler , katliamlar. Geçmişe baktığımızda hepsinin bir amaca yönelik olarak planlı yapıldığını görmek çok da zor değil. Özellikle 1979 ve 1980 yıllarında bu organize gücün eylemliliklerini arttırmıştır , süreç işlemektedir... Abdi İpekçi Suikasti - 1 şubat 1979 , Kemal Türkler Suikasti - 22 temmuz 1980 , Çorum olayları - mayıs temmuz 1980 , Maraş olayları - Aralık 1978 , Nihat Erim Suikasti - 19 temmuz 1980 , Gün Sazak Suikasti - 27 Mayıs 1980 . 12 eylül cuntası sobe der gibi darbe gerekçeleri arasında yukarıda yazdığım olay ve suikastları sıralamıştır, "kendin pişir kendin ye". Bu arada darbe ile amaçlanan politikalarının ekonomik kararı 24 ocak 1980 de alınmış , 12 eylül 1980'e gelmeden yeni cezaevi yapımı ve bu pilot cezaevlerinde işkence uygulamaları yapılmaya başlanmıştı.Şunu eklemeyi kafasında soru işareti olan arkadaşlar için ekleyeyim;Cuntanın geri planında olan örgütlenmenin eylemlerinin en önemli özelliği eylemlerinde ki sır perdesinin aradan zaman geçmesine rağmen tam olarak kalkmaması ancak benzerlik göstermesidir. Bugün hala Abdi İpekçi cinayeti bir muammadır tam olarak çözülmemiştir hangi amaca hangi ideolojiye hizmet ettiği anlaşılmamıştır.Şöyle bir yanlış algılama hala sığ ideolojik bakışı olanlar tarafından savunulmaktadır;"Bizim çocuklar öyle şeyler yapmaz.Yapmışlarsa da muhakkak haklı nedenleri vardır." Sizin çocuklarınız yapmadı zaten , nasıl olduğunu bilmeden kendilerini yaparken buldular.
Netice de plan uyglamaya "başarılı" olarak gerçekleştirildi , Cunta dünyanın her yerinde olduğu gibi iktidarı siyasilere teslim etmekte nazlandı ancak "Okyanus ötesinde ki Ağabeyleri" için 24 Ocak 1980 kararlarının Mimarını ülkenin başına getirmek de zor olmadı; tarih 1983.Ellerinin altında her zaman silahlı alternatif güç olması , aba altından sopa göstermeleri , alternatifli oynamaları bu Ağabeylerin klasik politikasıdır veeee 1983 lerde başlayan "silahlı kürt harekatı". Konusu bu başlık içinde birinci alt başlık olacak kadar detaylıdır. Ki Kürt sorunu silahla değil konuşarak çözülmeye çalışılsaydı çözüm anlamında aradan geçen 30 yılda bugün ki durumuna kaplumbağa hızıyla da olsa gelmezmiydi diye sorduğumuzda; kaybettiklerimiz , askerlerimiz , dağda ölen çocuklar , masumlar , silahlara harcanan milyarlarca dolarlar duygularımızdan arınıp doğru yanıt vermemizi engelliyor. Bu politikalar ve arkasındakiler bize kemalist politikaların perde arkasında ki güçlerin ne kadar acımasız , ve kirli olduklarının kanıtıdır.Silah ticareti , uyuşturucu sevkiyatı , Askeri hegomanyanın sivil iktidar üzerinde sallanan kılıcı , gelişemeyen milyarlarca dolarını savuran Türkiye... Tesadüfe bakın , tarih biliminde çok uzun zaman olarak kabul edilmeyecek bir süre sonra ABD nin Irak operasyonu.Türkiyenin tamamen ABD 'ye endeksli dış politika yürütmeye devam etmesi , serbest ekonomi adı altında ABD den Emperyal sermaye ithali , bu arada yaşadığımız değişimler.Değişimler krizler artık yeni dünya düzenin de Askeri Cuntalarla yada aleni Gladiolarla değil ekonomik krizlerle omamakta idi. Yükselen alçalan endeksler , Ülkemizden bir gecede çıkan milyar dolarlar aynı milyar dolarlar için avuç açtığımız IMF ler , yapay tartışma ortamları gelinen bugünler.
Sorgulamamız gereken asimile sadece belli bir gruba mı yapılıyor yoksa dünyanın merkezi bir cografyasında doğal ve doğa üstü kaynaklarla sahip olduğumuz bu topraklarda yaşayanlara mı yapılıyor.Şundan emin olalım ki 70 yada 80 yıldır kaynaklarını kayıtdışı tutup , har vurup harman savurduğumuz bu cennet vatanımız hala kardeşce yaşamak için , güzel projelerle donatılmak için , insanlarının kültürlerini , dinlerini yaşamak için herşeyden önce de gelir dağılımı daha adil bir ülke olmak için hazırdır .
Burada bir virgül koyarak delpin arkadaştan alıntı yaparak yazımı bitiriyorum. ALINTI"80 öncesi karsgasa ortaminda SSCB uzantili fikriyatin ABD ve nato baglantili türkiyeyi tehdit etmesi sonucun ortaya cikan ve bu tehditin bertaraf edilmesi icin her yolun mübah görüldügü bir kargasa ortaminda alinmis karar ve uygulmalar oldugu tartisilmaz bir gercektir".
Hayatı algılama biçimi , dünyayı algılama biçimi , neden sonuç ilişkisini ortaya koyamama ve sığ ideolojik bakış açısı maalesef tespitlerimizde kendisini gösteriyor.İslam tabi ki din derslerimize ve imam hatiplerde okutulanlara sığmayacak kadar engin bir alandır sınırlama koymak yanlış olur.Ancak sınrlara hapsedilmeyecek kadar büyük olan İslamı da siyasete alet etmek , tarihsel olayları yanlış algılayıp herşey islama karşı yapılmıştır demek , bu memlekette ki diğer haksızlıkları görmemek yada işi gelince hatırlamak , yada bazı kemalist asimilasyon politikalarına da islam adına devam etmek yanlış olur.
NOT:Kemalizm Dünyayı yöneten elitistlerin ( adına başka bilinen isimlerini verebilirsiniz) Türkiye de uyguladığı 100 yıla yaklaşan politikalarından başka bir şey değildir.Mustafa Kemal günahıyla sevabıyla herşeyin ötesinde Ulusal Kurtuluş savaşımızın askeri bir lideri olarak , Kemalist politikaların icatcılarının tekerine taş koymuş planlarını bozmuştur.