Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 15
samsa çavuş
1 yıl önce - Sal 14 Oca 2020, 22:24

Alıntı:
İyi ve müslüman cinler insanlara gözükmez


Daha önce başka başlıktada tartışmıştık.
Cin muhakkak var.
Ancak insan gözü 4000-7000 Angström arası dalga boyunu görebilir .
Dini olarak ise,Peygamberimiz Hz.Muhammed s.a.v bile görmemiştir.Kur'anda sadece O'nu Kur'an okurken dinlediklerinden bahsedilir.Bu konu hk. da çeşitli görüşler vardır alimler arasında.
Zaten 'cin' kelime manası ile 'görülmeyen,gizli' demektir.Görüldüğü anda ona 'cin' diyebilirmisiniz?
Benzeri 'UFO' içinde geçerlidir mesela..Görüldüğü anda onada 'UFO' denilmez değilmi?
Siz bakmayın kerameti kendinden menkul şarlatanlara.İslam'a en büyük zararı bunlar veriyorlar.


istamin uzbek
1 yıl önce - Sal 14 Oca 2020, 23:02

Bu hakta tartişilirken, ben da başimdan geçen bir vakeyi anlatim. Bu vakea yiğitlik devrimda olmuştu.

Sabik USSR'in yeni yikilmiş yillari idi. Ekonomik sikintilar başlamişti. Kisacasi arsamizdeki ekinlera su koyuyorduk, ekinler geceleyin su içse daha iyi oluyor. Babam öğlum gecesi uyumadan su ya bak, başkalar su'yi almasin dedi.

Arsamizdan 100 metre öteda asriy mezarlikta vardi.
Ekin egatlerindan su bir tekis taralmişti. Elimda mazutlu faner yanimda köpekle yuruyordum.

Saat artik sabah'a yakinlaşmiş, ama etraf aç karanlikti, bir vakt köpek ğarib bir biçimda havlamaya başladi, sanki ağliyordu. Ben ne oluyor sana Qoplan dedim, sakinlaştirmeye çaliştim. O zaman köpek köy tarafa kaçip gitti, ne kadar çağirsamda bana bakmadan eve kaçti.

O zaman ben önume bakip, buz kattim. Ne gözle göreyinki, arsa başinda ki katar ekilmiş dutlar içinda, bir dut'a dayanarak bana bakan sari işikli bir çift göz bakiyordu. O mevcudat adam boyunda, dumu var, sanki kartenkeleye benziyordu.

Bir muddat baktiktan sonra, o mevcudat öyle tezlikta dutlar yaninda koşuyordi ki, göz ilğamazdi. Bu sanki, arabada giderken yol yakasinda ağaçlari nasil seyredersaniz, yani göz önunuzdan nasil çabuk geçerlar, içte o gibi idi. Ben ne kadar öyle bakakaldim, bilmiyorum. Kendime geldiğimda o mevcudat dutlukta kayb olmuştu.

Ta sabah olunca, arsanin o tarafine gitmedim. Sabah olduğunda gidip baktim, hiç bir iz yoktu.

Bilmadim bu cin mi yada başka bir canzat öyle vakea olmuştu. Ben karanliktan kormam, işimiz yuzasindan mezarliklar yanindan çok geçmişim. Ama öyle bir şey başka tekrar olmadi.


sedat_038

1 yıl önce - Sal 14 Oca 2020, 23:11

Ezan okunurken köpeklerin havladığına hepimiz şahit olmuşuzdur.Dediklerine göre cinler ezan okunurken sağa sola kaçarmış köpekler onları görebildiği için ulurlarmış.

Alpin Mendoza
1 yıl önce - Sal 14 Oca 2020, 23:23

Etraf cinlerin musalaltına uğramış çok sayıda insanla dolu.
Yani çarpılmış çok fazla insan var.
Bu musallatlık cin veya cinlerin o Insanın bedenine yerleşip yaşamaya başlamasıdır.

Musallatlık bir büyü yoluyla, veya bir günah veya bir gafillik yoluyla olabilir.
Insan bedenine yerleşen ve zarar veren cinler, Müslüman olmayan cinlerdir.
Müslümanların daha çok musallat altında olmasının sebebi, kafir cinler zaten kafir insanlara düşmanlık etmezler ancak Müslüman kişilere kötülük yapmak isterler.
Dolayısıyla her Müslüman her zaman ve her yerde cinlerin saldırısına karşı tedbirli olmak zorundadır.
Efendimiz Hazret-i Muhanmed Aleyhisselamın bile, en Yüce insan olmasına rağmen, cinlerin saldırılarına karşı sürekli olarak tedbirli davranmıştır. Sürekli olarak dualarla bu kalkanı oluşturmuş ve kendisini korumaya gayret etmiştir. Hatta cinleri harekete geçiren büyüye bile maruz kalmış ve hastalanmıştır ki bu da büyünün bir hakikat olduğunu göstermiş, ancak yapanın Dinden çıkacak kadar büyük bir günaha sebep olacağı bildirilmiştir.
Bu olaylar tabiki biz Müslümanlar için bir örnek ve bir emsal teşkil etsin diye vesilelerdir. Artı, cinler konusu, onlara iman etmek ve onlardan korunma yntemlerini yapmanın dışında daha fazla ilgilenilmemesi gereken hassas bir konu olduğu özellikle bizlere bildirilmilştir
En doğrusunu Allah u Teala bilir.


Tekinn2121
8 ay önce - Prş 14 May 2020, 02:26

Kahve Fincanı ve Ouija (Cin) Tahtası Kullanarak Ruh/Cin/Ölü Çağırmak Mümkün Müdür?

İddia
Arkadaşlarımızla toplandığımızda, bir kağıda harfleri, sayıları falan yazdık ve üzerine kahve fincanı koyup parmaklarımızı üzerine yerleştirdik. Hiç kimse yönlendirmiyor olmasına ve masadaki kimsenin bilemeyeceği soruların sorulmasına rağmen fincan doğru yerlere hareket ederek sorulara doğru cevap verdi.

Gerçek Ne?
1853 yılında Dünyaca ünlü fizikçi Michael Faraday tarafından yapılan ve günümüzde modern tekniklerle tekrar edilen deneyler, fincanları hareket ettiren unsurun istisnasız her seferinde insanlar olduğunu göstermiştir. Zaten bugüne kadar böyle bir paranormal olayı yaşadığını söyleyen tek bir insan bile bunu bilimsel bir ortamda ispatlayamamıştır (bu konuda ödüller konmuş olmasına rağmen). Dahası, bu harekete sebep olan kas hareketleri net bir şekilde tanımlanmış ve "ideomotor etki" olarak isimlendirilmiştir. Bu etkinin, bu tür sahtekarlıklarda faaliyette olduğu deneysel olarak gösterilmiştir ve yazımızdan öğrenebileceğiniz gibi, kendiniz de deneyerek bu etkiyi görebilirsiniz. Tüm cin/ruh/ölü çağırma hikayeleri, ya grup içerisindeki bir şarlatanın manipülasyonundan ya da grup psikolojisinden doğan ideomotor etkisinden kaynaklanmaktadır. Hiçbir doğa üstü arka planı bulunmamaktadır.

İddianın Kökeni
Cin çağırma tahtaları, her ne kadar günümüzde "30 yıldır açıklanamayan gizem" adıyla pazarlanarak yüksek miktarda kâr elde edebilen bir "sahtekarlık endüstrinin" parçası olsa da, aslında tarihi 1890 yılına kadar gider. Viktoryen Dönem'in meşhur şarlatanları, psişik güçleri olduğunu iddia eden hipnozculardı. Bunlardan özellikle meşhur Macar medyumu Helene Smith, Marslılarla konuştuğunu iddia ederek müthiş paralar kazanmıştır. Sonradan, konuştuğu dilin Macarca-Fransızca karması olduğu anlaşılmıştır. 1 Temmuz 1890 günü Elijah Bond isimli iş adamı, cin çağırma tahtalarını (Ouija Tahtası) adını verdiği ürünleri üretmiştir. Başta bu tahtalar masum birer oyun aracı olarak algılanmıştır. Ancak 1891 yılında Helene Smith, sonrasında ise Pearl Curran gibi "spiritüelist" sahtekarların özellikle 1. Dünya Savaşı sırasında bundan para elde etmeye başlamasıyla birlikte bu tahtalar meşhur hale gelmiştir.

Bilgiler
Daha önceki bir yazımızda Dunning-Kruger Etkisi'nden bahsetmiştik. Bu etki, bir konu hakkındaki cahillerin o konu hakkındaki bilgililere kıyasla nasıl daha cesur yargılara varabildiğini açıklamaktadır. Burada da benzer bir durum görmekteyiz: cin çağırma işine kalkışan insanların ezici bir çoğunluğu, doğa bilimlerinden haberdar olmayan ve psikolojik/kültürel olarak bir cinin ya da ruhun çağrılabileceğine başından inanan, böyle bir iddiayı kabullenmeye psikolojik olarak hazır olan insanlardır. Kandırılmaya hazır ve razı olan insanları kandırmak son derece basittir. Hatta bu tür sözde paranormal aktivitelere inanmayanlar bile, "bando vagonu etkisi" olarak tanımlanan bir etki sebebiyle, içinde bulundukları grubun çoğunluğuna ayak uydurarak kendi bilgilerini görmezden gelebilmekte ve psikolojik durumlarını değiştirebilmektedirler. Bu da, Ouija tahtası gibi sahtekarlıkların "çocuklar arası eğlence unsuru" olmaktan, şarlatanlık endüstrisinin önemli bir parçası haline gelmesini sağlamıştır.

Vücudumuzdaki tüm kas hareketleri, istemli olarak yapılmaz. Psikolojimiz ve genel olarak beynimiz, bilincimizden bağımsız olarak bazı kas hareketlerini uyarabilmektedir. Örneğin kimi zamanlar aslında niyetiniz olmadığı halde kapı kulbuna uzandığınızı ve son anda fark ederek elinizi geri çektiğinizi deneyimlemişsinizdir. Bu, bilinçaltınızın aldığı ve bilincinize uğramadan doğrudan uygulamaya koyduğu kararlardan birisidir. Kollarda, ellerde, parmaklarda ve bacaklarda sıklıkla görülür. Muhtemelen uzuvlarımızın yapabildiği sayısız hareketin beyindeki bağlantılarından kaynaklanan bir durumdur. İşte bir insanın, beklenti ve inançlarına bağlı olarak beyninin, kişinin bilinci dışında ürettiği motor faaliyetlerin tamamına ideomotor faaliyetler adı verilir. Cin çağırma tahtası üzerindeki fincana parmaklarını koyan, psikolojik olarak kandırılmaya açık olan, beklediği sonuca duygusal olarak yüksek bağlılık duyan insanlar, ideomotor faaliyetler göstererek bilişsel olarak farkında olmasa bile fincanı kontrol edebilmektedir. Bu sayede kendisiyle ilgili sorulan sorularda, cevabı bilmeyen insanlar fincana neredeyse hiç müdahalede bulunmazken, cevabı bilenler fincanı yönlendirirler; ancak bunun farkında olmayabilirler. İşte bu sebeple "Kimsenin cevabı bilmesi mümkün değil, nasıl olur?" sorusunun cevabı, "Siz biliyorsunuz."dur. Eğer ki parmağınızı çekip, sizinle ilgili kimsenin bilmesinin imkansız olduğu (örneğin anneniz sizi doğururken kullandığı parfüm markası gibi) bir soruyu soracak olursanız, "cinin" bilemediğini göreceksiniz.

İdeomotor etki, bireysel olarak da deneyimlenebilir ve gözlenebilir. Tek yapmanız gereken, bir ip parçası ile bir ağırlık almanızdır. İpi, ağırlığa bağlayın. Diğer ucunu ise bir halka yaparak işaret parmağınızın ucuna bağlayın. Sonrasında kolunuzu iyice dışarı doğru açın ve gerin. Parmağınızın ucundaki ipe bağlı olan kütle, aşağı özgürce sarksın. Elinizi tutabildiğiniz kadar sabit tutun ve mümkün olduğunda titreşimlere engel olun. Yine de, bir süre sonra ağırlığın saat yönünde veya saat yönünün tersine doğru dönmeye başladığını göreceksinizdir. Bu, ilk etapta rastgeledir. Ancak şimdi asıl kısım gelir: saat yönüne dönüşü, isteğinize bağlı olarak "Evet." ya da "Hayır." cevabı olarak belirleyin. Tam tersi yöndeki dönüş de, diğer cevap olsun. Sonra birisinin size bir evet-hayır sorusu sormasını isteyin. Unutmayın, amacınız bizi haksız çıkarmak: dolayısıyla ipin hiçbir hareketini istemsiz olarak başlatmayacaksınız. Ancak göreceksinizdir ki ipin ucundaki ağırlık, sorunuzun cevabına bağlı olarak dönmeye başlayacaktır ve gerçekten doğru cevabı verecektir. Aslında hareketi siz başlatmıyorsunuz, bunun farkında bile değilsiniz! Ancak bilinçaltınız, doğru cevabı gösteren hareketi bildiği için, sizden bağımsız ve istemsiz olarak bu cevabı oluşturacak kas hareketlerini üretir. İşte bu, ideomotor etkisidir. Elbette, bu etki %100 isabetle ortaya çıkmaz; ancak neredeyse her zaman doğru cevabı vermenize neden olduğu görülmüştür. Örneğin yeterince deneyimlenirseniz, bunu baskılayabilirsiniz. Ancak hangi insan bu etkiden haberdar olarak ve kendini bu konuda eğiterek cin çağırma saçmalığına dahil oluyor ki? Kimse. İşte bu yüzden bu mit bu kadar popülerdir.

İdeomotor etkinin en meşhur (ve üzücü) örneklerinden biri, ağır sinir hastalıkları olan insanlar üzerinde yapılan eski denemelerde ortaya çıkmıştır. Bu hastalara, cin tahtasına benzer bir tahta hazırlanır ya da bir klavye verilir. Sonrasında doktorlar tarafından elleri tutulur ve hastanın eli hareket ettirilir (çünkü hasta kendisi yapamaz). Bu sırada, hastanın duraksadığı düşünülen noktalarda harflere basılır (ya da yazılır). Böylece, aslında konuşamayan hastalarla iletişim kurabileceğimize inanılmıştır. Buna, kolaylaştırılmış iletişim adı verilmiştir. Ancak sonradan Amerikan Psikologlar Derneği'nin yaptığı bir araştırma sonucunda, aslında harfleri seçenin hasta değil, doktorlar olduğu anlaşılmıştır. Üzücü bir şekilde doktorlar, kendilerinin duymak istedikleri mesajları hastalara yazdırmışlardır; ancak bunun farkında bile değildirler. Çünkü hastalarla iletişim kurabileceklerine gerçekten inanmışlardır. Harfleri seçen, bilinçaltlarıdır.

Bu durum, her zaman bilinçsizlikle değil, çoğu zaman bilinçli davranışlarla da ilgilidir. Yani basitçe, sahtekarlıkla... Genellikle bu tür sözde paranormal faaliyetlere girişen gruplar içerisinde en az 1 deneyimli kişi bulunur. Bu kişi, çoğu zaman popülerlik veya eğlence amacıyla, grubu manipüle etmeyi başarır. Özellikle bu durumda olan insanlar, James Randi Vakfı gibi şüphecilerin kontrollü ortamlarında bu sahtekarlıklarını tekrar etmeyi denedilerse de, hiçbir zaman başarılı olamamışlardır. Çünkü ortada çoğu zaman ideomotor faaliyetler bile bulunmaz; basitçe, grubun şarlatanı oyunu yönlendirmektedir.

Bu tür konular bilimsel olarak neredeyse hiç dökümanlanmamıştır, çünkü sadece birer halk efsanesi olarak yaşarlar; aklı salim olan hiç kimse, bu tür iddialara sahip değildir. Çoğu zaman, aklı başı yerinde olan insanlar da, grubun etkisine kapılarak bu oyunlara alet olmaktadır ve kafaları karışmaktadır. Bu gibi bir durumda kafa karışıklığı çok normaldir, çünkü zaten ideomotor faaliyetlerin önünü açan, bu beklenmedik duygu karışıklıkları ve bilincin kontrolü yitirmesidir. Özellikle karanlık ve loş bir ortamda, bireyin kendisini ait hissettiği bir grup içerisinde, yüksek psikolojik beklentilerle yapılan ve çoğu zaman da grup içerisinde manipülatörlerin bulunduğu bu uygulamalar, psikolojik sanrılara son derece açıktır. 1 asırı aşkın süredir şarlatanların çıkar elde ettiği de, bu psikolojik boşluktur.

Bu konuda özellikle paranormal iddiaları çürüten şüpheciler, Penn ve Teller gibi Dünyaca ünlü sihirbazlar ve satekarlıkların bilimsel açıklamalarıyla uğraşan illüzyonistler araştırmalar yapmışlardır. Eğer sıradan insanlara soracak olursanız, bunun doğa üstü bir olay olduğuna kolaylıkla kanaat getirirler. Ancak bu şekilde duygusal biçimde varılan yargıların hiçbir bilimsel geçerliliği yoktur. Bu sebeple, bilimsel bir deney gerekir ve yapılmıştır da: Science of Scams (Sahtekarlıkların Bilimi), 1853 yılında Dünyaca ünlü fizikçi Michael Faraday'ın bu paranormal iddiaların arkasında yatan "cisimleri hareket ettirme becerisinin" dayandığı sebepleri anlamaya yönelik deneyini modern bir şekilde tekrar etmiştir. Yapılan çok basittir; ancak çok güçlü bir şekilde sahtekarlığı ortaya koymaktadır: hareket ettirilen fincanın üzerine ufak kartonlar yerleştirilmiştir (aşağıda görülmektedir). Böylelikle, bardağı hareket ettirenin parmaklar mı, yoksa doğrudan bardağa etki eden bir kuvvet mi olup olmadığı ortaya çıkacaktır. Ayrıca, eğer sebep parmaklardan uygulanan kuvvetse, kimin ne kadar kuvvet uyguladığı da gözlenebilecektir. Eğer gerçekten bardak/fincan dış bir güç tarafından yönlendiriliyor olsaydı, parmakların bastırdığı karton bir tarafa giderken, bardak diğer bir tarafa gidebilmelidir. Ancak yapılan tek bir denemede bile böyle bir sonuca varılamadığı gibi, her denemede bardağı hareket ettirenlerin gerçekten de parmaklar, dolayısıyla insanlar olduğu gösterilmiştir. Dolayısıyla ya ideomotor faaliyetin ya da basitçe, sahtekarlığın bu hareketin sebebi olduğu gösterilmiştir.

Ruh, bilimsel geçerliliği olmayan bir kavramdır. Cin diye bir şey yoktur. Ölülerin "geri gelebilecekleri" bir mekanizma bulunmamaktadır.

İdeomotor faaliyetlerin, aldığımız kararların bilincimizin kontrolünde olmadığına dair doğrudan fiziksel bir ispat olduğu düşünülmektedir. Bu konuyla ilgili buradan bilgi alabilirsiniz.

kaynak:https://reklam_link.com/kahve-fincani-ve-ouija-cin-tahtasi-kullanarak-ruhcinolu-cagirmak-mumkun-mudur-2808


Tacettin Şenel

6 ay önce - Cum 03 Tem 2020, 02:55

Yeryüzünde Tek Biz İnsanoğlu değil 18.bin alem Yaşıyor Cinler filimlerdeki Veya Bahsedildiği gibi değildir Herkes genelde doğal olarak Korkar belki görüntüsünden ötürü Fakat Korkulacak birşey yok Ters ayaklı vs değillerdir Zaten Slüet olarak görünürler Görüntüleri Denilenler gibi değildir Hayvan Kedi köpek Maymun Şeklindedir kimisi İnsana andırır İfritler Yani Kuranda geçen Şeytan yani İblisin soyundan gelenler Boynuzlu Kanatlı Kırmızı ve Siyah renktedirler genellikle ellerinde Çatallı sopa olur ama Şeytani cinlerin Hepsi Boynuzludur Şeytani olarak dünyaya gelip iman edenleride vardır Bunlar İnsanlar gibi yarı Müslüman Yarı kafir değil Ya tam Rahmani ya tam Şeytani Benim Babamın babası bu konularda Tecrübe sahibiydi Fakat Babam pek ilgilenmiyordu Ama Emmilerimde Bu Konuların Üstüne zamanında çok düştü Yanlış anlaşılmasın Büyücü vs değil Baba Tarafından gelen Genetik diye tabir edeyim bir Özellik Havas ilmiyle uğraşırlardı Hiç Unutmam Genç Yaşlarımda Emmim Bana bir işlem yaptı ritüel hiçbirşey içmedim ve yemedim Bir Daire çizdi içine Bazı İşlemler yaptı ritüel diyim ve o kağıdı Yakmasıyla İstifrar ettim Boğuluyordum neredeyse Kesinlikle psikolojik değil Hala evimde O kitaplar var fakat ellemeye korkuyorum Çünkü Açık konuşmak gerekirse bu konuda Yol Katetmek istiyorsa bir insan İlim yolunda ilerleyecekse Tam İtikatlı olması lazım Derin konular bunlar Cinler vardır Cinler kendi arasında Kabilelere ayrılmıştır Aynı bizim gibi akıl sahibi varlıklardır Büyü Sihir Nazar hepsi Gerçektir Kurandada Mevcuttur Hz Süleymanın Cinler ile ilgili hadiseleride vardır Cinleri Görmek Cinler ile iletişim kurup Geçmiş hakkında bilgi almak bir marifet değildir ve bunu yapan bir insan Alimde değildir Günlük hayatta insanlar yaşam iş güç gibi hayat koşullarından bu konuların fazla üstüne gitmezler bu konular ile uğraşan kişilerin Ailesinden Soyundan gelen bir genetik diye tarif edeyim özelliği vardır Mesela Adam Bu Cinler alemini görüyor iletişim kurabiliyor Çocuğuda görür ama çocuğu bu konunun üstünde çalışırsa belirlli bir mertebe kateder babası gibi devam edebilir ama çocuk bu konunun üstünde düşmezse sadece gördüğüyle kalır iletişim kuramaz eğer çocuk kötü emellerle bu ilime giderse Şeytanlarla Dost ediniyor ve kötü emellerde kulanıp büyücü olur çıkar Bu Konu çok uzun ve derin konu Bu Konuda bir kural vardır oda Deşifre edilmeyecek kuralıdır Eğer bir kimse bu ilime sahip ise herşeyi söyler karşı alemdeki gördüklerini herkese aynen söylerse ya zarara uğrar yada Özelliğini kaybeder Şunu İnsanlar bilmelidirki Cinler korkulacak bir varlık değillerdir Kolay kolay Eğer biri kapı açmaz ise Fiziki etki edemezler Kişinin Bilinçaltına yerleşir bedenine girer ağırlık vesvese hali gibi durumlar yaratabilirler Algısı kapalı bir insan kolay kolay görmez gece karanlık yerede gitse ormanda geceyi geçirse görmez ve hissetmez bazı durumlar hariç Size bir Sır paylaşayım Hergün Cinler alemini görmek görünmeyeni bilmek için kişi niyet eder ve 1106 defa Ez zahir okursa Kişi zamanla Önce Parıltılar sonra Işıltılar Karartılar duvarda Kayma gibi olaylar yaşar ve yavaş yavaş Slüetler belirir Herşeyi Allah bilir Künfeyekun Allah ol der ve hemen olurverir onun için Eğer Allah bir insana Bir İlim nasib ederse kişide isterse o ilim ona vakıf olurken o kişide korkuda kalmaz Felah hali başlar Öncesinde Allah hepimizi Faydasız ilimden muahafaza etsin Şunu Her müslüman bilmelidirki Cinler vardır gerçektir ve Hertaraftadır İğne atsan yere düşmeyecek kadar nüfusları fazladır Duvarlarda ağaçlarda aklınıza gelebilecek heryerde varlardır Bir odanın içinde yüzlerce vardır Kendini bilen Belirli itikatlarını yerine getiren Kalpten Gönülden İman eden insan Görünmeyen bir çember altına alınır ve Kesinlikle yanına yaklaşamazlar Bu Dünyada sadece biz yokuz 18.Alemin Mustafası Sevgili Hz Peygamberimize ve Ashabına Selam olsun......

Tacettin Şenel

1 ay önce - Cmt 28 Ksm 2020, 00:11

Size kısa bir bilgi vereyim ben ufak yaşlarımdan beri bu konularla istemsiz olarak iç içeyim kendi çapımda ilgileniyorum İfrit Cinlerin Musallatlarında İfrit cinleri Yakan Koruyucu vefkler bu Havas İşlemi Geçmiş yıllarda yazmıştım
Öyle internetten sağdan soldan bu konuları öğrenemezsiniz Aileden gelen bir ilim ile ancak bu konular hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz bir kişi büyü yapılmadığı sürece cinlerin etkisine kolay kolay maruz kalmaz zarar veremezler sadece vesvese verebilirler sıkıntı hali gibi Cinler vardır ve çok kalabalıklardır evinizde bir odanın içinde yüzlerce vardır heryerdeler İğne atsan yere düşmeyecek şekilde nüfusları kalabalıktır bizim gibi akıl sahibidirler Gelecek hakkında kesinlikle birşey söyleyemezler ama Geçmiş hakkında herşeyi görebilirler Maddeyede etki etme potansiyelinede sahiplerdir....



(+)




sayfa 15
« önceki   123 ... 131415
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET