Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2

Kürt Sorunu ve Terör Sorunu birbirine karışmış ve ..
bu 2 sorun yeni anayasayla birlikte çözüleceğine inanıyorum 28.6%  28.6%  [10]
bu 2 sorun yeni anayasayla birlikte çözüleceğine inanmıyorum 62.9%  62.9%  [22]
çekimserim 8.6%  8.6%  [3]
Toplam Oy : 35

fatih civelek
6 yıl önce - Pzr 29 May 2011, 23:58

Zilan Kimdir ve hangi felsefenin ürünüdür?

ccamkara demiş ki:
mesela onlar için şehitlik ölüm ötesiyle alakasız olabilir. vatan için ölüyorlardır ve bu faaliyetleri yaşayanlar açısından şehit addedilmeleriyle sonuçlanıyordur. bizdeki dini kavram onlarda kendi dinlerine veya seküler görüşlerine karşılık geliyordur.


Aslında bu konuya biraz daha ekleme yapmaya niyetliyim. Zira bunlar seküler olarak bu şehitliği düşünmüyorlar. Teröristlerin eğitimi esnasında içinde ve düşüncesinde barındırdikları islam dinini suistimal edild. Hakikaten onlara göre (sözde) vatan topraklarını kurtarmak için çatışmalarda ölmeleri şehitlikle (inanç olarak) ödüllendirileceğini varsayıyorlar. Bir boş uğruna kurban gittiklerini düşünsel denklem olarak anlayamıyorlar. TRT'de yayınlanan 'Büyük Takip' programında KCK ve PKK ile organik bağ ispatlandıktan sonra yakalanan KCK gençleri dağda ölen arkadaş ya da akraba fertlerinin şehit olduklarını söylüyordular emniyet sorgulamalarında. Emniyet müdürleri ise neticede şehit olmadıklarını anlattı bunlara .. Hatta ve hatta bazı orta yaşta olan KCK üyeleri şu an emniyet sistemi içerisinde hizmet ediyorlar. Kısaca tekrar topluma kazandırıyorlar.

dozciwanan demiş ki:
ZİLAN TAKTİK USTALIK VE EYLEM KESKİNLİĞİ DEMEKTİR



Özgürlük mücadelesini yürüten biz Kürt kadınları bugüne kadar bir çok bedel ödeyerek geldik. Zilan da bu bedellerimizden biri oldu. Rahşan, Zekiye, Bese, Beritan, Ronahi, Berivan ve daha ismini sayamadığımız nice özgürlük şehitlerimizin takipçisi olan Zilan yoldaş ve diğer şehitlerimizin yılmaz direnişleridir bizleri bugüne getiren. Ardılları olan bizler de bu çizgiyi uygulama göreviyle karşı karşıyayız.

Zilan’ın aşkı, onurlu ve şerefli bir yaşamaydı. O yüzden büyük amaçlar uğruna mücadele edip şehitlik mertebesine ulaştı. Böylesi görkemli bir eylem karşısında yapılması gereken, anlam derinliğini geliştirmek ve takipçiliğini yapmaktır.

Zilan arkadaş şahsında bütün şehitlerimizin onurlu mücadelesi önünde saygıyla eğiliyor ve onların takipçisi olacağımızın sözünü yineliyoruz.”

Kaynak: google'da dozaciwanan ve zilan kelimelerini beraber arattırarak kaynağa ulaşabilirsiniz


Zilan'ın gerçek ismi ise Zeynep Kınacı'dır ve Türkiye'nin batısında yetişen Zeynep birgün özgür olmak ister .. ama bu özgürlük için beyini yıkanmış bir eroin deposu olmuştu sanki .. ölümünün 12 yılında hala ZILAN ismi etrafında sahte bir efsane üretildi .. hatta bugün bile Istanbul, Kocaeli gibi metropollerde ZILAN adı altında Kürt Kadınları arasında güye kültürel faaliyetler düzenleniyor. Bu kadınların google'daki görsellerde de görüldüğü üzere eğitimsiz olmalarından dolayı hangi felsefeye hizmet ettikleri bile farkında değiller. Neden Zilan'ın anısına bu organizasyonlar yapılıyor .. çok ilginizi çekecektir .. sahte bir feslefeyi ve efsaneyi bu terör örgütü nasıl ürettiğine bir bakalım:

dozciwanan demiş ki:
YJA Star mesajında, “Şahadetinin onikinci yılını geride bırakıp onüçüncü yılına girerken tanrıçalaşan fedai komutanımız Zeynep Kınacı arkadaşı saygıyla anıyor, YJA STAR güçleri olarak anısına bağlılığın gereği, özgürlük mücadelemizi ve anlamlı yaşama ısrarımızı daha da derinleştireceğimizin sözünü yineliyoruz” diye belirtti.

“Zilan yoldaş, insan enerjisinin yarattığı yaşam ve anlam gücüyle eylemini gerçekleştirmiş 30 Haziran gününde hakikat aşkının yarattığı özgür yaşam tutkusuyla onurlu ve soylu olanın mücadelesini vermiştir” diyen YJA Star şöyle devam etti: “Ve 30 Haziran tarihinde gerçekleştirdiği bir ilk eylemle Kürt halkının ve kadınlarının yaşam ve mücadele çizgisi, bilinç aydınlanması, kadın soy zincirinin en sağlam halkalarından olmuştur. Düşman gerçekliğinin Kürdü ve kadını inkâr ve imha etme, tüketme, yok etme politikaları karşısında, yaşadığı anlamlı yaşam gücünü bedensel bir patlamaya dönüştürerek hakikat aşkının nasıl olması gerektiğini ortaya koymuştur.

..

YJA STAR militanları olarak Zeynep Kınacı ve binlerce kahraman şehidimizin soy çizgisine, özgürlük amacına ve yüceliğine bağlı kalmayı onur biliyoruz. Bizlerin anlamı, yaşam ve mücadele gerekçesi bu değerlerdir. Bu özgürlük değerlerimize başta Önderliğimize, şehitlerimize, halkımıza ve yoldaşlarımıza saldıran herkese karşı mücadele etmeyi Zeynep arkadaş gibi soylu ve erdemli olma olarak anlıyoruz. Bunun aksini geliştirmek soysuzluk, onursuzluk, gaflet olur ki hiçbir kadın özgürlük savaşçısı bunu kabul etmez.




Bir sonra ki bölümde .. Kürt kadının uyduruk felsefi tanımı neden üretildi ?


fatih civelek
6 yıl önce - Sal 31 May 2011, 02:36
pkk sahte felsefesine göre


07 Kürt Kadını = en bozulmuş neslin en basit fiziksel üreticileri

Alıntı:
Önder Apo yaptığı çözümlemelerinden birinde, "en bozulmuş neslin en basit fiziksel üreticileri" diye bir tanımlamada bulunuyor. Buradaki tanımlamada Kürt erkeği gerçekte en bozulmuş nesli anlatırken, kadın da bu erkeğin neslini sürdürmesini sağlayacak basit üretici olarak ortaya çıkıyor. Sınırlı bir gözlem bile bu neslin yapısını anlamamıza yetecektir: Bozulmuş nesil yaşamın anlamından habersizdir; vatansız, kimliksiz, özgürlüksüz, tarihten habersiz, donmuş bir yürek ve silinmiş bir bellekle toprağın üstünde gezinebildiğinde buna 'yaşamak' diyebiliyor. En rahatsız edici ve tiksindirici koşullarda kendini en pespaye rahatlığın pamuktan ellerine ve tenekeden yüreğine terk edebiliyor. Kimlik olmayınca ve kimliksizlik sorun yapılmayınca, doğal olarak gururdan da söz edilemiyor. Tarih bilinci ve ulusal bilinç yok olunca, ulusal gurur da yitip gidiyor ve ne yazık ki bu durumda utanç duygusunun yaşanması mümkün olmuyor. Doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini ayırt etme yetisini yitirmiş kimsede vicdan yoktur. Vicdan olmayınca, kişi ne utancı ne de gururu yaşayabiliyor. Gerçekte ise böylesi bir tip insan olarak hiç yaşamıyor.


Kısaca ana nedenlerden birisi Kürt kadınının en basit üretici olması tembel kürt erkeğinden kaynaklanıyor .. peki başka nedenler nedir ??

Alıntı:
Dolayısıyla Kürt kadını "en bozulmuş bir neslin en basit fiziksel üreticisi" konumundan çıkmadıkça, ulusal soy sürdürme düzeyini yakalamak imkansızdır. Kadının özgürleşme yoluna girmesi ancak böyle bir konumdan tamamen kopmasıyla mümkün olabilir. Bu açıdan kadının kurtuluşu, ülkenin ve ulusal kurtuluşuyla özdeştir. Özgürleşen kadın; özgürleşen vatan, özgürleşen ulus ve özgürleşen erkektir. Zilan yoldaş kadının özgürleşmesinde ulaşılması gereken düzeyi temsil etmekte; bununla da kalmayarak, bu düzeyi yakalamanın emredici gücü olmaktadır. Mevcut gerçekliğin derin bilincine ulaşmadan ve bununla birlikte zapt edilmez özgürlük tutkusu olmadan, böyle bir düzey asla yakalanamaz. Bunun tersi, hızla yaşamın tükenişine götüren en soysuz bir yaşama yol aldırmaktan başka bir sonuç veremez.


Demek ki kürt kadını özgürleşmedikçe, kendi ait olduğu erkeğinden koparılmadıkça bu zihniyet ulus kuramıyormuş muş .. Peki kürt erkeğinden kaynaklanan bu problem nedir ?

Alıntı:
Oysa Kürdistan gerçeğinde bu genel doğrunun pratik geçerliliği kalmamıştır. Kürt erkeği düşman tarafından korkunç bir biçimde güçten düşürülmüş, iğdiş edilip iktidarsızlaştırılmıştır. Bütün iktidar mevzilerinden kovulan Kürt erkeği, Önder Apo'nun deyişiyle 'karılaştırılmış erkek'tir. İktidar gerçeği muktedir olmayı, kuvvet ve kudret sahibi haline gelmeyi gerektirir. Oysa en değme Kürt erkeği bile, sıradan bir düşman askeri karşısında çaresizdir. Özellikle ülkemizin ulusal diriliş ve direniş tarihi öncesindeki erkeğin durumu tamı tamamına budur. Bu iktidarsız erkeğin kendini iktidar yapabileceğine inandığı tek bir alan kalmıştır: Bu da ailedir. İktidarsız erkek, aile içinde kadın ve çocuklar üzerinde en çarpık bir iktidar biçimine yönelmekte; böyle bir ortamda en iktidarsız haliyle iktidar olduğunu kanıtlamaya çalışmaktadır. Köle bile olmayan erkek ve böyle bir erkeğin kölesi bir kadın, Kürt'ün trajedisidir. Kürt'ün tükenişini böyle bir aile gerçeği ortamında görmek hiç de zor değildir. Bir özel mülkiyet kurumu olarak aile, genelde bir olumsuzluğu ifade etse de, Kürdistan somutunda Kürt'ün en büyük kördüğümüdür. Kürt'ün kaderi bu kördüğümün mutlaka çözülmesine bağlıdır. Kürt gerçeği bütün çıplaklığıyla görülmek ve köleliğin bile gerisinde seyreden statüsü anlaşılmak isteniyorsa, buradan yola çıkılması şarttır.


Bunları akatarmamın sebebi ise kürt anneleri ve anneaneleri terör örgütü kandırabilmek için onları sözde erkeklerinden koparıp özgürleştirebilmek için sahte bir felsefe üzerine konumlandırılmalarından ibarettir. Bu felsefe Kuran'a bile aykırıdır. Zira Kuran'a göre içinde 24 defa erkek ve 24 defa da kadın kelimesi geçmektedir. Bu vesileyle kadın ne erkekten üstündür ne de erkek kadından üstündür, kadın ve erkek her halûkarda eşittir.

Bu bilgilerden yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, bu örgütün yasal partısınde vuku bulan eşbaşkanlık sistemi bu felsefeden kaynaklanıyor. Hem de kendi özerklik sistemlerinde bile güya komünal sistem içerisinden her yönetim biriminde bir kadın ve bir erkek var .. vesaire ..


kaynak: google'da 'dozaciwanan erkek iktidarsiz' şeklinde tarattırdıktan sonra ilk internet link.


bu konuda bugün tevaffuken Ali Bulaç'in müthiş yazısı kadın-erkek eşitliğini günümüze göre doğru yorumluyor. Üstte ki alıntıların daha doğru akademiksel bir analiz ile nasıl tezat düşebileceğinin adeta göstergesi: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1025


fatih civelek
6 yıl önce - Sal 31 May 2011, 18:27

08 Neden Selahattin Demirtaş Hakkari'de 3'te 3 yapmak istiyor?

Hakkari TBMM için 3 milletvekili sayısı çıkarabiliyor. Niyetledikleri özerkliğin ilk başarısın kendilerince Hakkari de başlatacaklar. Tüm milletvekilliklerini kapıp Türkiye'nın bu en ucra köşesinde ki ilini tamamıyla her temsiliyet açısından AKP'den kurtarmak isteyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Peki neden ? (bir önceki sayfada 'çarçella' konusunu okumak gerekiyor) Bunu anlayabilmek için öncelikle Mehmet Altan'ın 7 mayış 2011 tarihli yazısına bakmak lazım:

Mehmet Altan demiş ki:
Hafta sonu, bölgede Kürt siyasetinin, eğere radikal değişimler olmaz ise “bu seçimlerin son seçim olduğunu” çok net ifade ettiğini duydum…


12 Haziran’da bölgeden beklenen milletvekillerinin seçilmesi, ardından gelecek olan yerel seçimlerde de kritik noktalardan yüzde 90 civarında oy alınması halinde, Kürt siyasetinin artık Ankara’yı muhatap almayacağını, dünyadan gözüne kestireceği bir muhatapla yola devam edeceğini duydum

kaynak: http://www.stargazete.com/yazar/mehmet-altan/gune ...349720.htm


Zihniyette ise bu 2011 milletvekili seçimleriyle oyları pekiştirmek ve 2012 yılında ki yerel seçimlerde bu hat safhaya çıkarıp bölgede %90 oylara ulaşmak. Ancak o zaman dünyaya ayrılabilmenin meşruiyetini köküyle elde edebileceklerini hesaplıyorlar. Hakkari bu konuda (alıntısını yaptığımız cümlede olduğu gibi) kritik nokta.

09 Hakkari ile Şırnak tamamıyla koparılmak isteniyor. Bu nasıl yapılacak peki?

Her seçimde AKP'yi ekarte ederek. Bu işe bölgeyi ziyaret eden başbakan'ın mitinglerini boykot ederek ve halka baskı yaparak. Bu da yetmiyor. Daha sonra ise 2012 yılında yerel seçimlerde tüm bölgede kazandıkları 100 civarı belediye'ye AKP'yi sokmamaya çalışacaklar. Bu yıl seçim meydanlarında 2012'nın resmen provası yapılmış oldu. Diyarbakır'da bu provayı hat safhaya çıkaracaklar .. tabii ki Diyarbakır kolay bir lokma değil. %46 BDP oy çıkarttığı yerde %40 AKP oy çıkartıyor. Yani halk yarı yarıya ve yarım milyonluk bir Diyarbakır'in hepsi başbakan'ın mitingini boykot edemeyeceğine göre Diyarbakır'ı tamamıyla elde edemeyeceklerini bildikleri için Hakkari ve Şırnak daha kolay lokma olarak görülüyor. Bunu daha da pekiştirmek için bölgede AKP adaylarına kendi merheleleri yönünde güya çağırada bulunuyorlar.

Alıntı:
Demirtaş'dan istifa çağrısı!

YSK'nın adaylara veto kararını değerlendiren Eski BDP Genel Başkanı Demirtaş, "Özellikle AKP adaylarına sesleniyoruz; seçimlerden çekilin. Sizler de o oyuna alet olmayın, istifa edin" dedi.

kaynak: http://www.haberform.com/haber/bdp-esbaskani-sela ...-77494.htm


Hemen hemen 1.5 - 2 yıl önce Gülten Kışanak'ın meclis'teki parti konuşmasında sarf ettiği bir cümle vardı. "Sizi bir daha kazandiğimiz belediylere sokmayacağız". Taa o zamandan bugünkü sözde direniş ve başkaldırışın sinyalleri veriliyordu. (bdp'nin sistesinde kaynağı bulunabilir). Kürtçe başkaldırıya'da kendileri serhildan diyorlar ve kendilerince her şehri serhildan şehri ilan ediyorlar .. vesaire .. olay sadece apo tarafından bu başkaldırış teoriye döküldü ve şimdi de partikte ki uygulamarı yapılıyor vesaire .. ama korkmamak lazım. Zira hukuki olarak bir zemin olmadığı sürece istedikleri hiç bir karış toprağı koparamazlar.

2011 = Milletvekili seçimleri .. partık uygulamanın başlangıcı .. Demokratik özerkliğin hizlandırılması
2012 = Yerel seçimler ile bölgedeki oyları %90 lehine çevirmek - en şiddetli yıl ilan etmek isteyecekler
2013 = Bölge'deki ülkelerin kürtlerin kurtarılabilmesi için Türkiye'de özerkliğin ilan edilişi
2014 = Nihayetinde Kürdistan'ı resmi olarak kurup ilan etmek.

Ama .. Yeni kendileri de biliyorlar ki yeni anayasa ile planladıkları ve arzuladıkları hayal tümüyle sönecek ve ellerinde ki tüm kozlar yok olacak. Bu yüzden şiddete başvuruluyor. (daha sonra çözüm olarak bu oyunun nasıl bozulabileceğini anlacağım). Proje kısaca bundan ibaret.


10 tasavvuf diyor ki: "Ameller niyetlere göredir"

Bu başlığın birinci sayfasında da bahsettim. Insanoğlu siyasi bir varlık olduğu için herşeyi bilimsel/akademiksel açıklamak durumundadır. Zira açıklayamadiği yerde tasavvuf girer işin içine. Bazı cevaplar manevi alanda cevap bulur.

örnek: Birgün bir çift (karı koca) bir Allah dostuna giderler. Adam mürşidine sorar. Biz Istanbul'dan taşınmak istiyoruz. Ya Kayseri'ye ya da Konya'ya .. ama gönlümüzden Kayseri geçiyor. Ne buyurursunuz efendim? diyor. Evliyaullah ise 'dua edeceğiz inşallah' diyor ve 'ayrılabilirsiniz' diyor. Adam direniyor, yahu söylesene ne buyur ediyorsunuz. Tekrar 'dua edeceğiz inşallah' cevabını alıyor. Adam bu sefer tam çatlıyor. Yahu cevap versene diyor. Evliyaullah ise; "Sen zaten niyetini yapmışsın ve herşey belli, bize ise bu niyetinizin hayırlı olması için dua etmek düşüyor" diyor.

Bu olay apaçık BDP'nin zihniyetinin niyetini doğru tahlil etmek için yeterlidir. Bunların Türkiye Cumhuriyeti ile barışmaya ya da yeni ve demokratik bir Cumhuriyete geçiş için katkı yapmaya niyetleri olmadığı ortaya çıkıyor. Niyet belli ve niyette kolay kolay değışmeyeceğine göre bu niyeti amelleriyle gerçekleştirmek üzere baskı altıda kukla gibi uyguluyorlar. Bunun üzerine düşünmek lazım. Bu niyetlerini nasıl bozabiliriz bunun üzerine konuşmak lazım. Farklı yollar elbet var ve katkıları beraberce sunalım.

Bir sonrakı bölümde; Bölge'deki baskıyı nasıl bertaraf edebiliriz? Fikirler ve çözümler!



fatih civelek
6 yıl önce - Sal 31 May 2011, 20:44

11 Bölge'deki siyasallaşan terör baskısı nasıl bertaraf edilebilir?

Bu arada konu üzerinde devam ilerlerken "Kürt Sorunu" üzerine Türkiye'nin aydın ve entelektüel aklı neler yazdı ve neler yazmaya devam ediyor? Altta sıraladığım kaynakları zaman içerisinde küçük alıntılarla sentez üreterek sunulan çözümlere göz atacağız.

* Yeni şafak - Akif Emre - 31 Mayıs : Kürtlere adalet mi, taviz mi?
* Akşam - İsmail Küçükkaya - 31 Mayıs 2011 : Kürt sorunu nasıl çözülür?
* Star gazetesi - Berat Özipek - 31 Mayış 2011 : BDP ne yapmalı
* Zaman - Şahin Alpay - 31 Mayıs 2011 : Nasıl bir statü
* Milliyet - Taha Akyol - 30 Mayıs 2011 : Kürt meselesi nereye?
* Star gazetesi - Nasuhi Güngör - 31 Mayıs 2011 : Çapulcuların gölgesinde siyaset
* Star gazetesi - Doç. Dr. Yalçın AKDOĞAN : Öcalan’ın ‘BDP açılımı’ müthiş akademisel makale
* Star gazetesi - Açık Görüş : Kürt milliyetçiliğinin İslam’la imtihanı
* Yeni şafak - Hilal Kaplan - 30 Mayıs : Kürt hareketi Öcalan'ı muhatap alıyor mu?
* Yeni şafak - Yasin Aktay - 30 Mayıs : Bundan demokratik özerklik değil derebeylik çıkar
* Zaman - Ali Bulaç - 30 Mayıs : 15 Haziran
* Yeni şafak - Yaşar Süngü - 29 Mayıs : PKK terörü ile büyük marketler arasında kalanlar
* Yeni şafak - merkez - 29 Mayıs : Baskıyı geçtiler yakmaya başladılar
* Star gazetesi - Mustafa Karaalioğlu - 27 Mayıs : AK Parti gitsin de...
* Zaman - Mümtazer Türköne - 27 Mayıs : Kürt ulusalcılarının şiddet kampanyası
* Milliyet - Fikret Bila - 26 Mayıs : Toplumsal Mutabakat ve Milli Bütünleşme Projesi
* Star gazetesi - Ergun Babahan - 26 Mayıs : Ürperten söylenti ve haberler
* Akşam - merkez - 26 Mayıs : Listenin şifresi KCK ablukası


Seçimlere kadar yeni makalelerin kaynaklarını foruma zenginlik olarak aktarmaya devam edeceğiz


Figen
site denetçisi

6 yıl önce - Sal 31 May 2011, 21:01

Alıntı:
12 Haziran’da bölgeden beklenen milletvekillerinin seçilmesi, ardından gelecek olan yerel seçimlerde de kritik noktalardan yüzde 90 civarında oy alınması halinde, Kürt siyasetinin artık Ankara’yı muhatap almayacağını, dünyadan gözüne kestireceği bir muhatapla yola devam edeceğini


Kesinlikle çok doğru bir tespit. O bölgede yaşayan vatandaşlarımız 12 Haziran'da "yol haritalarını" çizecekler. Umarım bu harita Ankara'yı gösterir...



Fatih C1
6 yıl önce - Sal 31 May 2011, 21:03

Alıntı:
12 Haziran’da bölgeden beklenen milletvekillerinin seçilmesi, ardından gelecek olan yerel seçimlerde de kritik noktalardan yüzde 90 civarında oy alınması halinde, Kürt siyasetinin artık Ankara’yı muhatap almayacağını, dünyadan gözüne kestireceği bir muhatapla yola devam edeceğini


Burası libyamı sanıyorsunuz. Bir ülke Türkiyenin iç işine karışmaya kalkarsa bunun sonu Savaşla biter.


Burç

6 yıl önce - Sal 31 May 2011, 21:08

Şu anda Kürt sorunu ile ilgili alt alta 3 ayrı başlıkta tartışma var.
Herkes ayrı başlık açmasın, tek başlık altında fikirlerimizi yazalım, takip etmesi de zor oluyor.
Görüşlerini diğer başlıklarda yazmış olan arkadaşlara da ayıp oluyor.

Bir sene önce açılmış olan şu başlıktan devam edebiliriz :
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=101409
Veya bu :
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=102481



sayfa 2
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET