Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 5
Reklamesut

6 yıl önce - Pts 11 Hzr 2012, 19:59
Üç kız, bir ana...


Üç Kız Bir Ana türküsü ve türkünün ozanı Kurbani'nin öyküsü:

Bin dokuz yüz kırklı yılların sonları; Kars'ın Sarıkamış ilçesinin Iğdır Köyü.



Her sene temmuz ayında bütün köy halkı iki aylığına yaylaya göç eder. Büyük ve küçük baş hayvanlarıyla, çadırları, kovanları, kazanları, kızanları, ocaklarıyla, yolda yemek için hazırlanmış katmeri, peyniri, ketesiyle muhteşem bir göçtür bu. Bu yiyecekler yolda rastlanılanlara da ikram edilir. Varılan gece büyük bir ateş yakılıp, halay çekilir.

Kekikli otlarla beslenen, çevresi nane kokan sulardan içen hayvanlardan sağılan sütten, peynir, çökelek, kaymak, yoğurt yapılırken, kırpılan koyunlardan da yün elde edilir.

Şehirlinin hayatından çok farklıdır yayla hayatı, gün ışığında hep iş vardır yaylada. Sabah 4’te kalkılır, akşam 8 olduğunda idare lambaları söndürülmüş, herkes yer yataklarında uykudadır. Ertesi gün de sırtlarında Sazak Yeli, sac ekmeği pişirmekten, hayvan otlatmaya, kışlık erzak oluşturmaktan, yeşillik toplayıp kurutmaya - tadına doyulmaz bir çalışma vardır. Tabii türküler de vazgeçilmezlerindendir yaylanın.



Güneş, Güneş gibiyken gündüzlerinde, Ay da Ay gibidir yayla gecelerinde, türküler de türkü gibiyken Iğdır Köyü’nün yükseklerinde. 1 Temmuz 1923’te, Kurban Bayramı’nda doğmuş Kurbani Kılıç da köyün türkü yakanlarındandır.

Günümüzde yaylaya gidenler oldukça azalırken, o yıllarda yazın kimse kalmaz köyün taş üstüne taş konmuş hanelerinde. Hane reisleri arada köye dönse de, çoluk çocuk yaylaya gitmek yaşamsal bir zorunluluktur o devirde.

Köylülerinden bir hane reisi hastalanır o yaz. Üç kızı ve karısıyla yaylaya gidemeyecektir, ama yaylaya da gidilmelidir.

“Siz gidin…” der anaya. “Ben burada kalır, kendime bakarım; sizin dönüş yolunuzu gözlerim - ama ben gidemeyeceğim…”

Er kişinin sözü buyruktur. Üç kız, bir ana düşerler yayla yollarına. Akılları bir yaz boyu göremeyecekleri, köyde bir başına yaşayacak kocada - babalarında kala kala, giderler suları buz gibi yaylalara.

İmece usulüdür yaylada hayat. Hab olayında kertli çubuklarla ölçülen sütler birbirine ödünç verilir. Herkes yardım eder üç kız ve anasına.

Derken güz gelmeden, Alem Yeli esmeden, Iğdır Köyü’ne dönüş vakti gelir. Döndüklerinde üç kız, bir anayı büyük acı beklemektedir. Dönmelerine çok az kalana kadar idare etmiş baba son nefesini tüketmiştir.

Yaylasından inmiş köy yolunu tutmuş üç kız, bir ana,

köylerine varıp, acı haberi duyunca, çıkıp dama,

“oooy, oyyy…” diye ağlamaktadırlar yana yana.


Köyün ozan delikanlısı Kurbani Kılıç da sokulmuştur yanlarına; üç kız bir ana ağlarken yana yana, gözyaşları düşerken yanaklarına, çanak tutmaktadır yüz yıllarca gönüllerden akacak bir türkünün ilk damlalarına.


(Özkan)

5 yıl önce - Prş 26 Eyl 2013, 13:38

Zara - Kırmızı Buğday



Menemen yöresine ait bir zeybek oyunudur.

Hikayesi,
ege yöresindeki düğünler gelinin ağbisinin zeybek oyunu ile başlatılırmış. zeybeğimiz de kız kardeşinin düğün merasimini efesiyle paylaşmış ve iznini istemiş.
efesi gerekli izni ona vermiş fakat köyüne giden yolun tehlikelerini de hatırlatmış.

zeybeğimiz köyünün yoluna koyulmuş, gizlene saklana ilerlerken köyüne az bir mesafe kala düşmanları tarafından etrafı sarılmış. buğday tarlasının içine girerek gizlenmeye çalışmış fakat kör bir kurşun sol omzuna isabet etmiş. hemen buğdaylarla yarasının üzerini kapatarak kanın akmasını engellemek istemiş.

köyüne varıp düğün alanına girdiğinde hemen zurna ve davul çalmaya başlamış. yaralandığını belli ederek kız kardeşinin en mutlu gününü bozmak ve onu üzmek istemeyen zeybeğimiz hemen çıkmış meydana. tek başına oynayarak dönmeye başlamış düğün alanında. acısı ağırlaştıkça döndüğü çemberin merkezine doğru yalpalamaya, boynuz şeklinde açtığı kolları düzleşmeye başlamış. hemen toparlamaya ve durumu hissettirmemeye çalışarak aynı şekilde döndüğü çembere geri adım almış. bu olay takriben 2 veya 3 defa tekrarlanmış fakat ağır kan kaybı ve acısı neticesinde oynarken yere yığılmış ve düştüğünde sol omusunda ki kanlı buğdaylar yere saçılmış.

yöre halkı, çok sevdiği zeybeği için o gün orada oynadığı oyunu kuşaktan kuşağa aktarmış, yaşatmış.


Hüseyin ATAR
5 yıl önce - Prş 26 Eyl 2013, 14:48

"KIRMIZI BUĞDAY" türküsünü Bergama kaynakları şöyle anlatıyor:

ALİ OSMAN EFE (MAVRO) VE KIRMIZI BUĞDAY
Arap olduğu için Yunanlılar ona Rumca kara anlamında 'Mavro' demişlerdir. Hatta yardımcısı da zenci bir efey­di. 12 kişiden oluşan çetesi, Yunanlılar arasında mavrolar diye korku salmıştı. Çünkü çok cesur olan Ali Osman Efe, umulmadık yerlere ve beklenmedik zamanlar­da baskınlar yapardı. Önüne çıkan Yunan müfrezelerini dağıtır, subaylarını izleyip yok ederdi. Bu nedenle Yu­nan komutanlığı başına 300.000 drahmi ödül koymuştu.



Ali Osman Efe, bağımsız dolaşmaya alışmıştı ve yiye­cek, cephane gibi gereksinmelerini, koruyup-kolladığı köylerden sağlıyordu. Ancak Soma'daki kuva-i milliye karargahından, öneriler almakta ve kendilerine katılmaları istenmekteydi. Bunun üzerine Soma’ ya gelen Ali Osman Efe, koşul ileri sürerek katılacağını belirtti.
Komuta altına girecek ve fakat bağımsızlığını da koruyacaktı. Uygun görülünce Cinge cephesinde görevlen­dirildi.
Arap Ali Osman Efe, bir gün Bölcek köyüne gitmek istedi. Burası sınır sayılırdı ve köyde Yunan askerle­ri vardı. Hatta uyarılmış ve tehlikeli olacağı söy­lenmişti. Dinlemedi ve kızanlarını yanına alıp yola koyuldu.
Gözetici bir Yunan eri, minareden izliyordu ve kendilerinin yaklaştığını komutanına haber verdi. Oysa bizim efeler, minaredeki adamı müezzin sanmışlar­dı. Köydeki Yunan askerleri, Sarı Yüzbaşı diye bilinen Giritli komutanlarının emriyle pusu kurmuşlardı. On­lar da Mavrolardan öç almayı ve hepsini yok etmeyi düşünüyorlardı. Fakat Mavro korkusu, telaş ve aceleci­lik getirmiş olacak ki vakitsiz ateş ettiler ve ön­lem almalarına fırsat vermiş oldular. Ne var ki Ali Osman Efe vurulmuştu. Bunun üzerine karşılıklı kurşun yağ­muru başlamış ve Ali Osman Efe iki yerinden daha yaralanmıştı. Ali Osman Efe yere düşmüş ve iki kızanı da yanında şehit olmuştu. Efenin öldüğünü sanan Yunan askerleri geri çekilince, kızanlardan Ali Efe de sağ olanlarla birlikte çekildi.
Ağır yaralı Ali Osman Efe, sürünerek bir mısır tarla­sı içine girdi. Kan izinden Yunanlılar fark etmiş ve tarlada aramaya başlamışlardı. Nitekim Sarı Yüzbaşı onu bulmakta güçlük çekmedi. Tabancasını boşaltıp öldürmek istedi. Ağzı, yüzü kan içinde, dili parçalanmış ve beş kurşun daha yiyip ölmeyen Ali Osman Efe, can havliyle davranıp Parabellumunu ateşlemiş, başına dikilen Sarı Yüzbaşı ile üç Yunan erini öldürmüştür. Bu haliyle sürüne sürüne, düşe kalka yola çıkmış ve kurtulmuştur.
Ali Osman Efe, iyileştikten sonra 200 kişilik bir kuv­vet toplayarak Balıkesir' de bulunan Yüzbaşı Kemal'in emrine girmiştir. Kuva-i Milliye müfreze komutanı ola­rak başlangıçta verdiği hizmetler, daha sonra düzenli ordu kurulunca da sürmüş ve Kurtuluş Sayası zaferle bitince Atatürk tarafından gazilik madalyası ve Alibeyli köyünde yaklaşık 60 dekarlık arazi ile ödül­lendirilmiştir.
1951 yılında Bergama'da ölen Ali Os­man Efe, Alibeylili olmasına karşın Bergama'da meza­rlığına gömülmüştür.
Ali Osman Efenin yukarıda anlatılan kahramanlığı onun adına bir türkü yakılması ile sonuçlandı Göçbeyli çevresinde kaynağı tam bilinmeyen kişilerce sözleri oluşturuldu (anonim) Ayas köyü (şimdiki Ayaskent) imamı olan Ali tarafından bestesi yapıldı.

KIRMIZI BUĞDAY (Orjinal sozleri)

Kırmızı buğday ayrılmıyor hadülen kanından
Can bulaşmış Ali Osman Efe' nin hadülen canından
Kurşun girmiş Efemizin hadülen dört bir yanından
Yürü serbest yürü beyaz Aşem örme saçlar sürünsün
Açıver ak gerdanını Aşem hadülen sinen görünsün
Göçbeyli altında selamet geçtim hadülen sağ geçtim.
Sarıcalar deresinde pusuya düşüp kendimden geçtim.
Aklımı zor topladım hadülen Cingeye dar kaçtım.
Yeğitler yeğidi Ali Osman Efem yerde yatıyor.
Heybesinde buğdaylar hadülen kanıyla yatıyor.
Kırmızı buğday ayrılmıyor hadülen aman saçımdan.
Mevlam bana versin beyaz Aşem güzellerin gencinden.
Kim ayrılmışki hadülen ben ayrılem Aşem eşimden.
Serbest yürü Beyaz Aşem örme saçları sürünsün
Aç beyaz gerdanı da Aşem hadülen sinen görünsün.


TÜRKÜNÜN BUGÜN SÖYLENEN UYARLAMASI ŞÖYLEDİR

KIRMIZI BUĞDAY

Kırmızı buğday ayrılmıyor sezinden
Mevlam Mevlam versin güzelleri gencinden
Kim ayrılmış ben ayrılam eşimden
Yörü yörü dilber salma saçın sürünsün
Açıver açıver cepkenini elmas gerdan görünsün
Yol üstüne kurakoymuş ilyeni
Ben istemem mavi şalvar giyeni
Ben isterim setre pantol giyeni
Yörü yörü dilber salma saçın sürünsün
Açıver açıver cepkenini elmas gerdan görünsün.

(Sayın Eyüp ERİŞ'in yorumu)
Çok acı değil mi?
Aslı "Kırmızı buğday ayrılmıyor kanından" iken türkünün ruhunu nasıl değiştirmişler "Kırmızı buğday ayrılmıyor sezinden!!!"
Yıllar geçtikçe Kurtuluş Savaşı kuru bir ders bilgisi ile özdeşleşiyor sanırım, sınavlarda kaç soru çıkar ki oradan?
Cumhuriyet ruhu da böyle böyle mi erozyona uğratıldı?
Cumhuriyet Bayramında beylik laflar, bir kaç şiir, ayakta beklemeler diye mi anılır oldu?
"Cumhuriyeti Biz Böyle Kazandık" yazılı pankart taşıyıp Atatürk’ü savaştan bir kaç yıl sonra karşılayan Afyonlu köylülerin cumhuriyet sevgisi ile bugünkü nesillerin sevgisi aynı mı?
Belki de devrim tarihi derslerinde, Mavrolar, Gördesli Makbuleler anlatılmalı. O zaman o ruhu tekrar kazanırız .
O da belki!

Türkü 1940'larda derlenirken efenin Soma-Cinge cephesinde savaşması ve türküye konu olayın Bergama-Soma sınırında olması nedeniyle repertuara Manisa türküsü olarak geçti. Oysa türküyü oluşturanlar Göçbeyli/Ayaskent çevresindeki halktı, bu da efenin ailesi tarafından hatta henüz sağ olduğu yıllarda kendi ağzından doğrulanmıştı.

Bu güzel türkünün paylaşılamaması çok doğal ama Bergama türküsü olarak bilinmesinde fayda var.

Kaynak: Eyüp Eriş — Moher Oerne Oeren ile birlikte.
https://www.facebook.com/pages/BERGAMALILAR/12032 ...ion=stream



(Özkan)

2 yıl önce - Sal 15 Mar 2016, 10:41

GERİZLER BAŞI TÜRKÜSÜ




Alıntı:
gerizler başı’ndan hoplayamadım aman aman
döküldü cephanelerim toplayamadım
düşman galip geldi haklayamadım aman aman

amanın amanın efeler öldürmen beni
bir hiç uğruna da efem soldurman beni

mahkeme önünden eğildim geçtim aman aman
sol yanımdan kurşun yedim bayıldım düştüm
ahbap düşman oldu ben buna şaştım aman aman

Türkü hakkında, Türküye konu olduğu düşünülen 2 karakter vardır. Biri Efe diğeri ise yörede "kızan","gızan" sıfatıyla anılan efe çırağı. Ancak efe türkülerinin kahramanlıklar için yazıldığını göz önüne alırsak bir başarısızlığa yakılmış olan bu türküde anlatılan karakterin efenin kendisi olması ihtimali çok düşüktür.
"geriz" kelimesi akışı yüksek dere,pınarbaşı gibi bir anlam taşır. türküde de buradan geçmeyi başaramayan bir kızanın hikayesi anlatılmaktadır. kızan gerizden atlamayı başaramamış ve efesine taşıdığı cephaneyi etrafa saçmış ve toplayamamıştır. bu başarısızlığından dolayı efelerden dilediği affı anlatmaktadır.


Kaynak ; kaynakca.info


Cemoli D18
2 yıl önce - Cmt 26 Mar 2016, 21:56

Sesi ve sözü ile harikaydı beyefendiydi. ADAMDI...



Hikayesi sözleriyle aşikardır...
Kendim ettim kendim buldum...


bulutsu1
2 yıl önce - Pzr 09 Ekm 2016, 23:33

Fırat Türküsü
Harput (Xarpet) Elazığın tamamını niteleyen bir isim

Şu Fırat'ın Suyu Akar Serindir
Ölem Ölem Derdo Ölem Akar Serindir
Yarimi Götürdü (Anam) Kanlı Zalimdir
Ölem Ölem Kanlı Zalimdir
Daha Gün Görmemiş Taze Gelindir
Ölem Ölem Derdo Ölem Taze Gelindir
Söyletmeyin Beni Anam Yaram Derindir
Ölem Ölem Yaram Derindir Nasıl Gülem

Kömürhan Köprüsü Harput'e Bakar
Ölem Ölem Derdo Ölem Harput'e Bakar
Körolası Zalim Fırat Ocaklar Yıkar
Ölem Ölem Ocaklar Yıkar Nasıl Gülem
Ahbapların Gelmiş Ağıtlar Yakar
Ölem Ölem Derdo Ölem Ağıtlar Yakar
Söyletmeyin Beni Anam Yaram Derindir
Ölem Ölem Yaram Derindir Nasıl Gülem



bulutsu1
2 yıl önce - Sal 01 Ksm 2016, 15:37

Bir türküyü daha kendime göre değiştirdim.

Gönlüm huzur dolmuyor
İnsafı seçmeyince
Sevda baştan gitmiyor
Yar ile olmayınca

Niye ben bahtsızmıyam
Niyeti bozuk muyam
Hangi işe sarılsam
Yolum yokuş mu benim

Gönlümü geniş eyle
Yüzümü güleç eyle
Yandım aşkın elinden
Gel bana ilaç eyle


Misafir 5bc

1 yıl önce - Çrş 21 Arl 2016, 16:11

güzel olmuş.Elinize sağlık

Misafir 4cc

9 ay önce - Cum 09 Şub 2018, 17:54

ZAHİDE

Halk arasında “Zahidem” adıyla ün yapan türkünün şairi Aşık Arap Mustafa, 1901 yılında Çiçekdağı’na bağlı Orta Hacı Ahmetli köyünde dünyaya gelmiştir Babasını annesini çok küçük yaşlarda yitirdi İlk önce bir akrabasının himayesinde, daha sonraları da onun bunun yanında büyüdü

Arap Mustafa’nın babası düğünlerde, toplantılarda “Koca Oyunu” adı verilen oyunda “Arap” rölünü üstlenirdi Bu nedenle Mustafa’ya da “Arap” lakabı takılmıştır Kimsesiz kalan Arap Mustafa 10 yaşına gelince Yukarı Hacı Ahmetli köyünden Hacı Bürozadeler’den Mehmet’e çiftçi durdu Zaman içinde çalışkan, babayiğit, giyimine özen gösteren yakışıklı bir delikanlı olan Arap Mustafa, Ağasının yeni yetişen Zahide’ye gönlünü kaptırdı Fakir ve kimsesiz olduğundan bu sırrını bir türlü açığa vuramadı

20’sinde askere giden Mustafa’nın aklı, deliler gibi sevdiği Zahide’de kalmıştı Köydeki dostlarına mektuplar göndererek Zahide’den haber almaya çalışan Arap Mustafa, Zahide’nin başka biriyle evlendirildiğini ve düğünün’ün de bir hafta sonra olacağını duyunca üzüntüsünü aşağıda içli mısralara dökmüştür Türküyü Neşet Ertaş plağa okuyup tanıtmıştır (1)

Zahide Kurbanım n'olacak Halim
Gene bir laf duydum kırıldı belim
Gelenden gidenden haber sorarım
Zahidem bu hafta oluyor gelin

Hezeli de deli gönül hezeli
Çiçekdağı döktü m'ola gazeli
Dolaştım alemi gurbet gezeli
Bulamadım Zahidem'den güzeli

Ay ile doğar da gün ile aşar,
Zahide’mi görenin tebdili şaşar
İyinin kaderi kötüye düşer,
Diken arasında kalmış gül gibi

Zahide’m kurbanım kurtar bu dardan
Baban anlamadı bizim bu haldan
Kekiline sürmüş kokulu yağdan,
Derdin beni del’ediyor Zahide’m

Ziyaret’ten çıktım Cender’in özü
Kum gibi kaynıyor Zahide’m gözü
Aslını sorarsan esalet yerden
Hacı Bürolardan Mehmet’in kızı

Gurbet ellerinde esinim esir
Zahide’m kurbanım hep bende kusur
Eğer baban seni bana verirse
Nemize yetmiyor el kadar hasır

Çiçekdağı’nda da hiç gitmez duman
Zahide’m kurbanım hallarım yaman
Yapamadım şu babayın gönlünü
Fakir diye bana vermedi baban

Anamdan doğalı çok çektim cefa,
Şu yalan dünyada sürmedim sefa,
Adımı namımı soran olursa,
Orta Hacı Ahmetli Arap Mustafa



sayfa 5
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET