Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Çankırı Mevlevihanesi
12   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 1
Cemoli D18
2 yıl önce - Prş 08 Eyl 2016, 15:53
Çankırı Mevlevihanesi


Kültürümüzde İslam Tasavvufunun, bu bağlamda da tarikatların çok önemli yeri vardır. İslam Tasavvufunun değişik zaman ve zeminlerde ortaya çıkardığı kurumlardan biri de Mevlevilik’tir. Tarikatlar ve özellikle de Mevlevilik, Türk Kültür ve Medeniyetinin kökleşmesinde, gelişmesinde ve yayılmasında zaman ve mekanlar ötesi vazifeler yüklenmiştir.

Yüzyıllar boyunca Anadolu’da olduğu gibi Uzakdoğu’dan Balkanlara kadar hizmetlerini ve İslam’ın çağrısını ulaştıran Mevlevi dergahlarından biri de 20.yy. başlarına kadar Çankırı’da hizmet vermiştir.

Elimizde “Çankırı Mevlevihanesi” adıyla yüksek lisans tezi olarak bulunan bir çalışma hem kültür ve medeniyetimizin orijinal kurumları olan Mevlevihaneler, hem de Çankırı ve Taşmescit tarihi hakkında önemli bilgiler sunuyor. Önemli arşiv belgelerinin de yer aldığı çalışma Çankırı Mevlevihanesinin 20.yy. başlarında Mustafa Nuri Dede ve Hasip Dede dönemini ele almıştır. Çalışmadan kısa bir bölüm:

“Çankırı Mevlevihanesi üzerinde çalışırken bir hususu dile getirmeliyiz ki, bugün sadece Taşmescit diye anılan ve Dar-ul’hadis olarak yapıldığı anlaşılan kısım ayaktadır. Bu mevcut yapı, merdivenleri ve kapısı Türk- Selçuklu taş işçiliğinin nefis örnekleri arasındadır. Duvarları Selçuklu mimarisinin karakteristik özelliklerini taşıyan kesme taştandır. Taşmescit adıyla da anılan binanın kuzey cihetinde mukarnas süslü, iki tarafı merdivenle çıkılan kapısında orijinal bir kitabe mevcuttur. Bina altta kül rengi, beyaz rengi, beyaz kesme taşlardan itinalı bir şekilde yanındaki kayalığın yamacına inşa edilmiştir. Selçuk profilleriyle çevrelenmiş, stalaktitli bir niş içinde esas kapı görünür. Bunun altında basamakların teşkil ettiği üçgenin ortasında ve üst kapı aksına gelen basık kemerli küçük kapı, mumyalık kısmının girişidir.” Bugün Taşmescid diye anılan binanın aynı zamanda Darul’hadis olduğu yukarıda zikredildi. İşte bu bina Şeyh Cemaleddin Hazretlerinin zaviyesi olmakla beraber medrese fonksiyonunu da icra ettiği anlaşılmaktadır. Çünkü XVIII. yy.’dan itibaren Mevlevihanelerde medreselerin de bulunduğu bilinmektedir. Nitekim bu konuda KÜÇÜKDAĞ da Konya Piri Mehmet Paşa Zaviyesi bünyesinde Mehmet Paşa adlı bir medresenin olduğunu tespit etmiştir. Aynı şekilde Çankırı Mevlevihanesi’nde de mütevellilerine medresede eğitim-öğretim yaptıkları takdirde tevliyet hakkı verilmiştir. Hatta 10 Ramazan 1257’de (M.26 Ekim 1841) tedrisat yapmaları şartıyla tevliyet hakkı es-Seyyid Mehmed Efendi ve es-Seyyid Mustafa ve es-Seyyid el-Hac Mehmed Efendi’ye veriliyor. Buradaki mütevellilerin normal vatandaş olmayıp, ilim erbabı oldukları vakfedenin şartından anlaşılmaktadır.

Kaynak:
TC Selçuk Ünv. Sosyal Bilimler Ens. Tarih Ana bilim Dalı Yakınçağ Tarihi Bilimi Dalı
Çankırı Mevlevihanesi
(Konya Mevlana Müzesi Arşivi'nde 69, 70 nolu Zarflardaki Belgelere Göre)
Yüksek lisans tezi ,
Hazırlayan: Feridun ATA,
Konya 1995

http://muze.semazen.net/content.php?id=00071




Milli Mücadelede Çankırı Mevlevihanesi

I. Olay, Balkan savaşı yıllarında, diğer Mevlevihaneler gibi, Çankırı Mevlevihanesi de her türlü maddi ve manevi yardıma iştirak etmişlerdir. Şeyh Hasip Dede Efendi Çankırı halkıyla birlikte, savşmakta olna askerlerimizin başarıları için hatimler indirimiş ve dualar yapmıştır. Diğer taraftan Mevlevihaneye gelen 1912 tarihli Yardım genelgesi çerçevesinde Çankırı halkı hemen harekete geçmiş, Şeyh Hasip Dede Efendi’nin nezaretinde (listeleri mevcut) bir çok kişi imkanları nibetinde orduya maddi katkı sağlamıştır.

Kaynak: Mevlana Müzesindeki Arşiv Belgeleri Işığında Çankırı Mevlevihanesi, Yrd. Doç. Dr. Ferudun ATA, Çankırı Araştırmaları Dergisi, Sayı 1, (Sayfa:37-44)

II. Olay, O Tarihte Çankırı’da mevcut tekkelerde ne kadar sancak varsa çıkartılmış, dervişler kudüm çalarak ahalisinin önünde gidiyordu. Nihayet askerle kavuşuldu. En önde tabur sancağı sancağı, iki tarafında sancak muhafızları vardı. Sancak muhafızları şimdiki gibi süngülü olmayıp, askerin en uzun boylularından seçilmiş siyah, çember sakallı, önlerinde siyah meşin önlük, ellerinde birer balta bulunan iki baltacı nefer idi, pek heybetli görünüyorlardı. Merhum Mecbur Efendi uzun bir dua okudu. Sonradan öğrendiğime göre bu hadise 1885 senesinde Yunanistan hududunda tahşit olunan ve sonra harp edilmeksizin terhis edilen rediflerin avdetinden ibaretmiş” “Çankırı Coğrafyası” Ahmet Kemal Üçok

Çankırı Araştırmaları Sitesi

www.cansaati.org



****

Çankırı ilinde de Mevlevilik olmuş.


Cemoli D18
2 yıl önce - Prş 08 Eyl 2016, 15:55










(+)



Bunlarda bulabildiğim diğer bilgiler.














Mevleviliğin Türk- İslam kültürü içinde önemli bir yeri vardır. Hz. Mevlana’nın 17 Aralık 1273’te ölümünden sonra yakın dostlarından Çelebi Hüsameddin ve daha sonra oğlu Sultan Veled’in sayesinde Mevlevilik kuralları, ilkeleri olan bir tarikat olarak örgütlenmiştir.

Mevlevilik önce Konya‘da daha sonra ise, ülke içinde ve dışında birçok seveni ve müridi bulunan büyük bir doktrin olarak toplumun içinde yerini almıştır.

Mevlevihane genel bir isimlendirme olup, Mevlevi ayinlerinin yapıldığı iaşe ve ibatesinin sağlandığı tarikat yapılarıdır. Mevlevihaneler, sadece dini bir müessese olmayıp, siyasi ve sosyal hayata da aktif olarak katılmışlardır.

Yüzyıllar boyunca Anadolu’da olduğu gibi Uzakdoğu’dan Balkanlara kadar hizmetlerini ve İslam’ın çağrısını ulaştıran Mevlevi dergâhlarından biri de 1850 ve 1925 yılları arasında Çankırı’da hizmet vermiştir. Kayıtlardan Çankırı’da bir Mevlevihane’nin faal olarak kullanıldığını, zengin bir kütüphanesi ve semahanesinin mevcut olduğunu bilmekteyiz.

Burdur’da Mevlevilik Mehmet Fedai Dede tarafından başlamıştır. 1250 (Rumi) senelerinde Kalender Dede gelmiş ve 1280 tarihine kadar burada Mevlevi şeyhliği yapmıştır. 312 tarihinde Ali Dede gelmiştir. Mevlevihane Burdur’da Mevlevi hane sokağında bir yokuş ağzındadır. (Şimdi Ulucami’den aşağı doğru inen İstiklal Caddesi). Memleketin en eski binalarından biriydi. Musikişinas Hasip Dede Burdur Mevlevihanesinde neyzen olarak bulunmuştur.

‘’ Hasip Dede 15 sene Burdur’da Mevlevihane’sinde musiki öğrettikten sonra Burdur’dan ayrılmıştır.

Samsun(Canik) Mevlevihanesi Şeyhi Ali Enver Dede 20 Nisan 1911 yılında ‘ askeri düzen ve şeriatı ihlal ettiği ’gerekçesiyle görevden alındı. İki ay sonra vefat etti. Samsun Mevlevihane’si Dergâhına; Konya’da bulunan Çelebi Hazretleri tarafından Burdurlu Hacı Ahmet Hasip Dede Şeyh olarak getirildi.

Hacı Ahmet Hasip Dede, eski Şeyh Cemalettin Efendi’nin ailesini Mevlevi Dergâhı zaviyesinden mahkeme kararı ile çıkarttıktan sonra Samsun’da yayınlanan Aks-ı Sadâ gazetesinde Hacı Hasip Dede’ye karşı bazı yazılar yayınlanmıştır.

Hacı Ahmet Hasip Dede Semâhane’yi yeniden düzenledi ayrıca Mevlevihane’nin gelirinin artması için Mevlevihane’deki duacıların görevlerini kendisi üstlendi. Böylece Mevlevihane’nin geliri 1000 kuruş artmıştı.

1912 Temmuz’unda Hacı Ahmet Hasip Dede Çankırı’daki Mevlevihane’ye çağrıldı.

Yerine eski Samsun Mevlevihane’si Şeyhlerinden Cemaleddin Dede’nin en küçük oğlu Yusuf, Dergâhtaki diğer bir dedenin vesayetinde şeyh olarak atandı.

Çankırı Mevlevihane’sinin son şeyhi Hasip Dede, 18 Ağustos 1912 ‘de göreve başlamıştır. 30 Kasım 1925 tarihli “Tekke, Zaviyelerle Türbelerin Kapanmasına ve Türbedarlıklarla Bir Takım Unvanların Yasaklanmasına Dair Kanun’a” kadar görev yapmıştır.

Kurumsal yapıya önem verdiği anlaşılan Hasib Dedenin göreve başladığında ilk uygulaması, lazım olan eşyaların temini ve tamire muhtaç durumdaki zâviyenin elden geçirilmesidir. Zira Mevlevîhâne, taş ocağının yakınında yer almakta olup, belediyenin ocaktan barutla taş çıkarması, dergâhı tahrip etmektedir. Konya Mevlânâ Dergâhı ile yapılan yazışmalar sonrasında Çankırı Mevlevîhânesi’nin bakım onarımı için bir heyet oluşturulmuş ve 25 Kanun-ı evvel 1328/7Kasım 1912 tarihinde yapılan keşif sonrası 10040 kuruşla Mevlevîhâne’nin gerekli yerlerinin tamir edilebileceği merkez dergâha bildirilmiştir.

Hasip Dedenin zâviyedar olmasıyla birlikte Çankırı Mevlevîhânesi, sosyo-kültürel açıdan daha etkin hale gelmiştir denilebilir. Semâ ayinleri düzenli bir şekilde yapılmaya başlanmış, kandil ve Ramazan gecelerinde iftar ve sonrasın-da programlar icrâ edilmiş, kütüphâne zenginleştirilmiş, zâviye eski canlı günlerine kavuşmuştur.

Balkan savaşı yıllarında, diğer Mevlevihaneler gibi, Çankırı Mevlevihane’si de Şeyh Hasip Dede’nin önderliğinde her türlü maddi ve manevi yardıma iştirak etmişlerdir.

Ancak savaştaki destek bununla sınırlı değildir. Savaşa katılamayanlar ordunun muzafferiyeti için dua ederken; durumu müsait Çankırı'dan 33 derviş, başlarında Hasib Dede ile birlikte Veled Çelebi İzbudak komutasındaki Gönüllü Mevlevî Alayı’na katılmışlardır.

Savaş sonrası Çankırı’ya dönen Hasib Dede, tekke ve zâviyelerin kapatılmasına kadar zâviyedarlık görevini devam ettirmiştir. Tekke ve zâviyelerin kapatılmasına dair kanunda, siyasete karışmadıkları takdirde hâlihazırdaki zâviyedarların kayd-ı hayat şartıyla vazife yaptıkları dergâhlarda ikametlerine izin verilmiştir. Aynı durum Hasib Dede için de geçerli olup, onun 1927’de vefatıyla zâviye, Özel İdare’ye geçmiştir.

Özel İdare’ye devir sonrası Mevlevîhâne olarak kullanılan kısım, semahanesiyle birlikte bakımsızlık ve sahipsizlik yüzünden harap olmuş, Taş Mescid, 1940’lı yıllarda askeriye tarafından mühimmat deposu ve ot ambarı olarak kullanılmıştır. Taş Mescid ve türbe ancak 1970’deki yenileme sonrası ziyarete açılmıştır.

Hasip Dede 19 Temmuz 1927’de vefat etti. Çankırı Sarı Baba Mezarlığında medfundur.

Cumhuriyet dönemi şair, dilci, halk edebiyatı araştırmacısı Ali Dehri Dilçin’in biyografisinde yer alan “Mevlevi şeyhi Hacı Hasip Dede'den Farsça okudu, musiki dersleri aldı.” Bilgisi Hasip Dede’nin Çankırı Mevlevihane’si son postnişini olarak görev yaptığı dönemde musiki ve Farsça dersleri verdiğini de belgelemektedir.

Günümüzde kullanılan pek çok Karagöz tasvir kalıbının sahibi Ragıp Tuğtekin Çankırı Mevlevî Şeyhi Hüsamettin Hasip Dede’den tambur meşketmiştir.
Adile Hanımla evli olan Hasip Efendi'nin, Şemsettin isimli bir erkek evladı vardı. (Şemsettin Parlar Bey'le ilgili ayrı bir yazı kaleme alacağım)

Konu hakkındaki makale

http://www.cankiripostasi.com/m/?id=467&t=makale


Misafir 6da

2 yıl önce - Pts 12 Eyl 2016, 16:44

Zamanında Mevlevilik Çankırı'da yaygın ve yoğundu. Bölge insanı severek katılırdı. Şimdilerde çok ama çok az, belkide hiç yok...



Cemoli D18
2 yıl önce - Cmt 01 Ekm 2016, 18:57

Şuanki Mevlevihane'deki durum ve katilim nedir bilemiyorum.
Mevlevihane'nin Çankırı'da da olması tasavvuf açısından kazanımdır.


Cemoli D18
2 yıl önce - Prş 06 Ekm 2016, 13:38



Cemoli D18
2 yıl önce - Pzr 09 Ekm 2016, 12:21





Misafir 5f7

1 yıl önce - Sal 28 Mar 2017, 14:16

Mevlana ile ANadoluda yayılan ve yaygın hale gelen tasavvuf topluluğu tarihimizde güzel izleri bulunmakta
...Mevlana...


Misafir c16

1 yıl önce - Pts 14 Ağu 2017, 14:20

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=134286

Linkteki yerlere bakabilirsiniz


Cemoli D18
8 ay önce - Cmt 03 Şub 2018, 21:11
Eski ve yeni hali








Neşet İlkbahar

3 ay önce - Sal 03 Tem 2018, 03:27

http://www.cankiripostasi.com/hasip-dede-efendiye ...e,624.html



sayfa 1
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET