Ana Sayfa 878 bin Türkiye Fotoğrafı
  
Arap Harflerinden Latin Harflerine Geçiş Dönemi Hakkında...
Sayfa: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13  Sonraki
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz (üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
KültiginK
6 yıl önce - Cmt 26 Oca 2008, 17:57

Arslanlar tarihçilerine sahib olana kadar,avcı öyküleri avcıları yüceltmeye devam edecektir.
Afrika atasözü

Gandhi'ye latin alfabesini kullanıp Sanskrit yazısından vazgeçilmesi teklif ediliyor , neden olmasın yalnız bir şartım var diyor, bütün metinlerimiz latin alfabesine aktarılsın o zaman geçerim diyorum.

Bizde aynısını dedik. Çok kısa sürede geçiş yapılmıştır dedik. İlgili yasada dergi ve gazeteler belli bir süre ile hem Arap alfabesi hemde Latin alfabesini birlikte kullanarak geçişi sağlaması gerekirken, bu geçiş daha sonra 1.5 aya indirilmiştir. Sebeb olarak , halkın sadece Arap alfabesi ile yazılı yeri okuması gösterilmiştir.

Aslında asıl sebeb muhalefeti sustrumaktı.O günün koşullarında dizgi edinmek büyük paraydı. Devlet desteği almadan dizgi, matbaa getirmek olanaklı değildi. Karahanlılar'dan bu yana kullandığımız alfabe gitmiş 1000 yıllık Türk İslam kültür ile bağlar koparılmıştır. Bunu inkar etmek tarihi inkar etmek olur.Tarihe saygısızlık olur.

Biz Türkler için Latin olmuş ,Arap olmuş farketmiyor her ikiside Türk'e ait alfabe değil. Sorun bu değil, sorun geçişin çok kısa sürede yapılması olmasıdır. Onca Türk İslam eserlerine genç neslin ulaşmasının engellenmiş olmasıdır . Mevlana bizim değil diyorsanız,Baki,Fuzili,Ali Şir Nevai bizim değil diyorsanız, bizim değil diyenlere sözüm yok. Sözüm Köklerinden kopmamış Türklere.

Ne Mutlu Türk kalanlara


Borabaris
6 yıl önce - Cmt 26 Oca 2008, 18:38

Her kararın artı ya da eksi yönleri bulunur. Devlet yöneticileri ve idareciler kararlarını alırken artıları ve eksileri toplar ve ülke için en doğru olduğuna inandıkları yönde tercihte bulunurlar.

Arap "elifba"sınden latin alfabesine geçişin hızlı yapılmasının temel nedeni toplumdaki okur yazarlık oranının zaten çok düşük olması ve bu tip bir devrimin ağır gerçekleştirilmesinin eşyanın tabiyatına aykırı olmasıydı. Alfabe devrimi yapıldığında, zaten eski osmanlıca okur yazar olan kesim bu özelliğini yitirmemiştir. Okur yazar olmayan ya da okul çağına yeni başlayan çocuklar için de en doğrusu latin alfabesiyle okuma-yazma öğrenmeleridir. Nitekim eğitim reformu ile birlikte latin alfabesine geçiş sonuç vermiş ve çok kısa bir süre içinde okur yazarlık oranı tırmanmıştır.

Bu bölüm konuyla doğrudan ilgili değil ama yazmak gerekliliği duyuyorum:
Latin alfabesi Arap elifba'sına ve Arapça yazıma göre çok daha pratik, kolay kullanımlı ve Türkçe'ye uygundur. Arap dili ile Türk dili gramatik özellikler açısından da, fonotik olarak farklı özellikler taşımaktadır. Köken olarak da ayrı dil familyalarına bağlıdır. (Türkçe, fin ve macar diliyle aynı dil kökeninden gelmektedir) Sessiz harflarin az olduğu arap elifba'sında sesli harfler hareke denilen işaretlerle anlatılmakta, harfler kelime önlerinde, ortalarında, sonlarında şekil değiştirmektedir. Bugün bir kitapçıya gidip rahatlıkla bulabileceğiniz Osmanlıca kitabı alıp baktığınızda, latin alfabesinin mi arap elifba'sının mı Türkçeye daha uygun olduğunu kolayca anlayabilirsiniz.

Devrimlerle değişimleri ayıran fark, devrimlerin hızlı ve doğrudan uygulamaya konmasıdır. Harf devriminde de geçişin tepeden inme ve hızlı bir şekilde yapılmasının nedeni budur. Arap elifba'sı ve latin abecesi aynı anda kullanılsaydı, okur yazar olmayan insanların kafaları karışacağı ve latin abecesine uyumları zaman alacağı gibi, okur yazar olanlar da eski alışkanlıklarından vaz geçmeyecekti. Üstelik o dönemlerin Türkiye'sini düşünürseniz, ağır savaşlardan çıkmış, endüstrisi olmayan, halkı yoksul ve cahil bir ülkenin kaybedecek pek zamanı da yoktu. Bugünün modern Türkiye'sinin temellerinin atıldığı o dönemlerde devrimleri halkın sindirmesi beklenseydi emin olun daha fazla sorun yaşanacaktı.

Osmanlıca öğrenmek sandığınız kadar güç değil. Tarih vakfından tutun, üniversitelere kadar birçok kurum bu konuda resmi-özel kurslar, dersler vermektedir. Üstelik, ilgili üniversitelerin ilgili bölümlerinde osmanlıca'ya vakıf çok sayıda tarih ve edebiyatçı da yetişmektedir. Osmanlıdan bugüne gelen osmanlıca eserlerin bu anlamda tarihin tozlu sayfalarında kaybolup gittiğine ve bunun nedeninin harf devriminin hızı olduğuna katılmıyorum. Açıkçası bunun Atatürk dönemi devrimlerine ilişkin bir kesimin başlattığı karalama kampanyasının bir parçası olduğunu düşünüyorum.

Allah sonumuzu hayır etsin...


KültiginK
6 yıl önce - Cmt 26 Oca 2008, 18:44

Alıntı:
Arap dili ile Türk dili gramatik özellikler açısından da, fonotik olarak farklı özellikler taşımaktadır. Köken olarak da ayrı dil familyalarına bağlıdır. (Türkçe, fin ve macar diliyle aynı dil kökeninden gelmektedir)
Peki Türkçe Latin familyasına mı aittir?
11. alfabemiz olan 29 harften oluşan bu alfabe Türkçe'deki bazı sesleri karşılıyor mu?


En son KültiginK tarafından Cmt 26 Oca 2008, 18:50 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Mert Varol

6 yıl önce - Cmt 26 Oca 2008, 18:49

Atatürk 1928'de Latin Alfabesi Devrimini yaptığı zaman sadece yazı şeklini değiştirmeye çalışmadı. Arapça'dan dilimize gelen kelimeleri de değiştirmeye çalıştı. Türk Dil Kurumu'nu işte bu yüzden kurdu ve yeni kelimeler türetmeye başladı. Bizler bugün "Latin alfabesi dilimize uymuyor" dediğimiz zaman işte bu gerçeği hep atlıyoruz. Çünkü biz Dil Devrimini henüz tamamlamadık, tamamlayamadık. Şu an ki Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulan Türk Dil Kurumunun görevlerini bence yerine getirememektedir.

Alıntı:
Aziz Arkadaşlarım!
Her şeyden evvel bir inkişafın ilk yapı taşı olan meseleye temas etmek isterim. Her vasıtadan evvel Büyük Türk Milletine onun bütün emeklerini kısır yapan çorak yol haricinde kolay bir okuma yazma anahtarı vermek lazımdır. Büyük Türk Milleti cehaletten az emekle kısa yoldan ancak kendi güzel ve asil diline kolay uyan böyle bir vasıtasıyla sıyırabilir. Bu okuma yazma anahtarı ancak Latin esasından alınan Türk Alfabesidir. Basit bir tecrübe Latin esasından Türk Harflerinin, Türk Diline ne kadar uygun olduğunu şehirde ve köyde yaşı ilerlemiş Türk Evlatlarının ne kadar kolay okuyup yazdıklarını güneş gibi meydana çıkarmıştır.
Büyük Millet Meclisinin kararıyla Türk Harflerinin katiyet ve kanuniyet kazanması bu memleketin yükselme mücadelesinde başlı başına bir geçit olacaktır.
Milletler ailesine münevver, yetişmiş büyük bir milletin dili olarak elbette girecek olan Türkçe’ye bu yeni canlılığı kazandıracak olan Üçüncü Büyük Millet Meclisi yalnız ebedi Türk Tarihinde değil, bütün insanlık tarihinde mümtaz bir sima kalacaktır.
Gazi Mustafa Kemal
1 Kasım 1928


Borabaris
6 yıl önce - Cmt 26 Oca 2008, 18:58

Alıntı:
Peki Türkçe Latin familyasına mı aittir?


Değildir, tıpkı Fince, macarca gibi ancak şu bir gerçek ki Arapça'dan çok daha uyumludur Türkçe'ye... Dedim ya, alın bir osmanlıca kitabı, sabır gösterip biraz ilerleyin ve kendiniz karşılaştırın... Tabi bu arada neden dil familyaları Hint-Avrupa olmayan Finlilerin de latin alfabesi kullandığını bir düşünün...

Yine, dil yapıları Ukrayna'caya çok benzeyen Polonyalıların, Sovyetler birliği dağıldıktan sonra Kril alfabesini bırakıp latin alfabesine döndüklerini not olarak eklemek isterim.

Azerbaycan da, seçimini latin alfabesinden yana kullanmıştır. (İran'ın ve Rusya'nın tüm baskılarına karşı)

Bu arada, latin alfabesine dilin fonotik özelliklerine göre harf ekleyen yalnızca biz değiliz. Almanca, İsveçce gibi diğer dillerde de dile özgün farklı harfler mevcuttur, bizim "ğ" kullanmamız gibi.

Üstelik entegre olmaya çalıştığınız Batı dünyasıyla aynı alfabeyi kullanmak çok mantıklı bir seçenektir.

Eğer, Türkçe'nin içinde doğmuş bir abece'miz olsaydı (Orhun abecesi dışında) sanıyorum ki bugün kullanıyor olurduk. Orhuncayı bilmiyorum ama sanırım bugünün türkçesine pek uyumlu olmasa gerek. (emin değilim, sonuçta dil uzmanı da değilim)

Bu konuda çok sık verilen bir örnek Japon'lardır ve bir çok kişi, neden Japonların da batıya entegre olmalarına rağmen çok güç olan alfabelerini bırakmadığını sorar... Sorunun yanıtı kendinde saklıdır. Japon alfabesi Japoncanın içinde doğmuş, gelişmiş ve Japon dil yapısına en uygun alfabedir. Oysa Osmanlı elifbası Türkçe'nin dil yapısına Latin alfabesinden daha uyumsuzdur, öğrenmesi-kullanılması daha güçtür.

Yeniden konu başlığına dönecek olursak... Dönemleri incelerken, o dönemin şartları, bileşenleri ve zorunlulukları ile birlikte ele alırsak kararları anlamak ve irdelemek çok daha kolay olacaktır.


Turgay34
5 yıl önce - Pts 03 Ksm 2008, 17:05

Alıntı:
“Atatürk, bir iki seneden beri bunu düşünüyordu. Vakit vakit bana açmıştı. Ben önce buna mukavemet ettim.

Başından beri benim söylediğim, ‘Enver Paşa, harp (Birinci Dünya Savaşı) ilan edilmeden, böyle bir şeye teşebbüs etmişti; sonra muharebenin ilanı üzerine kaldırıldı. Tekrar eski hale döndük. Yine öyle olacak.
Çünkü bu tecrübeyi yakından biliyordum. Enver Paşa, yeni yazı şeklini emir olarak genelkurmaya verdiği zaman ben oradaydım. Yine o zaman da itiraz ettim. ‘Bunu çıkaramazsınız’ dedim. Nasıl yazıp, nasıl okuyacaklarını soruyordum. Onlar da ‘Yapacağız, edeceğiz’ diyorlardı.

Ben Birinci Şube Müdürü idim. Hafız Hakkı, Erkânı Harbiye İkinci Reisi… Vazife için yanına giderim. İmzaya götürdüğüm evrak, hep yeni imla ile yazılmış. Kâğıtları önüne koyar, anlatırım. Hafız Hakkı, kâğıtları okumaz, bana bakar: ‘Canım sen anlat, bunun içinde ne var’ der. Çünkü kendisi okuyamıyor. Bunun üzerine ben anlatırım. Bir gün bana, ‘Getireceğin yazıları, benim bildiğim yazı ile ayrıca yazdır da getir’ dedi…
Şimdi, ben bu macerayı biliyorum. Harf İnkılâbı ilan edilmeden iki sene evvel Atatürk'e söyledim… Benim ikazım cesaretini kırdı. Harf İnkılâbı'nı iki sene sürükledi. Resmi beyanlarında, grupta, partide yaptığı konuşmalarda, ‘Yeni harfleri düşünüyoruz’ diyordu. Fakat başlayamıyordu. Nihayet, Harf İnkılâbı'nı emrivaki halinde ilan etmeden önce kendisine şöyle dedim:
‘Bunu istiyorsunuz, yapacaksınız. Fakat tatbik etmeyeceksiniz.’
‘Kim?’ dedi.
‘Siz’ dedim…
Atatürk, söz verdi: ‘Tatbik edeceğiz, ben başta olmak üzere hepimiz tatbik edeceğiz’ dedi.

Harf İnkılâbı oldu. Herkes bilir ki, ondan sonra, ben eski yazıyı kullanmış değilim. Harf İnkılâbı çıktıktan sonra, şimdiye kadar eski yazıyla yazmış olduğum 20 satırı bulmaz. Yapmadım. Yapamadım… Cemiyete bunu yaptırmak için almadığım tedbir, katlanmadığım eziyet ve vermediğim eziyet, güçlük kalmamıştır. Ben, vekillerin, mebusların, memurların, herkesin cep defterini muayene eder ve eski yazı ile notlarını gördüğüm zaman mesul tutardım.
Ben Başvekilim. Bir gün Genelkurmay'a gittim. Bana resmi iki kâğıt getirdiler. imza etmem lazımmış. Fakat biri eski yazı ile yazılmış. Bunu okuyup anlayacağım ve sonra yeni yazıyla yazılmış olanını imzalayacağım. Nedir bu, diye sordum? Mareşal öyle söylemiş. Ona evrakı hep bu tarzda götürüyorlarmış. Tıpkı Hafız Hakkı'nın benden istediği gibi… Karşımdaki subaya, ‘Yeni yazıyı kullanmıyorsunuz. Bu devletin kanunu değil mi? Siz devletin kanununu tanımaz mısınız?’ dedim… Pancar gibi oldu.

Yeni harfleri öğrenmek için mektepler açıldı. Atatürk, her yeri dolaştı. Tahmin olunmaz bir şahsi gayret göstererek yeni harfleri memlekete mal etmeye çalıştı. Ama yaşlı bir adamın alıştığı harfleri bırakıp yeni harfleri öğrenmesi kolay olmuyor.

Bu gibi kimselere ‘Bunu öğrenin’ demek de güç bir şey. Bunca zaman önce, çocuklukta öğrendiğim ilk harflerin şurası burası benzemez, yine de söker, okurum. Sonradan öğrenilen bir harfle bunu sökmeye imkân yoktur.
Hiç eski yazı bilmeyen insanların yazılarını ben okuyamıyorum. Halbuki eski yazılardan okuyamayacağım yazı yoktur. En aciz adamın en karışık yazdığını mutlaka söker, çıkarırdım.
Bütün bu anlattığım güçlükleri düşünerek, bilhassa yetişmiş insanların yazı ile münasebetlerinin bozulacağından ve cemiyette kültür hayatının kötürüm olacağından endişeliydim.

(…)

Bugünlere ait bir olayı hatırlarım. Atatürk, yanında bazı kimseler olduğu halde, bir yerde çalışıyor. Önünde eski yazıyla yazılmış birçok kâğıt var. Akşamüzeri, ben kendisini görmeye gittim. ‘İsmet Paşa geliyor’ diye haber verirler. Hepsi telaşa düşer. Masanın üzerindeki kâğıtları kaldırırlar…
Bu son zamanlarda bile, koalisyon hükümeti olarak çalışırken, bakarım yanımda oturan Alican (Ekrem Alican, 1961) defterini çıkarır, eski yazı ile yazar. İçimden, ‘Şartlar müsait olsa ben sana gösteririm’ derim…
Harf İnkılabı bir okuma yazma kolaylığına bağlanamaz. (O zaman, olayı okuma-yazma kolaylığına bağlayan ders kitapları yalan söylüyor). Okuma yazma kolaylığı Enver Paşa'yı tahrik eden sebeptir. Ama Harf İnkılabı'nın bizde tesiri ve büyük faydası, kültür değişmesini kolaylaştırmasıdır. İster istemez Arap kültüründen koptuk…
Şimdi, bütün sapmalara rağmen, yazıyı yeni harflerle öğrenmiş olanlar eski harflere dönemezler. Kur’an kursuna gidenler için de böyledir.
Harf İnkılâbı'nı burada bağlayacağım. İnkılâp ilan edildiği zaman herkes iki yazı ile başladı. Hükümet başında bulunduğum için gayet sıkı ve ciddi takip ederek devlet dairelerinden eski yazının kalkmasına çalıştım. Ne kadar sürdü, şimdi söyleyemeyeceğim, fakat asgari bir müddet zarfında resmi dairelerden eski yazı kalktı.
Devlet memurları içinde eski yazıyı müsvedde olarak kullanmakta devam edenler, bu yazıyı bilmeyen insanlar memur olup işbaşına geldikçe, tabiatıyla seyrekleşti.”



Bu satırlar İsmet İnönü'nün Harf Devrimiyle alâkalı hatıralarından bir bölümdür. Paylaşmak istedim..


K.Oktar ARKIN
5 yıl önce - Prş 06 Ksm 2008, 15:09

Arkadaslar aslinda konu biraz farkli bir yere kaymis fakat yeri gelmisken belirtmek istedim.
Evet alfabemizde harf eksikligi,yani bazi sesleri karsilayacak olan harflerin olmamasi gibi bir sorun oldugu kesin. Ama bu sorun bence cozulebilir.Mesela acik e ve kapali e sorunu. Son zamanlarda
sanirim Hurriyet ve Milliyet'te bazi yazarlar Fransizca'daki,uzerinde kesme isareti olan e harfini kullaniyorlar. "Café" gibi.
Bu dogrudur yada yanlistir o tartisilir fakat bu tarz isaretlerle sorun en aza indirilebilir bence.
Mesela uzeri noktali a harfi,"ä"gibi, yeni ve alisilmasi zor olmayan harfler olusturulabilir
Yeni harfe gerek yok diye dusunuyorum.


tunati34

4 yıl önce - Sal 13 Nis 2010, 19:00

200 kelime ile hayat sürmeye çalışıyoruz.
Eskiden deryalarda yaşıyormuşuz da haberimiz yokmuş,
Bakınız İstiklal marşı,
Kelimelerde bile bir ahenk var ne dersiniz...


(+)


Orhan Kınık

4 yıl önce - Sal 13 Nis 2010, 19:21

Medeniyet sahibi hiç bir millet bin yıldır kullandığı harflerini değiştirmemiştir. Biz Türkler yazılı hayata Göktürklerdeki bir kaç taş anıtı saymazsak Arap alfabesiyle başladık.

Sonra Arap alfabesine yeni harfler ekleyerek bu alfabeyi zenginleştirmiştik.

Cumhuriyet elitlerinin uygarlık algısı yanlıştı. İlerlemenin harflerle olacağını sanmışlardı aslında sanıdan öte bizi böyle inandırmaya çalıştılar desek daha doğru olacak. . Oysa harflerin fiziki ilerlemeye, kültürel zenginleşmeye tek başına hiç bir katkısı yoktur.

Japonların alfabesi çok daha zordur ama şu an dünyanın en gelişmiş ülkelerinden birisidir. Geriye tek ve asıl bir sebeb kalıyor. O da şudur: külterel mirasla yeni neslin bağlarını koparmaktır. Bu yapılmıştır.

Alfabe değişikliği toplumu değiştirmek ve dönüştürmek, Milli kültüründen koparmak, böylelikle Batıya eklemelemek ve bu dünya içinde eritmek için bir araç olarak kullanılmıştır.


Kozaklılı_Baki
4 yıl önce - Sal 13 Nis 2010, 19:24

Latince harflere gecmek bir devrim degildir.

Japonlar, Cinliler, ve Ruslar kendi yazilari ile Dünyanin sayili devletleri arasinda. Bizim yaziyi degistirmemizin mantiki bir aciklamasi yok, olamazda !


Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET