Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
ABD nin müttefikimi yada RUSYA nın yoldaşımı oluyoruz.?Yoksa başka yol mu var?
« önceki   123 ... 107108109 ... 118119120   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 108
mustafa1981
1 hafta önce - Çrş 12 Hzr 2019, 16:33

Koray kendi verdiğin sözü bile tutamadın. Hani 10 gün yazmayacaktın. Kalıbımı basarım yazmaya devam edeceksin. Yazmazsan çatlarsın sen. Yazdıkların şeylerin özetini geçeyim burada. İşine nasıl geliyorsa öyle anlatmışsın. Yine ABD ağzını görmek mümkün. Hep ABD argümanları. ABD içine işlemiş senin. İnkar etmek kurtarmıyor seni

Alıntı:
Türkiye özellikle Arap Baharının başlangıcında hem bölge devletlerinin siyasi karar alıcıları hem de halkları nezdinde evrensel insan hakları ve demokrasi söylemini ön plana çıkararak adeta model bir ülke konumuna gelmişti. Bu durum ABD'nin Büyük Ortadoğu ve Ilımlı İslam Projesi ile uyumluydu. Zaten Erdoğan kendi açıklamıştı BOP eş başkanı olduğunu... Bu açıklama İslam ülkelerinde önce tepki görmüş ama ardından 2005-2010 arası (özellikle 2007 seçim başarısından sonra) Arap dünyasının Türkiye ve Ak Parti ilgisi artmıştı. Bu pazarlarla ekonomik ilişkilerin artması ve Türk dizilerine olan talep hep olumlu göstergelerdi. Laik İslam ülkesi oluşu ve ekonomik büyüme Arap ülkelerindeki hem laik hem de daha koyu Müslüman olan farklı kesimlerin her ikisinden de olumlu eleştiriler alıyordu.


Erdoğan ın BOP un eş başkanı olduğunu söylemesini anlamış değilim halen daha. İsrail in BOP u daha sonra ismi Arap baharı oldu tabi ki, Büyük İsrail i kurmak için oluşturulmuş 100 yıllık planın bir ayağı idi.
Erdoğan ın bu plana dahil olmasına halen daha anlam veremiyorum. Daha sonrasında BOP un aslında ne olduğu anlaşıldı demek ki. AK parti de ne çok kandırılıyor ALLAH aşkına
Bazı AK partililer Erdoğan ın öyle davranmasının sebebini ABD ve İSrail in suyuna giderek güçlendiğinde karşı gelmesi olarak yorumluyor. Ancak o konuda ben Erbakan ile aynı düşüncedeydim. ABD ve Siyonist İSrail ile hiç bir şekilde aynı paydada buluşulmamalıydı. Kur an da yahudiler ile dost olmayın diye boşuna yazmıyor.


Alıntı:
Bu süreci tersine çeviren Davutoğlu’nun salt İslamcı yaklaşımının ağırlık kazanması ve Türkiye’nin Arap Baharının Suriye ayağına yönelik politikası oldu. Krizin başlangıcında Suriye yönetimini daha demokratik bir topluma geçiş için dostane bir çerçevede uyarsa da sonrasında söylem ve eylemlerini İslamcı ve mezhepçi eksene kaydırdı. Esad’ın yerinden edileceğinin yakın olduğunu belirtti. Yani egemen bir devlet liderinin alaşağı edileceğini deklare etti. Yine egemen bir devletin sınırları içinde yer alan Emevi Camii’nde Cuma namazı kılacağını iddia etti. Türkiye’deki 2015 seçimleri öncesi Esad’ın Arap Alevi’si olduğunu kitlelere yoğun bir şekilde vurgulaması ve Suriye krizinin Türkiye’nin iç meselesi olduğunu dile getirmesi olumsuz görüşleri arttırdı. Suriye’nin Dostları konferanslarına ev sahipliği yapması ve muhaliflerle yaptığı görüşmeler bir arabuluculuktan ziyade Suriye’nin iç politikasını “emperyal” heveslerle şekillendirme çabası olarak değerlendirildi.


Davutoğulu dediğin adam benim gözümde cezalandırılmamış fetöcüdür. Suriye yi karıştırma amacı güttü ise bunu ABD ve İsrail in ekmeğine yağ sürecek şekilde yapmıştır.
Yalnız sende şu yanlışı ısrarla görüyorum. Anladığım kadarıyla Alevisin. YAnlış anlama Alevilerle hiç bir sorunum yok. İnançlara saygı duyan biriyim. (kendi inancıma da saygı duyulmasını da beklerim doğal olarak) Erdoğan, Ak parti ve Türkiye nin Alevi düşmanı olduğunu ima ediyorsun sürekli.
Kimsenin Alevi vatandaşlarımızla veya başka ülke deki Alevilerle problemi yok. Lütfen şu mağdur ezilmiş haksızlığa uğramış numarasını bırakır mısın? Kimsenin Alevilerle derdi yok. Olmayan bir şeyi varmış gibi göstermeye çalışıyorsun!

Alıntı:
Hatta ağır suçlamalara maruz kalmadık mı legal muhalif unsurlar yerine El Nusra ve IŞİD gibi terör örgütlerine destek sağladığımız iddiası ile...? Silahlı militan girişine izin verdiğimiz iddia edildi... Hatırlayın kamplardaki nüfus gece-gündüz arasında birkaç kat artıp azalıyordu. Davutoğlu IŞİD'liler için “öfkeli Sünni gençler” yakıştırmasını yaptı... Suriye’de kafa kesenler Türkiye’de tedavi görenlerle aynı gruptandı…

İşte o senin ABD nin iddiası idi. Ne güzel dünya Irak ve Suriye nin kuzeyinde Büyük israil i kurmak için deaş işid diye bir örgüt uydur, bu bölgedeki Arapları, Türkmenleri Türkiye ye sür veya öldür (bu arada Türkiye de mültecilerin ekonomik ve siyasal sorunları ile karıştır) üstelik öldürürken de bunu İslam adına yaptığını söyle yakarak öldür, Müslümanlığın kara propagandasını yap ondan sonra kahraman ypg li kürtleri yalandan Deaş, işid ile savaştır bu bölgeleri Deaş tan al(eee direk olarak ypg suriye ye saldırıp Suriye nin özellikle petrol sahaları olan bölgeleri içeren 3 de 1 lik toprağı ele geçirse ypg ve ABD/israil in planı kabak gibi ortaya çıkardı. Bu yolla işgali legalleştirdiler. Ama biz yinede yemedik tabi ki) Ondan sonra ypg terör devletini Akdeniz e ulaştır (Burada Türkiye büyük israil in son adımına dur dedi el bab afrin vs alınarak dur dedik. Bu senin ABD ve İsraililin çok zoruna gitti. problem de burada başladı zaten sıkıntıyı s-400 gibi göstermeye çalışıyorsunuz ancak ABD/İSRAİL ile aramızdaki anlaşmazlığın tavan yapması Cerablus ve El bab a girmemiz ile başlamıştır. Bin defa yazdım ancak ısrarla anlamaz ayağına yatıyorsun) Ondan sonra güneyden gelen israil ypg lilerden bu emaneti alarak Büyük İsrail i kurmuş olacaklardı.)
İŞid i deaş ı kendin kur ondan sonra Türkiye nin üstüne at ne güzel dünya.
O yüzden değil mi El bab da 3000 deaşlı işidliyi öldürdü Türkiye. ABD ypg kaç deaşlı işidli öldürmüş sayı versin! 1000 deaşlı öldürdüm diyebiliyor mu? Hemde Ypg deaş ile Suriye nin üçte birinde savaştığını iddia ediyor. Irak ı saymıyorum bile.
Deaş işid in başkenti olan RAkka yı almak için ypg kaç deaş lıyı öldürmüş. ypg ve senin ABD tam tersine sivilleri öldürmüştür.





Alıntı:
Rakka harekatı sırasında IŞİD karşıtı koalisyonun hava operasyonları '1600 sivil öldürdü'
25 Nisan 2019
Paylaş Facebook Paylaş Messenger Paylaş Twitter Paylaş E-posta Paylaş
Telif hakkıREUTERS
Uluslararası Af Örgütü ve gözlem grubu Airwars 2017 yılında ABD'nin önderliğindeki koalisyon güçlerinin hava operasyonları sırasında Suriye'nin Rakka kentinde 1600 sivilin öldüğünü açıkladı.

Af Örgütü ve Airwars'ın 200 ayrı bölgede yaptığı inceleme sonucunda ölenler arasından 1000 kişinin kimliği tespit edildi.

İki kuruluş da koalisyonun "iki yıldır süren inkâra son vermesi" çağrısında bulundu.

Koalisyon güçleri saldırılar sırasında 159 sivilin hayatını kaybettiğini söylüyor.

ABD, İngiltere ve Fransa'dan oluşan koalisyon güçleri sivil ölümleri önlemek için tüm önlemlerin alındığını ve kararların muhabere kurallarına uygun olduğunu açıklamıştı.



Alıntı:

Uluslararası Af Örgütü: Rakka hava saldırılarında yüzlerce sivil öldü
5 Haziran 2018
Paylaş Facebook Paylaş Messenger Paylaş Twitter Paylaş E-posta Paylaş
Telif hakkıREUTERS
Uluslararası Af Örgütü, geçen yıl ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyonun Suriye'nin Rakka kentine yönelik düzenlediği hava operasyonlarında uluslararası hukukun ihlâl edildiğini söyledi.

Rakka operasyonlarında hayatını kaybeden sivillerin sayısının açıklanan sayıların çok üzerinde olduğunu ifade eden Af Örgütü, koalisyon güçlerini sivillerin güvenliğini dikkate almamakla suçluyor.

Haziran 2017'de başlayan Rakka harekâtında omurgasını Kürt silahlı gücü YPG'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri kara operasyonlarıyla, ABD öncülüğündeki koalisyon ise hava operasyonlarıyla katılmıştı.

Rakka, Ekim 2017'de IŞİD'in elinden alınmıştı.

Rakka'da hava saldırısı düzenlenen 42 noktayı ziyaret eden Uluslararası Af Örgütü yetkilileri, birçok noktada sivillerin de hava bombardımanı sonucu öldüğü sonucuna ulaştı.

Raporda harekât sırasında Rakka'da bulunan Badran ailesinin çatışmalardan kaçmak için dört kez ev değiştirdiği ifade ediliyor ve "Ancak 20 Ağustos'ta düzenlenen hava operasyonunda ailenin üç farklı kuşaktan 39 üyesi öldü" deniyor.

Aynı hava operasyonunda Badran ailesinin 10 komşusunun da öldüğü ifade ediliyor.

Rakka'nın kirli sırları
Türkiye'den gizli Rakka anlaşmasına tepki
IŞİD lideri Ebu Bekir el-Bağdadi nerede?

IŞİD'e karşı savaşta koalisyon sanılandan daha fazla sivili öldürmüş olabilir mi?
Koalisyon güçleri Rakka harekâtı esnasında ve sonrasında gelen sivil ölümleri haberleri üzerine gerekli tüm tedbirlerin alındığı açıklamalarını yapmış, IŞİD'i sivilleri 'canlı kalkan' olarak kullanmakla suçlamıştı.

Uluslararası Af Örgütü, Rakka harekâtında Suriye Demokratik Güçleri'nin yanında savaşan Amerikan özel harekât birliklerine de suçlamalar yöneltti.

Bir ABD özel harekât taburunun Vietnam Savaşı'ndan bu yana görülmüş en büyük topçu baraj ateşini Rakka'da gerçekleştirdiği ifade edildi.

ABD hükümeti ise Rakka operasyonunun akıllı bombaların kullanıldığı bir harekât olarak niteliyor ve sivil can kayıplarının asgari düzeyde tutulduğunu savunuyor.

Rakka harekâtı, IŞİD militanlarının silahlarıyla birlikte kent merkezini terk etmeleri üzerinde varılan bir anlaşma sonucu tamamlanmış ve kentin kontrolü Suriye Demokratik Güçleri'nin eline geçmişti.



Alıntı:
/PKK Rakka'da örgüte katılmaya direnen sivili öldürdü
Terör örgütü YPG/PKK, işgal ettiği Rakka ilinin Mansura beldesinde, zorla silah altına alınmaya direnen bir genci öldürdü.
23.01.2019
YPG/PKK Rakka'da örgüte katılmaya direnen sivili öldürdü

RAKKA/ANKARA

Suriye'nin Rakka ilini işgal eden terör örgütü YPG/PKK, zorla silah altına alınmaya direnen bir genci öldürdü.

Yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Rakka'nın Mansura beldesinde terör örgütü YPG/PKK, öğle saatlerinde Ebu Hamis aşiretine mensup bir genci zorla silah altına almak için alıkoymaya çalıştı. YPG/PKK'lı teröristler, silah altına alınmayı reddeden genci öldürdü.

Olayın ardından genci öldüren teröristler beldeden kaçarken, aşiret üyeleri de örgütün beldedeki sözde merkezlerinden birini basarak ateşe verdi.

Aşiret, beldeyi terk etmesi için YPG/PKK'ya 24 saat süre tanıdı.



Alıntı:
Rakka'nın Kirli Sırları: Bbc Ekibi Işid Militanlarının Rakka'dan Tahliyesi İçin Yapılan Gizli...
BBC'nin özel araştırması, 250 IŞİD militanı ve ailelerinin, ABD-İngiltere öncülüğündeki koalisyon ile Suriye Demokratik Güçleri'nin ortak operasyonuyla Rakka'dan güvenli bir şekilde tahliye edildiğini ortaya koydu.

14.11.2017 03:01
Rakka'nın Kirli Sırları: Bbc Ekibi Işid Militanlarının Rakka'dan Tahliyesi İçin Yapılan Gizli...
BBC'nin özel araştırması, 250 IŞİD militanı ve ailelerinin, ABD-İngiltere öncülüğündeki koalisyon ile Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) ortak operasyonuyla Rakka'dan güvenli bir şekilde tahliye edildiğini ortaya koydu.

BBC muhabirleri Quentin Sommerville ve Riam Dalati'nin haberine göre tahliyeler, Halk Savunma Birlikleri'nin (YPG) ana gövdesini oluşturduğu ABD destekli SDG'nin, Rakka'yı IŞİD'in elinden aldığı geçen ay gerçekleşti.

Tahliye edilen IŞİD'liler arasında, örgütün önde gelen militanlarının yanı sıra çok sayıda yabancı savaşçı da vardı.

Rakka'dan tahliye edilen militanların bir kısmı Suriye geneline dağılırken, aralarından bazılarının da Türkiye'ye gittiği ortaya çıktı.

Tahliye edilen 250 IŞİD militanı, Rakka'nın ABD destekli milisler tarafından ele geçirilmesinden önce yüzlerce araçlı konvoyla şehirden ayrılan ve çoğu IŞİD militanlarının ailelerinden oluşan 4 bin kişi arasında yer alıyordu.

BBC'nin haberine göre onlarca yabancı IŞİD savaşçısı da silah ve cephane yüklü 10 kamyonla Rakka'dan ayrıldı.




Haberde kamyon şoförü Ebu Fevzi ve arkadaşlarının tanıklıklarına yer veriliyor.

Şoförler, 12 Ekim'de SDG'nin kendilerinden, Fırat Nehri kıyısındaki Tabka şehrinde savaştan kaçan sivil aileleri kuzeydeki bir kampa götürmelerini istediğini söylüyor.

Ancak konvoy bir araya geldiğinde kamyonlarda sivil aileler yerine IŞİD savaşçıları, savaşçıların aileleri ve tonlarca silah ile mühimmat olduğu ortaya çıkıyor.

Şoför Ebu Fevzi ve arkadaşlarına gizli tutmaları istenilen bu operasyon için de binlerce dolar ödeneceği sözü veriliyor.

IŞİD savaşçılarının Rakka'dan kaçırılması anlaşması yerel yetkililer tarafından yapıldı. Rakka'da dört ay süren çatışmaların sonunda anlaşmaya varıldı.

Amaç, çatışmalara son vermek, IŞİD'e karşı çıkan daha fazla Arap ve Kürdün hayatını kaybetmesini önlemekti.

Ama aynı zamanda, yüzlerce IŞİD militanının da şehirden kaçması sağlandı. Kolaisyon itiraf etmedi

Anlaşmaya varıldığı dönemde ne ABD ve İngiltere öncülüğündeki koalisyon, ne de koalisyonun desteklediği SDG anlaşmadaki rollerini itiraf etmek istemedi.

Militanların Suriye geneline ve hatta Suriye sınırları dışına kaçmasını sağlayan Rakka'nın bu 'kirli ve gizli sırrı' dış dünyaya yönelik tehdidi de ortaya çıkarıyor.

Bu gizli sırrın dünyaya sızmaması için uğraşılsa da BBC'nin ulaştığı kaynaklar bu anlaşmayı doğruluyor.

Habere kaynak olan isimlerin bir kısmı tahliye konvoyundaydı, bir kısmı konvoya tanıklık etti, bir kısmı da anlaşma müzakerelerine dahil olan isimlerdi.

Kamyon şoförlerinden Ebu Fevzi gördüklerini BBC'ye anlattı:

"Rakka'ya girdiğimiz andan itibaren korkmaya başladık. SDG ile birlikte girmemiz gerekiyordu ama yalnız başımıza girdik. Şehre girer girmez, üzerlerinde bomba yüklü intihar yelekleri ve silahları olan IŞİD savaşçıları gördük. Kamyonlarımıza bubi tuzakları kurdular. Anlaşmada ters giden bir şeyler olsaydı tüm konvoyu havaya uçuracaklardı. Çocuklarının ve eşlerinin üzerinde bile intihar yelekleri vardı."

Suriyeli Kürt birlikler medya mensuplarını Rakka'dan uzaklaştırdı. IŞİD'in kaleleri Rakka'dan kaçışlarının görüntüleri televizyonda yayınlanamayacaktı.

SDG resmi açıklamalarında yalnızca birkaç savaşçının ayrıldığını, tahliye edilenlerin hepsinin bölge halkı olduğunu duyuruyordu.

Ancak BBC'ye konuşan bir kamyon şoförleri bunun doğru olmadığını söyledi


Bazı şoförleri kadın ve çocuklardan oluşan yaklaşık 4 bin kişiyi tahliye ettiklerini, Rakka'ya girdiklerinde ise konvoylarında yüzleri kapalı IŞİD savaşçılarının da olduğunu kaydetti.

BBC'nin ele geçirdiği gizli görüntü kayıtlarında kamyonlarda silahlı kişiler olduğu da görüldü.

Varılan anlaşmaya göre yalnızca bireysel silahlar taşınabilecekti ancak IŞİD militanları tahliye sırasında taşıyabildikleri kadar silahı ve cephaneyi de beraberinde götürdü.

Bir şoförü, konvoyun altı yedi kilometre uzunluğunda olduğunu, 50 kamyon, 13 otobüs ve 100'den fazla IŞİD'e ait araçtan oluştuğunu söyledi.

IŞİD'in yabancı savaşçıları da Rakka'dan tahliye edilen militanlar arasındaydı.

ABD: Bu Suriyelilere kalmış bir mesele

BBC'ye konuşan bir şoför, "Çok sayıda yabancı vardı. Fransa, Türkiye, Azerbaycan, Pakistan, Yemen, Suudi, Çin, Tunus, Mısır…" dedi.

BBC'nin araştırması üzerine ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyondan da anlaşmayla ilgili itiraf geldi.

Rakka'dan 250 IŞİD militanı ve 3500 aile mensuplarının tahliyesine izin verilmişti.

Koalisyon sözcüsü Albay Ryan Dillon, "Biz kimsenin ayrılmasını istemedik. Ama bu, sahadaki yerel liderler tarafından, onlarla ve onlar aracılığıyla yürütülen stratejimizin odağında olan, Suriyelilere kalmış bir mesele. Savaşan ve ölen onlar, operasyonlarla ilgili kararları onlar alıyor" dedi.

Müzakerelerde Batılı bir yetkili de yer alıyordu ancak görüşmelere "aktif olarak katılmadıkları" belirtiliyor.

Albay Dillon, yalnızca dört yabancı IŞİD militanının Rakka'dan tahliye edildiğini ve onların da şimdi SDG'nin gözetiminde olduklarını söylüyor.

Koalisyon ayrıca, sahada personelleri olmadığını, konvoyların geçişini havadan denetlediklerini ifade ediyor.

'Daha bu hafta 20 IŞİD'linin ailesini Türkiye'ye geçirdim'

BBC ekibi insan kaçakçılarıyla da konuştu.

Türkiye-Suriye sınırındaki insan kaçakçısı İmad, "Son birkaç haftada Rakka'dan ayrılıp Türkiye'ye gitmek isteyen çok sayıda aile oldu. Yalnızca bu hafta ben kendim 20 aileyi geçirdim. Çoğu yabancıydı ama Suriyeliler de vardı" dedi.

İmad, kişi başına 600 dolar, aile başına da 1500 dolar ücret alıyor.

BBC'ye konuşan bir diğer insan kaçakçısı da son birkaç haftada çok sayıda ailenin geçtiğini söyledi.

Türkiye'nin sınır kontrollerini sıklaştırmasıyla da insan kaçakçılarının da işi zorlaştı.

Bir kaçakçı "Bazı bölgelerde merdiven kullanıyorduk, bazı bölgelerde nehri geçiyor, bazı bölgelerde de dik dağları geçiyorduk. Çok sefir bir durum" diyor.

İsrail büyük israili kurmak için bunun planlarını 100 yıl öncesinden yaptı 1982 de İsrail de yayınlanan oded yinon planını bir incele istersen. O zaman ne AK parti vardı ne de Türkiye nin suriye ile ilişkileri.
Her şeyin suçunu Ak partiye erdoğana ve sağcılara yükleme hastalığına yakalanmışsın.
Gerçekleri görmek istemiyorsun. O planı bir kez açık okudun mu acaba?

Alıntı:
ABD ve Rusya için İŞİD'i önlemek ön planda iken, bizim için Esad'ın gitmesi öncelikli olunca Türkiye tarihinde ilk defa İslamcı ve mezhepçi terörü desteklemekle suçlandı


Değil mi o yüzden el bab gibi mini minnacık bir şerde Türkiye 3000 deaşlıyı işidliyi öldürdü.
ABD ve Rusya koskoca Suriye nin üçte birlik toprağında (el bab ın herhalde 100 katı daha fazla şehir veya köylerde?) ırak ın deaş işid işgalindeki alanlarda kaç deaşlıyı işidliyi öldürmüş?
İyi ki işid i önlemeye çalışmışlar çalışmasalar ne olacaktı acaba?






(+)

Alıntı:
Rus medyası İŞİD petrolünün Türkiye üzerinden (hatta bazı siyasi yakınlarını da işin içine katarak) satışını sık sık haber yaptı.

Bak sende ABD ağzı ile konuşuyorsun. İddia ediliyor ayağına Türkiye yi suçluyorsun. Yukarıdaki paylaşımları görmezden gelmeye devam et. Dünyanın gerçeklerini değiştirirsin belki.


Alıntı:
Bir yandan Suriye’de halkın taleplerini dikkate alıyoruz deyip diğer yandan Bahreyn’de ayaklanan Şii çoğunluğun Suudi Arabistan askerleri tarafından bastırılmasında sessiz kaldık..

Arkadaş ben senden bir şey anlamadım. Türkiye (yada senin tabirin ile Ak parti) bir ülkenin siyasetine karışsa ortalığı karıştırıyor. Daha da kötü yapıyor diyorsun şimdi de Bahreyn e sessiz kalındı diyorsun.
Türkiye ve Ak parti ne yapsa haksız sana göre Sırf eleştirmek için eleştirmediğine emin misin sen?

Alıntı:
Suriye'de demokratikleşme çağrısı yaparken, tüm dünyanın eleştirdiği Suudi yönetimine karşı hiç ses çıkarmadık

Ses çıkarsak ne olacaktı. Bu sefer de Suudlar ypg ve pkk ya destek veriyor çünkü zamanında adamların iç işlerine karıştık diyecektin! Yani eleştirecek bir şeyin illaki var Koray. Türkiye ne yaparsa yapsın kendini haklı görecek bir argümanın var. Her şey sana yarıyor nasıl oluyorsa?

Alıntı:
İsrail'in Filistin’deki uygulamalarını eleştirirken hep İslami temellere dayanıp işin gerçeği olan hukuki veya evrensel hak ve özgürlükleri ön planda tutmadık..

Bu iddia tamamen senin safsatan. (safsata alınma sana demedim) İsrail in Kudüs başkent kararını ve bir çok kararını Birleşmiş Milletlere taşıdık. Ancak senin iddian ne idi. O topraklarda daha önce Yahudiler de vardı. Ancak o topraklarda nedense Filistinlilerin yaşadığını kabul etmek istemiyorsun. İsrail bunu yapmakla haklı diyorsun. İSrail bir şekilde Filistinlileri kendi ülkelerinden sürmek büyük israil i kurmak istiyor. Ancak sana göre bunu yapmaya hakları var. Asıl sorun buna itiraz eden Türkiye!

Alıntı:
Bir ara İsrail-Hamas ve İsrail-Suriye arasında arabuluculuk yapıyorduk sonra Davutoğlu birden Mescid-Aksa'da namaz kılacağını dile getirdi. Davos, Mavi Marmara derken (Bu iki olay Ortadoğu’da bize olumlu bakılmasını sağlasa da) Filistin sorununa tamamen İslami bakış açısıyla yaklaşmaya başlamamız İsrail ile sıkıntılarımızı daha da arttırdı

Sana göre İsrail filistin konusuna İslami olarak bakıyoruz (bu İslama neden bu kadar kafayı taktın anlamak da mümkün değil. sen Maide 51 de uygulanamaz diyordun ama değil mi?

Alıntı:
Ey inanıp güvenenler (müminler)! Yahudileri ve Hristiyanları dost (veli) bilmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onları dost edinirse o da onlardandır. Allah, yanlışlar içinde olan bir topluluğu yola getirmez.

Yani Yahudileri hristiyanları dost edinmek zorundayız sana göre.
Filistin konusunda hukuki yollara Türkiye kadar başvuran hiç bir ülke yoktur. İsrail sorununa Abd ve suudi arabistan ın mısır ın iki yüzlü bakış açısından hiç bahsetmiyorsun bakıyorum?
Eee olaya ABD açısından bakınca tabi ki suçlu olarak Türkiye görürsün.
Alıntı:

Önce 2007 ardından 2011 seçimlerinde AK Parti gücünü arttırdıkça ABD ve İsrail'e ihtiyacı kalmadığını düşündü ve özüne dönmeye başladı.

Umarım gerçekten de öyledir
Alıntı:
Türk dış politikası Suriye'de işleri daha da karıştırır hale gelince ABD ile sıkıntılar artmaya başladı.

Vay arkadaş Suriyede elinden geleni ardına koymayan ABD ve İsrail in hiç bir şey yapmadığını bütün sorunu Türkiye nin çıkardığını iddia ediyorsun. TAmaman ABD argümanları ve ağzı.
Gerçekleri değiştiremezsin. Yukarıdakiler yeterince cevap vermiştir sana. Yukarıyı bir defa daha oku. Okuduğunu da hiç sanmıyorum. ABd/İsrail in gerçek yüzünü anlatan yazılar işine gelmez çünkü.

Alıntı:
Türkiye, Suriye'de kendi başına etkin olmaya kalkınca, Rusya bizim F-4'ü düşürdü. Bizimkiler Rusya'ya yanaşınca, ABD-Fetö Rus uçağını düşürttü.

Yanlış hatırlamıyorsam Türkiye rus uçağını düşürdüğü için Ruslar bizim uçağı düşürdü. Sen tam tersi olarak anlatmışsın. O zamanlar amaç içimizdeki fetöcüler aracılığı ile Türkiye ve Rusyanın savaşmasını böylelikle Türkiye nin Suriye ye karışmasının tamamen engellemek ve rahatça ypg kürt kukla emanetçi (israil in emanetçisi) devletini kurmaktı.
Alıntı:
Rusya ABD destekli Fetö’den haberdardı ve darbe girişimini kendi çıkarına çok güzel kullanarak Erdoğan’ı destekledi.

Rusyanın yanında ingiliz istihbaratı nın da Türkiye yi haberdar ettiğini söyleyenler var.
Fetöcüler İngilizlerin değil ABD nin adamı idi. İngiliz kendi kontrol etmediği adamı istemez. Yani bizi sevdiklerinden uyarmadılar anlayacağın

Alıntı:
S-400 satışı ile Türkiye-ABD ilişkilerini daha da işin içinden çıkılmaz hale getirerek NATO’da çatlak oluşturmayı hedefledi.

Arkadaş ne taktın s-400 lere. S-400 den önce El bab a girmemiz ABD yi çileden çıkarmıştır.
Rusya S-400 ile Nato da çatlak oluşturmaya çalışıyor ise Amerika da kontrolü bizde olan patriotları ortak üretim şartı ile versin? Madem Nato da çatlak olmasını istemiyorlar bu şartlarla patriot vermemek için niye götlerini yırtıyorlar? Madem bu s-400 ler ruslara avantaj veriyor Patriotları hiç bir senato, kaynak kod üretim kısıtlaması olmadan Türkiye ye versinler! Kimse kimseye bu şartlarla bir şey vermez deme. Rusya tamamen bizim kontrolümüzde olmasa bile Patriotlardan kat ve kat daha iyi şartlarda veriyorlar. Üstelik bu ruslar ile müttefik bile değiliz? Bizim müttefikimiz olduğunu iddia eden ABD için bu neden bu kadar imkansız. Daha üst sistemler elbette vardır ABD de. Thaad teklif dahi etmediler bize. YAni bariz şekilde Türkiye yi bölgede güçsüz tutmaya çalışıyorlar.
Sebep İsrail in karşısında güçlü bir Türkiye olmasını istemiyorlar.
Alıntı:
Böylece güneyinde hem askeri, hem de ekonomik olarak zayıflayan bir Türkiye olacaktı.

Tamam o zaman ABD , Rusların bu planına engel olsun. Türkiye yi askeri ve ekonomik olarak güçlendirsin neden yapmıyor. Çünkü İsrail in işine gelmez o durum. Ama sen kabul etme bunu.

Alıntı:
Türkiye’den iyice ümidi kesen ABD, PYD’yi açıktan ve artan biçimde desteklemeye başladı.

Yapma ya ABD pyd yi bizim yüzümüzden destekliyor yani. Ypg liler bizden Hatay ı talep ederken aslında Hatay ı bizden kim talep ediyordu acaba? Abd ve İsrail olmasın o. Üstelik o zamanlar ne s -400 ler vardı nede başka bir şey.
Bu iş ancak bu kadar sulandırılır. ABD ve İSrail in pkk ,pyd li Kürtleri destekleme planları taa 1980 lerdeki oded yinon planında bile geçmektedir. O planda İsrail in önündeki en büyük engel olarak Türkiye görülüyor Türkiye, Suriye ve Irak ın devletlere bölünmesi öngörülüyor idi. Bunu yapmak içinde Pkk, Pyd ypg jpg sdg deaş, fetö, el kaide her şey kullanılabilir idi. Sanki Abd nin ypg pkk yı desteklemesi yeni bir şey gibi lanse ediyorsun. Öyle olmadığını sende bal gibi biliyorsun.

Alıntı:
Bunu yaparken bir yandan da Türkiye’yi tamamen kaybetmek istemiyordu tabi. Türkiye’yi baskı altına alıp, bu yolla etkilemeye çalıştı. Ekonomi ile iktidara gelen AK Parti, yine Ekonomi ile zayıflatılabilirdi. ABD, Türkiye’yi hala kaybetmek istemiyor. Türkiye üzerinde artan Rus etkisi gelecekte Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’da tehlikeyi arttırabilir. F-35 sorunu, Kıbrıs da işgalci olduğumuzu dile getirmesi, CAATSA tehdidi, Doğu Akdeniz gerilimindeki tutumu, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’a verdiği destekleri arttırma konusu ile Türkiye’yi sıkıştırıp Rus istikametinden döndürmeye çalışıyor.


Eğer gerçekten rus istikametine döndük ise (ki bu senin iddian) ABD bizi kendi istikametine döndürmek istiyorsa bunun yolu
-Türkiye ye ekonomik operasyon çekmek
-Türkiye ye karşı ypg ve pkk yı kullanarak bölmeye çalışmak
-fetö ile darbe yapıp Türkiye de kukla bir yönetim getirmeye çalışmak
-Doğu akdenizde yunanlıların lehinde kararlar aldırmak, Türkiye ye zırnık koklatmamak
-Türkiye nin güneyinde terör devleti kurmaya çalışmak
-Türkiye ye gizli veya aleni şekilde askeri ambargo uygulamak, silah satmayarak güçsüz hale getirmek
DEĞİLDİR.
Abd ve Trump güç zehirlenmesi yaşıyor şu anda. amerika güç siyaseti uyguluyor. Artık hiç bir hak hukuk geçerli değil. Bu siyasette kendi koydukları kuralları bile tanımıyorlar. Dünyayı bu güç zehirlenmesi üzerinden kontrol etmeye çalışıyorlar. Ancak bu siyaset ABD ye ne kadar faydası dokunacak veya gerçekten bu siyasetin başarılı olacağına inanıyorlar mı? Bence bu tür baskıcı ve zorba bir siyaset ABD nin Türkiye yi kendi safına çekmesini sağlamaz. ABD halen daha vekil ve proxy Türkiye özlemini duyuyor. Yine aynı şekilde bana davransınlar istiyorlar. Ancak bu şekilde ABD nin suyuna gitmek ile para kaybetmeye (2.5 trilyon kaybettiğimiz söyleniyor terör, darbe ekonomik kriz vs ile bunları ABD nin başımıza sardığını söylemeye gerek yok herhalde) bölünmeye yıkılmaya doğru gidiyoruz.
ABD Türkiye ye gerçek anlamda Müttefik olarak davranmadığı müddetçe ABD nin suyuna gitmemiz aptallıktan başka bir şey değildir. Sen rusları sevmiyorsun diye de ABD nin yıkıcı ve zorba siyasetine katlanmak zorunda değildir Türkiye.

Alıntı:
Türkiye, Suriye krizinde Esad’a sırt çevirmeden dengeli siyaset izleseydi bu gün Suriye’de durum çok daha farklı olabilirdi.

En başından Suriye de taraflar ABD ve İsrail in gazı ile ayaklanması engellenebilirdi. Esed kendisi baş edebileceğini zannetti ancak ABD ve israil in oyununa geldi.

Alıntı:
Mezhepçi yaklaşım yerine, demokrasi, özgürlükler ve insan hakları üzerinden yürütülen politika ile hem uluslararası destek bulurduk

Türkiye nin mezhepçi yaklaştığı filan yok! O senin iddian! Sana kalsa Erdoğan Alevi düşmanı ve sunni olmayanlardan nefret ediyor. Haklı çıkmak adına saçmaladığının farkında mısın? Ne uğruna Suriye yi ABD ve İsrail in karıştırdığını yalanlamak adına? Sen güneşi balçık ile sıvamaya devam et bir gün başarırsın belki.


Alıntı:
Uluslararası güven kazanıp Rusya’nın ve İran’ın bölgedeki etkinliği yerine biz etkinliğimizi arttırabilirdik. ABD’de İŞİD gibi bir mazeret bulamayınca olaylara burnunu bu kadar sokamayabilirdi. Amaç hem Esad’ı hem de muhalif gurupları kontrollü biçimde tutabilmek olmalıydı.


En başından Suriye olayını anlatayım sana. Suriye de savaş çıkması gerekiyordu. Rahmetli Erbakan ne demişti Suriye de bir gün savaş çıkarsa emin olun hedef Suriye değil Türkiye dir. Büyük israil için Suriye de savaş çıkmalıydı. En başında Esed ve muhalifleri mezhep üzerinden çatıştıran zaten ABD ve israil idi.
İran ın derdi bu bölgede Şiilik idi. Hafız esed zaten İran ın adamı idi.
Rusya desen adamların derdi sıcak denizlere inmek bu uğurda ypg ile de anlaştılar, İsrail ile de anlaştılar iran ile de anlaştılar. Türkiye ile de anlaşmaya çalışıyorlar. Anlayacağın Rusya sıcak denizlere inmek için şeytanla bile anlaşır
Sen bütün bu olanları hiç sayıp Suriye deki savaşın sorumlusu olarak Türkiye yi görerek aklın sıra esas resmi saklamaya çalışıyorsun. Suriye savaşının esas sebebi suriye deki petrol, üsler ve büyük israil in yanında aslında Türkiye ile İsrail arasında tampon bölge oluşturmak bu bölgeden de Türkiye ye saldırmak idi.
Emin ol ypg nin terör devleti Ak deniz e ulaşsa sonrasında bu ypg devletine her türlü uçak, helikopter, HSS hatta ve hatta küçük ölçekte nükleer bombalar verilerek Türkiye ile savaştırılacak, Alınabilirse Türkiye nin doğusu Türkiye den koparılacak ve son tahlilde İstanbul ve Trakya şehir devletleri haline getirilip ABD ve avrupanın denetimine bırakılacaktı. Yani yeni tür bir Serv anlaşması Türkiye ye kabul ettirilecek idi.
Suriye deki savaş bütün bunların başlangıcı olacak idi. Türkiye yi yıkabilmelerinin yolunun Türkiye nin dibinde kendi kontrollerinde bir devletcik kurmak olduğunu anladılar sonunda.
Terör örgütleri ile hiç bir halt yapamayacaklarını anladılar.

Alıntı:
ABD Müslüman Kardeşleri terör listesine alabilirim deyince Erdoğan tepki gösterdi. Ama İhvan 2003 yılından beri Rusya’nın terör listesinde ! Ama PKK bu listede değil. Moskova’da ofisi var. PYD konusu da aynı…

Bu Müslüman Kardeşlerin derdi ne hiç araştırdın mı acaba? Sen Filistinlilerin kurduğu örgütleri de sevmezsin şimdi. Ne de olsa bu örgütler hep ABD ve İSrail karşıtı.
pkk nın moskovada ofisi var inkar etmiyoruz. pkk adb de terör listesinde de ne olmuş Şimdiye kadar bize kaç pkk lı iade ettiler. (apo deme onu asılmama şartı ile verdiler. O şekilde almak tamamen aptallık idi)
Fetullah gülen i vermemeleri için sebep var mı? Madem bizim müttefikimizler neden fetöcüleri iade etmiyorlar? Sen rus düşmanısın diye Abd yi savunuyorsun ancak savunulacak hiç bir yanları yok!

Alıntı:
Mustafa çıkıp şimdi der “ben Rusya yanlısı da değilim” diye… Mustafa olmayabilir ama Türk Hükümeti Rusya yanlısı siyaset izliyor. Benim de lafım bu siyasete… Hükümetin dış politikasını destekliyorum diyorsan seni de Rusya yanlısı yapar bu. Oysa Rusların amacı belli. Güneyinde batı ile ilişkileri bozuk, kontrol edebileceği zayıf bir Türkiye…Batı deyince Mustafa kendine göre Rusya’yı da batı içine alıyor ama batı uluslararası literatürde Avrupa ve Kuzey Amerika demek…


Madem hükümetimiz rus yanlısı siyaset izliyor ABD bize gerçek anlamda müttefik gibi davransın.
Eğer rusya ile ilişkiye girildi ise bunda ABD ve israil in hiç bir suçu ve mes'uliyeti yok sana göre. Senin yaptığın yanlış da bu işte Rus düşmanlığını haklı çıkarma adına ABD nin yaptığı tüm haksız siyaseti ve faaliyetleri haklı görüyorsun. Sorumlusu Türkiye diyorsun. Bu yanlıştan dönmeye de niyetin yok.
Boşuna ABD mandası içine işlemiş demiyoruz. Ak partiye düşmansın diye gidip de ABD argümanlarını savunman nasıl bir yanlış içinde olduğunu görmene engel oluyor. Yada bile bile bunları söylüyorsun.
Gerçekte ne düşündüğünü bir sen bir ALLAH biliyor. Ancak konuştukça da açık veriyorsun.
Ne kadar konuşursan kendin hakkında o kadar şeyi belli edersin.



Alıntı:
Müslüman Kardeşler meselesine gelirsek:

Erdoğan’ın Müslüman Kardeşler yakınlığı 70’li yıllara dayanıyor. İhvan gibi kendisi de Sünni mezhepçisi. İhvan aynı zamanda ABD ve İsrail’i düşman olarak görüyor. Bu nedenle Ürdün ve Suudi Arabistan gibi ABD ve İsrail ile yakın ilişkileri olan kraliyet ailelerini devirmek istiyor.
AK Parti ise Müslüman Kardeşler liderleri ve üyeleriyle kurduğu ilişkileri devlet politikasının merkezine taşıdı. İhvan ile eskiye dayalı bağlar üzerinden “paralel diplomasi” mekanizmaları oluşturuldu. Kurumsal dış politika bundan zarar görürken Erdoğan sızlanmaya başlayan kıdemli diplomatları “monşerler” diyerek aşağılıyordu.

Müslüman Kardeşler özellikle Mısır’da, hem Türkiye’ye hem de Ak Parti’ye çok sıcak bakmıyordu. Laik bir ülkede ABD desteğini arkasına alan bir hükümet olarak görüyordu. 2006-2007 gibi fikir değiştirmeye başladı. Hem Ak Parti’nin yükselen başarı grafiği (bu başarıyı örnek almak isteyen Müslüman Kardeşler, politikalarında daha ılımlı olmaya başladılar ve bu durum ABD’nin BOP’una da uygundu. Erbakan’ın Milli Görüş’ün terk ederek daha liberal ve esnek Ak Parti iyi bir örnekti) hem de Davos, Mavi Marmara olayları bunda etkili oldu. Fakat Mısır’da demokrasi henüz Türkiye seviyesinde bile olmadığından deneyimsiz Müslüman Kardeşler hemen kendi politikalarını uygulamaya başladılar.
Mısır’da iktidara geçtikten kısa süre sonra sadece kendi fikrinde olanları destekleyip, kendinden olmayanları dışladı.

“Arap Baharı” sürecinde Tunus ve Mısır’da Müslüman Kardeşler iktidara gelince AK Parti Suriye ve Libya’da da Müslüman Kardeşler’i alternatif yapmaya dönük oyunların içine girdi.
Diktatörler giderken oluşması muhtemel “Müslüman Kardeşler Kuşağı” üzerine büyük hayaller kuran Ak Parti’nin öngörüleri tutmadı. Bu beklentilerle maceracı bir dış politikaya savrulan AK Parti iktidarı, Mursi’nin devrilmesiyle Mısır’da kaybettikten sonra Suriye, Libya, Irak ve Tunus gibi ülkelerde de hezimete uğradı. Son olarak hayal kırıklığına Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir’in gönderilmesi eklendi.

Mısır’da devrilen Müslüman Kardeşlerden 5 bin kadarının Türkiye’ye kaçtığı söyleniyor. Ak Parti içinde de bazı “abiler” İhvan temelinden geliyor. Ak Parti’nin İhvanı bırakması zor. Müslüman Kardeşler ABD ile ilişkisi olan yönetimleri düşman gördüğünden S.Arabistan, Ürdün, BAE gibi ülkelerle sıkıntı devam eder…


Erdoğan sünni mezhepçisi veya Alevi düşmanı değil. Mezhepçilik yapan sensin Koray. Bu mezhepçi düşmanlığından dolayı Erdoğan ı düşürebilmek için ABD ve İsrail in desteğinin sağlanması gerektiğine inanıyorsun. Ak partiyi iktidardan indirmenin yolu ABD eliyle terörü haklı görmek, darbeleri savunmak, israil in politikalarına katılmak değildir. Yanlış yoldasın. Ve bu yolun savunulacak bir tarafı olmadığını kabul da etmiyorsun.
Müslüman kardeşleri suçlayıp ypg, pyd, ve terörist İsrail i haklı görmen bile aslında nasıl çarpık bir görüşün olduğunun kanıtı. ABD o saydığın ülkelerde hep kendi yalama liderlerini başa getirdi. Yani senin için iyi haber İslam alemi için kötü haber. Daha doğrusu düşman olduğun sunni alemi için kötü haber.
Evet mezhepçilik yapan sensin burada. Türkiye nin mezhep gibi bir problemi yok. Öyle bir problem varmış gibi lanse edilmeye çalışılıyor. Ancak tutmaz o iş. Mezhepsel ayrılıklar ABD ve İSrail in uzmanlık alanıdır.
Kuzey Afrikada, Orta doğu ve asyada bir ara Türkiye de de çok işe yaradı o mezhepler kartı.
Amerika ara ara hep kullanır o mezhep kartını. O mezhepler kartı ile İslam alemini dağıtmaya çalışıyor.
Büyük israil in kurulması için de çok güzel kullanılıyor o mezhepler kartı.


Alıntı:
Türkiye’nin Müslüman Kardeşlerle ilişkisi Amerikan dış politika tercihlerine paraleldi. Türkiye’de sağ siyasete derinlemesine nüfuz etmiş İslami kesimlerin Müslüman Kardeşler’le ilişkileri 1960’larda gelişti ve Komünizme karşı “yeşil kuşak” oluşturma çabaları bunda oldukça etkili oldu

Yanlış. Yukarıda Müslüman kardeşlerin İsrail ve ABD politikalarına karşı olduğunu söylüyorsun sonra gidip olayı Komünizm karşıtlığına bağlıyorsun. Kendinle ne kadar çeliştiğinin farkında bile değilsin.
Amaç ne kendini haklı çıkarmak. Ben şunu şöyle söyleyeyim bu gerçek kabul edilsin ben haklı çıkayım.
Koray işler öyle ilerlemiyor. Herhalde sen sözlerinle gerçekliği maniple ettiğini sanıyorsun.
Süper gücün filan yok Koray öyle bir dünya yok. Yada biz öyle olduğuna inanan aptallar değiliz.

Alıntı:
Müslüman Kardeşler’in Suriye’de Baas rejimine karşı desteklendiği ve silahlandırıldığı 1970’li yıllarda da Türk istihbaratının CIA ve Mossad ile ortak hareket ettiği biliniyor. Hatta istihbaratın hareket üyelerine barınma imkânı sunduğu, askeri eğitim verdiğine dair haberler de basına sızmıştı. Hafız Esad rejiminin 1982’deki Hama katliamından kaçan Müslüman Kardeşler liderlerinden bazıları da Türkiye’ye sığınmıştı. Suriye neden zamanında PKK’ya destek veriyordu sorusunun cevabı da bu…


Madem pkk ya destek veren baas rejimine karşı Müslüman kardeşler desteklendi neden Cia ve Mossad ile ortak hareket etmişiz ki? Pkk ve pyd ye kol kanat geren zaten Cİa ve İsrail idi.
Asala ve devamı olan pkk yı başımıza salan sadece ruslar değildi. ABD ve İsrail de bu örgütü taaa kurulduğnudan beri kullandı. Oded yinon planını oku. Büyük israil devletinin kurulması için Orta doğuda ABd ve İsrail hangi örgütü kullanarak buralarda devlet kuracaktı. Türkiye nin üstüne bir örgütün musallat edilmesi gerekiyordu. Bu örgütde güya kominist olan (nasıl koministlerse artık ABD israil yalaması oldular) pkk ypg pyd kullanılarak Türkiye nin üstüne salındı. Halen daha bu terör kartını en etkin şekilde ABD ve İsrail kullanmaktadır. Sen sanki s-400 olayından sonra ABD ve İSrail onları destekliyor gibi anlatmışsın ancak onların ilişkilerinin 80 lerden beri var olduğunu bal gibi de biliyorsun aslında. Ancak kabul etmek işine gelmez.

Alıntı:
Mustafa şimdi de beni Suriye’nin PKK’ya olan desteğinde Suriye’yi haklı bulmakla suçlayacak. Çünkü hoşuna gitmeyen şeyleri işine geldiği gibi yorumluyor. Ben süreçte yaşananları yazıyorum…


Yapma be Koray. Acitasyona başlama yine. pkk nın bu şekilde davranmasının sebebini kaç defa Türkiye ve Erdoğan a bağlamadın mı? Şimdi kalkıp inkar mı ediyorsun. Bu süreçte yaşananlar dediğin tamamen senin çarpıttığın gerçekler. Gerçekler orada duruyor ve değiştiremiyorsun. Asıl bu gerçekler senin hoşuna gitmiyor.

Alıntı:
ABD, İslamcı kesimi SSCB’ye karşı destekledi ve bu destek yüzünden İslamcı kesim ABD’ye karşı duruş sergileyemedi diyorum…


İslamcı kesim dediğin tarafı muallakta bırakmışsın içlerinde ABD ye veya Rusya ya hizmet eden hainler de var. İslamcı kesim hem SSCB ye karşıdır hem de ABD ye karşıdır. Bir kere birini birine tercih etmez. İki tarafda hristiyandır. Haç ile hilalin savaşında nasıl haçtan birisi tercih edilir. Olayları çarpıtıyorsun!
Asıl ABD İsrail için İslama operasyon çekmektedir. Küçük Bush dememiş miydi? Bizim bu yaptığmız aslında Haçlı seferidir diye. İslami kesim nasıl böyle bir anlayışın yanında yer alarak SSCB ye karşı geliyormuş? SSCB de ABD de İSrail de aynı bokun ve anlayışların lacivertleridir.


Alıntı:
İslamcı kesim dışında gelelim milliyetçilere. 1960 darbesini solcular yaptıysa Alparslan Türkeş’te solcu sınıfına girer senin mantığınla. MHP’nin nasıl kurulduğu, Alpaslan Türkeş/MHP – CIA –Gladyo – Rockfeller bağlantısını bir araştır Mustafa

Yalandan kim ölmüş değil mi Koray. Sen böyle yazınca öyle oluyor kafasındasın.
Alparslan Türkeş 60 darbesini radyo da okudu ancak Darbecilerin amacını Amerikaya olağanüstü haklar veren Menderes in iktidardan indirilmesi sanıyordu. Aç bak tarihi. İşine geldiği gibi buralarda saçmalama.
Sonrasında darbecilerin gerçek yüzünü gören Türkeş in tırnakları bile sökülmüştür. Türkeş darbecilerle aynı kafada olsa idi Generalliğe bile yükselirdi.
MHP nasıl kurulmuş belgelerle açıkla o zaman. Burada saçmalamakla haklı çıkmazsın.
Cia Mhp bağlantısı diyerek zaten saçmalamışsın. Ülkücü yeminini incele MHP nin ilkelerini amaçlarını bir incele . Utanmadan sıkılmadan MHP yi ABD ci yapmışsın. Herkesi kendin gibi ABD sevici sanıyorsun herhalde. Kaynakları paylaş da inceleyelim ,Seninki çamur at yapışmasa da izi kalır mantığı. Bu kin ile bok atıyorsun MHP ye.


Alıntı:
Ben Sağı eleştirirken Sağ görüşlü halkı veya seçmeni kastetmiyorum. Sağ görüşte etkin olan kişi, siyasetçi, kurum-kuruluş, basın-gazeteci…vs yi eleştiriyorum…

Erdoğan düşmanıyım diyorsun yani. Sağ görüşü Erdoğan icat etmedi. Sağ Erdoğandan ibaret değildir.
Sağı eleştirirken Sol un yaptığı hiç bir şeyi kabul etmiyorsun ama SAna göre ABD de İsrail de, pkk da sol da yaptıklarında bir şekilde haklı. Bunların sorumlusu sağ ve Erdoğan. Çok sığ ve yanlış bir dünyan var.


Alıntı:
Bu arada Sol demek illa CHP veya başka bir parti demek değil. Genel görüşü kastediyorum. Ne Perinçek gibi ajanlık veya derin devlet olmakla itham edilen bir kişi, ne de Deniz Gezmiş gibi sokak serserisi ile terörist arası bir kişi tek başına Sol demek de değildir… ( Yeri gelmişken ne Menderes, ne Gezmiş ne de başka biri siyasi suçlamalarla asılmayı hak etmiyor bana göre onu da belirteyim)

O saydığın adamlar Sol u temsil eden adamlar olarak görülmedi mi yıllarca. Hatta adamlara iade i itibar yapmaya çalışanlar oldu.

Alıntı:
Johnson'un mektubu konusu:

Tabii ki onur kırıcıdır… Ama temelindeki sorun bana göre o silahları (hem de anlaşma şartlarını bildiğin halde)alıyorum derken, kendimizin hiçbir şey yapmayıp, var olan üretim tesislerini bile geliştirmeyip kapamamız. Hem CHP, hem de DP dönemi bundan sorumludur.


Vay arkadaş Johnson un Kıbrıs a müdühale etmememizi emreden mektubunu da Türkiye ye bağladı ya
Johnson tehditler içeren mektubu İnönü tarafından kasten halka açıklanmadı. 74 de Erbakan ve Ecevit hükümetinin kıbrıs a çıkma kararına kadar 10 yıl boyunca Kıbrıslı Türklerin katledilmesine sessiz kaldı chp ve inönü. Bunu bile silah anlaşmalarına bağlamışsın ya pes doğrusu.
Abd ve başkan johnson u savunmak adına çok saçma bir argüman olmuş seninkisi

Alıntı:
Bu sırada Makarios Sovyet yanlısı bir tutum izliyordu. Türkiye’nin müdahalesi durumunda Kruşçev’den destek istemişti. Kruşçev, Johnson’a “Eğer Türkiye, Kıbrıs’ı istila ederse, Sovyetler Birliği’nin Türkiye aleyhinde harekete geçmek için başka bir şeyi kalmaz ve bu hareket askeri amaçlı olacaktır...” diye bir mektup gönderir. ABD-Rusya arasındaki Küba krizi daha yeni sonlanmıştı. ABD, SSCB ile yeni bir kriz istemiyordu. Ayrıca ABD hiç hazzetmediği Makarios’un Kıbrıs’ıi Sovyetlere teslim etmesinden de çekiniyordu….


Eee madem ABD Makarios un sovyet yanlısı politikalarına karşı idi neden makarios un adadaki Türkleri öldürmesine göz yumdu. Neden adaya müdahale etmek isteyen Türkiye ye Johnson un tehdit dolu mektubu gönderildi. Neden Türklerin adaya çıkmaları istenmedi?
Neden 74 de adaya çıktık diye ağır ambargolara uğradık?
Sovyet tehlikesine karşı Türklerin adaya çıkmasına izin verselerdi madem. O zaman Sovyet yanlısı Makarios ve örgütü de bizim sayemizde engellenmiş olurdu.
Sanki Adadaki durumun bu hale dönüşmesinde ABD nin katkısı yokmuş gibi konuşmuşsun.
Hep kaka sovyetler suçlu, sağcılar suçlu. Neyse en azından Erdoğan ı suçlamamışsın 60 larda da erdoğan ı suçlamanın saçma olduğuna karar verdin demek ki


Alıntı:
Mustafa sen yazmadan ben söyliyim “Eee yine mi ABD’yi haklı buluyorum?” Hayır, kimseyi haklı veya haksız bulmuyorum… Ben olayların nasıl geliştiğine bakıyorum…

Bal gibide haklı buluyorsun. Johnson mektubunun sorumlusunu Türkiye ilan etmişsin. Sorumlu CHp ve inönüdür. Yani senin solun. Ancak toz kondurmuyorsun maşallah.
ABd nin hatası yok tamamen Sovyetlerin kabahati o durum vay arkadaş.
Ondan sonra ben sadece olayların nasıl geliştiğini anlatıyorum diyorsun. Yalnız bu olaylar gelişirken hep ABD yi aklama derdindesin farkında isen. Hem de ne kadar ilginç Sağı ABD ci olmak ile de sen suçluyorsun. Vay arkadaş ya bu da nasıl bir hastalık. ABD yi aklama derdin de ol geçmişte Sovyet argümanları ile ortalığı karıştırın ondan sonra da sağı özellikle de MHP yi ABD ci cia cı olmakla suçla. Senin solunun ABD ve Sovyetler ile ilişkisini hiç bir şekilde kabul etmedin ama?
Geçmişte Sağ ABD ci idi şu anda Rusçu oldu. Ancak senin Sol un hiç bir şekilde bu sovyetlerden ve ABD den yana olmadı? Vay arkadaş kara propaganda gördüm de bu kadar kuyruklusunu görmedim
Amaç uğruna her türlü yalan dolan serbest size göre. Ne de olsa her türlü yol size mubah!
Senin solunun yaptığı bütün ABD ,sovyet yandaşlığını, darbe destekçiliğini, terör destekçiliğini, mezhepsel çatışmalar tezini SAĞ ın üstüne atıp kurtulduğunu sanıyorsun. Buna psikolojide kendi suçunu karşısındakine atma denir. (Yansıtma) Suç samurlu kürk olmuş kimse üstüne almamış Sen sağı suçlamaya devam et. 40 defa tekrarla belki birileri inanmaya başlarda başkalarını da inandırırlar Bu kafayla devam et sen.

Alıntı:
Suçlu olan bu ülkede eğitimi, yatırımı, teknolojiyi önemsemeyip sadece kişisel çıkarını düşünen kendi içimizdekilerdir diyorum… Dışardakiler de bu durumdan faydalanırlar…


Kendi kişisel çıkarını düşünenler de sana göre hep sağcılar, Müslümanlar, Erdoğan, Ak parti. MHP.
Dışarıdakiler bundan faydalanır yani adamlar ne yapsa kendilerine göre haklı tarafları var.
ABD nin suyuna gidelim diyen sen kendini bu durumun hiç bir yerine yerleştirmiyorsun ama?
Tereyağınan kıl çeker gibi sıyrılıp gidiyorsun ama?
Koray bu 10 günlük tatilin ne zaman başlayacak? Biraz kafa dinleyeyim artık.
Senin haksız ve yalan ithamlarından bıktım usandım artık!
Ne zaman kafa dinleyeceğim? Yine bahse varım asılsız ve kaynaksız ithamlarına devam edeceksin!


Aslan Sevda
1 hafta önce - Çrş 12 Hzr 2019, 19:00

ABD'den kritik ziyaret... Türkiye'ye geliyor
Alıntı:
ABD Dışişleri Bakanlığı Terörle Mücadele Koordinatörü Büyükelçi Nathan Sales, Türkiye'ye geliyor. Sales, Türk yetkililerle terör örgütleri ile mücadele, sınır güvenliği ve PKK terör örgütü konularını ele alacak.


http://www.haber7.com/siyaset/haber/2868803-abdde ...ye-geliyor

Bakalım terör konusunda Abd ile dost muyuz düşman mıyız ?


safsata00
1 hafta önce - Prş 13 Hzr 2019, 00:13

Alıntı:
Davutoğlu, Türkiye'nin imkanlarını aşan, ihtiraslı Neo-Osmanlıcı politikaları "Stratejik Derinlik" ve "Merkez Ülke Türkiye" hayaliyle Suriye'deki savaştan fırsat yaratmak istedi. Bu politika Balkanlar'da işe yaramamıştı, Ortadoğu'da ise başımıza büyük dert açtı....


Bunun için balkanlarda nasıldık?nasıl olduk karşılaştırması yapman gerekiyor.Verilerin neler?neler kaybetmişiz eskiden bizim olan?

Alıntı:
Türkiye özellikle Arap Baharının başlangıcında hem bölge devletlerinin siyasi karar alıcıları hem de halkları nezdinde evrensel insan hakları ve demokrasi söylemini ön plana çıkararak adeta model bir ülke konumuna gelmişti. Bu durum ABD'nin Büyük Ortadoğu ve Ilımlı İslam Projesi ile uyumluydu. Zaten Erdoğan kendi açıklamıştı BOP eş başkanı olduğunu... Bu açıklama İslam ülkelerinde önce tepki görmüş ama ardından 2005-2010 arası (özellikle 2007 seçim başarısından sonra) Arap dünyasının Türkiye ve Ak Parti ilgisi artmıştı. Bu pazarlarla ekonomik ilişkilerin artması ve Türk dizilerine olan talep hep olumlu göstergelerdi. Laik İslam ülkesi oluşu ve ekonomik büyüme Arap ülkelerindeki hem laik hem de daha koyu Müslüman olan farklı kesimlerin her ikisinden de olumlu eleştiriler alıyordu.

Müslüman olan farklı kesimlerin her ikisinden de olumlu eleştiriler alıyordu.Dediğin kesim kim hocam?
Alıntı:
Bu süreci tersine çeviren Davutoğlu’nun salt İslamcı yaklaşımının ağırlık kazanması ve Türkiye’nin Arap Baharının Suriye ayağına yönelik politikası oldu. Krizin başlangıcında Suriye yönetimini daha demokratik bir topluma geçiş için dostane bir çerçevede uyarsa da sonrasında söylem ve eylemlerini İslamcı ve mezhepçi eksene kaydırdı. Esad’ın yerinden edileceğinin yakın olduğunu belirtti. Yani egemen bir devlet liderinin alaşağı edileceğini deklare etti. Yine egemen bir devletin sınırları içinde yer alan Emevi Camii’nde Cuma namazı kılacağını iddia etti. Türkiye’deki 2015 seçimleri öncesi Esad’ın Arap Alevi’si olduğunu kitlelere yoğun bir şekilde vurgulaması ve Suriye krizinin Türkiye’nin iç meselesi olduğunu dile getirmesi olumsuz görüşleri arttırdı. Suriye’nin Dostları konferanslarına ev sahipliği yapması ve muhaliflerle yaptığı görüşmeler bir arabuluculuktan ziyade Suriye’nin iç politikasını “emperyal” heveslerle şekillendirme çabası olarak değerlendirildi.


Aynı terraneyi sende kullanmışsın şu namaz kılm hikayesi.Suriyeden kaçan bir zatın davutoğluyla kıldığı namaz sonrası merak etme bir gün emevi camisinde de beraber namaz kılarız demesi suriyede karışıklığı bizim çıkardığımız anlamınamı geliyor.?O egemen devletin camisinin içinde kaç defa namaz kılındı o dönemde bir fikrin varmı?
Alıntı:
İslamcı ve mezhepçi eksene kaydırdı
derken?suriyeye şeriat gelecek,sünnilik başa geçecek yada artık suriyede herkez namaz kılacakmı dedi?
Alıntı:
Krizin başından itibaren muhaliflere destek sağladı
ne demek üstadım?sanırım sendeki tarih kronolojisi algısıda minimum a indi.Dera da başladı olaylar.Dera nere türkiye nere.İki kadın doktorun ejim aleyhine telefonda konuşması ve işkence görüp saçlarının sıfıra vurulmasıyla akrabaları olan 10-12 kişilik genç bir gurubun okul duvarına yazı yazıp işkence görmesiyle halk ayaklandı ve şehir şehir yayıldı.Sınırlarından mülteciler girmeye başladıktan sonra uluslar arası arenada mülteciler için güvenli bölge diye yırtınan türkiye karşılık alamayıp birde mülteciler yüzbinleri geçmeye başlayınca müdahale etmeye başladı.
Bu hükümete nefret derecesinde muhalif olan hüsnü mahalli nin yazısını okumanı tavsiye ederim.
http://www.gazetevatan.com/suriye-de-ic-savas-nas ...13-gundem/
Alıntı:
Hatta ağır suçlamalara maruz kalmadık mı legal muhalif unsurlar yerine El Nusra ve IŞİD gibi terör örgütlerine destek sağladığımız iddiası ile...? Silahlı militan girişine izin verdiğimiz iddia edildi... Hatırlayın kamplardaki nüfus gece-gündüz arasında birkaç kat artıp azalıyordu. Davutoğlu IŞİD'liler için “öfkeli Sünni gençler” yakıştırmasını yaptı... Suriye’de kafa kesenler Türkiye’de tedavi görenlerle aynı gruptandı…


Şu yazdıklarına dair herhangi bir konuşma,görüntü,belge yok zaten üstadım ve radikal hükümet muhalifi bir kaç yayın organından herhangi bir kanıt göstermeden söylenen ve buradan yayılan iddia yada söylentiler.En basitinden Davutoğlu nun IŞİD'liler için “öfkeli Sünni gençler” dediği iddia edilen konuşmanın görüntüsü internette var.Bir dinlemen yeterliydi.İŞİD in ırak ta bu kadar büyümesine yardımcı olan sünni yerel halka yapılan bu kadar zulüm yapılmasa halk İŞİD e yardım etmez ve İŞİD bu kadar büyümezdi diyor adam.Hele İŞİD e silah yardımı mevzusu tam bir komedi.Örgüt sempatizanı bir erel medya kaynağı yayınlıyor bunu ve oradan cumhuriyet gazetesine oradan da dış basına yayılıyor.Yine ne bir foto,belge,görüntü vs.Hiç bir kanıt yok.

Ve sen bu argümanlarlamı kendi ülkeni suçluyorsun?Çok ilginç bir adamsın vesselam.Gitgide şenlenmeye başladı bu muhabbet.

Alıntı:
Rus medyası İŞİD petrolünün Türkiye üzerinden (hatta bazı siyasi yakınlarını da işin içine katarak) satışını sık sık haber yaptı.

Ne diyeceğimi bilemedim ya.O haberler için kullanılan foto ve görüntülerin kuzey ırak tan türkiye sınırına gelen tankerler olduğu zaten ispatlanmıştı üstadım.Hadi rusları anlarım adamların uçağını düşürdük ama sen nasıl düşüyorsun bu tufaya.

Alıntı:
Bir yandan Suriye’de halkın taleplerini dikkate alıyoruz deyip diğer yandan Bahreyn’de ayaklanan Şii çoğunluğun Suudi Arabistan askerleri tarafından bastırılmasında sessiz kaldık... Suriye'de demokratikleşme çağrısı yaparken, tüm dünyanın eleştirdiği Suudi yönetimine karşı hiç ses çıkarmadık... Çünkü o dönemki Kralla aramız iyiydi.


El nusra nında İŞİD inde mezhebi var üstadım,o ayaklandı dediğin şiilerin halk olduğuna eminmisin?.

Alıntı:
İsrail'in Filistin’deki uygulamalarını eleştirirken hep İslami temellere dayanıp işin gerçeği olan hukuki veya evrensel hak ve özgürlükleri ön planda tutmadık... Bir ara İsrail-Hamas ve İsrail-Suriye arasında arabuluculuk yapıyorduk sonra Davutoğlu birden Mescid-Aksa'da namaz kılacağını dile getirdi. Davos, Mavi Marmara derken (Bu iki olay Ortadoğu’da bize olumlu bakılmasını sağlasa da) Filistin sorununa tamamen İslami bakış açısıyla yaklaşmaya başlamamız İsrail ile sıkıntılarımızı daha da arttırdı.


Namaz kılma mevzusu bıktırdı artık.Üstelik birini erdoğan söylemişti davutoğlu değil.Velhasılı diyelim böyle.Yani özal musul bizim toprağımızdı ata yadigarı dediğinde yada Ecevit zamanında filistine saldırı için israil soykırım yapıyor diye açıklamalar (ki aynı ağılıkta başka açıklamalarıda var)bizim sunni meshepçi açıklamalar yapığımızı ve filistin-israil,ABD-IRAK savaşlarını bizim çıkardığımız anlamınamı geliyor.Neredeyse her hükümet döneminde 4 saattevATİNA da kahve içeriz diyoruz ve onlarda konstantinapolis bizim diyor.EEE bizim en az yüz defa yunanistanla savaşa girmemiz gerekmiyormuydu.?

Hocam sonraki çıkarımlarında bu dedikodular üzerinden devam ettiği için onlara girmeyeceğim.Ama sana müslüman kardeşler için şunu söyleyeyim.Bir zamanlar AKP geldiğinde şeriat gelecek,laiklik elden gidecek,bütün kadınlar kara çarşafa bürünüp bütün heryerde içki yasaklanacak diye ortalık yıkılıyordu.17 yıl oldu ne oldu peki?Fos çıktı.O kadar terraneyle ta o zamanlar milli selametken önleri kesilmeseydi nasıl şimdi halk oylarıyla AKP sallanıyorsa çok daha önceden bu durum bitmiş olacak hem iktidarın verdiği ağırlık ve sistem törpüleme işlevi görüp bu partileri sisteme entegre ederken hemde şimdiye çoktan bir iki sol tandanslı iktidar görürdük rahat rahat.Müslüman kardeşleride ne kadar baştırırsan o kadar aşırıya kaçacak (gerçi 100 senedir kaçmamış ama)büyük devlet olmak herkezi bir şekilde sisteme entegre etmektir üstadım.Eğer silahlı eylemlere bulaşmadan bunu halledersen ne ala yok halledemezsen sonunda iş bizimde çk tecrübeli olduğumuz PKK meselesine döner.

Hazır müslüman kardeşlerden bahsediyorken yaşanmış bir olayla kapatayım konuyu.

Mısırda laikliği savunan erdoğan ihvandan tepki almış konuşmasına başlarken erdoğan bizim için geldi diye laiklere çıkışılırken konuşma bittiğinde Erdoğan laiklikten bahsediyor asıl sizin burda ne işiniz var tartışmasına dönüşmüştü olay.Hala darbeye ve halk katliamına karşı gelmek için SİSİ yi kabul etmediler değilde (ki SİSİ darbesine sahip çıksak 15 temmu darbesini kimseye anlatamazdık.)ihvana destek olmak için SİSİ ye karşı çıkıyorlar diye düşünmek baya bir havada ve kanıtsız kalıyor.Helede gittiği her ortadoğu ve afrika ülkesinde laiklik ve demokrasiyi savunan bir sürü açıklaması kanıt olarak dururken meshepçi ve islamcı diye hiç bir kanıtı olmayan suçlamaları dayanak olarak kullanmak kimin ekmeğine bal sürer düşünmek lazım bence.



safsata00
1 hafta önce - Prş 13 Hzr 2019, 00:20

Alıntı:
Kendi kişisel çıkarını düşünenler de sana göre hep sağcılar, Müslümanlar, Erdoğan, Ak parti. MHP.
Dışarıdakiler bundan faydalanır yani adamlar ne yapsa kendilerine göre haklı tarafları var.
ABD nin suyuna gidelim diyen sen kendini bu durumun hiç bir yerine yerleştirmiyorsun ama?
Tereyağınan kıl çeker gibi sıyrılıp gidiyorsun ama?
Koray bu 10 günlük tatilin ne zaman başlayacak? Biraz kafa dinleyeyim artık.
Senin haksız ve yalan ithamlarından bıktım usandım artık!
Ne zaman kafa dinleyeceğim? Yine bahse varım asılsız ve kaynaksız ithamlarına devam edeceksin!


Mustafa çok ağır konuşuyorsun.Sonuçta adamın kendi fikri var ve sana ne kadar ters düşerse düşsün yorum tarzı ağır söz yada hakaret içermiyor.Senin söylediklerini anlamak yada kabul etmek zorunda değil çünkü senden başka bir açıyla bakıyor olaya.Yazarken kafasında soru işaretleri olanlarında burada yazılanları okuduğunu unutuyor gibisin.

Sana bir kıssayı tekrar hatırlatmama izin ver lütfen.

BİR gün Hz. Muhammed, Mekke’nin önemli simalarına İslam’ı anlattığı bir sırada gözleri görmeyen bir adam yanına gelir.

Gözleri görmeyen adam şöyle der: “Allah’ın sana öğrettiklerinden bana da öğret”.
Hz. Muhammed, o sırada adama bir cevap vermez.
Çünkü Mekke’nin uluları, kendilerine özel muamele edilmesini beklemektedirler, Hz. Muhammed de onları gücendirmek istememektedir.
Gözleri görmeyen adam, tekrar seslenince Hz. Muhammed’in yüz hatları elinde olmayarak değişir.
İşte bu olay üzerine...
Allah’ın şu ayetleri gelir:

“1- Peygamber yüzünü ekşitti ve geri döndü. 2- Kör adamın kendisine gelmesinden ötürü. 3- Belki o temizlenecek. 4- Yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek. 5- Kendini sana muhtaç hissetmeyene gelince. 6- Sen ona yöneliyorsun. 7- Oysaki onların temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin. 8- Fakat koşarak sana gelenle. 9- Allah’tan korkarak gelenle ilgilenmiyorsun”. (Abese Suresi)


mustafa1981
1 hafta önce - Prş 13 Hzr 2019, 02:03

Alıntı:
Mustafa çok ağır konuşuyorsun.Sonuçta adamın kendi fikri var ve sana ne kadar ters düşerse düşsün yorum tarzı ağır söz yada hakaret içermiyor.Senin söylediklerini anlamak yada kabul etmek zorunda değil çünkü senden başka bir açıyla bakıyor olaya.Yazarken kafasında soru işaretleri olanlarında burada yazılanları okuduğunu unutuyor gibisin.

Safsata iyi güzel söylüyorsun da Koray (artık mahsus mu yapıyor kafa mı buluyor anlayamıyorum)
Sürekli olarak kaynak vermeden kulaktan dolma bilgilerle asılsız suçlamalarda bulunuyor.
Olay ilk başlarda s-400 konusu idi.
Koray konuyu haklı çıkmak adına Ak parti ve sağ düşmanlığına taşıdı. Baktı ki Ak partiyi ve Erdoğanı suçlamak beni sinirlendirmiyor. Bu sefer milliyetçilere ve MHP ye asılsız iftiralarda bulunmaya başladı. En sonunda beni sinirlendirecek şeyi bulduğunu düşündü herhalde. Sonuçta sağa asılsız ithamlarda bulanmanın beni kızdıracağını anladı hep o yöne saldırmaya başladı artık. Bir bakıma benim yumuşak karnımı bulduğunu düşünüyor hep oraya vuruyor aklı sıra. Çok adice bir şey bu yaptığı.
Haklı çıkmak adına her yol mubah ona göre!
Şu iddialara bakar mısın ALLAH aşkına? Neresinden tutayım bu iddiaların?
-Neymiş Türkiye de bütün darbelerin arkasında sağ varmış.
Yeri gelmişken burada sorayım.
Alıntı:
Yine tekrar ederim, o darbeler yapılırken, o anlaşmalar uygulanırken Sağ kesimden kim karşı çıkıyordu? Karşı çıkanlar hep Sol kesimden değil miydi? Yanılıyorsam söyleyin lütfen...

Koray hani burada söylemişsin ya Darbelere sağ kesim karşı değildi Sol kesim karşı idi demiştin.
12.06.2019 saat: 02:19 daki yazdığım yorumda Türkiye nin darbeler tarihini anlattım. Orayı okursan Darbelerin ardında hep inönü Chp sinin olduğunu görürsün! Hani darbelere karşı çıkan sol idi. Darbelerin bizzat arkasında sol var özellikle İnönü chp si. Yalandan kim ölmüş ama değil mi? Darbelerin arkasında sağ kesim varmış. Vay arkadaş!
Safsata ben bu adama nasıl ağır konuşmayayım. Kendisi de biliyor öyle olmadığını sırf beni kızdırmak için aklı sıra sağa bok atıyor.
Şimdi de darbe lere inönü chp sinin destek verdiğini kabul etmek bir yana MHP yi aslında abd nin tertiplediğini, Mhp lilere CİA nın eğitim verdiği yalanını söylüyor.
Haklı çıkmak adına iyice saçmalamaya başladı.
Daha önce de 6. filo yu kıble yapıp namaz kılanlardan bahsetti. Sanki gerçek Müslümanlarmış gibi. Aklı sıra Müslümanları suçladığını zannediyor. Neyin kafasını yaşıyor anlamış değilim. Bir kere gerçek anlamda Müslüman bir insan hristiyanların baş ülkesi olan ABD nin gemisini nasıl kıble beller. Buna inanmamızı bekliyor mu gerçekten.
Yok efendim zamanında solcular ABD karşıtı imiş de Sağcılar ABD yanlısı politika güdüyorlarmış.
Haklı çıkmak adına insan bu kadar saçmalamaz.

Pkk, yı ABD nin destekleme sebebi Irak operasyonunda ABD den yana olmamamız imiş!
Suriye de pyd nin ABD tarafından desteklenme sebebi, Türkiye nin Suriye yi mezhepsel olarak karıştırması imiş.

Türkiye s-400 almaya karar verdiği için ABD ypg ye pkk ya destek vermeye başlamış. Öncesinde destek vermiyormuş. Yersen!
Her şeyin suçlusu AK parti ve Erdoğan.

Doğu Akdenizde yunan ve rum tarafında olmasının sebebi de Erdoğan imiş.

Ben söylemedim numarası ile İşid i Ak parti ve Erdoğan ın kurduğunu onlarla petrol alışverişi yaptığımızı söylüyor. (işin ilginç tarafı daha önceki konuşmamızda İşid deaş ı ABD nin kurduğunu kabul ettiğini belirtmişti. Şimdi tam tersini iddia etmeye başladı. Kendiyle acayip şekilde çelişmeye de başladı anlayacağın)

Mısırda müslüman kardeşler desteklendiği için Sisi başa getirilmiş. Adam onu bile Türkiye ye daha doğrusu Erdoğan a bağladı.

İsrail de zamanında Yahudiler varmış. Yani sana ne oluyor geçmişte yahudiler vardı orada onların hakkı demeye getiriyor. Ancak bunu söylerken orada yaşayan Filistinlilerden hiç bahsetmiyor. Filistinlilerin hiç hakkı yok demek ki o topraklarda

Erdoğan sünni mezhebi yüzünden Alevileri sevmiyormuş. Konumuz ile alakası yok ancak Erdoğan ın yada Türkiye nin Aleviler ile bir derdi yok. Koray haklı çıkmak adına saçmalamış.

Ne Erdoğan kiniymiş arkadaş. Her şeyin suçlusu ilan etti adamı.
Konuyu daldan dala atlatarak güya haklı çıkmaya çalışıyor.
Ben bütün iddialarını çürüttüğüm halde onlara cevap vermiyor başka yalanlara ve iftiralara başlıyor bu sefer.

Koray ın bu yalanlarından usandım artık. Ne desem kendine göre bir şeyler uydurmaya devam edecek.
Ak parti ve Erdoğan düşmanlığı hastalığına tutulmuş.
Beni de herhalde Ak parti sempatizanı olarak belirleyip Erdoğan ve sağ hakkında yalan iddialarda bulunmaya başladı.

Ben artık bunları mahsus yaptığını düşünmeye başladım. Çamur at yapışmasa da izi kalır politikası bu.
Ancak gerçekleri bu şekilde değiştiremeyeceğini bilmesi lazım.
Bence zaten biliyor da beni sinirlendirmek için bu yalanlara ve iftiralara baş vuruyor.
10 gün yokum diyor belki kafamı dinlerim ancak Koray dayanamaz yine başlar iftira ve yalanlara
Ne güzel Peygamberden örnek vermişsin safsata ancak beni bilirsin ben sabırlı bir insan değilim.
Belki de Koray da bu yüzden mahsus kızacağım konularda yalan iftiralarda bulunuyor.
Amaç acıyan yere vurmak. Bu kafa ona hiç bir şey kazandırmaz. Yoruldum artık. İnsanı yazı yazmaktan soğuttu. Yaptığı yapıcı eleştiri olmaktan çıktı tamamen iftira ve yalan ithamlara dönüştü!



mustafa1981
1 hafta önce - Prş 13 Hzr 2019, 04:53

Alıntı:

Halibo46
Pes artık koray günay


Koray günay bu bütün sol zihniyetin ortak davranış mı bir tartışmaya başlıyorsunuz tartışmada kullandığınız savlarınız daha önce kullanılmış olan kalıplardan oluşuyor çoğunlukla kendi fikirleriniz yerine başkasının fikirlerini alıntılayarak çoğu yerde de konuyu saptırarak olmayan bir şeyi olmuş gibi göstererek sonrada karşıtınızda olan kişi delilleriyle aslında söylemlerinizi çürüterek haksız olduğunuz kanısını oluşturduğu anda başka bir konuya değinerek haksız olduğunuz algısını dağıtmaya çalışmanız ve hiç bir zaman haksız olduğunuzu mertçe kabul etmeden her seferinde başka konulara geçmek ve o kunularda devam edip kendinizi sıyırma çabalarınız sol zihniyetin ortak özelliği midir yazık gerçekten hangi sol zihniyetten birisiyle tartıştıysam her seferinde mustafa 1981 kardeşimle aynı durumu yaşadım yazık gerçekten


Etmez kardeşim etmez neden pes etsin. Koray ve Solu hep haklıdır. Türkiye de ve Dünyada kötü adına ne varsa hep sağın ürünüdür ona göre!

Alıntı:
konuyu saptırarak olmayan bir şeyi olmuş gibi göstererek sonrada karşıtınızda olan kişi delilleriyle aslında söylemlerinizi çürüterek haksız olduğunuz kanısını oluşturduğu anda başka bir konuya değinerek haksız olduğunuz algısını dağıtmaya çalışmanız

Koray aynen bunu yapıyor. İddiasını çürüttüğüm zaman karşı iddiam hiç söylenmemiş gibi duymazdan geliyor ve başka bir konuya geçerek haksız olduğu algısını yok etmeye çalışıyor.
Ondan sonra başka bir iftira ortaya atıyor. Bunu biraz da beni sinirlendirmek için yapıyor.
Sürekli sağı asılsız şeylerle suçla ondan sonra "Ben olayların nasıl geliştiğine bakıyorum" olan durumu söylüyorum diye işin içinden sıyrıl? (yada sıyrıldığını zannet!) İlginç olan durum gerçekler dediği şeyler tamamen kaynaktan yoksun kendi öznel görüşleri ve iftiralarından ibaret. Kendisi bunları dediği zaman bu söylediklerinin gerçekler olduğunu gelişen olayların bu olduğunu iddia ediyor. Kısır döngüye bindirdi işi. Yani bir bakıma olayı inatlaşmaya çevirdi.
Beni anlayan ve hak veren bir kişi daha bulduğum için mutluyum. Teşekkürler
Halibo46 kardeş ilk mesajını bana hak vermek için kullandığın için de tüşekkürler


En son mustafa1981 tarafından Prş 13 Hzr 2019, 06:40 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


mustafa1981
1 hafta önce - Prş 13 Hzr 2019, 05:52

Alıntı:
Teröristler arazileri ateşe verirken görüntülendi
YPG/PKK'lı teröristler, Suriye'nin kuzeyinde işgal ettikleri Tel Abyad ilçesinde sivillere ait arazilerde yangın çıkardı.
AA | 12.06.2019 - 18:33..

YPG/PKK'lı teröristlerin Suriye'nin kuzeyinde işgal ettiği Tel Abyad ilçesinde sivillere ait tarlaları ateş verdiği görüntüler ortaya çıktı.

VİDEOYA ALINDI
"Rakka sessizce katlediliyor" adlı yerel aktivist ağının, sosyal medya hesabından paylaştığı videoda, örgütü simgeleyen bez parçasını taşıyan bir aracın tarım arazilerine geldiği görülüyor.

PKK'lı teröristler sivillere ait arazileri ateşe verirken görüntülendi İZLE

RÜZGAR YÖNÜNDE ATEŞE VERİLİYOR

Cep telefonuyla gizlice uzaktan çekildiği anlaşılan görüntülerde, araçtan inen 2 YPG/PKK'lı terörist, bir süre etrafı inceledikten sonra, tarlayı rüzgar yönünde ateşe veriyor. İki terörist ardından araca binerek hızlıca uzaklaşıyor.

SİVİLLERE AİT BÖLGE
Söz konusu aktivist ağı videoyu paylaştığı mesajında, arazinin Tel Abyad ilçesinin Ayn Arus köyünde yer aldığı ve sivillere ait olduğu bilgisine yer verdi.

Teröristler arazileri ateşe verirken görüntülendi

50 BİN DÖNÜM ARAZİ KÜLE DÖNDÜ
YPG/PKK, son 15 gündür Rakka ve Deyrizor illerinde işgal ettiği bölgelerde Araplara ait tarım arazilerini ateşe veriyor. Halk, Haseke'de de aynı uygulamayı başlatan örgüte karşı arazilerde nöbet tutuyor. Şimdiye kadar yaklaşık 50 bin dönüm arazinin küle döndüğü tahmin ediliyor.




korayguray
1 hafta önce - Prş 13 Hzr 2019, 20:12

Halibo46'ün

Alıntı:
2002 ye darbe dedi ya


yazına cevabım için savunma sanayi sayfası uygun olmadığından buraya yazacağım. Zaten bu sayfanın konusu ile daha ilgili....

1989 yılında ABD Savunma Bakanlığı`nın isteği üzerine Rand Corporation adlı kuruluş “Türkiye`de İslami Radikalizmin Geleceği” konulu 79 sayfalık bir rapor hazırladı. Raporun son bölümünde şöyle yazıyor:

“Türkiye`de İslam`ın yükselmesi olgusuna dikkatli ve seçici bir şekilde yaklaşılmalıdır. Ancak, ihtiyatlı ve alçak perdede kalarak Amerikan çıkarlarına en iyi hizmet mümkündür. İslam`ın rolünü etkileme konusunda en ufak bir Amerikan girişimi ABD`nin çıkarlarına hizmet etmez… Ayrıca İslâmi hareketin ılımlı üyeleri ile ihtiyatlı ve gayr-i res¬mî temasların kurulması ve Yeni Dünya düzenine uygun dini yorumların yayılmasının sağlanması gerekir.”

1990'lı yıllarda, Ilımlı İslam, Dinler Arası Diyalog, Medeniyetler İttifakı söylemleri artmaya başlıyor. (Bu arada Gülen'in Dinler Arası Diyalog taraftarı konuşmaları var)

1992’de, Erdoğan Refah Partisi Beyoğlu İlçe Başkanı iken Amerika'nın Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz ile tanıştırıldı. Abramowitz, İsrail kökenli bir Yahudi olup, ABD’de Yahudi Lobisi'ne yakın duran bir diplomat.

Nisan 1994’te BBC, ABC VE PBC gazetecileri Abdullah Gül ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tayyip Erdoğan ile görüşüyor (O dönemde aracılık etmesi istenen gazeteci Banu Avar "Neden Necmettin Erbakan değil de bu kişilerle görüşmek istiyorsunuz?" diye soruyor)..

1995'ten itibaren Erdoğan sık sık ABD'ye gidiyor. JINSA (Yahudi Milli Güvenlik İlişkileri Enstitüsü) ve Amerikan Jewish Commite (Amerikan Yahudi Komitesi) yetkilileri konuşuyor. Bu iki kuruluşun üzerinde NSA (Beyaz Saray’ın Ulusal Güvenlik Örgütü) ve USIP (Birleşik Devletler Barış Enstitüsü) var... USIP CIA ve Pentagon’la ilişki içerisinde...

Tayyip Erdoğan daha Belediye Başkanı iken ABD’nin İstanbul Başkonsolosları tarafından sık sık ziyaret edildi. Basında aleni olarak ABD’nin Tayyip Erdoğan’a yatırım yapacağı yazılıyordu.

CIA, hiç çekinmeden, açıkça, herkesin ulaşabileceği CIA bağlantılı Rand Corporation'un yayın organında, Ocak 1996'da, Tayyip Erdoğan'ın Başbakan, Abdullah Gül'ün ise Dışişleri Bakanı yapılacağını açıkça yazdı.
CIA istasyon şefi Graham Fuller’in 1996 yılında Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığı’nda Abdullah Gül ile görüştü.

Abdullah Gül veya Tayyip Erdoğan’ın CFR’nin en yetkili şahsı Abramowitz ile görüşmeler yapmaya devam etti.

Abramowitz 15 Ekim 1996'da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Erdoğan'ı makamında ziyaret ederek:

“Siz burayı (İstanbul) yönetip yıldızınızı parlatabildiğinize göre, Türkiye için de çok şey yapabilirsiniz” dedi.

Amerikancı basın bu konuşmayı reklam etti. Tayyip Erdoğan'ın parlatılması başladı.

Aydınlık, 20 Ekim 1996 tarihli sayısında bu olayı kapaktan duyurdu:
"Abramowitz, Tayyip'i Erbakan'ın yerine hazırlıyor"



Abramowitz, Erdoğan'ı makamında sık sık ziyaret etmeye başladı

Abdullah Gül, 26 Şubat 1997’de New York’ta Refah Partisi ile ilgili CFR toplantısına katıldı!

28 Şubat da Amerikancı bir darbeydi. Türkiye’nin ABD ile birlikte Irak’a girmesinin en hararetli savunucusu da Çevik Bir idi. 28 Şubat ardından Milliyetçi İslam'ı temsil eden Ilımlı İslam karşıtı Erbakan 5 yıl siyasetten yasaklandı, ardından "kayıp trilyon" davası ile siyaset dışında bırakıldı. Erdoğan ve Gül'ün önü açıldı.

Bu arada Erdoğan’ın 27 Eylül 1998’de hapis cezasının onanmasından bir gün sonra Washigton’ın talimatıyla ABD’nin İstanbul Başkonsolosu Caroline Hagins’in destek ziyareti gerçekleşti.



1960'lı yıllarda Türkiye'de CIA ajanı olarak görev yapan Graham Fuller 2000 yılında Türkiye hakkında yaptığı "şaşırtıcı" yorumda aynen şunları söylüyor:

"Türkiye, yakın bir gelecekte iki partili bir temsil sistemine gebe... Kökleri geçmişe dayanan ekonomik kriz, iktidardaki koalisyon (B. Ecevit liderliğindeki 57. Hükümetten söz ediyor) partilerinde büyük deprem yaratacak. Fazilet Partisi'nden kopan bir grup ılımlı İslamcı, geniş tabanlı bir siyasi oluşuma gidecek. Bazı etkin siyasetçiler, partilerinden istifa ederek bu yeni oluşuma katılacak. Yeni oluşum kar topu gibi büyüyüp gelişecek. Türkiye'de yakın gelecekte ılımlı İslamcılar iktidara gelecek. Ilımlı İslamcıların yanında İslami söylemlere ters düşmeyen ılımlı sol bir parti de Meclise sokulacak."

CIA İstasyon Şefi Graham Fuller, 2001'de "İslami hareketin liderliği" görevini Tayyip Erdoğan'ın "yenilikçi" gurubuna verdi. "Fazilet Partisi içinde yenilikçilerin ağır basarak yönetime geleceğini, bu kanadın İslami hareketin lideri olacağını" öngördü, yani ABD'nin bu yöndeki arzusunu beyan etti.

Ama yenilikçiler Fazilet'i ele geçiremeyince yeni bir partinin, AKP'nin kurulması gündeme geldi.
Erdoğan'a bu desteği veren CIA Şefi Fuller ve kendisine "istediği her an" ulaşabilen Henri Barkey de Yahudi.

Tayyip Erdoğan, CIA şefleriyle görüştükten sonra TÜSİAD ile görüştü.

Erdoğan, 16 Temmuz 2000'de Amerika'da JINSA (Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü) yetkilileri ile görüşmeler yaptı. Görüşmelerin içeriği bilinmiyor.

Tayyip Erdoğan, 18 Temmuz 2001'de İsrail Büyükelçisi David Sultan ile görüştü.

2001 yılı Temmuz ayında bir lobi şirketi vasıtasıyla Tayyip Erdoğan’a ABD’den gönderilen CFR kaynaklı gizli memorandumda, “Ankara, yerel yönetimlere otonomi vermek milli hükümetin görevlerini yerel düzeyde merkezi olmaktan çıkarmak zorundadır. Dünya(emperyalizm), bütün hükümetlerden bunu istemektedir” deniliyordu.

AKP kurulup programı açıklandığında memorandumda yazılanlar, neredeyse aynı ifadelerle partinin programı haline getiriliyor.

31 Temmuz 2001 tarihli Hürriyet ve Cumhuriyet Gazetesi:
"Türkiye Orta Doğu'da emperyal bir güç olmalıdır. ABD Ortadoğu'daki faaiyetlerini Arap hanedanlarına dayamıştır. Bu ülkelerin halkları arasında giderek yükdelen demokrasi talepleri karşısında bu hanedanlıklar yıkılabilir. Böyle bir tehlike karşısında ABD için en iyi müttefik ancak Türkiye olabilir."

ABD Savunma Bakanı Paul Wolfovitz, Türkiye’nin İslam ülkelerine bir model teşkil ettiğini söyledi ve Türkiye’de olduğu dönemde seçim kararı alındı.

4 Kasım 2002
Erdoğan, 3 Kasım 2002 seçimlerinden bir gün sonra ABD Savunma Bakanı Wolfowitz'e bir mektup yazdı ve gizli kurye ile gönderdi, mektuba özel cep numarasını da yazdı. Mektup 17 Ocak 2004 günü Star Gazetesi'nde Hayrullah Mahmut'un köşesinde yayımlandı. Erdoğan mektubunda, Türkiye Genelkurmayı'nı, "seçim sonuçlarından memnun olmadıkları" için Wolfowitz'e şikayet ediyordu ve Wolfowitz'den, Türkiye Genelkurmayı ile kendisi arasında arabuluculuk yapmasını istiyordu. (Mustafa, sen ne düşünüyordun siyasilerin Türkiye'yi yurtdışına şikayet etmesi ile ilgili???)

Aslında ABD en başta Ak Parti-CHP koalisyonundan yanaydı. Bu nedenle CHP içine de Kemal Derviş'i yerleştirilmişti. CHP, Ilımlı İslam projesini yürütecek olan Ak Parti için Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı kalkan görevi görecekti. Ak Parti tek başına iktidar olsa da IMF ve Kemal Derviş politikaları Ali Babacan tarafından uygulandı.

Bu, Türkiye tarihinde (Osmanlı dönemi dahil) görülmemiş bir rezaletti.

Tayyip'inErdoğan'ın mektubu "Bu yardım ve ülkeme geçmişte gösterdiğiniz dostluk için çok teşekkürler. Sizinle kişisel olarak görüşmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Samimiyetle sizin olan!" şeklinde bitiriyor.

Erdoğan'ın bu mektubu yazdığı Wolfowitz de Yahudi...

Bu olaydan sonra hiçbir resmi sıfatı olmayan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı'nı karargahta ziyaret etti.

Sonra Cumhurbaşkanı'nı Köşk'te ziyaret etti.

Sonra Genelkurmay'ı bir daha...

20 Kasım 2002 Simitis görüşmesi:
Tayyip Erdoğan, 20 Kasım 2002 günü, hiçbir yasal yetki ve sıfatı olmadığı halde Yunanistan başbakanı Simitis ile gizli ve kanunsuz bir görüşme yaptı.

Bu görüşmeye Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı üst düzey yetkilileri alınmadı. Türkiye'nin Atina Büyükelçisi Yiğit Alpoğan, izleyenlerin şaşkın bakışları altında itelenerek odadan çıkarıldı. Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Akın Alpturan ve Dişişleri Bakanlığı Türkiye-Yunanistan İlişkiler Masası yetkilisi Baki İlkin de kapının dışında bekletildiler ve görüşme tutanağa kaydedilmedi. Bu da, Türkiye tarihinde (Osmanlı dönemi dahil) görülmemiş bir rezaletti.

ABD iradesini arkasına alan hiçbir resmi sıfatı olmayan bir şahıs, ülkenin en üst makamlarını tantana ile ziyaret ediyordu.

30 Ocak 2003’te Avrupa Yahudi Kongresi Başkanı Friedman Türkiye’ye geldi, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan ile görüştü!

2 Nisan 2003 tarihinde Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile ABD Dışişleri Bakanı Powell arasında 2 sayfa 9 maddelik sözleşme yapılıyor. Gül, o görüşmeyle ilgili olarak "Onunla 2 sayfalık 9 maddelik bir plan üzerinde anlaştık. Ama ben her yaptığımı kalkıp açıklayamam ki. Powell, Suriye’ye giderken de benimle konuştu. Gizli olan bir sürü gelişme var.... " açıklaması yapıyordu...

Erbakan'ın Ak Parti ve Erdoğan açıklamalarını zaten biliyorsunuz. Ak Parti'nin ABD ve Yahudi projesi olduğunu çok kez açık açık dile getirdi....

16 Şubat 2004 - Kanal D Teke Tek Programı
"Şu anda ABD'nin de düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu, bu proje içinde Diyarbakır bir yıldız olabilir, bir merkez olabilir."

4 Mart 2006 - Bayrampaşa İlçe Kongresi
"Türkiye'nin Ortadoğu'da bir görevi var. Nedir o görev? Biz Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesinin Eş Başkanlarından bir tanesiyiz ve bu görevi yapıyoruz."

12 Ocak 2009 - Ak Parti TBMM Grup Toplantısı
"Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Büyük Ortadoğu Projesi'nin Eş Başkanıdır. Değerli arkadaşlar, Büyük Ortadoğu Projesi'nin amaçları bellidir. Ve o maçların içerisinde Türkiye'nin üstlendiği görev de bellidir."

CIA ajanı Graham Fuller’ın ünlü bir diğer beyanı: ‘Ben Türkiye’nin geleceği için çok iyimserim. Gülen hareketi, Kürt hareketi… Türkiye’deki TÜM HAREKETLERİN SİSTEMLE ENTEGRASYONU, Türkiye’nin gelecekteki istikrarı için esastır. İyimserim çünkü, bu entegrasyonun her geçen gün daha fazla gerçekleştiğini görüyorum!’

NOT: Yukarıda yazılanlar çok kez basında yer aldı ve hiç biri adı geçen kişilerce yalanlanmadı !



mustafa1981
1 hafta önce - Prş 13 Hzr 2019, 20:52

Koray öncelikle şunu söyleyeyim sana. Hani sen 10 gün yoktun ve foruma yazmayacaktın? Daha kendi verdiği sözü bile tutamayan birisin. Ha çok umurumda değil ancak karşımdaki adam kendi sözlerini tutmayan bir adam ise (yani yalan söylüyor isi) Yazdıklarının içinde de elbetteki yalanlar olacaktır.
Sen bana burada laf çakacağına önce Hani sağ ın bütün darbeleri desteklediği iddiana bir cevap verseydin. Konuyu başka olaylara getiriyorsun ben cevaplayınca da hiç söylenmemiş gibi davranıp başka konulara geçiyorsun. O darbeler tarihi yazımda chp ve inönünün darbelere arka çıkmasını ve desteklemesini inkar edeceksin herhalde? Sen inkar etsen de gerçekler değişmiyor.

Alıntı:
4 Kasım 2002
Erdoğan, 3 Kasım 2002 seçimlerinden bir gün sonra ABD Savunma Bakanı Wolfowitz'e bir mektup yazdı ve gizli kurye ile gönderdi, mektuba özel cep numarasını da yazdı. Mektup 17 Ocak 2004 günü Star Gazetesi'nde Hayrullah Mahmut'un köşesinde yayımlandı. Erdoğan mektubunda, Türkiye Genelkurmayı'nı, "seçim sonuçlarından memnun olmadıkları" için Wolfowitz'e şikayet ediyordu ve Wolfowitz'den, Türkiye Genelkurmayı ile kendisi arasında arabuluculuk yapmasını istiyordu. (Mustafa, sen ne düşünüyordun siyasilerin Türkiye'yi yurtdışına şikayet etmesi ile ilgili???)


AK partili olmadığımı söylemiştim. Bu iddianı laf ile değil de kaynak ile desteklersen sana hak veririm. Türkiye yi yurtdışına Babam şikayet etse savunmam
Ancak Chp lilerin Türkiye yi yurt dışında şikayet ettiklerini bizzat kendin biliyorsun.


Alıntı:
Kemal Kılıçdaroğlu yine Türkiye'yi şikayet etti
İngiltere’de akıl almaz ifadelerle Türkiye’ye saldıran CHP lideri Kılıçdaroğlu, yalan ve iftiralarını peş peşe sıraladı.
21 Ekim 2018 Pazar 08:18
Kemal Kılıçdaroğlu yine Türkiye'yi şikayet etti
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Oxford Union'da bir konuşma yapmak üzere İngiltere'ye gitti. Oxford'a gitmeden önce İngiltere'nin Avrupa ve Amerika İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Alan Duncan ve İşçi Parti'nin gölge dışişleri bakanının da dahil olduğu siyasetçilerle bir araya geldi. CHP lideri Kılıçdaroğlu, Oxford'a gitmeden önce Londra'da BBC’ye skandal açıklamalarda bulundu. Ardından öğrencilerle bir araya gelen skandal açıklamalarını sürdürdü. Kılıçdaroğlu’nun söylediği yalan ve iftiraların sadece bir bölümü bile bu kadarı olmaz dedirtti.

TERÖRİSTLERİ AVUKATI

Türkiye’yi küçük düşürmek için elinden geleni yapan Kılıçdaroğlu hem yalanlar söyledi hem iftiralarını peş peşe sıraladı. Bununla da yetinmeyen genel başkan, teröristlerin yılmaz savunucusu rolünü üstlendi. Tüm bunları ve skandal açıklamaları yaparken Kılıçdaroğlu’nun yüzü bile kızarmadı. Akıl almaz ifadeler kullanan CHP lideri, Türkiye’de demokrasinin ve can güvenliğinin olmadığını iddiasında bulundu. Dur durak bilmeyen Kılıçdaroğlu, attığı iftiralar sebebiyle Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve AK Partililere ödemek zorunda kaldığı tazminat cezaları için “İfade özgürlüğüm engelleniyor” ifadelerini kullandı. Göz göre göre yalan söylemekten çekinmeyen genel başkan, teröre destek verdikleri gerekçesiyle ihraç edilen sözde akademisyenleri mağdur göstermeye kalkıştı.

SKANDAL SÖZLER


Hainlerin avukatlığına soyunan Kılıçdaroğlu’nun, böylece teröristlere bakış açısını bir kez daha gözler önüne serildi. CHP Genel Başkanı, terör örgütü PKK’ya her türlü desteği sağlayan HDP’li belediye başkanlarının görevden alınmasını da ihanet gibi sözlerle eleştirdi. CHP’nin ihaneti o kadar ileri seviyeye taşımak için kendisiyle yarışıyor. Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’ye akıl almaz ifadelerle saldırdığı konuşmaları, parti yetkililerince İngilizce’ye çevrilerek yabancı basın mensuplarına tek tek dağıtıldı.

HDP’YLE İTTİFAKI AÇIKLADI


Kılıçdaroğlu, İngiltere’de 2019 yerel seçimine ilişkin soruları cevaplanırken ağzındaki baklayı çıkardı. CHP lideri, ittifak konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, yerel seçimlerde PKK'nın siyasi uzantısı HDP’yle ittifak yapabileceklerini açık bir şekilde belirtti. “Demokrasiden yana olan bütün partilerle işbirliği yapıyoruz” diyen genel başkan “İyi Parti de olabilir Saadet Partisi de olabilir HDP de olabilir” yorumunda bulundu.


Kaynak olmadan lafla itham etmeyle olmuyor Koraycığım. Ama sen bunu hep yapıyorsun değil mi? Ben ne yazsam gerçektir deyince gerçek olmuyor. Bu kötü huyundan vazgeçmedin bir türlü!
Alıntı:
Ak Parti'nin ABD ve Yahudi projesi olduğunu çok kez açık açık dile getirdi...

İlk önce şunu belirteyim CHP nin sanki ABD ye karşı gibi olduğunu söylemişsinde ona sen bile inanmıyorsun bence. ABD dahil her platformda Türkiye yi şikayet eden senin chp değil miydi?
O zaman şunu da cevaplar mısın? Madem bu ak parti ABD ve yahudi projesi
-AK parti 1 mart tezkeresini imzalasa imiş?
-ABD neden Gezi kalkışmasına tenezzül etti? Madem bu ak parti kendilerinin kendi kurdukları partiyi kendileri mi yıkmaya uğraştı?
-Madem Ak parti ABD nin neden El bab, afrin, idlib , cerablus a girdik? Müdahale etmeseydik ABD nin yalaması ypg Akdenize ulaşan bir devlet kursalardı? Ak parti istese buralara müdahale ettirmezdi?
-Madem Ak partiyi ABD ve İsrail kurdu kendi kurdukları partiyi neden 15 Temmuz darbesi ile iktidardan indirmeye çalıştılar?
-Neden ABD nin aleyhine olacak şekilde Savunma sanayinin gelişmesine ön ayak oluyorlar?(Atak, ALtay, TF-X, Hisar, siper projeleri, Tcg anadolu vs vs vs)
Eski hükümetler gibi savunma araçları hep dışarıdan alınsa kim ne derdi ki? s-400 konusunda da (ki halen gelmedi erken konuşmak da istemiyorum aslında) ABD ne derse eyvallah denebilirdi.
-ABD Kudüs ü İsrail in başkenti ilan ettiğinde AK parti itiraz etti BM lerde ABD ye sadece iki üç uyduruk ülke katıldı. Golan tepeleri kararına da muhalefet ettiler? O konularda da ABD den yana tavır alınabilirdi yada seslerini çıkarmazlardı.
Biliyorum ABD den yana olduklarını belli etmemeleri gerekiyordu diyeceksin. ABD düşmanı gibi görünüp ABD nin politikilarını yerine getiriyorlar diyeceksin
Bende sana saçmaladığını peşinen söyleyeyim. ABD yanlısı olan bir parti bu kadar ABD aleyhine karar almazdı. Kendin önceki yazılarında Ak parti ve Erdoğan Abd nin istediklerine karşı olan politikalar güttü o yüzden ABD pkk pyd fetö ye destek oldu.
O yüzden mısır da sisi yi getirdiler
O yüzden suriyede devlet kurmaya çalışıyorlar
o yüzden ak deniz de yunanlılardan yana diyordun.
Şimdi burada kendinle çelişecek şekilde Ak parti ve Erdoğan ABD nin politikalarını yerine getiren abd nin kurduğu bir partidir diyorsun. Koray haklı çıkabilmek adına bayağı saçmaladığının farkında mısın?
Senin solun ve CHP haklı çıksın diye iyice saçmalamaya başladın. Kaynak vs paylaşmadan lafla teoriler üretiyorsun.
Aynı şekilde ben chp yi suçlasam herhalde beni Komplo Teorisyenciliği ile suçlayacaksın. Sen yapınca sıkıntı olmuyor ama nedense??
Koray şu 10 günlük tatile ne zaman çıkacaksın. Biraz kafanı dağıt öyle gel. Senin kafa olmuş bi dünya. Son zamanlarda iyi görmüyorum seni. İşi iyice paranoyaklık ve şizofrenlik seviyeye getirdin.


mustafa1981
1 hafta önce - Prş 13 Hzr 2019, 21:42

Alıntı:
Açıklamalar art arda geliyor! Korkutan uyarı: Bedeli ödenmez
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Umman Körfezi'nde Japonya'ya yük taşıyan iki petrol tankerine saldırıyı kınayarak, "Eğer ortada dünyanın bedelini ödemeyeceği bir şey varsa o da Körfez bölgesindeki büyük bir çatışmadır." dedi.
13 Haziran 2019 Perşembe 20:02
Açıklamalar art arda geliyor! Korkutan uyarı: Bedeli ödenmez
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Umman Körfezi'nde seyir halindeki ham petrol yüklü iki büyük tankere yapılan saldırıyı kınadığını belirterek, "Eğer ortada dünyanın bedelini ödemeyeceği bir şey varsa o da Körfez bölgesindeki büyük bir çatışmadır." dedi.

Guterres, BM Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) yapılan, BM ve Arap Devletleri Ligi arasındaki iş birliği konulu toplantıya katılarak bir konuşma yaptı.

Umman Körfezi'nde Japonya'ya yük taşıyan iki petrol tankerine bu sabah yapılan saldırı hakkında açıklamalarda bulunan Guterres, "Bu sabah Hürmüz Boğazı'nda yaşanan güvenlik olayından derin endişe duyuyorum. Sivil gemilere yönelik her türlü saldırıyı şiddetle kınıyorum. Gerçekler ve bu durumun sorumluları ortaya çıkarılmalıdır. Eğer, dünyanın bedelini ödeyemeyeceği bir şey varsa o da Körfez bölgesindeki büyük bir çatışmadır." ifadesini kullandı.

Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanı Hiroşige Seko, Japonya'ya yük taşıyan iki petrol tankerinin Hürmüz Boğazı yakınlarında saldırıya uğradığını duyurmuştu.

Almanya'dan açıklama

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Umman Körfezi'nde Japonya'ya yük taşıyan iki petrol tankerine yapılan saldırıyı gerilimi arttırıcı ve barış tehdit edici bir unsur olarak niteledi.

Maas, Arnavutluk Avrupa ve Dışişleri Bakanı Gent Cakaj ile görüşmesi sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, Umman Körfezi'ndeki tanker saldırısına ilişkin, ''Gelen haberler rahatsız edici. Değerlendirme yapmamız için bulgulara ihtiyaç var. Ancak bunlar, gerilimlerin artmasına neden olabilecek olaylardır. Saldırılar genellikle açık ticaret yolları için her zaman bir tehdittir ve şu an içinde barış için de bir tehdittir.'' dedi.

Bölgede gerginliğin tırmandırılmaması gerektiğini ifade eden Maas, "Gerilimin aksine bundan uzaklaşmaya ihtiyacımız var. Taraflar buna katkı sunmalı." diye konuştu.

Maas ayrıca ABD Başkanı Donald Trump'ın Kuzey Akım 2 projesi nedeniyle Almanya'ya yaptırım tehdidinde bulunduğunun hatırlatılması üzerine de "Washington'un bu konudaki tutumunu biliyoruz onlarda bizim tutumuzu biliyor. Daha önce de bu tür söylemler oldu." ifadelerini kullandı.

ABD'nin Polonya'ya bin takviye Amerikan askeri gönderme kararı almasının yeni bir şey olmadığını ve bu konuyu yeniden değerlendirmeye ihtiyaç görmediğini dile getiren Maas, yine de gelişmeleri dikkatle izlediklerini kaydetti.

AB'den açıklama geldi
Avrupa Birliği (AB), Umman Körfezi'nde seyir halindeki ham petrol yüklü iki büyük tankere saldırı gerçekleştirildiği iddiasına ilişkin "azami itidal" çağrısında bulundu.

AB Komisyon Sözcüsü Maja Kocijancic, günlük basın brifinginde yaptığı açıklamada, "Bölgenin daha fazla istikrarsızlık doğurucu adıma ve tansiyona ihtiyacı yok. Bölgede provokasyonlardan kaçınılmalı. Bu nedenle, azami itidal çağrısında bulunuyoruz." diye konuştu.

Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanı Hiroşige Seko, Japonya'ya yük taşıyan iki petrol tankerinin Hürmüz Boğazı yakınlarında saldırıya uğradığını duyurmuştu.

Hürmüz Boğazı'nda gerilim
Umman Körfezi'nde sabah saatlerinde iki büyük petrol tankerinde patlamalar olmuştu. Tankerlerdeki 44 kişilik mürettebat İran arama kurtarma ekipleri tarafından kurtarılarak, İran'ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Cask Limanı'na nakledilmişti.

Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanı Hiroşige Seko, Japonya'ya yük taşıyan iki petrol tankerinin Hürmüz Boğazı yakınlarında saldırıya uğradığını duyurmuştu.

Resmi ziyaret için dün Tahran'a gelen Japonya Başbakanı Abe Şinzo, Japonya'ya ham petrol taşıyan iki petrol tankerinin Umman Körfezi'nde saldırıya uğradığı sırada İran lideri Hamaney ile görüşüyordu.

Japonya Başbakanı Abe, İran ile ABD arasındaki gerginliğin azaltılması ve Orta Doğu'da istikrarın sağlanması için Tahran'ı ziyaret ettiğini açıklamıştı


Hürmüz boğazında gerilim olması İran ın işine gelmez. Adamların ekonomisi iyi değil dünyaya petrol satma derdindeler. Amerika, Cia, mossad O gemilere sabotaj düzenleyip suçu İran a atmanın derdindeler. Akılları sıra İran a yapılacak bir operasyonu haklı çıkarmaya çalışıyorlar. Halen daha Irak da o kimyasal silahları bulamadılar hatırlarsanız
Çin in ipek yolunu engellemek için bütün dünyayı ateşe atmaya bile razılar.

Amerika bu güç politikası ile Dünya yı zorbalıkla, tehdit ile şantaj ile, sabotajlar ve ambargolar ile dize getirmeye çalışıyor. Aslında bunlar bile ABD nin artık eski ABD olmadığının kanıtı.
Bu durum bana biraz da 1. liği Çin e kaptırmaya başlamanın verdiği kızgınlık gibi geliyor. Ancak bunun için Asya ülkelerine ve Almanya/Fransaya operasyon çekeceklerine İngiltere merkezli Sermaye ye ve kendi şirketlerine ayar verseler ya? Onlara yeteri kadar gücü yetmiyor mu acaba?
Filler tepişir çimenler ezilir. Bu hiç değişmeyecek anlaşılan



sayfa 108
« önceki   123 ... 107108109 ... 118119120   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET