Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Namaz Dinimizin Direğidir.Peki Namazımızı Vaktinde Kılıyor muyuz.?
« önceki   123 ... 242526 ... 373839   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 25
Mustafabey 01
5 ay önce - Pzr 07 Oca 2018, 14:18

Kur'an-ı Kerim' de Namaz ile İlgili Ayetler...

Alıntı:
Dinin direği NAMAZ değil KURAN'dır.

Bütün Kuran, özellikle de Rahman suresi; önce 'Kuran' ı sonra 'insanın varlığını' işaret eder. Önce Kuran!

Muhammed'de Kuran'ı terk eden kavminden şikayetçi olmuştur.

Furkan 30;
Resul dedi: '' Ey Rabbim, kavmim bu Kuran'ı terk etti''

Ve kale Resulü: 'Ya Rabbi, inne kavmi ittehazu hezel Kurane mehcuran''..

Kuran'da 'NAMAZ' adında tek kelime bir ifade yoktur.

Bakara Suresi, 3. ayet: Onlar, gaybe inanırlar, Namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.

Bakara Suresi, 43. ayet: Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

Bakara Suresi, 45. ayet: Sabır ve Namazla yardım dileyin. Bu, şüphesiz, huşû duyanların dışındakiler için ağır (bir yük)dır.

Bakara Suresi, 83. ayet: Hani İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, Namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye misak almıştık. Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz ve (hala) yüz çeviriyorsunuz.

Bakara Suresi, 110. ayet: Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin; önceden kendiniz için hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu Allah Katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görendir.

Bakara Suresi, 125. ayet: Hani Evi (Ka'be'yi) insanlar için bir toplanma ve güvenlik yeri kılmıştık. "İbrahim'in makamını Namaz yeri edinin", İbrahim ve İsmail'e de, "Evimi, tavaf edenler, itikafa çekilenler ve rüku ve secde edenler için temizleyin" diye ahid verdik.

Bakara Suresi, 153. ayet: Ey iman edenler, sabırla ve Namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir.

Bakara Suresi, 177. ayet: Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; Namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.

Bakara Suresi, 238. ayet: Namazları ve orta Namazını (üstlerine düşerek, titizlik göstererek) koruyun ve Allah'a gönülden boyun eğiciler olarak (namaza) durun.

Bakara Suresi, 239. ayet: Eğer korkarsanız, yaya veya binekte iken kılın. Güvenliğe girdiğinizde ise, yine Allah'ı, bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi zikredin.

Al-i İmran Suresi, 39. ayet: O mihrapta namaz kılarken, melekler ona seslendi: "Allah, sana Yahya'yı müjdeler. O, Allah'tan olan bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayan, efendi, iffetli ve salihlerden bir peygamberdir."

Nisa Suresi, 43. ayet: Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişseniz yahut kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Nisa Suresi, 77. ayet: Kendilerine; "Elinizi (savaştan) çekin, Namazı kılın, zekatı verin" denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: "Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?" dediler. De ki: "Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksınız."

Nisa Suresi, 101. ayet: Yeryüzünde adım attığınızda (yolculuğa ya da savaşa çıktığınızda), kafirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şüphesiz kafirler, sizin apaçık düşmanlarınızdır

Nisa Suresi, 102. ayet: İçlerinde olup onlara namazı kıldırdığında, onlardan bir grup, seninle birlikte dursun ve silahlarını (yanlarına) alsın; böylece onlar secde ettiklerinde, arkalarınızda olsunlar. Namazlarını kılmayan diğer grup gelip seninle namaz kılsınlar, onlar da 'korunma araçlarını' ve silahlarını alsınlar. Küfredenler, size apansız bir baskın yapabilmek için, sizin silahlarınızdan ve emtianız (erzak ve mühimmatınız)dan ayrılmış olmanızı isterler. Yağmur dolayısıyla bir güçlüğünüz varsa veya hastaysanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir sorumluluk yoktur. Korunma tedbirlerinizi alın. Şüphesiz, Allah kafirler için aşağılatıcı bir azap hazırlamıştır.

Nisa Suresi, 103. ayet: Namazı bitirdiğinizde, Allah'ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin. Artık 'güvenliğe kavuşursanız' namazı dosdoğru kılın. Çünkü namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır.

Nisa Suresi, 142. ayet: Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar.

Nisa Suresi, 162. ayet: Ancak onlardan ilimde derinleşenler ile mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Namazı dosdoğru kılanlar, zekatı verenler, Allah'a ve ahiret gününe inananlar; işte bunlar, Biz bunlara büyük bir ecir vereceğiz.

Daha bir çok Ayet Namazla ilgili Kuran-ı Kerim de bu kadar yeterli olur umarım.


Mustafabey 01
5 ay önce - Pts 08 Oca 2018, 12:03

Din'in Direği Namaz !

Alıntı:
Dinin direği NAMAZ değil


Hz. Rasûlullâh (aleyhisselâm) Efendimiz bir açıklamasında:

“NAMAZ, DİNİN DİREĞİDİR!” buyuruyor.

Dinin direği ne demektir?..

O zamanlarda, insanların çok az bir kısmı kerpiçten yapılan evde yaşarken, büyük bir kısmı çadırda yaşıyordu... Çadırın meşhur orta direği vardır. O çadırı ayakta tutan ana direk gibi; Dinin direği de Namazdır!

Kişi, “mi’râc olan namaz” gerçekleşmediği sürece, bir önceki basamakta yapmış olduğu “Kelime-i Tevhid”i tasdikinin gereğini hissedip, yaşayamaz... Bilgide kalır!

İlm-el yakîn, “Kelime-i Şehâdet”in sırrının kavranmasıdır!

Bunun Ayn-el yakîni; “Namaz”ın mi’râc oluşudur!

Hakk-el yakîni; “oruç”tur.

Buraya kadarı Fenâfillâh’tır…

BakâBillâh ise “zekât”tır!

Bunlar bugüne kadar pek bahsedilmemiş şeyler olduğundan, belki de nasıl oluyor diyerek yadırgayacaksınız, şaşıracaksınız; hatta belki de reddedeceksiniz…

Ama sakın ola ki bu açıkladıklarımı inkâr ederek nefsinize zulmetmeyin!

“İlm-el yakîn”de; kişi ilmî idrak ile Allâh'ın tekliğini, Hz. Muhammed (aleyhisselâm)’ın Allâh Rasûlü ve Allâh kulu oluşunu idrak ederek şehâdet eder.

Bu şehâdetin neticesinde, aldığı ilme göre namazı ikame ederse (namaz kılarsa değil), o namazı ikame edişi ile kendisinde mi’râc başlar…

O yaptığı “urûc” ileoluşan “mi’râc” sonucunda da Allâh'a vâsıl olur!..

Bunun da neticesinde kendi varlığı ortadan kalkar; varlığında TEK mevcut olan Hakk’tan gayrı olmaz!

Bu hâlde varlığının Hakk’ın varlığı olduğunu kavrayınca; Kendisi varlığındaki ilâhî vasıflarla tahakkuk eder.

Ettiği zaman, “oruç”lu olup, zâhir olduğu kapasite çapında aç kalır, susuz kalır; açlığa ve susuzluğa tahammül gösterir; “Samediyet tecellisi olur” böylece de “Hakk-el yakîn” hâli kendisinde zuhur eder.

Evet, önce “NAMAZ” üzerinde duralım…

“Kulun Allâh’a en yakîn olduğu hâl ve zaman secde hâlidir” buyurulur...

Bir de namazın “ikame” edilmesinden söz edilir.

Namaz “kılan”lar vardır... Namazı “ikame” edenler vardır.

Namazın “kılınması” ayrıdır, namazın “ikame” edilmesi ayrıdır, “daimî Namazda” olanlar ayrıdır.

“Zâhir ehli” yani olayın tefekkürüne girmeyenler topluluğu diye bahsedilen “avam” için, “namaz kılınır”.

Namaz kılınması önerilerek, belli hareketler arasında, belli zikirlerin yapılmasıyla, bu zikirlerden ve dualardan hâsıl olan enerjinin beyin tarafından ruha yüklenmesi hedeflenmiştir...

Bu çalışmadan amaç, ruhun pozitif enerjisinin kuvvetlenerek, kişinin kendisini ölüm ötesi yaşamda güçlü bir hâle getirmesidir.


Mustafabey 01
5 ay önce - Sal 09 Oca 2018, 10:44

Namaz Kılmazsak Ne Olur ?

Namaz kılmamak büyük günahlardandır; buna rağmen namaz kılmayan kişi kafir olmaz, sadece günahkar olur. Allah dilerse onu affeder, dilerse cezalandırır.

Namaz; Kur'an, Hadîs ve İcma' ile sâbit olan kesin bir farzdır. Aklı başında, erginlik çağına girmiş olan her Müslüman için, edâsı lâzım gelen pek yüksek bir vazifedir. Bu mühim farz ibâdeti yerine getirenler, Allah Teâlâ'nın pek çok lütuf ve inayetlerine ererler.

Namazın farz oluşunu inkâr etmek, mü'mini dinden çıkarır. Ancak farz olduğunu inkâr etmeksizin tembellikten dolayı bu ibâdeti yapmayan kimseler ise, mânevi yönden büyük zarar ve kayıplara uğrarlar.

Kur'ân-ı Kerîm'de birçok âyette, mü'minler namaz kılmakla emredilmişlerdir. Namazın mü'minler üzerine kat'î bir borç ve vazife olduğunu ise, şu âyet-i kerîme bildirmektedir:

Elbette çok büyük günahtır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kasten [mazeretsiz] namaz kılmayanın diğer amellerini Allahü teâlâ kabul etmez. Tevbe edinceye kadar da Allah’ın himayesinden uzak olur.) [İsfehani]

(Beş vakit namazı terk eden, Allahü teâlânın hıfz ve emanından mahrum olur.) [İbni Mace]

(Namaz kılmayanın Müslümanlığı, abdest almayanın namazı yoktur.) [Bezzar]

(İman ile küfür arasındaki fark, namazı kılıp kılmamaktır.) [Tirmizi]

(Namaz, imanın başı ve Cehennemden kurtarıcıdır.) [Miftah-ul-Cennet]

Seyyid Abdülhakim efendi hazretleri buyurdu ki:
Namaz kılmayan, her şeyden önce bütün müminlere zulmetmiş olur; çünkü her namazda (Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin) demekle bütün müminlere dua ediliyor. Namaz kılmayan, her gün beş vakit namazda sünnetlerle beraber 21 kere tekrarlanan bu duadan Müslümanları mahrum bırakıyor.



Statement
5 ay önce - Sal 09 Oca 2018, 19:05

Namaz kilan veya kilmayan kardeslerim, vaktiniz varsa hemen, vaktiniz yoksa ilk musait oldugunuzda mutlaka ama mutlaka izleyin.

Allah rizasi icin izleyin ve izletin, dinleyince kaybedecek neyimiz var?




Mustafabey 01
5 ay önce - Çrş 10 Oca 2018, 12:26

Yaralıyken Namaz Kılmak !

Hz. Ali (r.a)'nin savaşta vücuduna saplanan okun namaz kılarken çıkarılması olayı meşhurdur. Nitekim bir keresinde baldırına bir ok saplanmıştı. Çıkarmak için uğraşılmış da çıkarılamamıştı, çok acı veri veriyordu. Hz. Ali'inin namaza durmasına ve okun bu ara da çıkarılmasına karar verildi. Nafile Namaz kılmaya başlayan Hz.Ali secdeye kapanınca, oku kuvvetle çektiler ve çıkardılar. Namazı bitirince etrafına bakınarak "oku çıkardınız mı?" diye soran Hz. Ali'ye Oradakiler çoktan çıkardık dediler.

Hazret-i Ebû Bekir -radıyallahü anh- namazını hûşu ve kalp huzuru ile kılardı. Öyle ki namazda duruşları esnasında adeta bir cansız direk gibiydi.

Mücahit -radıyallahü anh-, Hazret-i Ebû Bekir ve Abdullah bin Zübeyr -radıyallahü anhüma-'nın namaz kılışlarını şöyle anlatıyor:

"Onlar namaz kılarken, sanki bir direk gibi hareketsiz dururlardı."

Misver b. Mahreme diyor ki:

Ömer bin Hattab hançerlendikten sonra yanına geldim. Oradakilere:

"-Durumu nasıl?" dedim.

"-Gördüğün gibi." diye cevap verdiler.

"Namazı hatırlatarak onu uyandırın namazdan daha önemli dahi olsa, başka bir şeyi hatırlatarak onu uyandıramazsınız."dedim.

"-Ey müminlerin emiri! Namaz vakti geldi."dediler.

"-Ha! Peki kalkayım."dedi.

İslam'da namazı terk edenin durumunu düşündü. Yarasından kan aka aka namazını kıldı. (Teberani, Hayatü's sahabe)


Mustafabey 01
5 ay önce - Prş 11 Oca 2018, 16:07

RÛHUN GIDÂSI NAMAZ !

Dînin direği ve mü’minin mirâcı olan namaz ibâdeti, mü’min kimselerin kalplerinin azığı ve gıdâsıdır. Namazını tâdîl-i erkânına ve şartlarına riâyet ederek kılan kimse kalbinin ve rûhunun gıdâsını tam olarak almış olur. Namazlarını bu şekilde kılmaya devam eden kimse hem âhiret azığını hazırlamış, hem de dâima sıhhat ve âfiyette olmuş olur.

Namazını tâdîl-i erkânına ve şartlarına riâyet etmeyerek kılan kimsenin kalbi ve rûhu gıdâsını tam olarak alamaz, kalbi aç kalır ve zayıflar. Nihâyet kalb, gıdâsını alamadığı için ya mânevî bir hastalığa yakalanır veya mânen ölür.

Nitekim ihtiyaç duyduğu gıdâyı tam alamayan vücud da hastalanır ve zayıf düşer. (Fethu’l-Bârî, İbn-i Receb)

Dünya malında hırsızlık olduğu gibi Allâhü Teâlâ’ya ibâdette de hırsızlık olur. Hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem):

“Hırsızların en kötüsü namazından çalan kimsedir.” buyurdular. Ashâb-ı Kirâm:

“Yâ Resûlallah! Kişi namazından nasıl çalar?” dediklerinde Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem): “Rükûunu ve secdesini tam yapmaz.” buyurdular.

Diğer bir hadîs-i şerîfte: “Kişi, altmış sene namaz kılar, fakat onun bir namazı bile kabul olunmaz. Zîrâ o rükûu tam yapsa secdeyi tam yapmaz, secdeyi tam yapsa rükûu tam yapmaz.” buyuruldu.

Namazlarını böyle kılan kimse, namazın edeblerini terk ettiği, Allâhü Teâlâ’nın emrettiğini kusurlu ve noksan yaptığı için bu ibâdetinden aslâ sevab ve bir netîce alamaz.

İbrâhim en-Nehâî (rahimehullah) şöyle buyurdu: “Rükû ve secdesini tam yapmayan birini gördüğün zaman, onun âilesine (geçim darlığı çekeceği için) merhamet et.”(Tefsîr-i Rûhu’l-Beyân)



Mustafabey 01
5 ay önce - Cum 12 Oca 2018, 10:30

Cuma Namazı Nedir?

Bazı kimseler Cuma Namazı Farz Değildir diyorlar onlara da cevap olur umarım bunlar.İnşaallah hepimiz ömrümüz boyunca bir Cuma Namazını bile kaçırmayız.

Cuma gününün özelliklerinden biri ve en önde geleni Cuma namazıdır.Cuma namazı hicret esnasında farz kılınmıştır.Peygamberimiz ilk Cuma namazını, Ranûna vadisinde kıldırmıştır.Yüce Allah, "Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağırıldığınızda, alışverişi bırakıp Allah'ı anmaya koşun. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır." buyurmaktadır (Cum'a, 62/9).

Cuma namazı, farz namazlardan olup, Cuma günü öğle namazı vaktinde kılınır. Cumanın farzı iki rekattır. Hanefîlere göre farzdan önce dört ve sonra da dört rekat sünnet kılınır. Cuma namazının özelliklerinden birisi de namazdan önce hutbe okunmasıdır. (bk. Hutbe)

Cuma namazı, akıllı, buluğ çağına erişmiş, sağlıklı, hür ve mukim erkek Müslümanlara farz kılınmıştır; kadınlara, kölelere, yolculara ve cemaata gelemeyecek kadar mazereti olanlara farz değildir. Bununla birlikte, Cuma namazını kılmaları halinde geçerli olup, ayrıca öğle namazı kılmaları gerekmez.

Hanefîlere göre Cuma namazının Cuma günü öğle namazı vaktinde kılınması, namazdan önce hutbe okunması, Cuma kılınan yerin halka açık olması, imam hariç en az üç kişilik bir cemaatin olması, Cuma kılınan yerin şehir hükmünde olması gerekir.

Cuma günü namazdan önce gusül abdesti almak, temizlik yapmak ve namaza hazırlanmak, temiz elbiseler giymek, güzel kokular sürünmek Sünnettir ve Cuma'nın adabındandır.


Mustafabey 01
5 ay önce - Cmt 13 Oca 2018, 10:05

Namazın Önemi !

Peygamberimiz (a.s.m.) ve ashabı Zâturrik⒠Gazvesine çıkmışlardı. Bir yerde mola verildi ve Peygamberimiz Abbâd bin Bişr (r.a.) ile Ammar bin Yasir’i (r.a.) bir geçidin girişine nöbetçi tayin etti.



Bu iki zat geçidin ağzına gelince Ammar yattı, Abbâd ise Namaz kılmaya başladı.



Onları izleyen bir müşrik, Namaz kılan Abbâd’ın silüetini görünce derhal bir ok attı ve ok eliyle koymuşçasına hedefini buldu. Ancak Hz. Abbâd, oku eliyle çıkarıp Namaz kılmaya devam etti. Müşrik onun Namaz kılmaya devam ettiğini görünce okun isabet etmediğini sanarak tekrar ok attı. Derken üçüncü kez ok attı. Çünkü Abbâd Namaz kılmaya devam ediyordu. Bir müddet sonra arkadaşı uyandı. Müşrik onların iki kişi olduklarını görünce kaçtı.



Ammar, arkadaşından akan kanları görünce:



“Sübhanellah! Sana ilk oku atınca beni niye uyandırmadın?” diye sordu.



Abbâd’ın verdiği cevaba dikkat edin kardeşlerim:



“Öyle bir sure okuyordum ki, kesmek istemedim.” (Kütüb-i Sitte, c.10, s.199)



Bu nasıl imandır, bu ne muhteşem teslimiyettir ki, vücuduna saplanan okları, bir iğneden farksız görüyor?

İşte sahabenin dünyasında Namazdan daha önemli bir ibadet, ondan daha değerli bir davranış yoktu. Onun uğruna canlarını, mallarını, her şeylerini feda etmekten çekinmezlerdi.


Mustafabey 01
5 ay önce - Pzr 14 Oca 2018, 09:47

Bizimle Namaz Kıldın mı?

Ebu Ümame r.a anlatıyor:Rasulluah sav ile beraber mescitte idik.O

esnada bir adam geldi ve:
Ey Allah’ın Rasulu, ben bir günah işledim,bana cezasını ver dedi.

Rasulullah adama cevap vermedi.Adam talebini tekrar etti.Rasulullah

sav yine cevap vermedi.

Derken namaz vakti girdi ve namaz kılındı.Rasulullah sav

namazdan çıkınca adam yine peşine düştü,ben de adamı takip

ettim. Ona ne cevap vereceğini işitmek istiyordum...

Efendimiz adama:

Evinden çıkarken abdest almış, abdestini de güzel yapmış mıydın?



Buyurdu. O:Evet Ey Allah’ın Rasulu Efendimiz sav;

Sonra bizimle namaz kıldın mı? Adam: Evet, Ey Allah’ın Resulü!

deyince, Efendimiz sav: Öyleyse Allhu teala hazretleri günahını affetti buyurdu.

Bu Adam Sözünde Durursa !

Hz. Enes r.a anlatıyor: Bir adam Rasulullah’a sav: Allah c.c kullarına kaç

vakit namazı farz kıldı? Diye sordu. Rasulullah sav: Allah kullarına beş

vakit namazı farz kıldı,diye cevap verdi.

Adam tekrar sordu: Bunlardan önce veya sonra başka bir şey var

mı?

Rasulullah sav:

Allah cc kullarına beş vakit Namazı farz kıldı. Bunun üzerine adam,



bunlar üzerine hiçbir ilavede bulunmayacağına, onlardan herhangi bir



eksiltmede bulunmayacağına dair yemin etti.

Rasulullah sav: Bu adam sözünde durursa mutlaka Cennete girecektir

buyurdu.


Mustafabey 01
5 ay önce - Sal 16 Oca 2018, 09:31

Darağaçına Giderken Son İstek, Namaz !

Bir sabah erkenden O büyük îmânlı Sahâbînin zincirlerini çözüp, zindandan çıkardılar. Mekke dışında Ten'im denilen yere götürdüler. Çünkü bütün mel'anetlerini, orada yapmayı âdet edinmişlerdi.

Bu iki Allah ve Resûlullah dostu ise, heyecanlı değildiler. Yolda karşılaşıp görüşen bu iki Sahâbî kucaklaşarak birbirlerine uğradıkları belâya sabretmelerini tavsiye ettiler.

Az sonra bir müşrik bağırdı:

- Ey Hubeyb! Sen bizim babamızı, Hâris bin Âmir'i öldürdün. Bugün onun intikamını senden alacağız. Ölmeden önce bir isteğin var mı?

Hubeyb bin Adiy gâyet sâkin, şunları söyledi:

- Yaşatan ve öldüren ve öldükten sonra gene diriltecek olan, yalnız Cenâb-ı Allahtır.. O'na binlerce hamd olsun.

Müşrikler hayretle tekrar sordular:

- Ölmeden önce son bir arzun yok mudur?

- Beni bırakınız iki rekât namaz kılayım...

- Kıl orada.

Elleri ve ayakları çözülen Hz. Hubeyb, hemen namaza durup, büyük bir sükûnet içinde huşû' ile iki rekât namaz kıldı. Cenâbı Hakka son duâlarını yaptı.

Toplanan müşrikler, kadınlar, çocuklar heyecanla onu seyrediyorlardı. Namazını bitirdikten sonra

- Vallahi eğer ölümden korkarak namazı uzattığımı zannetmeyecek olsaydınız, namazı uzatırdım ve daha çok kılardım, dedi.

Böylece idam edilirken iki rekât namazı ilk kılan, âdet ve sünnet olmasına sebep olan Hubeyb bin Adiy'dir. Peygamber efendimiz, onun idam edilirken iki rekât namaz kıldığını işitince bu hareketini yerinde ve uygun bulmuştur.

Kaynak: Osman ERSAN, Gözümün Nûru Namaz, Erkam Yayınları.



sayfa 25
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
« önceki   123 ... 242526 ... 373839   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET