İzmir Büyükşehir Belediyesi, üç kutsal din için büyük önem taşıyan üç tarihi yapıyı aynı dönemde restore ediyor…
Geçmişi 8500 yıl öncesine uzanan ve pek çok medeniyete ev sahipliği yapan İzmir’de, duvarlar arasında kalan ve dar sokaklara sıkışan köklü tarihi gün yüzüne çıkarabilmek için yoğun çalışmalar hız kesmeden devam ediyor.
Büyükşehir Belediyesi önderliğinde yürütülen çalışmalar çerçevesinde, farklı dinlerin buluşması da yaşanıyor. Namazgah Mahallesi'nde bulunan Emir Sultan Türbesi, Doğanlar Köyü’ndeki kilise ve Kemeraltı-Agora aksında bulunan Beit Hillel Sinagogu’nun yenilenmesi için aynı dönemde harekete geçildi.
EMİR SULTAN TÜRBESİ
İzmir'i alırken şehit düşen ve halk arasında “Emir Sultan” adıyla bilinen Aydınoğulları Beyliği komutanlarından Seydi Mükeremeddin’in naaşının yer aldığı türbedeki çalışmalar kapsamında, türbe ve hamam yapıları, binaya zarar veren eklentilerden arındırılarak sağlamlaştırıldı. Yıkılmış olan dergah binası aslına uygun restore edildi. Bahçede eklenti duvarlar kaldırıldı ve çevre düzenlemesi çalışmalarına başlanıldı Ayrıca yeni veriler ışığında ortaya çıkan aşhane yapısında da imalatlara başlanıldı.
DOĞANLAR KİLİSESİ
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Bornova Doğanlar Köyü’nde yer alan Doğanlar Kilisesi’nin restorasyonu için hazırladığı projeyi İzmir 1 No’lu Kültür ve Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu onayladı. 15 Şubat’ta ihaleye çıktı. İhalenin yasal sürecin tamamlanmasının ardından önümüzdeki haftalarda kazanan firmayla sözleşme imzalanarak yer teslimi yapılacak ve restorasyon çalışmalarına başlanacak. 19. yüzyıldan kalma küçük bir kilise olan bu tarihi yapı, semt merkezi olarak kullanılacak.
BEİT HİLLEL SİNAGOGU
Büyükşehir Belediyesi’nin 29.5 milyon liralık kamulaştırma desteğinin yanı sıra, bilimsel kazı çalışmalarının yürütülmesi kapsamında maddi destek de verdiği tarihi Agora bölgesi ile sinagoglar ve çevresi rehabilite edilerek Kemeraltı Çarşısı ile bütünleşmesi sağlanacak. Büyükşehir Belediyesi, bölgede bulunan sinagoglardan 124 metrekare büyüklüğündeki Beit Hillel Sinagogu için 18 Mart’ta yapım ihalesine çıkıldı. Sinagog’un röleve, restitüsyon ve restorasyon projeleri ilgili Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanmıştı. Uygulama sürecinin ardından yapı, müze olarak kentlinin hizmetine açılacak. Yasal sürecin tamamlanmasının ardından, ihaleyi kazanan firmayla sözleşme imzalanarak yer teslimi yapılacak.
HER İNANCA SAYGI
İzmir’in tarihin farklı evrelerinde her kültüre, her inanca, her dile kapısını açan bir kent olduğunu söyleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, “İzmir, farklılığını zenginlik olarak algılayıp bu yönde hoşgörü içinde yaşayan insanların kenti. Biz de kentimizin bu özelliğini pekiştirecek söz konusu üç projeyi bir an önce hayata geçirmek istiyoruz. Bu 3 yapı, orijinal halleri korunarak kent kültürü açısından tekrar ayağa kaldırılacak” dedi.
Yorgo Seferis ve Necati Cumalı gibi sanatçıların eserlerinde adı geçen, 200 yıllık geçmişiyle tarih kitaplarında yer alan "Batis'in Kahvesi", 2 milyonluk makyajla geri döndü. Yıllardır harabe haliyle bile görkemiyle yıllara meydan okuyan kahve, restoran ve bar olarak hizmet vermeye birbirinden leziz Türk ve Yunan yemeklerini müşterilerine sunmaya başladı.
İşadamları Yunan Vassilis Karavasilis ve Türk Mehmet Küpelikavas, Batis'in Kahvesi'ne yeniden hayat verdi. Batis'in Kahvesi, Osmanlı liman yapılarından biri olarak inşaa edilmiş ve 50- 60 yıl öncesine kadar da Rum vatandaşı Batis tarafından kahve olarak işletilildi. O yıllarda önemli bir liman ve ticaret merkezi olan Urla İskele'deki Batis'in Kahvesi özellikle tüccarların buluştuğu sosyal bir mekan olarak biliniyordu. 10 yılı aşkın süredir dostlukları bulunan ve tekstil sektöründe işbirliği içinde olan Karavasilis ve Küpelikavas, büyük bir yatırım yaparak tarihin izlerini silmeden güzel bir butik otel ve restoran yarattı.
Batis'i gördükleri anda bu yıkık dökük ama ihtişamlı binadan çok etkilendiklerini belirten ortaklar, aslına uygun inşaa edilen ve tek bir taşın bile zarar görmemesi için geceli gündüzlü çalışanların başında nöbet tuttuklarını belirtti.
"Tarih kitaplarında adı geçen bir liman olması, taş ve ahşabın birlikteliğinin yüksek tavanlarda buluşması bizim için çok anlamlı. Hayalimizde böyle bir yapı vardı" diyen Karavasilis, Yunanistan'ın en önemli şef, gurmesini Urla'ya getirdi. Hiçbir yerde bulunmayan Yunan yemeklerinin artık Batis'te bulunduğunu belirten Karavasiliz, "Akdeniz ve İtalyan mutfağı çeşitlerinin de yer aldığı restoranda 50 çeşit deniz mahsulü var. Her kesime hitap eden restoranda ayrıca zengin bir kahve kültürü, karadan girişi olan bir de pastane bulunuyor" dedi.
bir çok tarihi binayı restore edilişini bu siteden ögrendim. Tüm paylaşım yapan ve resimler koyarak bilgilenmemizi sağlayan herkeze burdan teşekkür etmek istedim.
Batis'in Kahvesi çok güzel olmuş, ilk fırsatta gitmek lazım. Demek istendiğinde tam bir harabe dahi restore edilebiliyor. Tüm emeği geçenlere teşekkür ederim.
Geçen gün Konak'tan Asansör'e doğru yürürken sol taraftaki harabeleri gördüm yine, şunlar da bir kurtarılsa yok olmaktan.. Bu gibi binaları kurtarmak adına, gerekiyorsa kanuni düzenlemelerle temyiz hakkı olmadan kamulaştırma kolaylaştırılabilir. Aslında Asansör sayesinde burada bir turizm bölgesi oluşturulabilir ve yurtiçi ve dışı pek çok mali destekten faydalanılabilir.
Fakat, Asansör'de yaşanan şu saçma sapan işlerle bunlar yapılamaz elbette. Dario Moreno'nun evini Selim Yaşar restore etmiş ve duvarına da bir plaket koymuş. Gelen turistler Moreno'nun müziklerini dinleyip onunla ilgili belge,eşya,resim vs göreceğini umarak içeriye giriyor. İçerde kimin cdsi çalıyor biliyor musunuz? Demet Akalın!!! Bu durumu gören arkadaşım gitmiş hemen Moreno'nun müziklerinin olduğu cd getirmiş değiştirsin diye vermiş oradaki görevli kişiye! Bina içinde Moreno ile ilgili hiçbir şey yok. Avrupada olsa böyle bir yer yere göğe sızdıramazlar, biz de yerlerde sürünüyor... Asansörün rezalet işletmesinden hiç bahsetmeyim, o ayrı bir facia..
Neyse, esas konumuz Batis'in Kahvesi idi, bununla ilgili daha önce yazılmış bir yazıyı bilgi olması açısından aşağıya alıntıladım;
Alıntı:
Nobel Ödüllü şair Yorgo Seferis'in anılarında adının `Batis'in Kahvehanesi' olarak geçmesiyle daha önce hangi amaçla kullanıldığı öğrenilen ve 1979 yılına kadar ikametgah olan bina, sahiplerinin girişimleri sonucunda İskele'ye yeniden kazandırılacak. Sapasağlamken mülkiyet sorunu yüzünden yıkılır hale gelen bina 1987 yılında yeni sahiplerine geçti. İki işadamı binanın restorasyonunu yaparak ilçeye kazandırmak için kolları sıvadı. 1989'da bir proje hazırlandı. Tam uygulamaya geçmek üzereyken devletin kamulaştırma isteğine, mülk sahiplerinin itirazı üzerine, mahkemelik olundu. Kamulaştırma için önerilen rakamlar bina sahiplerine düşük gelirken, onların istediği rakam da kamu kuruluşlarına yüksek geldi. Bu anlaşmazlığın sonuçlanması tam 10 yıl sürdü. Mahkeme yerin mülk sahibinde kalmasını kararlaştırdı, ancak geçen sürede olan tarihi binaya oldu. Rüzgar, yağmur, dalgalar, deniz kenarındaki bakımsız kalan yapıyı iyiye yıprattı ve 1989 yılında hazırlanan proje uygulanamaz hale geldi. Aradan geçen yılların ardından mülk sahipleri binayı İskele'ye kazandırmak için tekrar girişimde bulundu.
MŞB İnşaat ve Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Şafak Baran, mülk sahipleriyle el ele vererek Batis'in Kahvehanesi'nde tekrar çay içilsin diye harekete geçtiklerini söyledi. Binanın restorasyonu için hazırladıkları projeyi İzmir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'na verdiklerini, gerekli izinlerin ve onayların alınmasının ardından, çalışmalara başladıklarını belirten Baran, Binanın kullanılabilecek, kütük ve taş gibi malzemeleri fotoğraflanarak söküldü. Sağlam kalan tek cephe bırakıldı. Temel sağlamlaştırılması yapıldı ve duvarlar örülmeye başlandı. Bire bir aynı binayı yapıyoruz. Üst katı mesken, alt katı kahvehane. Avlusu var. Kemerleri var. Kütükler var. Santim santim ilerliyoruz..
Seferis ve Cumalı’nın eserlerinde yer aldı.
Adı Urlalı şair Yorgo Seferis’in anı yazılarında ve Urlalı Yazar Necati Cumalı’nın eserlerinde geçen tarihi kahve, şimdi de 11 odalı butik otel olarak hizmet verecek. Kemerli yapısıyla dikkat çeken tarihi kahve, 19. yüzyılda Osmanlı liman yapılarından birisi olarak inşa edilmişti. O yıllarda önemli bir liman ve ticaret merkezi olan Urla İskele’de yer alan Batis’in Kahvesi, özellikle tüccarların buluştuğu sosyal bir mekan olarak göze çarpıyordu.
Bugun gittim gerçekten harika olmuş tek kelimeyle helekı eskı halını burda gorunce dahada bır ılgımı cektı. Gercekten takdır edılesı bir iş çıkmış ortaya.
İzmir'in Menemen İlçesi'nde geçen yıl restorasyonu tamamlanan ve çevre düzenlemesi yapılması beklenen Agios Konstantinos Kilisesi, alkol ve uçucu madde bağımlılarının meskeni haline geldi. Tarihi kilisenin camlarının kırılıp, duvarlarına yazılar yazılması tepki çekti.
Mermerli Mahallesi, Hurmalı Sokak'ta uzun yıllar depo olarak kullanılan, mülkiyeti belediyeye ait 19'uncu yüzyıl eserlerinden Agios Konstantinos Kilisesi'nin kültür evi olarak kullanılmak üzere 2010 yılı Haziran ayı sonunda restorasyonuna başlandı. Restorasyonunda 10 kişilik bir ekibin görev aldığı 250 metrekare kapalı alana sahip Rum kilisesinin restorasyonu geçen yıl tamamlandı. Ancak restorasyon tamamlanmasına rağmen, istimlak edilen evlerin davalık olmasından dolayı çevre düzenlemesine başlanamadı ve kilise bir türlü kültür evine dönüştürülmedi. Kültür evi olarak kullanılmayı bekleyen bina ve çevresindeki evler alkol ve uçucu madde bağımlılarının meskeni haline geldi. Tarihi kilisenin rengarenk vitraylarla süslü camlarının kırılıp, duvarlarına yazılar yazılarak tahrip edilmesi tepki çekti.
Özellikle akşam saatlerinde kilise ve çevresinde toplanan alkol uçucu madde bağımlıları nedeniyle tedirgin olduklarını belirten mahalle sakinleri, polis ve belediyeden gerekli önlemleri almalarını istedi.
Menemen Belediye Başkanı CHP'li Tahir Şahin, "Kilisenin çevresinde kamulaştırma çalışmaları sürüyor. Kamulaştırma çalışmalarının tamamlanmasının ardından çevre düzenlemesini yapıp yapıyı hizmete açacağız. Yapının şu andaki durumu bizleri de rahatsız ediyor, korunması için gereken hassasiyeti göstermeye çalışacağız. Ancak asıl çözüm, kamulaştırmaların bir an önce tamamlanıp, hizmete açılmasında" dedi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin önemli tarihi yapılarından olan Emir Sultan Türbesi’ndeki restorasyon ve düzenleme çalışmalarıyla bölgenin çehresini değiştirdi. Aşhane, hamam ve dergah olarak kullanılan 3 farklı yapı kalıntısı aslına uygun olarak restore edildi. Türbenin bu yıl içinde yeniden ziyarete açılması planlanıyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile yaptığı protokol kapsamında, kentin önemli tarihi eserlerinden Emir Sultan Türbesi ve çevre yapılarında uyguladığı restorasyon çalışmalarında sona yaklaştı. Tarihi türbedeki projenin 2013 yılı içinde tamamlanıp Emir Sultan’ın ziyaretçilere açılması planlanıyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve İzmir 1 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından onaylanan projeler çerçevesinde, yaklaşık 1400 metrekare alana sahip Emir Sultan Türbesi’nde çalışmalar titizlikle devam ediyor.
Namazgah Mahallesi’nde bulunan, İzmir’i alırken şehit düşen ve halk arasında “Emir Sultan” adıyla bilinen Aydınoğulları Beyliği komutanlarından Seydi Mükeremeddin’in naaşının yer aldığı türbenin bahçesinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün eşi Latife Hanım’ın dedesi Uşakizade Sadık Bey ve eşi Makbule Hanım ile Aydın Valisi Ahmet Esat Paşa, Kestanepazarı Camii kurucusu Mısırlı Hüseyin Nuri Efendi ve İzmir Kadısı Şükrüzade Abdülkadir Paşa gibi devrinin önde gelen isimlerinin naaşları da yer alıyor.
Orijinal hali korunuyor
Büyükşehir Belediyesi çalışmalara başladığı zaman, Emir Sultan Türbesi’nin bulunduğu alanda, aşhane, hamam ve dergah olarak kullanılmış 3 farklı yapı kalıntısı vardı. Restorasyon kapsamında bu 3 yapı da aslına uygun olarak restore edildi. Dergah, sosyal amaçlı olarak hizmet verecek. 2 kurnadan oluşan hamam yapısı aslına sadık kalınarak restore ediliyor. Aşhane yapısı, araştırmalarda çıkan yeni veriler doğrultusunda yeniden ayağa kaldırılıyor. Türbe binasında restorasyon çalışmaları sürüyor. Proje gereği alana ilave olarak güvenlik binası yapılırken, önümüzdeki süreçte Hazireye (mezarlık bölgesi) ait mezar taşlarının tasnif edilerek yerinde korunacağı ve bu alandaki çevre düzenleme çalışmalarının da süratle tamamlanacağı bildirildi.
Çalışmaların tarihçesi
Emir Sultan Türbesi’ndeki restorasyon çalışmalarına 2011 yılında başlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi, alanın özelliğinden dolayı yapılan çalışmalarda ortaya çıkarılan bulgular doğrultusunda, en ufak bir detayı bile değerlendirip İzmir 1 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun onayına sunarak projelerde revizyon yaptı. Yeni onay sürecinin ardından 2012 Ağustos ayında tekrar başlayan Emir Sultan’daki çalışmaların bu yıl içinde tamamlanması ve mekanın ziyaretçilere açılması hedefleniyor.