Kordon’daki asırlık binanın restorasyonunu gerçekleştirecek olan işadamı Lucien Arkas, “Böyle bir projenin içinde yer almak beni çok mutlu ediyor” diye konuştu.
İzmir’in vergi rekortmeni işadamı Lucien Arkas, sosyal sorumluluklarını da unutmuyor. Kordon’da az sayıda kalan asırlık binalardan biri olan Fransız Konsolosluğu’nun restorasyonunu gerçekleştirecek olan Arkas, binayı İzmir kültür ve sanat hayatına kazandıracak. Önceki akşam restore edilecek olan konsoloslukta yapılan törene Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Bernard Emie, Başkonsolos Herve Magro, İzmir Fahri Konsolosu Zeliha Toprak, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile çok sayıda davetli katıldı. Konuşmaların ardından kokteyl ile devam eden organizasyonda, ay sonunda görevini bırakacak olan Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Bernard Emie de veda etti. Toplantıda ilk konuşmayı yapan Bernard Emie, İzmir’deki tarihi varlıklara şahitlik eden ve yürekten bağlı oldukları bu binadaki yenileme çalışmalarının kendilerini çok mutlu ettiği söyledi.
“Fransız Mahallesi”
Yenileme projesinin AB ile ilgili yanlış anlama yaratan birkaç tutuma rağmen Türkiye ile tüm alanlarda ilişkilerin geliştirilmesi gerekliliğinden doğduğunu açıklayan Emie, “Fransa’da Türkiye Mevsimi Sergisi ve iki ülke arasındaki ziyaretlerin çoğalması yapısal farklılığımıza rağmen ilişkilerimizi normalleştirdi. Bugün burada tarihi eser olan ve kentin mimari ve kültürel mirasının en değerli parçalarından olan bu binanın restorasyonu için bir aradayız. 2007 yılında İzmir’e geldiğimde bu binayı son derece kötü bir durumda bulmuştum. Binanın restorasyonu için çalışma başlattım. Bugün Arkas’ın desteğiyle bu projeyi hayata geçiriyoruz. Bu bina kar amacı gütmeyen sanat ve kültür çalışmalarına da açık olacak. İzmir Kültür Merkezi, Cigale Restoranı, Frankofon Tevfik Fikret Lisesi ve Başkonsolosluk yenilenmiş binası ile burada küçük bir Fransız mahallesi havası katacak” dedi.
Kenti Simgeliyor
Fransız Konsolosluğu’nun hizmet verdiği binanın sadece Fransa’nın değil, İzmir’in de simgelerinden biri olduğunu belirten Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, binanın bu halde olmasına gönlü el vermediği için restorasyonuna talip olduğunu söyledi. Restorasyon ile birlikte İzmir’in güzel bir eserinin daha eski ihtişamlı görüntüsüne kavuşacağını anlatan Arkas, “Bu bina İzmir’in 1900′lü yıllardaki şaşalı dönemini hatırlatıyor. Eylül ayında bitecek olan restorasyon ile birlikte, binanın içi ve dışı yenilenecek. Binanın kara bölümü Konsolosluk olarak hizmet verecek. Deniz tarafındaki kısmı ise sanatsal ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapacak. Bina yeniden odak noktası haline gelecek. Benim sanat eserleri kolleksiyonumun bir bölümü de burada sergilenecek. Böyle bir projenin içinde yer almak beni çok mutlu ediyor” diye konuştu.
Büyükşehir’den Destek Sözü
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da Fransızlar için de önemli olan İzmir’in simge yapılarından birinin daha restore edilmesinden çok memnun olduklarını belirterek, belediye olarak her türlü desteği vermeye hazır olduklarını kaydetti. Binanın kentin sosyal ve kültürel hayatına kazandırılmasının da çok yerinde olduğunu anlatan Kocaoğlu, İzmir’de ne yazık ki bu tür binaların çok az olduğunu, sahip çıkılmasının kentin mirasının korunması adına çok önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Forumun ilk sayfalarına da baktığımızda, katılımcıların bazı görüşlerine katılmamak elde değil, yani, 1.ve 2. dünya savaşını geçiren Avrupa, yıkılan bir çok binasını aslına uygun olarak tekrar yapmıştır.ABD.de de bunun örnekleri var.İzmir de ise 1922 yangınında büyük bir çoğunluğu yok olan bir mimari kültürel mirasa rağmen bir kısım kalan yapılar da maalesef rant uğruna yok edilmiş. kordon boyunda yine bir çok cumbalı evler varmış, 50 lere 60 lara gelindiğinde,bunların yerine dikilen apartmanlar la çok mu modern olmuşuz yani.kimbilir belkide o devir belediye başkanları Şehrin BU tarihi mimarisiyle ilgili mirası pek önemsemediler ve buna izin verdiler, böyle olduğu zaten belediyenin 1955 yılında sarı kışla yı yıkmasıyla anlıyoruz, neyseki,konaktaki şu an doğum hastanesi olarak kullanılan hastane ile, yine konaktaki etnografya müzesi olan ermeni hastanesini yıkmamışlar,neyseki şu an konakpier olan eski gümrük binası da duruyor, yine kordonda kalan tek tük eski izmir evleri restore ediliyor,eski naim palas olan Atatürk evi müze olmasaydı kimbilir bugün yine yerinde bir apartman olurdu, yine alman ve yunanistan konsoloslukları ve tabi fransız konsolosluğu.neyseki fransız konsolosluğu sn. arkas tarafından restore edilip, denize bakan bölümü izmirlinin kullanımına açılacak, kültür sanat merkezi olarak. yine limanın karşısındaki "beyaz köşk" sahipleri tarafından kiralanarak şık bir restoran olarak, izmire kazandırıldı, bu mekanı kullanmak açısından.bundan bir süre önce alsancaktaki DEÜ.Rektörlük binasının bulunduğu alanında değerlendirileceğini okudum, ve rektör. sn.tüzüne bir mail attım. burası için hazırlanacak projede eski izmir mimarisinden bir kaç örneğin uygulanmasını istedim. örneğin muhteşem SPORTİNG CLUP ile KRAMER OTELİN birer kopyasının yapılmasının hem izmirin tarihini canlandıracağını hemde izmire bir katkı sağlayacağını yazdım. ve cevaben bu konuda mimari aşamada yararlanmak istediklerini bildirdiler.yani hiç olmaz ise, kamu yatırımların da yapılacak binalarda eski izmir mimarisi kullanılmalıdır, yani cam ve aliminyum kaplı yapılan binaların pek mimari özelliği yoktur.bugün izmirde mimari açıdan görülmeye değer kaç bina var?Bilhassa yerel yöneticilerin inşaat ruhsatı aşamasında bina yapacak insanları yönlendirmeleri gerekebilir.
Forumun ilk sayfalarına da baktığımızda, katılımcıların bazı görüşlerine katılmamak elde değil, yani, 1.ve 2. dünya savaşını geçiren Avrupa, yıkılan bir çok binasını aslına uygun olarak tekrar yapmıştır.ABD.de de bunun örnekleri var. İzmir de ise 1922 yangınında büyük bir çoğunluğu yok olan bir mimari kültürel mirasa rağmen bir kısım kalan yapılar da maalesef rant uğruna yok edilmiş.
Söylediklerinize katılmakla beraber dikkat çekmek istediğim bir nokta var. Avrupa'da ve Amerika'de değindiğiniz örnekleri yaptıranlar o yıkımlardan önce kentte yaşayanlar ya da onların soyundan gelenler. Yani Kültürel bir devamlılık söz konusu.
İzmir ise bu açıdan şanssız bir şehir. Kurtuluş savaşında çok acılar çektiği gibi yanıp yıkıldı, 9 Eylül sonrası ise İzmir'de savaşın sonucu olarak büyük bir kültürel değişim yaşandı. Savaştan önce İzmir'de yaşayanlar artık şehirde değildi, söz hakları bile yoktu. Ayni şekilde onların soyundan gelenler de yoktu artık İzmir de. Tabii ki genelleme yapıyor ve istisnaları yazmıyorum.
Ancak sular durulduktan sonra İzmir'e gerçek anlamda el atılmalı, onarılabilecek yapılar restore edilmeli ya da en azından o aşamaya gelene kadar viranhaneye dönmeleri engellenmeliydi. 60-70lerden sonraki meşhur inşaat hamlelerimiz ise zaten Eski İzmirin sonunu hazırladı.
Bugün yapılan çalışmaları, geçtiğimiz yıllara bakınca takdir etmemek mümkün değil. Bence kurtarılan her değer geçmişe açılan bir pencere. Atatürk evine bakınca ben oradaki zevksiz apartmanları değil eski kordonu görüyorum.
içinde yaşıyan insanlar gitmiş olabilir, büyük bir savaş yaşandı,o dönem izmirinde frenk mahallesinde yaşayan müslüman türklerinde olduğu bilinir,yani dönemim zengin türkleri diyelim.ayrıca izmirin daha çok basmane, tilkilik namazgah bölgesinin müslüman mahalleleri olduğunuda göz önüne alırsak, buradaki sivil mimari özelliklerde, frenk mahallesindeki evlerin mimari özellikleri ile kesişmektedir.o zaman da keskin bir çizgi yada sınırların olduğunu sanmıyorum, kültürler birbirinden etkilenmiştir.Evet büyük ortodoks kilisleri kalmamıştır, çoğu yıkılmıştır.ama sivil mimari örneği evleri sadece göç eden rumlara bağlamanız biraz yersiz olmuştur. Ama genelde bakış açısı bu olduğundan belkide sahip çıkılmamıştır.sonuç bu şehirde 8500 yıldır yaşamış olan kültürlerin izi bu şehrin ruhunu oluşturmaktadır. onlar bizden değildi mantığı insanlık ve tarih suçudur.burada benim demek istediğim, resimlerini gördüğümüz 1800 lü yılların izmirindeki bazı yapıların , bugün benzerlerinin yapılabileceğidir.şehrin tarihinin geri kazanımı açısından ve izmirin turizmde bir yerlere gelmesi ve geçmişinden birşeyler sunması açısından.
Şu eski resimdeki durumun yarısı bile korunabilseymiş Kordon'da falan bugün İzmir'e eşdeğer bir Akdeniz kenti daha olamazdı gerçekten. Ne yapıp edip eldekiler korunmalı. Gerçekten gördükçe üzülüyor insan...
liman bölgesi bildiğiniz üzere izmirin osmanlı ve cumhuriyet dönemi sanayi tesisleri yoğun bölgesi,Şehitler caddesinden geçtinizde(alsancak stadının olduğu yol)Şark sanayi kumpanyasını göreceksiniz şu anda bazı çatıları çökmüş vaziyette bu tarihi fabrika tesisi özel mülkiyet ve çürüyor,burdan devam ederseniz, solda şu anda yaşar üniversitesi alsancak yerleşkesi olan eski un fabrikası, burası değerlendirilmiş durumda.liman caddesine bakan havagazı fabrikası büyük şehir tarafından restore edildi, onu yanında tarihi elektrik santrali var. orası da bekliyor,çift blok halindeki eski un fabrikası, burası da büyükşehir tarafından restore edildi, yani eski DGM.olarak kulanıldı bir bloğu. onun arkasında Tekel Alkol Fabrikası var yine tarihi bir tesis boş olarak bekliyor.EBSO'nun Sanayi Müzesi kuracağını okudum. Tekel e ait bu yapı bu müze için EBSO. nun kullanımına verilmelidir.bu tarihi fabrika, mekan olarak Sanayi Müzesi için çok uygundur.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin önemli ziyaret mekanlarından Emir Sultan Türbesi’ni restore etmek için ihale hazırlıklarına başladı. Tarihi Kemeraltı Çarşısı, Tarihi Havagazı Fabrikası, Narlıdere Kültür Evi, Anadolu Kütüphanesi, eski DGM binası, Dönertaş ve Gaffarzade sebili gibi sayıları giderek azalan tarihi mekanlardaki restorasyonlar ve başta Kadifekale eteklerindeki Antik Roma Tiyatrosu’nun gün ışığına çıkarılması olmak üzere İzmir’in binlerce yıllık tarihine tanıklık etmiş Agora, Smyrna ve Phokai’deki kazı çalışmaları ile kentin tarihi dokusunu ortaya çıkarabilmek ve turizme kazandırmak için çok sayıda projeyi peş peşe uygulayan İzmir Büyükşehir Belediyesi, şimdi de Emir Sultan Türbesi’ne el attı.
Kentin önemli tarihi mekanlarından biri olan ve Aydınoğlu Gazi Umur Bey’in komutanlarından Seydi Mükeremeddin’in mezarının da bulunduğu Emir Sultan Türbesi’nin restorasyonu için 1 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’ndan olumlu yanıt alan Büyükşehir Belediyesi’nin, önümüzdeki günlerde restorasyon için yapım ihalesine çıkacağı bildirildi.
Mevlevihane “Eğitim Atölyesi” olacak
Emir Sultan Türbesi’nin bulunduğu alanda, harabe halindeki aşhane, hamam ve Mevlevihane olarak kullanıldığı düşünülen 3 farklı yapı kalıntısı bulunuyor. Mevlevihane olduğu sanılan yapı restore edilerek “Eğitim Atölyesi” olarak hizmet verecek. Hamam yapısı aslına sadık kalınarak restore edilecek. Aşhane buluntularının üzeri ise bir sundurmayla korunacak. Türbe binasının restorasyonu yapılacak. Hazireye (mezarlık bölgesi) ait mezar taşları tasnif edilerek, yerinde korunacak. Alanda ayrıca bir de güvenlik binası yapılacak.
2 yıllık çalışma
İzmirliler’in halen ziyaret ettiği Emir Sultan Türbesi’ni restore ederek kente kazandırmayı hedefleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile yaptığı protokol doğrultusunda, 2006 yılında hazırladığı restorasyon projesini İzmir 1 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na sunarak onay istedi. Kurul, prensipte projeye onay verdi ancak türbenin de bulunduğu alanda geniş kapsamlı bir “zemin kazısı” yapılmasını ve elde edilecek bulgular ışığında bir rapor hazırlanarak tekrar kendilerine sunulmasını istedi. 2007 yılında İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi (İZSU), İzmir Arkeoloji Müzesi ve Ege Üniversitesi Sanat Tarihi bölümü işbirliğinde başlayan çalışmalarda elde edilen bulgular tek tek tasniflenerek kayda alındı. Kazı sonuçlarında elde edilen bulgular ışığında Kurul’un isteği üzerine, röleve ve restitüsyon projeleri tekrar gözden geçirilerek yeni bir proje hazırlandı. Yeni proje de 2008 yılının Kasım ayında Kurul tarafından onaylandı. Bunun üzerine türbenin restorasyonu için İZSU Genel Müdürlüğü hemen ihale hazırlıklarına başladı. Önümüzdeki günlerde yapılacak ihalenin ardından çalışmalar başlayacak.
Tarihi mezarlık
Tarihinin 14. yüzyıla dayandığı tahmin edilen; Anadolu Selçuklu Devleti komutanlarından Seydi Mükeremeddin’in naaşının bulunduğu Emir Sultan Türbesi’nin bahçesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün eşi Latife Hanım’ın dedesi Uşakizade Sadık Bey ve eşi Makbule Hanım ile Aydın Valisi Ahmet Esat Paşa, Kestanepazarı Camii Banisi Mısırlı Hüseyin Nuri Efendi, İzmir Kadısı Şükrüzade Abdülkadir Paşa gibi devrinin önde gelen büyüklerinin naaşları da yer alıyor.
2009'un Ocak ayında çıkan bu haber, herhalde çeşitli aksiliklerden dolayı bu yıl uygulamaya geçirilecek..Belediyenin sitesinden yapılan duyuruya göre;
18.04.2011 10:00'da Emir Sultan Türbesi restorasyonu için son teklifler alınacaktır..Gecikmelere rağmen tarihî bir yapının restore edilmesi, İzmir adına olumlu bir gelişme..Umarım aslına uygun olarak restore edilir..
İzmir ne yazık ki çok büyük bir yangın geçirdi ve bir kısımı tahrip oldu ancak memleketimin şu anki çirkin görüntüsünün nedeni yangından dolayı değil rant ve vizyonsuz yerel yöneticilerin sonucudur.
Örneğin karşıyaka bornova buca kadifekale bayraklı gibi zengin bir tarih dokusu olan bölgeleri yangın etkilememiştir.Ancak bugün hemen hemen tarihi hiçbir şey kalmamıştır.
Kalan gizli saklı bölgecikler sokaklar da mezbelelik durumdadır
bence acilen görece tarihi eserlerin sık olduğu bölgeler belirlenmeli tarihi yapılar acilen restore edilmeli ve aralarında kalan çirkin beton yapılar kamulaştırılarak yıkılmalı ve eski fotoğraflara bakılarak yeniden yapılmalıdır aynısı yapılamasa bile en azından tarihi dokuya uygun olarak yeniden inşa edilmelidir.
Böylece bir anda en az maliyetle çok güzel bölgeler ortaya çıkacaktır.Bu bölgeler öncelikle kadifekale, basmane ve Alsancağın Gara yakın bölümüdür
Böyle bir proje gerçekleştirilebilse İzmir merkez de turistik ve kültürel bir yer haline gelebilecektir.Ben bunun maliyetinin de İzmirin karşılayamayacağı bir maliyet olacağını düşünmüyorum.Sadece biraz vizyon yeter!