Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 8
İsmail Akbaba
1 ay önce - Pts 17 Şub 2020, 16:10



Atatürk’ün Malatya’ya Gelişi ve Konuşma Metni

Ordu Müfettişi Fahrettin Altay, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Tevfik Bıyıklıoğu, İçişler Bakanı Şükrü Kaya, Recep peker, A.Afet İnan, Vasıf Çınar, Dr.Reşit Galip, Cumhurbaşkanlığı erkanından Hasan Rıza Soyak, İsmail Hakkı Tekce ve baş yaver Rusuhi Bey’den oluşan bir heyetle 13 Şubat 1931 Cuma günü saat 17.30’da Malatya’ya ulaşan Mustafa Kemal Atatürk, Malatya’lılar tarafından büyük heyecanla karşılanır.

Mustafa Kemal Atatürk, trenden indikten sonra Başvekil İsmet Paşa’ya (İnönü) çekilmek üzere Vali Mehmet Tevfik Bey’e “Yeni yapılan yol ile Malatya’ya vardığımız bu günde, sizi takip ettiğiniz pek isabetli imar faaliyetlerinden dolayı bir daha tebrik ve takdirlerimi arz ederim…” içerikli tergrafı göndermesini emir eder.

Mustafa Kemal Atatürk, trendan indikten sonra kalabalık bir insan topluluğu ile şimdi “Atatürk Evi “ adını taşıyan Türkocağı binasına gider. Atatürk, Türkocağı binasında gençlere ve izleyiciler şu konuşmayı yapar. “Malatya’yı görmek, Malatyalılarla daha çok görüşmek için bu kadar zaman kafi değildir. İleride daha uygun bir mevsimde belki Başvekil İsmet Paşa ile gelip görmek, sizlerle görüşmek fırsatını bulurum. Arkadaşlar önemli bir ilimizin merkezine bizi getiren demiryolu olmuştur. Bu güne kadar bu önemli ve feyizli Malatya’ya gelmek isteyenler bu medeni vasıtanın bulunmamasından dolayı isteklerine kolaylıkla muavffak olamamışlardır. Bu istekler bu memlekete çok feyz getirecek ve memleketin tabii değerlerinden dünyayı faydalandıracak mahiyettedir. Yeni eser, bu genel isteği tatmin edecektir ümidindeyim. Türkiye Hükumetinin tespit ettiği projeler dahilinde belirli zamanlar içinde vatanın bütün bölgeleri çelik raylarla birbirine bağlanacaktır. Demiryolları memleketin tüfenkten toptan daha önemli bir koruma silahıdır. Demiryollarını kullanacak olan Türk Milletinin refah ve medeniyet yollarıdır…”

13 Şubat akşamını Malatya’da geçiren Atatürk, 14 Şubat günü Belediye başkanını ziyaret ederek belediyenin sorunları hakkında bilgi alır. Devamında Milli Eğitim Müdürlüğünü ziyaret ederek “Millet Mektebi” hakkında bilgi alarak talimatlar verdikten sonra çarşıda esnaf ziyaretini de bulunur. Kooperatifçilik üzerinde ısrarla duran Mustafa Kemal Atatürk akşam saatlerinde Dörtyola’a gitmek üzere Malatya’dan ayrılır.

İsmail Akbaba
Arguvan Tarlacık Köyü



İsmail Akbaba
3 hafta önce - Sal 03 Mar 2020, 16:21




Sümerbank (Malatya Bez ve İplik Fabrikası) Kuruluşu
03/03/2020
Sümerbank’ın kuruluşu, büyük sermayeli devlet bankalarına duyulan ihtiyaç sonucu gerçekleşmiştir. Sümerbank’a 3 Haziran 1933 tarihinde 2262 numaralı kanunla kurulmuştur. Sümerbank'ın finansman desteği ile Kayseri ve Bakırköy fabrikaları 1934, Ereğli 1937 Nisan’ında, Nazilli basma fabrikaları 1937 Ekim ayında faaliyete başlamışlardır. Malatya bez ve iplik fabrikasının temeli 1937’de atılmıştır.

Malatya Bez ve İplik fabrikası, 1939 yılında tamamlanıp, üç milyon Türk Lirası harcanarak işletmeye açılmıştır. Fabrikanın kuruluş yılında Malatya’nın idari yapısı; Arapgir, Hekimhan, Akçadağ, Darende, Pütürge, Besni, Adıyaman ve Kahta ilçerinden oluşmaktaydı.

Malatya Bez ve İplik Fabrikası 436 bin metre kare arsa üzerine 71 bin metre kare kapalı alan olarak inşa edilmiştir. Fabrika 14 Aralık 1939 günü üretime başlamıştır. Fabrika faaliyete geçtiği tarihte şehrin nüfusu 90.503 kişi idi. Fabrika, bu tarih itibari ile 24 saat, üç vardiya halinde çalışarak 3.500 kişiye istihdam sağlamıştır.

Fabrikanın ham madde ihtiyacı, çevre il, ilçe ve köylerden sağlanması ile ilin tarımında çeşitlilik ve katma değeri yüksek ürünler üretilmesini sağlamıştır.

1938 yılının Haziran ayından itibaren üretilecek ürünlerin pazarlanması, fabrika çalışanlarına hizmet sunmak amacı ile, sosyal tesis yapmak ve çalışanların gerektiğinde finans sorununu çözmek, için bir kooperatif de kurulur. Fabrika çevresinde nüfusun yoğunlaşması ile birlikte halkın eğitim ihtiyacını karşılamak için, Sümer İlkokulu, ortaokulu ve lisesi adı ile okullar açarak eğitime de katkı sunmuştur.

Fabrika, Malatya’nın çevre illerle kara ve demir yolları ile bağlanmasına, fabrikada istihdam edilen teknik personellerle ilin eğitim ve kültür seviyesinin yükselmesinde lokomotifi görevini üslenmiştir.

Fabrika ürettikleri ürünlerin bir kısmını ihraç etmekle ülke ekonomisine döviz kazandırıyordu. Ürettiği ürünlerin bir kısmını iç piyasaya sunuyordu.

Fabrika, 24 Ocak 1980 tarihinde yürürlüğe konan “Ekonomik İstikrar Paketi” nin uygulamaya konması ile ülkede başlayan özelleştirme furyasına kurban gider.

Özelleştirme kapsamına alınan fabrika, 1998 yılında yapılan ihalede 11 milyon dolar teklifi az bulunarak ihale iptal edilir. 2003 yılında yapılan ihale ile 6.400.000 ABD Doları bedelle Malatya Girişim Grubu’na satılır. Malatya Pamuklu Sanayii İşletmesinin 27.02.2004 tarihinde, devir işlemi gerçekleşir.

Fabrika’nın arsası üzerine Malatya park AVM, belediye binası, otopark, miting alanı, kültür merkezi ve Oteller yapılmıştır. Sümerbank’da çalışan işçiler için yaptırılan tek katlı konutların bulunduğu arsa belediyeye devredilmiştir. Malatya Belediyesi, 2008 yılında 61.250 metrekaresine yeşil alan olmak üzere, 97.300 metrekaresine Sümer Park (Abdullah Gül) parkı yapılmıştır.

Fabrika faaliyette bulunduğu zamanlarda katma değeri yüksek ürünler üretmesi nedeniyle çalışanlarına asgari ücretin bir kaç katı maaş ödemekteydi. Günümüzde AVM’de istihdam edilen sınırlı sayıda çalışan’in büyük bölümü uzun çalışma saatlerine rağmen asgari ücret veya biraz üzeri ücretle çalışıyorlar.

Yayımlanan kategori: Makaleler

İsmail Akbaba


İsmail Akbaba
3 hafta önce - Çrş 04 Mar 2020, 09:32
Hıdırellez (Hızır İlyas)



(+)


Hıdırellez (Hızır İlyas)
04/03/2020
Hızır, Orta Asya’da, Anadolu’da yaşayan Türk’ler arasında ölümsüz olduğuna ve darda kalanların yardımına koşan, iyilik, bolluk getiren efsanevi bir kişi olduğuna inanılır.

Halk Hızır’ı bereket, bolluk ve iyliğin temsilcisi olarak düşünür. Hızır’ın halk inancında belli bir kıyafeti, siması, şekli bulunmamaktadır. Ancak yinede halkımız Hızır’ı kır atlı biri veya dilenci kılıklı biri olarak teleffuz ederler.


2019/10/Elazığ ili Baskil ilçesi Şeyh Hasan köyünde Hızır-Türbesindeki-Resimler

Elazığ İli Baskil İlçesi Şeyh Hasan Köyünde bulunan Hızır Ziyareti ve Hızır-Sandukası
Elazığ İli Baskil İlçesi Şeyh Hasan köyünde Hızır ziyareti bulunmaktadır. Her yıl bir çok insan ziyarete giderek kurban keser dileklerde bulunurlar.

Hızır, çağrılan her yerde çeşitli kılık, kıyafette ve kimlikte gelebileceğine inanılır. Hızır hakında halk arasında bir çok deyim mevcuttur.

Örnek olarak, sıkışmış bir insana beklenmedik bir anda bir yardım gelmesi halinde “Hızır gibi yetişmek” deyimi kullanılır.

Ekonomik alanda beklediğinden fazla ürün üretilmesi halinde “ Hızır eli değmiş” maşallah çok derler.

Hızır’ın her rast gelen yerde olmadığı, sadece kulun sıkışması halinde gelebileceğini ifade etmek için ise “ kul sıkışmayınca Hızır yetişmez” ifadesi kullanılır.

Hızır, hiç kimseyle mukayese edilebilecek bir kişilik olmadığı, her an her yerde olabileceği ve ölümsüz olduğuna inanılır. Hızır, hayır dualarında (Hızır yoldaşın ola) sürekli bulunur. Hızır, Sümerlerin Gılgamış destanının büyük kahramanlarından bir olarak görülür.

Halk, Hızır’ın İlyas adında bir kardeşi veya arkadşı olduğu, Hızır’ın ilyasla yılda bir defa görüştüğüne inanılır. Hızır ve İlyas’ın görüştüğü gün olarakda baharın başlangıç günü sayılan Rumi takvime göre 23 Nisan, Miladi takvime göre 6 Mayıs günü olduğuna inanılır. Hızır ve İlyasın görüştüğü güne Hızır İlyas (Hıdırellez) günü olarak kabul edilir. Halk baharın gelmesini çeşitli etkinliklerle kutlarlar.

İsmail Akbaba

Yayımlanan kategori: Makaleler


İsmail Akbaba
2 hafta önce - Prş 12 Mar 2020, 09:09
Çerçi


Çerçi
12/03/2020
Anadolu topraklarında bir çok medeniyetler kurulmuş, yaşamış, yıkılmış ve yerine gelen yeni medeniyetlerle kaynaşarak en eski kültürler dahi değişikliğe uğrasada günümüze kadar gelebilmiştir.

Anadolu kültürleri arasında “çerçi” mesleğinin önemli yeri vardı. Anadolu insanlarının büyük bölümünün %90’ının köylerde yaşadığı, köyden şehire yılda bir kaç kez gidilebildiği, Markerlerin, süpermarketlerin, bakkalların olmadığı dönemlerde köy halkının ekonomik ihtiyaçlarını çerçiler karşılardı.

Çerçiler, satacakları çay, şeker, biskivi, iğne, iplik, tabak, tas, bardak, bez, kumaş, oyuncak, halkalı şeker ne varsa heybelerine doldurur at’ları, eşekleri, katırları üzerine yüklerler köy, köy ev, ev gezer satarlardı.

Çerçiler, yaptıkları satışlar karşılığında daha çok köylülerden yumurta, arpa, buğday, nohut gibi yetiştirdikleri ürünleri alırlardı. Yani ticarette takas yöntemini kullanırlardı. Ticarette para fazla kullanılmazdı. Çerçiler, hem sattıkları mal’dan kazanr, hem de aldıkları üründen kazandıkları için karlı bir iş yaparlardı. Çerçiler takas yöntemi ile yaptıkları alış verişleri arada bir de olsa veresiye olarak da yaparlardı.


çerçi
Benim tanığı olduğum bir eli çolak, bir ayağı sakat olan topal Hakko isminde bir kişi de çerçilik yapardı. Topal Hakko, Karaca köyü, Karaşatır mezrası, Asar köyü, Ektir, Yukarı Sülmenli, Aşağı Sülmenli, Kışla, Çiflik, Aksütler, Halincek, Katıl, Dostal köylerinde ticaretini yapardı. Köyleri belli bir sıraya koymuş, her gün farklı bir kaç köyde ticaretini yapar, akşam evine dönerdi. Hayvanına yüklediği malları satar, köylülerin siparişlerini alır bir sonraki gün de getirmeye çalışırdı.

Köylüler, çerçiden alışveriş yaparken tercih yapma, beğenmeme şansları yoktu. Satılan her üründen sadece bir cins, bir marka bulundururdu. Kalite, marka, tercih yapma şansı olmayan kadınlar, çocuklar Topal Hakko ne getirirse almak zorunda idiler.


Çerçi mesleği yapan vatandaş
Çerçilerin ağırlıklı müşterisi köylü kadınları ve çocuklardı. Köyün erkekleri çercilerden alış veriş yapmazlardı. Çocukların en sevdiği halkalı şekerlerdi. bir kaç halkalı şeker alan çocuğun mutluluğu dünyalara bedeldi.

Çerçiler, yalnızca çay, şeker, biskivi, iğne, iplik, tabak, tas, bardak, bez, kumaş, oyuncak satmazlardı. Bazıları ise halı, kilim satardı. Arguvan’ın Halpuz köyünde, Muharren isminde bir vatandaş tarla, ekin, harman işi bittikten sonra, ek kazanç sağlamak için halı, kilim satardı. Muharrem’in ekonomik durumu iyi olmamasına rağmen sattıkları malları (Ağustos sonu veya Eylül ayına) harman sonuna veresiye satardı. Ben o zaman çocuktum Muharrem’in zengin olduğunu düşünüyordum. O tarihlerde esnaflarda sattıkları malları harman sonuna (bir yıl sonrasına) veresiye sattıklarını sonradan öğrendim. Halkın bir birlerine öyle bir güveni vardı ki, yapılan satışlarda kredi kartı, nakit para, çek, senet asla sorulmaz sadece bir söz yeterli olurdu.

(+)


Çerçilik mesleği yüz yıllarca Anadolu halkının ticaretinin elinde tuttu. Ancak son yıllarda sanayileşmenin, şehirleşmenin bir sonucu olarak, yerini pazarcılara bıraktı. Çerçi unutulan meslekler arasında tarihteki yerini almak üzeredir.

Yayımlanan kategori: Makaleler

İsmail Akbaba



sayfa 8
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET