Ana Sayfa 915 bin Türkiye Fotoğrafı
Alparslan Türkeş Kimdir?
« önceki   123456 ... 181920   sonraki »
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
umit1
7 yıl önce - Çrş 03 Ekm 2007, 22:33

Alıntı:
2. Dunya savasi sonundan beri ABD'nin Turk devlet adamlari yetistirdigi gercektir, Ozal, Ecevit vs gibi. Saniyorum Turkes te bunlara dahilmis. Belki de ilklerdendir? Emparyalizmin icinde yetismis anti-emperyalist Saniyorum ABD'nin Rusya ve kominizme karsi ileride kullanma niyeti ile askeriyede egitim verdigi bir devlet adami.



Rahmetli anneciğim bana her zaman "Bir rahmetlinin ardından iyi sözler söyleyemiyorsan,o zaman çeneni kapat" derdi.

Bende daha evvel başka bir konuda başka bir bir başlık altında yazdığim yazidan bir bölümü buraya koyuyorum,bir değerlendirme yapilabilmesi için yalniz bu konuda bahsi geçen herkezin "rahmetli" olmuş olduğunu unutmadan .

Alıntı:
Bazi seyleri bilmeden Turkiyede son 50 yil icinde olup bitenleri anlayabilmek zordur,bazi seyleri Bay Evrende bilmez rahmetli Mendereste bilmiyordu,allah uzun omurler versin sayin Demirel agabeyimizde pek bilmez ama o en azindan bazi seyleri anlamistir.

Bakin Turkiye deki karisikliklarin ve bunun sonucu yapilacak ihtilallerin temeli taa 1949 yilinda yani Turkiye daha NATO ulkesi bile degilken ve Ismet Pasa reisicumhur ve CHP iktidarda iken atilmistir ,bilenler bilir bilmeyenlere soyleyeyim bunun adi 28 Mart 1949 tarihli ve cok gizli olan "ABD ordusu genel stratejik konseptler" belgesinin eki olan ve JSPC 891/6 sec."Tab B" olarak bilinen belgedir.

Rahmetli Menderesin bundan haberi yoktu,ama Menderes 27 Mayis Darbesinin hazirlanmakta oldugunu 1957 deki Kuscu olayi dolayisi ile ogrenmisti hatta cunta uyelerinin bir coklarinin adini bile biliyordu.

Ama kendisi ne yapti? Gitti 1959 da ABD ile gizli bir anlasma yaparak Turkiyenin icinde bulunan ve o zaman direkt olarak ABD ordusunun kontrolu altinda bulunan ,bizim "stay behind" dedigimiz sizlerin ise "Gladio" veya "kontrgerilla" filan gibi adlar taktiginiz orgutun kensine darbe hazirlayan TSK ya karsi kullanilmasini temine calisti ,yani Turkiyeyi buyuk bir ic savasa suruklemeye calisti basbakanligini koruyabilmek icin.

Rahmetli Menderesi ipe goturen asil neden budur,bebek davasi su davasi bu davasi degildir ama bu neden Turk halkindan neredeyse yarim yuzyildir saklanir ,neden saklanir?Cunki zulfu yare dokunur.

Peki 27 Mayis Cuntasinin Menderesin bu girisimlerinden nasil haberi olmustur?

Basit cunki 27 Mayisin guclu Albayi CIA nin TSK icindeki irtibat subayindan baskasi degildi de ondan,yani Menderesin TSK ya karsi "Gladio" yu kullanabilmek icin ABD ile anlasmak istedigini 27 Mayis cuntasi CIA den ogrenmistir ve bunun intikamini Imralida almistir.Bizim TSK mensuplarinin hafizalari iyidir pek birseyi unutmazlar.


Burada son 50 sene içerisinde Turkiyede Yuksek öğrenimini bitiripte ABD ye feyz almaya gelenlerin çoğunlukla Robert Kolej,Hacettepe,ODTU veya ITU gibi okullar mezunları olduklarini düşünüyorsanız çok yanildığınızida eklemeden geçmeyeyim,çünki birinci sırada çok büyük bir farkla Harp Okulları mezunları bulunmaktadır NATO ya girdigimiz günden bugüne kadar 22000 in uzerinde harb okulu mezununa ABD tarafindan "eğitim" saglanmistir.


En son umit1 tarafından Çrş 03 Ekm 2007, 22:40 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


kıvanç

7 yıl önce - Çrş 03 Ekm 2007, 22:44
konuyu saptırıyorum kendime -1 ama cevap vermeden edemedim


Alıntı:
Korkmasam düsündüklerimi yazacagim. Daha simdiden gercek ismimi yazdigima pisman oldum.

Ben mutlaka burada bu konu hakkinda yazmis olan beylerden bir hayli gencim. Aklimdan bir defa da ayni seyi *Eksi Sözlük* nasil anlatiyor diye bakmak gecti.

Aradaki fark gece ile gündüz gibi. Inanin basligi acan beye verilen arti puanlar beni son derece ürkütüp huzursuz etti.

Saygilarimla.


bu kadar korkuyla nasıl yaşıyorsunuz ? başka bir başlıkta da türk bayrağından çekinmişsiniz..
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=8054&start=1510

burası özgürce tanıtım yapabileceğiniz ve sandığınızın aksine bir sürü fikiri bir arada bulabileceğiniz bir sitedir..başlık alparslan türkeş'i sevelim değil,kimdir tanıyalım başlığıdır.sevmek veya sevmemek zorunda değilsiniz..yaşımızdan ötürü çokda detaylı tanıma fırsatı bulamadığımız yakın tarihimize yön veren birkaç siyaset adamından biridir..oluşturduğu,ortaya koyduğu siyasi düşünce halen devam etmekde ve hemen hemen her seçimde barajı geçmektedir..siyasi tutarlılıkta sanırım her zaman örnek teşkil edebilecek bir kişidir..
düşünce yapısı size veya bana uysada uymasa da kesinlikle gözden kaçırılmaması,incelenmesi gereken bir kişidir..
siz de size daha yakın,geçmiş siyasi isimler hakkında tanıtım yapabilirsiniz..verilen artı puanlar yapılan çalışmaya verilmiştir..aynı puanlar farklı bir isim için çalışma yaparsanız size de verilecektir..

birbirimizi daha iyi anladığımız,gazete yalanlarının,kamusal alanların,benim söylediğim doğrudur diyenlerin,dışardan çomak sokanların baskısından kurtulduğumuz,daha özgür daha anlayışlı daha medeni günlere inşallah..saygılarımla.


Necmettin K.

7 yıl önce - Çrş 03 Ekm 2007, 23:00

Mesajlarımda başkalarından alıntı yapmak benim prensiplerimden değildir.

Çünkü aynı şeyi bana yaptıklarında sanki benim yanlışlarımla dalga geçiyorlar, veya benim doğrularımla alay etmek kimsenin haddi değildir diye düşünüyorum.

Belki çok egoistlik ama benim tabularım benim yaşatmak istediklerim bana ait mahsüldürler, başkaları benim , gerçek veya hayal mahsüllerimi toplayamaz, ya da kopramaz.

Bir arkadaşımın yazdığı gibi, geçmişte ülkü ocaklarının ordu donatacak silah ve patlayıcılara sahip olduğunu yazmış, senin teröristin benimkinden daha kaka, benimki daha sevimli gibi bir anlayış yanlısı değilim.

Mantıklı ve akliselim olanlar şiddet ve acının ne anlama geldiğini yorumlarlar. Bugün pkk nın bu kadar nefret uyandırmasının sebebi, bir inanılmış davayı güttükleri için değil, döktükleri kan ve yaktıkları ocaklar içindir.

Bugün yine Filistinde, Çeçenyada, Afganistanda, Pakistanda ve daha dünyanın bir çok yerinde kan ve gözyaşı akmaktadır.

Hiçbir kimse orada çarpışanları suçlayamazlar. Çarpışmak bireysel bir hak veya bir karar değildir. Oradaki insanlar geldikleri durumu kendileri yaratmamışlardır. Hiçbir kimse, 18 yaşındaki bir genci ülkeyi karıştırmakla suçlayamazlar. İstese bile bir genç enfazla bir mahallede kargaşa çıkarabilir.

Herkonuda akıllı olanlar niçin 12 Eylül öncesi Türkiye konuşulduğunda ülkücüleri ve onun liderini suçlamaktadırlar. Onlar ülkenin o hale gelmesinin sebebimidir?

Ülkenin kan ve gözyaşı dökmesine sebep olarak ülkücüleri görenlere bir tavsiyem var: Maraşın, Pazarcık ilçesi, (onların koyduğu isimle,) Vietnam köyünde, ele geçen binlerce uzun namlulu silahlar ile kuş avcılığı yapılacağını iddia edeceklerini sanmıyorum.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının söylediği şekliyle, pkk nın elindeki tankı ve silahları da , merhum Alparslan Türkeşe mi maledeceksiniz?

Nefsi müdafa hakkı kutsaldır. Başkalarının gördüğü gibi görünmeyenleri iyice analiz etmek gerekmektedir.

Eğer Ülkücülerin ülküsü, insanlığı katletmek ise, niçin 12 eylülden sonra bu katliama devam etmediklerinin cevabının da verilmesi gerekmektedir.

Geçmişte, içinde bulunduğumuz konjoktörün gerekleri olarak dünya genelindeki tedhiş ve terörist olaylarda yer alan ülkücüler, Devletin ve güvenlik kuvvetlerinin görevlerini tam olmasa da yapmak istemeleri sonucu kendi işlerine dönmüşlerdir.

Dönmüşlerdir diyorum, bunu kasıtlı olarak yazıyorum, eğer birgün yine silah kullanmak gerekirse, eğer nefsi müdafa durumuna düşerlerse bundan kaçınacaklarını ve korkacaklarını asla sanmam.

Bu son sözlerimden maksat, ülkemiz işgal edilirse, veya işgal güçleri kendileri gelmeden, kendi güvenlik güçlerimizle bir zulüm işgali yaparlarsa, mukaddes direnişin en başında yine ülkücüler olacaktır. Bundan herkes emin olsunlar.

İstiklal savaşımızda, Antepte, Maraşta, Adanada , Balıkesir ve Manisada direnen zihniyet ile Ülkücü zihniyet biririnin aynısıdır.

Dün Liderleri, Mustafa Kemal ve Kaymakam Ethem Bey olanların, Kaos yıllarında ise liderleri Alparslan Türkeş olmuştur. Gelecekte de mutlaka onlar gibi liderlerin çıkacağı muhakkaktır.

Bir başka konu ise, dünyadaki egemen güçlerin istedikleri ülkede kendi emellerini gerçekleştirecek insan yetiştirmesidir. Bu konu kesinlikle doğrudur. Kendi isteklerini gerçekleştirmeye yardımcı olmayanları enterne ettikleri gibi, Alparslan Türkeş ve ülkücüleri kullanamayan güçler onları enterne etmişlerdir. 12 Eylül icraatı ile onları ve liderlerini saf dışı bırakarak boşalan alanlara başka isimleri yerleştirmişlerdir.

Bugünkü küresel gelişmeleri iyi takip edenler bilmektedirler, kapitalist sermaye, dağılan SSCB ve Kafkaslara hakim olmak için Türk Devlet adamlarını ve işadamlarını nasıl kullanmıştır.

Bir diğer özel konu ise, aponun yakalanarak Irakın kuzeyinden derdeste getirilmesi. Hangi özel kuvvetleri ile getirecekti sorusunun bir tek cevabı vardır. Türkiye Cumhuriyeti üzerinde, onun silahlı kuvvetlerinden ve yasal güvenlik güçlerinin dışındaki birtek gücün dişlerini söker, mezarlarını tırnaklarımla kazırım. Elbetteki bu güç Devletin yasal güçleridir. Zaten kendisi bana izin verin ben arkadaşlarla bir istişare yapacağım demedi ki. Yapamıyorsanız bana müsade edin gerekeni yaparım dedi.

Dünyada bir çok doğru iş yapılırken , bir çok yanlışta beraberinde yapılmıştır. Böyle büyük ve kutsal davalarda çok başlar devrilmiş, çok canlar yanmıştır. Ülkücülerin çok beyaz olduğunu söylemek yalan olur. Ama kimse ülkücüleri siyah boyalar içinde düşünmesinler. Bu da vicdansızlık ve haksızlık olur.

Geçmişinde bu kadar fedakarlık yapan bir nesil daha olmamıştır. Sadece ülkücüler için değil, karşılarında olan haysiyetli ve vatansever, yurtsever gençliği, aşağılamak ve horgörmek insanlık suçudur.

Gelecek kardeşleini ve çocuklarını, başkalarına uşak olmadan, kendi milli ve ahlaki değerleri ile yaşamaları için canlarını veren bu gençlere haksızlık yapılmamalıdır.

Onların yaşadığı dönemlerde, mahallelerde hırsızlık, ırza tasadduk, kapkaç , kadın ve uyuşturucu satıcılığı yapılmamıştır.

Ancak onların potansiyel bir güç olduklarının farkına varan egemen güçler, imanları ve kişilikleri zayıf olanları satınalmakta gecikmemişlerdir.

Hayatlarında bir kızın elini tutmamış, bir lokantada ziyafete gitmemiş, lüks ve israftan kaçınmış insanlara dil uzatmanın pekte insanca olmayacağı kanaatim herzaman sabittir.

Lütfen anlamadıklarımıza değil, anlamak istemediklerimize daha ayrıntılı bir şekilde bakalım. Görmek istediğimizi değil, gördüğümüzü anlamaya çalışalım.

Geçmişte yaşanmış nice yiğitliklere ve serdengeçtilere selam olsun.


İsmail K.
7 yıl önce - Çrş 03 Ekm 2007, 23:18
Turnasol kağıdı...


Evet, burada sanırım tek taraflı bir ortam oluşmuş.

Ben ne o taraftanım, ne bu taraftan, fakat objektif olarak yorumum şudur ki;

Merhum A.Türkeş'in hayatta olduğu dönemde,

--- Ortada fol yok, yumurta yokken kaç bin kişi, yetenekli fikir babaları tarafından karşı tarafa yönelik azdırılan nefretten dolayı hayatını kaybetmiş? (Hem sol, hem de sağ için bu sorum.)
--- Kaç darbe görmüş bu topraklar?
--- Ne gibi gelişmeler göstermiş Türkiye, dünya arenasında?
--- Türk parası dolar karşısında ne kadar değer kazanmış?
--- Dünyada ülkelerarası sıralamada Türkiye kaç basamak yukarı çıkmış?
--- Kavgalardan sıyrılıp da üretime yönelik ne gibi atılımlar yapılmış?
... ... ...

gibi yukarıdaki "turnasol kağıdı" dürüstlüğünde sorular cevaplanınca, herhangi bir liderin hakkında son derece doğru fikirlere sahip olabiliriz...

Karar sizin...


Necmettin K.

7 yıl önce - Prş 04 Ekm 2007, 00:18

Daha önceki mesajımda da yazdığım gibi, asla Alparslan Türkeşi savunma ve koruma gibi bir vazifeyi kendime biçmedim.

Bir devrin satır aralarında acımasızca yerilmesine gönlüm razı olmamaktadır.

Bir dostumuz, merhumun evliliğini yermiş. Bu ülkede kendi öz kızı ile yaşayanlar, eski eşinden olma kızı ile ülkemizde evlenemeyip, yurt dışında evlenenler, sayısız eşlerini hareminde barındıran şeyhler, çağdaş gazetecilik yapıp,kendisi yetmiş yaşında, beşinci eşi 18 yaşında olanlar, sırf çok eşlerini saklamak için meclis lojmanlarında oturmayan milletvekilleri sırada dururken, rahmetliyi eşinden dolayı eleştirmek, mahremine girmek ve eleştiri sınırlarını aşmak ve hatta daha da ileriye gitmek değilmidir?

Rahmetli ne eşini boşamış, ne de kuma olarak eve getirmiştir. Evliliğinden mutlu ve çocukları da olmuştur. Böyle bir kutsal müesseseyi yıpratmak kimseye hayır getirmez.

Günümüzde iş gezisi adı altında uzakdoğu ülkelerinde ve Rus Cumhuriyetlerinde bunca melanetler yaşanırken bu konu biraz haince ve zalimce olmuştur.

Günümüzde sanatçıların, topluma örnek kişilerin genç sevgililerle çıkmaları ve evliliği rağbet görürken, bunu yadırgamak ne kadar ayıptır.

Bir diğer ve önemli konu, Sayın Alparslan Türkeşin sadece siyasi bir lider ve asker kişiliğinden başka fikri yokmuş hissinin uyanması, kendisi hakkında bilgi zayıflığından gelmektedir.

Ülkemizde uygarlık sınırlarını aşmaktan bahseden, muassır medeniyet seviyesini aşmak için mutlaka ülkücü olunması gerektiğini savunan bir lideri anlamak için ne yaptıklarını ve ne yazdıklarını bilmek gerekmez mi?

Bugün bir TV kanalında Prof. Münci Kalaycıoğlunu izledim. İlmine ve yaptıklarına saygım vardır. Alparslan Türkeş beye göre herkes ilim adamı ve kariyer sahibi olabilir. Herkes kendi mesleğinde dünyada ilkler arasında olabilir. Ülkücülük, her şart ve zorlukta o ilme sahip olmalı ve insanlık için ilmini ve sanatını kullanmalıdır.

İnsanlar belki, baskı, şantaj, tehdit ve çıkarları için ilim ve kabiliyetlerini kullanmazlar, ama ülkücü olan kendi hayatı için değil, önce kendi milleti, daha sonra insanlık için ölümü bile göze alarak mesleğini icra etmelidir.

İnsanlar işlerine karşılık ücret aldıkları için işlerini yapmalıdır. Bazı insanlar, ücretten fazla kendilerini sorumlu tutukları için işlerini yapmalıdırlar. Ülkücüler ise yapılamayanları yapmak için yetişmelidirler. Alparslan Türkeşin gençlik üzerindeki etkisi budur.

Ülkemizde , tarım ve toprak reformunu savunan ve uygulayan Başbakan Yardımcısıdır. Tarım Kentleri projesinin ise yazılma ve gündeme getirilmesi ise siyasi düşüncelerinden daha eskidir.

Dedik ya bir insanı görmek istediğiniz gibi görmek, bakmak istediğiniz gibi bakmak sonuc ne aradıysanız onu bulursunuz. Halbuki asıl olan bu değildir.

Bir başka konu ise güç ve sermayenin etki ajanı kullanmasıdır. ABD müttefikleri içerisinde kendisine hizmet edecek ve geleceğişekillendirecek bir çok insan yetiştirir. Bazen önü kapalı olanların önünün açılmasına bile vesile olurlar.

Şöyleki, her uyuşturucu örgütü, emniyet içinde mutlaka birilerini satın alırlar. Bazen akıllı ve güçlü olan emniyet bu kişiyi kendisi verir. Sebebi ise bilinmeyen satılık kişinin emniyete ne zarar verebileceği belli değildir. Kendisinin verdiği ajan, satılık kişi hiç olmazsa olayların Devletin kontrolünden çıkmasını engeller. Evet bazı baskınlarla ilgili örgüte ispiyon verir ama, büyük parti malın yakalanmasına da sebep olur ki, masum insanların zehirlenmelerini önlerler.

Rahmetli belki ABD nin kendisini etki ajanı olarak kullanmış olduğunu veya kullanmak istediğini biliyordu. Bunlar sadece varsayımlar. Öyle olsa bile bazı imkanları Devleti hesabına kullanmak istediği bir gerçektir.

Türkiyede kominist partisinin bile kontrol edildiği veya çalışıldığı bir gerçektir. Ülke, ABD nin istediği kadar kominist, istemediği kadar Pantürkist olabilir. Bunların derecesine ve sınırlarına müdahale ettikleri bir gerçektir. Ancak Bağımsızlık ve kendi temel ilkelerine sahip çıkarak kontrolü onlara bırakmayabilirsiniz.

Sırf onlara karşılık karşı paktlara sığınırsanız, sığındığınız limanları topa tutarlar. Onlarla aranızı bozar, ihanete uğramanıza sebep olurlar. Öyle ise kontrollü bir şekilde zemininizi sağlamlaştırmanız gerekmektedir.

ABD nin viskisi ile , ortaasyanın kımızının buluşmasının Türk Milletine hiçbir hayrı olmadığı gibi, kardeşlerimizle hem fikir ayrılığına ve hem de işbirliği sağlanamamasına neden olmuştur. Çünkü harekat kontrolümüz dışındadır. Bizim hiçbir etkimizin olmaması sonucu, Oartaasya Türk Birliği ve İş Birliği hayal olmuş, ülkemiz bu konuda çırak çıkmıştır.

Rahmetli, ABD işbirlikçisi olarak kalsaydı da şuanki durum böyle olmasaydı. Bunun her tarafının analiz edilmesi erektiğine inanıyorum.

Biz Orataasyanın petrol ve doğalgazının dörtte birinin işletmesine sahip olsaydık ta, bunu ABD nin etki ajanıyla sağlasaydık. Şimdi bize İranla anlaşmaktan vazgeçin diyemezlerdi.

Tabiiki, faraziyelerle biryere varmak mümkün değildir. Ancak ileride yapılacaklar için esas teşkil edebilirdi.


A.Mehmet
7 yıl önce - Prş 04 Ekm 2007, 02:46

Sn. Turkes,in hayatinin buyuk bir kismi kominizle mucadeleyle gecmistir.Bu mucadeleyi
1-Turk milletinin menfaati icinmi yapti
2-ABD,ninde dusmani olan komizmin,Turkiye,ye girip amerikan cikarlarina (kapitalizme) zarar verecegi icinmi yapti
iki secenekten dogru olan sudur diyemiyorum supelerim var?Sn Turkes kominizmde oldugu gibi daha zarali olan kapitalizmle niye mucadele etmedi?


Cem Akkılıç

7 yıl önce - Prş 04 Ekm 2007, 02:56
Türkeş kimmidir :)


Menderesin kasasındakileri boşaltan ve cebine inderen adamdır.Bu marifeti örtpas olsun diyede adını unuttuğum garip bir ülkeye sürgün edilmiştir.Sürgündede kral gibi yaşayıp sonra tekrar dönmüştür ülkeye.Serveti günden güne artmış vefatından sonrada miras savaşlarına vesile olmuştur.

Ayrıca ikinci dünya savaşından sonra Amerika için beliren kominizm tehlikesini engellesin diye Amerika tarafından her şekilde desteklenmiştir.80 ihtilalide bu yüzden gelmiştir.Bu lider Atatürkün benimsediği çağdaşlık yolunun tıkanmasına ve ya gecikmesine neden olmuştur.Ölmüş olupda eleştirilmesi çok normaldir.Çünkü eleştirilen Ahmet bey Mehmet bey değil tarih kulvarında önemli hadiselere liderlik etmiş bir vasıftır.


En son Cem Akkılıç tarafından Prş 04 Ekm 2007, 04:20 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi


kürşat dede

7 yıl önce - Prş 04 Ekm 2007, 03:41

Sayın Necmettin K. bey hem uslup ve hem içerik açısından son derece seviyeli yazılar yazıyor,kutluyorum kendisini,aksi yönde fikir beyan eden arkadaşların geneli içerik açısından zayıf kulaktan duyma bir şeyler yazmaya çalışıyorlar ve daha çok rahmetliyi kötülemeye hatta karalamaya çalışıyorlar.Eğer bilgi dağarcığınızda veya erişebildiğiniz kaynaklarda tezinizi destekleyen güvenilir bilgiler varsa onları paylaşalım lütfen,olaya sadece ideolojik yaklaşıp aslı astarı olmayan ya da şöyle düzelteyim sağdan soldan duyduklarımızı yazmayalım.Rahmetli hakka ulaşalı epey oldu kalkıp bize kızacak değil elbette,tarih her şeyi noksansız kaydeder,burada kimseyi ne haksız yere göklere çıkarabiliriz ne de haksız yere yargılayabiliriz.Fikirlerini beğenmeyenler olabilir ama Mao' da ,Lenin'de,Atatürk'te,Alpaslan Türkeş'te,Ecevit'te ve bunlar gibi daha pek çokları da gerçek liderlerdi,hali hazırda yaşayan liderlere de örnekler verilebilir.Bu insanlar binlece hatta milyonlarca insanı bir fikir etrafında toplamış,bir tek sözü ile büyük kitlelere yön vermiş,bir tek hareketi ile milyonları ayağa kaldırmış insanlardır ve hepsinin de kendilerine has farklı karizmaları vardır.Liderler sanıldığı gibi bir ülkenin ,daha çok bahsedilen ABD nin yetiştirmesiyle ortaya çıkmazlar,o günün siyasal-sosyal konjoktürü kendi içinden bir lider çıkarır,bunu ABD istese de çıkarır istemese de çıkarır.Ülkemizde de sağdan veya soldan pek çok lider yetişmiştir ve zamanı geldiğinde yine de yetişecektir.Türkiye gibi 2. dünya savaşı sonrası emperyalizmin kucağına düşen başka ülkelerde de benzer tartışmalar yaşanmaktadır,ABD nin Türkiye'deki siyasi hayata olan manüplasyonları herkesin malumudur,yaşadığımız bütün ihtilallerin ve özellikle 1960 ihtilalinin ABD tarafından yapıldığı-yaptırıldığı CIA den emekli olan üst düzey yöneticilerin yazdıkları kitaplarda açıkça anlatılmaktadır.Daha vahim olanı bakanlıklara atanacak bakan ve bürokrat atamalarında bazen doğrudan telefonla ABD makamlarından izin istendiği de bizim siyasilerimizin acı itirafları arasındadır.
Bence artık düşünce yapımızı değiştirmenin zamanı gelmiş ve hatta geçmiştir.Malımız bu toprağın malı olmalıdır,Atatürk bizimdir,Türkeş bizimdir,Ecevit bizimdir,Ahmet Kerse bizimdir,Cengiz Baktemur bizimdir,Fikri Arıkan bizimdir,Dursun Önkuzu bizimdir,Deniz Gezmiş bizimdir,Necdet Adalı bizimdir,Serdar Soyergin bizimdir,erdal Eren bizimdir,Veysel Güney bizimdir,Milliyetçiler bu toprağın mlliyetçileri komünistler bu toprağın komünistleriydi.Hepsi de bu vatanın daha yaşanılabilir olması için çaba harcadılar,hepside daha modern ve kalkınmış bir Türkiye özlemiyle davalarına sarıldılar.Belki tuttukları yollar faklıydı ama yolların sonu aynı hedefe çıkmaktaydı,acemiydiler,toydular,gençtiler,kanları kaynamaktaydı,belki kandırıldılar,hepsi ölümü göze almışlardı,bir çoğu öldü,yukarıda bazılarının isimlerini yazabildim,hepsi bizim evladımızdı ve gencecik bedenlerini davaları uğruna toprağa verdiler.Sağcı solcuyu solcu sağcıyı suçladı,hiç birisi demediki öteki tarafın ölülerini kim öldürdü,hepsi bizim evlatlarımızdı,bu ülkenin daha iyi olması için öldüler.
Beş parmağın beşide farklı ama bir şeyi hepsiyle kavradığımızda en sağlam tutulur,bizim olsun da varsın milliyetçi olsun,varsın komünist olsun ,ama illaki bizim olsun.
Ulu Önder Atatürk'ün, çok sevdiğim ve sık sık kullandığım bir veciz sözü ile bitireyim sözümü:
" SÖZ KONUSU VATAN İSE GERİSİ TEFERRUATTIR"


Erdemli Salih

7 yıl önce - Prş 04 Ekm 2007, 13:57

Tabiki herkes herkes hakkında istediğini düşünmekte özgürdür. Bu konuda kimsenin kimseye haksızlık etmemesi lazım ama bide şunları okuyun isterseniz.
Alparslan TÜRKEŞ in aslında darbeyi sırf kardeş kavgasını bitirmek için yaptığını ve iyi niyetlerini ,iyi niyetle yaptığı işleri göreceksiniz......
Alıntı:
27 Mayıs'a evet 28 Mayıs'a hayır


MHP lideri Alparslan Türkeş, 27 Mayıs 1960'daki askeri darbede yer aldığı için 1970'li yıllarda Demokrat Parti'nin devamı olarak bilinen Adalet Partisi'nin mensupları tarafından hep eleştiriye maruz kaldı. İkinci bir eleştiri konusu da Said-i Nursi'nin naaşının askeri idare tarafından Urfa'daki mezarından bilinmeyen bir yere nakledilmesiydi. Bu iki eleştiri de MHP lideri Türkeş'i hep rahatsız etti. Türkeş, 27 Mayıs ve Said-i Nursi olayı hakkında çeşitli açıklamalar yaptı. Başbakan Adnan Menderes'in idamına karşı çıktığını, Said-i Nursi'nin naaşının ise kendisinin sorumluluğu dışında nakledildiğini belirtti. Said-i Nursi'nin mezarının herkesçe bilinmeyen bir yere defnedilmesi hususunda talebelerine vasiyeti vardı. Yine de naaşının 27 Mayıs'tan sonra askeri idarenin talimatıyla bilinmeyen bir yere nakledilmesi Nurcu çevrelerde eleştiri konusu yapıldı. Türkeş, Said Nursi'nin kayıp mezarı hakkında sorulara muhatap kaldı. Uzun yıllar suskunluğunu koruyan Türkeş, gazeteci Hulusi Turgut'a 1995 yılında anlattığı anılarında kayıp mezarla ilgili açıklamalarda da bulundu.

"Menderes'i İsviçre'ye göndermeyi düşünüyorduk"

Mehmet Faik Erbil 27 Mayıs hakkında Türkeş'in söylediklerini şöyle anlatıyor: "Rahmetli 27 Mayıs 1960'ı, özetli ifade edersem şöyle anlattılar: "27 Mayıs harekâtı doğruydu ve makbulümdür. Zirâ halkımız kardeş kavgasına sürükleniyordu. Nitekim, kahvelerine kadar kamplara ayrılmıştı. Vatanın bütünlüğü tehlike arzediyordu. İçeride hainler, dışarıda düşmanlarımız, sevinç tezahürleri göstermekteydi. Rahmetli Adnan Menderes'i ziyaretimde kendileri bana harekâtı tasvip ettiklerini ve imzasını taşıyan kendi el yazısıyla bunu teyid etmek istediklerini beyan ettiklerinde sanki biz tazyikle bunu yazdırmışız gibi bir durum meydana gelir düşüncesi ile olduğu kadar aynı zamanda fitneye de yol vermemek için isteği kabul edemeyeceğimi söyledim. Ayrılırken rahmetlinin düşmanı olmadığımızı ve haklarında müspet düşündüğümüzü kendisi de farketmişlerdi. Asıl fikrimiz; fitnenin bertaraf edilerek, kardeş kavgasını önlemek ve vatanın bütünlüğünü korumak için üç sene iktidarda kalıp, bu arada tahsisatını vermek suretiyle rahmetli Adnan Menderes'i İsviçre'ye göndermek ve vaziyet normale avdet edince tekrar vatana dönmesini teminen seçimlere girmesini sağlamaktı. Maalesef, bu temiz düşüncemiz ihanete uğramıştır. 28 Mayıs 1960'ı şiddetle reddediyorum. Zira, zulüm yapıldı ve nahak yere cana kıyıldı. Tarihi vesika olarak Hindistan- Yeni Delhi'den devlet müşaviri sıfatı ile çektiğim telgrafta ve yazdığım mektupda idamlarını suret-i katyede tasvip etmediğimi bildirdim. Ben 27 Mayıs'a kendilerine çok itimat beslediğim değerli bir paşamızın isteği ile dahil oldum. 'Eğer sen aramızda olmazsan, bunlar iki satırı yazıp bir araya getiremezler' dedi. Paşamız da benim gibi iyi duygular sahibi idi. Bunun için kabul ettim."

Said-i Nursi olayını MBK'ya getiren Kızıloğlu idi

Türkeş, 1995'de gazeteci Hulusi Turgut'a Said-i Nursi'nin naaşının naklinin Milli Birlik Komitesi toplantısında gündeme geldiğini belirtiyordu. Konuyu gündeme getiren - İçişleri Bakanı emekli general İhsan Kızıloğlu'ydu. Türkeş şöyle diyordu: "İhsan Paşa elinde bir dosya ile geldi. Bir konuda bilgi vermek istediğini söyledi. Paşanın Komite'ye anlattıklarına göre, 27 Mayıs'tan önce, Urfa'da vefat edip, oraya defnedilen Said Nursi'nin kardeşi, kendilerine bir dilekçe vermiş, ismi Mehmet olabilir, ama soyadı, kardeşinin soyadına benzemiyordu. Dilekçe sahibi, 'Ben Konya'da oturuyorum, oysa ağabeyimin mezarı Urfa'da. Sık sık ziyaret etmek istiyorum, iki şehrin arası uzak olduğu için her zaman ziyaret imkanı bulamıyorum' demiş. Paşa bize bunları anlattıktan sonra, 'Said Nursi'nin kardeşi kabir nakli istiyor' dedi. Dilekçe MBK'da Kızıloğlu tarafından okundu. Komitenin izin vermesi halinde, Cemal Gürsel Paşa'ya da arzedileceğini belirtti. Milli Birlik Komitesi kabrin nakline izin verdi. Olayın bize yansıyan şekli budur. Olayı böyle biliyoruz. Kızıloğlu'nun verdiği bilgi dışında ayrıntı alamadım. Zaten 13 Kasım oldu, biz yurt dışına çıkarıldık."

Said-i Nursi'nin mezarını ikinci Kabe olmasın diye naklettik

Türkeş bu konuyu Arusilerin önde gelen isimlerinden Mehmet Faik Erbil'le de konuştu.

Mehmet Faik Erbil, Said-i Nursi'nin naaşının bilinmeyen bir yere nakledilmesi hususunda MHP Lideri Türkeş'ten bilgi alıyor. Erbil, Said-i Nursi'nin naaşının nereye nakledildiğini belirtmekten kaçınıyor. Erbil, Said-i Nursi Olayı'nı da Türkeş'in ağzından şöyle aktarıyor: "Said-i Nursi bahsine gelince; Urfa'da Makam-ı İbrahim'den naaşını alıp..... nakletmemiz belki de doğru değildi. Kabir nakli gece uçakla üç kişi tarafından yapılmıştır. (...) İkinci bir Kâbe yapılmasından korktuğumuz için böyle davranmak zaruretini duymuş olduk. Burada niyetliyim halistir. Hata yaptığımı düşünmüyorum. Varsa, Allah'tan af dilerim."






(+)





(+)


(Resimler alıntıdır...)


Eren Kurus

7 yıl önce - Prş 04 Ekm 2007, 18:09

Alıntı:
Türkeş, ‘Hac Farizası’nın bütününü büyük bir zevk, heyecan ve coşku içinde yerine getirdikten sonra, mertebelerin en büyüğü ‘Hacı’ olduğunda gözyaşlarına hakim olamamıştı.
İntibalarını sorduğumuzda : ‘Büyük bir görevi yerine getirebilmenin bahtiyarlığı içindeyiz. Hacılığımız inşallah Allah tarafından kabul edilir. Hali vakti ve sağlığı yerinde olan bütün Müslümanlara haccın nasip olmasını niyaz ederim



Madem sayin Turkes bu kadar muhtrem biriydi, bu kadar musluman biriydi de neden onun youluna baskoymus , yeminli Ulkucu kardeslerimiz, Besiktas Barboros meydaninda, zamanin, Sayin Erkabakan hocasi tarafin dan yonetilen MSPnin ( Milli Selamet Partisi) sadik, musluman evlatlari olan Akincilar gurubundan olan gencleri ortalaraina alarak, “ vur bozkurtum vur tilkiye vur kurtulsun Turkiye” diye bagirip naralar atarak zincirle dovuyorlardi. Muslumanin musluman kardesi dovmesi vacipmidir. Niye sayin Turkles cikipta , durum yapmayin Allah tarafindan kabul edilmez, deyip sevgili Ulkucu kardeslerimize dur demedi. Hacca gidip goz yasi dokmele, dualar etmekle oteki Turk muslumanlari dovmeklemi kominizim durdurulur veya Turk butulugu saglanir bilemem. Muslumanlikta zenginlik haramdir, Ingilteredeki milyonlar acaba nereden geldi cok merak ediyorum


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET