Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Hakkari Kalesi ve Bay Kalesi


ANA SAYFA -> Diğer Şehirler
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
fatih civelek
6 yıl önce - Prş 02 Hzr 2011, 15:36
Hakkari Kalesi ve Bay Kalesi


Hakkari Kalesi ve Bay Kalesi



Hakkari'de fazla bir tarihi eseri olmamasıyla beraber bir kaç adet eser ise bölgeyi bu anlamda kurtarmaya yetiyor aslında. Kale bakımından şehrin tam göbeğinde yer alan Hakkari Kalesi'den dev bir tümsek/dağcıktan hariç hiç bir kalıntı mevcut değil. Ayrıca bu kalıntısız kaleye uzun zaman askerin gözetleme noktası olmakla beraber halk tepede bir çay keyfi bile sürememiş desek yeridir. Bay kalesi ise bir kaç km güneyde bulunuyor (haritada işaretlendiği gibi). Bay kalesi ise bir kaç kaya parçasından ibaret bir tepe ve bu tepecikten Hakkari'ye enfes bir panorama bakışı mevcuttur. Tek tük bir kaç tarihi eser daha mevcut; Meydan Medresesi (tek ayakta kalan eser), Zekeriya Medresesi gibi .. Kent merkezinde bundan hariç başka tarihi eser mevcut değil. Hakkeri Kalesi etrafında bulunan tarihi Steller hakkında başka başlıkta bahsedeceğiz


(+) Hakkari Kalesi ve Bay Kalesi


Hakkari il genelinde ise şunu diyebiliriz ki, Hakkari ili aslında çokça uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Osmanlı döneminin son asrı için yaşayan nasturi hıristiyanlarının inşa ettikleri manastır ve kiliseler sayesinde Hakkari kiliseler diyarıdır. Başka bir başlıkta bu kiliselerden bahsedeceğiz. Hakkari kalesi hakkında bilgileri ve fotoğrafları bu başlık altında paylaşacağız.

kaynak: http://wikimapia.org/#lat=37.5723379&lon=43.7 ...=0&m=b
not: bilgiler kendi edindiğim bilgiler dahilinde kendi cümlelerimi içermektedir.



fatih civelek
6 yıl önce - Pzr 05 Hzr 2011, 21:58

Bay Kalesi'nden Hakkari Kalesi'ne bakış

Hakkari'nin eksi ismi " Julamerk " tir. Bu daha sonra kürt vatandaşlarının fonetik telafuzu sebebiyle Cölemerg olarak değişime uğramıştır. Velhasıl Julamerk kalesi ile ilgili internet ortamında (Türkçe olsun Ingilizce olsun) bir iki cümleden hariç başka bilgi bulunmamaktadır, çünkü kale ile ilgili şu an kent ortasında bir tepecikten hariç bir kalıntı bulunmamaktadır. Hakkari üniversitesi ileride yüzeysel araştırmaları sayesinde belki yeni bilgiler elde edilebilir. Daha başka olarak 2000 ve 2001 yılında turizm bakanlığının ' kültür varlıkları ' projesi aracılığıyla Hakkari ilinde yapılan yüzey araştırmaları yapılmıştır. Sanal ortamda; hakkari + kültür varlıkları kelimeleri üzerine tarama yapılabilir daha fazla detaylı bilgilere ulaşmak için.

Alıntı:
ÇÖLEMERİK KALESİ

Hakkari merkezinde kuzey güney uzanan, yüksekligi 100-200 m. bir tepe üzerinde kurulmuştur. Kaleden günümüze hiçbir kalıntıya rastlanmamıştır. Bu nedenle mimarisi hakkında hiçbir fikir ileri sürmek mümkün olmamıştır. Ancak gerek Evliya Çelebi ve gerekse diğer tarihi kaynaklarda Hakkari kalesinin mevcudiyeti vardır.

kaynak: http://www.hakkarim.net/tarihieser.htm



2. resimde Hakkari Kalesi sağ taraftadır / Bay Kalesi'nden çekilmiştir

Alıntı:
BAY KALESİ

Şehrin güney tarafinda 7-8 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Kale denizde 2025 m yükseklikte sarp ve kayalık bir tepe üzerinde yer almaktadır. Kaleye hem kuzeyde hem de güney tarafından tırmanmak mümkündür. Günümüzde kuzey kenarında yarıya kadar araba için yol açılmış olup geri kalan kısmı tırmanma yoludur. Kayalık kısmı merdiven gibi yapılmış olup buda çıkışı kolaylaştırmaktadır.

Kalede mimari doku büyük ölçüde tahrip olduğundan bunu tam olarak ortaya koymak mümkün olmamaktadır. Ancak en üst kesiminde moloz taslar ve hurasan harcı ile tutturulmuş duvar izlerine rastlanmıştır. Etrafa dağılmış seramik parçalarından demir çağından ortaçağ sonlarına kadar burada yerleşimin olduğuna işarettir. Tuğla ve seramikler dışında üzerinde harç ve süslemeler olan bir t5as parçası ile üzerinde kazınmış ters lale motifler kalenin kalenin diğer kalıntılarını teşkil eder.Tarihi kaynaklarda Hakkari Beylerinden Malik Beyin Bay Kalesinden hüküm sürdüğü belirtilmesi Hakkari tarihinde buranın önemini belirtir.

kaynak: http://www.hakkarim.net/tarihieser.htm




kaynak: Hacı Tansu'nun facebook albümünden:
http://www.facebook.com/photos.php?id=716647869#! ....716647869


fatih civelek
6 yıl önce - Pts 06 Hzr 2011, 23:31

Hakkari Kalesi : 3 farklı resim, 3 farklı kaynak ..

Hakkari Kalesi ile ilgili hiç bir bilgi mevcut değil. Internette ciddi bir taramadan sonra sadece TEK 1 adet bilgiye rastlayabiliyoruz. O da zamanında Ingiliz JOHN W. PARKER'ın 1840 dönemlerinde Anadolu, Mezopatamya (kuzey irak ve süriye) bölgelerinde yaptiği seyahatnâmesinde Hakkari'deki nasturi Hıristiyanları başpiskoposu Mar Shimun ve yöredeki (kaba olararak gördüğü) Hakkari derebeyliği beyi olan Nurullah bey ile karşılaşması yanında, yöredeki Kürtlerin gerçekten çok fakir bir durumda yaşadiklarından bahsediyor.

Bu kitapta ki birinci sayfada yer alan grafik resmi 1940'lardaki Hakkari Kalesi'dir. Bu resim belki şu an dünyada Kale ile ilgili ve hatta Hakkari'nin geçmişi ile ilgili ILK resmidir. Daha sonra bir ikinci resim TABLO şeklinde yapılmış olup günümüzde internet ortamında sunulmuştur.



(+) 1842 - Julamerk / Hakkari Kalesi


kaynak kitap: Travels and researches in Asia Minor, Mesopotamia, Chaldea, and Armenia
John W. Parker, 1842 - 364 sayfa

kaynak dijital ortam: http://books.google.com/books/about/Travels_and_r ...02AAAAMAAJ





Bahettiğimiz gibi bu TABLO (kim tarafından çizildiğine dair bil(in)memek üzere) Ingiliz Parker'ın kitabıda ki grafiğe büyük bir çoğunlukta benzediğini görebiliyoru. Kale'nin arka planında görünen dağ ise ihtişamıyla ve büyüklüğüyle Sümbül dağıdır. Sümbül dağının bugünkü halini görebilmek için buraya tıklayabilirsiniz. Bu tablo'nun kaynağı tam olarak belli değildir ve Hakkari ya da yüksekova ile ilgili haber yapan sitelerde yayılanmıştır.





(+) Julamerk - Hakkari'lerin ülkesi


Bu son resim ise Londra Merkezli 'Grosvenor Prints' isimi şirketin önceki asırlarda grafiği yapılan yerlerin resimlerini satıyor. Özellikle ortadoğu ve karadeniz arası yapılan grafikler konusunda inanılmaz bir arşive sahiptir. Burada Hakkari Kalesi resmedilmiştir ve grafik isimlendirmesi olarak da 'Hakkari'lerin ülkesi' olarak anlatılmaktadır, zira Hakkari aşireti'nin ismini almış bir bölge olduğunu isimlendirmeden de anlıyoruz. Hatta Hakkari'nin çukurca ilçesi ile ilgili bir skeç de mevcut. Eski ismiyle Lizan ya da Leezan olarak da isimlendirilmektedir.

Julamerk Country Of The Hekkari.
R. Clive, Del. Dickinson & Co. Lith. [Artist's monogram and dated 1852 in plate lower right.] [1852.]
Tinted lithograph, sheet 435 x 595mm. 17¼ x 23½".

View of the mountainous terrain of Julamerk in the far southeast of Turkey, in the 19th century an independent Chiefship in the mountains of Kurdistan. It was in the hands of local Kurdish emirs such as Nurullah Bey, long after the surrounding area had come under Ottoman control.

Plate 19 to Robert Clives ' folio 'Sketches between the Persian Gulf & Black Sea', 24 plates, Dickinson Bros., London 1852.
British Library: 000726770.
[Ref: 9965] £190.00

kaynak: http://www.grosvenorprints.com/stock.php?pageNum_ ...bmit[/url]



fatih civelek
6 yıl önce - Prş 16 Hzr 2011, 00:04
Hakkari Kalesi yeniden inşa edilebilir mi?


Kültür ve Turizm Bakanı Günay'a Açık Mektup

26 Şubat 2010 Cuma 23:29 || yazı İhsan Çölemerikli 'ye aittir || muazzam bilgiler içermektedir

HAKKARİ KALESİ

Neolotik dönemdeki gelişmeler, topluluklar tarım toplumu olduğu için, deniz ve nehir boylarındaki yerleşim alanlarının önemini arttırdı. Buralarda kurulan kentler genellikle ilk çağda saltanatlarını sürdürdüler. Orta çağda kullanılan üretim araçları, yeni silahlar, yönetim alanlarını daha sarp ve korunmaya daha elverişli alanlara çekilmeye zorladı. Bir çok coğrafyada, yüksek kale burçları artık aşılması güç olan kayalara oturtulmaya başlandı. Bu kalelerden birisi de çağlar boyunca geniş bir dağlık alana hükmeden Hakkari Kalesi’dir.

1998 yılında kalenin kuzey eteklerinde bir inşat kazısı sonucu tesadüfen 13 stel (dikilitaş) bulundu. Şu anda Van müzesi’nin iç avlusunda sergilenen stellerin İ. Ö. XV. – XI. asırlar arasında yörede egemen olan HUBİŞKİA KRALLIĞI’na ait olduğu, araştırmayı yapan bilim heyeti tarafından rapor edildi. Bizim de düşüncemiz bu yönde idi. Hubişkia Krallığının adını Asur Kralı III. Salmanasar’ın savaş yıllıklarında görüyoruz. Salmanasar, bir tabletinde krallığın yönetim merkezi Zappariya’yı işgal ettiğini ve kralları DADİ’yi tutsak aldığından övgüyle bahseder. Adını Zap suyundan alan kentin bugünkü Hakkari merkezi ile örtüştüğünü söyleyebiliriz. Çünkü; Asur Kralı,bu seferi ile ilgili belgelerde Zappariya’yı işgal ettikten sonra daha kuzeydeki Urartu’nun ilk krali kenti olan suginia’yı da işgal ettiğini anlatıyor.

Yeni ve yakın çağlarda, Evliya Çelebi’nin de deyimiyle “ azil kabul etmeyen beyler ” bu kalede oturdular. Doğuda Urmiye gölünün batısı, Kuzeyde Van Gölünün güney sahilleri, Güneyde İmadiye Kalesi’nin etekleri ve Batıda botan Beyliği ile sınır olan Elk (beytüşşebap), bu görkemli kaleden yönetildi.

Kürdistan Tarihi Şerefname’nin yazarı Şerefhan Bey’e göre Hakkari kalesi “ tarihte ilk kez 15. yy ortalarında Uzun Hasan’ın komutanlarından Arap Şah ve Sofu Halil tarafından geçici bir süre için işgal edilmişti.” Tarih içinde bölgede kurulan tüm imparatorluklar, yerli beylerin yönetimini tanımış ve dostane ilişkilerle onları yanlarında tutabilmişlerdi. Bu siyasi gelenek Osmanlı imparatorluğu dönemi için de geçerliydi. Bab-ı Ali yönetimi de Hakkari Beylerinin bu özerk yapısını tanımış ve resmi belgelerle güvence altına almışlardı. Bu otonomi gereği Hakkari Beyleri kendi adlarına hutbe okutma ve para bastırma yetkilerine sahipti. İç işlerine müdahale de söz konusu olamazdı. 19.yy başlarında zayıflama sürecine giren bu yerel uygulama; 1847 yılında Nurullah Bey’in tasfiyesiyle ortadan kaldırıldı. “ İrisan Beyleri ” kitabının yazarı Dç.Dr. Dündar Alikılıç’ın tarihçi Mehmet Tayyar’dan aldığı alıntıya göre “işgal ile birlikte kaledeki Nurullah Beyin sarayı da yıkılıp yakılmıştı.” Bu yıkma olayı ile ilk darbeyi alan kale de tarihi misyonunu yitirmeye başladı. Sadece 1250 – 1847 tarihleri arasında 35 beye beşiklik yapan kale, bu tarihten sonra artık sistematik olarak yıkım, talan ve yağma alanı olmaya başladı. Cumhuriyet döneminde kaledeki tahribat bilinçli olarak hızlandırıldı. Cumhuriyet yönetimi, yok saydığı Kürt halkının her türlü kültürel mirasını ortadan kaldırma politikasını benimsemişti. 1960’lı yılların başlarına gelindiğinde yer yer toprak zeminden birkaç metre yüksekte kalan kalıntılar halen direniyordu.

1969 yılında Hakkari valisi olan Hüseyin Öğütçen, park yapma bahanesiyle, kalenin üst terası ile terasları birbirine bağlayan yamaçlardaki tüm kalıntıları iş makineleri (dozerlerle) sökerek aşağıya yuvarladı. Bu uygarlık ayıbı ben insanım diyenlerin beyinlerinde büyük yaralar açtı. Ne yazık ki o süreçte yaşanan bilinçsizlik, suskunluk ve sadece birbirleriyle olan yerel ileri – geri kavgayı görebilen ; çağdaş olguları algılayamayan, aşiret insanları adına mahalli yönetimde oturan yöneticilerin duyarsızlığı, valinin gerçekleştirdiği acımasız kültür katliamına çanak tuttu. Geçmişinden kopartılan halk, bu kültür cinayetini izlemekle yetindi. Kısa bir süre için bu tarihi mekanın üst terası park olarak kullanıldı. Halk, toprağın derinliklerine gömülen değerlerin üzerine oturtularak yüzeysel duygularla avutulmaya çalışıldı. 12 Eylül darbesinin yerel temsilcileri bu hakkın kullanılmasına da son verdiler. Duyumlara göre; 29 yıldır kaleye yerleştirilen modern cihazlarla kent sakinleri gece gündüz demeden izleniyormuş

Ben, 2000’li yılların başında zihnimde yer ettiği şekliyle, kaledeki yerleşimi H. Fehmi Tuncer’e tarif etmiş ve kendisine bir çizim yapmasını rica etmiştim.



Çalışma bazı çevrelerde beğeni kazandı. Kartpostallara, takvim yapraklarına konu oldu. Şimdi de Internet kanalıyla Hakkari Kalesi’nin 1840 yılına ait bir çizimine ulaştık.



İngiltere Krallığı adına bölgeye gelen; hekim,yerbilimci ve gezgin William Francis Ainsworth kalenin paha biçilmez bir çizimini bize armağan etmiş. Hayallerimizi kısmen de olsa yenileyen yazara şükran borcumu dile getirmeyi insanlık görevi olarak biliyorum. Sümbül dağı (Sımbı) ve Bay Kalesi’nin (Kel a Baé) ihtişamlı görünüşleri dışında, kaledeki sarayın, evlerin o dönemde hiçte sıradan yapılar olmadığı anlaşılıyor. Biz; kalenin giriş kapısı da görünsün diye, bu günkü devlet hastanesi cephesinden bakarak tasvir edip çizerken, seyyah W. F. Ainsworth ise bu günkü Hakkari lisesinin baktığı kuzey cephesinden çizmiştir.

Hakkari Kalesi, bugün sadece çıplak bir kayadan ibaret bırakılmış olsa bile, etrafında yaşayan halkın en büyük kültürel miraslarından birisidir. O mirası sahiplerinin kullanımına yeniden açmak bir insanlık ve uygarlık gereğidir. Hiçbir çağdaş, demokratik, hukuk devleti, 21. yüzyılda bu doğal hakkı vatandaşlarından esirgemez. Üstelik, ülkemizdeki mevcut yasalar, 29 yıldır yapılan bu antidemokratik uygulamaya da izin vermez. Tarihi mekanların sit alanı dışında kullanılamayacağı konusunda yasalar vardır. Biz, ivedilikle bu yasaların yürürlüğe konulmasını istiyoruz. Bunun için de; başta siyasi partilerin, belediyelerin, üniversite yönetiminin, Ticaret ve Sanayi Odasının, Hakkari Barosu’nun, Hakkari’deki diğer demokratik kitle örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel basının yasal yollarla devreye girmelerini bekliyoruz.

Eğlence alanlarının kalmadığı kent merkezinde, kaledeki parkın arkeolojik kazı süreci başlatılıncaya kadar halkın hizmetine açılmasının, çevrede yaşayan insanların duygularına tercüman olacağı ve ilimizin huzuruna katkı sunacağına inanmaktayım. Bir halkın kültürel ve tarihsel değerlerine el koymak, var olan toplumsal gerilimi daha da arttırır. Açılan yaraların sürekli kanamasına zemin hazırlar. Yöre halkını geçmişinden, tarihi ve kültürel değerlerinden uzaklaştırmakta ısrarlı olmak, birlikte yaşama arzusunu zedeler. İnsanların devlete olan güvenini sarsar. “ Kalemizi istiyoruz ” şiarı ile sesler yükselmeli ve o güzelim havadar beşiğin yeniden halkın hizmetine sunulması için herkes çaba sarf etmelidir. Zaten, kalede deyim yerindeyse “ eti gitmiş, kemiği kalmış ” bir durum söz konusu. Ancak; kemiklere sahip çıkmakta bir haktır. Kalede oturup şehrin doğal güzelliklerini yukarıdan seyretmek, ayın Sümbül dağında doğuşunu, Sılehyan tepesinde batışını doya doya izlemek, Hakkari’nin bir simgesi olan Zap Suyu’nun birkaç metre de olsa akışına kalenin zirvesinde tanıklık etmek yöre halkının ve kent insanına hizmet veren herkesin çağdaş vatandaşlık hakkıdır.

Bu konuda başta Hakkari Valisi olmak üzere tüm yetkililerden duyarlılık bekliyoruz. Biz bu alandaki uğraşımızı basın yolu ile sürdüreceğiz. En azından, 2010 yılında; başta çağın gerçeklerine uygun düğün törenleri olmak üzere birçok sosyal ve kültürel etkinliği kalenin tepesine taşımak beklentimizdir.


kaynak http://www.yuksekovahaber.com/yazi/kultur-ve-turi ...p-1612.htm


Misafir 971

2 yıl önce - Sal 30 Arl 2014, 22:24

Hakkari'de Cumhuriyet döneminde olan eserler var mı? Proje ödevim lütfen acele edin



cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> Diğer Şehirler