Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 7
Engin

13 yıl önce - Sal 03 Ağu 2010, 22:57



kaşkay
13 yıl önce - Sal 03 Ağu 2010, 23:13



engin yeşil
13 yıl önce - Sal 03 Ağu 2010, 23:15



soner_caylak
13 yıl önce - Sal 03 Ağu 2010, 23:19

Alıntı:
Zaten farklı söyleyen yok ki , tabiki işsiz suçlu. Adam okula gitmiş , mezun olmuş acaba hangi işi yapsam diyor, aralarından seçemiyor.Her taraf iş kaynıyor. Eleman alınacak 50 kişi 1 000 kişi başvuruyor, hep kötü niyetten , sadece işsizlik çok dedirtmek için. Gidin başka işe , her yer eleman arıyor, maaşlarda güzel en azından verilen maaşların bir kısmı açlık sınırından yüksek, yoksulluk sınırı içine giriyor, bir kademe üstte.
Bak başka ülkelerde sıkıntı var, niye yoksulluk sınırına itiraz ediyorsun, şükret , herkes tok olacak değil ya.
Ben bu işsizleri anlamıyorum.


burada kinaye mi var şaka mı gerçek mi anlamadım eğer gerçekse o sıkıntılı ülkelere gidin bir bakın onların işsizlikleri yada sıkıntıları çok farklı nedenlerden kaynaklanmakta 80lerin ekonomik refahını ve kolaylığını arıyorlar bulamıyorlar tabii yoksa bizim gibi maaşlar alsalar 2.Fransız devrimini yada 2.Rus devrimini yaparlar Avrupalılar

Bence başlık çok yararlı kimin emekçi ve kimin emek sömürücüsü olduğu çok net ortaya çıkıyor...
O iş çok zor diye kaçanlar işten değil sizler gibi derebeyi patronlardan kaçıyorlar...
çalışanını köle gibi görmek gelenek haline gelmiş ülkemizde bunun en büyük sebepleri işçi örgütlenmelerinin eksikliği yasaların eksikliği ve işçilerin bir kısmının halen onun(patronun)ekmeğini yiyorum mantığıdır.
Bazı arkadaşlarımız haklı olarak patronların kalifiye eleman aramadığını hep geçici elemanlar aradığını yazmış haklılar bunun nedeni patronların çoğu kalifiye değil ki
benim birçok patronum oldu hepsi benden düşük eğitimli ve benden daha kötü hayata bakış açıları vardı...
ben çok patron gördüm beni mutlu görünce kıskanıp hiç hatam olmamasına rağmen bir şey bulup vıdı vıdı eden...
ama realitelerle konuşmak gerekiyor para patronlarda emekçiler ise halen sömürülmekte veya kendini sömürtmekte...
tabii bizim patronlara da kızmamak lazım hükümet kendi işçilerini havuzlara atıyor su püskürtüyor yaka paça gözaltına alıyor vs.bunları seyreden patronlar da ne kadar iyiyim bir de beni beğenmezler en azından ben işçilerimi dövmüyorum diyor mantalite ne yazık ki budur bu ülkede


Cemal M.oğlu
13 yıl önce - Sal 03 Ağu 2010, 23:30



Gözde

13 yıl önce - Sal 03 Ağu 2010, 23:41

Alıntı:
samimi olarak iş arayan insanların iş bulabileceğini düşünüyorum. ama hiç iş aramayan ve samimi olmayan kişilerin işsiz kalabileceğini düşünüyorum. suç hepimize. sadece patronda yada hükumete değil. herkeste suç var. ama ortada bir realite de var. ülkemizde çoğu insan "salla başı al maaşı" yapma hevesiyle yaşıyor. herkes bedavadan para kazanma hırsı ile geziyor. herkes memur olmaya can atıyor. memur olmayanda bi plazanın gölgesinde kendine mevzi kazanmak istiyor


Tipik bir kuşak farklılığı. Sizler şu an bizim süreçlerimizden geçseydiniz, durumumuzu anlardınız. Madalyonun görmezden gelenen ama hep bilinen öteki yüzleri de var.

Eminim sizin gibi düşünenler iş için firmaların cvlerini doldurmamıştır. İşverenlerin sizden istediklerini ve size vereceklerini duysaydınız, siz de iş beğenmezdiniz. Bir cvde bilinen bilgisayar programı için 4 doldurma yeri var. Bilinen dil seçenekleri de 3 ile 5 arasında değişmekte. Referans vereceğiniz kişiler ise 2 ile 5 arasında değişmekte. Siz istediğiniz işte kariyer yapmak için bilgisayar öğreniyorsunuz, seminerlere katılıyorsunuz, iki dil bilmeye çalışıyorsunuz, referans yaratıyorsunuz, işveren de sizin deneyim sürenizi ya da cv'de alakasız bir şeyi bahane ederek komik rakamlarla size iş teklif ediyor.

Bugün evlere temizliğe giden kadınların eline toplamda 1000 tl ve üzeri para geçiyor. Mesleği aşağılamak için asla yazmıyorum. Kendim de zor da kalırsam bu mesleği yaparım. Yapmaktan da gocunmam. Ama işverenler beni 1000 tl altı çalıştırmak için takla atarken ve en fazla lise mezunu olan biri evlere temizliğe giderek benden fazla para alıyorken, ben niye ülkeme ve milletime hayırlı olmak için okudum, didindim?
İnsan bir yerde verdiği emeğin karşılığını almak istiyor. Sadece kişi değil, ailesi de bunu bekliyor?
Ben babama stajerken aldığım maaşı söylediğimde babam şok geçirmişti. Bana acıyarak ciddi ciddi : Bırak,çalışma kızım. O parayı ben sana veririm. Seni sokakta bulmadım ben, demişti. Tabii ki babamı dinlemedim ama bir yerde de haklıydı. Benim bunca yıl okumam ve iyi bir meslek sahibi olmam için para döken biri vardı karşımda.

Bugün herkes rahatlık için memur olmak istiyorsa, bu Devletin kontrol mekanizmasının gevşekliğindendir. Memurluğun özel sektörün sömürücülüğü karşısında nasıl rahat bir meslek olduğunu devlet görmezden gelmeseydi, bu hevesle yaşayanları görmezdiniz.

Benim kuşağımdaki bir çok kişi memurluğu şu nedenlerden istiyor:

*Sigortasının düzenli yatması için.
*Maaşını gününde ve kesintisiz tam alabilmek için.
*Devletin verdiği ama özel sektörün vermediği vergi iadesini alabilmek için.
*İşten ayrıldığında tazminatı alabilmek için.

Yoksa Devletin vereceği maaş da belli. 1250- 1800 arası bir para verecek. Engin İstanbul'da yaşam konusunda benim diyeceklerimi gayet güzel özetlemiş. İstanbul'da memur olarak zaten bu maaşla ev zar zor geçindirirsiniz. Hele evliyseniz ve okuyan çocuğunuz varsa, eviniz kiraysa ve sadece eve para siz getiriyorsanız, devletin size verdiği maaş zaten yetmez. Ama insanlar bunu bile bile KPSS'ye çalışıyor. Çünkü özel sektörde yukarıda yazdığım nedenlerle yüzleşmekten bıktı.

Özel sektörde şu an bir çok iş alanında işverenler ucuz ama kaliteli işçi çalıştırma hevesinde.
Sizin para ihtiyacınızı gayet güzel sömürmekte. Sigortanızı siz takip etmeseniz yatırmayacaklar. Maaşları bazı kurumlar yarım yamalak geç vermekte ki ister 2000 TL üzeri maaş alın, eğer kesik kesik alıyorsanız, o paranın hiç bereketi yok.

Kendim eğitim sektöründeyim. İstediğiniz dershaneye hatta dershanede çalışan birine sorun. Bir kaç ismi olan dershane hariç, çoğu dershane vergi iadesini size vermiyor. Benim kendi müdürüm de vermek istemedi. Hatta bu yıl çalışanlarına açık açık vermeyeceğini de söyledi. İş görüşmesi için bir kaç yere gittim. Vergi iadesini sorduğumda bana gayet rahat vermeyeceklerini söylediler. Devlet sanki bunu bilmiyor mu? Gayet güzel biliyor. Vergi iadesi için şikayet yollarını araştırdığımızda öyle bürokratik işlerle karşılaştık ki, astarı yüzünü kurtarmıyor. Devletin bana çalıştığım için her ay verdiği parayı özel sektörde çoğu kuruluş cebe indirme derdinde.

İşten ayrılıyorsunuz, size zorla istifa mektubu imzalatıyorlar. İmzalamazsanız, sizi referans veremekle ve belgelerinizi alamamakla tehdit ediyorlar. Elinizde o kuruluşa koz olarak kullanacağız sağlam bir şey olmalı ki tazminatınızı alabilesiniz. Bu noktada insan şunu düşünüyor: Ben bu kurumda bu iğrençliklerle uğraşmak için mi çalıştım?

İnsanlar artık özel sektörde çalıştığının verimini alamadığı için devleti istiyor. Devlet de sağolsun KPSS'yi bize lütufmuş gibi sunuyor.

Bu başlığa bir noktada hak veririm:
-Kişi işsizdir ve vasıfsızdır, durumu olmayan ailesinden geciniyordur.
-Kişi işsizdir ve vasıfsızdır, bir sürü borcu vardır.
-Kişi işsizdir ve vasıfsızdır, bakması gereken insanlar vardır.
Bunlara rağmen iş aramaz, işleri beğenmez. Bu insanlara evet acımam. Ama günümüzdeki işsizlerin çoğu böyle vasıfsız değil. Devlet özel sektörü adam ettiğinde bu gözümüze batan sorun da küçülecektir.




.


En son Gözde tarafından Çrş 04 Ağu 2010, 00:12 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


zone13
13 yıl önce - Sal 03 Ağu 2010, 23:51



sermet demir

13 yıl önce - Sal 03 Ağu 2010, 23:54



Osman Yavuz
13 yıl önce - Çrş 04 Ağu 2010, 00:05

Alıntı:
En büyük kurumsal fabrikalarda bile inanırmısınız bu iş böyle dönüyor. Önce kendi içlerinde etraflarında tanıdık var mı diye bakıyorlar. Sonra ulaşamazlarsa yayın yapılıyor bizzat şahit oldum.



Arkadaslar, bu oyle cok sasirilacak bir durum degil ki.
Sadece Turkiye'de olan bir sey de degil.
Dunyanin her yerinde boyle.
Hatta bunu ortaya cikaranlarin da Amerikalilar oldugunu soylerler
Ama Turkiye'de bu kotu bir sekilde algilanir, adina "torpil" denir.
Mesela Amerika'da, Ingiltere'de, Avustralya'da bu kotu sekilde gorulmez, cunku toplum onun adini "networking" olarak bilir.

Ama duduk tanidigin varsa calinir. Tanidigin yoksa dudugu bir sekilde kapip calmak zorundasindir.

Mesela ABD, Ingiltere ve Avustralya'da bir cok sirket isci aliyor ise once kendi calisanlarinin verdigi referanslara bakar. Hatta oyle ilerlemistir ki olay, eger bir firmada calisiyorsaniz, ve sizin tavsiye ettiginiz bir arkadasiniz, yakininiz vs o firmada ise alinirsa siz bonus yani ikramiye alirsiniz. 1000 sterlin, 2000 dolar, 3000 dolar... Eger o tavsiye ettiginiz kisi yuksek kademe bir pozisyona giriyorsa 10,000 dolar ve ustunde bile ikramiye veren firmalar var ABD'de.

Olay neymis?

Networking'mis

Eminim bir 5 yil sonra, Turkiye'de is arayanlar "torpil" lafini etmiyor bile olacaklar, onlar da artik "newtorking" diyip duracaklar.

O yuzden genc arkadaslar.
Ne yapmaniz gerekiyor?
Cafelerde her gun boy gostermekten ziyade, AVM'lerde piyasa yapmaktan ziyade, networking yapin, faydali tanidik aginizi gelistirin, yani torpilinizi kendiniz bulun.

ABD'de, Ingiltere'de, Avustralya'da bir cok yabanci ogrenci o ulkelerde kalmak icin is bakarken, isleri cogu zaman universitedeki hocalari vasitasi ile, veya sinif arkadaslarinin anne babasi vasitasi ile filan bulurlar. Eger bu sekilde bulmamislar ise o zaman gercekten cok caliskandirlar, siniflarini ilk 10'da bitirmislerdir, sirketler onlari kapmislardir, ya da dogru duzgun is bulamamislardir.

Siz de kendiniz icin 'faydali tanidik agi' olusturun, onun adi artik torpil degil, ne de olsa batili olduk ya, batililar ne diyorsa biz de oyle diyelim.



fatih civelek
13 yıl önce - Çrş 04 Ağu 2010, 00:10



sayfa 7
« önceki   123 ... 678 ... 111213   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET