Ana Sayfa 900 bin Türkiye Fotoğrafı
Şanlıurfa - Türbeler

Ana Sayfa -> Diğer Şehirler
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
İ.Halil Karabatak
4 yıl önce - Sal 29 Hzr 2010, 13:04
Şanlıurfa - Türbeler


Türbeler

Viranşehir’in Kuzeybatısında olup, Viranşehir-Şanlıurfa Karayolunun 6. Km’ sinden kuzeye sapılarak 15 km’lik asfalt yol ile Eyyüpnebi Köyüne ulaşılır. Burada; Hz. Eyyüp Peygamberin , Hz. Rahime ve Hz. Elyassa Peygamberin türbeleri bulunmaktadır.

Eyyüpnebi Beldesi Ve Eyyüp Peygamber’ İn Türbesi

Viranşehir’in Kuzeybatısında olup, Viranşehir-Şanlıurfa Karayolunun 6. Km’ sinden kuzeye sapılarak 15 km’lik asfalt yol ile Eyyüpnebi Köyüne ulaşılır. Burada; Hz. Eyyüp Peygamberin, Hz. Rahime’nin ve Hz. Elyasse peygamberin türbeleri bulunmaktadır. Bu köy Hz. Eyyûb’un adı ile anılmaktadır Türbeler bakımsız ve harap halde iken 1992 yılında Şanlıurfa Valiliği tarafından başlatılan restorasyon çalışmaları ile türbeler ve çevresi tümüyle orijinalliği korunarak yeniden inşa edilmiştir. Bu türbeler Karayolu ile Hicaz’a giden hacıların tavaf ettiği kutsal türbelerdir. Bu kutsal mekânlar çevre il ve ilçelerden her gün, özellikle Cuma günleri ve bayram arifelerinde ziyaretçi akınına uğramaktadır. Şanlıurfa Valiliğince başlatılan ve Turizm Bakanlığınca desteklenen proje tamamlandığında önemli bir ziyaret ve uğrak yeri olacağı kesindir. Bu mekanların bulunduğu Eyyüpnebi Köy 1998 yılında belde haline getirilmiştir.

Hz.Eyyûb’un Türbesi

Eyyubnebi Köyünde camiinin güneydoğu köşesine 15-20 m mesafede olan makam. Buradaki makamın üzerine kubbeli bir bina yapılmış ve ziyaret edilmektedir. Özellikle Arife ve bayram günleri büyük ziyaretçi kalabalığı oluşmaktadır.

Hz.Rahime Türbesi

Eyyubnebi Köyü höyüğünün kuzey-batı yönünde,höyüğe 50 m mesafedeki Makam Hz.Eyyub’un hanımı Hz. Rahime’nin türbesi olarak ziyaret edilmektedir.

Hz.Elyesa Türbesi

Hz.Eyyub Türbesinin güneybatısında köye 500 m kadar mesafedeki makam Hz.Elyesa türbesi olarak bilinmektedir. Hz.Eyyub’u ziyarete geldiğinde ona ulaşamadan o mevkide vefat ettiği rivayet edilmektedir.

Eyyup Peygamber Makamı

Şehir merkezinin güneyindedir. Hz. Eyyup Peygamber’in burada iyileştiği ve yaşadığı rivayet edilir. Buradaki suyun şifalı olduğu öne sürülür. Mağarası, Şanlıurfa’nın bilinen adak yerlerinden biridir.

Hz Eyyup Peygamber Ve Viranşehir

Hz. Eyyüp(a.s) milattan önce 1263’te Şam ile Ramle arasında dünyaya geldiği rivayet edilir. Hz. İshak’ın neslindendir. Hanımı Hz. Rahime ise Hz. Yusuf'un torunudur. Gençliğinde güzel huyu ve dürüstlüğü tartışılmazdı. Kutsal Kitaplarda övülen Allah’ın bizzat Vahyi ile şereflendirilen bu aziz peygamber de, diğer peygamberler gibi peygamberliğin merhamet, şefkat, mizaç misafirperverlik, cömertlik ve şükürle vasıflandırılmıştır.

Allah tarafından bir kula verilebilecek nimetlerin en büyüğüne nail olmuştur. Allah’u Teala Hz. Eyyub’e dedesi Hz. İshak’ın duası ve bereketi ile çok mal ve servet verdi. Sürülerle hayvanlar, bağlar, bahçeler ve çok evlat ihsan etti. O bu ihsanlara ibadetle karşılık verdi.

İblis kıskandı ve Allah’a: “Yarabbi! Eyyub'un ibadeti çoktur. Lakin hangi kul vardır ki sen bu kadar nimet veresinde ibadet etmemiş olsun. Beni onun malı üzerine musallat kıl; ta ki onun bütün malını helak edeyim. O zaman senin nimetine nasıl küfran edeceğini gör” dedi. Allah’ta “ya mel’un elinden ne gelirse işle” diye iblise ruhsat verdi. İblis evvela Eyyub'un malını helak etti. Eyyup sabır etti, sonra yine Allah’ın ruhsatıyla eyyub’un çocuklarına musallat olarak bulundukları evi başlarına yıkıp helak olmalarına sebep oldu. Hz. Eyyub yine sabır etti. iblis bu defa Eyyub’un şahsına musallat olmak istedi. Eyyub secdedeyken iblis yeraltından gelip ağzına üfledi. İblisin nefesi sabır peygamberinin bütün vücudunu ateş gibi yakıp kıpkırmızı etti. Hz. Eyyub’un başından gözlerinden dilinden ve yüreğinden başka sağlam bir yeri kalmadı. Büyük derde belaya düştü Eyyub yine sabır etti. Belası arttıkça sabrı da arttı. İblis son defa Hz.Eyyub’un hanımına da musallat olmak istedi yine muvaffak olamadı. Nihayet Eyyub peygambere iman etmiş olan üç kişi bir gün onu ziyarete geldiler. Ve dediler ki “eyyub ki bu kadar derde müptela oldu; bunca zamandır Allah’tan bir yardım ve merhamet yetişmedi. Öyle görünür ki Allah bundan vazgeçmiştir. Yoksa bela son bulurdu” dediler. Eyyub bunu işitince çok incindi, Allah’ın kendisinden vazgeçme ihtimali onu çok üzdü. Allah’a yalvardı Allah merhamet etti. Allah’u Teala ona “ayağını yere vur su çıksın” dedi. Eyyub ayağını yere vurdu, yerden latif bir su çıktı, onunla yıkandı ve o sudan içti sonuçta bütün dertlerinden kurtuldu

İşte bu olayların geçtiği yer genel bir ittifakla Şanlıurfa il merkezi ve ilçemizin Eyyubnebi beldesidir.

Şanlıurfa il merkezinde bulunan Hz. Eyyub Peygamberin çile çektiği mağara, Eyyub Peygamber makamı olarak ziyaret edilmektedir. Sabır Peygamberi Hz. Eyyub’un mübarek türbesi ilçemize bağlı Eyyubnebi beldemizdedir.
Hz. Eyyub’un Hasta iken sırtını yasladığı küresel bazalt taş (bu taş sabır taşı olarak adlandırılır.) ilçemize bağlı Eyyubnebi beldemizdedir.
Hasta iken suyundan içtiği, suyu ile yıkandığı ve hastalıklardan Arileştiği(süt kuyusu olarak adlandırılır.) kuyu eyyubnebi beldemizdedir.
Zevcesi Hz. Rahime’nin türbesi Eyyubnebi beldemizdedir.
Oğlu Hamvel ve Bışır’ın türbeleri Eyyubnebi civarındaki Tılgören (yollarbaşı) köyündedir.
Eyyubnebi civarındaki Gırlavuk (Arısu) köyünde de Hz. Eyyub’un bir oğlunun türbesi bulunmaktadır.
www.sanliurfa.bel.tr


En son İ.Halil Karabatak tarafından Sal 29 Hzr 2010, 13:07 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


İ.Halil Karabatak
4 yıl önce - Sal 29 Hzr 2010, 13:05

Hz. Elyessa’ Peygamber

Hz. Elyessa Şam tarafından yola çıkarak Allah’ın sevgili kulu olan sabır timsali Hz. Eyyub’u ziyaret etmeye gelir. Uzunca günler yaya olarak yol yürüdükten sonra Hz. Eyyub’un bulunduğu köye oldukça yaklaştığı sırada iblis insan kılığına girerek onun önüne çıkar ve nereye gideceğini sorar. Hz. Elyessa Eyyüb Peygamberi ziyaret etmeye gideceğini ve aylardır yol yürüdüğünü söyleyerek yolunun daha çok kalıp kalmadığını İblis’ten sorar. İblis” Bu halinle sen nere Eyyub Peygamberin bulunduğu köy nere? Geldiğin yol kadar yolun var der. Halbuki Hz. Elyessa Hz. Eyyub’un bulunduğu köye oldukça yaklaşmıştı.

Yorgun ve bitkin bir durumda olan Hz.Elyassa daha fazla yol gitmek için kendisinde takat bulamayınca Allah’a “Ya Rabbi! Ben yorgun ve bitkin bir durumdayım,emanetini benden al.” Diye dua eder.Elindeki asasını yere batırdıktan sonra Allah’ın rahmetine kavuşur.Yere batırmış olduğu asası türbesinin başında bir ağaç olarak yeşerir. Hz. Elyessa’nın türbesinin bulunduğu yerdeki ağaç 1990 li yıllara kadar yaş iken sonradan kurumuş olup bu türbe restore edildikten sonra da ağacın bu kütüğü mezarın yanında muhafazaya alınmıştır. İşte Eyyubnebi beldemizde tepenin bir yamacında Hz. Eyyub diğer yamacında da onu ziyarete gelen Hz. Elyessa peygamberin mezarlarının birbirine anlamlı bakışlarını ve duruşlarını görüyoruz. Yukarıda bahsedilen bu mübarek türbeler, IV.Murat’ın Irak seferini yaptığı sırada “buradan geçerken Eyyüp Peygamberin mezarını rüyasında görmesi üzerine”padişah tarafından Eyyüp Peygamberin mezarı şimdiki Eyyüpnebi Beldemizde bulduruldu. 1992 yılında Şanlıurfa valiliği tarafından bu mübarek türbeler restore edilerek koruma altına alındı.

Hz. İbrahim Peygamber Makamı

Şehir merkezindedir. Hz. İbrahim Peygamber’in doğduğu rivayet edilen mağaradır. Adak adanır. Çocuk sahibi olmayı dileyenler, çocukları erken doğarsa adını İbrahim Halil koyarlar. İçinde su da olan mağaranın sinir ve ruh hastalarına iyi geldiği öne sürülmektedir.

Şeyh Hayat El-Harrani

Şeyh Hayat el-Harrânî’nin adı Kays idi. Harran’da doğup, orada yaşadığı için kendisine el-Harrânî denilmiştir. Devrinin en büyük evliyasındandır. Şeyh Hayat el-Harrânî için, vefatından sonra tasarrufları devam eden dört evliyadan biridir denilmektedir. Babası da büyük evliyadandır. Hayat el-Harrânî, h. 581 m. 1185’de vefat etti. Harran’da defnedildi. 1195’de üzerine bir türbe yapıldı. Hayat el-Harrânî Hazretleri çok keramet gösteren bir veli idi. Bugün türbesi halk tarafından ziyaret edilmektedir.

Şeyh Mes’ud (Şıh Maksut)

Şanlıurfa’ya ne zaman geldiği belli değildir. Nişabur’dan Urfa’ya geldiği bilinmektedir. Türbesi ve tekkesi Şanlıurfa’nın güneyinde, Urfa Kalesinin de güney tarafına düşen tepenin üzerindedir. Mezarı bu türbenin içindedir. Devrinin alim ve mutasavvuflarındandır. Halk arasında “Şıh Maksut” diye yanlış tanınmaktadır. Asıl adı Şeyh Mes’ud’dur. Bu türbe hem bir ziyaret yeri etrafı ise bir mesire yeridir.

Türbe Selçuk Mimari tarzında yapılmış olup, kubbesi yarı açık bırakılmıştır. Şeyh Mes’udun mezarı türbenin doğu tarafında bulunan eyvanın bodrumundadır. Normal olarak eyvanın için de tahtadan bir sanduka vardır ve üzeri yeşil bir kumaşla örtülüdür. Bu sandukanın içi boş olup evyanın altındaki bodrumda mezar bulunmaktadır. Burada beş mezar bulunmakta; bunlardan biri Şeyh Mes’ud’un, biri kız kardeşinin, diğer üç mezarda müritlerinin mezarlarıdır. Mezarların bulunduğu bu bodruma inecek bir kapı bulunmamaktadır. Şeyh Mes’ud tekkesinin içinde mescid, çilehâneler ve misafirler için ayrılan odalar bulunmaktadır.

Hoca Ahmed Yasevi’nin halifelerinden biri olduğu sanılmaktadır. Nişabur’dan Anadolu’ya gelerek halka İslâmiyeti öğretmekle görevlendirilmiştir. Uzun yıllar Urfa’da müslümanlığa hizmet etmiş evliyadandır.
www.sanliurfa.bel.tr


En son İ.Halil Karabatak tarafından Sal 29 Hzr 2010, 13:07 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


İ.Halil Karabatak
4 yıl önce - Sal 29 Hzr 2010, 13:06

Bediüzzaman Ahmed El-Hemedâni

Bediüzzaman Ahmed el-Hemedâni hazretlerinin türbesi, kendi adını taşıyan mezarlığın ortasındadır. Türbenin üzerinde açık bir kitabe bulunmaktadır. Bediüzzaman Ahmet el-Hemedani hicri 1209 senesinde vefat etmiş ve bu türbeye defnedilmiştir. Halk tarafından devamlı ziyaret edilen türbenin etrafında birçok meşayıh ve ulema mezarı bulunmaktadır.

Hacı Kermo

Kadiri şeyhidir. Hacı Kermo diye şöhret kazanmıştır. Bu Kadiri Şeyhi’nin mezarı Harrankapı Kabristanındadır. Devrinin alim ve mutasavvuflarındandır. Hicri Zilkade 1234 (miladi Agustos 1819) senesinde vefat etmiştir.

Asıl adı Haci Abdülkerim olan Hacı Kermo, aslen Bağdad’lıdır. Urfa’ya ne zaman geldiği bilinmemektedir. Mezarı halk tarafından ziyaret edilmektedir.

Yakup Kalfa

Onyedinci yüzyıl Kadiri şeyhlerindendir. Urfa’lı Şair Nâbi’nin şeyhidir. Türbesi Şanlıurfa kalesinin eteğinde ve Aynı Zeliha gölünün güney batısındadır. Türbesinin bulunduğu mahalleye “Yakupbiye Mahallesi” ismi verilmiştir.

Şeyh Ali Dede

Aslen Tunus’lu olan Şeyh Ali Dede, Şâzeliyye Tarikatı kurucusu Hasan Şâzeli Hz.’nin torunlarındandır. Doğum ve vefat tarihleri bilinmemektedir.

Şeyh Ali Dede, muhtemelen 1600’lü yılların ilk çeyreğinde Tunus’tan İstanbul’a giderek Erenköy’e yerleşir, Şazeliyye adındaki tarikatını yayar. Daha sonra İstanbul’dan Urfa’ya gelir ve Halil-ür Rahman Camii’nin yanına yerleşerek buraya bir tekke yapar.

Osmanlı Padişahı Sultan IV. Murad Han, 1639 yılında Bağdat Seferi’ne giderken Urfa’ya uğrar ve Şeyh Ali Dede’ye misafir olur. Urfa’dan ayrılırken Şeyh’e ve tekkesine hediyeler verir. Sultan IV. Mehmed Han, 30 Kasım 1651 tarihli bir berâat ile Şeyh’e, bugün Karaköprü olarak bilinen beldeyi bağışlar.

Şeyh Ali Dede’nin torunlarına yakın zamanlara kadar ‘Halil-ür Rahman Şeyhi’ denilmiştir. Torunları ‘Eren’ ve ‘Felhan’ soyadlarını almışlardır.

Türbe arasındaki iki küçük yeşil mezarın, Şeyhin küçük yaşta vefat eden Hasan ve Hüseyin isimli çocuklarına ait olduğu söylenir.

Şeyh Ebu Salih

Et-Balık Kurumu’nun hemen batısında olup önünden yol geçmektedir. Eski sur duvarları arasında bulunan mezarına birkaç merdivenle çıkılır.

Et-Balık Kurumu’nun hemen batısında olup önünden yol geçmektedir. Eski sur duvarları arasında bulunan mezarına birkaç merdivenle çıkılır.

Halk tarafından ziyaret edilen Şeyh Ebu Salih’in, darda kalan müslümanların imdadına yetiştiğine inanılmaktadır.

Arş Hoca

Arş Hoca, 1930 yıllarında yaşamış evliyadan bir zattır. Türbesi Harrankapı Mezarlığı’ndadır. Türbesinin üzerindeki kitabesi çok bozuk olduğu için okunamamıştır. Türbe, Yavuz Selim İlköğretim Okulu’nun bahçesinde bulunmaktadır. Devamlı “Arş” diye bağırdığı için adı “Arş Hoca” olarak kalmıştır. Adının ne olduğunu kimse bilmez. Birçok kerameti olduğu söylenilmektedir.

Şeyh Ebubekir

Ulucami’nin doğu kapısı yanında bulunan türbesi, halk tarafından çok ziyaret edilmektedir. 17. yüzyılda yaşadığı bilinmektedir. Zamanın büyük evliyasından biridir.

Dipsiz Ziyaret

Şehir merkezinin 5 km. kuzeyinde, Karaköprü beldesindedir. Çocukları olmayan gelinler, türbenin yanındaki ağaca bez parçaları bağlar. Dilekte bulunurlar. Ziyaretin yanında küçük bir göl vardır.

Boztepe Ziyareti

Bozova ilçesine bağlı Boztepe mıntıkasındadır. Baharda, Cuma günleri sıkça gidilen bir yerdir. Çocuk özlemi ile gelen kadınlar çoğunluktadır.

Akbalık

Hz. İbrahim’in ateşe düştüğü gölün kaynağında, beyaz bir balığın yaşadığı rivayet edilir. Dileği olan, bu balığa şeker ve üzerinde ayetler yazılı bulunan kağıt parçaları atar. Balık görünür ve atılanı yerse dilek kabul edilmiş sayılır.

Öküz Taşı

Şehir merkezinden 15 km. uzaklıkta, Kızlar Köyü’ndedir. Taş uzaktan bakıldığında oturan bir öküzü andırmaktadır. Velinin türbesi, bu taşın hemen bitişiğindedir. Türbe ziyaret edilir. İyileşmek için dua edilir.

Debbağhane

Şehir merkezindedir. Yıkılan türbenin kaybolmaması için üzerine bir şadırvan inşa edilmiştir. Yaramaz ve haylaz çocukları sükunete kavuşsun diye buraya getirirler.

www.sanliurfa.bel.tr


Misafir 2455

2 ay önce - Pzr 27 Tem 2014, 21:26

merhabalar ben yaklaşık 2 ay önce şanlı urfada türbe ziyaretine gittim hz. rahime annemizin türbesi elyasa pegamberimizin türbesi ve hz.eyyub peygamberimizin bulundugu viranşehirde yaklaşık 2 saat kadar kaldım oranın bakımını üslenen bir abimiz bizim yakınımızdır elinden geleni yapıyor hiçbir karşılık görmeden allah razı olsun kendisinden ancak ziyarete gelen vatandaşlardan çoook şikayetçi bende şahit oldum malesef hiç duyarlı degiller çevreye çok zarar veriyorlar belediye bu yerle ilgilenmeli gün geçtikçe oarası bakımsızlıktan kaybolup gider ilginize teşşekkür ederim esra gül ilişik ....


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> Diğer Şehirler