Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3
alp37
11 ay önce - Prş 12 Oca 2017, 21:57

1970 LERE KADAR GÖREVİNİ YAPAN İKİÇAY KÖPRÜSÜ

(+)




alp37
2 ay önce - Sal 03 Ekm 2017, 20:16


(+)




ATATÜRK VE İSTİKLAL YOLUNDAKİ KÜRE İKİ ÇAY KÖRÜSÜNDE "YAŞANMIŞ BİR TARİH VE KAHRAMANLIK" ÖYKÜSÜ.......

KÜRE İKİ ÇAY DESTANI.......
İstiklal Yolu’na ait bilinmeyen bir destan … Atatürk’ün, Başkomutanın ``Gözüm Sakarya`da, Dumlupınar`da; kulağım İnebolu’da"... Dediği yıllardan kalan bir kahramanlık öyküsü...
Atatürk’ün, Başkomutanın ``Gözüm Sakarya`da, Dumlupınar`da; kulağım İnebolu’da"... Dediği yıllar.
İstiklal savaşı sırasında İnebolu’dan yola çıkan silah ve mühimmatın önemli bir durağı olmuş Küre İlçesi.
Erkekleri askere gitmiş,kadınları,çocukları ve yaşlıları da kağnı kollarıyla Er’lerine cephane taşımışlar.
Köylerindeki tüm Er’ler cephede olduğundan Ersizler adı verilmiş köylerine.İşte o günlerde Küre Askerlik Şubesinde Gazi Üsteğmen İsmail Hamdi Berberoğlu vardır.
Koca gazi 1300 Rumi yılında Küre’nin Müderis mahallesinde doğar,zamanın askeri okulundan mezun olur ve Osmanlı ordusunda çeşitli görevlerde bulunur.
Savaştan savaşa koşar,Gazi olur.
İstiklal savaşı başlar,Koca Gazi ne kadar istese de yollamazlar cepheye,sen bize burada lazımsın derler.
Küre’li olması dolayısı ile Üsteğmen rütbesi ile Küre askerlik Şube Başkan Vekilliğinde görevlendirilir.
Sonrasında savaş biter Cumhuriyet ilan edilir ve Koca Gazi emekli olur.
1963 yılında vefat eder ve Küre’de askeri törenle toprağa verilir.
“Önceleri "Milli Müsellah Kuvvetler Grubu" adını alan eski Teşkilat-ı Mahsusa elemanları tarafından kaçırılan silah ve cephane yeterli olmayınca, geniş çapta silah ve cephane kaçıracak M. M. Grubu (Müdafaa-i Milliye İstihbarat Grubu) kuruldu. Bu gruba Muavenet-i Bahriye, Felah-ı Vatan ve Güneş adındaki gizli örgütler yardımcı olmuştur. Hamza, Zabitan, Namık, Bizci Mustafa, Kaynarca, Ferhat ve Kerimi Grupları da silah ve adam kaçırma olaylarında önemli roller üstlenmişlerdir. Sakarya Zaferi`nden sonra İtalyan ve Fransızların göz yummaları sonucunda kaçırma olayları, daha büyük boyutlara ulaşmış ve Mustafa Bey Grubu aracılığıyla İstanbul`dan İnebolu ve Ereğli limanlarına 75 mm. lik 20 adet sahra topu ile 7 dağ topu bile getirilmiştir.
Bu arada cephane sevkıyatı Rusya`dan gelen silahların da artmasıyla iyice hızlanmıştı. Ağustos 1920`den Aralık 1921`e kadar gönderilen cephane miktarı koskoca bir kolorduya rahatlıkla yetecek nitelikteydi. Bu tarihler arasında İnebolu`ya toplam 52646 sandık tüfek mermisi, 34243 sandık top mermisi, 42390 adet piyade tüfeği, 4711 adet kasatura, 986 adet sahra topu, 100 adet mayın, 5000 adet el bombası, 1049 adet mavzer, 50 adet mitralyöz, 53 sandık gaz maskesi ve 341 adet makineli tüfek gönderilmiş ve bu cephaneler derhal Ankara`ya nakledilmişti. Kaynak:www.tariharastirmalari.com
Denizyolu ile İnebolu’ya gelen topları Kazım Karabekir Paşa Bulgaristan’dan aldırmıştır.
1920 yılı yağışların şiddetlendiği sonbaharın kışa döndüğü mevsimde İnebolu’ya gelen toplar,Dokuz parmak lakabı ile anılan Seydiler’li Mehmet çavuş’a önce Kastamonu sondan sonrada Ankara’ya ulaştırmak üzere teslim edilmiştir.
İnebolu’dan hareket ederek yola çıkan ve bir kaç kağnıdan oluşan konvoy İstiklal yolunun, Dere köyün (Ersizler) tepesinden aşağı iki çay köprüsüne doğru sallanmıştı bile.
Yükleri çok kıymetliydi.75mm’lik Sahra Topu taşıyorlardı. Savaşa alınmayan yaşlı bir kurt konvoy lideriydi Topçu Mehmet çavuş. Geriye kalanlar kadınlar ve çocuklardı.
Sis kaplamıştı tepeleri. Yol kaygan, yol balçıktı. Günlerdir yağmur hiç hız kesmeden devam etmişti.
Ağır ağır indiler iki çay köprüsüne. Dere coşmuştu bir kere. Önüne kattığı ağaçları, kayaları taşları çamurları aşağılara taa denize sürüklüyordu. Hayvanları köprüye sürmek bile başlı başına bir işti. Huzursuz hayvanlar köprüye girmek istemiyorlardı. Sırtına yediği üvendirenin acısıyla en öndeki kağnının tekerleri acı acı gıcırdayarak hareket ettiğinde yaşlı kurt eski savaşçı ayağını bastığı yerin hareketlendiğini hissetmişti. Daha bir acele etti.
—Hoo hoo diye bağırıp hayvanları hızlandırmaya çalıştı.
Hayvanların ağırlığını taşıyan köprü toplara gelince pes etti. Köprünün başı birden sulara gömüldü. Köprünün başı uçmuş yol kesilmişti. Şimdiki mevcut eski taş köprü İtalyanlar tarafından yapılmıştır.)
Mehmet çavuş,Mahirane müdahalelerle topların kağnıların ve katırların çaya düşmesini engeller.( Çaresizlik içinde beklerken bir çocukla birlikte hemen yakında bulunan Küre’ye haber gönderildi.
Küre Askerlik Şb. Bşk. Yrd. Gazi Üsteğmen İsmail Hamdi BERBEROĞLU odasında evrakları incelemekte iken, İçeri bir asker girer sertçe topuk selamı verip,
—Komutanım iki çay köprüsü yıkılmış sahra toplarının sevkiyatı durmuştur. Der.
İsmail Bey bir müddet düşünür ve şifreli telgrafı Ankara’ya yollar.
Çok geçmeden cevap gelir.
“Her ne pahasına olursa olsun O topların sevkiyatı yapılmalıdır.”
İsmail Bey, atımı hazırlayın gidiyoruz der.
—Nereye gideceğiz komutanım diye soran ere.
—Köprü yapmaya diye cevap verir.
Dere köye iki çay köprüsüne geldiklerinde köprünün başında bekleyen kağnıları görürler. Arkalarında sahra topları beklemektedirler. Konvoy başını çağırır. Sorar ona -Sudan geçilebilir mi?
—Hayır, kumandanım mümkünatı yoktur. Derler.
İsmail Bey atıyla bir aşağı bir yukarı gezer geçecek sığ bir yer arar bulamaz. Bu arada hava kararmaktadır. Bir an önce ne yapılacaksa yapılmalıdır.
Gerçek bir Çılgın Türk’tür o.
İsmail bey,konvoy lideri, Seydiler’li dokuzparmak lakabı ile anılan Mehmet çavuş ‘a ; bu topları karşıya geçirmenin imkanı yokmudur diye sorar.O’da ‘’komutanım,çayda su çok-toplar ağır.Bu şekilde karşıya geçmemiz imkansız.Ancak,topların namlularını sökerek katırların ağırlıklarını azaltıp karşıya geçirebilirim.Sizde bu arada köprüyü tahkim ederseniz,sonrasında kağnıları geçirip öte tarafta topları tekrar monte ederiz’’ der.
Gazi Üsteğmen Berberoğlu bu öneriyi makul bulur.
İki çaydan yukarı, Dereköy’e atını sürer. Evlerde tek tük solgun bir ışık yanmaktadır. Tek tek tüm kapıları çalar.
Köyde bir tek genç erkek bulamaz. Hepsi cepheye gitmiştir. Kalanlar ihtiyar sakat ve çocuklardır. Kadınlar da kağnılarla cephane taşımaktadırlar.
İsmail Bey bulabildiği tüm işe yarar alet edevatları toplar. Kadın ve çocuklarla birlikte, başta kendisi olmak üzere, testere,hızar,balta kazma,urgan ellerinde gece vakti meşalelerin ışığında yola çıkarlar.
Tüm gece boyunca çalışırlar. Karanlıkta yağmur altında bir destan yazılmaktadır. Köprü için uzun ağaçlar kesilir. Araları doldurulur. Kenarlar taşlarla tahkim edilir.
7 den 70’e tüm köy birlikte sabaha kadar çalışırlar.
Toplar parçalanarak karşıya geçirildikten sonra ,tekrar monte edilir,kağnılarda tahkim edilen köprüden geçirilir.
Sabahleyin Mehmet çavuş katırları koşarak yola devam eder.
Tüm bunlardan sonra,Gazi Üsteğmen İsmail Bey, atına atlayıp uykusuz ve yorgun Küre’ye döner ve Ankara’ya şu telgrafı çeker.
“Köprü onarılmıştır. Sahra topları yola çıkmıştır. Arz olunur. Ask. Şb. Bşk. Yrd. İsmail Hamdi BERBEROĞLU.
Küre’nin İstiklal savaşındaki yeri ve önemi,tarihi yazılırken Koca Gazi Üsteğmen İsmail Hamdi BERBEROĞLU’nu –dokuzparmak lakabı ile anılan Mehmet çavuş’u İkiçay köprüsünde yağmur altında gece boyunca elde keser,testere,balta,hızar ile çalışan Dereköy’lü(Ersizleredere’li)kadınların,çocukların yazdıkları destan muhakkak yer almalıdır.
Tarih Yazmak herkese nasip olmaz.
Atalarımızın ruhu şad olsun.

TARİHARASTİRMALARİ.COM



sayfa 3
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> Diğer Şehirler