Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
hurşit saral

11 yıl önce - Pzr 15 Nis 2007, 19:14
KURTULUŞ SAVAŞINDA PONTUS ETKİNLİKLERİ


Merhaba sevgili dostlar.

Sizlere, Ankara'da bir dkö öğretmen kuruluşunda verdiğim konferan ve dergisinde çıkan yazımdan söz etmek istiyorum.

Oyun aynı oyun; gün, bugün.

KURTULUŞ SAVAŞINDA PONTUS DEVLETİ KURMA ÇABALARI - 1

Kurtuluş Savaşı öncesinde ve savaş boyunca en iyi örgütlenen olumsuz kuruluşların başında Rumlar gelir. Rum çetelerden en iyi örgütlenen ve tehlikeli olanlar ise hiç kuşkusuz, İstanbul’daki Pontus Cemiyeti tarafından yönetilenler.

Bu topluluğun ve Pontus’la ilgili her kişinin ereği, Rize’den İstanbul Boğazına değin uzanan Kuzey Anadolu topraklarında bir Pontus devleti kurmak. Uzunca bir süredir, bu düşü gerçekleştirmek için çaba harcayanlar; Osmanlının Birinci Dünya Savaşına girmesini fırsat sayar.

Bu örgüt, Çarşamba, Samsun, Bafra dolayındaki Rum köylerinde yığınladıkları silahları; hükümetin ilan ettiği seferberlik buyruğuna uymayan Rum gençlerine ya da askere alınıp birliklerinden kaçmış olanlara dağıtarak, çeteler kurar. Özellikle Bafra’nın Bünyandağı yöresinde bulunan oniki Rum köyünün 1500 genci, bu erek için silahlanır ve haydutluğa başlar (1).

İşte günden güne sayıları çoğalan bu başıboşlar, bir an gelir ki, yalnız yol kesmekle yetinmez. Türk köylerini basarak yağmalar; hatta Çağşur köyünü yaktıktan sonra, halkını da öldürür (2).

Çoğunluk Samsun ile Vezirköprü arasında etkinlik gösteren Pontus’çuların azgınları, anlaşma / itilaf devletlerinin İstanbul’u ele geçirmelerinden sonra çoğalıp artar. Saldırı bölgeleri genişler ve ölen Türklerin sayısında büyük artış görülür.

Samsun, Çarşamba, Terme, Amasya, Merzifon, Vezirköprü, Lâdik, Havza, Tokat ve Erbaa dolaylarında bunlar tarafından 1921’de öldürülen Türklerin sayısı 1641, yaralı sayısı da 923’tür. Aynı yıl içinde bu çetelerin, Türk köylerini basarak, iki milyon lira değerinde hayvanı zorla aldıkları ve yine iki milyon lira değerinde para, mal ve eşyayı yağmaladıkları saptanır (3). Ayrıca işledikleri kıyım ve kırımlara, Rum köyleri halkı katılırsa da (4), sıkıştıklarında bu suçu başıbozukların üzerine atar.

Samsun ve dolayındaki Rumların, Pontus’çuluk odağında toplanmalarında ve yetiştirilmelerinde, Merzifon Amerikan Koleji’nin payı çok büyük. Çünkü Türkiye’de ilk Pontus Cemiyeti bu Kolej’in yardım ve kışkırtmalarıyla 1904’de kurulur (5). Sonrasında kolej, bin’e yakın Rum gencini bu düşle yetiştirir (6).

1908’de “Müdafaa-i Meşruta”  adında bir “ihtilal teşkilatı” kuran bu gençler, 1910’da Pontus adlı bir “risale” yayımlamağa başlar (7). Bundan başka, varsıl Rumlardan para toplayabilen ve gerektiğinde ölüm cezası bile verebilen “Mukaddes Anadolu Rum Cemiyeti” adında bir kuruluş da var.

1920 sonlarında Merzifon Koleji’ne yapılan baskında Büyük Yunanistan, Büyük Ermenistan ve Pontus’a ilişkin haritalarla bu işlerle ilgili bilgiyi kapsayan birçok kitap ele geçer. “Pontus Cemiyeti” tarafından bastırılan bir haritaya göre Pontus Cumhuriyeti, merkezi Samsun olmak üzere Batum’dan İnebolu’nun batısına değin Karadeniz kıyıları ile Kastamonu, Çankırı, Yozgat, Sivas, Tokat, Amasya, Çorun, Gümüşhane ve bir bölümüyle de Erzincan vilayetini kapsamaktadır (8).

Ayrıca Rum ve Ermeni çeteleri bu Kolej’den her tür yardımı görmekte. Kolej’in müdürü White, Pontus’çulara yalnızca yardımla kalmaz. Müslümanların en güçlü devleti sayılan Osmanlı Devleti’nin yıkılması için Türkiye’deki Ermeni ve Rumların korunmasının da gerektiğini söyler.

“Hristiyanlık için, Ermeni ve Rumların” çok kan döktüklerini ve bunlardan bir çoğunun “İslam’a karşı mücadelede şehit” düştüğünü söyleyen Mr.White, Anadolu’daki Alevileri de Osmanlı Devletine karşı ayaklanmağa kışkırtır. Ona göre Aleviler, özgür bırakıldıklarında Hristiyanlara katılabilir / Hristiyan olabilir. Ama suratına en sert şamarı da bu topluluktan alır. Birtek aşiret reisi ve dede’yi kendine yandaş bulamaz.

Sonunda bu kişi “Hristiyanların şimdiye dek görmüş oldukları zulümlere karşı, onların zekâtını ödeyecek bir ruh aşılamalıyız; biz bunu şimdiye dek yaptık ve muvaffak olduk”. Demek şekliyle bu Kolej’in öğretim işlerinden çok siyasa ile uğraştığını ortaya koyar (9).

Pontus, yurt içi etkinliğinde birinci derecede uğraşan iki kişi daha var; Amasya Metropolit’i Yermanos ve Samsun’da Tokomanidis.

Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a geldiği sırada, o yörelerde dolaşmakta olan 40 kadar Rum çetesi bu ikisi tarafından yönetilir.

Kardos Komitesi
Öte yandan, Rusya’daki Rum ve Ermeniler, Batum’da toplanarak silahlanır ve Haralambos yönetiminde Türk kıyılarına çıkar.

Bunlar, sözde göçmendir. Hatta bunların işleriyle uğraşmak üzere Galata’da, Minerva Han’da, “Rum Muhacirleri Merkez Komisyonu” adı altında çalışan Kordos adlı bir komite bile kurulur.

Kordos Komitesi’nin gerçek görevi: Dışarıdan göçmen gibi gelen çete bağlılarının, kayıtları yapıldıktan sonra güvenliği bozmak amacıyla ülkenin çeşitli bölgelerine göndermek (10). “Rum Muhacirlerini İskân Cemiyeti” başlıklı kâğıtları bile bulunan bu örgüt, vilayetlere gönderdiği telgraflarda Santraligoz imzasını atar. Bu, örgütün Yunanlı olan başkanı Manol Sozokas’ın takma adıdır (11).

Örgütün Samsun’daki Andavallıoğlu Kardeşlere çektiği telgraftan, 350 erkek ve 70 kadından oluşan bir fedai kurulunun, güvenliği ve gönenci bozmak üzere o günlerde Samsun’a gönderileceği anlaşılır (12).

Yine o günlerde Samsun’a, “yüzelli öğretmenle yirmibin lira paranın” ve “İstanbul’da Yunanlılar tarafından yapılan izci teşkilatından” geriye kalmış olan silah ve gerecin de gönderileceği söylenir (13).

Gerçi hükümet bunları ele geçirmek üzere bazı önlemler düşünür. Ama aynı Hükümet, Birinci Dünya Savaşı sonunda Rusya’ya ya da başka ülkelere kaçmış olan Ermenilerin; adam öldürmüş, bu derecede suç işlemiş olanları ile ülkenin erinç ve güvenini bozmaları olasılığı olan ve “Pasaport Yasası’nın üçüncü maddesine bakarak” Türkiye’ye girmeleri yasaklananların dışındakilerin, ülkeye girmelerine izin vermek zorunda kalır (14). Çünkü Anlaşma Devletleri bu göçmenlere karşı çok hoşgörülü. Onları acımaya yaraşır görüp, giydirip yedirmeği görev sayar.

Bu devletlerden bazıları Karadeniz kıyılarında bir Pontus Devleti kurulmasına göz yumacaklarını, hatta bu konuda yardım edeceklerinin sözünde bile bulunur. Nitekim Mondros Ateşkesinin imzasını izleyen günlerde bir Fransız savaş gemisiyle üç İngiliz savaş gemisinin Samsun’a değin gitmesi, gemi komutanlarının kente çıkarak bölgenin güvenliği konusunda “Mütesarrıf”dan bilgi istemesi (15) çok anlamlı.

Ve bu geliş yalnızca güvenlikle ilgili olmasa gerek. Belki de bu şekilde Pontus’çuların (16) atılganlık ve yüreklilikleri artırılmak istenir. Nitekim onların gösterdiği bu ilgiden sonra Pontus’lu yıldırıcılar etkinliklerini daha da arttırır.

Bu durum karşısında Müslüman halk da, varlık ve yaşamlarını korumak üzere silahlanmağa başlayınca, o bölgedeki erinçsizlik çoğalır. Bundan ötürüdür ki, Amiral Calthorpe ve Amiral Amed 1918 Kasımında “Hıristiyanları toptan öldürmek için, Müslüman halkın silahlandırıldığını” savında bulunur (17).

İşte bu ve buna benzer haberleri, aslında bu toprakları ele geçirmeği düşünen İngilizler, bölgede güvenlik kalmadı sözdenedenini gerekçe göstererek, 9 Mart 1919’da 200, 17 Mart’ta da 150 kişilik bir kuvveti Samsun’a çıkarır. Merzifon’u da ele geçiren bu kuvvetlerin görevi güvenliği korumaktır. Oysaki güvenlik bundan sonra büsbütün bozulur (18). Çünkü İngilizler, Rum ve Ermeni başıbozuğuyla dostça görüşürken, bunları yakalamakla görevli Türk kuvvetlerine engel olur (19). Onların bu tutumu, doğrusu yetkesini kaybetmiş olan Osmanlı hükümetini, bu yöredeki Hristiyan halkın gözünde büsbütün küçültür, işlerini sonuçlandırmak üzere artık yerel hükümete değil, İngilizlere başvurmalarına neden olur.


En son hurşit saral tarafından Pts 16 Nis 2007, 12:24 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


hurşit saral

11 yıl önce - Pts 16 Nis 2007, 14:32

KURTULUŞ SAVAŞINDA PONTUS ETKİNLİKLERİ - 2

K.Kostantinides, D.Ketenyotis, ve Chysanthos

Pontus Devletinin kurulması konusunda çalışanlar pek çoktur.

Ayrıca bu uğurda özveride bulunanlar da var. Marsilya’da yerleşmiş ve aslında Trabzonlu olan, iş adamı Konstantin Konstantinides, işte bunlardan biridir. Bu adam, Pontus sorunu uğrunda çok para harcar. Hatta Kasım 1918’de Marsilya’da, Avrupa ve Amerika’daki Pontus’çularla Türkiye’deki Pontus’çuları bir araya getirerek kongre toplar (20). Kongrenin toplantıda bulunduğu sırada o, Rus Dışişleri Komiseri Trotsky’ye bir telgraf çeker.  Amerika, İngiltere, Yunanistan, Mısır, İsviçre ve daha başka ülkelerde oturan Pontus’çuların katılımları ile kongrenin toplandığını, üyelerin, Rus sınırından Sinop’a değin uzanan topraklar üzerinde bir Pontus Cumhuriyetinin kurulması yolunda çalıştıklarını bildirir ve Rusya’nın bu işe yardım etmesini diler (21).

Bu kişinin başında bulunduğu topluluk, 15 Kasım 1919’da, Paris Barış Konferansına bir andırı / muhtıra sunarak, Mondros Ateşkesinden sonraki zaman içinde bile, Karadeniz kıyılarının iç kısımlarında, Türklerin, silahsız Hiristiyanları soydukları, öldürdükleri, ama bu can alımlarından ötürü ceza görmediklerini bildirir (22).


Pontus Devletinin kurulması konusunda çalışanlardan bir başkası da, Yunan ordusu subaylarından D.Katenyotis’tir. Albay Katenyotis.

1920 Ocak ayında, Venizelos tarafından Tiflis ve Batum’a gönderilir. Onun görevi, “Pontus Rumlarını askeri birlikler halinde teşkilatlandırmak” (23). Gerçi daha önceki tarihlerde Rum asıllı Rus generali Anonya’nın yönetimi altında bir Rum tümeni kurulur; fakat insan sayısı 12 bin kişiye yükselen ve 50 bin kişiye çıkacağı kestirilen bu tümen, 1917 devrimi sonunda dağılır. Bununla birlikte, Batum’da, Trabzonlu Rum olan Leonidi, bir Pontus cemiyeti kurar. Sarraf Yervanidis de, “Elefteris Pontus” adlı bir gazete çıkarır (24).

Pontus Cumhuriyetinin kurulması konusunda hiç kuşkusuz en büyük etkinliği / çalışmayı, Trabzon Metropolit’i Chrysanthos gösterir.

Bu papaz, 1916’da Ruslar Trabzon’u ele geçirdiklerinde, onları büyük bir sevinçle karşılar ve sonrasında kentin yönetimini ele almakta da gecikmez. Trabzon ve ilçelerinde belediye meclislerine Rum üyelerin seçilmesinde etkin rol oynar (25). 1919 Mart’ında Paris’e gönderilen Chrysanthos’a, İstanbul Patrik’i, Paris Barış Konferansında Pontus’luların hakkını koruma yetkisi verir. Bu nedenle “Mağdur Rumlar Temsilcisi” Chrysanthos, Pontus konusunda geniş bilgileri içeren bir raporu, 2 Mayıs 1919’da Paris Barış Konferansı’na sunar (26).

Raporda, kısaca:
1- Pontus bölgesi; Trabzon vilayeti ile Karahisar, Amasya, Sinop sancaklarının bütününden ve Kastamonu, Sivas illerinin bir kısmından oluşmaktadır.

2- Bu bölgedeki gerçek Türk Müslümanlar 340 bin. Ermeniler 78 bin kadardır. Rumlar ise, göç edenler de söz konusu edilirse, 850 bine yükselmektedir.

3- Gösterilen kanıtlar karşısında ve “Bu şartlar içinde Pontus mıntıkasının muhtar bir Rum memleketi olması” gerekir (27). Denilir.

Oysaki bu andırıda verilen bilgilerin çoğu yanılgı dolu. Ona göre öteden beri Müslümanlığa bağlılığıyla ün kazanmış olan Of Kasabası halkı, 180 yıl önce Müslüman olmuştur; hatta kadınlar hala Rumca konuşmakta. Chrysanthos’un Trabzon valisine söylediğine göre de Trabzon ve dolayındaki halk, “ Etnoğrafik bakımdan, cins ve ırk itibariyle aynı tabiat ve adetlere” malik olduklarından birbirlerinden ayrılamazlar. O, bu insanlar arasında uyum ve yurttaşlık duygusunun geri geleceğine inanır (28).

Chrysanthos, 23 Temmuz 1919’da Londra’dadır. Buraya gidişinin resmi nedeni “İstanbul Patrik’i adına Centerbury Başpiskoposunu selamlamak”tır (29). Oysaki o, Londra’daki Yunan elçisi aracılığıyla gazetecilerle ilişkiye geçer (30). Yine aynı elçi aracılığıyla 1 Ağustos 1919’da İngiltere Dışişleri Bakan yardımcısı Ronald Graham’ı tanır ve ondan Trabzon’a İngiliz askeri gönderilmesini, İngilizlerin yönetimi altında yerli jandarma birliklerinin kurulmasını ister (31).

Oysaki öncesinde Albay Katenyotis’in Trabzon’a ya da Batum’a İngiliz ya da Yunan birliklerinin gönderilmesi ve bunların koruması altında Pontus Devletinin kurulması isteğini İngiltere hükümeti geri çevirmiştir.

Fakat bu kez Dışişleri Bakan Yardımcısı, Metropolit’in düşüncelerini ilgiyle karşılar (32). Centerbury Başpiskoposu ile de görüşen Metropolit, Ayasofya’nın yazgısı konusunda ondan sevindirici bilgiler alır (33). 9 Kasım 1919’da yanında birkaç İngiliz ile Trabzon’a gelen bu Metropolit’i, iskeleye çıkışında hamallar, “zito” diyerek sevinçle karşılar (34).

Fakat bir gün sonrasında “Trabzon Mevki Kumandanı”nı ziyaret ettiğinde ise o, Avrupalılardan yakınır ve Türklerle birlikte çalışmanın gerekliliğini belirtir (35). Her ne denli onun bu sözlerini Avrupa’da yüz bulamadığına (36) ya da “Karadeniz sahillerinde bir Pontus Cumhuriyetinin “ kurulamayacağına inandığına bağlayanlar varsa da (37), onun bu son davranışını, şimdilik Türkleri aldatmağa yeltenir bir devinim olarak değerlendirmek daha doğru olur.

Çünkü “Yunan emellerinin başlıca yanlılarından” olan bu papaz (38); gerçek düşüncelerini saklamağa her zaman çalışır, aşırı devinimlerin kendi davaları için zararlı olacağını kabul eder (39) ve her şeyi gizlice yapmağı ilke olarak benimserdi.

Nitekim 1919 Kasımı sonlarında Batum’a yapılan gezinin, orada bulunan Pontus’çulara, Pontus Devletinin asla kurulamayacağı inancına vardığını söylemek ve onlara gerekli öğütlerde bulunmak üzere düzenlendiği söylentileri ortaya çıkar. Oysaki bu söylentiler bütünüyle yanlıştır. Çünkü o, 18 Aralık’ta Batum’da, “ Pontus Hükümeti” kurar (40). Tiflis ve Erivan’a da giden Chrysanthos, Ermeni Hükümeti ile bir Rum-Ermeni konfederasyonu için anlaşma imzalar (41).

Gerçi Pontus sorunu üzerinde Rumlarla Ermenilerin tam bir anlaşmaya varmaları kuşku götürür. Çünkü Rumlar; İsviçre’deki kantonlar gibi bağımsız, Ermenistan’a bir konfederasyon içinde bağlı da kalsa ayrı bir Pontus Cumhuriyeti ister.

Ermeniler ise; Pontus’lulara, iç işlerinde bir dereceye kadar bağımsızlık tanımak koşuluyla, Trabzon vilayetinin ülkelerine bağlanmasında ısrar eder (42).

Bununla birlikte Yunan ve Ermeni işbirliğini gerçekleştirme yolunda sağlam adımlar atılır. Çünkü daha 1918’de, Mondros Ateşkesinden önce Cenevre’de, “Türkiye’de Zulme Uğramış Milletler Birliği”nin (43) kurulmasıyla Yunan-Ermeni işbirliği başlar (44). Bu kuruluş, Paris’teki “Yurtsuz Kalmış Yunanlılar / Rumlar Milli Komitesi” ile Bogos Nubar Paşa ve İsviçre’deki İngiliz elçiliği tarafından desteklenir. Kuruluşun başkanlığını Cenevre Kantonu Başkanı M. Fazi üzerine alır. Bu birliğin tüzüğünün 6. maddesinde “Türkiye’ye karşı mücadeleyi pekiştirmek ve gönüllüleri harekete geçirmek üzere tarafsız ve müttefik memleketlerde çalışma kolları” kurulacağı açıklanır (45).

Yunan-Ermeni işbirliğini gösteren en iyi örnek, Bogos Nubar Paşa ile Venizelos’un söylevleridir. Bunlar, Arşak Çobanyan tarafından “Fraternite Armena-Greque / Ermeni-Yunan Kardeşliği” adı altında yayımlanır (46). Sözün kısası iki ulus arasında yavaş yavaş gelişen bu yaklaşma, onların her an Pontus üzerinde de anlaşmalarını olanaklı kılmaktadır.


    *********

Sevgili dostlar, sanki zaman durmuş ya da yüzyıl sonrasında üst üste örtüşmüş. Değişen hiçbir şey yok. Oyun yine aynı oyun. Niyetleri yine aynı niyet.

Zaman aynı, uzam aynı; ama umar da aynı umar. O bükülmez çelik duruşun, şimdi, tam sırası.

Hurşit Saral
Dipnotlar:

1.Türk İstiklal Harbi / İçayaklanmalar 6,S.141
2.Aynı Eser, S. 141.
3.Aynı Eser, S. 144.
4.1919 Mayısının 9. günü, Merzifon’un Mahmutlu köyünde terhis edilerek memleketlerine dönmekte olan 7 Türk askerinden 6’sı, Rumlar tarafından öldürülür. Bak, Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, Sayı 5, Belge 103
5.Türk İstiklal Harbi / İçayaklanmalar 6, S. 138.
6. “         “          “                 “              “   “    “
7Aynı Eser, S. 138. 4 Mart 1919’dan başlayarak İstanbul’da Pontus adlı bir gazete yayınlanır. Bak, Nutuk, 2. 140.
8Pontus devleti hakkında 1920 Ağustosunda İstanbul’da yayımlanan “Le Pont Et Les Justes Revendikation De Ses Habitans Grecs” adlı eserde geniş bilgi vardır. Bu kitapta bulunan Anadolu haritasında Pontus Devletinin sınırları çizilmiş bulunmakta ve bu sınırlar içindeki bütün Türkçe adlar Yunancalaştırılmış olarak görülür.
9.Türk İstiklal Harbi / İçayaklanmalar 6, S. 138.
10.T. Gökbilgin, I, S. 154.
11.Aynı Eser, S. 155.
12.Polis Müdürlüğünden, Samsun’da bulunan Mustafa Kemal Paşa’ya gönderilen telgraf cidden ilgi çekicidir. Telgraf şudur: “Samsun’da Dokuzuncu Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa’ya Gizli ve Aceledir. Samsun’da Andavallıoğlu Biraderlerine çekilen telgraftaki Santraligoz imzası, Yunanistan’dan idare olunan Gkordos Komitesinin parolasıdır. Bu komite 350 erkek ve 70 kadından mürekkep bir fedai heyetini bu günlerde asayişi bozmak için Samsun’a gönderecektir. Ona göre dikkatli davranılması. Polis Müdürü Halil”. Bak, Harp
Tarihi Vesikaları Dergisi, Sayı 5. belge 99.
13.Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, Sayı 5. Belge 109.
14. “       “             “              “         “   45    “      1050.
15.T. Gökbilgin, I, S. 24.
16.Bu tarihlerde Pontus işi gizli bir iş değildi. İstanbul’da 4 Mart 1919 Tarihinde yayımlanmağa başlayan Pontus adlı gazetenin başyazısında “Trabzon Vilayetinde bir Rum Cumhuriyetinin tesisine” çalışılacağı açıklanmıştır. Bak, Nutuk, 2, S.140.
17.G. Jaeschke, 4, S. 102 103.
18.Türk harp Vesikaları Dergisi, Sayı 4. Belge 68.
19.T. Gökbilgin, I, S. 139.
20.D. Kitsikis, S. 335.
21.Türk İstiklal Harbi / İçayaklanmalar, 6, S. 140.
22.Aynı Eser, S. 140. Konstantinides, 2 Aralık 1918’de Foreigne Office’e bir ileti göndererek “Vaktiyle Kommen İmparatorluğunun olan bu memlekette halkın çoğunluğu hala Rumca konuşmakta olup Rum adet ve geleneklerini muhafaza etmektedir...  Nihayet Türk zulmünün artık sona gelmiş olduğuna görüyoruz” der. Bak, G. Jeeschke, 4. 56. Arnold J. Toynbee bu iletiye derkenar olarak eklediği yazıda “Bu muhtırada ileri sürülen istatistik ve hudutlar hayal mahsulüdür” der. Bak, G. Jarschke, 4. 5. 57.
23.D. Kitsikis, S. 335.
24.K. Karabekir, S. 401.
25.Türk İstiklal Harbi / İçayakalanmalar 6, S.139.
26.D. Kitsikis, S. 335.
27.Raporun metni için bak, K. Karabekir, S. 29
28.T. Gökbilgin, 2. S. 201.
29.D. Kitsikis, S. 336.
30.Onun bir konuşmasını / mülakatını Sunday Times yayımlar.
31.D. Kitsikis, S. 337.
32. “       “         “    “
33. “       “         “     “
34.Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, Sayı II. Belge 276.
35. “        “             “               “       “     “     “        “
36.Harp tarihi Vesikaları Dergisi, Sayı II. Belge 277. “Harbiye Nezareti” bu konuyla ilgili olarak 15. Kolordu’ya aşağıdaki yazıyı gönderir. “15. Kolordu Komutanlığına. C. 12 Teşrinisani 1335 / Kasım 1919. Şifreye. Trabzon Metropolit’i, Pontus Cumhuriyetinin kurulması için Paris’e gitmiş iken, galip ihtimalle orada yüz bulamamış olacaktır ki, İstanbul’a dönüşünde kendi arzusuyla bazı mehafilimizle temas etmiş ve Trabzon
Rumlarına eski imtiyazlarının verilmesi şartıyla bir uzlaşma teklif etmiştir ...” Bak, Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, Sayı 11 Belge 227.
37.T. Gökbilgin, 2, S. 204.
38. “        “          “  “     “
39.Bu Metropolit, Trabzon Rumlarına, aşırı devinimlerde bulunmamalarını söyler ve “müfrit galeyanların” Pontus davasını tehlikeye düşürebileceğini anlatır. Bak, Ömer Sami Coşar, no. 29.
40.Ömer Sami Coşar, no: 137
41.D. Kitsikis, S.336. Jaeschke, 4, s. 58.
42. “         “       “ 268. Venizelos Trabzon’un Ermenilere bırakılacağını söyler. Fakat Metropolit Chrysanthos ile birlikte buna razı olmayanlar vardır. Bu konuda Pontus Milli Ligası Başkanı Oeconomos “Helen Hükümetinin Ermeni dostlarımıza Trabzon’u vaat etmiş olmaları mümkündür. Fakat biz, milletlere ayrı ayrı mukadderatlarını tayin etmeleri hakkı tanıyan mü’telif demokrat devletlerin kabul ettikleri prensiplere uymayan bir halsuretine karşı bütün gücümüzle protesto ediyoruz. Ermeni dostlarımız, Trabzon Vilayetinde pek ufak bir azınlık teşkil etmektedirler” Bak. G. Jaeschke, 4, S. 57.
43. “Ligue des nationalites Opprimes de Turquie”. Bu birliğe Arap ve Yahudiler de girerler. Bak. D. Kitsikis, S.268.
44.D. Kitsikis, S. 268.
45. “         “       “   269.
46. “         “       “      “


daglargibi
4 yıl önce - Çrş 05 Ksm 2014, 02:59

Benim bu pontus konusunda kafama takilan bir soru var kurtuluş savaşı sırasında yöredeki hırıstıyan rumlar bagimsiz pontus devleti kurmak için ayaklandılar peki yoredeki müsluman rumlar nasıl bir tavır takındılar.Bu konu hakkinda ne bizim resmi tarihciler nede batılı tarihcilerin kaynakları mevcut.



Misafir 264

3 yıl önce - Prş 18 Hzr 2015, 23:40

Yazıda Son Çepni Beyi Milis Yarbay Topal Osman Ağa'nın pontusla mücadelesinden bahsedilmemesine çok şaşırdım. Yarbay Osman AĞa devletin hiçbir maddi ve manevi desteği olmadan pontus ayaklanmasını bastırmış ve Merzifon Amerikan Kolejini yakmıştır. Üstelik bu mücadeleyi milli mücadele başlamadan önce bitirmiştir. Böylelikle kurtuluş savaşının kazanılmasında kilit rol oynamıştır.
Çepni Türkmenleri, Anadolu'ya Çağrı Beyin Ermenistan Krallığı üzerine yaptığı sefer sonrasında Coruh ve Kelkit vadilerinden girmişler, bu vadilerin çevresindeki iller ile Pontusun batı sınırı olan Amasya ve Sinop illerini fethetmişler, pontusu hem batıdan ve hemde güneyden baskılayıp Trabzon'a hapsetmişlerdir.

Türk Milli Kurtuluş savaşının yükünü büyük oranda Pontuslu Rumların devlet kurmak istedikleri Kastamonu ve Çorum illeri ile Artvin ve Kelkit vadesi çevresinde bulunan iller vermiştir, Diğer bölge ve illerin durumu ise ortadadır, Doğu bölgesi muhtariyet peşinde ve Koçgiri'de isyan çıkarmış, maddi olarak mücadeleyi desteklemesi beklenen batı bölgesinden Ege bölgesi mücadeleye hazırlanamadan işgal altına düşmüş, Marmara bölgesi ise Anzavur'la birlikte milli mücadeleyi bastırmanın peşine düşmüştür. Urfa, Antep, Çukurova ve Maraş bölgeleri ise ise kendi imkanları ile işgale direnmişlerdir, Konya'da milli mücadeleye isyan etmiş ve daha sonrasında bile soğuk davranmıştır,

Bu itibarla, Türk Kurtuluş Savaşı esas itibariyle Çepni Türkmenlerinin şanlı mücadelesidir, Çepniler Pontus ve Koçgiri isyanını bastırdıktan sonra Batı Cephesine koşmuş ve Yunanı ezmiştir, Son Çepni Beyi Milis Yarbay Topal Osman AĞa değil Pontus rüyasının sona erdirilmesinde, Kurtuluş savaşının kazanılmasında da bu nedenle kilit rol oynamıştır, Ağa'nın ve gönüllülerinin ruhu şad, mekanı cennet olsun,



cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET