Alper o konuya girersek cikamayiz.Turk'luk zaten cok tartismali bir konu.
Anadolu halkinin kokeni ortaasya deil.Bu cok acik. Ama sormussun bende soyleyim,
Bugunku anlamda Turkluk shudur. Eger gonlunden ve yureginden "Ben Turk'um"diyorsan ,diyebiliyorsan Turksundur.Olay bu.
Yoksa DNA,kafatasi,irk mirk,bu anlamda bakarsak cogumuzun kokeni ortaasya deil.
Ne mutlu Turk'um diyene evet.Diyebilene. Ama bu herkez bunu demek zorunda anlamina da gelmez.Millete zorla Turk'um dedirtmeye calismanin da manasi yok yani.
Bu aksine insanlari nefrete goturur,oyle deil mi.
Lütfen kendi adınıza konuşun, sizin kökeniniz farklı olabilir ama bu bu herkesin kökeninin sizinle aynı olması gerektiği anlamına gelmez. Anadoluda yaşayan etnik olarak Türk olan halkın kökeni Orta Asyadır. Etnik kökeni Türk olmayan diğer halkların yani Kürtler, Lazlar, Çerkezler, ve diğerlerinin tabiki kökeni Orta Asya değildir. 70 milyon nüfusumuzun 50 milyonu etnik olarak Türktür ve kökeni Orta Asyadır.
Hic bir Padisah'in "Ben Turk Milletine mensubum" yada Turk'luk ile ilgili bir sozu,Turklugu yucelten yada Osmanlinin Turk Imparatorlugu olduguna dair bi sozu,yazisi yada fermani var mi?
Şu anda devletimizin ana unsuru Türklerdir.
Türklük devlet içinde din gibi, vatan gibi birleştirici ve kaynaştırıcı bir unsurdur.
O zamanki devletimiz Osmanlı Devleti içinde genişleme süreciyle birlikte bir çok milletten insan vardı.
Osmanlı Devleti sadece kendi milletini düşünmüyordu, idaresi altındaki her millete hizmet veriyordu, imkanlar götürüyordu.
Sadece fermanlarda veya başka metinlerde Türklerin anılması herhalde bu çerçevede uygun olmazdı. Çünkü Osmanlı Devletinin vizyonu ve uygulamaları sadece Türkleri değil tüm dünyayı ilgilendiriyordu.
4 asır kadar Topkapı Sarayında alınan kararlara tüm dünyanın gözü çevriliydi.
Osmanlı Devleti yabancı milletlerin inançlarına karışmamış, ibadethanelerine dokunmamıştır.
Ama yaşayarak örnek olarak dinimiz İslam'a ısınmalarına yardımcı olmuştur.
Üzüm bağlarında üzüm yendikten sonra karşılığının maliyetinin fazlasıyla dallara asılması Osmanlıda görülen örnek hareketlerden birisiydi.
Bunu gören yabancılar zulüm altında ezilmek ve haksız vergiler ödemektense Osmanlı idaresinde yönetilmeyi ve adaletli bir ortamda huzur içinde yaşamayı tercih etmişlerdi.
Osmanlı gitti, Balkanlarda ve Filistinde huzur kalmadı.
O günleri bilenler veya yaşayan büyüklerinden duyanlar Osmanlıyı arıyordur herhalde.
Şu anki emperyalist büyük devletler huzursuzluk peşinde, sömürge peşinde.
Osmanlı anlayışının ve düşüncesinin tırnağı bile olamazlar.
Bu iyimser bir ifade değil, düpedüz bir realite.
En son hasan1 tarafından Cum 01 Ağu 2008, 19:57 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
Tam benlik bir konuymuş, çünkü konuyla ilgili yaşayan bir örneğim. Dedem, yani babamın babası Osmanlı Subayı imiş ve jandarma dan önceki bir kurum olan Gümrük Muhafaza Subayı imiş. Ancak dedem İskenderiye(Mısır) doğumluymuş. Ve de Kurtuluş savaşı yıllarında İstiklal Madalyası ile onurlandırılmış. Babam ise Mardin de doğmuş, ben de Edirne' de doğmuşum. Bu durumda babamda yüzde 50, ben de de yüzde 25 Araplık var düz matematiksel hesapla...Lakin bu düz matematiksel hesapla hesaplanacak bir iş değildir. Çünkü ben Yüzde yüz Türk'üm.
Bu durumda Osmanlı İmparatorluğunda yabancılarla evlenen padişahlardan dolayı daha sonra gelen neslin Türk Olmadığı iddiasını kabul etmiyorum, Onlar yabancı olabilir ama girdiği toplumun örf ve adetleriyla yoğruldular daha sonra, Kösem oldular, Hürrem oldular...
etnik olarak kökenim nereden gelirse gelsin, ben Türk kültürüyle yoğrulmuş, onun örf ve adetlerini almış veTürklüğüyle gururlanan bir Türk vatandaşıyım. Türk Halk Müziği ve sanat müziği dinler, folklor oynarım, ve Arap Kültüründen de çok hazetmem.Arabesk müziği ya da arabın yalellesi denilen müzikten hoşlanmam. Birinci Dünya Savaşı yıllarında İngilizlerin kışkırtmasıyla Osmanlıya ihanet eden Araplar hakkında iyi şeyler düşünmem, Yabancı devletlerin Ermeni Soykırımına destek veren uygulamalarından hiddet duyarım, Kıbrıs'ta haklarımızın yenilmemesini temenni ederim, Orta Asya daki Türki Cumhuriyetleri ile ilgili haberle çıktığında, Kerkük Türkmenleri ile ilgili haberler çıktığında onları soydaşım olarak görürüm, Örneğin dün akşam tv da çıkan Kerkük'teki Türkmenlere yönelik saldırılardan dolayı oldukça üzüldüm.
Yani damarlarımda yüzde 25 Arap, yüzde 75 Türk kanı olsa da, ben yüzde yüz Türküm arkadaşlar...
Yoksa DNA,kafatasi,irk mirk,bu anlamda bakarsak cogumuzun kokeni ortaasya deil.
Nerden biliyorsunuz ?.
Yoksa dayanağınız şu bazı ne düğü belirsiz insan düşmanı, gurblarının desteklediği dna labrotuvarlarımı,güya bazıları abd ve kanada da kan testi yaptırarak,ne olduklarını öğreniyorlarmış,sizde bunu iddia edenlerdenmisiniz ?.Hani Adı Türk kalmış olanlardan ?...
Gördüğüm kadarıyla yanlış anlaşılabilen konular bunlar.
Orhan Gazi’nin hanımı Nilüfer Hatun bir Rum tekfurunun kızıdır ve 1.Murad’ın annesidir. Ya da Kanuni’nin eşi Hürrem Sultan Ukraynalı bir köy papazının kızıdır ve 2.Selim’in annesidir. Tek başına bir padişahın annesi olmak, bir devletin çehresini değiştirmeye kâfi gelir mi? Böylece onlara kendilerinde olmayan bir güç atfetmiş olmuyor muyuz? Ve karşısındakilere de alabildiğine bir acziyet ve zavallılık? Hatta bu yabancı kadınların adeta saray içinde bir parti oluşturdukları ve "yabancı" olmaktan ileri gelen bir dayanışma şuuru geliştirdikleri, bunu da asırlar boyu sürdürdükleri varsayılıyor. Yani bir "zararlı" ideoloji resmediliyor Osmanlı sarayında.
İyi ama bu asırlar süren mücadelenin aktörleri, hep aynı "takım"da oynayan ve ortak bir bilince sahip kimseler olarak, yani Osmanlı’yı felakete götürmek için ellerinden geleni ardlarına koymayan casuslar veya hainler diye nasıl görülebilir ki? Hadi diyelim (farz-ı muhal) Kanuni "aldatılmıştı", peki Orhan Gazi veya Çelebi Mehmed’in ne zoru vardı yabancı kadınlarla evlenirken? Ya 2.Murad’ın? Ya Fatih’in? Hepsi mi bizim kadar kendi devletlerini düşünmüyorlardı? Onlar da evlenmemişler miydi yabancılarla? Peki onların zamanında Osmanlı yükselişe geçmemiş miydi? Bu yükselişte, bazı Bizans hayranlarının haklı olarak iddia ettikleri gibi, o yabancı kadınların payı olamaz mı? Neden yükseliş asırlarında bu kadınların payı olup olmadığı tartışılmıyor da, yalnız "duraklama" ve "gerileme" diye adlandırılan çağlarda olumsuz payları gündeme getiriliyor dersiniz? Nilüfer Hatun’a itiraz edene pek rastlanmadı şimdiye kadar. Neden? Öte yandan Hürrem Sultan’a -maalesef- hakaret edenler çok fazla. Neden bu ayrımcılık?
Kaldı ki, Osmanlı tarihinin başından sonuna kadar devşirme egemenliği altında cereyan etmediğini görmek gerekiyor. Devşirme uygulamasının 17. yüzyılın ortalarında tasfiye edilmeye başlandığını biliyoruz. 1650’lerden itibaren devşirme paşa bulmak için epey zorlanmak gerekir. Bilinen son devşirme Sadrazam Tarhuncu Ahmed Paşa’dır. Bundan sonra Müslüman ve Türk kökenli sadrazamların sayısı giderek artacak ve devlet idaresi "Türkleşecektir". Yani bizim duraklama ve gerileme diye adlandırılan devrimizde ağırlıklı olarak Müslüman ve Türk kökenli yöneticiler vardı başımızda!
Şimdi bu manzara karşısında ne düşünmek gerekiyor? 1650’lere kadar bu devleti ayakta tutanlar ve yükseltenler demek ki; devşirmelermiş! Onlar tasfiye edilip de Osmanlı Devleti Müslümanlar ve Türkler tarafından yönetilmeye başlanınca, işler bir felakete doğru gitmiş, hatta en Türkçü yönetim olan İttihatçılar devrinde, sadece 10 yılda koca imparatorluk tasfiye edilmiş. Öyleyse, şunu söylemekte diğerine göre daha haklı olunmaz mı : "Devşirme sistemi pekala iyiymiş! Bu Türkler olmasıymış, devlet daha iyi yönetilirmiş!"
Gördüğünüz gibi bu mantık, aslında öbür mantıktan, yani Osmanlı’yı Türk’e özgü kılmaya çalışan yaklaşımdan daha az tutarlı değildir. Demek ki, biri ifrat, öbürü tefrittir. Peki ikisinin ortası yok mudur? Bu meseleler böyle karakucak usulü ele alınamayacak kadar karmaşıktır ve uzun asırlardan ve üzerinde yaklaşık 30 devletin ve yüzlerce etnik unsurun barındığı bir coğrafyadan söz ettiğimizi hiç unutmamalıyız.
Osmanlı’nın Avrupa’ya nasıl egemen olduğuna şaşan bazı kişiler, bu imparatorluğun gittiği yerlerde çadır kurup oturduktan sonra oyun bitti denilince tıpış tıpış evlerine geri döndüklerini düşünüyorlarsa çok yanılırlar. Giden "biz" ile, dönen "biz" arasına asırlar girmişti. Giden "biz" ile dönen "biz" arasına yaklaşık 14 milyon kilometrekare bir yüzölçümü girmiştir. Bu rakam, bugünkü Türkiye’nin 28 katıdır.
En son abdullah1 tarafından Prş 14 Ağu 2008, 19:51 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
I.Murat‘ın annesi Bizanslı Horofira yani Nilüfer hatun.....
Yıldırım Bayezıd'in annesi Bulgar Marya yani Gülçiçek hatun.....
Çelebi Mehmet'in annesi Bulgar Olga hatun...
II.Murat‘ın annesi Veronika,
Fatih Sultan‘ın annesi Sırp Despina yani Huma hatun,
II.Bayezid'in annesi Kornelia,
Yavuz Selim'in annesi; Ayşe takma adlı Pontuslu bir Rum.
Kanuninin annesi; Polonya yahudisi Helga yani Hafza sultan,
II. Selim ‘in annesi Yahudi kızı Roksalan yani Hürrem sultan;
III.Murat 'in annesi Yahudi Rasel yani Nurbanu sultan,
III.Mehmet'in annesi Venedikli Bafo yani Safiye sultan;
I.Ahmet'in annesi Yunan Helen yani Handan sultan;
Genc Osman'in annesi Sırp Evdoksiya yani Mahfiruz sultan,
IV.Murat'in annesi Sırp Anastasya yani Mahpeyker sultan,
IV. Mehmet'in annesi Rus Nadya yani Turhan sultan,
II.Suleyman‘ın annesi Sırp Katrin yani Dilasub hatun,
II.Ahmet'in annesi Polonya yahudisi Eva yani Hatice sultan,
II.Mustafa'nın annesi Rum Evemia yani Emetullah sultan,
III.Ahmet'in annesi de aynı yani II.Mustafa ile aynı anneden,
I.Mahmut'un annesi Aleksandra yani Saliha sultan,
II.Osman'in annesi Sırp Mari yani Sehsuvar sultan,
III.Mustafa'nın annesi Fransız Janet yani Mihrisah sultan, I.Abdulhamit'in annesi Fransiz İda yani Sermi sultan,
III.Selim'in annesi Cenevizli Agnes yani MihriÅYah sultan,
IV.Mustafa'nin annesi Bulgar Sonya yani Sineperver sultan,
II.Mahmut'un annesi Fransız Rivery yani Nakşidil sultan,
I.Abdülmecit'in annesi Rus yahudisi Suzi yani Bezm-i alem valide sultan,
Abdulaziz'in annesi Roman Besime yani Pertevniyal sultan,
V.Murat'in annesi Fransız Vilma yani Sevkefza sultan,
II.Abdulhamit'in annesi Ermeni Virjin yani Tirimujgan sultan,
Mehmet Resat'in annesi Arnavut Sofi yani Gülcemal sultan,
Mehmet Vahdettin'in annesi Çerkes Henriet yani Gülistan sultan...
Bilgilere...