Ana Sayfa 878 bin Türkiye Fotoğrafı
  
arse_naklov
9 ay önce - Cmt 28 Eyl 2013, 22:36

http://v.youku.com/v_show/id_XNTc3ODgyMTI0.html



YUKARIDAKİ LİNKTE ÇİNLİLER TÜRKİYEYİ UZUN UZADIYA KONUŞUYORLAR.
İÇERİSİNDE BUGÜNE KADAR ÇİNLİLERLE YAPTIĞIMIZ SİLAHLARI VE BU SON FD 2000 HAVA SAVUNMA SİSTEMİNİ UZUN UZADIYA ANLATIYORLAR.ÖZELLİKLE ŞU ANA KADAR ÇİNLİLERLE ÜRETİLEN FÜZELER VE BU SON FD 2000 SİSTEMİNİN ÖZELLİKLERİNİ ÇİNLİ YETKİLİLERDEN NELER OLDUĞUNU DUYMAK DAHA DOĞRU BİLGİLERE ERİŞMEMİZİ SAĞLAYACAK KANISINDAYIM...ÇİNCESİ OLAN ARKADAŞ KISA KISA ÇEVİRİP BİLGİ GEÇEBİLİRMİ RİCA ETSEM....

SAYGILARIMLA....


Gökhan Gök

9 ay önce - Cmt 28 Eyl 2013, 23:32

Izlemeye basladim, cince bilmesemde merak iste

Isin enterasan yani biz Cinle anlasma yapiyoruz ABD baskani Obamada Iranla telefon görusmeleri yapiyor


Süvarici
9 ay önce - Pzr 29 Eyl 2013, 13:43

Türkiye Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemi olarak adlandırılan anti-balistik şemsiye ihalesinde Çin’i tercih etti. Bu tercih, savunma sanayi çevrelerinde çok tartışılacak bir yapı taşıyor, bu nedenle analizinde büyük önem var.

1- Söz konus süreç, yaklaşık 6 yıldır süren bir karar sürecidir, bugün sonuçlanmış gibi gözükmesinin Suriye’nin elinde bulunan Sovyet yapımı orta ve uzun menzilli, gerektiğinde kimyasal başlık taşıyan füze sistemleri ile doğrudan irtibatlandırmak hata olur. Suriye’nin elindeki füzeler Sovyet yapımı SCUD füzeleridir ve Türkiye şu anda bu tür saldırılara karşı NATO savunma şemsiyesi altında bulunmaktadır. Suriye’nin bu tür bir savunma şemsiyesini aşabilmek için aynı anda çok fazla sayıda (20 üstü) füzeyi ateşlemesi ve bu füzelerden 4-8 tanesinin Türkiye topraklarına düşmesi gerekmektedir, Suriye’nin ne bu tür bir saldırı kapasitesi vardır ne de bu tür bir saldırıya kalkışabilecek siyasi iradeye sahiptir.

2- İhale esas olarak üç öneri üzerinde sürmüştür. Rusya’nın s-300 savunma sistemi, İtalyan-Fransız ortaklığının Eurosam’ı ve Çin’in önerisi. Amerikan Patriot sistemleri, esas olarak Türkiye’nin ihale şartnamesini karşılayabilecek düzeyde olmamakla birlikte bir NATO savunma sistemi olarak son ana kadar değerlendirme içinde tutulmuştu. Rusya’nın bu teknik çalışmayı tamamlayamayacağı çok önceden belli olmuştu, İtalyan-Fransız ortaklığının önerisi teknolojik açıdan Çin’den önde ama maliyet açısından da yaklaşık 1 milyar dolar daha pahalıydı. Türkiye, hem ihtiyaçlarını hem de maliyetleri düşünerek Çin önerisi üzerinde karar verdi.

3- Bu kararda, teknoloji transferinde sağlanacak kolaylıkların ve sistemin en az yüzde 50′sinin ASELSAN ve ROKETSAN gibi ulusal kuruluşlar tarafından gerçekleştirilecek olmasının Çin’in seçiminde önemli unsur olduğu anlaşılıyor.

4- Savunma uzmanları, bir ülkenin ulusal anti-balistik füze sistemine sahip olmasını harp kabiliyetinden çok, psikolojik üstünlük kurma gayretinden kaynaklandığını çok iyi bilirler. Muhatabınız size 10 füze ateşlerse bunların 6-7 tanesini etkisiz hale getirme şansınız vardır ama 50 füze birden ateşlendiğinde topraklarınızı bir füze saldırısından korumakta zorluk yaşarsınız. Bu nedenle anti-balistik füze sistemleri rakip olarak görülen ve elinde bu tür füzeler bulanan güçlere karşı sonuç alıcı değil, psikolojik üstünlük kurma amaçlı olarak edinilir.

5- Türkiye’nin çevresinde balistik füzelere sahip ülkeler olarak İran ve İsrail dikkat çekmektedir. Rusya’nın elindeki füze sistemleri ve nükleer kapasite Türkiye’nin ulusal savunma kavramlarının üstünde bir risk oluşturmakta ve doğrudan NATO’nun güvenlik politikalarının maddeleri içinde yer almaktadır. Bu durumda Türkiye’nin söz konusu sistemi, bu iki komşusu için planladığı, özellikle de İran’ın geliştirdiği kapasiteye bir önlem olarak düşündüğü öngörülmelidir.

6- Balistik füzeler üç aşamalı seyir izlerler. Birinci aşama, fırlatılış ve atmosferden çıkış, ikinci aşama atmosfer dışındaki uçuş ve üçüncü aşama atmosfere dönerek hedefe yöneliş. Türkiye’nin seçtiği sistem, bu üçüncü aşamada devreye giren bir sistemdir. Dünyada balistik bir füzeyi atmosfer dışında vurma kapasitesine sahip üç devlet bulunmaktadır: ABD, Rusya ve İsrail.

7- Çin’in Türkiye’ye önerdiği teknoloji transferi ve Türkiye’nin bu teknolojiden yola çıkarak hazırlayacağı program çok önemlidir. Çünkü, bu sistemin NATO envanterinde yer alabilmesi için çok çetin bir süreç Türkiye’yi beklemektedir. NATO’nun anti-balistik füze savunma sistemi merkez komutanlığının sorumluluğundadır. Bu komutanlığın Çin ürünü bir füze sistemini mevcut sisteme entegre edebilmesi için bir dizi teknolojik uyum yapılanmasına ihtiyaç vardır. Bu uyum sağlanamazsa, söz konusu sistem yalnız Türkiye açısından ulusal bir savunma sistemi olacak anlamına gelmektedir.

8- Söz konusu sistem, gerektiğinde uçaklara karşı kullanılabilen, yakın mesafede her türlü hedefe karşı taarruz amaçlı devreye girebilen bir yapıya sahiptir. Rusya’nın S-300 sisteminin bir üst kimliğini taşımaktadır. Sistem bir ana radar bağlantısında batarya radarı ve bunlara bağlı dört füze istasyonu bu istasyonlardan gelen komutlarla ateşlenebilen 6 veya 8 füze rampasına sahiptir.

9- Türkiye’nin kararının müttefikler düzeyinde ciddi tartışması olacaktır. Avrupalılar büyük beklenti taşıdıkları ihalenin dışında kalmaktan, Amerikalılar ise bir NATO ülkesinin Çin sistemini tercih etmesinden rahatsız olacaklardır. Çinlilerin ortak çalışma yürüttükleri kuruluşlarda sürdürdükleri sanayi casusluğu ve kopyalama alışkanlıkları ASELSAN ve ROKETSAN açısından ciddi risktir. Bu kuruluşların Batı savunma teknolojilerinin korunması için çok özel korunma mekanizmaları geliştirmeleri gerekmektedir, aksi halde özellikle Amerikan savunma sanayi bu kuruluşlarımız ile yürüttükleri ortak çalışmalardan ciddi endişe duymaya başlayabilirler.

10- Türkiye’nin aldığı kararın önemli bir siyasi boyutu bulunmaktadır. Türk-Çin roket sanayi ilişkileri bugün başlamış değildir ve Türkiye, Batılı müttefiklerinin iki alanda kendisine uyguladığı gizli ambargodan rahatsızdır. Nükleer teknoloji ve füze sistemleri… Birinci çözümü, Rusya ile ortak bir nükleer santral kurma yönünde aldığı kararla, ikinci çözümü ise Çin’le füze sistemleri konusundaki işbirliğiyle bulmuştur. Kararın, Batılı müttefikleri rahatsız ettiği gibi yorumlara yol açması normaldir fakat Türkiye’nin bu iki stratejik alanda yaşadığı gizli ambargonun etkisinin mutlaka değerlendirilmesi gerekir.

ARDAN ZENTÜRK -ULTRA MEDYA


zaferp

9 ay önce - Pzr 29 Eyl 2013, 15:58

ülkemize hayırlı olsun inşallah buradan alacağımız teknoloji ile kendi savunma sistemlerimizide yakında hayata geçiririz

Volkan Cordan

9 ay önce - Pzr 29 Eyl 2013, 16:25

Alıntı:
7- Çin’in Türkiye’ye önerdiği teknoloji transferi ve Türkiye’nin bu teknolojiden yola çıkarak hazırlayacağı program çok önemlidir. Çünkü, bu sistemin NATO envanterinde yer alabilmesi için çok çetin bir süreç Türkiye’yi beklemektedir. NATO’nun anti-balistik füze savunma sistemi merkez komutanlığının sorumluluğundadır. Bu komutanlığın Çin ürünü bir füze sistemini mevcut sisteme entegre edebilmesi için bir dizi teknolojik uyum yapılanmasına ihtiyaç vardır. Bu uyum sağlanamazsa, söz konusu sistem yalnız Türkiye açısından ulusal bir savunma sistemi olacak anlamına gelmektedir.


Bu konu zaten ciddi anlamda baş ağırtmaya başladı ve ülkemizde Ingilzce yayınlanan ve Türk kardeş kuruluşlarına nazaran daha gerçekci ve doğru haber sunan "Hürriyet Daily News" ve "todays Zaman" gibi gazetelerde yer almakta. Bu konuda Murat Yetkin`in Ingilizce makalesini incelemekte fayada var.

Buna göre kararın netleşmesinden sonra, Brüksel`deki Nato karargahından "off the record" tepkiler ve yaptırımlar açıklanmaya başladı.

Bizim çin FD-2000 sistemi buna göre hiçbir şekilde NATO savunma şemsiyesine dahil edilmeyecek, gerekli olan yazılım ve data alışverişini sağlayan veriler paylaşılmayacak ve yeni sisteme entegre edilemiyecek. NATO bunu "kendi friend/foe -dost düşman yazılımının" üçüncü ülkelere...ve de özellikle ABD`nin amabargo uyguladığı bir şirketle (ihaleyi kazanan çin şirketi) paylaşmayacağı politikasından yola çıkıyor.

Kısaca ülkemizde hava savunma konsunda bir çift başlılık söz konusu olacak. Nato`ya entegre edilmiş ve şemsiyesi kapsamında olan (dolayısıyla da Nato/ABD karar mekanizması altında olan) ve de tamamen sofistike bundan bağımsız bir "ulusal" çözüm.

Batının ana argümanları, bu çift başlılığın iki önemli "sorunu" olduğu haberlerini şimdiden yaymaya başladılar: 1. Nato müttefikleri ve Türkiye arasında oluşacak "güven/güvensizlik" sorunu...2. çift başlılığın Türkiye`ye getireceği ek yüksek finansal maliyetler.

1. Türkiye ve Nato müttefikleri açısından uzun süreden beri bir "güvenlik" sorunu zaten mevcut. Örnek olarak: Bazı Nato`lu dostlarımızın PKK`ya verdikleri doğrudan,dolaylı destek, Türkiye`nin güvenlik ihtiyaçlarında (örneğin Suriye-Patriot) ayak süren ve ağırdan alan yaklaşımlar vs.
Yeni olan olgu ise, bu sefer endişelerin karşı taraftan yani batılı müttefiklerden/ABD`den gelmesi.

2. Evet, doğrudur tek elden yürüyen ve tümünün bir şemsiye altında toplanan çözümler daima maliyet açısından daha uygundur.
Ancak "batılı partnerlerimiz" sundukları "ortak" çözümlerde, gerçek ortaklığın çok gerisinde kalmakta ve hala eski politikalar gütmekte (sat-bağımlı yap-yönlendir).

Sonuç olarak Türkiye sadece 3 milyarlık bir savunma füze kararı vermemiştir, aynı zamanda son dönemlerde daima tüm elzem konularda yola taş koyan "batılı dostlara" da siyasi bir mesaj verilmiştir.
Önemli olan bu saatten sonra dengeli bir şekilde bu siyaseti yürütebilmek ve aynı anda ulusal çıkarları -yani daha bağımsız- savunma sanayi ve ürün yelpazesini geliştirebilmek.

Türkiye`nin çin yönergesine kayma algısı her ne kadar yanlış ise, Türkiye`nin Nato`ya sırt çeviriyor algısı yaratmamak da bir o kadar önemli.


kadir g

9 ay önce - Pzr 29 Eyl 2013, 20:09

aslında bu sistemin seçilmesi ilerde başımıza agırtabilir ama komple bize ait olan bir sistemin ortaya çıkmasına sebep olacaktır
çünkü nato açık açık bu sistemin müttefikler arasında olan sistemlerle birlikte hiç bir zaman kullanılmayacağını belirtti nedeni ise çok açık son yıllarda amerikanın her türlü savunma projelerinin çinliler tarafından hacklenerek çinin kopya sistemler çıkarması adamlar haklı bu konuda ürettiğiniz bir sistemin başka bir ülke tarafından kopyalanması kötü bir şey olmalı
tam bilmiyorum ama bu sistemin seçilmesinin en büyük sebepleri ise
rusyanın s 300 teklif etmesi bizim ise s 400 konusunda ayak diretmemiz rusya ise s 400 sistemin vermeyi kabul etti fakat istediğmizi yarı sayısında batarya verilecekti buda bizim istediğimiz savunma ağını kurmayı engelliyordu
fransanın seçilmeyeceği zaten belli daha önce yaşadığımız politik konular ve askeri sistemlerde ağzımızın yanması Fransayı zaten seçilmeyecekti olan italyanlara oldu arada kaynadılar

amerikanın sisteminin seçilmediği ise süpriz sonuçtu ama bakalım bu süprizler bize nasıl döncek geri
çinin sistemine gelirsek hem ucuz hemde teknoloji transferini kabul ettiler rusyanın s 300 sisteminden bir adım önde teknoloji olarak elimizde olmayan bir çok teknoloji bu ihaleyle elimize geçti
ilerdeki milli sistemlerimiz için bu ihaleyle bir on yıl bir yol katettik diyebililiriz ,ayrıca bildiğim kadarıyla bu sistemle gemidende bu füzeyle atış yapılabiliyor bu diğer sistemlerde yoktu
yani yap bir gemi yükle füzeyi karasularının sınırlarında dolandır gemiyi bir anda yüzlerce kmlik bir alanı gözetle
ama daha kaç batarya alınacak bu bile belli değil sadece denilen çinliler seçildi dedi başka bir açıklama yok

ayrıca çinin en çok istediği şey bilgi bu sayede en büyük nato ortaklarınla en büyük projede birlikte oldular bekli adamların istediği bilgiyi elde etmek amacındalar bu yüzdende bonkör olmuş olablirleri


Deryas
9 ay önce - Pts 30 Eyl 2013, 13:54

Bu uzun menzil projesi artik Türkiyenin UZAYA gitmenin ilk adimi.Binali Yildirimin söyledi gibi 2035 yilinda Türkiyenin aya Space Shuttle projesi varmis.

Aselsan ve Roketsan 2500 km menzili füzeler gelistirmeye hedefliyor. Basbakan Erdogan dedigi gibi artik uydularimizi kendimiz firlatacagiz. Roketsanin bu konuda calismlaari basladi.

2023 hedeflerinde yerli uzaya firlatma rampasi olacak


alparslananadolu
9 ay önce - Pts 30 Eyl 2013, 19:24
TÜRKÇESİ YOK MU?


Videoda sadece Çince konuşmalar var. Anahatlarıyla birileri, özellikle Türkiye'yi ilgilendiren kısımların çevirisini yapabilseydi iyi olurdu.

yuksel7
9 ay önce - Sal 01 Ekm 2013, 20:21




Turkiye nin Fuze savunma sisteminde ihaleyi abd avrupa ve rusya savunma sirketlerı arasından çin i secmesi beni hic şaşırtmadı.bu tahmin ettigim bir karardı.Turkiye 1980 lı yıllarda fuze uretme istegini abd ve avrupalı muttefıklerinden teknoloji transferli uretim sistemini hayata geciremeyince gerekli destegi Cin-Pakistan-Turkiye ortak fuze calısma grubunda mutabakata vararak gerceklestırdı.Sır gibi saklanan fuze sistemlerı 1998 yılında Yıldırım kasırga gıbı cın-pakıstan teknojılı yardımlı fuze sistemlerı kamuoyuna paylasıldı.Bu yuzden uzun menzıllı fuze savunma sistemlerının Cin desteklı uretimi beklenen bır gelısmedır ve abd ve nato ya karsın cok dogru cesur bir karardır.bu politika 1980 yıllardan itibaren degişmeden devam ettırılmesi kararlı sistemli ve devlet polıtıkasının bir urunudur. Bilindigi uzere abd ve avrupanın sat-bagımlı yap-yonet polıtıkasının aşılması icin dogru bir politikadır.hazir alım yerine ortak uretimin Turkiye nin ulusal cıkarlarına en dogru karar verildiginden bende sahsi olarak desteklıyorum.Hatta ayakta alkışlıyorum.


En son yuksel7 tarafından Sal 01 Ekm 2013, 21:08 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


yuksel7
9 ay önce - Sal 01 Ekm 2013, 20:53

http://www.youtube.com/watch?v=jRJbE_7PjxQ

SOLOTURK YAGMUR ALTINDA


Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET