Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2029
halit2834
1 hafta önce - Cmt 21 Ksm 2020, 23:11

Alıntı:

Sıtma

Afrikalılar sıtmaya alışkındır. Mesela Rusya'dan birisi ilk defa sıtma olursa genellikle ölür.


2018 yılında sıtma kaynakli ölümlerin yüzde 90ı Afrikada gerçekleşti.400 bin kişi öldü.
Ayrıca sıtma viral değil parazit kaynaklı.


Mehmet BLC
1 hafta önce - Cmt 21 Ksm 2020, 23:17

Alıntı:
2018 yılında sıtma kaynakli ölümlerin yüzde 90ı Afrikada gerçekleşti.400 bin kişi öldü.
Ayrıca sıtma viral değil parazit kaynaklı.


Aşısı bulun-a-mayan hastalıklardan birisi. Sanki Afrikalıların kökünü kurutmak için özellikle aşısı üretilmiyor ve üretilmek istenmiyor. Toplam nüfusa göre 400 bin kişi çok düşük bir rakam.

Viral ya da parazit konusunu çok iyi bilmiyorum, o konuda bir şey diyemeyeceğim, sadece hastalık olarak ve sürü bağışıklığına örnek istediğiniz için yazdım.



Hamza Halit
1 hafta önce - Cmt 21 Ksm 2020, 23:20

Alıntı:
Birkaç virüs kaynaklı hastalık yazacağım.Bunlarin hangilerine karşı sürü bağışıklığı kazandık bilen yazabilir mi?Ya da sürü bağışıklığının kazanıldığı bir virüs örnek gösterebilir misiniz?

Grip,kızıl,kızamık,su çiceği,kabakulak,zona,uçuk,HPV,AIDS,EBV,kuduz,ebola,KKKA


Üstelik bunlardan en çok öldüren grip. Gribe bağışıklık kazanmış bir topluluk yok. Aşısı da işe yaramıyor. Tecrübe ettim.


halit2834
1 hafta önce - Cmt 21 Ksm 2020, 23:25

Alıntı:
Aşısı bulun-a-mayan hastalıklardan birisi. Sanki Afrikalıların kökünü kurutmak için özellikle aşısı üretilmiyor ve üretilmek istenmiyor. Toplam nüfusa göre 400 bin kişi çok düşük bir rakam.


Haklısınız.En çok vaka gelişmiş ülkelerde olsaydı belkide çoktan tedavisi bulunmuştu.


Mehmet BLC
1 hafta önce - Cmt 21 Ksm 2020, 23:44

Sıtma hastalığı ilacını korona hastalarına vermelerinin, her iki hastalığın da aynı etkileri göstermesi sebebiyle olduğu söyleniyor. Sıtma hastaları da ciğer, eklem ağrıları gibi yerlerin ağrısından şikayet ederler, sıtmanın ileri seviyesinde de bilinç kaybı, titreme, zeka kaybı gibi sonuçlar görünür. Bazı korona hastaları bu durumdan şikayet ettikleri videolar paylaşıyorlar.

Acaba diyorum, korona'nın aşısının bulunmamasında bu sıtma aşısının bulunmamasının da etkisi olabilir mi, hani korona'nın aşısı bulunursa "madem koronanınkini buldunuz, yıllardır bi sıtmayı neden bulamadınız " diye eleştiri gelebilir diye bekletiliyor olabilir mi?




Diğer yandan, bu başlık altında bu konunun tartışmasını daha önce yapmıştık, tekrar hatırlatayım; test sonucu pozitif çıkmasına rağmen ileri seviyede hastalık bulgusu göstermeyenler için hekimlik dışı bir tavsiyede bulunayım, kinin karaciğerde kalıcı hasarlar bırakan bir ilaçtır, korona hastalarına da kinin içeren ilaçlar verilmektedir. Hastalık tamamen geçtiyse kinin içeren ilacı fazla almamanızı tavsiye ederim. Ha doktor illa alacaksınız diyorsa doktor ne diyorsa doğrudur.



Mehmet BLC
1 hafta önce - Cmt 21 Ksm 2020, 23:46

Alıntı:
Alıntı:
Aşısı bulun-a-mayan hastalıklardan birisi. Sanki Afrikalıların kökünü kurutmak için özellikle aşısı üretilmiyor ve üretilmek istenmiyor. Toplam nüfusa göre 400 bin kişi çok düşük bir rakam.



Haklısınız.En çok vaka gelişmiş ülkelerde olsaydı belkide çoktan tedavisi bulunmuştu.



Ülkemizde de bundan 30-40 sene öncesine kadar sıtma hastalığı çok yaygındı, nasıl olduysa tamamen yok oldu, artık tek tük duyuyoruz. Acaba nasıl başarıldı?


ccahit
1 hafta önce - Cmt 21 Ksm 2020, 23:51

Mehmet Bey'in sıtma sorusuna cevap Bayer ilacın sitesinden alıntıdır.
Alıntı:

Türkiye'de Sıtma Mücadelesi

Türkiye'de sıtma vakalarının sayısı ve aktif odak noktaları son yıllarda önemli ölçüde azalmıştır. 2012 yılından bu yana, ülke sadece ülke dışından taşınan vakaları rapor etmektedir. Nüfus hareketi, Türkiye'de yeniden aşılama ve lokalize salgın hastalık riskini artırabilirken, ülkenin tecrübesi, iyi hazırlanmış bir sağlık sisteminin, vektörle bulaşan hastalıkların yeniden ortaya çıkmasını önleyebileceğini göstermektedir.

1945'te, ilk kontrol programı 1925'te başlatılmış olmasına rağmen, 2 milyondan fazla hasta sıtma için tedavi edildi. 1956'da DDT kullanılarak evlerin ilaçlanması sağlandı ve 1957'de ulusal bir sıtma eradikasyon programı kuruldu. Hastalık büyük ölçüde kontrol altındaydı. Kontrol faaliyetlerinin başlatılmasından önce, P. falciparum baskın türlerdi, ancak 1970'lerin başından bu yana sadece P. vivax vakaları bildirildi.

1971'den itibaren Çukurova ve Amikovası alanlarındaki sıtma vakalarının sayısı artmaya başlamış, 1976 ve 1977 yıllarındaki salgın oranlarına ulaşmış, sırasıyla 37.320 ve 115.512 vaka bildirilmiştir. Bu durumun ortaya çıkmasına, Anopheles Sacharovi'nin yoğunluğunda keskin bir artış ve sıtmanın daha sık olduğu Türkiye'nin bölgelerinden işçilerin iç göçü neden olmuştur. Ayrıca, 1970-1975 yıllarında gözetim sistemi tarafından yetersiz kapsama alanı da önemli bir rol oynamıştır.

Yoğun çabalarla ve kayda değer maliyetlerle, büyük ölçekli kontrol operasyonlarının yeniden başlatılmasının ardından, 1978 yılında bu alandaki sıtma sıklığı azalmaya başlamıştır. 1979'a kadar, rapor edilen sıtma vakaları sayısı 29.324'e düştü.

Bununla birlikte, 1980'de 34.000'den fazla ve 1983'te 66.673 vaka ile durum daha kötüye gitti. Bu büyük rakamların ana nedenleri, An. Sacharovi‘nin insketisit direnci geliştirmesi ve insektisitlerin hoş olmayan kokusuna itirazları nedeniyle, hane halkları tarafından ilaçlamanın reddedilmesidir.

1990'dan 1996'ya kadar, sıtma durumu kritik kaldı. Vaka sayıları, 1994'te 84.321 ile zirveye çıkmıştır. Durum, 1997'de, vaka sayılarının bir önceki yıla göre yarıya düştüğü zaman gelişmeye başlamıştır.
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) sulama programının uygulandığı bölgelerde özellikle görülme sıklığı artmıştır. Bununla birlikte, salgınlar, henüz inşaatın henüz başlamadığı alanlarda meydana geldiklerinden, sulama ağını genişletmenin etkisine atfedilemez. Diğer bölgelerde rapor edilen vaka sayısındaki artış büyük olasılıkla göçmen işçiler tarafından sıtma taşınmasından kaynaklanmıştır.

Epidemiyolojik Özellikler

Sıtma bulaşı mevsimsel olup, Mart ayından Ekim ayına kadar sürmektedir. An. Sacharovi, Türkiye'nin en önemli vektörüdür, bunu An. superpictus. Bir. maculipennis ve An. sulbapinus ikincil vektörler olarak takip eder. Sadece P. vivax iletilmektedir. Sıtma riski sadece ülkenin güneydoğu bölgesinde bulunmaktadır. Turizmin yoğunlaştığı batı ve güneybatı bölgelerinde sıtma riski yoktur.


halit2834
1 hafta önce - Pzr 22 Ksm 2020, 00:28

Alıntı:
Ülkemizde de bundan 30-40 sene öncesine kadar sıtma hastalığı çok yaygındı, nasıl olduysa tamamen yok oldu, artık tek tük duyuyoruz. Acaba nasıl başarıldı?


Sıtmaya sebep olan anofel cinsi diş sivrisinek oldugu için sivrisinegi ortadan kaldirirsaniz hastalikta ortadan kalkar.Yani bu bataklıkların temizlenmesi ,ilaclama çalismalari,derelerin islahı, kanalizasyon sisteminin gelişmesi, aritma sistemleri sayesinde bu hastalik ulkemizde kalmadı.Yani en basit tabiriyle temizlik sayesinde.En cok afrikada gorulme sebebi de bu zaten.


Haldun Turan

1 hafta önce - Pzr 22 Ksm 2020, 00:41

Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu,covid-19'a yakalandığını açıkladı.

Başkan Türkoğlu, "Kovid-19 testi sonucumun pozitif olduğunu öğrendim. Basit semptomlarla seyreden rahatsızlığım için evde tedavi ve izolasyon sürecim devam ediyor. Koronavirüse karşı maske, mesafe ve temizlik kurallarına titizlikle uymanızı tavsiye ediyorum" mesajını paylaştı.



Kaynak: Basket Dergisi


yasin3326
1 hafta önce - Pzr 22 Ksm 2020, 00:42

Alıntı:
Sıtma hastalığı ilacını korona hastalarına vermelerinin, her iki hastalığın da aynı etkileri göstermesi sebebiyle olduğu söyleniyor. Sıtma hastaları da ciğer, eklem ağrıları gibi yerlerin ağrısından şikayet ederler, sıtmanın ileri seviyesinde de bilinç kaybı, titreme, zeka kaybı gibi sonuçlar görünür. Bazı korona hastaları bu durumdan şikayet ettikleri videolar paylaşıyorlar.

Acaba diyorum, korona'nın aşısının bulunmamasında bu sıtma aşısının bulunmamasının da etkisi olabilir mi, hani korona'nın aşısı bulunursa "madem koronanınkini buldunuz, yıllardır bi sıtmayı neden bulamadınız " diye eleştiri gelebilir diye bekletiliyor olabilir mi?




Diğer yandan, bu başlık altında bu konunun tartışmasını daha önce yapmıştık, tekrar hatırlatayım; test sonucu pozitif çıkmasına rağmen ileri seviyede hastalık bulgusu göstermeyenler için hekimlik dışı bir tavsiyede bulunayım, kinin karaciğerde kalıcı hasarlar bırakan bir ilaçtır, korona hastalarına da kinin içeren ilaçlar verilmektedir. Hastalık tamamen geçtiyse kinin içeren ilacı fazla almamanızı tavsiye ederim. Ha doktor illa alacaksınız diyorsa doktor ne diyorsa doğrudur.

Önce temaslıydım gelip test yaptılar sonra hidroksiklorokin verip gittiler.Ertesi gün pozitifsin deyip 10 gün karantina ve favipirapir verdiler.Favipirapir ilk gün 12 saatte bir 8 er adet sonraki günler 12 saatte bir 3 er adet alınıyor.Hidroksiklorokin ise 12 saatte 1 adet alnıyor.Bu ilaçların koronavirüsün yayılmasında ve önlenmesinde etkili olduğu söyleniyor.Tabi bunların zararı da kesin vardır.Fayda zarar ilişkisi.Ben zaten test yapmadan 10 gün önce nezle belirtileri ve koku ve tat kaybı olmuştum ama 2 günde geçince test yaptırmaya gitmedim.Demek ki o zaman varmış korona.Koronada tat ve koku kaybı 1-2 haftadan önce pek gelmiyor araştırdığıma göre.Önce ilaçları almak istemedim.Zaten herhangi bir sağlık sorunum yok diye belirtilerde önceden geçince ama virüs akciğere falan iner diye alayım dedim.İlaçlar kalbin ritmini bozuyor kesinlikle.Birazda öksürtüyor çok hafif almadan önce yoktu.İnşallah kalıcı bir hasar bırakmamıştır vücutta.
Sağlık bakanlığı veriyorsa kullanmalıyım diyorsunuz ama yan etkileri için reçetede zaten geri dönüş yaparsanız seviniriz yazıyor tam olarak bilinmiyor bence.Zaten arayıpda soruluyor 2 günde bir.
Her pozitif ve temaslı olana bu tarz ilaçlar verildiği için bir bildikleri vardır diye düşünüyorum.Vermeden önce de soruyorlar zaten kronik bir rahatsızlığınız var mı diye.



sayfa 2029
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET