Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Ankara Molla Büyük Camii


ANA SAYFA -> ANKARA
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
galpay

11 yıl önce - Sal 18 Tem 2006, 19:10
Molla Büyük Camii


Molla Büyük Camii

Ankara’da, Altındağ İlçesi’nde, Hisar Semti’nde, Yalçınkaya (Molla Büyük) Mahallesi’nde, Yasa Sokak’ta 89 no.da bulunmaktadır.
Son derece kıymetli, müze gibi bir eserdir.
Kitabesi ve vakfiyesi yoktur. Yapı tekniğine ve süslemelerine dayanılarak 14.- 15. yy’a tarihlenmiştir. İsmi bugün bilinemeyen bir hayırsever tarafından kayalık bir sırtta bir tepecik üzerine kurulmuştur. Kuzeybatıda Ankara Kalesi bütün ihtişamı ile gözler önündedir. Kuzeyde karşıda Hıdırlık Tepesi ve aşağıda Bendderesi vadisi görülür. Doğu ve güney yönleri ise binalar ile tamamen kapanmıştır.
Camiinin temelinde antik çağ harabelerinden toplama sütün başlıkları ve büyük mermer blokları kullanıldığı ve önündeki bahçede de birçok sütun başlıkları ve kırık mermer sütun parçaları bulunduğu bazı eski eserlerde belirtilmekte ise de, bunlar ve izleri günümüzde görülememektedir. Sadece son cemaat yerinin güneyinde bulunan imam odasının kıble duvarının temelinde oldukça büyük tek bir adet mermer blok göze çarpar.
Çatısı; kiremit örtülü, dört yöne eğimli, kırma saçaklıdır.
Orjinal olarak duvarları kerpiç ile yapılmış iken gerçekleştirilen son onarım esnasında içten ve dıştan tuğla ile örülmüş ve sıvanıp badana edilmiştir. Mekanlar daralmış ise de duvarlar yıpranmaktan kurtarılmıştır.
Enine dikdörtgen planlı Harim; Kıblede, mihrabın her iki yanında, altta ve üstte birer, toplam dört pencere ve kuzeyde üstte bir altta iki pencere ile aydınlanır. Batı duvarı kör olup, doğudan son cemaat yerine açılan bir kapıdan girişi vardır.
Evvelce, dergah olarak kullanılır iken batıda medrese odaları varmış. Tarikatların kaldırılması üzerine; medrese odaları satılarak, geçiş kapısı kapatılmıştır.
Son cemaat yeri, caminin doğusunda bulunmaktadır. Kuzeyde iki penceresi vardır. Bunun kıble yöndeki bölümü imam odası olarak bir duvarla ayrılmış olup bu bölümün kıble duvarında da iki pencere vardır.
Kuzeydoğuda dar bir ahşap merdiven ile tek bir pencere ile aydınlanan mahfele çıkılır. Buradan doğuya, son cemaat yeri üzerinde bulunan ayrı bir ibadet bölümüne geçilir. Bu bölüm de kıble yönünde iki ve kuzeyde bir pencere ile aydınlanır. Evvelce, Kıble tarafında ezan okunması maksadı ile kullanılan bir balkon varmış. Minarenin yapılmasından sonra bu balkon iptal edilmiş.
Evvelce, son cemaat yeri, açık olup, koruganı dokuz ince ahşap sütun ile taşınmaktaymış.
Sonradan ilave edilen tek şerefeli ahşap minare kuzeydoğu köşede bulunmaktadır. Petek kısmı esas gövdesinden daha incedir.
Son onarımda çatı doğuya doğru uzatılarak altı duvarlarla çevrilip kapatılmış, kıble duvarında büyük bir pencere bırakılmış olup aydınlık bir mekan yaratılmış, doğuda tuvalet ve abdest yerleri yapılmıştır.
Bir mescid iken; 1941 de bir ahşap minber konarak camiye çevrilmiştir.
Tavana kadar uzanan, alçıdan yapılmış, stalaktitli mihrapı mükemmel bir sanat eseridir. Dört kenarlı mihrap nişinin üstü mukarnas kavsaralıdır. Nişin köşelerindeki çokgen sütunceler, içte ve dışta rozetle süslü, zar biçimli  başlık ve kaidelere sahiptir. Niş kavsarasının iki yanı geometrik geçmelerin oluşturduğu sekiz kollu yıldızlar, nişin içi aynı şekilde oluşturulan altı kollu yıldızlarla süslüdür. Kavsaranın iki yanına birer adet “Milet işi” kase gömülmüştür. Nişin çevresini dolaşan iki silmeden dıştaki kelime-i tevhid kuşağının zemini, uçları rumili ince kıvrık dallarla doldurulmuştur. İçteki geniş silmede tek sıra halinde dizilmiş, geometrik geçmelerle meydana getirilen yıldızların ortasına “Milet işi” kaseler gömülmüştür. Bu kaselerin çevrelerinde dörder adet küçük kaseler yerleştirilmiştir. Nişin çevresini, içini ve kavsarayı halat biçimli şeritler sınırlamaktadır.
Mihrap; paha biçilemez değerde bir çini hazinesidir. Mihrap çevresinde, her iki yanda onar adet ve üstte yedi adet olmak üzere toplam 27 adet “Milet işi” çini kase bulunmaktadır. Üstte ve ortadaki en büyük olanıdır. Her kasede ayrı bir desen görülür. Mihrabın iki yanındaki karelerde de orta büyüklükte birer kase bulunmaktadır. Çinilerde mavi, mor, beyaz ve yeşil renkler hakim imiş. Ancak, bu çok değerli “Milet işi” çini kaseler cehalet sonucu, mihrapla beraber, yağlıboya ile boyanarak mahvedilmiştir.
Caminin tam ortasında, mermer bir başlık taşıyan çam ağacından kalın bir sütun vardır. Ancak, mermer başlıkta direk gibi yağlıboya ile koyu kahverengi boyandığından ayırt edilememektedir. Doğu ve batıda bulunan diğer iki sütun son onarım esnasında örülen tuğla duvarların içine kısmen gömülmüştür. Bu sütunlar üzerine kıble duvarına paralel uzatılan iri ahşap hatıl ucu profilli ahşap yastıklar üzerine oturur. Hatılın bindiği duvarlar üzerinde de boydan boya sıralanan ucu profilli ahşap konsuller bulunur.
Ahşap tavanı sade görünüşlüdür.
Eski tarihli kaynaklarda; bugün nerede olduğu bilinemiyen yekpare taştan yapılmış harika bir şamdanın mevcudiyetinden bahsedilmektedir.
Kıble yönünde yer alan bahçede evvelce bir su kuyusu bulunduğu ve sonradan kapatıldığı anlatılmaktadır.
Anlatıldığına göre “- Banisi hoca karısından çok zulüm görmüştür. Bir gün cemaat beklerken hoca ortalıkta görünmez, her zamankinden daha fazla gecikmiştir. Bakarlar ki, karısı yine hocanın ağzına gem takmış, üstüne at gibi binmiş, eziyet ve azap ediyormuş. Bu durumu gören cemaat, hep bir ağızdan kadına beddua etmiş. Biraz sonra da kadının hocanın üzerinden yere cansız düştüğü görülmüş”. Bu hocanın mezarının caminin avlusunda olduğu da rivayet edilmektedir. Ancak, bu mezar bugün mevcut değildir.
.
 


 
.



galpay

11 yıl önce - Cum 21 Tem 2006, 02:15
Molla Büyük Camii


.
 


 
.



cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> ANKARA