Neo-Osmancilarda Arap-Fars kültürünü Türk Kültürü diye satarlar,Rüştü Bakmaz adlı vatandaş bunun en tipik örneği
Alıntı:
Osmanlı Haremi Türk kültürüne ait bir şey miydi misal,Rüştü Bakmaz'i çok üzen bir konu bu
Bu başlığa 4 mesaj yazıp, bunların ikisinde ne alakaysa fakire bulaşmak ihtiyacı hisseden şahıslardaki üzüntü kadar olamaz sanırım.
"Osmanlı Haremi" denen şey ile kast edilen ile Osmanlı'daki "Harem" kurumunun alakası olmdığı gibi; kimse de bu harem kurumunun "Türk Kültürünün değişmez bir parçası" dediği yok. Ancak,
Türk deyip, Türklük deyip,
her mesajlarında bilinçli veya bilinçsiz olarak ama sürekli "Osmanlı" etiketi altında Türk hakareti yapanlar; yaptıkları eleştirilerin saçmalığı ve geçersizliği bir yana;
destekledikleri sahte, sözde Türk ama özde kıpkızıl kripto ve kıpkızıl Türk-İslam düşmanı zihniyetin, neden eleştiregeldikleri noktalarda hiç bir adım atamadığını kendilerine bile izah edemezler.
Misal,
bunlardan biri, "Osmanlı geriydi, gelenekçiydi, şöyleydi, böyleydi, Jön Türkler ve İT Cemiyeti geldi Türklüğü kurtardı" derken; Jön Türklerin ve İT Cemiyetinin tek yaptığının ülkeyi ve milleti 10 yıl boyunca savaşlardan savaşlara sokup mahvettikleri gerçeğini örtemiyor.
Madem Osmanlı geriydi, darbeyle memlekete çöken Jön Türkler ve İT Cemiyeti gelmiş de okul mu açmış? Bilimde atılım mı yapmış? fabrika mı kurmuş? HİÇ BİR ADIM ATMAYIP HER İKİ GÜRUH DA SADECE ÜLKEYİ SAVAŞLARA SOKMUŞLARDIR. Bu mu "Türklüğü kurtarma"?
Sadece slogan, sadece kocca kocca cici laflar am sonuç sadece kan, şehadet, ülkenin mahvolmasına milletin sersefil kalmasına teşne ama batılı sırtlanların bu süreçler sonunda yapılan anlaşmalarla ihya edilmesi olayıdır.. Bu süreci net bir şekilde izah edenlere de bu arkadaşlar kinleniveriyor...
Yakışır vesselam. Bu zihniyetin payandaları ve destekçileri, asıl fakiri severse ve överse yazık.. Çok şükür...
**
Alıntı:
12 sene önce açılmış başlığı hortlatan kim?
Lozan zafer mi Hezimet mi başlığında yazdıkları iftiralara verilen cevaplarla kaçacak delik arayan birinin şu mesaj ile
konuyu saptırabileceğini düşündüğü yeni bir mecra arayışının sonucu hortlatıldı bu başlık. Sonra eleman her iki başlıkta da barınamayıp kaçtı.
Ekürileri konuyu saptırıp kişilere bulaşarak tatmin olmaya çalışıyor ama güneş balçıkla da sıvanamıyor...
atalarımızın türklüğe değer vermemesi onları alman fars veya Fransız yapmaz.onlar türk.
Osmanlıda atalarımız türk olmayanları asla dışlamadılar ,mimarı ermeni olabilir sadrazamı rum olabilir bu kayı,dodurga,çepni gibi 24 oğuz boyunun türk olduğu gerçeğini, bu vatandaki mevcudiyetimizi sağlayan 1.kosova,2.kosova varna savaşları gibi savaşları kazanan askerlerin türk olduğu gerçeğini değiştirmez.
devletin farsça ve Arapçaya Türkçeden daha çok önem vermiş olmasını eleştireceğim diye Osmanlının türk olmadığı saçmalığına inandırmayın kendinizi.
Jön Türkler ve senin tabirinle İT Cemiyeti okul açmamış,bilimsel çalışma - ilermleme yapmamış tamam da,okul da açmış ,bilimsel-askeri-tarımsal-endüstriyel ilerlemeler yapmış adama da kin nefret kusmuyor musunuz?
Yani farkı ne şimdi Tayyip Erdoğan'a "Köprü yapıyor,yol yapıyor,çalışıyor çabalıyor" diyince "Çalıp çırpıyor,diktatör" diyenlerden o halde?
Buyrunuz sizin tabirinizle "resmi tarih" değil,yapılanlar ;
Okul -Eğitim ve Kurumlar
Ankara Hukuk Mektebi (1925)
Ziraat Enstitüsü (1926)
Güzel Sanatlar Akademisi (1928)
İstanbul Üniversitesi (1933) Cumhuriyet Tarihinin İlk Üniversitesi Olması Özelliğini Taşıyor.
Ankara Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi (1936)
Ankara Devlet Konservatuarı (1936)
Türk Tarih Kurumu (1931)
Türk Dil Kurumu (1932)
Halkevleri ve Halkodaları (1932)
****************
Fabrikalar
19 Nisan 1923’te Türkiye Şeker Fabrikaları kurulmuştur.
1924’te Ankara Fişek Fabrikası ve Gölcük Tersanesi kuruldu.
1925 yılında Atatürk’ün onayıyla silah, bomba ve cephane üretecek olan Şakir Zümre Fabrikası ve Adana Mensucat (Dokuma) Fabrikası özel sektör eliyle kurulmuştur. Aynı yıl Eskişehir Hava Tamirhanesi de kurulmuştur.
1926 yılında Alpullu Şeker Fabrikası, Uşak Şeker Fabrikası, Kayseri Uçak Fabrikası kurulmuştur. İnşaat demiri üreten ilk haddehane İstanbul’da kurulmuştur. Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri, Bakırköy Çimento Fabrikası 1926’da faaliyete geçmiştir.
1927 yılında Kırıkale Mühimmat Fabrikası, Bünyan Dokuma Fabrikası ve Eskişehir Kiremit Fabrikası, Bursa Dokumacılık Fabrikası kuruldu.
1927‘de Ankara-Kayseri, Samsun-Havza-Amasya tren hatları yapımına başlanmış; sonraki beş yılda Amasya-Zile, Ankara-Sivas, Kayseri-Şarkışla, Kütahya-Emirler, Fevzipaşa-Gölbaşı, Gölbaşı-Malatya, Ulukışla-Niğde, Zile-Sivas, Kütahya-Balıkesir gibi tren hatları yapılmıştır.
27 Haziran 1928’de koruyucu hekimliğin tahlil, kontrol, üretim ve araştırma görevlerini yürütmek amacıyla Merkez Hıfzısıhha Müessesesi kuruldu.
1928 yılında Kırıkkale Elektrik Santrali ve Çelik Fabrikası, Malatya Elektrik Santralı, Ankara Çimento Fabrikası, Gaziantep Mensucat Fabrikası kuruldu.
1928‘de Anadolu Demiryolu Şirketi YABANCILARDAN SATIN ALINDI.
1929 yılında Ankara Havagazı Fabrikası, Ayancık Kereste Fabrikası, Trabzon Hidroelektrik Santralı ve İstanbul Otomobil Montaj Fabrikası kuruldu.
1930 yılında Kayaş Kapsül Fabrikası ve Nuri Killigil Tabanca, Havan ve Mühimmat Üretim Tesisleri kuruldu.
1933 yılında sanayi kuruluşlarına kredi vermek ve tüm bankacılık işlerini yapmak ve sanayinin gelişmesine ilişkin tedbirler almak üzere Sümerbank kuruldu.
20 Mayıs 1933’te Devlet Hava Yolları, Petrol Arama ve İşletme İdaresi ile Altın Arama ve İşletme İdaresi kurulmuştur.
1934 yılında Eskişehir Şeker Fabrikası, Turhal Şeker Fabrikası, Konya Ereğli Bez Fabrikası, Bakırköy Bez Fabrikası, Bursa Süt Fabrikası, İzmit Paşabahçe Şişe Cam Fabrikası, Zonguldak Antrasit Fabrikası, Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası, Keçiborlu Kükürt Fabrikası, Isparta Gülyağı Fabrikası, Ankara, Konya, Eskişehir, Sivas Buğday Siloları, Kayseri Bez Fabrikası kuruldu.
2 Haziran 1935’te devletin maden ve enerji ihtiyacını sağlamak amacıyla Etibank kurulmuştur. Yine aynı yıl içerisinde Maden Tetkik Arama Enstitüsü kurulmuştur. İstanbul Rıhtım Şirketi YABANCILARDAN SATIN ALINDI.
1935 yılında Nazilli Basma Fabrikası, Bursa Merinos Fabrikası, Gemlik Suni İpek Fabrikası kuruldu.
1936 yılından itibaren madenlerin MİLLİLEŞTİRİLMESİ politikasına gidildi.
1936’da Ankara Çubuk Barajı, Zonguldak Taş Kömürü Fabrikası, Nuri Demirağ UÇAK FABRİKASI, Malatya Sigara Fabrikası, Malatya İplik Fabrikası, Bitlis Sigara Fabrikası, Elazığ Şark Kromları İşletmesi kuruldu.
1936’da İzmir Havagazı Şirketi ve İstanbul Telefon Şirketi YABANCILARDAN SATIN ALINDI.
1937 yılında Malatya Bez Fabrikası, İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası, Karabük Demir Çelik Fabrikası kuruldu. Kozlu Kömür İşletmeleri YABANCILARDAN SATIN ALINDI. Diyarbakır-Cizre demiryolu yapıldı. Trakya-İstanbul Demiryolları YABANCILARDAN SATIN ALINDI. Urfa Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliği kuruldu.
1938’de Divriği Demir Ocakları, Sivas Çimento Fabrikası kuruldu.
************************
Şimdi kin ve nefret kusmaktan bahsederken,objektiflikten,doğruluktan bahsederken bu verileri nereye koyacağız.Sizlerin objektiflik anlayışınız,doğruluk anlayışınız ideolojinize göre..Sağcı iseniz dine göre,solcu iseniz dinsizliğe göre.Yani benim açımdan bakarsanız,iki taraf da birbirinin zıttı olabilir ama birbirinin kan kardeşidir.
Sizin gibi ideolojik takılanlara göre Abdülhamit'i seven Atatürk'ü sevemez.Atatürk'ü seven de Abdülhamit'i sevemez.Yapılan doğru da olsa gözlerini kapar,yanlış olanı cımbızla seçer ve onun üzerine gider kin kusma,eleştiri yapma için.
Bizim gibiler ise,insanların iyi yönlerini takdir eder,kötü yönlerini eleştirir.Devam ediyorum aynı mantıkla; insanların iyi yönlerini bizim gibiler taklit eder,örnek alır,daha ileriye götürmeye çalışır,kötü yönlerini ise sevdiklerine,ailesine,arkadaşlarına çevresine uyarır,bu şekilde yapma böyle olur kötü olur sonucu der .
Basit örnek..Milli milli diyorsunuz,yabancılardan ülkenin değerlerini,fabrikalarını ,maden sahalarını,eğitim kurumlarını alıp devletleştiren adamı bu konuda takdir etmiyorsunuz..Aynı fabrikaları devletleştiren adamı eleştirir iken o fabrikaları yabancılara satanı da Milli milli diyerekten alkış tutuyorsunuz.
Yüz yıldır birbirinize laf sokmaktan,hakaret etmekten ,kin kusmaktan bıkmadınız.İşin acı tarafı iki taraf da kendilerini tek doğru görüyor.
Sizler gibi saplantılı beyinlere inat,bu ülkede bizim gibi Abdülhamit'i de Atatürk'ü de seven sayan insanlar da var.Sizin gibiler azaldıkça bu ülke daha rahat nefes alacak.Rahat nefes alınca hem namazını da kılacak hem de bilimde ,sanayide,teknolojide ilerleyip dünyada söz sahibi olacak tekrardan.
Yazının sonuna ekleyeyim de damga yemeyelim hemen.5 vakit namaz kılıyorum Allah şahidim olsun.Bilime,teknolojiye,sanata,din eğitimine hepsine önem veriyorum ,ayırt etmiyorum birbirinden.
Böyle başlık mı açılır? Ozaman şöyle de denir? Türk var mıdır, yok mudur?
Evet Osmanlı Türk müydü demekle, Türk varmıdır yokmudur demek faksızdır.
Hatta bu daha da ileri götürülür. Selçuklular Türk müydü? Sonuçta Türk diye bir ırkın olmadığı sonucu çıkar.
Osmanlılar köküne kadar türktü ama türkçü değildi. Zira Osmanlı Selçukluların neslidir. Selçuklular da türktü ama türkçü değildi. Anadolu Selçuklu Devleti, Moğol istilası ile zayıflamış ve beyliklere bölünmüştür. Sonuçta bu beyliklerden Osmanlı Beyliği büyüyüp kontrolü eline almış, Anadoluda Türkleri yeniden birleştirmiştir. Sonra fetihlerle ülke dört bir coğrafyaya gelişmiştir.
Jön Türkler ve senin tabirinle İT Cemiyeti okul açmamış,bilimsel çalışma - ilermleme yapmamış tamam da,okul da açmış ,bilimsel-askeri-tarımsal-endüstriyel ilerlemeler yapmış adama da kin nefret kusmuyor musunuz?
Böyle bir iddiada bulunabilmek için, öncelikle mert olup konuyu saptırmayacaksınız.
Biz, sürekli olarak Jön Türk ve İT Cemiyeti ihanetleri ve ihanetlerinin sonuçları bu kadar ortadayken; her türlü iftira ile (sözde sizin de sevdiğinizi iddia ettiğiniz Abdülhamid başta olmak üzere) Osmanlı'ya sövenlerin argümanlarına cevap veriyoruz.
Jön Türkler ve İT Cemiyeti, yaptıkları eleştirileri telafi edecek hiç bir şey yapmayıp, ülkeye çöker çökmez memleketi çok büyük savaşlara soktular diyoruz ve bu tespiti siz de inkar edemeyip kabul etmek zorunda kalıyorsunuz.
Hadi buyurun bu mesajlarımızda "tamam da,okul da açmış ,bilimsel-askeri-tarımsal-endüstriyel ilerlemeler yapmış adama da kin nefret kusmuyor musunuz? " iddianızı destekleyen bir ifade bulunuz. İFTİRA ATIYORSUNUZ. Biz kişilerle uğraşmıyoruz ki. Zihniyetten bahsediyoruz. Jön Türk ve İT Cemiyeti zihniyetinin melanetlerini izah edip, her iddiamızı da tarihiyle, olayları ile, kronolojisi ile, sonuçları ile kanıtlıyoruz.
Hadi, siz de iddianızı kanıtlayın. Kanıtlayamazsınız, çünkü iftira atıyorsunuz..
"tamam da,okul da açmış ,bilimsel-askeri-tarımsal-endüstriyel ilerlemeler yapmış adama da kin nefret kusmuyor musunuz? " DİYE İFTİRA ATMAYA KALKMANIZDAKİ ASIL MOTİVASYON KAYNAĞINI AÇIKLAMANIZ GEREKİYOR Kİ, DERDİNİZ NEYSE BİLELİM.
Şu son alıntıda kalın yazılan iftiranızı kanıtlamanızı bekliyoruz.
Hep dedik. Buyurun alıntılayın, doğrusunu yazın. Nerede, kin kusmuşuz, nerede herhangi bir iftira atmışız. Ayıptır.
Kimsenin arkasına saklanmadan neden görüş belirtemiyorsunuz? İftiranızı kanıtlayın. Her sözümüzü kanıtıyla arz ediyoruz. Varsa, "şurada şunu yazmışsınız, aslı budur" diye herhangi bir cümlemizi buyurun çürütün.
Demogoji, çarpıtma, iftira ve birilerinin arkasına sığınıp, ona buna saldırma ile istişare olmaz.
Bu memlekete ve millete kim fayda sağladıysa Allah razı olsun. Hep dedik ve deriz. Ancak bırakın da, birilerinin ihanetlerine de kanıtıyla cevap verelim. Neden gocunuyorsunuz?
Adamın biri çıkmış "Jönler geldi İT Cemiyeti geldi Türklük kurtuldu" diyor. Biz de kanıtlarıyla asıl ülkenin de milletin de bunlar eliyle mahvedildiğini kanıtlarıyla arz ediyoruz. Ne gocunduruyor sizi? Yalan mı?
Aynı adamlar, "Osmanlı geri" diyor, biz de kanıtlarıyla, memleketi iddia ettikleri gerilikten kurtarıp, geliştirmek için jönlerin ve İT Cemiyeti takımının ülkeye çöktüklerinde hiç bir adım atmadıklarını, aksine anında memleketi çok büyük savaşlara soktuklarını kanıtlıyoruz. Ne gocunduruyor sizi? Yalan mı?
Şu ne demek hemşerim:
Alıntı:
Şimdi kin ve nefret kusmaktan bahsederken,objektiflikten,doğruluktan bahsederken bu verileri nereye koyacağız.
Bu başlığın konusu "Cumhuriyet döneminde kimler memlekete ne kazandırdı" başlığı mı? Ne işi var bu yazdıklarınızın "Osmanlı Türk müydü" adlı başlık altında?
Bu başlıktaki daha önceki üç mesajımızın linkini yukarıda palaştık. Hadi bakalım, bulun iddianıza zerre kadar bir kanıt. Ayıptır...
Kaldı ki, Bu verilere ilgili başlığı neresiyse birileri yalan mı demiş? Vaya fakir mi öyle bir söz söylemiş? Ne alakası var şimdi? Ayıp değil mi? Neden gocundunuz ki bu saptırmayı, odak değiştirmeyi, sataşmayı yapmak ihtiyacı hissettiniz?
Bu yaptığınız aynen şuna benziyor:
şimdi, misalen biri de çıksa,
"O kadar yazıyorsunuz neden hiç Peygamberimden (s.a.v.) bahsetmiyorsunuz, O (s.a.v.) insanlığı karanlıktan kurtardı, yaptıklarını ve insanlığa kazandırdıklarını nereye koyacağız o zaman? Ayrıca ben orucumu da tutarım, namazımı da kılarım, Atatürk'ü de severim, Peygamberimi (s.a.v.) de severim. Siz bilimsel düşünceden bahsediyorsunuz da hani nerede? Üstelik Peygamberimize (s.a.v.) kin ve nefret kusuyorsunuz" falan deyiverse iş mi yapmış olacak? Yaptığınız aynen bu...
Osmanlı Devleti’nin 14. Padişahı Sultan I. Ahmet zamanında (1603-1617), Osmanlı Devleti’nin Kırım Hanları ile yaptıkları antlaşmada Hanedan-ı Ali Osman’da erkek kalmazsa Kırım Hanlığı otomatikman Osmanlı Devleti’nin başına geçecekti. Söz konusu hanlıklardan en uzun yaşayanı olan Kırım Hanlığı, bilindiği gibi Osmanlı İmparatorluğu’nun meşru varisi sayılmıştır.
Osmanlı protokolünde, Sultan'dan sonra Kırım Hanı gelirdi. Sadrazamdan bile öndeydi.
Padişahın ordunun başında olmadığı Viyana kuşatması sırasında orduyu Kırımlı Hanın komuta etmesi gerekirdi aslında çünkü rütbesi daha yüksekti.
Belki o zaman savaş alınırdı.
En son Cenkcan tarafından Cum 08 Eyl 2017, 11:58 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Viyana kuşatması sırasında orduyu Kırımlı Hanın komuta etmesi gerekirdi aslında çünkü rütbesi daha yüksekti.
Belki o zaman savaş alınırdı.
Bu konuya girmemeni tavsiye ederim neyse
Böyle tarihi başlıklar açmak saçmalığın en önde giden örnekleridir. Tartışarak ulaşılacak sonuçlar değildir. Devlet-i Aliyye'nin bir Türk devleti olduğu tartışmaya kapalı bir gerçektir.
Sorusu olan sorusunu sorar, cevabını alır ve konu orada biter. Böyle kesin net bir konu 59 sayfa boyunca tartışılıyorsa orada cahillik var demektir.
Sayfayı genel olarak inceledim. Yabancı evlilik, Arapça ağırlıklı dil, halkın yapısı gibi konular kafaları karıştırmış
Bunları hesaba katarsanız tarihte Türk devleti kalmaz.
Dünya'nın her yerinde hükümdarlar dengi olan yabancı prenseslerle evlendi. Osmanlı'da da ya bu şekilde oldu ya da belli sebeplerden dolayı evlenmek istemeyen padişahlar yabancı cariyeler aldı
Bu evlilikler aşk evliliği değildir. Metehan'in hayatında görmediği Çin prensesine yazdığı evlilik mektubu olaydan da anlaşıldığı gibi stratejikdi
Türk devlet geleneklerine göre akrabalık yoluyla Türk olan kadın tarafının da devlette hak sahibi olduğu geleneği yabancı evlilikleri teşvik eden bir konuydu. Çandarli ailesi de bu konunun en bariz örneğidir
Selçuklu Devleti, Uygur Devleti, Hun Devleti gibi birçok devletimizde; Çince, Arapça, Farsça, gibi diller hakim olmuştur.
Halkı Türk olmayan özellikle Mısır'da ve Anadolu'da bir çok Türk devleti yaşamıştır
Tarihçi olarak her mesajımda hatırlatıyorum. Tarih bir bilimdir ve belli kuralları vardır. 2000 yıllık Türk devlet sistemini ve geleneğini bilmeden şu neden böyle bu neden böyle demeyin ki konu kısır döngüye dönmesin
Hepsinin ismi Türkçeydi. Gündüz alp, Ertuğrul, Savcı, Gündoğdu, Sungurtekin, Dündar. İlk Kayılar arasında ismi Türkçe olmayan neredeyse yok.
Osman Bey mi yoksa Ataman Bey mi tartışmalı, yaşadığı dönemdeki tek kaynak Bizanslı Pachimeres ve adını Atman diye kayda geçiyor. Şimdi geleneksel görüş derki Bizanslılar Osman'ı Atman diye kaydederdi diye.
Öyle değil. 640 senesinden itibaren Müslümanlarla bağlantılıydı Bizans ve Osmanları daima Othman diye kayda alırdı Atman değil.
Ümmet birliğinden ve Cihaddan bahseden ama Afrin'e gidip savaşmak yerine başkasının gidip savaşmasını izleyen, sabaha kadar Nargile içip kızlarla geyik muhabbeti yapan, Afrin'e savaşmaya gidenlere Irkçı diyen aşırı muhafazakar tipler bu gerçeklerden rahatsız.
Ertuğrulun babası Gündüz'dü. Şimdi 'Süleyman Şah oğlu Ertuğrul' diye propaganda yapılıyor. Bir sonraki adım İkinci Padişah Orhan'ın ismini değiştirmek olacak çünkü o isimde Türkçe. İsmi Korkud ve Oğuz olan şehzadeler zaten unutturuldu.
Sorunun cevabı:
Evet Osmanlılar Türktü hemde sapına kadar.
Sorunun muhattabı meseleden rahatsız olanlar olmalı. Ben isimlerden rahatsız değilim. Benim adımda Arapça hiçte rahatsız değilim.
Soruyu terstende sorabiliriz. Gündüz oğlu Ertuğrul (gerçek isim) olunca Süleyman şah oğlu Ertuğrul'dan daha az mı Müslüman oluyor?
Osman Gazi'nin ismi tarihi kaynaklara bakarsak tartışmalı. Sonradan kendi aldığı ünvan yada isimde olabilir, veya kendisinden yüz sene sonra kaleme alınan Aşık paşazade eserinde büyüyen beyliğin Arap dünyasına daha şirin gösterilmesi için Ataman isminde küçük bir oynama yapılmışta olabilir.
Önemli olan gerçeklerle olduğu gibi yüzleşebilmek. Sabah akşam nargile içip Mavi Marmara muhabbeti kasan tiplere bunu anlatmak gerekir.