Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Fotoğraflarla Söyleşi
« önceki   123 ... 141516   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 2
Deniz1993
12 yıl önce - Pts 01 May 2006, 23:29




Karşıdaki boş araziye serpilmiş şekilde duran kimsesiz kaleler insanı bir yandan büyülerken öbür yandan da kafalarda soru işaretlei bırakıyor.Nasıl yapılmış, neden yapılmış, kim yapmış, nasıl olmuş da böyle yıpranabilmiş bu kaya parçaları.İnsanın aklına bu tip manasız sorular takılıyor.

Deniz ile havanın ulaşımını kesen çok hafif bir eğimle aşağıya, denize inen toprak parçası manzarayı daha da büyüleyici bir hale getiriyor.Doğu taraftaki fener ne kadar çırpınırsa çırpınsın, ne kadar burdayım dese de sağ tarafta bir yerlerde saklanıyor.

Toprakarada hafif bir bozkır havası seziliyor.Ancak kalenin topraklar ile buluştuğu kesimin yeşilliği hemen aklımızdaki bozkır yargısını yenmeye çalışıyor ama nafile.Kalenin renginin toprağın rengiyle uyuşmasını kesen yeşillik fotoğrafa hafif bir renk cümbüşlüğü katıyor.


Bu muhteşem fotoğraf için Alper Özkök abimize birkez daha teşekkür ediyorum.

Fotoğrafın büyük hali için; http://wowturkey.com/t.php?p=/tr33/Alper__Karabiga05.jpg


yasar_gul

12 yıl önce - Sal 02 May 2006, 01:05

Kemal Söylemez Abi nin çektiği bu foto aşağıdaki şiiri yazmama vesile olmuştur. Teşekkürler Kemal abi

-CANIM İSTANBUL-

Bir eşin varmı ki cihanı alemde
Ne sırlar gizlidir senin kalbinde
Pırlanta gibisin durduğun yerde
Canımın canısın güzel İstanbul

Bir ayağın Asya biri de Avrupa
Seni istedi herkes tarih boyunca
Ne canlar verdi uğruna şu dünya
Gözümün nurusun güzel İstanbul

Peygamberimiz derki senin adına
Müjdeler olsun O şanlı orduya
O asker ne güzel hem komutanıda
Kutsal bir şehirsin güzel İstanbul

Her taraf yol olmuş yüzlerce bina
Bakmaktan usandık beton ormana
Kimse dur demiyor bu katliama
Hak etmedin bunları güzel İstanbul

Ulus parkından baktım hoş boğazına
Işıklar bezenmiş surlar boyunca
Ne güzellik Ya Rab şükürler olsun sana
Bizlere hediyesin güzel İstanbul

Bir yanda Sultanahmet vede Ayasofya
Tarihler yatar Topkapı Sarayında
Türküler söylenir hep parklarında
Hayranım sana güzel İstanbul

Aşıklar el ele sahil boyunca
Göz kırpar kız kulesi onlara
Şahitlik edersin hep sevdalara
Harikasın sen güzel İstanbul

Kıymetini bilelim her zaman sevelim
Ne olur burayı mahvetmeyelim
Kardeşçe yaşayıp el ele gezelim
Hepimize armağan güzel İstanbul
                                   
                                      Yaşar GÜL...


Burçin.
11 yıl önce - Pts 15 Oca 2007, 23:40


(+)


Fotoğrafın Adresi


(Geçtiğimiz bir ay boyunca ana sayfamızı süsleyen fotoğraflardan biri olan bu fotoğraf için Okan Türkeş'e, bu güzel başlık için Özlem Hanım'a teşekkürlerimle...)

Dünya kalıbının adamı değil artık   , her yer yakınlaştı, herkesten haberimiz var, taa bilmem nereden gelen yiyecekler sıradanlaştı… Artık büyüleyemiyor bizi haşmetiyle. O küçüldükçe insanlar da küçüldü, değersizleşti. Milyonlarca amaçsız hayat barındırıyor artık üstünde.

Her geçen gün tıptaki, teknolojideki gelişmeler sayesinde daha insanca yaşamalıyken, anlamsız bir şekilde insanlığımızdan uzaklaşıyoruz. Unutuyoruz bizi diğer canlılardan farklı kılanın maneviyatımız olduğunu. Hiçbir inancı, değer yargısı olmayan yaratıklara dönüşüyoruz. Vicdanımızı yitiriyoruz. Hangi yasa vicdan gücünde engelleyebilir kötülükleri? Vicdanın yakıtı olan inanç ortadan kalktıkça, kötülük sarıyor dünyayı.

Her hayatın bir amacı var aslında; kimi yemek için yaşıyor, kimi giyinmek için, kimi çocuğu için, kimi gezip görmek için, kimi çok başarılı olmak için, takdir edilmek için… Araçlar amaç olmuş. Durup bir düşünmek lazım, ben niye geldim bu dünyaya, bu akıp giden günlerin sonunda nereye ulaşacağım? Neler kalacak burada, neler gelecek benimle?

Bunları düşünmek insanı hayattan soğutmaz; dünya malına gönül bağlamaktan korur, elindeki ile yetinmeyi, sükretmeyi, paylaşmayı öğretir. Vicdanını tam güç çalıştırmasını sağlar.

Günler yüksek ivmeyle artan bir hızla geçiyor.    Daha dün, bugünüm hayallerimdeydi. Ne kadar da uzaktı! Ortaokulda bir arkadaşım, 25 yaşında profesör olursun sen diyordu bana, o zaman ne çok geliyordu 25 yaş bize. Hayatın uzun yarısı ilk 20 yılıdır derler ya, çok doğru. Kaç yaşına kadar yaşarsak yaşayalım 20 yaş ömrün ilk, uzun, daha güzel yarısı.

Uyandırılmadan önce uyanmamızı dilerim...



Burçin.
11 yıl önce - Sal 16 Oca 2007, 00:26



(Bu da bir fotoğraf sayılır.   Fotoğrafın sahibi Akın Abi'ye sevgilerimle!  )

İnsan "Kimler Sitede, Rekor Ne?" başlığının ilk on sayfasını okuyunca duygulanıyor. Biz ne kadar büyük bir aile olduk böyle!   Neler görmüş geçirmiş bu insanlar birlikte ve kimbilir daha neleri birlikte karşılayacağız. Uslusu yaramazı, sinirlisi sakini her çeşit insanın olduğu kocaman bir aile...

İnşallah hep böyle kalır, hiç bozulmaz.... Eski bir üye gibi konuştum, hay Allah!  


neslihankuresir
11 yıl önce - Cum 16 Şub 2007, 12:39



(+)


eyy wow ailesi…

Adım Coco soyadım Kara Tren. Zamanında çok yerler gezdim . şimdi Edirne de karaağaç da dinlentiye çekildim.Şimdi ise bir sandık dolusu anı niyetine karelenmekteyim.:?)))

Çok kişiler karelerimi çektiler.Ego değil bu hepsinde bir başka görünmekteyim. Pek bir güzelim…?))). Bu karemde de birşeyler yaptılar. Sürpriz dediler. sizlerden ilgi beklemekteyim.

2006-07-29 16:54 bu tarih de f/5.6, 1/60 , 100 ASA, bu ayarlarda AV. öncelikli çekilmişim. Sonra, Photoshop + 15 değerinde level uygulandım. Rayla aramda kalan ışık boşluklarıma kendi siyahımla brush tuşu ile boyandım. üst kısımdan az crop yapıldım. bundan başka manipule çalışma yapılmadım.. Grafiksel etkimi görünce ben de şaşırdım...

Bakıp da geçenlere bakacağıma, ziyaretime geldiğinizde poz vereceğime,(gün ortası gelmeyin ama..)… bakıp da fikrini söyleyenlere teşekkür edeceğime and içerim.

Yazan: CoCo



 

(+)


caner akınocak

11 yıl önce - Cum 02 Mar 2007, 18:01



(+)

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=435977#435977

GİTMEK

Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...

Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Her şeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.

"Otur" diyen kazanıyor ,
Güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Kalıyoruz...

Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.

Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...
İşi büyütmeler...

"Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
Kendi imalatımız küfeler.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.

Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun... İstemek de güzel.


Eğirdir gel al kurtar beni bu keşmekeşten...

Not; fotoğraf için aligüven'e teşekkürler



neslihankuresir
11 yıl önce - Çrş 28 Mar 2007, 17:31
Büyükada gezisinden




(+)



 

(+)



 

(+)


Büyükada gezisininden fotoğraflar benden şiir Gülümhan'dan...

Tek Gerçeğimsin

Sen ki; uzak ufukların bilinmezliklerine doğru,
Sessizce yok alan en son teknesin…

Sen ki; acı yalnızlığımı yüzüme vuran,
Karanlığa savrulacak, akşam güneşisin…

Sen ki; hoyrat rüzgarların acı çığlığında,
Tükenecek olan  son nefesimsin…

Sen ki; engin denizlerin kayalıklarında,
Beklediğim, özlediğim, ‘’Tek Gerçeğimsin’’

Sen ki; yüreğimin acı yalnızlığında,
Tükenen ümidimin son hançerisin.
                                              Gülümhan


Tarık Aydemir

11 yıl önce - Çrş 28 Mar 2007, 18:03




                                  SESSİZ GEMİ


                   Artık demir almak günü gelmişse zamandan
                   Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

                   Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
                   Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

                   Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
                   Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

                   Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
                   Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

                   Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
                   Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

                   Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
                   Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

                                                               Yahya Kemal BEYATLI

İlk burada aklıma gelmişti


Gülümhan

11 yıl önce - Pts 09 Nis 2007, 14:30
Bir Başkadır Gölyazı




(+)


Bir başkadır Gölyazı...
Havası, suyu ve insanıyla...
Huzur bulursunuz daha ilk adımlarınızda...
Şirin halkı karşılar sizi,
Bir bardak demli çayıyla...
Sıcacık, mis gibi köy ekmeğinin kokusu,
Buram buram tüter burnunuza...
Her taraftafta görürsünüz,
Yeni gelin gibi süzülen tekneleri,
Dingin sularında...
Giderken son adımlarınızda ,
Belki bir leylek kanat çırpar,
Mavi semalarında...


m.ertug
11 yıl önce - Pts 09 Nis 2007, 15:14



(+)

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=475682#475682
adresindeki sohbetler ilgimi çekti... Onlardan esinlenerek,

HEP KAHIR
Dur! bırak kaynasın kahvenin suyu,
Bana İstanbul'u anlat nasıldı?
Bana boğazı anlat nasıldı?
Haziran titreyişlerle kaçak yağmurlar ardı
Yıkanmış, kurunurmuydu yine o yedi tepe
Ana şefkati gibi sıcak bir güneşle

İnsanlar gülüyordu de
Trende, vapurda, otobüste,
Yalanda olsa hoşuma gidiyor, söyle.
Hep kahır, hep kahır, hep kahır
Bıktım be...

Dur! bırak, kalsın, açma televizyonu
Bana istanbulu anlat nasıldı?
Şehirlerin şehrini anlat nasıldı?
Beyoğlu sırtlarından yasak gözlerimle bakıp
Köprüler, sarayburnu, minareler ve halice öv
Diyiverdin mi bir merhaba, gizlice

İnsanlar gülüyordu de
Trende, vapurda, otobüste
Yalanda olsa hoşuma gidiyor, söyle.
Hep kahır, hep kahır, hep kahır
Bıktım be...

Dur! bırak, kımıldama, kal biraz öylece n'olur
Kokun istanbul gibidir, gözlerin istanbul gecesi
Şimdi gel sarıl, sarıl bana kınalım
Gökkubbenin altında ordada beraber
Çok şükür diyerek yeniden başlamanın hayali
Hasretinin çölünde sanki bir pınar gibi

İnsanlar gülüyordu de
Trende, vapurda, otobüste
Yalanda olsa hoşuma gidiyor, söyle.
Hep kahır, hep kahır, hep kahır
Bıktım be...Cem KARACA

http://www.antoloji.com/siir/siir/siir_SQL.asp?sa ...siir=28922



En son m.ertug tarafından Pts 09 Nis 2007, 15:34 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


sayfa 2
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
« önceki   123 ... 141516   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET