Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2
Gökhan Gök

11 yıl önce - Çrş 24 May 2006, 20:00

Aftonbladet Gazetesinden resimler, Insallah buyuk hasar yokdur can kaypinin olmayisi sevindirici.







Dumandan etkilenen bir bayana Ilk yardim yapiliyor



ömer_r

11 yıl önce - Çrş 24 May 2006, 22:09

avcılarda işyerinde radyodan duydum yangını ,5 dakika geçmedi dumanları farketim
gözlerim yaşardı gerçekten kayıp kayıp
bir gün önce milyon dolarlık uçağımızı kaybetik
bugünde böyle
neyseki can kaybımız yok çok şükür
allah türkiyemizi korusun


emre.ertem
11 yıl önce - Prş 25 May 2006, 18:28
Havaalanı'nda piyasa yangını


Havaalanı'nda piyasa yangını

İstanbul Atatürk Havaalanı'ndaki yangın hata kabul etmeyen bu sektörde özelleştirmenin sonuçlarını gösterdi. Havalanı'nın sahibi yok. Yetkilinin kim olduğu belli değil. Şirketler istediklerini yapıyorlar. Yangın sırasında her kafadan bir ses çıkarken, kimyasal maddelerin etrafa saçtığı zehire karşı çevreden hiçbir önlem alınmadı.  



HABER MERKEZİ İstanbul Atatürk Havaalanı’nda dün çıkan yangın, arkasında üç yaralı, birçok soru işareti ve milyonlarca dolarlık hasar bıraktı. Havaalanı hizmetlerinin onlarca parçaya ayrılarak özelleştirilmesinin yarattığı koordinasyon yetersizliğin açık biçimde görüldüğü olayda, özelleştirmeler sonrası havacılık sektörünün içinde bulunduğu acz gözler önüne serildi.

Belirsizlik yumağı

Tüm safhaları bir belirsizlik süreci olarak gelişen yangına ilişkin ilk belirsizlik, yangının çıkış ve kontrol altına alınma saati oldu. İstanbul Valisi Hilmi Güler çıkış saati olarak 15.15’i işaret ederken, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Barış Tozar yangının 15.30’da çıktığını söyledi. Belirsizlik yangının sona erme saatinde de sürdü. Kimi kaynaklar yangının bir saat sürdüğünü söylerken, Müsteşar Yardımcısı yangının bir buçuk saat sonra kontrol altına alınabildiğini söyledi. Associated Press Haber Ajansı ise yangının dört saatten uzun bir sürede kontrol altına alınabildiğini yazdı.


Benzer bir biçimde, yangının çıkış yeri ve nedeni de bilinmiyor. Tüm açıklamalarda çıkış yeri olarak Havaalanı C terminali kargo bölümü işaret edilirken, bazı kaynaklar yangının bu bölümde yer alan Havaş’a ait olan depoda çıktığını belirttiler. Çıkış nedeni hakkında yapılan ilk açıklamalarda çıkış nedeninin bilinmediği belirtilirken, Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) adlı bir örgütün olayı üstlenmesi ve bu bilginin Reuters dahil olmak üzere kimi uluslararası haber ajanslarında yer alması üzerine, yangının “kesinlikle bir sabotaj eylemi olmadığı” açıklaması geldi.


Yangın olayına ilişkin birçok açıklamada, hava trafiğinin aksamaması olumlu bir nokta olarak gösterilirken, bu belirsizlikler yumağı içerisinde bunun bir başarı mı, yoksa tesadüfen faciayla sonuçlanmamış bir tedbirsizlik mi olduğu anlaşılamadı. Metrelerce yükseğe çıkan ve çok geniş bir alanı kaplayan zehirli dumana ilişkin çevre sakinlerine ve kimsenin uzaklaştırmadığı merkalılara yönelik bir önlem alınmadı.


Yetkili kim?
Yangına ilişkin en önemli belirsizliklerden biri de yangın hakkında kimin yetkili olduğu idi. Birçok kurumun yangına müdahale etmeye çalışması ve yangın hakkında açıklama yapması, havaalınındaki koordinasyonsuzluğun bir dışavurumu olarak yorumlandı. Yangın hakkında açıklama yapan kurumlar arasında Devlet Hava Meydanları İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü bulunuyor.


Bir diğer dikkat çeken ayrıntı ise, Havalimanı’na ait itfaiye aracı sayısının yetersizliği idi. Dünkü yangın söndürme çalışmalarında, onlarca itfaiye aracı ile orman yangınlarını söndürme işlemlerinde kullanılan iki itfaiye uçağı yer alırken, Havaaalanı işletmesinin internet sitesinde verdiği rakamlara göre işletmenin toplam 16 itfaiye aracı bulunuyor. Bu araçlar arasında ise yangın söndürme uçağı yok. Söndürme işlemleri sırasında kullanılan uçaklar da devlete ait değil, çok büyük bedellerle kiralanıyor.


Sorumlu özelleştirme
Konuyla ilgili uzmanlar, olayın esas nedeninin geçtiğimiz haftaki halka arz ile sektörde çok büyük ölçüde tamamlanan özelleştirme süreci olduğunu söylüyorlar. İngiliz Demiryolları’nda da benzer bir sürecin yaşandığına değinen uzmanlar, özelleştirme sürecinin beraberinde koordinasyonsuzluğu ve denetimsizliği getirdiğini, bununda insan hayatını ikinci plana ittiğinde hem fikirler.


Aslında havalanlarında gündelik olarak yaşanan karmaşa, yalnızca güvenliği değil, piyasacıların çok böbürlendiği verimliliği de ortadan kaldırıyor. Özelleştirme süreci sonrasında uçakların kalkışında daha fazla gecikme oluyor. Yolcu işlemlerinin farklı şirketlerin neden (güvenlikten check-in’e kadar) olduğu bir başı bozuklukla yerine getirilmesi, zaman kaybına neden olduğu gibi kimi örneklerde tam bir kaosa yol açıyor. Bu kaos sırasında yolcuların başvurabileceği yetkili bir merci yok. Bütün şirketler sorumluluğu başkasına atmakla yarışıyorlar.


Yatırım ise hizmete değil, para getiricek alanlara kaydırılıyor. Işıltılı ve pahalı dükkanlar ile yolcu işlemleri arasında tam bir uçurum var. Kâr maksimizasyonu için her şey yapılıyor. Burada çalışan işçiler köleleştirilmeli, yolcular ise enayi yerine konularak sağılmalı…


Arada yaşanan facialarda piyasanın gerçek yüzü ortaya çıksa da ne gam! Şimdi yanan yerlerin onarılması için birileri büyük paralar vuracak, kargo şirketleri devletten teşvik isteyecek, kimi binalar hazır yanmışken birine bir banka, ötekine araba kiralama şirketi yerleştirilecek… Yani “yangın” devam edecek.

VIP’i kurtardık yeter!

Yangın sırasında Atatürk Havalimanı’nda bulunan havayolu işçilerinden birisi, yangının ve ihmalin detaylarını anlattı. Yolculara “bir şey yok” diyen yetkililer, VIP salonunu derhal boşaltarak görevlerini yerine getirdiler.



SoL-Yangının hangi nedenle çıktığı konusunda bir fikriniz var mı? (elektrik kaçağı, kaynak makinesinden sıçrayan kıvılcım gibi nedenler sıralanıyor?) Çeşitli spekülasyonlar var?

Yangının başlangıç yeri olan antrepolarda daha önce gümrükte rüşvet alındığına dair bir tespitin yapıldığı ve bunu örtbas etmek için çıkarıldığı söyleniyor. Diğer sebepler ise çok mantıklı gelmiyor öyle olsaydı büyümeden müdahale edilebilirdi.

Kontrol altına alınması niye uzun sürdü?
Kargo olarak kimyasal madde ve tekstil maddesi olduğu için patlamalara sebep oldu ve büyüdü. Havaalanının itfaiyesi yetersiz kaldı ve panik yaşandı. Daha ağır sonuçları olabilirdi uçakların yakıt yüklü olduğunu düşünürsek. Çünkü ilk patlamada uçaklar çok yakındaydı bu yüzden herkes panik oldu.



Söndürme çalışmaları sırasında gerekli güvenlik önlemleri alındı mı, yangın sırasında uçaklar inip kalkmaya devam etti?

Yetkililer bilgi verirken TV kanallarını halkı infiale sürüklemekle suçlayarak sakinleştirmek adına uçakların iniş ve kalkışına devam ettiler. Tedbir almadılar. Sadece VİP salonu tahliye edildi. Çalışanlar işlerine devam ettiler. Tahliye söz konusu bile olmadı. Bu kadar ihmale karşın tehlike ucuz atlatıldı.



Yangının çıkmasından sonra koordinasyonsuzluk nedeniyle bir karmaşa yaşandığı iddia ediliyor? Sizin fikriniz nedir? Yangına aynı anda 10’a yakın kurum müdahale etmeye çalışmış vs...



Her ne kadar gizlemeye çalışsalar da büyük bir panik yaşandı havaalanında böyle bir durumla karşılaşıldığında kimin yetkili ve merkezi birim olduğuna dair bir yetki karmaşası yaşandı. Bir de büyüyebileceğine dair endişe, koordinasyonu engelledi.



Havaalanında kargo bölümünde ek önlemler gerekir mi? Gerekiyorsa, Atatürk Havalimanında bu önlemler alınmış mıydı? Kimyasal maddelerin kargo bölümünde bulunması yasak değil ama ciddi önlemlerin alınmış olması gerekmiyor muydu?
Yapılan iş kargo taşımacılığı olduğu için her tür madde taşınabilir. Fakat havacılıkta güvenlik için alınan her önlem ek maliyet anlamına geldiği için ve bu işin taşeronluğunu yapan bu firmalar sürekli olarak maliyetleri düşürerek kâr arayışında oldukları için bu yaşananlar sadece şanslarının yaver gitmemesi ile alakalı. Bununla kurtuldukları için yine de şanslılar.



Geçmişte tümüyle THY’nin vermekte olduğu hizmetlerin özelleştirme politikalarıyla parçalanmasının sonuçları neler oldu?

THY gerek çalışanlarının eğitimi, deneyimi gerekse uluslararası sivil havacılık otoritelerinin kontrolleri ve zorunlulukları sebebiyle güvenli bir havayolu şirketi idi. Fakat AKP iktidarının atadığı bu yönetimle beraber bütün bunları hiçe sayan bir yönetim anlayışına evrildi. Tek derdi THY’yi satmak olan bu anlayış şirket içerisinde taşeronlaşmayı yaygın bir hale getirdi ve şu anda asıl işlerini yapan küçük bir çekirdek var ve etrafında bu çekirdeği daha küçültmek isteyen ve pastadan aldıkları paylarını büyütmek isteyen küçük küçük şirketler, Havaş, THY’den özelleştirilerek koparılan ilk parçaydı ve şu anda THY’nin bagaj yükleme boşaltma, uçak temizliği, teknisyenlik hizmetleri gibi azami güvenliği gerektiren işlerini yapıyor ve bunun yanı sıra havaalanındaki birçok havayolunun yer hizmetlerini Çelebi ile paylaşıyorlar. Uzmanlık gerektiren işlerde yeterliliği olmayan kişiler ucuza çalıştırılıyor ve her gün uçuş emniyeti tehdit ediliyor. Büyük facialara sebep olabilecek aksaklıklar görmezden geliniyor ve ucuz işgücü vazgeçilmezliğini koruyor.

Bu politikaların ve hizmetlerin piyasalaştırılmasının hizmet kalitesine etkisi ne oldu? Yeni özel havayolu şirketlerinin, bakım, güvenlik vb. kriterlere uygun faaliyet göstermediği tespitine katılıyor musunuz?
Ucuz işgücü ve güvenlik kriterlerinin yerine getirilmemesi mevcut havayolu şirketlerinin tek kâr kaynağı. Havacılık, kâr marjı düşük, maliyetlerin yüksek olduğu bir sektördür. En ufak bir hata telafisi olamayacak sonuçlar yaşatabilir. Bunun için de uçuş emniyetine dair en ufak bir risk alınmamalı ve hiçbir kural gözardı edilmemelidir. Fakat bütün bu gereklilikler yerine getirildiğinde patronların kârları azalacağı için onlar herşeyi göze almış durumdalar ve kesinlikle şu an Türkiye’de havacılığın artan rekabetle birlikte büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu düşünüyorum.



Selcuk Aral

11 yıl önce - Cum 26 May 2006, 14:26



Sevgili WOW’cular !

Yukarda gördügünüz resim bugünkü Milliyet gazetesinden scan edilmistir. Fotografin cekilis acisi ve yüksekligi bakimindan yanginin hangi kesimde oldugunu en güzel bir sekilde gösterdigi icin sizlere de takdim etmek istedim.

Hoscakalin !


Burç

11 yıl önce - Cmt 27 May 2006, 10:21

ilk resmi açıklama "sızıntı yok" idi ama şimdi durum farklı görünüyor

Alıntı:
Havaalanında mini Çernobil
Atatürk Havalimanı'ndaki yangından sonra 30 metrekarelik bir alanda radyasyon sızıntısı belirlendi. Bu bölgeye beton dökülerek sızıntı önlendi.

Yangından ancak 24 saat sonra enkaza girebilen Atom Enerjisi Kurumu ekibi, radyoaktif maddelerin konulduğu kasaların hasar gördüğünü belirledi. Ölçümlerde deponun çevresindeki 30 metrekarelik alanda radyasyon olduğu saptandı.

Kasalar vinçle merkeze götürüldü
Bunun üzerine radyoaktif maddelerin konulduğu kasalar, gece yarısı vinçle çıkarılarak Çekmece Nükleer Araştırma Merkezi'ne götürüldü. Ancak sızıntıya neden olan maddenin kasasına dokunulamadı.

Çakıroğlu: Önlem aldık korkulacak şey yok
Bu madde, 4 metrekarelik alana beton dökülerek kapatıldı. Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Çakıroğlu, "Korkulacak bir şey yok. Enkazdan sonra bu kasa da alınacak" dedi. Çernobil Nükleer Santrali de betonla etkisiz hale getirilmişti.

SABAH




CAN
11 yıl önce - Cmt 27 May 2006, 10:30

Orada söylenmeyen tek şey bu mini Çernobil ve onun kaybettireceği bedenler değil.Orada yangın değil patlama oldu...! Nedeni çok açık İrfan BALTA ismindeki oranın yetkilisi bey radyo programında olayın olduğu anda aynen şöyle açıkladı.

-Yaşanan patlama sonrasında,ortaya çıkan yangının söndürülmesi ..........

Spiker: İrfan bey patlama diyorsunuz buna terör diyebilir miyiz?

İ.B. :Hayır çıkan yangında demek istedim...!

Bunu CNNTURK radyosu dinleyen herkes duydu ve milyonlarca insandan bunu saklıyorlar...

Bu kadar eğitim almış,her dönem belli sorunlarla başa çıkma adına eğitimler verilen bir ekibin olduğu noktada bu denli büyük bir yangının çıkması anormal geliyor bana.Her büyük şirketin "first response" dedikleri ilk yardım mantığı,itfaiye,ambulans ile çalışan ve eğitimleri ile uğraşan bir eğitim grubu vardır.Ben inanmıyorum kesinlikle orada kaynaktan,elektrikten çıkan yangına müdahale etmeden kaçacak ekip olduğuna...! Bu kadar yanmazdı.Bence bir odadaki patlama sonrası ortalığı saran alevlere teslim oldu.



Ayrıca bu Çernobilvari hadisenin de sorun yok denilerek kapatılması ve yağan yağmur ile yere inmesi de bana kalırsa bu çevrede yaşayanları ve orada söndürmede çalışanları çok derin etkileyeceği kesin Beylikdüzü'ne kadar bu kazanın etkileri yayılacaktır.Allah hepimizi korusun.Artık Sinop,Gökova'lara gitmemize gerek yok bilmediğimiz yerdeki faaliyetler canımızı yakması bu kadar basitmiş...


cafer
11 yıl önce - Cmt 27 May 2006, 16:42
Atatürk Havalimanındaki Yangın


Arkadaşlar bir gazetede okuduğum habere göre
Atatürk Havalimanındaki yangının
şeytan konulu bir filmin kopyalarının olduğu odadan ve sebepsizce çıktığının tartışma konusu olduğu söyleniyordu.

Yangın filmin uğursuzluğundan mı ?


Böyle bir şeyin olmayacağına göre yangın neden çıkmış olabilir.
Sonuçta bütün görevlileri sorgulamışlar fakat ortada somut bir şey yok



sayfa 2
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> İSTANBUL - Haberler ve Sohbet