Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Görünce Düşündüren Resimler
« önceki   123 ... 5354555657   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 54
Mustafabey 01

1 ay önce - Sal 19 Oca 2021, 17:08



Zaman zaman hepimizin siparişlerini getiren bazen geç getirdi kızdığımız kuryelerin bu soğukta yağmurda ve karda işleri biraz zor ve dikkat istiyor, Allah'ım yardımcıları olsun inşAllah


Erol Gündüz
1 ay önce - Çrş 20 Oca 2021, 14:27



(+)
Adam tek, yansıma çift olunca...

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=3218213#3218213 ve devamı...

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=2283474#2283474


Mustafabey 01

1 ay önce - Çrş 20 Oca 2021, 17:30



Kibirli kalpte sevgi ve merhamet yeşermez.

Bazı insanlar, çevresindekileri küçük görerek kendisinin ‘en üstün’ olduğu hissine kapılır ve böylece kibir hastalığına yakalanır. Kibirli insan kendini dev aynasında görür. Çevresindekilerin eleştirileri ve uyarıları onun için bir değer ifade etmez
Kibirli kalpte sevgi ve merhamet yeşermez

Kibir, kişinin başkalarını küçük görerek kendini onlardan üstün saymasıdır. Kimi zaman soyluluk, güzellik, fiziksel güç gibi yaratılıştan gelen birtakım özellikler; kimi zaman da Allah’ın kendisine sonradan bahşettiği zenginlik, makam, ilim ya da nüfuz gibi nimetler, kıskançlığa ve bencil tutkulara meyilli olarak yaratılan insanı kendini beğenmeye sevk eder. Önceleri kendini beğenen kişi, zamanla sahip olduğu güzel özelliklerle övünmeye, başkalarından farklı olduğunu düşünerek büyüklenmeye başlar. Çevresindekileri küçük görerek kendisinin “en üstün” olduğu hissine kapılır ve böylece kibir hastalığına yakalanır.
Kibirli insan daima kendisinden yüksektekilere bakar, onları kıskanır, onlar gibi olmak, hatta onları geçmek için çabalar durur. Bu arzusuna ulaşamazsa hayattan zevk alamaz hale gelir ve sürekli halinden şikayet eder. Arzusunu gerçekleştirdiğinde de sonuç çok farklı değildir. Zira her yükselişinde daha üstün kimselerin olduğu düşüncesi elindekilerle yetinmekten, bunlarla mutlu olmaktan onu uzaklaştırır; doyumsuz hale getirir. Halbuki insanlığa rehber olan Hz. Peygamber, “Sizden daha aşağı olanlara bakın! Sizden üstün olanlara bakmayın! Allah’ın nimetini küçümsememeniz için en uygun olanı budur“ sözüyle haline şükreden kanaatkâr bir kul olmayı tavsiye etmektedir.
Onların kalbi perdelidir
Kibirli insan kendini dev aynasında görür. Çevresindekilerin eleştirileri ve uyarıları onun için bir değer ifade etmez. Getirdikleri emirleri beğenmedikleri için büyüklük taslayarak peygamberlerini yalanlayan ve hatta öldürenler gibi “kalbi perdelidir”, gerçeği göremez. Kendisinin her şeyi iyi bildiğinden emin olan, zekasına hayran bu kendini beğenmiş insan asla hata yapmayacağını, kendisine bir kötülük dokunmayacağını ve elindekilerin bir gün yok olmayacağını zanneder... Malına, makamına, nüfuzuna güvenerek bu nimetlerin geçici birer imtihan vesilesi olduğunu aklına bile getirmez. Kendisini var eden bu nimetlere sımsıkı sarılır, onları kimseyle paylaşmak istemez, cimrileşir ve bencilleşir. Dahası onları hak ettiğini ve hatta kendisinin elde ettiğini düşünerek kullara teşekkürü ve Rabbine şükrü unutur.
Kuran-ı Kerim böbürlenip duran bu şımarık insanların tavrını şöyle dile getirmektedir: “Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da sonra bunu ondan çekip alırsak şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir. Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra ona bir nimet tattırırsak, ‘Kötülükler benden gitti’ der ... “ Bu sevimsiz haliyle dostlarını da kaybeden kişi, kendisinden yararlanmaya çalışan dalkavukları dostu sanır. Allah Resulü kibri şöyle tanımlamıştır: “Kibir, hakikati inkâr etmek ve insanları küçük görmektir.”
‘Böyle bir kalpte kibir olmaz’
Kibir, kıskançlık, cimrilik, açgözlülük, nankörlük ve bencillik gibi müslümana yakışmayan pek çok kötü duyguyu hatta Hakk’a isyanı beraberinde getirir ki bu duyguların hakim olduğu kalpte müslümanlık alameti olan sevgi, merhamet ve güven gibi duyguların gelişmesi mümkün değildir. Bunun için Hz. Peygamber, güzel giyinmekten hoşlandığını ancak bunun kibir anlamına geldiğinden endişe ettiğini söyleyen bir kişiye kalbinin ne hissettiğini sormuş, o kimse Hakk’ı bilen ve onunla huzur bulan bir kalbe sahip olduğunu söyleyince, böyle bir kalpte kibir olmayacağını belirtmiştir.
Rabbimiz insana başkalarını küçümsemeyi ve büyüklük taslamayı yasaklamıştır. “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen asla yeri yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin” diyerek uyarıda bulunmuştur. İslam’a göre Allah’ın dışındaki her büyüklük geçici ve izafi olup gerçek büyüklük O’na mahsustur; O en yüce olandır. Müslümanlar da her gün ezanlarında, namazlarında ve zikirlerinde, ‘’Allahü ekber” diyerek O’nu tesbih etmekte ve Rablerinin yüceliğini dillendirmektedirler. (Hadislerle İslam, Diyanet İşl. Bşk.yay. c. III, s. 331 vd.)


Mustafabey 01

1 ay önce - Prş 21 Oca 2021, 17:16



Geçmişde Namaz kıldığı için eşinin başımın kapalı olduğu için ordudan atılan subaylar, Yemin törenlerinde asker yakınlarının başı kapalı ve sakalı var diye Nizamiyeden alınmadığı günlerden komutanların cami yaptırdığı günlere geldik çok şükür, Allah'ım cami yaptırma yı ve yardım etmeyi her kuluna nasip eylesin İnşAllah.

Cami yaptırmanın fazileti

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) cami yaptırmanın fazileti hakkında müminlere şu müjdeyi veriyor: “Kim Allah rızası için mescit yaparsa, Allah, benzerini onun için Cennette inşa eder.

Diğer bir hadis-i şerifte de mescit ve diğer hayırları yapanlara âhirette büyük mükâfatlar verileceğini bildirerek şöyle buyurmaktadır:

“Bir mümine öldükten sonra amelinden ve yaptığı iyiliklerinden ulaşacak şeylerden biri de, yaydığı ilim, geride bıraktığı iyi evlat, miras olarak bıraktığı mushaf-ı şerif, yaptırdığı mescit, yolcuların barınması için inşa ettiği ev, akıttığı su, sağlığı yerinde iken malından çıkarıp verdiği sadakadır. Bunlardan hangisini yapmış ise öldükten sonra onun sevabı kendisine ulaşır.”

Camiler, Müslümanların Allah’a ibadet ettikleri yerlerdir.

Yeryüzünün en şerefli yerleri olan camilere “Allah’ın evi” denilmektedir.

Camiye ibadet için giden Mümin, Allah’ın ziyaretçisi ve misafiri durumundadır.

Ev sahibi, evine gelen misafirlerine ikramda bulunduğu gibi camiye giden müminlere de yüce Allah büyük mükâfatlar verecektir.

Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmuştur: “Evinde güzelce abdest alıp camiye giden kimse Allah’ın ziyaretçisidir. Ziyaret edene Allah ikramda bulunacaktır.”

Camiler, zengin-fakir, köylü-şehirli, amir-memur, resmi-sivil, yaşlı-genç, siyah-beyaz, yerli-yabancı... Herkesi bünyesinde toplayan mekânlardır.

Bir ülkenin, Müslüman ülkesi olmasının mührü ve tapu senetleridir.

Camiler; aynı safta omuz omuza, diz dize namaz kıldığımız mabetlerdir.

Üzüntülerimizi giderdiğimiz, moralimizi müspet anlamda düzelttiğimiz, birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik duygularımızı, hoşgörü anlayışımızı güçlendirdiğimiz ve pekiştirdiğimiz yerlerdir.

Birbirimize merhamet etmeyi, acıları paylaşmayı, kimsesiz-yoksul, dul ve yetimlere yardım etme duygularını kazandığımız mabetlerdir.

Cami yaptırmanın faziletine sadece hadislerde değil, Kur’ân’da da dikkat çekilir. Yüce Allah bir âyeti kerimede bununla ilgili olarak şöyle buyurur

“Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve âhiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayanlar imar ederler. İşte doğru yola ermişler bunlardır.”


Mustafabey 01

1 ay önce - Cum 22 Oca 2021, 17:35







Allah'ım herkese birbirini anlayan ve eksiklerini tamamlayan eşler bulmasını nasip eylesin İnşAllah



Mustafabey 01

1 ay önce - Pts 25 Oca 2021, 17:25



Bu dünya hayatı herkes için bir imtihan ve herkesin imtihanda farklı kimi zenginlikle, Kimi fakirlikle,kimi evlatları ile kimi sağlığıyla sınanır bunun sonuçları da ahirette belli olacak inşallah.

Allah (c.c) insan için en hayırlı olanı bilendir

"Bununla berâber Allah, kullarına (herbirine) rızkı bol bol verse idi, elbette yeryüzünde azgınlık ederlerdi; fakat (O, rızkı dilediğine) dilediği mikdarda indirir. Şübhesiz ki O, kullarından hakkıyla haberdâr olandır, (onları) hakkıyla görendir." (Şura, 27)
Bir kudsi hadiste de şöyle buyrulur:
“Bazı mümin kullarımın imanını fakirlik korur. Onu zengin etsem ahlakı bozulur.
Bazı mümin kullarımın imanını zenginlik korur. Onu fakir etsem kalbi bozulur.
Bazı mümin kullarımın imanını sıhhat korur. Onu hasta etsem edebi bozulur.
Bazı mümin kullarımın imanını hastalık korur. Onu sıhhatli etsem hali bozulur.”
Şüphesiz ki Allah ezeli ilmiyle kimin hakkında neyin daha hayırlı olduğunu bilir ve kulu için en hayırlı olanı verir.

Herkesin imtihanı bulunduğu şartlara göredir
Dünyada herkes içinde bulunduğu şartlara göre imtihan edilir. Mesela; zengin olan fakirlere ne kadar yardım ettiği, malını nerede ve nasıl harcadığıyla imtihan edilirken, fakir olan sabır ve kaderine rıza göstermesi ile imtihan edilir.

Çekilen sıkıntıların ahirette mükafatı yüksek olacaktır
Bizlerin eşitsizlik olarak yorumladığı farklı hayat koşullarının en mühim hikmeti kulun ahiretteki mükâfatın artmasıdır. Bu dünyada fakir ya da sakat yaşayan bir insan, eğer bu imtihanını güzel bir şekilde verirse ahirette sağlıklı ve zengin insanlardan daha yüksek bir makam kazanır. Mesela çaresiz bir hastalığa yakalanmış bir insan sıkıntılı hayatının neticesinde herkesin özendiği manevi şehitlik makamını elde edecektir.
Diğer bir kutsi hadiste Allah-u Teâla buyurdu ki:
“Ben kullarımdan herhangi birine; bedeninde, malında veya evladında bir musibet verdiğim vakit, onu güzel bir sabırla karşılarsa, kıyamet günü onun için mizan ve hesap kurmaktan hayâ ederim.”


Mustafabey 01

1 ay önce - Sal 26 Oca 2021, 17:06



Bugün birçok insan için dünya hayatı bitti ve ahiret hayatı başladı ve malı mülkü neyi varsa hepsi burda kaldı yanında götürdükleri sadece Ameli ve yaptıklarını ve kimbilir ne pişmanlıkları vardır yapmak istedikleri ve yapamadıkları yolun sonu her insan için aynıdır ve son pişmanlık fayda vermez, yarına çıkmaya da kimsenin bir garantisi yok öyleyse bundan sonraki hayatımıza dikkat edelim inşAllah

-Tabutun içine konulup kabre doğru yola çıktığımızda tarifi imkansız pişmanlıklarımız olacak
-Kılınmamış namazlar
-Kul hakları
-Günahlar
-Yalanlar
-Keşke bir fırsatım daha olsa
-Ve bir ses duyacağız! Geçti artık, her şey bitti, tüm fırsatları tükettin...
Denmeden önce aklımızı başımıza almazsak hesap çetin olacak ALLAH korusun.
Farzedin ki öldünüz yalvardınız yakardınız ve bir fırsat daha verildi her günü her anı o fırsat olarak yaşayanlardan olabilmek duası ile ALLAH'ın selami rahmeti bereketi üstümüze olsun inşaAllah, Amin.




Mustafabey 01

1 ay önce - Çrş 27 Oca 2021, 17:25



Bu zamanda insan kardeşine ve abisine güvenmeyeceksin kime güvenecek gerçi işin işine para ve menfaat girince bir birine düşman olanlarda oluyor malesef

Aynı anne babadan ya da anne veya babaları bir olan çocuklara kardeş denilir. Kardeşler arasındaki ilişkilerin temelinde de sevgi ve saygı olmalıdır. Böylece, birbirlerini seven ve sayan kardeşler, kendi aralarında iyi geçinirler. Kardeşler, birbirlerini tamamlayan bir bütünün parçaları gibidir. Hiçbir şey, bu birliği bozmamalı, kardeşleri birbirlerinden uzaklaştırmamalıdır. Büyük kardeşler, küçükler için anne-baba gibidir. Peygamberimiz, "Büyük kardeşin küçük kardeş üzerindeki hakkı, babanın çocuğu üzerindeki hakkı gibidir" (Ihyau ulumiddin, c.2, s.ı95) buyurmaktadır. Bu sebeple küçükler, büyüklerine saygı göstermeli, onlara karşı gelmemeli, kırıcı söz ve davranışlardan kaçınmalıdır. Büyük kardeşler de küçükleri sevmeli ve şefkatle korumalıdır. Bu konuda Sevgili Peygamberimiz, bizi şöyle uyarmaktadır: "Büyüklerine saygı göstermeyen ve küçüklerine merhamet etmeyenler bizden değildir." (Ihyau ulumiddin, c.2, s.485) Kardeşler arasında sevgi ve saygıyı azaltan sebeplerden birisi de aralarındaki kıskançlıklardır. Kıskançlık duygularının hiçbir kardeşe yararı yoktur. Bu nedenle kardeşler birbirlerini kıskanarak hem kendilerini hem de kardeşlerini huzursuz etmemelidir. Kur’an- ı Kerim’de kardeşlerin birbirlerini kıskanmalarının kötülüğü ile ilgili Yusuf sûresinde, Hz. Yusuf peygamberin kıssası anlatılmaktadır. Kardeşlerin birbirlerine karşı birtakım görevleri vardır. Çünkü kardeş demek, aynı bir vücudun iki parçası demektir. Aynı kökten gelen bir ağacın dallarına benzerler. Onun için her insan kendini nasıl severse; kendisinden bir parça olan kardeşini de aynı şekilde sevmek zorundadır. Aynı çatı altında büyüyen kardeşler, hem kendi aralarında hem de anne ve babaları ile ilişkilerini, sevgi ve saygı üzerine kurarak, aile kurumunun devamına katkıda bulunmalıdırlar.


Mustafabey 01

1 ay önce - Prş 28 Oca 2021, 17:39



Kur’an-ı Kerim’i ezberlemek Allah’ın rızasını kazanmak ve ahirette sevap elde etmek için yapılan bir ibadettir. İnsan bunu bu niyetle yapmazsa sevap kazanamaz. Bilakis Allah rızası dışında bir niyet için yaptığı için cezalandırılır.

Kur’an’ı ezberleyen kimsenin dünyalık bir menfaat elde etmek için Kur’an’ı ezberlememesi gerekir. Çünkü hafızlık dünyada bir ticaret eşyası olarak alıp satılacak bir şey değildir. Bilakis yüce Allah rızası için yapılan bir ibadettir.


Mustafabey 01

1 ay önce - Cum 29 Oca 2021, 17:36



İman varsa imkan da bulur insan, mazeretleri varken bile yinede imkan yaratıp namazlarını kılarlar Allah'ım kabul eylesin inşAllah



sayfa 54
« önceki   123 ... 5354555657   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET