Ana Sayfa 892 bin Türkiye Fotoğrafı
Akınyakup
8 yıl önce - Cmt 06 May 2006, 20:04
Reşadiye ve Sultan Osman 1 Zırhlıları


Osmanlı İmparatorlouğunun son yıllarında İngiltereden sipariş ettiği 2 savaş gemisinin başına gelenleri site arkadaşlarımında öğrenmesini istedim.Doç.Dr.Metin AYIŞİĞİ'na bunun için teşekkür ederim

Alıntı:  
Doç. Dr. Metin AYIŞIĞI
Sultan II.Abdülhamid 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın acı sonuçları üzerine, barış yanlısı bir siyaset izlemeyi gerekli görmüştür. Bu siyasetin gereği olarak da askerî masrafları kısarak Boğazlar ve Çatalca gibi birçok stratejik mevkii büyük ölçüde tahkim etmişti. Bu nedenle kısa sürede devrini tamamlamış olan donanmaya yeterince önem verilmediğinden işe yaramaz bir hale gelmişti. Gerçekten de Balkan Savaşı'nda zayıf durumda bulunan Türk donanması bir varlık gösterememiştir.

İşte Balkan Harbi'nde uğranılan büyük yenilgi donanmaya daha çok önem verilmesini zaruri bir hale getirmişti. Bu nedenle "Donanma Cemiyeti" kurularak gemi satın almak için halktan yardım toplanmaya başlanmıştı. Ancak II. Meşrutiyeti müteakip Osmanlı Devleti'nin büyük ve kuvvetli bir donanma meydana getirmeye karar vermesi,başta Rusya ve Yunanistan olmak üzere komşu devletlerde büyük kaygı uyandırmıştı. Nitekim Rusya, derhal Karadeniz’deki tersanelerini geliştirerek dört büyük zırhlının yapımına başlamış,Yunanistan da Amerika'dan iki savaş gemisi almak için harekete geçmişti. (1)



İngiltere gemilerimize el koyduğu sırada,

Osmanlı tahtında Sultan V. Mehmed Reşad bulunuyordu.


Gemi Siparişleri

Fakat Osmanlı Devleti ne zaman büyük bir donanma vücuda getirse, ya da böyle bir donanma yapmaya kalkışsa, Avrupa’nın denizci devletlerinde bir endişe uyandırmış ve bu donanmayı yok etmek için ittifaklar kurulmuştur.Bu yüzden 1768-1774 Osmanlı-Rus savaşında Akdeniz'e gelen Rus donanmasına en çok yardımı yapan İngiltere, Çeşme limanında bulunan Osmanlı donanmasını yaktırmıştı.1827 yılında Navarin limanında demirli bulunan Türk donanması yine İngiltere ve Fransa tarafından yakılmıştı. İşte bu yüzden Osmanlı Devleti'ni parçalamak isteyen tehditler denizden geldikçe, devletin bütünlüğünü ve güvenliğini sağlamak için büyük bir donanmaya sahip olmak birinci şart olmuştu. Zaten Sultan Abdülaziz'in büyük bir donanma yapmasındaki amaç da bu olmalıydı. Fakat donanmanın ağır bir borç yükü altına girilerek yapılması büyük tepkilere neden olmuştur. Bu tepkilerin sonucunda II.Abdülhamid büyük devletlerin zarar vermelerinden çekinmiş olsa gerek, Donanmayı Halic'e çekerek adeta çürümeye terk etmişti. Bu sebeple yeni ve kudretli bir donanma yapma zorunluluğu ortaya çıkmış olduğundan, mevcut donanmanın mahiyeti hakkında bir program hazırlanarak hükümete sunuldu. (2) 1 Nisan 1912 tarihini taşıyan bu rapordan anlaşıldığına göre, meşrutiyetin başlarında İngiltere'den Amiral Gamble, Amiral Williams ve Amiral Limpus getirilmişti. Bahriye Nezaretindeki sık değişiklikler, düzenlenmiş olan programın yürütülmesine imkan vermemişti. Türk bahriyesi bir kararsızlık içinde yönetilmiş ve bu uzmanlardan gerektiği şekilde istifa edilememişti. (3) Donanmanın takviyesi için 5 milyon liralık ek bütçesi tasdik edilen Bahriye Nezareti Almanya'dan Turgut Reis ve Barbaros adı verilen iki zırhlı ile dört tane muhrip ve muhtelif nakliye gemileri satın almak için harekete geçmişti.





Bundan başka İngiltere'ye de silahları ve cephanesi ile birlikte bir zırhlı siparişi verilmişti.

Ancak Bahriye Nezaretinin bu bütçesi ile donanmanın gelişmesi imkansız olduğundan, tatbiki mümkün ve mutedil bir program ile fevkalade bir bütçeye ihtiyaç vardı. Bu esas üzerine donanmada bulunan üst düzey yetkililer tarafından 27 Ekim 1911 tarihinde nezarete sunulan bir programla, donanmanın büyük devletlerin nazar-ı dikkatini çekmeden süratle, ama mutedil bir surette takviye edilmesi gerekli görüldü. (4) Böylece 8 Mayıs 1912 tarihinde hazırlanan rapor gereğince 1911 yılında siparişi verilen 23.000 tonluk "Reşadiye" zırhlısının yanı sıra 1912 yılı için iki, 1913,1914 ve 1915 seneleri için birer tane daha zırhlı sipariş edildi. Ayrıca 4 küçük kruvazör, 20 destroyer, 6 denizaltı ile muhtelif geminin siparişi bu rapora alınmıştı. 0 sıra inşaa halinde bulunan zırhlının parası olan 1.800.000 İngiliz lirasıyla birlikte, bu siparişlerin genel toplamı 18.010.000 İngiliz lirası tutuyordu. Üstelik daha 26.210.000 İngiliz lirası ek ödeneğe ihtiyaç vardı. (5)

Rusya’nın Telâşı

Bu listenin hazırlanmasından önce İngiliz fabrikalarına sipariş edilip de 1911 yılı programında bulunan tek savaş gemisi olan Reşadiye zırhlısından başka 1912 yılı sipariş programına alınan iki savaş gemisi (Fatih ve Sultan Osman-ı evvel) İngiltere fabrikalarına,diğer gemilerin çoğu da Fransız fabrikalarına ısmarlanmıştı. Bu arada Reşadiye zırhlısının yapımı tamamlanmak üzere olduğundan, tecrübe seyirlerinde bulunmak üzere, gemi komutanlığına getirilen Rauf (Orbay) ve seyir subayı Fahri (Engin) beyler İngiltere'ye gönderilmişlerdi. (6)

Bilindiği üzere Osmanlı Hükümeti 1911 yılında İngiliz Vickers tersanelerine Reşadiye adını verdiği bir zırhlı ısmarlamıştı. Bu arada Brezilya Hükümeti'nin İngiltere'de New Castel'da Armstrong şirketine ısmarlamış olduğu ve yapımı bitmek üzere bulunan Rio de Janeiro adlı zırhlıyı gündeme gelmişti. Osmanlı Hükümeti, denize indirilmiş ve toplarının bir kısmı konmuş halde bulunan bu zırhlıyı satın alarak ona Sultan Osman-ı evvel adını vermişti. Ancak Türk donanmasının geçici olsa dahi üstünlük elde etmesine tahammülü olmayan Rusya,Türkiye için İngiliz tersanelerinde inşa halinde bulunan iki zırhlının teslimini mümkün olduğunca geciktirmek üzere harekete geçti. Bunu sağlamak için İngiliz makamları nezdinde teşebbüste bulunduğu gibi, daha önce Rus tersanelerinde yapımına başlanan gemilerinin planlanan tarihten evvel bitirilmesi için çalışmalarını hızlandırdı. Özetle Rusya, Boğazlar meselesinin kesin olarak halli, yani kendi kontrolü altına konması maksadıyla, 1917 yılına kadar tüm donanma inşaatını tamamlamak hususunda kesin karar almış bulunuyordu. (7)


Hergün Yeni Bir Bahane

Sultan Osman ve Reşadiye zırhlılarının 1914 yılı ortalarında bitmesi bekleniyordu. Osmanlı Bahriye Nezareti tamamlanmak üzere bulunan bu iki harp gemisinin gerektiği şekilde yapılmış olup olmadıklarını denetlemek üzere görevlendirmiş olduğu İngiliz askerî mühendislerinden rapor istedi. Anlaşılan bu çeşit bir gemi ilk defa Osmanlı donanmasına katılacağı için, kendi deniz subaylarımız yeterli görülmemiştir. (8) Bunun üzerine harekete geçen Londra büyük elçisi Tevfik Paşa, 24 Haziran'da verdiği cevapta, bu teftişin teslim işini dört hafta daha geciktireceğini bildirdi .Gemiyi teslim almakla görevlendirilen Rauf Bey de Paris'e gelmiş, o sırada Tulon'da deniz manevralarını takip etmekte olan Bahriye Nazırı Cemal Paşa ile görüşerek, kendisine,"İngiltere'deki halet-i ruhiyenin garip bir hal aldığını,Sultan Osmanlı bitirmemek için her gün yeni bir bahane icat ettiklerini" söylemişti. (9)

İngiltere ve Fransa'nın dostluğuna ötedenberi önem veren ve bunu sağladığına inanan Cemal Paşa, “Siz gidin, biran evvel gemiyi teslim almaya çalışın ! Son taksidini de gönderiyoruz.” diyerek Rauf Bey'i Londra'ya geri göndermişti. (10) Rauf Bey de, Sultan Osman zırhlısını teslim almak için Reşit Paşa vapuruyla,yanında 1200 kişilik mürettebat olduğu halde Londra'ya doğru yola çıktı. Ancak zırhlının teslim alınacağı sırada, 28 Haziran 1914'te Saraybosna'da Avusturya-Macaristan veliahdının öldürülmesi Avrupa'daki durumu birdenbire gerginleştirdi. Zamanlamaya bakılırsa, bunun bilinçli bir hareket olduğu ve hareketin arkasında Rusya'nın tertipleri olduğu kanaati kuvvetlidir. Çünkü Cemal Paşa'nın böyle nazik bir zamanda Fransa'ya gelişi ve samimi bir şekilde karşılanışı, İngilizlerin zırhlıları vermemek için türlü bahaneler yarattıkları bir sırada Cemal Paşa'nın,"Son taksidi gönderiyoruz. Gidin gemiyi teslim alın." diye Rauf Bey'i Londra'ya geri gönderişi boşuna değildi. Ancak Fransızların her yerde Osmanlı Hükümeti'ne karşı samimi olmaları, Rus müttefiklerini gücendirmeden Türkiye ile de anlaşma zemini yaratmak istediklerine yorumlanabilir. Öte yandan bu zırhlıların Türkiye'ye gelmemesi için Rus hükümetinin, Saraybosna cinayetini tertip ederek işi bir dünya savaşına kadar götürmeyi bile göze alabileceği uzak bir ihtimal değildir. Bu durumda zırhlıları biran evvel teslim alabilmek ve İstanbul'a getirebilmek için Türkiye'nin endişeleri hususunda İngiltere ve Fransa'yı aydınlatmak gerekirdi. (11)


Gemilere El Konuluyor

1 Ağustos 1914 tarihinde son gelişmeleri hükümete bildiren Tevfik Paşa'ya para gönderilmiş ve ancak Sultan Osman'a Türk bayrağı çekildikten sonra İngiliz şirketine ödeme yapılması emredilmişti. Tevfik Paşa, İstanbul’dan gönderilen paranın çekilmesi sırasında bile zorluklarla karşılaşmıştır. Yapımcı şirket olan Armstrong ile yapılan antlaşma gereğince, para İngiltere bankasına yatırıldığı anda gemi teslim edilerek Türk bayrağı çekilecekti. Üstelik bu karar şirket müdürü tarafından da doğrulanmıştı. Fakat Tevfik Paşa'nın Rauf Bey'e, bayrak çekilmesi için telgraf gönderdiği sırada, Rauf Bey İngiliz amiralliğinin gemiye el koymuş olduğunu bildirdi. (12) Bu gelişmeler üzerine derhal harekete geçen Tevfik Paşa, o saatte banka kapalı olduğundan parayı geri vermesi için Armstrong şirketine telgraf çekti. Bunun yanısıra gemilere el konulması olayını protesto için İngiltere dışişleri müsteşarı ile görüştü. Müsteşar, bunun genel bir tedbir olduğunu, bayrağın çekilmiş olup olmamasının bir şeyi değiştirmeyeceğini, çünkü hükümetinin İngiliz tersanelerinde yapılmış olan hiç bir yabancı gemiyi kara sularından dışarı çıkartmamaya karar verdiğini" söyledi. (13)


Protesto Ediyoruz Ama...

Bunun üzerine Tevfik Paşa, Osmanlı Hükümeti adına Armstrong-Withworth şirketine çektiği telgrafla, çok önceden teslimi kararlaştırılmış olan zırhlının verilmeme nedenini,yapılan bu haksız muamele ile İngiltere Hükümeti'nce gemiye el konulmasına sebebiyet vererek, 0smanlı Hükümeti'ni telafisi mümkün olmayan maddi ve manevi zararlara uğratmasından dolayı protesto etti. (14)

Henüz seferberlik ilan etmedikleri halde 1 Ağustos 1914' de Osmanlı gemilerine ambargo konulması, İngilizlerin müttefikleri olan Ruslarla birlikte harbe gireceklerinin bir delili idi. Son taksidi on gün önce ödenmiş olan Sultan Osman ve Reşadiye'nin harp tehlikesi üzerine İngiltere tarafından müsadere edilmesi,Türk kamu oyunda derin bir üzüntü ve heyecan yaratmıştı. (15) Aslında İngiltere 1 Ağustos 1914 tarihinde henüz savaş halinde olmadığından,bu iki gemiye el koymak için ileri sürmüş olduğu bahane geçersizdi. 22 Ağustos 1914 günlü gazetelerde çıkan Osmanlı tebliğinde, İngiltere Hükümeti'nin el koymuş olduğu zırhlıların yanısıra, Şili Hükümeti namına inşa edilmiş olan,0smanlı Hükümeti'nce satın alınması kararlaştırılmış ve pazarlığı yapılmış olan 1850 tonilatoluk iki torpido destroyerinin de zapt edilmiş olması Osmanlı Hükümeti tarafından şaşkınlık ve üzüntüyle karşılanmıştır. (16) Yine aynı gün İstanbul'daki İngiliz büyük elçiliğinin Osmanlı ajansına dikte ettirdiği tebliğde, İngiltere'nin böyle bir muameleye başvurmasının sadece askerî ihtiyaçlardan doğmuş olduğu, halk arasında bazı yanlış anlamalara sebebiyet veren bu olaydan üzüntü duyulduğu, eğer savaş sırasında bu gemilere İngiltere'nin ihtiyacı olmazsa Türkiye'ye geri verileceği bildiriliyordu. (17) Ancak bu gemilerin savaş sırasında geri verilmesi ihtimali yok denecek kadar az olsa da, bedellerinin Osmanlı Devleti'ne ödenmesi gerekirdi. Fakat bu yapılmamıştır.


İngiliz Personelin Maaşları


Daha önce de zikrettiğimiz üzere, 1911 yılında programa alınan Reşadiye zırhlısının yapımı İngiliz Vickers şirketine verilmiş, gemi komutanlığına da Vasıf Bey tayin edilmişti. Başbakanlık arşivinde tespit edebildiğimiz vesikalar ışığında, bu gemilerin yapımı için Osmanlı Devleti'nin hiçbir fedakarlıktan kaçınmadığı, gemilerin biran önce harekete hazır hale getirilmeleri için yoğun çaba sarf etmiş olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Bahriye Nezareti'nin 12 Mart 1912 tarihinde Meclis-i Mahsusa göndermiş olduğu yazıdan anlaşıldığına göre, Osmanlı Hükümeti İngiltere'ye sipariş edilmiş olan Reşadiye zırhlısının yapımına nezaret etmek üzere İngiliz subay ve ustabaşılarını görevlendirmiştir. (18)

Taraflar arasında bu hususta yapılan antlaşma gereğince,bunların senelik maaşları karşılığı olan 6350 İngiliz lirasının 1325(1909) senesi "fevkalade bütçesi"nden ödenmesine dair 19 Mart 1912 tarihli irade-i seniyye Sultan Reşad tarafından da onaylanmıştı. (19) Ancak Reşadiye zırhlısı süvarisi ve inşaat komisyonu başkanı, korvet kaptanı Vasıf Bey'den gelen mektupta söz konusu subay ve ustabaşıların senelik alacakları olan maaş tutarının 7300 İngiliz lirası olduğuna işaret edilmekteydi. Dolayısıyla 950 İngiliz lirası tutarında olan aradaki farkın ödenmesi gerektiğinden,1325 senesi Bahriye fevkalade bütçesinden ödenmesi için yetki verilmesi sadaret makamından istenmiştir. (20)

Vasıf Bey'in Bahriye Nezareti'ne gönderdiği pusula aşağıdadır. (21)


Daire-i Bahriye Şubesi


(Maaş-ı seneviyeleri)(Yıllık Maaşları) (Maaş-ı şehriyeleri)(Aylık Maaşları)





(Maaş-ı seneviyeleri)(Yıllık Maaşları) (Maaş-ı şehriyeleri)(Aylık Maaşları)

İngiliz lirası
Pens
Şilin
Sterlin

Mister Miller
1100
4
13
91

Mister Padvil
490
8
16
40

Mister Koll
490
8
16
40

Mister Parvin
360
-
-
30

Mister Provli
360
-
-
30

Kâtip Mack Rotil
300
-
-
25

Mister Adams
750
-
10
62

Mister Gandri
350
4
3
29

Mister Wells
350
4
3
29

Mister Parer
350
4
3
29

Mister Richard
350
4
3
29

Mister Lingforn
300
-
-
25

Mister Blek
550
8
16
45

Mister Murry
490
6
16
40

Mister Hichkok
360
-
-
30

Mister Scot
350
4
3
29

Yekûn
7300
6
6
608

     (54)
(102)
(603)


 


6350 1325 senesi fevkalade bütçesinden sarfına me’zuniyet verilen.

950 Bu kere me’zuniyetin istihsâli lâzım gelen.

Sene 26 Şubat 1327


Bunun üzerine 17 Mart 1912 tarihinde Sadrazam Said Paşa'nın başkanlığında toplanan "Meclis-i Mahsus" Vasıf Bey'in talep ettiği 950 İngiliz lirası farkla beraber,toplam 7300 İngiliz lirasının 1325 senesi Bahriye fevkalade bütçesinden ödenmesine karar vermiştir.(22) Bu hususta tanzim edilen irade-i seniyye de 19 Mart 1912'de Sultan Reşad tarafından tasdik edilmiştir. (23)


Toplam Ödemeler


"Armstrong-Withworth'' ve "Vickers" limited şirketleri ile Osmanlı Devleti arasında yapılan genel sipariş sözleşmesinden, Sultan Osman ve Reşadiye dışında başka siparişlerin de verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bunlar bir adet "Fatih" adında zırhlı, iki keşif gemisi, dört torpido muhrip ve iki denizaltıdır. Toplam değerleri 3.972.000 İngiliz lirasıdır. Bu siparişlerin birinci taksitleri ve Fatih zırhlısının ikinci taksiti ile birlikte toplam 453.866 İngiliz lirası da ödenmiş bulunuyordu. (24)






Sultan Osman zırhlısını teslim almaya gönderilen,

ancak eli boş dönen Rauf (Orbay) Bey







Sultan Osman ve Reşadiye zırhlılarının gerek yapım masrafları ve gerekse en iyi şekilde tamamlanmasını temin için gönderilen subayların maaşları için harcanan meblağ 5.274.228 İngiliz lirasıdır. Bunun yanı sıra yapımı bitmiş olan Sultan Osman'ın hareket edebilmesi için ihtiyacı olan kömür ve sair malzeme için ödenen toplam para 4650 İngiliz lirasıdır.(25) Ayrıca Sultan Osman'ın torpidoları için 40.000, Reşadiye ve Mesudiye zırhlılarının ihtiyacı olan cephane bedeli için toplam 187.354 İngiliz lirası, "Derne" gemisinin vinci için 144, Barbaros ve Turgut Reis zırhlıları için 8, Mesudiye zırhlısı cephane sandıkları ve 24'lük iki adet top bedeli ile Mecidiye'nin mesafe aletinin (telemetre) tamir bedeli için 9184 İngiliz lirası olmak üzere toplam, 5.479. 569 İngiliz lirası ödenmiştir. (26) Dolayısıyla daha önce belirtilen Fatih zırhlısının birinci ve ikinci taksitleri ile,ısmarlanan diğer gemiler için ödenen birinci taksitlerin toplamı olan 453. 866 İngiliz lirasıyla beraber ödenmiş olan genel toplam 5. 933. 346 İngiliz lirasıdır. (27)


Diğer Siparişler


Yine Başbakanlık Osmanlı Arşivinde tespit edebildiğimiz belgelerden anlaşıldığına göre Fransız ve İtalyan şirketlerine de siparişler verilmiştir. Bu hususta düzenlenmiş olan liste aşağıdadır :

Gambotlar için cephane bedeli olup, Paris'te "Anjero" sokağında

"Schneider" kumpanyasına verilen . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 250.000 Frank Tahtelbahirlerin ilk taksidi olarak "Schneider" kumpanyasına verilen . . . . . . . . . . . . . . . . 1.428.000 Frank

Toplam . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 1.678.000 Frank

Altı adet torpido muhribi için " Le Havre" da Ogust Norman Fransız şirketine

verilen ilk taksit. (Bunların beheri 155.000 İngiliz lirasıdır.) . . . . . 93.000 İng. lira.

İtalyan “Ansaldo” ve ortakları şirketine sipariş edilen "Drama" kruvazörünün

bedeli için verilip, mahfuz bulunan 5 Ocak 1916 tarihli antlaşmanın 3.ve 4.

maddeleri gereğince Ansaldo ve ortaklarının borcu olan . . . . . . . .162.761 İng.lira.

Fransız Ogust Norman şirketine 6 torpido muhribi . . . . . . . . . . . 920.000 İng.lira.

Fransız Schneider fabrikasına iki torpido muhribi . . . . . . . . . . . 4.760.000 Frank.


8 Gemi Daha

İngilizlerin el koymuş olduğu bu zırhlılardan başka, bazı Osmanlı gemilerinin de zaptedilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, toplam 20 tonluk iki istimbot Mersin'de Fransızlar tarafından, 218 tonluk 14 numaralı Haliç vapuru Çanakkale Boğazı'nda İngilizler tarafından, 4 tonluk bir başka motor Rus torpidoları tarafından, 1000 tonluk İttihad, 500 tonluk Gürcistan ve tonajı belli olmayan Kozlu gemileri yine Ruslar tarafından, 5012 tonluk Karadeniz gemisi ise Bombay'da İngilizler tarafından zaptedilmiştir. (28)


Hukukî İnceleme


Osmanlı Hükümeti, Sultan Osman ve Reşadiye'nin hareket etmeleri için gerekli olan kömür ve sair malzemeyi satın aldığı gibi, bu gemilerin bedellerini de son taksitine kadar ödemişti. Dolayısıyla zırhlıların haksız bir şekilde İngilizler tarafından müsadere edilmesi üzerine harekete geçmiş ve konunun hukukî boyutunu incelemeye almıştır. Nitekim Sultan Osman ve Reşadiye zırhlıları hakkında, Bahriye Nezaretinin 6 (19) Kasım 1916 tarih ve 48029/47 numaralı tezkeresi üzerine Osmanlı Hükümeti, bu hususta hazırlanan dosyayı "Hukuk Müşavirliği" ne havale ederek görüş istemiştir. (29) Bu dosyadan anlaşıldığına göre, İngiltere'nin el koymuş olduğu iki zırhlıdan başka, "Armstrong ve Vickers" şirketlerine Fatih adında bir zırhlı, dört torpido muhribi, iki denizaltı, iki adet süratli keşif gemisi siparişi daha verilmiştir. Bunun yanısıra Fransa'da "Hoover" şehrinde Ogust Norman şirketine 6 torpido ve Paris'te "Schneider" şirketine de iki deniz altı ısmarlanmıştır. (30)








Reşadiye Zırhlısı denize indirilirken


Hukuk Müşavirliği, el konulan Sultan Osman ve Reşadiye zırhlılarının yanısıra, yine İngiltere ve Fransa'ya sipariş edilen diğer harp gemilerinin teslimi hususunda yapılmış olan antlaşmalara uyulmaması sebebiyle Osmanlı Hükümetince talep olunacak zarar ve ziyanın tespitini ilgili nezaretlerden istemiştir. (31) Hukuk müşavirliği, Armstrong ve Vickers şirketleri ile Osmanlı Hükümeti arasında yapılmış olan antlaşmayı incelemiş ve şu sonuçlara varmıştır :

1) Sultan Osman ve Reşadiye zırhlılarını inşaa ve tamamlanmasını üzerine alan şirket yalnız yapımcı ve müteahhid olmayıp, malzemeyi de sağlamayı üzerine almış bulunmaktadır.

2) Bu gemiler teslime kadar satanların malı olduğundan, teslimden önce ziya’ olmaları halinde uğranılacak zarar satanlara aittir.

3) En önemlisi, zırhlılar tamamlanıp, Osmanlı Hükümeti'ne teslim edilmeden önce İngiltere Hükümeti tarafından müsadere edilmiş bulunduğundan, hukuken ziyan olmuş sayılır ki, bu bundan dolayı ortaya çıkan zarar Osmanlı Hükümeti'ne karşı sorumluluğu devam eden şirkete aittir. (32)

4) Ortaya çıkan bu bağlayıcı durum sebebiyle,gemilerin. kaybından dolayı Osmanlı Devleti'nin uğradığı zarar ve ziyanın,adı geçen şirketlere tazmine mecbur ettirilmesi açıktır.

5) Bu şirketler şimdiye kadar ödenen paraları iade etmekten, ya da masrafları kendilerine ait olmak üzere iki gemi inşaa edip Osmanlı Hükümeti'ne teslim etme mecburiyetinden kurtulamazlar.

6) Tazminat talebi için şartlar müsaid görünüyorsa da, Osmanlı Devleti'nin uğraşmış olduğu zarar ve mahrum olduğu karı İngiltere Hükümeti'nin tazmin etmesi gerekir. Ancak harp gemisi satın alma hususu kar getiren bir ticarî uygulama değildir. dolayısıyla böyle bir talep söz konusu olamayacağından, ancak doğrudan doğruya, uğranılan zarar ve ziyan için tazminat talep olunur.

7) Bu teşebbüsler için ödeme yapılamamış olsa da,bunların faizleri,inşaata nezaret için yapılan masraflar ve gemileri harekete hazır hale getirmek için satın alınan yakıt bedelleri istenebilir. Fakat gemi bedellerini temin için yapılmış olan masrafın, mesela Periye Bankasıyla yapılmış bulunan istikraz neticesinde kaydedilen % 20,5 luk zarar ve ziyanın bu hesabın içinde olduğunu iddia etmek zordur. (33)




Sultan Osman Zırhlısının malzemeleri yüklenmiş, hatta kömürü bile satın alınarak depo edilmişti.


Hukuk müşavirliğine göre, İngiltere Hükümeti'nden tazminat talebinde bulunmak,harbin alacağı sonucun uygun olmasına bağlı bulunduğundan, şimdilik uğranılan zarar ve ziyanın azamî ölçüde hesaplanarak,harbin neticesine göre aynen istenmeliydi. Uğranılan zarar ve ziyanla birlikte, tam olarak düzenlenmiş kesin hesabın,şirketten mi, yoksa İngiltere Hükümeti'nden mi talep edileceği ve daha ne gibi taleplerde bulunulacağının tespit edilmesi gerekiyordu. Çünkü kesin hesabın çıkarılması, gelecekte takip edilecek hususlar hakkında nazar-ı dikkati çekmek bakımından faydalı olacaktı. Bunun için de, ödenmesi gereken meblağın tazmini ve bu gemilerin teslimi halinde ne kadar meblağ daha ödenmesi gerekeceğinin tespiti için mukavelename suretlerinin incelenmesi gerekiyordu. (34)





İkinci olarak, Bahriye Nezareti'nce gönderilen kesin hesaplardan anlaşıldığına göre Sultan Osman ve Reşadiye zırhlıları için muhtelif tarihlerde ödemeler yapılmıştı. Ayrıca ısmarlanmış olan diğer gemilerin yapımına başlanıp başlanmadığı ,başlanmışsa ne aşamada olduğu, subayların maaşları gibi,inşaata nezaret için yapılmış olan masrafların Bahriye Nezareti tarafından ödenip ödenmediğinin bilinmesi gerekiyordu. Nitekim Harbiye nezaretindeki hesapların incelenmesinden anlaşıldığına göre, 649.647 İngiliz lirasından ibaret olan son taksitten önce,birbirini takiben 1.250.000 ve iki kere 470.000 olmak üzere toplam 2.190.000 İngiliz lirası ödenmiş bulunuyordu. (35) Bu arada Bahriye Nezareti 319.800 İngiliz lirasıyla 1.428.000 Frankın ödenmesi gerektiği hususunu Maliye nezaretine bildirmişti. Ayrıca Fatih zırhlısının ikinci taksit bedeli olan 141.013 Osmanlı lirası, 28 Temmuz 1914 tarih ve 104 numaralı emirle, aynı tarihte genel vezneden ödenmişti. (36) Üçüncü olarak, Sultan Osman için 1650 İngiliz lirası mukabilinde satın alınarak gemiye yüklenen 600 ton malzeme ve 3000 İngiliz lirası ödenerek Times nehri çıkışında depo edilmiş olan kömürün bedellerinin iade edilip edilmediğine dair dosyada hiçbir bilgi bulunmaması sebebiyle, bu hususta da Maliye nezaretinden malumat alınması gerektiği hatırlatılıyordu. (37)

Böylece tespit edilen geniş malumata nazaran, İngiltere ve Fransa hükümetlerine karşı ortaya konacak talepleri gösterir bir cetvelin tanzimi için, daha önce ifade edilen görüşler dikkate alınarak Bahriye ve Maliye nezaretlerine tezkere yazılması uygun görüldü. Ayrıca harp gemilerinin her biri için ödenmiş olan meblağı gösterir bir cetvelin tanzimi ve gerekli olan tüm malumatın gönderilmesi hususunda gereğinin yapılmasını sadaret makamına arz edildi. (38)


S O N U Ç


Buraya kadar tespit edebildiğimiz mevcut belgelere göre, Osmanlı Devleti sadece Sultan Osman ve Reşadiye zırhlılarının yapım masrafları için 5.274.228 İngiliz lirası ödeme yapmıştır. Yine daha önce zikrettiğimiz üzere,aynı şirketlere Fatih adında bir zırhlı ve bazı savaş gemileri ile iki de denizaltı ısmarlanmıştır. Bunların birinci taksitleri ve Fatih zırhlısının ikinci taksiti ile birlikte toplam 453.866 İngiliz lirası ödeme yapılmıştır. Sultan Osman için alınan yakıt ve sair masraflar için ödenen para 4650 İngiliz lirasıdır. Ayrıca bu zırhlının torpidoları,"Reşadiye" ve "Mesudiye" zırhlılarının cephane bedelleri, "Derne" gemisi, "Turgut Reis ve Mesudiye" zırhlıları ve "Mecidiye" kruvazörünün bazı ihtiyaçları için de 241.340 İngiliz lirası harcama yapılmıştır. Dolayısıyla 1 Ağustos 1914 itibariyle ödenmiş olan genel toplam 5.969.434 İİngiliz lirasıdır. (39) Bundan başka Fransız "Schneider" şirketine ısmarlanmış olan gambotlar ve denizaltıların ilk taksit bedeli olarak toplam 1.678.000 Frank, yani 73,832 Osmanlı lirası ödenmiştir. Yine Fransız "Ogüst Norman" şirketine ısmarlanmış olan altı torpidonun ilk taksit bedeli olan 93.000 İngiliz lirası ödenmiştir. Ayrıca İtalyan "Ansaldo" ve ortakları şirketine "Drama" adlı kruvazör ısmarlanmıştı. Nitekim bu gemi için borç hanesinde 162.761 İngiliz lirası gösterildiğine göre,daha önceden de bazı ödemeler yapılmış olduğu kanaati kuvvetlidir. Ancak mevcut belgelere göre şimdilik kesin verileri tespit etme imkanı bulamadık. Bu ödenen paraların bugünkü değerini bulmak için, o günkü kurlara bir göz atmak gerekir. 1914 yılı itibariyle 1 İngiliz lirası, 1.13 Osmanlı lirasına denkti. 1 Frank ise 1916 yılı itibariyle 4.44 Osmanlı kuruşu ediyordu. (40) 1 Osmanlı lirası (altın lira) 1914 itibariyle 100 kuruş olduğuna göre, o ana kadar ödenen para aşağıdadır :

5.969.434 İngiliz lirası . . . . . . . . . . . . . . . . = 6.745.460 Osmanlı lirası

1.678.000 Fransız frankı . . . . . . . . . . . . . . . = 73.832 " "

93.000 İngiliz lirası . . . . . . . . . . . . . . . . . . = 105.090 " "

1 Ağustos 1914 tarihi itibariyle ödenen toplam para. 6.924.382 Osmanlı lirasıdır.

Böylece Mayıs 2000 itibariyle bir altın (Reşad) 30.000.000 olduğuna göre:


6.924.382 X 30.000.000 = 207 trilyon. 731 milyar. 460 milyon Türk lirası etmektedir.

Ancak ortaya çıkan bu sonuç yanıltıcıdır. Çünkü 80 yıl önce ödenen bu meblağa, yıllık % 5 normal faiz hesabıyla % 400 ilave edilmelidir. Buna göre ana paraya ilaveten

830 trilyon 925 milyar 840 milyon lira tutarındaki faizle, toplam miktar :

1katrilyon, 38 Trilyon, 657 milyar, 300 milyondur.

Türkiye, Sultan Osman ve Reşadiye'nin bedellerini tamamen, Fatih zırhlısı ve ısmarlamış olduğu diğer gemilerin bedellerinin önemli bir kısmını ödediği halde,bu husus Lozan müzakereleri sırasında Türkiye ile İngiltere arasında en önemli malî meselelerden birini oluşturmuştur. İsmet İnönü, Lozan görüşmeleri için Avrupa'ya gittiği bir sırada İngiltere Hariciye Nazırı Lord Curzon'la görüşmüş ve bir ara Sultan Osman ve Reşadiye zırhlıları meselesini açmıştı. Kendisine, iki boğaz arasındaki gemi sayısının tehlike teşkil etmemesi için siyasî ve askerî teminatın yeterli olmadığını söyledi. Rusya kadar donanma sahibi olmanın gereğini savunarak bu zırhlıları geri istedi. Curzon bu talebi düşüneceğini söyleyerek konuyu değiştirdi. İsmet (İnönü) Paşa'nın ifadesinden bu hususta Türk heyetinin fazla bir gayret göstermediği anlaşılmaktadır. (41) Tamirat meselesinde müttefikler, delegelerimizden ülkemizde bulundurdukları askerî birliklerin masrafları olmak üzere "işgal mesarıfı" adı altında mühim bir para istemişler,sonra bunu 30 milyona kadar indirmişlerdi. (42)

Halbuki Türkiye'nin işgal yüzünden uğradığı zarar yüz milyonlarla ifade edilemeyecek kadar ağırdı. Yunan orduları ülkemizi işgal ettikleri sürede harabeye çevirmişti. Israrlarının en önemli sebeplerinden biri,satın alınıp bedelleri ödendiği halde harpten evvel gasp edilen savaş gemilerinden dolayı Türkiye'nin talep edeceği tazminattı. Ayrıca İngilizler, Avusturya bankasında Osmanlı Devleti adına yatmış olan 5 milyon altına da el koymuşlardı. Böylece İngilizler gasp ettikleri bu altınlarla, hakkımız olan tazminatı mahsup etmeyi düşünmüşlerdi. (43) Fakat Türkiye, Yunanistan'dan hiç bir tazminat alamadığı gibi, bu gemilerin bedellerini de tahsil edemedi. Çünkü Türkiye, 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşmasıyla bu gemi bedellerinden tümüyle feragat etti. Antlaşmanın, "Muhtelif hükümler, II.Fasıl" başlığı altındaki 58.madde şöyledir :

" ... Türkiye, Hükümet-i Osmaniye tarafından İngiltere' sipariş olunup, Britanya Hükümeti tarafından 1914 tarihinde vaz'-ı yed edilmiş olan harp sefinelerine mukabil tediye kılınmış bulunan mebaliğin iadesini ne Britanya Hükümeti'nden ve ne de tebaalarından talep etmemeği kabul ve bundan dolayı her türlü metalibinden feragat eder." (44) Böylece Türkiye'nin bu hususta yapacağı her türlü teşebbüs geçersiz kılınıyordu. Yunanlılar'la harp tamiratı hususunda arabuluculuk etmek isteyen îtilaf devletleri, bundan vazgeçmemiz için Trakya sınırında bulunan "Karaağaç"! bırakmak teklifinde bulunmuşlardı. Ancak Türk delegasyonu başkanı İsmet İnönü,". Karaağaç karşılığında, tamirat ve gemi bedelleri dahil her türlü tazminattan vazgeçmişti. (45)

Mevcut belgelerden anlaşıldığına göre,yapımı bittiği halde Türk zırhlılarını teslim etmemekle antlaşmayı bozan taraf İngiltere'dir .Burada tazminatı ödemekle yükümlü olan birinci derecede muhatap Armstrong ve Vickers şirketleridir.

Dolasıyla Osmanlı Devleti'nin uğradığı zarar ve ziyanı tazmin etmek zorunda olan da bu şirketlerdir. Üstelik taraflar arasında yapılan anlaşma gereğince, o ana kadar ödenmiş olan ana paraları ya iade edecekler,ya da masrafları kendilerine ait olmak üzere iki gemi inşaa edip Osmanlı Hükümeti'ne teslim edeceklerdi.Bu bakımdan Lozan'da hiç olmazsa doğrudan doğruya uğranılan zarar ve ziyanlar için tazminat talep edilebilirdi. Zaten "Periye" bankasından %20.5 nispetle sağlanan istikraz mevcut borç yükünü daha da ağırlaştırmıştı. Gemiler için ödenen paranın faizleri,inşaata nezaret için yapılan masraflar ve bu gemiler için satın alınan yakıt ve sair malzeme bedelleri istenebilirdi. Lozan'da tüm bu hususlar değerlendirilmiş midir ? Konunun ciddi olarak masaya getirilmesi için mukavelename suretleri incelenmiş midir ? Fransız ve İtalyan şirketlerine ısmarlanan gemiler için bir miktar ödeme yapılmıştır. Bunları geri almak için bugüne kadar bir teşebbüste bulunulmuş mudur? Ayrıca İngiliz, Fransız ve Ruslar tarafından zaptedilen iki istimbot, bir motor ve beş büyük ticaret gemisinin akibetleri ne olmuştur ? Savaş sonrası bu gemiler geri verilmiş midir ? Verilmemişse,bunlar için tazminat talep edilmiş midir ? Kaldı ki bunlar savaş gemisi de değillerdi. Şüphesiz Türklerin uğradığı kayıplar bunlardan ibaret değildi .Ancak "Donanma Cemiyeti" nin büyük çabalarıyla, önemli bir kısmı halktan toplanan paralarla satın alınan bu gemiler halkın öz malı idi. Ve zorlu bir savaştan zaferle çıkan Türkiye'nin bu paraya çok ihtiyacı vardı.



Bu konu hakkında bilgi ve resmi olan varsa lütfen katkıda bulunsun.


aliserdar

8 yıl önce - Cmt 06 May 2006, 20:55

Benim yuregimi yakan bir olaydir.Bu Resadiye adli gemimizin (parasini verdigimiz halde sahip olamadigimiz gemimiz)dev bir maketi besiktas denizcilik muzesinde bulunmakta.Bu gemiyi yapan ingiliz sirketi geminin kendisi yerine aslina uygun bir sekilde yapilmis dev bir maketini gondermistir.Bu gemiyi ilk gordugumde cok duygulanmis ve kendimi zor tutmustum.Istanbul besiktasa yakin oturan arkadaslar bu muzeye gidip bu gemiyi gorebilirler.Bir de fotograf cekerlerse harika olur.

Kemal Çevik
8 yıl önce - Pts 08 May 2006, 01:10
Peki ne oldu?


http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=135986#135986

Daha önce şunu yazmıştım.

Kemal ÇEVİK


zihni usta
8 yıl önce - Pts 08 May 2006, 02:03

o kadar geriye gitmeyin 1974 kıbrıs harekatndan sonra "canınımız cigerimiz abd"

parası odenmiş iki cıkarma gemimizi vermedi  

ayrıca esrarkeş bir amerikan denizcisinin egede  kaptan köşkünü vurduğu

muavenet gemisinide unutmam mümkün değil

umarım bir yerde hesabını sorarız....


Levent71
6 yıl önce - Cum 01 Ağu 2008, 20:51

Muavenet dediniz de... Çanakkalede Muaveneti Milliye adında bir gemimiz düşmana çok hasar verdirmiş. Bu ecnebiler hiçbir şeyi unutmaz. Acaba Çanakkale'nin rövanşını mı almak istediler. 40 tane kontrolü geçip de gerçek füzeleri ateşlemek akıl alacak şey değil çünkü.


okçular
3 yıl önce - Çrş 01 Hzr 2011, 14:11

REŞADİYE ve SULTAN OSMAN Dretnotları

Bahriye okulunun alt katında, muazzam bir gemi maketi dururdu. Okula ilk girdiği günden subay çıktığı güne kadar öğrenciler bu gemi maketine bakar içlerini çekerlerdi. Bu İngilizlerin el koyduğu Sultan Osman zırhlısının maketiydi. Maket bugün deniz müzesinde camekân içindedir. Gerçekten dehşetli bir gemi ve fevkalade güzel yapılmış bir maket.

Bu millet gemi hasretiyle yaşadı. Gemi yaptırdı, dünyanın en büyük gemilerini sipariş etti, dünyanın en büyük tezgâhlarına; gemiler bitti, parası ödendi, tam teslim alınacaktı ki, Birinci Cihan Harbinin çıkacağı belli oldu ve İngilizler gemilerimize el koydular, vermediler. İki gemiden olduk.

Ama ne derler, Allah bir kapıyı kaparsa bir başka kapıyı açarmış. Sultan Osman ve Reşadiye’yi kaybettik ama Yavuz ve Midilli geldi. Padişah Sultan Reşat denizciliğin önemini kavramıştı. Hükümette bütçeye olağan üstü ödenek koymuştu. Donanma cemiyeti var gücüyle çalışıyordu. Millet gemi, gemi, donanma diye ayaktaydı. 1911 yılının nisan ayında Averoff zırhlısı Yunan donanmasına katılmıştı. Bizimde bir dretnot almamız şarttı. İngiltere ye sipariş verildi.

Dretnotun mucidi olan İngilizler özel şirketlere ait tezgâhların da zırhlı inşa edip gerek kendi donanmalarına, gerekse yabancı ülkelere satıyorlardı. Çok pahalı olan bu zırhlıların satışından İngiliz ekonomisi büyük yarar sağlıyordu. Bizim hükümet Elswick’deki Vickers Ltd. şirketine ilk dretnotu sipariş etti. Geminim adı Padişah Sultan Reşat’ın ismi idi. Sultan Reşat V. Kısaca Reşadiye deniliyordu. İnşaatı kontrol için bir komisyon seçildi ve komisyon başkanlığına Binbaşı Vasıf Ahmet atandı. Komisyon 1912 de İngiltere’ye giderek Reşadiye’nin inşaatını gözlemlemeye başladı

Reşadiye 23.000 ton olacak, 21 mil sürat yapacaktı. 10 adet 32’lik, 16 adet 15’lik topu ve 3 adet torpido tüpü olacaktı.

Gemi bedeli taksitler halinde ödenmeye başlandı. Ancak geminin inşaatı pek hızlı gitmiyordu. Bu sırada Trablus ve balkan Harpleri oluyordu. Vasıf bey 1912 yılı sonlarında Türkiye ye döndü ve Reşadiye’nin komutanlığına tayin edilerek 23 Nisan 1913 de yeniden İngiltere ye gitti. Reşadiye dretnotunun inşaatı epey ilerlemişti. Aynı tersanede Brezilya hükümeti için de bir zırhlı inşa edilmekteydi. Bu zırhlının da satın alınması kararlaştırıldı ve adı Sultan Osman-ı Evvel (1 Osman) konuldu. Bu gemi 27. 500 tonluktu. Sürati 23 mil, 14 adet 30,5’lik, 20 adet 15’lik topu ve 3 adet torpido tüpü vardı. Müthiş bir dretnot idi ancak çok pahalı idi. Brezilya hükümeti bedelini ödeyemiyordu. Her iki gemi de 1914 yılı ortalarında tamamlanmış olacak ve teslim edilecekti.

Sultan Osman zırhlısının satın alınmasıyla ilgili olarak devrin ileri gelenlerinden içişleri bakanı Halil menteşe’nin anılarında hoş bir bölüm var. Aynen şöyle;

‘… Brezilya hükümeti İngiltere de inşası biten zırhlısını satmak için teklifte bulunmuştu. Averofu Yunanlılara kaptırmanın acısı yüreğimizde idi.O günkü şeraite göre para bulmak çok müşküldü. Fransız Perrier Bankası geminin bedeli olan 2.5 milyon lirayı ikraza muvafakat etmişti. Fakat şerait çok ağırdı.Maliye nazırı Menemenli zade Rıfat bey mukaveleyi imzalamada tereddüt gösteriyordu. Talat Paşa mukaveleleri hazırlatmış, Heyeti vükala odasının yanındaki odaya bankanın reprezantanını getirmiş, Heyeti vükala (Bakanlar kurulu) İçtima halinde idi.
Rıfat Beye hitaben :
< Beyim adam geldi.> dedi.
Rıfat bey : < Canım Talat bey , nasıl imza edeyim bu mukaveleyi ?> der demez, Talat heyecanla ayağa kalktı, Rıfat bey merhumunun zayıf vücudunu kuvvetli pazularının aralarına aldı, büyük bir heyecanla <Beyim Adaları alacağız santim düşünecek zamanda değiliz.> Kolları arasında okşayarak , sakallarını öperek, Rıfat beyi götürdü, mukaveleyi imza ettirdi. Ertesi gün paralar Londra sefirimize gönderildi. O ne heyecanlı bir insandı yarabbi…’

Sultan Osman dretnotunun komutanlığına binbaşılığa terfi etmiş olan Hamidiye kahramanı Hüseyin Rauf Orbay tayin edildi. Rauf Bey 8/1/1914 de gemiyi teslim almak için Reşadiye vapuruyla, yanında pek çok subay ve astsubay İngiltere’ye hareket etti.

Vickers Tezgahlarına bir zırhlı daha sipariş edildi.Adı Fatih . İlk iki taksi dide ödendi. Denizaltı ve torpido bot siparişlerinde yapıldı. Böylece Osmanlı donanması Yunanistan’ın tek Averoff’una karşı 3 büyük modern gemi sahibi olacaktı.

Ancak, İngilizler gemilerin tamamlanmasını geciktirmekteydiler. Sultan Osman zırhlısı Rio de Janerio adı ile çok önceden inşa edilmiş, denize indirilmişti. Geminin donanımı sürmekteydi. Reşadiye ise Londra sefirimiz Tevfik paşanın kızı naile hanım tarafından burnuna şampanya şişesi kırılarak 3 eylül 1913 de törenle denize indirilmişti. Her iki zırhlıya da toplar monte edilmekte, seyir denemeleri yapılmaktaydı, bu arada taksitler de ödeniyordu. Sultan Osman’ın bedelinin tamamı, Reşadiye’nin bedelinin de çok büyük bir kısmı ödenmişti.

1914 yazı gelmişti, gemilerin teslimi gerekiyordu, Fakat İngilizler kah seyir tecrübelerinin tamamlanmadığını, kah topların hepsinin yerleştirilmediğini ileri sürüyorlardı, bizim Türk personel gemileri almak için sabırsızlanıyorlardı, hava fevkalade gerginleşmişti. Türk hükümeti ısrar etti, Temmuz 1914’de kesinkes gemiler teslim alınacaktı. Bir bahane bulunmasın diye son taksitler hemen ödendi ve …. 2 Ağustos 1914 günü son taksidin ödenmesinden yarım saat sonra İngiliz hükümeti Sultan Osman ve Reşadiye zırhlılarına el koyduğunu ilan etti. Bu bir gasp idi. Haydutluktu.


Gemileri kendi paramızla yaptırmıştık.İngiltere de yaklaşan Cihan Harbini sezmiş ve gemileri gasp etmişti.

Siyasi olarak ne yapıldı? Protestolar, yazışmalar… Politik kavgalar… Bilmiyoruz. Vasıf bey , Rauf Bey ve gemileri almak için İngiltere ye gelmiş bulunan tüm personel, Reşit Paşa vapuruna bindiler ve döndüler. Reşit Paşa vapuru 22 Ağustos ta İstanbul’a vardı.

Ve kısa bir süre sonra Cihan savaşı başladı.

İngilizler Reşadiye ye Erin, Sultan Osman’a da Agıncourt adını verdiler. Bu iki zırhlı İngiliz donanmasına katıldı ve Birinci Cihan savaşında görev alarak jutland deniz savaşına katıldılar. Erin 1922 de hurdaya satıldı. Agıncourt da 1924 de rezervden düştü. Fatih zırhlısı ise kızakta ana omurgası yapılı halde hurdaya satıldı. (1)

(1) Dünden bugüne Bahriyemiz Kastaş aş yayınları s.185-189


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> HABERLER ve SOHBET