Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2
İsmail Erdoğan
11 yıl önce - Pts 12 Hzr 2006, 17:35

Evet, ilk kurşunlar yurdumun dört bir yanından sıkılmıştır.
İlk kurşunu sıkanlar da son kurşunları sıkanlar da her türlü saygı ve övgüyü hak etmektedir.
Dolayısıyla;
Aynı övgüleri Dörtyol/Karakese köyü ve köylüleri de hak etmekte.
Aynı övgüleri Mehmet Çavuş da hak etmekte.
Evet, Mehmet Çavuş da her yıl gururla anılmalı...
Mehmet Çavuş da tarihteki saygın yerini almalı...

mhalis’in ve devamında yasar gul’ün mesajlarından sonra , aşağıdaki satırları dikkatle bir okuyalım ve hiç yorum yapmadan , yorumu okuyucunun vicdanına bırakalım :
Alıntı:
İzmir Basını'nın gururla andığı sembolü Şehit Gazeteci Hasan Tahsin aynı zamanda Türk Kurtuluş Hareketinin ilk kurşununu sıkarak bir milletin destanını başlattı. (15.Mayıs.1919)
http://www.igc.org.tr/hasantahsin.php


korgun

11 yıl önce - Prş 15 Hzr 2006, 04:29

Öncelikle  bu aziz vatan için göğsünü siper ederek düşman karşısına abide gibi dikilen tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.
Bu konuya ilişkin arşivimde yer alan küçük bir notu  sizlerle paylaşmak istiyorum :
DÜN ve BUGÜN 1955-56 yılları arasında çıkmış, daha çok Kurtuluş Savaşı ile ilgili yazıların bulunduğu yakın tarihimizle ilgili  bir dergi. Toplam kırk sayı çıkan  bu derginin aşağıda kapak küpürü görülen ilk sayısında  İzmir'e çıkan düşmana ilk kurşunu atan bilinenin aksine Hasan Tahsin Bey değil "KAHRAMAN NEVRES" tir diye uzun bir makale yer alıyor..

 


Misafir 2a3

3 yıl önce - Çrş 19 Ksm 2014, 16:21

ben Namık çetin kara hasan paşa nın oglu sadık çetinin ogluyum allah türk evlatlarına bir daha düşman zülmü vermesin tüm şehit ve gazilerimize allah rahmet eylesin nur icinde yatsınlar



ads 1940
3 yıl önce - Prş 01 Oca 2015, 20:40

Evet ilk kurşun Dörtyol'da atılmıştır Dörtyol o yıllarda Adana'nın ilçesiydi Hatay anavatana katıldıktan sonra Dörtyol, Erzin ve Payas ilçeleri Adana'dan alınıp Hatay'a bağlanmıştır.

Alıntı:
Dörtyol’un İşgali ve Millî Mücadele’de İlk Kurşun

I. Dünya Savaşı’nın sona ermesi ve Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasını takiben, yöreden göçettirilen Ermeniler’in, Fransızlar desteğinde geri döneceği ve yöreyi işgal edeceği söylentilerinin yayılması, yukarıda belirttiğimiz dehşet verici olayları yaşayan ve bu Ermeniler döndüğü takdirde aynı dehşeti bir kere daha yaşayacağının bilincinde olan, Türk halkını endişeye sevketmişti. Bu endişe, ne yazık ki, boşa çıkmamış, olaylar istenmeyen bir biçimde gelişmiştir. I. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru, Fransa, Ermeni gönüllüleri ile bir mukavele imzalamış, buna göre, vatanları kabul ettiği tehcir bölgelerine ilk olarak girme imtiyazını vermişti. I. Dünya Savaşı sona erince, Fransız Generali Hamelin, Fransız Doğu Lejyonu (Legion d’Orient)’nu bizzat ikiye ayırmış, Suriye’de ikamete mecbur ettiklerine “Suriye Lejyonu” adını vermişti. General Hamelin, Doğu Lejyonu’ndan kalan kuvvetlerden üç Ermeni bataryası meydana getirmişti. Bunlardan biri İskenderun-İslahiye, ikincisi Toprakkale-Dörtyol arasına, üçüncüsü ise, Mersin’e yerleştirilmiş, bölüklere ayrılarak Tarsus, Pozantı ve Adana çevresine dağıtılmıştı. Adana ve çevresindekiler, “Ermeni Lejyonu” adı ile Albay Romieu’nun emrine girmişti. Romieu, 15 Kasım 1918’de, Fransa Harbiye Nezâreti’ne müracaatla, emri altındaki birliğin Kilikya’ya intikalini ve Kıbrıs’ın, ikmal merkezi olmasını resmen istedi. Ayrıca; bu birliği İskenderun limanına çıkaracağını ve buradan Toroslar’a doğru ilerleyerek, Kilikya’yı kontrolü altına alacağını belirtmişti. Bu teklife, Fransa Başbakanı Clemenceau yerine, İngiliz Generali Allenby’den olumlu cevap geldi. Ermeni Lejyonu’nun ilk birlikleri 22 Kasım 1918’de, St. Bricue adındaki Fransız gemisine bindirildi ve İskenderun’a doğru yola çıktı. Romieu’ya bağlı Doğu Lejyonu’nun son birliklerinin de en geç 20 Aralık 1918’de İskenderun limanında olacağı plânlanmıştı. Gerçekten de, o sıralar Adana Vilâyeti’ne bağlı bir kaza merkezi durumundaki Dörtyol, yörenin ilk işgal edilen şehirlerinden biri oldu. Bu arada, 9 Kasım 1918’de, İskenderun on onbeş kişilik bir İngiliz müfrezesi tarafından işgal edilmiş, 11 Kasım 1918’de, halkın, erzak deposu önünde birikmesini bahane eden, Fransızlar’ın Coutelas Torpidosu Komutanı David Beauregard, Türk memur, polis ve jandarmalarının, İskenderun’dan hemen ayrılmalarını istemişti. Çok geçmeden, İngilizler, Osmanlı Hükûmeti’nden, yörenin işgaline zemin hazırlayacak yeni taleplerde bulunmuşlar, “Kilis-İslahiye hattının güneyinde ve Misis tren yolu boyunda bulunan Türk askerlerinin, 1 Aralık J918’e kadar, Ceyhan Nehri’nin batısına çekilmesini, her çeşit silâhlarını teslim etmelerini ve bu kuvvetlerin terhisini” istemişlerdi. Nihayet, 11 Aralık 1918’de, Dörtyol’u işgal eden Fransızlar, bu işgalde dörtyüz Ermeni’den oluşan bir Fransız taburundan faydalanmışlardı. Bu işgal birliğine bağlı erler, Türkler’e ait oniki evi basarak eşya ve paralarını gaspetmiş, bir kadını boğazından yaralamış ve Osmanlı jandarmasını kasabadan çıkarmışlardı.

işte, Ermeni şiddet hareketlerinin daha önceleri Türkler arasında yol açtığı hoşnutsuzluk, Ermeniler’in, Fransızlar desteğinde, bölgeyi işgal edeceği söylentilerinin yayılması ve gerçekten de, Fransızlar’ın, işgal sırasında, Fransız askerî üniforması giydirdikleri Ermeniler’e, işgal kuvvetleri arasında yer vermeleri ve bunların işgalle birlikte hakaret, gasp ve yaralama olaylarına girişmeleri, Türk ve Müslüman halkın, Ermenilerle birlikte, Dörtyol, Adana ve havalisini işgal eden Fransızlar’a da sert tepkiler göstermesine yol açmıştır. Fransızlar, işgali takiben, daha önce Suriye ve Lübnan’a göç ettirilen Ermenileri, Dörtyol’a ve yörenin diğer şehirlerine naklederek, yerleştirdiler. Az zamanda, Dörtyol’a yerleştirilen Ermenilerin sayısı oniki bin kişiye ulaştı8.

Kısa zaman sonra, Dörtyol ve yakınlarına yerleştirilmiş olan sivil Ermeniler de, Fransız İşgal Kuvvetlerinden cesaret ve destek alarak, Dörtyol civarındaki köylere baskınlar düzenlemeye başladılar. Bunların yaptığı zulümlerden ve işkencelerden bıkan ve endişe içinde sıranın kendilerine geleceği günü bekleyen Dörtyol’a bağlı Özerli Köyü halkı, Hacı Hüseyin Oğulları’ndan Emin Hoca Başkanlığındaki üç kişilik bir heyetle, bölgenin İngiliz Komutanlığı’na müracaat etti. Heyet, köylerinin ve çevrenin, Fransızlar ve özellikle Ermeni zulmünden korunmasını istedi. Bunun üzerine, İngiliz Komutanlığı, Hintli Müslümanlar’dan oluşan bir müfrezeyi, Dörtyol’a gönderdi. Bu müfreze, asayiş ve sükûneti geçici bir zaman için sağlamayı başardı.

Fakat, bir süre sonra, Fransızlar ve Ermeniler, Özerli Köyü’ne saldırdılar ve halka hakaret ettiler, bazı evleri yağmaladılar. Bu kötü tutum ve hakaretlerine tahammül edemeyerek karşı koyan Özerli Köyü İhtiyar Heyeti’nden Muhtar Şeyhmuszâde (Şeyh Musazâde) Mehmet Ağa ile üye Abdülkadir Ağazâde Yusuf Ağa’yı, elleri bağlı olarak, Fransız İşgal Komutanı’nın kapısı önünde, süngü ile şehit ettiler. Ayrıca, Dörtyol’un güneyinde ve yakınındaki Karakese Köyü’ne güçlü bir müfreze ile taarruz eden Fransızlar ve Ermeniler, Özerli’de işledikeri cinayetleri bu kez gerçekleştirme imkânı bulamadılar. Karakese ve çevre köyler halkı, Fransız ve Ermenilerin zulmüne uğramamak için, Dörtyol ve Özerli’ye giden yolları taştan hazırladıkları siperlerle kapatarak, kendilerini savunmaya karar vermiş ve cereyan eden şiddetli bir muharebeden sonra beş-on erlerini kayıp veren ve şaşkına dönen Fransızlar, Dörtyol’daki karagâhlarına geri çekilmek zorunda kalmışlardır, 19 Aralık 1918. Bu arada, Dörtyol ve çevresindeki köyler halkından, Türkler’e ait hayvanlara zorla el koyarak götürmek isteyen Ermeni kafilesi de, Turunçlu yakınında karşılarına çıkan Koca Ömer Oğlu Mehmet Çavuş (Mehmet Kara), Köse Mehmed ve bazı arkadaşları tarafından imha edilmiş, hayvanlar kurtarılmıştı. Yakın zamana kadar, Millî Mücadele’de düşmana karşı ilk kurşunun, nerede ve hangi tarihte atıldığı konusunda bir görüş birliği yoktu. İzmir’in işgali sırasında Hasan Tahsin Recep (asıl adı Osman Nevres)’in, Yunanlılar’a attığı kurşun, Millî Mücadele’nin ilk kurşunu olarak biliniyordu. Son yıllarda yapılan araştırmalar ve ortaya konan vesikalar, Millî Mücadele’de düşmana karşı atılan “ilk kurşunun -hattâ kurşunların-”, Dörtyol’da, 19 Aralık 1918’de, Mondros Mütarekesi’nde elli gün sonra, yiğit Dörtyollular’ın cesur evlâdı Mehmet Çavuş (Mehmet Kara) ve müfrezesi tarafından atıldığını ortaya çıkarmıştır.

Bu çarpışmaları takiben, Dörtyol’a dönen Fansız askerleri, Jandarma Komutanı Teğmen Hasan’ı, sebepsiz olarak, ağır şekilde yaraladılar. Dörtyol civarındaki Çaylı Köyü’nden Osman Oğlu Mustafa da, Kurtkulağı Mevkii’nde şehit edildi. Bu ve benzeri haksız davranışların devamı Türk halkını direnişe şevketti. Yöre halkı, canını ve namusunu kurtarmak için, her türlü imkânını kullanarak silâh satın almaya başladı. Kara Hasan da, Fransızlar’dan, kardeşinin intikamını almak için, Kuzuculu Köyü’nde bir teşkilât kurarak direnişe geçti. Mal ve hayvanlarını satarak silâhlanan yöre gençleri de Kara Hasan’a katıldılar. Böylece, zamanla sayısı 300-400’e varan bir millî teşkilât ortaya çıktı 1919 yılı başlarında harekete geçen Kara Hasan (Hasan Paşa) ve çetesi de, Türkiye’de, işgal güçlerine karşı, millî direnişi ilk baştan teşkilât olmuştur.

http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-41/milli-mucade ...-kurtulusu


Misafir 3ad

3 ay önce - Cum 02 Şub 2018, 13:21

Bu yanlış kurtuluş savaşında ilk kurşunu Hasan Tahsin attı

Akif Çalışlar

3 ay önce - Pzr 04 Şub 2018, 12:03

Misafir... Hasan Tahsin kurşunu 15 Mayıs 1919 attı.. Kara Mehmet ise 18 Aralık 1918.



ads 1940
3 ay önce - Pzr 04 Şub 2018, 12:16



Misafir ede

2 ay önce - Prş 15 Mar 2018, 11:40

çok yararı oldu.. bilgilerinizden dolayı teşekkür ederim emeğinize sağlık ) <3

Misafir 6ef

1 ay önce - Cum 20 Nis 2018, 17:54

Dörtyol'da 19 Aralık 1918'de Fransız jandarma devriyesine ilk kurşunu sıkan Kara Mehmet'tir.
Kara Mehmet'e "Kara Mehmet Çavuş" demek, "Mehmet Kara" demek, "Mehmet Kara Çavuş" demek ya da "Çavuş Mehmet Kara" demek veya öyle yazmak rahmetli Kara Mehmet'in değerli ününe, şanına ve onun onuruna zarar verir.

Herkese saygılarımla arz ederim.
Ramazan Alıç Velieceoğlu


Misafir 271

1 ay önce - Sal 24 Nis 2018, 01:19

Millî Mücadelede istilacılara karşı ilk kurşunu Hatay-Dörtyol'da sıkan kişi Kara Mehmet'tir, Kara Mehmet Çavuş değildir. "Kara Mehmet" in değerli adını "Kara Mehmet Çavuş" diye değiştirmek yakışıksızdır. Ayrıca Kara Mehmet'i belirtmek için çok sarı renkli bir kişinin resmi gösterilmektedir. Soyadı "Kara" olsa bile sarışın renkli bir kişiye kimse "Kara Mehmet" demez. Sarı renkli Mehmet'e dense dense "Sarı Mehmet" denebilir. Sarı renkli bir Mehmet'e Kara Mehmet dendiği nerede görülmüştür?

Bu yanlışlığın yazan kişi ya da kişiler tarafından düzeltilmesi dileğiyle saygılarımı sunarım.

Ramazan Veliecoğlu



sayfa 2
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET