Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2
kebabman_sefik AKKURT

8 yıl önce - Çrş 18 Mar 2009, 06:40

kebabman_sefik akkurt demiş ki:
Paramız olmadıgı zamanlar içeriye girmenin binbir türlü fırlamalıklarını denemişimdir Çogu zamanda başarılı olmuşumdur.


Başarısız oldugumuz bir denemeyi de bu mesajın ilerleyen satırlarında yazacagım.

Önce mahalleyi biraz daha tanıyalım.
O dönem Adana nın en kenar mahallelerindendi.
Herkes tekstil farbrikalarında çalışırdı.Fabrikalar 3 vardiye ,24 saat çalişir ,fabrika servis araçları önce toplama yerlerinden herkesi toplar işyerine götürür sonra işi bitirenleri evine getirirdi.
Bizim sokakta evler çogalmaya başlamıştı.Herkes Güney Sanayi de çalışıyordu.Sadece bir kişi Tekel fabrikasında çalışıyordu.İsmi Mustafa' ydı.Sokakta televizyonu ilk O almıştı.SABA markaydı.İlk motorsikleti O almıştı BMW markaydı.Sesi 2 kilometre ileriden duyulurdu.Sokakta köpek besleyen tek aileydi ve beni ılk ısıranda onların köpegiydi.
Sokagımızın hemen hemen hepsi Karaisalı,Pozantı,Feke,Kozan,Kadirli civarı ve köylerindendi.
Evimizin tam karşısına yapılan eve Kayseriden bir aile taşındı.Seneler boyu Atatürk Parkında bekçilik yaptı.İsmi Fahrettin' di.
Tenis topunun neye benzedigini Onun sayesinde ögrenmmiştim.Atatürk Parkı bitişigindeki tenis kortundan gelen topları toplayıp bize verirdi.

Derken top oynayacagımız alanlar giderek daraldı.
Bitişigimizdeki binayı Muş' lu bir aile satın almıştı. Muş plakalı bir kamyonla gelmişlerdi ve bu kamyonun çamurluklarındaki fosforları ben çalmıştım.
Çetin ve Şeref isminde yaşıtım olan 2 çocukları vardı.Sonraki seneler epeyice birlikte çalıştık.Simit satıcılıgı,uçan balon satıcılıgı,eskimo satıcılıgı,sakız satıcılıgı,kazı*kazan satıcılıgı,ayakkabı boyacılıgı ,karaborsa sigara satıcılıgı,meyve sandıgı imalatcılıgı vb sektörlerde beraberce faaliyet gösterdik.

Ben okulda hep orta şekerli bir ögrenciydim.Hep orta notlar ile geçerdim.Ben liseye başladıgımda Çetin ve Şeref inşaat sektörüne geçmişlerdi.Karo döşemeciligi yapıyorlardı.Ben üniversiteyi kazandıgımda onlar evlilik planları yapıyordu.

Tekrar Eski yazlık sinemalarına döneyim.
Kırmızı 1 ile işaretledigim sinemanın önü en kalabalık ticaret merkezi gibiydi.Bir dönem babamda ek gelir saglamak için çorap satıcılıgına başlamış,tezgahı oraya açmıştı.Çırak ise elbette bendım

Burada herkesten farklı dondurma yapan bir abimiz vardı.Seneler ama seneler boyunca orada ticaret yaptı.Dondurmalarını orada sattı. Önü kasalı 3 tekerlekli bisikleti üzerinde dondurmasını satardı...Dondurmayı küçük cam bardak içinde sunardı.Külahta sunulan normal dondurmalardan degildi.Buz gibi olurdu ve ben de yavaş yavaş yemeyi başaramadıgımdan beynime vururdu..Ama yine de her zaman Onun dondurmasından yerdim.

Kış bitmiş ,yaz gelmiş sinema sezonu açılıyordu,mahallede ilk gecenin bedava olacagı dedikodusu yayılmıştı.Birkaç arkadaş ancak oraya vardıgımızda bedava olmadıgını ögrenebilmiştik.Kapıda güvenlik hat safhadaydı.Boynumuz büküktü.Sinemanın yanlarındaki evlerin damından da seyredilemesin diye brandalar ile duvarlar daha da yükseltilmişti.
Yalnızca bir evin tepesinden görebilme ihtimali vardı.Bu ihtimali degerlendirmeye karar verdik.
Ben,Turgut ve Selçuk 3 kişiydik.


İlk katta oturanlar vardı ama ışıkları yanmıyordu.Evin 2.katı inşaat halindeydi.Demir kapı üzerinden atlayıp ikinci kata çıkıp filmi izlemeye başlamıştık ki ;
30 yaşlarında kıvırcık ve toplu saçlı,daha önce hiç görmedigim bir kişi belirdi.

Napıyonuz lan benim evimde diye sordu.
Filme bakıyok abi dedik
Kimden izin aldınız lan dedi
Abi kapıyı çaldık kimse açmadı dedik
Lan benim evime hırsızlık yapmaya mı girdiniz dedi
Ne hırsızlıgı abi biz mahallenin çocuguyuz dedik.
Lan ben sizi Komiser Kemal' e vereyimde size gününüzü göstersin dedi.
Abi yapma etme biz birşey yapmadık çalmadık tamam gidiyoruz dedik
Size 10 saniye mühlet lan,yok olun yoksa Komiser Kemal ı çagıracagım dedigi an biz toz olup uçtuk

2 hafta sonra gazetenin bir tanesinde 5 kişilik bir hırsızlık çetesinin yakalandıgı haberi vardı.
Ve fotograftaki 5 kişiden tam ortadaki beni ve arkadaşlarımı o akşam evin damında sorguya çeken kişiydi Bu nedenle bu anımı hiç unutamam.Hatırladıkça gülerim.

Gazete deyince bize en yakın gazeteci Dolmuşların son duragının oldugu yerdeydi.Aşık Veysel vefat etti haberini radyoda duyan babam sonraki gün beni gazeteciye gönderip her gazeteden bir tane aldırmıştı.

Ve ilkokul günlerimde ögretmenimiz Filiz Hanım her birimize bir şehir kartpostalı alma görevi vermişti. Kartpostallar alınacak haritada il sınırlarına göre kesilecek kartpostallarla yeni bir harita yapılacaktı.

Ben Siirt ilini bulmak ile görevlendirilmiştim. Mahallede sadece 27 Mayıs İlkokulu nun yan tarafında bir kitapcı vardı..Sami abi.. Dükkanında bakmadıgı kutu kalmadı,her şehirin kartpostalı vardı ama Siirt yoktu.Kuruköprüye gidip oradaki kitapcılarda da aradım ama bulamadım..Sonraki gün Sami abiye bir daha gitmiştim.Buldum evladım buldum diyerek sevinçle bana vermişti.Benim sevincim onunk'nden b'n kat fazlaydı
O zamanlar wowturkey de yoktu

Yazlık sinemalarda tahta sandalyeler ip gibi sıra sıraydı.Saatlerce mırın kırın etmeden üstünde otururduk.

Daha sonraları televizyonlar evlere girmeye başlayınca özellikle ''IVON HOOO'' diye cıglık atarak at üstünde kavgaların yapıldıgı bir ingiliz dizisi vardı.Başladıgında hepimiz Mustafa abinin evinde soluklanırdık.Oturma odası baştan sona çocuklarla dolardı..Yeterli elektrik voltajı olmadıgı için atlayan kareleri pür dikkat takip ederdik.Dizi bittiginde hepimiz solugu sokakta alır,elimize geçen her sopayı at yapar,dıgıdık dıgıdık IVON HOOO (Ayvın ho)diye çıglıklar atardık.


VSR VSR..

Sinemalara ait milli yüzücümüz Behçet Kurtiç agabeyin yazdıgı SUYA YAZILANLAR kitabında da bölümler olacak.ilk fırsatta o bölümleride buraya ekleyecegim.

Ayrıca Adana sinemalarına,yazlık sinemalarına ait en ilginç , en mavra hikayeler Arif Keskiner 'den İstanbul da dinlenebilir.
Taksim Çiçek Bar 'a gidip Arif abiyi yakalayın ,konuya Demirspor' dan girin sonra konuyu sinemalara getirin.


Birde unutmam Nurhan Damcıoglu' nun revaçta oldugu günler Yazlık Sular Sinemasında sahne almıştı.
'Nurhan Damcıoglu' nun ''Yanıyorum, aman allah yanıyorum '' nagmeleri kulaklarımda hala çınlar.
Niyeyse bende bilmiyorum.Ses tonundan olmalı.


erolcoş

5 yıl önce - Cmt 05 Ksm 2011, 01:06

Adana'nın Eski Yazlık Sinemaları
Yazlık sinemalarla ilgili bu yazıyı hazırlamak için araştırmalar yaparken bu yıllardan kalan salonların izini aradım. Kimisinin yalnızca beyaz sinema perdeleri duruyor ve bir dönemin tarihine vurgu yaparcasına zamana direniyordu. Bu salonlardan bulabildiğim ve geride kalıntısı olabilenleri fotoğraflayarak tespit etmeye çalıştım.
Dikkaat! Dikkaaat! Bu akşaaam, yazlık Akıncılar sinemasında Yılmaz Güney’in yönettiğii, başrollerinde Yılmaz Güney ve Müşerref Tezcan’ın oynadığı BABA filmi gösterilecektir. BABAAA! BABAAA!.. Yılmaz Güney, Müşerref Tezcan, Kuzey Vargın, Yıldırım Önal, Nedret Güvenç, Yeşim Tan, Aytaç Arman, Feridun Çölgeçen oynuyor. Gösterildiği tüm sinemalarda gişe rekorları kıran bu büyük film, bu akşam sinemamız Akıncılar’daa! BABAA! BABAA!.. İkinci film ise…

Bu seslerle başlardı uzun yaz gecelerinin tek ve en önemli eğlencesi olan yazlık sinemaların dayanılmaz keyfi. Sinemaların görevlendirdiği onlarca çığırtkan, at arabalarına yükledikleri “kartela” denilen çift bacaklı seyyar afiş tabelalarıyla kentin ara sokaklarına dalar, gösterilecek filmlerin duyurusunu yaparlardı. Ellerindeki tenekeden megafonla yırtınırcasına bağıran çığırtkanların sesi dalga dalga yayılırdı sokaklara. Arkalarına takılan çocukların oluşturduğu coşkulu kalabalıkla güneşin hükmünü kaybettiği akşam saatlerinde yaşanan bu rutin seremoni ile tüm sokaklar ve mahalle, oynayacak filmden haberdar edilirdi. Akşam yemeğinin ardından, sinemaya gitmek için can atan ev ahalisinin babayı ikna çabaları sonuç verir ve ardından giyinip kuşanıp sinema için yola koyulurlardı.
















O Yıllarda Türk Sineması’na İlgi Büyüktü
Akşam serinliğinde ailecek yapılan kısa bir sürelik yürüyüşün ardından da semt sinemalarına varılırdı. Ancak öylesine büyük bir ilgi vardır ki, sinema önünde kuyruk olup bilet bulabilmek, sinema kapısında yığılmış insanları aşıp biletleri görevliye “kestirebilmek” ve nihayet yer gösteren “teşrifatçıların” refakatinde yerine oturabilmek büyük bir başarı sayılabilirdi. Teşrifatçılar, yer gösterme hizmetlerinin karşılığı olarak bahşiş alabilmek için gözlerinizin içine bakardı. Sonunda avucuna sıkıştırılan bir miktar bozuklukla mutlu bir biçimde bir başka seyirciyi karşılamak üzere oradan uzaklaşırken yerleşmek için birbirine bitişik düzen çakılmış tahta sandalyelerle baş başa kalınırdı. Rahatına düşkün olanlar, evden getirdikleri küçük minderlerine ya da sinema işletmesince ücret karşılığı verilen süngerlere oturarak biraz olsun konfor sağlayabilirdi. Saat dokuza doğru havanın tam kararmasıyla birlikte başlayan sinema gecesinde ilk dakikalar, sonraki haftalarda gösterilecek filmin reklamına (fragmanına) ayrılırdı.


Yazlık Sinemalar Sosyalleşme Mekanıydı
Filmlerin tanıtılmasında “Gelecek Hafta”, “Yakında”, “Pek Yakında” gibi kategorik ifadeler kullanılırdı. Sonra ilk film, kısa bir aradan sonra da ikinci film başlardı. Seyirci filmleri adeta çocuksu bir saflıkla izler, başkarakterle özdeşleşir, onun tarafını tutar, başarısını coşkuyla ıslıklar ve alkışlarla karşılar; karşı karakteri yani kötü olanı ise yuhalardı. Bazen arıza olur; film kopar, yanar ya da bir sebeple film kesintiye uğradığında da ıslıklarla protesto edilir, filmi gösteren makiniste ağza alınmayacak küfürler savrulurdu. Sinema kimi zaman genç kız ve erkeklerin birbirini görebilmesine olanak sağlayan sosyalleşme mekanlarıydı. “Kız davası”, “laf atma”, “yan bakma”, “küfretme” gibi kişisel sürtüşmelerden kavgalar çıkabilmekteydi. Toplumsal olaylara karşı duyarlılığın da son derece hassas olduğu bu 1970-80 arası yıllarda toplumda gözlemlenen ayrışmanın biz çocukların arasındaki yansıması da “artist tutmak” şeklinde tezahür etmekteydi. Solcular ya da halkçılar Yılmazcı, sağcılar ve zenginlerden yana olanlar ise Cüneytçi idi. Siyasal-sosyal içerikli filmlerde yer yer sloganlar atıldığı, olayların çıktığı, polisin devreye girdiği olurdu. O yıllarda sigara konusunda bu günkü kadar duyarlılık oluşmamış ve henüz yasaklamalar getirilmemiş olduğundan açık hava sinemalarında sigara içilmesi yasak değildi. Dışarıdan bakıldığında sinemanın üzerinden bir fabrika bacası gibi yoğun dumanlar yükselirdi. Karanlık salonda makine dairesinden perdeye süzülen sert ışıkla buluşan sigara dumanlarının ahenkli dansı insanı filmden koparacak kadar ilgi çekici olurdu. Aynı ışık huzmesine giren yarasa, danaburnu, hamamböceği, pervane ve benzeri börtü böcek de bu dansa eşlik ederdi. Biraz film, biraz bu rol çalan raks gösterisi, etrafta film izlemeye gelen sıra dışı ilginç insan tipleri ve bir de gökteki yıldızlar bu keyifli sinema gecesinin seyirlik unsurları olurlardı. Gazoz şişelerinin şıngırtısı, fındık, fıstık, çekirdek ve çerezlerin bin bir çıtırtısı ile Yılmaz’ın, Cüneyt’in, Hülya’nın, Türkan’ın perdeden yükselen haykırışları; kurşun, yumruk efektleri ya da yanık müzik sesleri birbirine karışırdı. Bu sesler yüksek sinema duvarlarını aşar komşu damlara ve oradan da diğer damlara ulaşır, damdan dama aşarak yüzlerce hatta kimi zaman kilometrelerce ötelere yayılırdı.


Evleri sinemaya yakın olanlar, sesleri duyabilmenin yanında damlarından sinema perdesini görebildikleri oranda daha şanslı sayılırlardı.

Beleşçilerle Baş Etmek Zordu
Uzun ve dayanılmaz sıcak yaz gecelerini damlarda yatarak geçiren Adanalılar, cibinliklerinin içinde değillerse gökteki yıldızları izleyip onlardan şekiller çıkarmaya ya da sivrisineklerle baş ederek uykuya dalmaya çalışırken bir taraftan da semt sinemalarından yükselen bu seslere kulak vermekte; gelen seslerden filmi anlamaya çalışmaktaydılar. Aksiyon sahnelerinin, çatışma sahnelerinin tanıdık-bildik tondaki silah seslerine, Orhan Baba’nın, Ferdi Abi’nin yanık, ağır ağdalı arabesk nağmelerine kulak kabartır; “esas oğlan” ya da “esas kız”ın akıbetini anlamaya çalışırlardı. Evleri sinemaya yakın olanlar, sesleri duyabilmenin yanında damlarından sinema perdesini görebildikleri oranda daha şanslı sayılırlardı. Gerçi bunlar, her gece diğer konu komşuyu da ağırlamak zorunda kaldığından başka bir açıdan da şanssız da sayılabilirlerdi. Sinema sahiplerinin duvarları yükseltmesine, perdelerle kapatmasına karşın bu tür “beleşçilerle” baş etmeleri pek olası olmazdı. Bu tür bedavacıların yanında sinemaların başka beleşçi müdavimleri de olurdu ki onlarla baş etmek daha zordu. Mahallenin genç ve “hır çıkaran”, “belalı” delikanlılarının sinemada kavga çıkarıp ailesiyle film izlemeye gelmiş seyirciyi taciz etmesi işletmecinin işine gelmediğinden bunlarla iyi geçinmek, onların gönlünü hoş tutmak gerekmekteydi. Bu gençler, ücret alınmaksızın belli yerlere oturtulur ve kontrol altında tutulurdu. Gündüz sinemanın çöplüğünü karıştıran ve bulduğu eski yırtık biletleri yapıştırarak akşam sinemanın bilet kesen görevlilerine “yutturanlar” ise bir diğer beleşçi grubu oluşturuyordu.

Birinci film, ikinci film derken sinema serüveni biter ve herkes geldiği yollardan, mahallelerin dar ve karanlık sokaklarından filmin kritiğini yaparak güle eğlene evlerine dönerlerdi. Gecenin on ikisi ya da yarımında sıcaktan ve sinekten henüz derin uykuya dalamamış mahalleliler, ardına kadar açık kapı-pencerelerinden, sokaktan gelen komşuların ayak seslerini duyar, sinema sohbetlerine kulak kabartırlardı. Kapı aralığında yapılan sohbetlerden “filmin içeriği, iyi mi, kötü mü?” olduğu anlaşılmaya çalışılırdı. Oluşan kanaate göre sonraki günlerde bu serüvene onlar da katılır ya da gitmeme kararı alırlardı.


Yazlık Sinemalarda Her Gece 50 bin Kişi Film İzlerdi

Adana’da yaz ayları havalar sıcak olduğundan kimi büyük kışlık sinemaların yaz için ayrı salonları olurdu. Her mahalle ya da bölgenin birkaç yazlık sinema salonu vardı. Kışlık sinemalar kapandığında bu yazlık salonlar açılırdı. 24 yıl sinema işletmeciliği yapmış olan yazlık “Aile Sineması” sahibi Mehmet Yılmazyaşar’a göre o yıllarda Adana’da 64 adet yazlık sinema bulunmaktaydı. Yine ona göre bazı sinemaların 1.700 kişilik seyirci kapasitesi vardı. Bu sinemaların günde ortalama 800 seyircisi olduğu kabul edildiğinde bile Adana’da her gece ortalama 50.000 kişinin sinemaya gittiği gerçeği ortaya çıkıyor. Bazı filmlerin galası bu yazlık sinemalarda yapılıyor, filmin oyuncuları davet ediliyor ve bu sanatçılar Adana’lı seyirciler tarafından büyük ilgi görüyordu. Filmlerin vizyonda kalma süreleri 1., 2., “3. zafer haftası” gibi ifadelerle vurgulanıyordu. Üniversitede okuduğum yıllarda sinema dersini veren hocam rahmetli Mahmut Tali Öngören, İstanbul’un bazı önemli film şirketlerinin Adana’da ofislerinin olduğunu, bu şirketlerin bölgedeki seyircinin nabzını tuttuğunu, sinema işletmecilerinin talepleri doğrultusunda arz-talep dengesi içinde bölge için film üretildiğini anlatırdı ki; bu gerçeğe işletmeci Mehmet Ölmezyaşar da işaret ediyordu. Ölmezyaşar, o yıllarda kendi deyimi ile “hesabını bilemeyeceği kadar iyi para kazandığını” söylüyor. Yine ona göre dönemin kimi sinema işletmecileri öylesine çok kazanırlardı ki dönemin Adana pavyonlarında yemekle bitiremezlerdi. Ölmezyaşar, “özellikle Yılmaz Güney’in çok ekmediğini yedim” diyerek onu saygıyla anmadan edemiyor. Ölmezyaşar, film şirketlerinin sinema sahipleriyle hasılata belli bir yüzde ile ortak olmak- anlamına gelen “pursantaj” usulü çalıştığını, biletlerin “turnike yapılmaması” (birden fazla satılarak para kaçırılmaması) için kontrolörlerce denetlendiğini söylüyor.

Akıncılar, Kiremithane, Şahinler, ve Güneşli sinemalarında toplam 10 yıl kadar makinist olarak çalışmış olan Ökkeş Kara, aynı anda birden fazla sinemada gösterilen filmlerin makaralarının dönüşümlü kullanıldığını, işi biten makara-bobinlerin bisiklet, motosiklet ya da taksi ile diğer sinemaya ulaştırıldığını, oradakinin de alınarak kendi sinemalarına taşındığını söylüyor.

Yazlık sinemalarla ilgili bu yazıyı hazırlamak için araştırmalar yaparken bu yıllardan kalan salonların izni aradım. Bunlardan birçoğunun yıkılmış yerine süpermarket, halı saha, düğün salonu apartman ya da çeşitli işyerleri açılmış olduğunu gördüm. Bir kısmı ise tümüyle yıkılmasa da harabeye dönmüş, depo, yıkamacı, hurdacı, kağıt deposu gibi kullanılıyordu. Kimisinin yalnızca beyaz sinema perdeleri duruyor ve bir dönemin tarihine vurgu yaparcasına zamana direniyordu. Bu salonlardan bulabildiğim ve geride kalıntısı olabilenleri fotoğraflayarak tespit etmeye çalıştım. Bu sinemalardan öğrenebildiklerimin isimlerini ve tam adreslerini değilse de bölgesel dağılımlarını tarihe belge bırakmak adına burada sıralamak istiyorum.

ŞAN Sineması; Kocavezir Belediye Pazarı yanında bulunan parkın bitişiğinde, ikinci kat.
YENİ Sinema; Bitpazarı (Belediye Pazarı) karşısında,
HALK Sineması; Obalar Caddesi’nde Karazincir Pasajı’nın yerinde,
BAĞDAT Sineması; Obalar Caddesi’nde,
ŞEHİR Sineması; Yeşilyuva Mahallesi (Nuri ve Zekiye Has İlkokulu’nu geçince sağda),
ÇİÇEK Sineması; Bakımyurdu Caddesi’nde Emniyet Müdürlüğü’ne varmadan sağda, yıkılmış ve yerine iş merkezi yapılmış,
ŞAFAK Sineması; Gülpınar Mahallesi’nde pırasa tarlası karşısında, yıkılmış işyeri ve boyacı dükkanı olmuş,
GÜNEY Sineması; Bakımyurdu Caddesi’nde (Hergele Yolu), doğumevine giderken solda ikinci katta. Metro’nun hemen yanında,
LEVENT Sineması; Mithatpaşa Mahallesi’nde, kanal yolunda, solda ikinci katta. Şu anki Yeni Güney Müzikhol’ün yeri,
KANAL Sineması; Mithatpaşa Mahallesi’nde, Levent Sineması’nı geçince kanala varmadan solda,
ARZU Sineması; Yenibey Mahallesi’nde,
ŞÖLEN Sineması; Hanedan Mahallesi’nde,
İPEK Sineması; Şimdiki Merkez Cami karşısında, ırmak kıyısında. Kışlık İpek Sineması’nın yazlığıydı, OLGUN Sineması; Girne Köprüsü’nden Yüreğir’e geçince sağda,
ESENDAM Sineması; Döşeme Mahallesi’nde. Yıkıldı, şu anda yerine bir apartman var,
İSTİKLAL Sineması; İstiklal Mahallesi’nde. Doğan Hamamı arkasında. Halen duruyor. Kağıtçılar mesken tutmuş,
ZAFER Sineması; İstiklal
Mahallesi’nde, E-5 Yolu üzerinde. Duruyor ve hurdalık olarak kullanılıyor,
IŞIK Sineması; İstiklal’de,
İSTANBUL Sineması; İstiklal’de. Sümerbank yolu üstünde, İstasyon Karakolu’nun sağ çapraz karşısında, ikinci katta,
GÜLERÖZ Sineması; Seyhan Başkent Hastanesi’nin yerinde idi,
CEMALPAŞA Sineması; Hastanelere giderken kanalı geçince sağda,
TÜREN Sineması; Kanal seti üstünde, Kıyıboyu’nda, Bağlar Karakolu karşısı civarı,
SÜMER Sineması; Sümer Mahallesi’nde, ikinci katta,
MAVİ KÖŞK Sineması; Sümer Mahallesi’nde,
AKINCILAR Sineması; Tahsilli Mahallesi’nde, Kozan Yolu ile tren yolunun çakıştığı noktada, solda, KİREMİTHANE Sineması (Ömer Ağa’nın Sineması); Kozan Yolu’nda tren hattını geçince solda, petrol istasyonu bitişiğinde,
YILMAZLAR Sineması; Kiremithane Mahallesi’nde, Meslek Lisesi civarında. Yeri duruyor,
ŞAHİNLER Sineması; Sarıçam Mahallesi’nde. Kozan Yolu üzerinde. Şimdiki Sebze Hali’ni geçince sağda,
YAVUZLAR Sineması; Yavuzlar
Mahallesi’nde eski dink (değirmen) bitişiğinde. Deseto Mehmet’in sineması. Yıkıldı. Şu an Pasaj, ALEMDAR Sineması; Sinanpaşa Mahallesi’nde, sağlam,
MİNE Sineması; Sinanpaşa Mahallesi’nde. Eski Sümerbank’ın bitişiği, yıkıldı,
SEYHAN KÖSE Sineması; Karataş‘a giderken sağda. İkinci kat. Sağlam duruyor,
GÜNEŞLİ Sineması; Karataş’a giderken solda,
İNCİ Sineması; Karataş Yolu, Devlet Hastanesi karşısında, ikinci katta. Harabe olarak duruyor,
MELEK Sineması; Yamaçlı 1000 sokakta. Yıkılmış,
MEHTAP Sineması; Yamaçlı bölgesi. Cumhuriyet Mahallesi’nde. Yıkılmış, halı saha olmuş,
ŞORAY Sineması. Yamaçlı Bölgesi’nde Cumhuriyet Mahallesi’nde.Yıkılmış ve kahvehane olmuş,
SEHER Sineması; Anadolu Mahallesi’nde. Şimdi taksi durağı olmuş,
AİLE Sineması; Eski Vilayet’te. Şimdiki Nüfus İdaresini geçince sağda. Mehmet Ölmezyaşar’ın sineması,
LALE Sineması; Şehitduran Mahallesi’nde (eski askerlik şubesi arkası),
ÜNAL Sineması; Eski Vilayet Binası karşısında,
SEMA Sineması; Saydam Caddesi’nde,
SELMA Sineması; Denizli Mahallesi’nde. Avukat Kazım İnceler’in sineması,
DENİZLİ Sineması; Denizli Mahallesi’nde (Çıplak Mehmed’in yeri denirmiş.),
YEŞİLEVLER Sineması. Yeşilevler’e girerken, demiryolunu geçince solda,
KÖPRÜLÜ Sineması; Köprüköyü’nde. Zirai Araştırmalar Merkezinin karşısında bulunan apartmanın yerinde,
DÜNYA Sineması,
BULVAR Sineması; Çınarlı Mahallesi’nde. TRT binası arkasında,
ÇAMLI Sineması; Şimdiki Türk Hava Kurumu binasının yeri ya da civarı,
BAHAR Sineması; Sular’da. Perde duvarı duruyor. Otopark ve yıkama olarak kullanılıyor,
GAR Sineması; Sular semtinde,
SULAR Sineması; Sular semtinde. Yıkılmış,
VENÜS Sineması; Sular semtinde. Şimdiki Denizbank’ın arkasında idi,
KÖŞK Sineması; Sular semtinde.



Alıntı: 4.Boyut Adana dergisi


Resul GUL
12 ay önce - Prş 31 Mar 2016, 18:45

Adana Büyükşehir ve Sivil toplum kuruluşları Şu yıkılmaya yüz tutmuş Açık hava Sinemalarından
bir kaç tanesini nostalji amaçlı düzeltip tekraren Adanalının hizmetine sunsa ne güzel olur..

Burayı Belediye işletse O dönemi tekrar yaşatsa çok hoş olur.Umarım Yeri uygun olan Sinemalardan
bir kaçını düzenlerler.Hiç olmazsa O Döneme ait bir kültürel öğe yaşatılmış olur



Ahmet Nadir İşisağ

12 ay önce - Prş 31 Mar 2016, 19:13
Mevkii SULAR...Yazlık sinemalar bölgesi idi bir zamanlar........


Yazlık Sular Sineması
Kay.Melih Yavuz



Yazlık Köşk ve Bahar sineması
Kay.Bülent Dizdar



Editör Mehmet Baltacı


yusufsezgin
12 ay önce - Prş 31 Mar 2016, 20:47

Alıntı:
Adana Büyükşehir ve Sivil toplum kuruluşları Şu yıkılmaya yüz tutmuş Açık hava Sinemalarından
bir kaç tanesini nostalji amaçlı düzeltip tekraren Adanalının hizmetine sunsa ne güzel olur..

Burayı Belediye işletse O dönemi tekrar yaşatsa çok hoş olur.Umarım Yeri uygun olan Sinemalardan
bir kaçını düzenlerler.Hiç olmazsa O Döneme ait bir kültürel öğe yaşatılmış olur


Aah ah nerde o düşünce


ads 1940
12 ay önce - Cum 01 Nis 2016, 15:56

Yukardaki yazının tamamını okudum o zamanlar Yüreğir'de bile çok sayıda sinema varken şimdilerde yerlerinde yeller esiyor demek Optimum AVM de olmasa Yüreğirli sinemayı unutacak!

Bence sinemalar gelişen teknolojiye yenik düştüler durum sadece Adana'da değil her yerde aynı, günümüzde film mi izlemek istiyorsun aç interneti izle önceden internet mi vardı? onu geçtim TV mi vardı? yoktu e tabiki bu durumda insanların en büyük eğlencesi sinemalardı zamanla teknoloji gelişti dünya değişti çağa ayak uyduranlar ayakta kalırken diğerleri kapısına kilit vurmak zorunda kaldırlar diyelim.

Alıntı:
Adana Büyükşehir ve Sivil toplum kuruluşları Şu yıkılmaya yüz tutmuş Açık hava Sinemalarından
bir kaç tanesini nostalji amaçlı düzeltip tekraren Adanalının hizmetine sunsa ne güzel olur..

Bizde nerde öyle belediye!!

Gerçi belediyemiz bu konuda bişey yapmıyor da değil örneğin Altın Koza festivallerinde yazlık sinemalarda oluyor ayrıca bld yeni AVM'lere de izin veriyor bu AVM'lerde de sinemalar olacak!! ya o da olmasaydı Adana'da sinema sayısı ne olurdu?



yuceladana
12 ay önce - Cum 01 Nis 2016, 21:01

Bu konuda bir makale daha

http://www.altinsehiradana.com/Makale/bir-zamanla ...inema/608/


Resul GUL
4 ay önce - Pts 31 Ekm 2016, 11:56

Büyükşehir in Mimar Sinan Açık Hava Tiyatrosu yanında yer alan bir Açık Hava Sineması var Bunun dışında sanıyorum Açık Hava Sineması kalmadı..

Hâlbuki Adana nın Eskiden bir çok Sineması varmış Bunlardan ayakta kalanlarından bir kaçı düzenlenip O Dönem Filmleri ve Günümüz Ödüllü Sanat Filmleri gösterimleriyle tekrar açılsa güzel olurdu..

Ayrıca Bunun gibi Nostaljik Kapalı Sinemalarımız da mevcuttu
Onlardan birisi de Sun Sinemasıydı..

Bu Sinemayı O Dönemi yansıtan Bir nevi Yaşayan bir Müze Haline getirseler ne kadar iyi olurdu Ama bunu yapacak İrade nerede.. Adana için önemli olan tüm şeyler bir bir gidiyor
Bu da O yitip gidenlerden biri. Geçen Yıllarda yıkıldı..


Şehrimizin koskoca Bir Film Festivali var Ama O Dönemin Anısına yaşatacak hiç bir şey bırakmadık...


Resul GUL
2 ay önce - Çrş 11 Oca 2017, 21:13
Adana Yazlık Kanal Sineması


Adana nın Yazlık sinamalarından Kanal Sineması nın 1965 yılındaki Açılış İlanı

Fahri Işıktan alınmıştır..



Açılış Günü, Adana Radyo Evi Sanatçıları, Fahri Işık Başkanlığında Açılış Konseri vermişler ve onun el ilanı.

KANAL Sineması; Mithatpaşa Mahallesi’nde, Levent Sineması’nı geçince kanala varmadan solda yer almakta

Kaynak :
Adana nın Eski Fotoğrafları Sayfasından alıntıdır  Sabri Gül paylaşımı




sayfa 2
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET