Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6

Peygamberler şehriyle ilgili görüşünüz nedir?
Gördüm ve beğenmedim 11.4%  11.4%  [19]
Gördüm , beklediğimden daha güzeldi 21.6%  21.6%  [36]
Görmedim ama gitmeyi düşünüyorum 27.5%  27.5%  [46]
Güneydoğu genellemesine katılamayacak kadar güzel 12.6%  12.6%  [21]
Çok kötüydü. 6.6%  6.6%  [11]
Görmedim, gitmeyide düşünmüyorum 20.4%  20.4%  [34]
Toplam Oy : 167

mert101

5 yıl önce - Pts 28 May 2012, 23:09

Alıntı:

bencede şanlıurfanın şehir merkezi nüfusu 650.000 dayandı artık büyük şehir yapmalılar


Vay o kadar oldu mu ?

Sanlıurfa GAP bölgesinde tarımın baskentidir ve gelecekte tarım sayesinde isminden cok söz ettirecek bir kenttir. Ayrıca gaziantepten sonra bölgenin en önemli kentidir bence ve sakin bir kenttir. Türkiyede gelecek yıllarda isminden oldukca söz ettirecek bir kent cünkü ortalama yas cok genc ve bu da sanayi anlamında önemli.. Ayrıca belediyesi cok iyi calısıyor diye biliyorum ve sanlıurfayı büyüksehir haline getiriyor. Büyüksehir olduktan sonra umarım raylı sisteme de agırlık verirler ve trafik sorununu kökten ve tamamen keserler.
Birde su bir gercekki turizm de önemli bir kent ve kültür turizmi ülkemizde yeni yeni parlamaya basladı özellikle mardin ve sanlıurfa bölgenin tarih ve turizm kenti olarak söz ettiriyorlar. Bu iki kent gelecek yıllarda cok parlayacak ve sanlıurfayı turizm de bir marka haline getirecektir.

Kısacası gelecegi cok parlak bir kenttir


aizzet
5 yıl önce - Çrş 30 May 2012, 16:10

Alıntı:
Vay o kadar oldu mu ?


evet o kadar oldu eskiden büyükşehir statüsünde olsaydı tabelada 650.000 yazacaktı 20 km çapta alanlar katılacaktı ancak normal belediye olduğu halde ve hiç bir belediye ile de birleşmediği halde (Denizli-Trabzon) şu an da bile 515.000 dir


Emir ERTEN

5 yıl önce - Çrş 30 May 2012, 17:23

Ben de Şanlıurfa'yı görmedim ama görmek isterim tabiki.Özellikle Balıklıgölü merak ediyorum.İlerde belki birgün yolum düşer.



aizzet
5 yıl önce - Cmt 29 Eyl 2012, 11:44

Yolunuz mutlaka Urfa'ya düşmeli

Ülkemizin her kenti gezilip görülmeye değer ama bazı şehirlerimiz var ki özel olarak anılmayı hak ediyor. Mesela Şanlıurfa. Kent; geçmişten günümüze tarihin, farklı inanç ve medeniyetlerin beşiği olarak kabul ediliyor

1984 yılına kadar Urfa adıyla anılan ilimiz, bu tarihte adının başına ‘Şanlı’ kelimesini aldı. Toprakları üzerinde Ebla, Akad, Sümer, Babil, Hitit, Roma, Bizans, Osmanlı gibi büyük uygarlıkların hüküm sürdüğü ve izler bıraktığı bir şehir Şanlıurfa. Tüm bu uygarlıkların izlerini bugün bile görebildiğimiz kent, arkeolojik bulgulara göre dünyanın en eski kenti ve insanlık tarihinin başlangıcı. Arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan ‘Dünyanın En Eski Heykeli’ ‘12 bin yıllık. Bu heykel, eser sayısı bakımından Türkiye’nin 5. büyük müzesi olan Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.
Dünya Kültür Mirası Aday Listesi’ne alınan, kent merkezinde bulunan Göbeklitepe de 12 bin yaşında. Bu sayede ‘Dünyanın En Eski Tapınağı’ unvanını taşıyor. Urfa’nın tarih bakımından ne kadar önemli bir şehir olduğunun bir başka göstergesi de aynı döneme ait olduğu tespit edilen birçok SİT alanı ile Harran. Eskilerde ilkel dinlerden, çok ve tektanrılı dinlere ait inançlarla, bu inançlarla bağlantılı kültürlerle yoğrulan Urfa, sayısız peygamberin de anavatanı.
Evliyası, ereni, ermişi ile gönül sultanlarının mekânı... Kent, bu önemli zatların arasında İbrahim Peygamber ve Eyüp Peygamber’in de doğum yeri. Bu açıdan Urfa, inanç turizmi açısından da önemli bir merkez. Öyle ki birçok müslüman, Hz. İbrahim’in yattığı yer olan Makam-ı İbrahim’de asırlardır yapılan zikiri izlemek için kuyruk oluşturuyor.
URFA DEYİNCE BALIKLIGÖL
Urfa ile bütünleşen Balıklıgöl, şehrin kalbinde. Kentin tarihi ve en turistik mekanı. Efsaneye göre; devrin hükümdarı Nemrut, putlara tapınmayla savaşan İbrahim Peygamber’i kalenin tepesinden aşağı atar. Aşağıda yanmakta olan ateş suya, odunlar da balığa dönüşür ve Peygamber’i yakmaz. Göldeki ilk balıkların o tarihte ortaya çıktığına inanılıyor. Bu balıkları yiyenin zehirlendiği de konuşulan bir efsane. Ancak balıkların şifa verici özelliğinden de söz ediliyor. Kapanmayan yaraları olanların bu balıklar tarafından iyileştirildiği rivayet edilmekte. Bu eşsiz mekanın çevresinde bir çok çay bahçesi ve dinlenme yeri var.
GÜZEL SESLER, GÜZEL YEMEKLER, SIRA GECELERİ...
Kaleleri, hanları, hamamları, evleri ve köprüleri ile dikkat çeken Şanlıurfa’nın en önemli özelliklerinden biri de ‘Halil İbrahim Sofrası’. Yani cömert, bereketli sofralar ve misafirperverlik... Dünyanın belki hiçbir yerinde göremeyeceğiniz misafirperverlik bu kentin her köşesinde sizi bekliyor gibi. Kent, Güneydoğu Anadolu mutfağının karakteristik özelliklerinin neredeyse tamamını taşıyor. Bol salçalı, acılı ve baharatlı yemekler, mutfak kültürünün temelini oluşturuyor. Baklagillerin yanı sıra yarma denilen buğday, çorbalar ve soğuk yemeklerde kullanılıyor.
Yörenin başlıca yemekleri arasında lebeni (soğuk çorba), bostana (sulu salata), Urfa kebabı, tepsi kebabı, borani, ağzı yumuk (incir şeklinde hazırlanmış, içine kıyma konulup kızartılan yemek), beli kırık (enine kesilmiş patlıcan dilimleri arasına kıyma yerleştirilen yemek), normalyumurtalı çiğ köfte var. Tatlı olarak yörenin en bilineni “şıllık”. Mutlaka yemelisiniz. Ardından acı mı acı fakat damakta muhteşem bir tat bırakan, Urfa’ya özgü küçük kulpsuz fincanda içilen “mırra” adlı kahveyi içmenizi öneririm. Ancak hızlı içmeyin ve yarım bırakıp farkına varmadan masaya koymayın. Çünkü kahvenin içim kuralı var: Bir dikişte içmeniz, size servis edenin gözlerine bakarak fincanı teslim etmeniz gerekiyor.
Aksi halde kabalık yapmış oluyorsunuz ve içtiğiniz fincan miktarınca altın almanız gerekiyor. Tüm bu güzel yemekleri tatmak, bu sırada yörenin bir başka özelliği olan güzel sesleri ve güzel türküleri dinlemek isterseniz, bir şölen havasında geçen sıra gecelerine katılmalısınız. Sıra gecelerinde şimdi hayatta olmayan ünlü ozan Kazancı Bedi’yi tanıyorsunuz. Kazancı Bedi, İbrahim Tatlıses’den sonra yörenin en sevilen ve saygı gören ismi.
“Gezdik, gördük, yedik, içtik, artık eve dönüş zamanı” diyenler için, yörenin bakır tasları, şekerlikleri, süs eşyaları, her renkten poşuları harika birer hediye niteliğinde. Daha da yöresel bir şeyler almak isterseniz, Urfa kadınının ve erkeğinin taktığı mor poşulardan satın alın. Sadece ülkemizde değil, dünyada nam salmış Urfa biberi, kırmızı biber ve domates salçasını almadan geçmeyin.
GÖBEKLİTEPE'YE ÖĞRENCİ DESTEĞİ
Arkeologlara göre, Şanlıurfa’daki Göbeklitepe Tapınağı; toprağın ilk defa işlendiği, hayvanların ilk defa evcilleştirildiği yaşam alanı. İşte bu en eski tapınağa, Doğa Koleji öğrencileri sahip çıktı. Çocuklar, tapınak konusunda toplumsal farkındalığın arttırılması için kolları sıvadı. Öğrenciler, röprodüksiyon, resim, hikayelerle Göbeklitepe tarihini sergi ve sunumlarla günümüze taşıyacaklar. Yurt içi ve dışından öğrenciler tapınağa davet edilecek. Akademisyen, tarihçi ve arkeologların katılımıyla seminerler düzenlenecek, tüm çalışmalar kitap haline getirilecek. Ayrıca Göbeklitepe’nin etkin tanıtımı için yarışmalar düzenlenecek.
PİRAMİTLERDEN ESKİ
Göbeklitepe’yi 1994 yılında bulan ve halen kazıları yürüten Alman Doç. Dr. Klaus Schmidt “Burası, Mısır’daki piramitlerden 7.500 yıl önce inşa edilmiş” dedi. Hayatını bu kazılara adayan Schmidt “Yörede 20 tapınağın daha olduğunu tahmin ediyoruz. Kazılar, 10 yıl daha sürecek. Burada bulunan boğa, turna, yaban domuzu gibi hayvan kabartmalarının eşi benzeri bulunmadı” diye konuştu.

http://www.posta.com.tr/cumartesipostasi/HaberDet ...eID=141144


meh_met
5 yıl önce - Sal 11 Arl 2012, 13:49

İlk olarak 2010 senesinde gitmiştim gitmeden önce bi kaç tanıdık urfa 2 bölümden oluşuyor bi eski urfa bi de yeni urfa kafamda nasıl olur diye düşündüm hatta dedim heralde ikisini arasında bir arazi boşluğu olduğunu tahmin ediyordum ancak şehire girdiğim önce çok güzel çok gelişmiş belediyesi çok güzel çalışan bir şehirle karşılaştım çok hızlı gelişiyor hem de çok çok hızlı sonra eski urfayla karşılaştım yani urfa istanbul bir çok ilin yapamadığını yapmış eski urfayı yeni urfaya kurban etmemiş aslı gibi korumuş insanı cana yakın bir şehir ben kalben kendimi urfalı gibi hissediyorum çünkü çok sevdim biraz trafiği çok sıkışacak olsa da oda her büyükşehirin sorunu urfayı bence görmeyenler gelsinler görsünler



aizzet
5 yıl önce - Çrş 12 Arl 2012, 00:53

yine bekleriz mehmet bey sizi misafir etmekten mutluluk duyarız

Misafir 20a

2 ay önce - Cum 29 Eyl 2017, 23:47

Aynen ŞAnlıurfa hem tarihi hemde güzellikleri barındıran bir yer hiç geri düşünceli değiller hepsi çocuklarının eğitimini itina ile yerine getirirler her zaman hoş görülüler giyimine tipine bakmazlar kişiye yaradanın kulu gözü ile bakarlar

berzahdan
1 ay önce - Sal 17 Ekm 2017, 04:10

urfa candır, can içeri canandır. bakmayın gaz verenlere orası türkiye şehridir. urfalı insan insanı sever, her yerde olduğu gibi gereksiz ve düşman hayvanları da vardır ama. memleketin bir parçasıdır urfa. antepliyim ve urfa'yı görmek nasip olmadı, biz yarışalım kardeşlerim. kimi zaman siz, kimi zaman biz öne geçelim.
yarışmak güzeldir.

yalnız fırat kalkanı diye bir şey var, sanki urfa gözden çıkmış gibi. kendinizi hiç bir zaman teslim etmediniz dostlar. siz bizim kardeşimizsiniz.



sayfa 6
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET