Sinirlenmene gerek yok. O üslubu ben kullanmadım, üstadın kendisi kullanmış, Seyit Abdülhakim Arvasi hazretleri ile tanıştıktan sonra geçmişine perde çekmiştir.
Senin gittiğin yolu, üstad çoktan dönmüş. Yüzlerce kez. Necip Fazıl Kısakürek, sürprizlerle dolu. Ön yargısız yaklaşıp, tanırsan ona hayran olmamak elde değil. Kim bilir, belki Kemalist olmaktan bile kurtulursun.
Peki. Nasıl düşüneceğinize karışmam. Ben belgelerle çelişkileri ortaya koydum. Başlık amacından sapmasın daha fazla. Dediğim gibi, Sakarya'yı severim, Kaldırımlar da iyidir.
CHP hakkında ne düşündüğü hepinizin malumunuz. Lakin Kısakürek'in CHP'ye mebusluk için başvurmuş olması pek de bilinmez.
Necip Fazıl'ın CHP'ye başvuru tarihi nedir?
1940
Sanki 1940 yılında başka partiler vardı da başvurmadı, 1940 yılında daha tek parti iktidarı hüküm sürüyordu, başka başvuracağı parti zaten yoktu.
Evet, ben de katılıyorum zaten. Atatürk öldüğünde onu yücelten, 1940'ta CHP'ye mebusluk için başvuran ve, aşağıdaki gibi çelişkileri olan bir zat.
Alıntı:
Necip Fazıl, CHP ile sıkı fıkı olduğu dönemlerde doğal olarak rejimi savunmuştur. 1930'larda yaptığı konuşmalarında rejim karşıtlarına göz açtırmamaktan söz etmiştir. Örneğin Aralık 1930 tarihli Menemaen Olayı'ndan sonra Ankara Türkocağı'nda Kubilay'ı anma toplantısında yaptığı konuşmada şöyle demiştir: " ...Gözüme görünen şeyi açıkça, kaidesiz, tertipsiz ve imansız söylüyorum. Eğer zayıf tutarsan, eğer inkıllabın yüreğini, hassasiyetini ve sinirlerini temsil etmezsen, bıçağın ters tarafı ile yirmi dakikada kesilen Kubilay'ın kafasında sana tevcih edilen akıbeti seyredebilirsin... Türkiye'nin nüfus kütüğündeki softa ve mürtecilerin yeşil kanını kurutacaksın, bu kadar...(Hakimiyet-i Milliye 5 Ocak 1931)"
Aynı Necip Fazıl, yıllar sonra Menemen Olaylarını, Son Devrin Din Mazlumları adlı kitabında "düzmece" olarak adlandırmıştır: "1930 Aralık ayının sonlarına doğru Menemen'de cereyan eden hadise, birkaç serseriye yaptırılmış böyle bir tertip işinden başka bir şey değildir ve olanca gayesi büyük ve kuvvetli sandıkları bazı din adamlarını ortadan kaldırmak olmuştur.(Son Devrin Din Mazlumları 129.sayfa)"
her kadinin bastigi yerde sanki kalbim var
kalbim ki vahsi bir zevk alir ezilisinden.
bir kadinin icinden aglayisi, gülüsü,
gözlerinden ziyade bacaklarina yakin.
bir lisandir onlarin, durusu, bükülüsü,
kadinlar! onlar varken konusmayiniz sakin.
ince sütunlardaki ilahi güzellige
bacaklarin ruhudur sekil veren diyorum.
bacaklari bir kalin örtüde sakli diye
mermerde kalbi carpan venüs'ü sevmiyorum.
ömrümüzün gectigi yolda, bana sorsalar
gidiyorum bir kadin bacaginin pesinden.
boynuma doladigim güzel putu görseler.
insanlar ögrenirdi neye tapacagini.
kör olsam da acilir gözüm, ona sürseler
isa'nin eli diye bir kadin bacagini.
Necip Fazıl'a fasist ithaminda bulunan ve bulunduklari ayni akimdan kopan Rasim Ozdenoren'e Necip Fazil ile alakali bir odul verilmis star gazetesinin organize ettigi programda.
Bu nasil celiski anlam veremedim
Ölüm yıl döneminde (25 Mayıs 1983) Türk şair, yazar ve düşünürünü rahmetle anıyorum.
O'na
Benim efendim!
Ben sana bendim!
Bir üfledin de
Yıkıldı bend’im.
Ben ki, denizdim,
Dağbaşı bendim.
Şimdi sen oldun,
Aleme pendim.
Benim efendim!
Feza levendim!
Ölmemek neymiş;
Senden öğrendim.
Kayboldum sende,
Sende tükendim!
Sordum aynaya:
Hani ya kendim?
Benim efendim!
Benim efendim!
Emri yüklendim!
Dağlandım kalbden
Ve mühürlendim.
Askerin oldum,
Başta tülbendim;
Okum sadakta,
Elde kemendim.
Benim efendim.