Tarihin üzerine tapusu olmadan,para ödemeden gelip gecekondu yapanlara,gelde kızma...
Hiç alın teri dökmeden,bedavadan buralara konmuş olan insanlara, tam 7 trilyon ödenmesine gelde kızma. Niye ödüyorsunuz ? Oralar zaten devletin.Biz enayi miyiz?
Keşke zamanında arsa alıp ev yapmasaydık, tapulu daire almasaydık,boşuna paralarımız gitti, boş bulduğumuz bir yere gecekondu yapsaydık çingeneler gibi trilyonluk olurduk.
Tarihin üzerine tapusu olmadan,para ödemeden gelip gecekondu yapanlara,gelde kızma...
Hiç alın teri dökmeden,bedavadan buralara konmuş olan insanlara, tam 7 trilyon ödenmesine gelde kızma. Niye ödüyorsunuz ? Oralar zaten devletin.Biz enayi miyiz?
Keşke zamanında arsa alıp ev yapmasaydık, tapulu daire almasaydık,boşuna paralarımız gitti, boş bulduğumuz bir yere gecekondu yapsaydık çingeneler gibi trilyonluk olurduk.
Hakkaniyetle bakmanızı öneririm. Bu insanlar bedavaya devlet arazisine konup ileride yatırım olur mantığıyla zengin olmak için değil, sokakta kalmamak için derme çatma ev yaptılar. Hatta çoğu 12 Eylül mağduru ve topraklarından istemeden göç etmiş çaresiz insanlar.
Paylaştığınız fotoğraftaki evlerde kim zorunda olmadıkça yaşamak ister ki?
Diğer yandan eğer bu şartlarda yaşamayı eğer göze alırsanız siz de 30-40 yıl sonra değerlenecek başka bir dağ başına yıkık dökük bir ev yaptırıp ailenizle mutlu mesut yaşayabilirsiniz.
Hakkaniyetle bakmanızı öneririm. Bu insanlar bedavaya devlet arazisine konup ileride yatırım olur mantığıyla zengin olmak için değil, sokakta kalmamak için derme çatma ev yaptılar. Hatta çoğu 12 Eylül mağduru ve topraklarından istemeden göç etmiş çaresiz insanlar.
Paylaştığınız fotoğraftaki evlerde kim zorunda olmadıkça yaşamak ister ki?
Diğer yandan eğer bu şartlarda yaşamayı eğer göze alırsanız siz de 30-40 yıl sonra değerlenecek başka bir dağ başına yıkık dökük bir ev yaptırıp ailenizle mutlu mesut yaşayabilirsiniz.
Hakkaniyetle bakıyorum.Ben alasını yaşadığım için biliyorum.
Biz İzmire 38 yıl önce Malatyanın bir köyünden, yoksulluktan geldik ve İzmire geldiğimizde bir yatak yorganımız bile yoktu. Babam lokantalarda çalıştı,içinde fare gezen evlerde kiralarda oturduk.Sonra ailenin her ferdi ile çalışmaya başladık,marangoz,temizlik v.s. iyi kötü bir o zamanlar İzmir dışı olan Çamlıktan tapulu arsa aldık. İmarlı olarak inşaatını yaptırmaya başladık el birliğiyle,daha inşaat iken kira ödememek için eve yerleştik. Aç kaldık,para biriktirdik evimiz olsun diye. O şekilde yıllar geçti,3 katı diktik.
Bu insanlar ne yapıyor peki? Çalışmadan,alın teri dökmeden,en çalışkanı işportacılıkla,çiçek satma ile,fal bakma ile, geri kalanı ile gasp,torbacılık,hırsızlık yaparak geçiniyorlar.Lütfen gerçekleri konuşalım biraz elimizi vicdanımıza koyalim, Kadifekale Tepecik civarında oturanların yarısı pis işlerle meşgul.
Adam gibi çalışan, ekmeğini taştan çıkarır alın teriyle yuvasını kurar.
Bu insanlar ne yapıyor peki? Çalışmadan,alın teri dökmeden,en çalışkanı işportacılıkla,çiçek satma ile,fal bakma ile, geri kalanı ile gasp,torbacılık,hırsızlık yaparak geçiniyorlar.Lütfen gerçekleri konuşalım biraz elimizi vicdanımıza koyalim, Kadifekale Tepecik civarında oturanların yarısı pis işlerle meşgul.
38 yıl önce İzmir'e gelmişsiniz ama sanırım İzmir'i bu yönden İzmir'i yanlış tanımışsınız. Bugünkü Kadifekaleye baktığımda ben insanlar yönünden dönüşüm geçirmiş bir bölge olarak görüyorüm. Kadifekale'de o zamanlar da yoksul vatandaşlarımız otururdu ama dediğiniz olarlara karışan türden insanlar yoktu. İnsanlar en basitinden pazarda limon satar ekmeğini çıkarırdı. Gelişen teknoloji, büyüme ve geçen zamanla bu insanlar ya varsıllaşıp bölgeden ayrıldılar ya da yeni gelenlerin arasında asimile oldular. Bugün o saydığınız icraatlarla uğraşan insanların hiçbirinin eski İzmirle alakası yoktur. Olasılıkla 90lı yılların sonuna doğru kitlesel göç hareketleri ile gelmiş olmalılar. İzmir'den 1976 yılında ayrılmak zorunda kaldığım için kesin tarihler ve tanımlamalar yapamıyorum ama 70lerin Kadifekele halkı ile bugünlerin halkı aynı insanlar değil.
Tabii bir de başka bir faktör var. Örnek olsun diye söylüyorum, iki limon satıp ekmeğini çıkaran o günün insanı bunu o günlerde yapabiliyordu ama bugün kolaymı bir yerde öyle alabidiğine satış yapmak. O insanların yaptıklarını onaylamasam da unutmayın ki işi olmayan, evine ekmek götüremeyen insan herşeyi yapar. Heleki beleş volilerin yolunu bulursa hiç vaz geçemez.
Öte yandan 38 yıl önceden kastınız 1975 yılı civarı ise o zamanlar Çamlık belki kenar mahalle idi ama şehirdışı değildi ve belediye otobüsü dahi vardı, üstelik saatte bir değil 20 dakikada bir periyotla çalışırdı. Karabağlar'da oturduğum için biliyorum.
70'li yıllardaki göç ile kadifekale eteklerinin içine edilmesinin ardından o bölgeye yerleşenler 10 çocuğunuda çalıştırarak parasına para kattıktan sonra çoğunluğu o bölgeyi terk etmiştir yerine ise tekrar göç ile izmire gelenlere kiraya vermiştir.Demek istediğim şu an o bölgede oturanların çoğunluğu kiracıdır ve 'vah vah ne olacak orada evi olanların hali' demek bana trajikomik geliyor.Altınpark neden eski gösterişli ve tercih edilen bir semt olma özelliğini yitirdi sanıyorsunuz;tek tek insanlar altınpark'taki evlerini elden çıkarıp bölgeden uzaklaşmışlardır.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Agora kazı alanı içinde yıkılmaya yüz tutmuş tarihi bir yapıyı daha restore ederek müzeye dönüştürecek.
Tarihi Agora’da yıkık durumdaki tescilli bir binayı restore ederek “Kazı Evi” olarak hazırlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi, şimdi de İkiçeşmelik Caddesi üzerinde, iki ayrı yapıdan oluşan tescilli bir binayı “Agora Müze Evi” olarak kullanılmak üzere restore ediyor. Bina, çalışmaların tamamlanmasının ardından, Agora ören yerinden çıkarılan eserlerin de sergilenebileceği bir cazibe alanı olarak kente kazandırılacak.
Büyükşehir Belediyesi’nin bu alandaki kamulaştırmalarından sonra kalan bölümde arkeolojik kazıları sürdürdüklerini söyleyen Agora Kazıları Başkanı, Dokuz Eylül Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Akın Ersoy, “Alanda iki tane tescilli yapı var. Bir tanesi Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Kazı Evi’ olarak restore edildi. Diğer yapı da ‘Müze Evi’olarak hizmet verecek. Çalışmalarımızda bu iki yapıya da ihtiyacımız var. Bu yapılar, aynı zamanda İzmir’in tarihsel sürecinin basamak taşlarını oluşturuyor. Kazılarda Helenistik dönem, Roma dönemi ve Bizans dönemini görüyoruz. Şimdi bu iki yapıyla birlikte Osmanlı dönemini de görmüş olacağız” dedi.
Modern ve geleneksel
İki ayrı yapıdan oluşan tescilli bina, 18. yüzyıla ait tuğla, taş, ahşap karkas ve demir gergi sistemiyle dönemin özelliklerini gösteriyor. 2 ve 3 katlı olan bu yapılar, yaklaşık 60 metrekare büyüklüğünde bir avluyla birbirine bağlanıyor. Olumsuz iklim koşulları nedeniyle zaman içerisinde yapı karkası tamamen çürümüş durumda olan 2 katlı binadaki restorasyon çalışmalarında eski yapı olduğu gibi korunup, içinde çelik karkas ve cam malzemeden oluşan yeni yapı oluşturulacak. 3 katlı diğer binada ise geleneksel yapı sistemi korunarak binanın restorasyonu tamamlanacak. Çalışmaların ardından yapı “müze evi” olarak kullanılacak ve Agora’dan çıkan buluntuların sergileneceği bir müze alanı İzmir’e kazandırılacak.
kaynak: izmir belediyesi
Bu ev sabotay sebinin evi değilmiydi ? Benim bildigim ikicesmelikte surlar ile bu ev var. Surlar restore ediliyordu geriye bu ev kalmıstı..