Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1

Bursadaki Taş Ocaklarının Doğayı Katlediyor mu?
Evet 82.1%  82.1%  [46]
Hayır 7.1%  7.1%  [4]
Fikrim Yok 10.7%  10.7%  [6]
Toplam Oy : 56

selimer

12 yıl önce - Sal 30 Ekm 2007, 10:49
Bursa'da Taş ocakları ve çevreye verdiği zararlar


Çoğu ruhsatsız olarak işletilen Taş ocakları Yeşil Bursa olarak ünlenen şehrimizdeki doğayı katlediyor.
Güzelim ormanlar yok edilip dağlar delik deşik ediliyor.
Ağır tonajlı kamyonların geçtiği yollar berbat halde
Taş ocakları ve etrafındaki yeşil alan çıkan tozdan dolayı bembeyaz.
Eğer Böyle giderde Bir dur diyen olmazsa gelecek nesillerimize güzel dağ manzaraları yerine koca , koca enkazlar bırakacağız.


selimer

12 yıl önce - Sal 30 Ekm 2007, 11:21
Olay gazetesindeki Taş ocakları ile ilgili raportaj


İlk kez...
28 Aralık 2006 günü bu sütunlarda dile getirdik.
Güney Marmara Doğal ve Kültürel Çevreyi Koruma Derneği Başkanı Adnan Önürmen ve yönetim kurulu üyeleri yerinde inceleyip gözler önüne sermişlerdi.
Sergiledikleri...
Nilüfer ilçesine bağlı Kayapa beldesi yamaçlarında ormanlık alanların taş ocaklarına nasıl feda edildiğinin, doğanın nasıl delik deşik edildiğinin görüntüleriydi.
Gerçi...
Açılan taş ocakları, Ankara`dan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı`ndan izin aldıkları için ruhsatlıydı ama, çalışmaya başladıklarında ortaya çıkan görüntü, yol açtıkları doğa tahribatı anlamında insanın içini sızlatıyordu.
Çünkü...
Ankara`da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı`ndaki memur, yapılan başvuruyu yalnızca kağıt üzerinde inceleyerek oturduğu yerden olumlu izni vermiş; taş ocağının nasıl bir yere kurulacağını, doğayı ne hâle getireceğini, ormanı nasıl yok edeceğini, çevredeki insan yaşamını nasıl etkileyeceğini hiç düşünmemişti.
Gümçed de bunu gözler önüne sermişti.
Gelin görün ki...
Kamuoyunun ilgisini çekmesine ve tepki göstermesine karşın, ilgili makamlar ve kuruluşlar bugüne kadar herhangi bir girişimde bulunmadılar.
Doğayı delik deşik eden, ormanı yok eden ruhsatlı taş ocakları Kayapa`da ama, zararı tüm çevreye.
Nitekim...
Kayapa`nın hemen yanıbaşındaki Hasanağa Belediye Başkanı İbrahim Sincanlı, kendi sınırlarına çok yakın bu ocakların sıkıntısını fazlasıyla yaşıyor.
Üstelik...
Olup bitenin ortaya çıkmasına, tehlikenin göz önünde olmasına karşın bir şey yapılmamasına da şaşırıyor.
Hayretle şunu soruyor:
`Taş ocaklarının bölgemizde meydana getirdiği doğal tahribatı köşenizde defalarca dile getirdiniz. Ancak, aynı duyarlılığın ilgili kişi ve kurumlarca gösterilmemesi garip değil mi?`
Sıkıntısını ortaya koyarken, `Biz bu topraklarda asırlardır yaşıyoruz` diyor ve devam ediyor:
`Şimdi birileri geliyor, iş yapıp para kazanacağız diye yarattıkları kirlilik, toz, kankasör gürültüleri, patlatılan dinemitler, ağır tonajlı kamyon trafiğiyle ortamı bozuyorlar. Ormanları talan ediyorlar. Bölgemizin bütün güzelliklerini yok ediyorlar.`
Bu durumun...
`Bölge insanının huzurunu bozduğunu` ifade eden Hasanağa Belediye Başkanı İbrahim Sincanlı, çok önemli bir noktaya dikkat çekiyor:
`Köylü vatandaş ormandan bir dal kestiğinde orman suçuyla yargılanıyor. Ama, 10-15 yıl önce ağaçlandırılan ormanların katledilmesine göz yumuluyor.`
Gerçekten de...
İlgili makamlar ve kurumlar açısından `Bu ne yaman çelişki böyle?` dedirten bir durum söz konusu.
Zaten...
Hasanağa Belediye Başkanı Sincanlı`yı feryat ettiren de bu. Diyor ki:
`Bölge bir yandan TOKİ projeleri, diğer taraftan toplu konut alanları ve sanayi bölgeleriyle cazibe merkezi haline gelirken, diğer taraftan da taş ocaklarıyla itici hale getiriliyor.`
Bu noktada durum değerlendirmesi yapıp öneride bulunuyor:
``Taş ocaklarında üretilen malzemenin bu ülkenin imar ve kalkınmasındaki önemini elbette biliyoruz. Ancak, imarlı alanlar ve yerleşim yerlerinden uzak bölgelerde bu faaliyetlerin yapılması daha uygun değil mi?`
Ardından...
Feryadını duyurmak istercesine sesini yükseltiyor:
`Kayapa Belediyesi`nin sorumluluk alanında olan, ancak Hasanağa tarım alanlarını ve yerleşim alanlarını olumsuz etkileyen faaliyetlerin bir an önce kontrol altına alınmasının zamanı geldi de geçiyor.`
Nedenini de söylerken doğacak olumsuz sonuçlara dikkat çekiyor:
`Çünkü; su kaynaklarını, su havzalarını, tarım alanlarını ve yerleşim yerlerini kirleten bu faaliyetlerin yarattığı tahribatın faturası çok ağır olacak.`
Bu sözlere...
Eklenecek bir şey de yok, yapılacak bir yorum da.
Kayapa sınırları içinde çalışan, çevreyi olduğu gibi yanıbaşındaki Hasanağa`yı da olumsuz etkileyen taş ocakları faciasına çevre derneği dikkat çekti, kimsenin umurunda olmadı.
Şimdi...
Etkilenen Hasanağa yöresinin belediye başkanı feryat ediyor ve harekete geçilmesini istiyor.
Bu feryadın duyulacağını umuyoruz.



ziya güney
12 yıl önce - Sal 30 Ekm 2007, 12:24

Bundan kısa bir süre önce gazetedeki köşemizde bu konu ile ilgili olarak kaleme aldığımız iki yazımızı arkadaşlarımıza faydalı olacağı ümit ve temennisi ile aşağıya aynen alıyoruz..


TAŞ OCAKLARI’NIN YARATTIĞI ÇEVRE SORUNLARI..

Ülkemizde en önemli çevre sorunlarından birisi de hiç şüphesiz “ taş ocakları’dır “

Halen ülkemizin değişik yerlerinde 5000 civarında ruhsatlı taş ocağı bulunmakta olup bunlara ilaveten de 20 000 yeni taş ocağı ruhsat başvurusu bulunmaktadır.

Eskiden taş ocakları çevre yasasına bağlı olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi ( ÇED ) yönetmeliğine göre verilmekte idi..

Daha sonra 2003 ila 2007 yılları arasında 3213 sayılı maden yasasının 7. maddesi, madencilik faaliyetleri izin yönetmeliği ve ÇED yönetmeliklerinde yapılan değişikliklerle kum ve taş ocakları ruhsatlarının verilmesi maden kanunu ve yönetmelikleri kapsamına alındı.

Mevzuatta taş ocakları sahipleri lehine yapılan bu değişiklik ile taş ocağı ruhsatlarının alınması kolaylaştı ve mahallinde hiçbir ciddi araştırma yapılmadan çevreye vereceği zararlar göz ardı edilerek ruhsat alan taş ocakları sayısı çığ gibi arttı.

Herhangi bir taş ocağından taş çıkarmak için patlatılan dinamit yakın çevreye 3,6 şiddetinde deprem etkisi yapmaktadır.

Bu da başta yaşamın olmazsa olmazı olan su kaynaklarının kirlenmesine ve kurumasına sebep olmaktadır. Her bir taş ocağının 1 su kaynağını kuruttuğu hesaplanmaktadır.

Ayrıca devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gereken, hava kirliliğini de önleyen topraktaki suyu tutan ormanlık alanlar büyük zarar görmektedir.

Bunun yanında turizm alanları, tarım alanları ile yerleşim alanlarındaki konutlar, okullar, sağlık tesisleri vs. de olumsuz etkilenmektedir.

Taş ocakları ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi kentimizde de büyük çevre sorunları yaratmaya devam etmektedir.

Geçtiğimiz aylarda Demirtaş Barajı yakınında 200 hektarlık alanda verilmek istenen taş ocağı ruhsatının yakın çevredeki köyler için ne derece önemli çevre kirliliği tehdidi oluşturduğunu sivil toplum kuruluşları ile birlikte bu köy muhtar ve sakinlerinin gösterdiği tepki ve eylemlerden de hatırlıyoruz..

Kaldı ki gerek yerleşim birimlerimizin yakın çevresinde, su kaynaklarımız, ormanlarımız ve tarım alanlarımız çevrelerinde eskiden verilen ruhsatlara göre çalışan birçok taş ocağı olduğu gibi yenilerinin alınması için ilgili makamlara yapılan başvurular da bulunmaktadır.

Öncelikle taş ocağı ruhsatlarının maden yasasına göre değil eskiden olduğu gibi çevre kanunu kapsamında verilmesi ve eskiden verilen ruhsatların da buna göre revize edilmesini bu yönetmelik esaslarına uymayanların da kapatılması çeşitli çevre sorunlarının önlenmesi açısından son derece önemli ve gerekli görüyoruz..


TAŞ OCAKLARININ HUKUKİ STATÜSÜ VE GERÇEKLER..

Bundan evvelki yazımızda taş ocaklarının çevre kirliliği açısından sebep olduğu olumsuzluklara dikkati çekmiş ve ruhsatlarının 3213 sayılı maden kanunu kapsamında değil çevre kanunu kapsamında verilmesi gerektiğini ifade etmiştik..

Bugün de ormanlarımız, arım alanlarımız, su kaynaklarımız, çevredeki yerleşim birimlerimiz,yabani yaşam, jeolojik yapı, görsel kirlilik, tarihi eserler, doğal afetlere davetiye çıkarılması, turizm, karayolları gibi çok değişik alanlarda zarar veren taş ocakları sorununun hukuki boyutlarını gündeme getirmek istiyoruz..

Anayasamız ormanların başka amaçlarla kullanılmasını çok sınırlı birkaç hal dışında adeta yasaklamıştır.
Ormanlarımızın hayat kaynağı olan temiz hava, su, canlılar ( endemik bitki, faydalı böcek ve tüm hayvanlar gibi yaşamsal değerler olduğu ve bu değerleri içinde barındıran çok önemli doğal varlıklar olduğunu kabul etmiştir.
Dolayısıyla bu alanlarda izin verilen faaliyetler ve ruhsatlar bu ana ilkeye tamamen aykırı düşmektedir.

Yine anayasamızın 43. maddesinde; devlet tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır hükmü vardır.

Ancak birçok tahsis veya ruhsat alanında tarihi, kültürel ve tabiat varlıkları yer almaktadır.

Anayasamızın 56. maddesinde herkes; sağlıklı ve dengeli bir yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir amir hükmü yer almaktadır.

Taş ocağı ruhsatı verilen bölgelerde yapılan patlatmalardaki sarsıntılardan su kaynakları kaybolmakta kirlenmektedir.

Anayasamızın 45. maddesi devlet tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, bitkisel ve hayvansal üretimi arttırmak maksadıyla tarım ve hayvancılıkla uğraşanları destekler bu konuda gereken tedbirleri alır demektedir.

Taş ocaklarına verilen ruhsatlar sonucu tarımsal su kaynakları tahrip olduğu gibi tarımsal bitki ve meyve ağaçları da tozdan büyük zarar görmektedir.

Ayrıca taş ocakları için ÇED alınması konusunda da mevzuatta birtakım boşluklar bulunmaktadır.

Burada kısaca özetlemeye çalıştığımız sebeplerle taş ocaklarına ruhsat verilmesi konusu bütün boyutları ele alınmalı ve 3213 sayılı maden kanununun 7. maddesi değiştirilerek bu kanun kapsamından çıkarılarak Çevre Kanunu kapsamı içinde değerlendirilmelidir.


selimer

12 yıl önce - Prş 01 Ksm 2007, 14:43
Bursa'daki taş ocaklarının doğaya verdiği zarar




(+)











(+)





(+)


ozhanesemen

12 yıl önce - Prş 01 Ksm 2007, 17:33

Alıntı:
Bursadaki Taş Ocaklarının Doğayı Katlediyor mu?


Muhakkak ki her taş ocağı bulunduğu çevreye zarar verecektir. Bunun oylamaya açılmasını, ayrıca sorunun da Bursa ile sınırlandırılmasını saçma buldum.


Taş ocaklarının doğayı katletmesini bir kenara bırakırsak soru tümcesinin kesinlikle Türkçe'yi katlettiğini söyleyebilirim. Lütfen dilimiz konusunda biraz daha kaygı gösterelim. Daha dikkatli olalım.

Saygılar...



yusuf ülkü
12 yıl önce - Cum 07 Arl 2007, 02:23

Evet, doğayı katlediyor fakat yapılan yolları mıcırları nereden üretilecek?
Zarar veriyor ama buradan cıkartılan taşlar yollara hem dolgu malzemesi hemde asfalt malzemesi oluyor.Keza çimento fabrikalarının da bir farkı yok ama çimento gerekli bir madde değil mi?
Ayrıca bu ocaklar devlete cok büyük bir para kaynağı yaratıyor. Ülkemizin gelişimi büyük ivme kazandı. Yol ve demiryolu yapımıda bir hayli hızlandı.Bu gibi yatırımların yapılabilmesi için bu gibi işletmelere ihtiyaç var.Çevreyi kirletiyor diyoruz ama Aracınızla yolda giderken kaplaması bozulmuş yol için de pek iyi şeyler de söylemiyoruz yani O zaman yollar nasıl yapılacak


ugurcavac
12 yıl önce - Çrş 12 Mar 2008, 22:11

*Ey İnsan doğanın nimetlerinden yararlanıyorsun, bari kendine saygı duy da biraz çeki düzen vererek katlet doğayı.Oralara bir gidin görün de öyle konuşun buralarda*



(Uludağ'a bakış-1)





(Uludağ'a bakış-2)




feritsahin

12 yıl önce - Cum 14 Mar 2008, 23:26

taş ocaklarının kollarıda zarar veriyor tonaj yasasına uymayan kamyonlar malesef yollarımızı yıpratmakta ve milli servete zarar vermekte.

BURSALI MERTEFE
7 yıl önce - Cum 04 Oca 2013, 02:50
taş ve mermer ocakları


arkadaş sadece doğayı konuşuyoruz ya kirletilen ve dinamitler yüzünden kaybolan su kaynakları hakkındada birşeyler söylememiz lazım su hayattır su olmazsa hiç birşey olmaz önlem alınması lazım ivedilikle

scelikkaleli

7 yıl önce - Çrş 30 Oca 2013, 10:30

Önemli olan asfalt ve dolgu mlz si , bir de ekonomiye katkısı.Ancak bunu yazan arkadaşlar şunu unutuyorlar.Biz çevreye zarar vererek büyüdüğümüzü zannederken, etrafımızdaki herkesi kansere kurban vererek hem üzülüyor, hem de sağlık harcamalarımızı inanılmaz oradan arttırıyoruz.Bakınız herkesten pirim ödendiği halde katkı payı isteniyor.Ayrıca su içmemiz, gıda tüketmemiz lazım.Asfalt ve dolgu yiyerek hayatta kalamayız.

Sanayi hiçbir zaman çevre ile uyumlu olmaz.Olmadı, olamadı olmuyor.Keşke olabilse de ben mahçup olsam.Gözünü para hırsa bürümüş olanlar, ağaç, toprak, hayvana önem vermezler.



sayfa 1
ANA SAYFA -> BURSA - Haberler ve Sohbet