Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2
Mete_izm

10 yıl önce - Cum 29 Ağu 2008, 14:28

Rüştü Asyalı (Ankara, 1947)

Rüştü Asyalı, 1947 yılında dünyaya geldi. Lise öğrencisiyken Ankara'da Halkevleri Genel Merkezi'nde açılan tiyatro kurslarına katılarak mesleğe ilk adımı atan Asyalı, 1963'te Ankara Radyosu Çocuk Saati ekibinde yer alarak "temsil kolu sanatçısı" olarak mikrofonla tanıştı.

Ankara Devlet Konservatuvarı tiyatro ve opera bölümlerinin sınavlarına giren ve iki bölümün de sınavlarını kazanan Asyalı, tiyatro bölümü öğrenciliğini seçti. Asyalı, tiyatro bölümünü bitirip 1970 yılında Devlet Tiyatroları sanatçısı olarak profesyonel oyunculuk yaşamına başladı.

Ankara Radyosu Çocuk Saati'nde canlandırmaya başladığı "Keloğlan" oyunları Türkiye Radyoları'ndan yayınlanırken, dinleyicinin beğenisini, sevgisini ve sürekli isteğini kazanınca, film yapımcılarının önerisiyle sinemayla tanıştı.

Asyalı, 1971-1975 yılları arasında dört "Keloğlan" filminde rol aldı. Asyalı, "Keloğlan" dışında sinema filmi çalışmalarını "Yaman Delikanlı" ve "Dangalak" adlı filmlerle sürdürdü.



Ankara'da "Oyuncular Birliği" özel tiyatro topluluğunun kurucularından olan Asyalı, 1970 yılından bugüne değin Devlet Tiyatroları'nda oyuncu ve yönetmen olarak görev yaptı.

"Keşanlı Ali Destanı", "Fil Adam", "Düşler Yolu" ve "Azizname" adlı oyunlardaki rolüyle seyircinin hafızasına kazınan sanatçı, "Kanlı Nigar", "Ah Şu Gençler", "Ölümsüzler", "Yunus Diye Göründüm" ve "Soruşturma" adlı oyunları yönetti.

Özel tiyatrolarda da konuk yönetmenlik çalışmaları yapan Rüştü Asyalı, Pamukbank Çocuk ve Gençlik Tiyatrosunda "Masal Var Masalcık Var", "Ah Şu Gençler", Nisa Serezli-Tolga Aşkıner Tiyatrosunda "Ah Şu Gençler" isimli eserlere imza attı.

Asyalı, Ankara Ekin Tiyatrosunda 4 oyun yönetirken, Nazım Hikmet için yazılmış "Hasret" adlı oyunun da rejisörlüğünü üstlendi. Sanatçı, bu oyunda Nazım Hikmet rolünde de izleyiciyle buluştu.

1963 yılından bu yana televizyon dizileri, tiyatro oyunları, sanat ve kültür programlarıyla radyo ve televizyonda da projelere imza atan sanatçı, "İki Öküz", "Bir Varmış Bir Yokmuş" ve "Türkülerle Oyunlar" adlı dizilerin de senaryolarını yazdı, yönetti ve rol aldı.

Sanatçılığının yanı sıra, meslek kurum ve kuruluşlarında da yöneticilik yapan Asyalı, çeşitli tarihlerde Devlet Sanatçıları Birliği Genel Sekreterliği, Seslendirme Sanatçıları Derneği Genel Başkanlığı, Devlet Tiyatroları Yönetim Kurulu Üyeliği, Devlet Tiyatroları Vakfı Başkanlığı ve Devlet Tiyatrosu Sanatçıları Derneği Genel Başkanlığı görevlerini de üstlendi.

Asyalı, halen Seslendirme Sanatçıları Birliği Genel Başkanı ve Sanat Kurumu Yönetim Kurulu üyeliği yapıyor.

"Atatürk Anlatıyor" belgeselinde Mustafa Kemal Atatürk rolünü üstlenen Rüştü Asyalı'nın son çalışması olan ve Nazım Hikmet üzerine yaptığı üçüncü proje niteliğini taşıyan "Ben Bir İnsan" isimli yapıt, Devlet Tiyatroları sahnesinde seyirciyle buluştu.

Kaynak: CNN Türk



mesut_tr
10 yıl önce - Cmt 30 Ağu 2008, 15:23

EROL GÜNAYDIN

Erol Günaydın, 16 Nisan 1933 Akçaabat doğumlu Türk sinema ve tiyatro sanatçısı.

Tiyatroya Galatasaray Lisesi bünyesinde başlayan Günaydın, 1955'te Haldun Dormen Cep Tiyatrosunda "Papaz Kaçtı" adlı oyun ile profesyonel aktörlük hayatına başlamıştır. 1960'da ilk sinema filminde oynayan Erol Günaydın, elli yıllık bir süre içinde çok sayıda filmin ve tiyatro oyununun yanı sıra TRT'de yayınlanan Çiçek Taksi adlı dizide de oynadı. Nasreddin Hoca tiplemesi, meddah gösterileri, Ayı Yogi seslendirmesi ve canlandırdığı diğer pek çok karakter günümüzün en tanınan ve kıdemli aktörlerinden biri haline gelmesini sağlamıştır.

Gazeteci-yazar Emine Algan tarafından birkaç aylık bir süre içinde kendisiyle gerçekleştirilmiş bir nehir-söyleşi 2007 yılında "İki Kalas Bir Heves" başlığı altında kitaplaştırılmıştır.

2 Ağustos 2008'de Florence Nightingale Hastanesi'ne kaldırılmış geçirdiği ameliyat sonrası yoğun bakıma alınmıştır.Erol Günaydın 16 Ağustos 2008'de taburcu edildi. Ameliyat edilen Erol Günaydın’ın genel sağlık durumunun iyi olduğu, daha sonra genel kontrol için geleceği öğrenildi.

ben daha cok kendisini cicek takside tanidim, cok begenmistim,ardindan yine hirsiz polisde cok basarili oldu ve cennet mahallesinde deli kadir rolünü oynadi....
cok takdir ettigim, yasina ragmen oyunculuguna hayran kaldigim, ve oyunculugu gercektende yasadigina inandigim nadir tiyatrocularimizdan......







-Nesrin-

10 yıl önce - Prş 04 Eyl 2008, 20:23

Suna Pekuysal (1933 - 2008)



Türk sinema, tiyatro ve televizyon oyuncusu, seslendirme sanatçısı.

Asıl adı Suna Belener'dir. İstanbul Belediye Konservatuvarı Şan ve Bale Bölümü'nde öğrenim görürken, 1949 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun çocuk bölümünde Kadri Ögelman'ın "Artist Aranıyor" adlı oyunuyla ilk kez sahneye çıktı. Üç yıl sonra dram bölümüne geçti. 1964 yılında gazeteci Ergun Köknar ile evlendi. 1973 yılında oğulları Sait Ali Köknar dünyaya geldi.

54 yıl Şehir Tiyatroları’nda görev yapan sanatçı, 24 Ekim 1998 tarihinde Şehir Tiyatroları’ndan emekli oldu.



Sanat yaşamı boyunca 250’den fazla tiyatro oyununda rol alan Suna Pekuysal, 100’e yakın sinema filminde de rol aldı. Son yıllarındaki en ses getiren rolü ATV'de Özkan Uğur ile başrolü paylaştığı "Yeter Anne" adlı komedi dizi oldu.

Pekuysal, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda 1984 yılında sahnelenen, Ekrem Reşit Rey’in 1933 yılında kaleme aldığı, Cemal Reşit Rey’in bestelerini yaptığı ve Haldun Dormen’in sahneye koyduğu "Lüküs Hayat" adlı müzikalde Zihni Göktay ile 14 yıl aralıksız olarak oynadı. Büyük bir başarı kazanan ve yediden yetmişe her yaştan seyirciye nostalji yaşatan "Lüküs Hayat"ın ardından emekli olan sanatçı, Şehir Tiyatroları’nda Joseph Kesselring’in yazdığı ve Çetin İpekkaya’nın yönettiği "Ahududu" adlı oyunda konuk sanatçı olarak rol aldı. Suna Pekuysal, 53 yılda 250 oyunda, 100 filmde rol aldı.




Adı, her zaman Türk tiyatrosunun en iyileri arasında anıldı. Sanatçı, dizi filmlerde de rol aldı. Bunların arasında "Genç Indiana Jones" dizisinin bir filmi de vardı ve konusu Türkiye'de geçen "İstanbul: Eylül 1918" isimli bu filmde bir falcıyı canlandırdı.

Suna Pekuysal’a göre "Sanatçının emeklisi olmaz". O, ölene kadar tiyatro yapmak istiyor ve ısrarla vurguluyordu: "Sahnede ölmek istiyorum!"

Pekuysal, 17 Temmuz 2008 günü evinde düşerek kalça kemiğini kırdı. İstanbul Tıp Fakültesi'nde tedavi altına alınarak, ameliyat edildi, ardından yoğun bakıma alındı. Burada solunum cihazına bağlanan Pekuysal'ın, 22 Temmuz 2008 günü kalbi durdu. Yapılan müdahalelerle tekrar yaşama döndürülmesine karşın; TSİ 10:30 sularında tekrar kalbi duran Pekuysal, hayatını kaybetti.

Suna Pekuysal için İstanbul Şehir Tiyatrosu Reşat Nuri Sahnesi’nde bir tören düzenlendi.Törende İstanbul Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya ve Suna Pekuysal'ın oğlu Sait Ali Köknar konuşma yaptı.Törenin ardından Ataköy 5. Kısım Camii’nde öğle vakti kılınan namazın ardından Mevlanakapı Mezarlığı’na defnedildi.





-Nesrin-

10 yıl önce - Çrş 24 Eyl 2008, 11:47

Muhsin Ertuğrul (1892 - 1979)



Türk tiyatro adamı; oyuncu, yönetmen, yönetici, eğitmen, çevirmen, makale yazarı, sinema yönetmeni; çağdaş Türk tiyatrosunun kurucusu.

Hem tiyatro hem de sinema alanında Türkiye'de ilk önemli katkıları gerçekleştiren Muhsin Ertuğrul,Tefeyyüz Mektebi’nde, Topbaşı Rüştiyesi’nde, Mercan İdadisi’nde okudu. 1909'da Erenköy'deki Burhanettin Tiyatrosu’nda Arthur Conan Doyle'ın Sherlock Holmes oyununda 'Bob' rolüyle ilk kez sahneye çıktı. Bu toplulukla birçok oyunda rol aldı. 1911'de tiyatro eğitimi için Paris'e gitti. Orada Comedie Française ve birçok Rus tiyatro topluluklarının oyunlarını izledi. 1913'te Bursa'da Millet Tiyatrosu adıyla İsmail Galip Arcan, Behzad Butak ve Kemal Emin Bara ile kurduğu toplulukla çok sayıda yabancı oyunu sahneledi ve bu oyunlarda oynadı. Aynı yıl Şehzadebaşı'nda Ertuğrul Sineması'nı açtı. Burada film gösterileri yanısıra Karanlık İçinde Buse, Fener Bekçileri gibi oyunlar da sunuldu. Tekrar Paris'e giderek Jacques Copeau ve Andre Antoine'ın Odeon Tiyatrosu’ndaki çalışmalarını izledi. 1914'te Darülbedayi Osmani adıyla kurulan (daha sonra İstanbul Şehir Tiyatroları adını alacak olan kurum)

Müzik ve Tiyatro Okulu'nun kuruluş çalışmalarında Reşat Rıdvan Bey ile Andre Antoine'a yardımcı oldu. Aynı yıl açılan sınavla Darülbedayi'ye yardımcı öğretmen olarak atandı. 1918'de Berlin'e giderek sinemayla tanıştı. 1919 - 1920'de kendi adına Berlin'de bir film şirketi kurdu ve Samson adlı filmi çekti. Diğer film şirketleri için de yönetmenlik yaptı. 1921'de İstanbul'a dönüp Darülbedayi'ye yönetmen olarak katıldı. Uzun yıllar hem sinema hem de tiyatro oyunları yönetti. 1947'de kurulmakta olan Devlet Tiyatrosu'nu yönetmek üzere Ankara Devlet Konservatuvarı Tatbikat Sahnesi'nin başına getirildi.




Türkiye’de ilk kez Brecht’in bir oyununu ve Shakespeare’in 400. doğum yıldönümü nedeniyle beş sahnede beş Shakespeare oyunu sahneletti. Bu çalışmaları nedeniyle bazı eleştirilere hedef oldu. 1966’da İstanbul Belediye Meclisi’nin kararıyla baş rejisörlük kadrosu kaldırıldı. Kamuoyunda, mecliste ve medyada büyük tepkilere yol açan "Muhsin Ertuğrul olayı", Türk tiyatrosuna indirilen bir darbe olarak yorumlandı. Muhsin Ertuğrul, yeniden çağrılmasına karşın Şehir Tiyatrosu’nda görev almadı. 23 Ekim 1971’de Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir sanatçıya verilen Devlet Kültür Armağanı’na layık görülen Ertuğrul, İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nde “tiyatro eleştirisi” dersleri, LCC Tiyatro Okulu'nda sahne dersleri vermekteydi.

Türkiye'nin ilk özel film yapım şirketi olan Kemal Film’in yerli film yapımına başlaması için yardımcı oldu. 1923 yılında çektiği Ateşten Gömlek filminde baş rolde oynayan Neyyire Neyir ile evlendi. Ertuğrul, 1931 yılında ilk sesli Türk filmi olan "İstanbul Sokaklarında"yı çekti.



1941 yılında eşiyle birlikte Perde ve Sinema adlı bir dergi çıkarmaya başladı. 1947'de Ankara'da Küçük Tiyatro, 1948'de Büyük Tiyatro'yu, 1955'te Oda Tiyatrosu'nu açtı. Daha bir çok tiyatro salonunun açılmasına öncülük etti. Tiyatro tarihine ve Türk tiyatrosunun gelişmesine çok önemli ölçülerde katkıda bulundu.

Çeşitli aralıklarla Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ve İstanbul Şehir Tiyatroları Baş rejisörlüğü görevini sürdürdü. Türk Tiyatrosunun batılı anlamda kurucusu olarak kabul edilen Muhsin Ertuğrul 1979'da İstanbul'da vefat etti.

Ölümünden bir ay önce Ege Üniversitesi Senatosu, Türk tiyatro ve sinemasına yaptığı hizmetler nedeniyle Muhsin Ertuğrul’u “fahri doktor” unvanına layık görmüştü. Ölümünden sonra İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları Harbiye Sahnesi, Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu adını aldı.

Muhsin Ertuğrul, çağdaş Batı Tiyatrosunu Türkiye'de kurumsallaştıran, 60 yıllık sanat yaşamı boyunca çağdaş tiyatro kültürünü tüm kurumlarıyla getiren ve uygulayan kişi olarak anılır.


Burak Canpolat
10 yıl önce - Çrş 24 Eyl 2008, 11:52
Gazanfer Özcan


Gazanfer Özcan


27 Ocak 1931 yılında doğdu.


İlkokulu Cihangir Firuzağa İlkokulu'nda, ortaokulu Beyoğlu Ortaokulunda, liseyi Beyoğlu Taksim Erkek Lisesi'nde tamamladı. Lisedeyken oynadığı "Hisse-i Şayia" adlı oyundaki Bican Efendi rolüyle tiyatroyla tanıştı.


Şehir Tiyatroları'nın Çocuk Bölümü'ne katıldı. 1955 yılında Komedi Tiyatrosu'nda oynanan Mahallenin Romanı oyunu tiyatro yaşamının dönüm noktası oldu. Bu oyunda rahatsızlanan Reşit Gürzap'ın yerine sahneye çıkıp başarılı olunca kadroya girdi.


1962 yılına kadar hem çocuk tiyatrosunda, hem yetişkin oyunlarında görev aldı. 1962 yılında Gönül Ülkü ile evlendi ve Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu'nu kurdu.


50'li 60'lı yıllarda çok sayıda sinema filminde de rol alan Gazanfer Özcan, uzun bir süre sinemaya ara verdikten sonra 2000yılında çevrilen Komiser Şekspir filmi ile sinemaya döndü. Pek çok dizide de rol aldı. Kuruntu Ailesi adlı dizideki Hüsnü Kuruntu rolü ile tanındı, pek çok yapımda ailenin babası rolünü üstlendi. Avrupa Yakası adlı dizideki Tahsin Bey rolü ile de "baba" rolünü sürdürdü.


1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştır.



Filmleri


1952 İngiliz Kemal Lawrence'e Karşı
1953 Çeto Salak Milyoner
1954 Fındıkçı Gelin
1954 Aramızda Yaşıyamazsın
1954 Şimal Yıldızı
1958 Allı Yemeni
1959 Sevdalı Gelin
1959 Garipler Sokağı
1961 Biz İnsan Değil Miyiz
1961 İki Damla Gözyaşı
1961 Utanmaz Adam
1961 Naciyem
1961 Minnoş
1961 Yedi Günlük Aşk
1961 Külkedisi
1962 Damat Beyefendi
1962 Şaka Yapma
1963 Avare Şoför
1970 Vur Patlasın Çal Oynasın
1971 Çılgın Yenge
1975 Televizyon Çocuğu
1975 Tokmak Nuri
1975 Ah Nerede Vah Nerede
1975 Dam Üstüne Çul Serelim
1992 Burnumu Keser misiniz?
2000 Komser Şekspir
2005 Keloğlan Kara Prens'e Karşı
2007 Beyaz Melek



Diziler


1986 Kuruntu Ailesi (Hüsnü Kuruntu)
2002 Başımıza Gelenler
2003 Baba
2004 Avrupa Yakası



şükrü ince

10 yıl önce - Çrş 24 Eyl 2008, 12:14

Tevfik Gelenbe





Doğum tarihi
1931


Doğum yeri
Türkiye


Ölüm tarihi
19 Ekim 2004


Mesleği
Tiyatro oyuncusu


Vefa Lisesi mezunudur. 1980'lerde Uğurlugil Ailesi televizyon dizisinde canlandırdığı "Bacı Kalfa" rolü ile ülke çapında üne kavuşmuştur. Tiyatro çevrelerinde ise, 1969 'da kurduğu "Tevfik Gelenbe Tiyatrosu" vesilesiyle, ve özellikle genç aktörlere bu çerçevede sağladığı desteklerde çok önceden tanınmaktaydı. 73 yaşında kanserden ölmüştür.

Filmleri

Uğurlugil ailesi (1990)
Şen dullar (1991)







medine karadag
10 yıl önce - Çrş 24 Eyl 2008, 13:03


HALDUN DORMEN
1928 yılında Mersin’de doğan sanatçının babası, Kıbrıslı aydın bir işadamı olan Sait Ömer Bey, annesi İstanbullu bir paşa kızı olan Nimet Rüştü Hanım'dır. Bir yaşına bile basmadan, ailesi İstanbul, Şişli’ye yerleşti. Sahneye ilk defa Galatasaray Lisesi’nde ortaokul öğrencisi iken çıktı. Lise öğrenimini Robert Kolej’de tamamladı. Sekiz yaşında geçirdiği bir kaza sonucu sol ayağı sakatlandı.

Tiyatro eğitimini ABD’de Yale Üniversitesi’nde aldı. İstanbul’a döndüğünde önce Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Küçük Sahne'ye girdi ve Cinayet Var adlı oyundaki dedektif rolüyle ilk kez seyirci karşısına çıktı. Bir buçuk yıl Muhsin Ertuğrul ile çalıştıktan sonra Beyoğlu Parmak sokağın arkasında 60 kişilik bir salonu olan Cep Tiyatrosu'nu kurdu. 1957’de Papaz Kaçtı komedisi ile İstanbul’un Feriköy semtinde Dormen Tiyatrosu’nu kurdu. Cep Tiyatrosu’ndaki Erol Günaydın, Nisa Serezli, Metin Serezli, Erol Keskin gibi isimler Dormen Tiyatrosu’nun kadrosunu oluşturdu. Topluluk en parlak dönemini 1957-1972 yılları arasında yaşadı. 1961’de Türkiye’de sahnelenen ilk müzikal olarak bilinen Sokak Kızı İrma’yı sahneledi.

1966'da sinemacılık yapan Dormen, bu dönemde iki film yönetti: Ekrem Bora ile Belgin Doruk’un rol aldığı Bozuk Düzen (1966) ve Müşfik Kenter, Nedret Güvenç, Belgin Doruk’un rol aldığı Güzel Bir Gün İçin (1967). Bozuk Düzen, 3. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi film birincilik ödülünü, Güzel Bir Gün İçin ise 4. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Komedi Filmi ödülü aldı. Ödüllere rağmen filmler gişe başarısı sağlamayınca sinemadan vazgeçip yeniden tiyatroya döndü.

Dormen Tiyatrosu, 1972’de Ses Tiyatrosu’nda Ayı Masalı adlı oyunla perdelerini açtı. Bit Yeniği, Şahane Züğürtler gibi oyunlar sahneledi. 1977’de televizyonun yaygınlaşması sonunucu artan ekonomik sıkıntılar yüzünden tiyatroyu kapatmak zorunda kaldı. Dormen, 1977’den sonra televizyonculuk ve radyoculuk yaptı. Milliyet Gazetesi’nde 8 yıl boyunca gazetecilik yaptı. 1980’lerde yeniden tiyatroya döndü. 1984’te Dormen Tiyatrosu yeniden perdelerini açtı. Ancak 2001 yılından yaşanan ekonomik kriz ve 17 Ağustos depremi sonrasında tiyatronun elverişsiz konumu yüzünden deprem korkusuyla seyirci sayısının düşmesi tiyatronun yeniden kapanmasına neden oldu.

Haldun Dormen, 11 oyun yazdı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nde ders verdi, Hacettepe Üniversitesi tarafından Onursal Bilim Doktoru olarak ödüllendirildi. Televizyon için de çok sayıda program hazırlayan Dormen, çeşitli televizyon dizilerinde rol alarak ününü arttırdı. Yapı Kredi Sigorta adlı sigorta şirketine sanat danışmanlığını sürdüren Haldun Dormen, 1997’den beri verilmekte olan Afife Jale Ödülleri’nin gerçekleştirilmesine ön ayak olmuştur.

Dormen, 1959’da halkla ilişkiler alanında dünyaca tanınan bir isim olan Betül Mardin ile evlenmiş, sekiz yıl süren bu evliliğinden Ömer adlı bir oğlu dünyaya gelmiştir. Haldun Dormen, anılarını "Sürç-ü Lisan Ettikse", "Antrakt", "İkinci Perde" adlı kitaplarında toplamıştır. Bulvar komedisi ve vodvil türünde uzmanlaşmış bir tiyatro yönetmenidir. 1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştır.

Dormen, şu anda Medyapım Akademi'nin yöneticiliğini yapmakta ve oyunculuk dersleri vermektedir. Bu akademide hem yetişkinlere hem de çocuklara yönelik oyunculuk, tv yapımcılığı ve diğer kişisel gelişim dersleri verilmektedir.


Aldığı ödüller
1966 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi 1. Film Ödülü, Bozuk Düzen
1966 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Senaryo Ödülü, Bozuk Düzen
1967 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Komedi Filmi Ödülü, Güzel Bir Gün İçin

Yönettiği bazı tiyatro oyunları
Bu Oyun Başka Oyun
Kantocu
Papaz Kaçtı
Lüküs Hayat
Yukarda Biri Var
Lüküs Hayat
Sokak Kızı İrma
Şahane Düğün
Nice Yıllara
Zafer Madalyası
Şahane Züğürtler


bülent dizdar

10 yıl önce - Pzr 28 Eyl 2008, 18:32



Haluk Kurtoğlu

10 Haziran 1932 tarihinde Aydın'da dünyaya gelen büyük tiyatrocumuzu 27 Eylül 2004 tarihinde İstanbul'da kaybettik. Cenazesi Teşvikiye Camii'nde öğleyin kılınan namazın ardından Karacaahmet Mezarlığı'nda defnedildi.

Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Yüksek Bölümü'nde eğitim gördü. 1953-1997 yılları arasında Devlet Tiyatroları'nda oyuncu olarak görev yaptı. Londra Royal Shakespeare Academy'de de bir süre çalışmalara katılan Kurtoğlu, 1982-1985 yılları arasında Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nde ders verdi. Özel tiyatrolarda da oyuncu olarak çalışmalarda bulunan Kurtoğlu, 100'ü aşkın oyunda çeşitli roller üstlendi.

Günümüzde ünlü bir oyuncu ve televizyoncu olan Cem Kurtoğlu'nun babasıdır.

İskilipli Atıf Hoca rolünü oynadığı Mesut Uçakan'ın yönettiği İskilipli Atıf Hoca / Kelebekler Sonsuza Uçar filmiyle daha geniş kitlelerce tanınmıştır.


Rol aldığı bazı tiyatro oyunları:
Altın Göl
Nereye Kadar "Good"
Bir Ölümün Toplumsal Anatomisi
Tohum Ve Toprak
Antigone
Otello
Cyrano de Bergerac

Rol aldığı bazı sinema filleri:

Abdülhamit Düşerken
Deli Yürek Boomerang Cehennemi
Kurtuluş
Babam Askere
Yorgun Savaşçı
İskinipli Atıf Hoca
Agrıya Dönüş
Yol Palas Cinayeti
Reis Bey


Aramızdan ayrılış yıldönümünde saygı ile anıyorum.


bülent dizdar

10 yıl önce - Cum 17 Ekm 2008, 10:03



Soner Ağın

Tiyatro, sinema ve seslendirme sanatçısı, yönetmen Soner Ağın 1945 yılında İstanbul'da doğdu.

1970 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Yüksek Bölümü'nden mezun olan sanatçı, okulunu bitirir bitirmez Devlet Tiyatrosu kadrosuna girerek oyunlarda rol almaya başladı. Bir çok oyunda rol aldı ve yönetmenlik yaptı. Reklam filmlerinde rol aldı.

Bir dönem TRT Ankara Radyosu'nda yayıımlanan Tiyatro Saati programıyla, geniş kitlelere tiyatroyu sevdirdi. Televizyonda yayımlanan Baretta dizisindeki başol oyuncusu kahramanı başarılı bir şekilde seslendirerek tanınırlığı ve sempatisi arttı. Evli ve bir çocuk babası olan Soner Ağın, Bursa Devlet Tiyatrosu için hazırladığı 'Zilli Zarife' oyununun prömiyerini yaptığı geceden hemen sonra, sabaha karşı kaldırıldığı Onkoloji Hastanesi'nde 17 Ekim 2002'de kalp yetmezliği sonucu hayata veda etti.

Ödülleri:
TRT, 1978, Yılın Seslendirme Sanatçısı ödülü
İtalya Kültür Heyeti Teşekkür Madalyası, 1993, Sevgililer adlı oyun.
54. Locanno Film Festivali, 2001, Genç Jüri Özel Mansiyonu, Oyunbozan

Filmografisi:
Derviş Sinaneddin - 2001
Oyunbozan - 2000
Filler ve Çimen - 2000
Yedi Kocalı Hürmüz - 1980

Rol aldığı - yönettiği tiyatro oyunları:
Ölmek
Yedi Kocalı Hürmüz
Delikanlı
Bağdat Hatun
Budala
Dördüncü Murat
Kanlı Nigar
Atçalı Kel Mehmet
Hastalık Hastası
Beğendiğiniz Gibi
Ezik Otlar
Vur Emri
Vatan Diye Diye
Buzcu Geliyor
Olağan Cinayetler
Küçük Nasrettin
İnsanlar ve Hayvanlar

Aramızdan ayrılış yıldönümünde saygıyla anıyorum.


Hüseyin Cumhur

9 yıl önce - Pzr 30 Ksm 2008, 01:52

Burhanettin TEPSİ



Tiyatro severlerin Tarsus yerine İstanbullu olarak tanıdığı Burhanettin Tepsi (1882-1947) gerek Meşrutiyette Türk Tiyatrosu (1908-1923) gerekse Cumhuriyette Türk Tiyatrosu (1923-1973) içinde en çok sözü edilen rejisör ve tiyatro adamlarından biridir.
Burhanettin Bey, Mısrîzadeler olarak anılmış Mısır göçmeni Tarsuslu geniş bir aileye mensuptur. Babasının 28 yaşında ölümüne rağmen ailesinin himayesinde 1903 yılında Galatasaray Lisesini bitirdi. Abisi Muhteşem Seyfettin gibi hariciye eğitimi alması yolunda yapılan tüm baskılara rağmen sanatçı olma ısrarını sürdürdü. Fakat bir yerde ailesinin ısrarlarına dayanamayıp Marsilya Konsolosluğuna atanan abisinin yanına gitmek zorunda kaldı. Burada Fransızca’sını geliştirmiş olarak yurda döndü ve Bab-ı Ali’de çevirmenliğe başladı. Kısa bir süre sonra Sadaretteki görevinden istifa etti ve Tarsus’ta ailesine ait mülkleri elden çıkarıp, Mısır’a kaçtı. Oradan da Fransa’ya geçerek uzun bir süre Fransa’da tiyatro eğitimine devam etti. Hayatında çok önemli bir yere sahip olacak Comédie Française oyuncularından Silvain ailesi yanında sahne aldı. Meşrutiyetin İlanından hemen sonra İstanbul’a geri döndüyse de ilk başta Ermeni aktör ve aktrislerin çoğunlukta olduğu İstanbul sahnelerinde bir süreliğine küçük rollerle yetinmek zorunda kaldı. Ardından Türkçe ve Fransızca eserler sahneye koydu; 1911 yılında Silvain’lerle birlikte Sophokles ve Euripides gibi klasik oyunları sahnelerken, basının en çok yer verdiği sanatçılardan biri oldu. Türkiye’ye dönüşünden itibaren birkaç kez topluluk oluşumunda yer aldıysa da (en önemlileri Müze-i Hümayun müdürü Osman Hamdi ve Recaizade Ekrem’in bulunduğu Sahne-i Osmaniye oluşumudur) bunların başarılı olamaması sonucu kendi tiyatro ekibini kurarak, Meşrutiyet tiyatrosunda yerini pekiştirdi. Bu süreçte ilk olarak 1911 yılında Sahne-i Milliye-i Osmaniye adlı tiyatro topluluğunda ismine rastlanır. Daha sonra Sahne-i Osmaniye’ye geçtiği, fakat hemen ardından Reşat Beyle Yeni Tiyatro Kumpanyasını kurduğu görülür.
Burhanettin Bey, sinemaya da adım atmış, ancak I. Dünya Savaşı nedeniyle film çekimi yarıda kalmıştır. O yılarda 20 yaşlarında genç bir gazeteci olan Sedat Simavi’nin yönetmenliğinde Müdafaa-i Milliye Cemiyeti adına çekilen ve senaryosu Sedat Simavi, Celal Esat (Arseven) ve Selah Cimcoz’a ait olan Alemdar Mustafa Paşa (Sultan Selim-i Salis) filmi, aynı zamanda ilk tarihi belgesel film olma özelliği taşımaktadır.
Burhanettin Bey bir Fransa ziyaretinde kendinden 28 yaş küçük Saniye Hanımla tanışıp evlendi. I. Dünya Savaşı yıllarında ayrıldığı Türkiye’ye II. Dünya Savaşı başladığında tekrar döndü ve kurduğu Burhanettin - Saniye Tepsi Tiyatrosuyla sahne aldı. Ancak tam bir hüsrana uğrayarak, 1940 yılında Muhsin Ertuğrul ve arkadaşlarının düzenlediği jübileyle sanat hayatına son noktayı koydu. 1947 yılında da, çok erken denilen bir yaşta, kalp krizinden hayatını kaybetti.
Bu büyük ve yakışıklı aktörden geriye, Türk tiyatrosunu uzun bir süre öncülük etmiş, kendi kendini yetiştirmiş ve çevresindeki genç yetenekleri toplayarak tiyatro toplulukları kurmuş unutulmaz bir Burhanettin Tepsi ismi kalmıştır. Afife Jale, Behzad Haki Budak, İsmail Galip Arcan ve Muhsin Ertuğrul gibi tiyatrocuların yetişmesinde büyük katkısı vardır. İstanbul Belediyesinin kurduğu ve 1914’de açılan Darülbedayi-i Osmanî’nin ilk öğretmelerinden olması yanında belki de ülkemizin ilk diplomalı aktörüdür.
Kaynak: Taha Toros, Metin And



sayfa 2
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET