Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2
Akın Kurtoğlu

12 yıl önce - Cmt 23 Nis 2005, 02:10

Sevgili Sina Bey,

Yazdıklarınıza ekleyecek ne kalmış ki? Sadece imzamı atabilirim yazının altına... Ne bir eksik ne de bir fazla...

Gerçekten de: "İstanbul is not Constantinople"

Ve artık İstanbulluluk bir yaşam biçimi olmalı!...

Akın KURTOĞLU


Haldun34

12 yıl önce - Sal 26 Nis 2005, 12:47

Sorunun kaynağında hala köylü toplum olarak kalmış olmamız ve aydınlanmanın nimetlerinden tam anlamıyla yararlanamamış olmamız yatıyor fakat herşeye rağmen bugün dünden daha aydınlık.

Haldun34

12 yıl önce - Cum 08 Tem 2005, 17:49

Istanbul her büyük şehir gibi birçok farklı katmanlardan oluşmakta. Geçen haftaki mimarlar forumunda bu farklılıklar enine boyuna irdelendi. Bu arada bu konu başlığının başında belirttiğim 1950'den beri 10.000.000 kişi göç etti sayısını 14.000.000 olarak update etmek istiyorum.

Katmanların sayısından çok aralarındaki farkın çok yüksek olduğu aşikar. Bu toplumumuzdaki gelir dağılımı uçurumunun bir yansıması aslında.

Biz bu yazı başlığıyla ilgili olumlu olumsuz eleştiriler aldım. Ancak geri kalmış katmanların gelişmesi ekonomik ve kültürel ilerlememize bağlı. Her şeye rağmen bu gelir seviyemize göre göz önündeki katmanların bir mucize yarattığı besbelli.

Saygılarımla,



umit1
12 yıl önce - Prş 21 Tem 2005, 10:43

Sayin Haldun 1974,bende Akin Bey'in soylediklerine 100% katililiyorum,herseyi ,bu arada herkezin bildigi ama pek soylemeye cesaret edemedikleri seyleride soyleyivermissiniz bir cirpida.
Ozellikle sayet dogum yiliniz 1974 veya daha sonrasi ise bu daha da umit verici bir olay benim icin,zira yeni neslin herseye ragmen benim neslimden daha fazla yasadigi cevreye onem verdigini,kendilerine bu yeniliktir,bu modernliktir,bu cagdasliktir diye dayatilan ve de dayatilacak seyleri babalarinin ,dedelerinin yaptigi gibi sorgulamadan kabule hazir olmadiklarini gosteriyor.

Bu arada yazdiklarinizin dogrulugunu kitap okuyarak degilde kendi hayat tecrubeme dayanarak bilebilecek kadar tevellutumun eski oldugunuda soyleyeyim.

Tekrar tebrik ederim,harika bir is basarmissiniz.


umit1
12 yıl önce - Prş 21 Tem 2005, 11:09

Sina Bey,sizde harika bir sekilde isin ozunu anlativermissiniz bazi tabu sayilan soyleri de soyleyivererek,tebrik ederim,Tip Doktarlarinin bir kurali vardir,derlerki "Dogru Teshis,Dogru Tedavinin onsartidir" Bazi seylerin soylenmesi bazilari icin kirici olabilir,dogrudur,ama soylenmeyip saklanmasi halinde dogru tedavi yapilamiyacak sonunda herkez kaybedecektir.

Yalniz eklemek istedigim ufak bir sey var,bir insanin dogma buyume Istanbullu olmamasi onun Istanbulu sevmemesini gerektirmez,mesela rahmetli Celik Gulersoy Istanbullu degildi ama Istanbulun gorup gorecegi en iflah olmaz Istanbul asiklarindan biriydi,ote yandan dededen,babadan kalma cennet gibi bahceler icindeki harikulade kosklerini ,evlerini para hirslari icin yap-sat cilara verip Istanbulun insan silosu ucubelerle doldurulmasuna canak tutanlarin buyuk bir kismi bir kac gobekten Istanbullu idiler.


Haldun34

12 yıl önce - Cum 22 Tem 2005, 05:53

Ümit bey bu konuda gösterdiğimiz hassasiyet ailemden bana miras kaldı diyebilirim.

Daha öncede dediğim gibi İstanbul eskisini bilmeyeni veya duymayanı rahatsız etmeyecek kadar da canlı bir kent aynı zamanda. Yani sadece bardağın dolu tarafına bakarsanız tabiki muazzam ilerlemeler olmuş ve olmakta. Fakat burada değinmek istediğim genel olarak şehrin mücevher kutusu görüntüsünden kaba bir portakal sandığı olmakla sonuçlanan dönüşümü.
Bugün bir Levent skyline görüntüsü, köprüler, havalimanı , bazı stadlar, metrolar var bunlar tabiki önceden gelişmelerini tamamlamış ülkelerdeki örneklerinden örneğin bir İngiltere, bir Fransa dahi daha yeni ve güzeller. Fakat 22. mimarlar kongresinde de değinildiği gibi şehrin tüm yönlere doğru önüne çıkan ormanı yeşil alanı doğal güzellikleri de yok ederek büyümesi kontrol edilemiyor.
Bu büyümede alt katmanlarca oluyor. Bugün Olimpiyat statı çevresindeki Altınşehir'den kareler alsak ve buraya yüklesek bu görüntülerin nereden alındığını da söylemesek kim çıkar bunlar Istanbul diyebilir. Aynı olgu Sultanbeyli, Samandıra vb kalitesindeki yerler için de geçerlidir. Buralarda yaşayanlarda maalesef şehre hiç bir sosyal bağ ile bağlanmamışlardır. Bilgi kültür ve tecrübelerinde İstanbul'da yaşamaktan dolayı çok nadiren bir ilerleme olabilmektedir. İşte sorun burada düğümlenmektedir. Bu insanlarımız sürekli görmezden gelindiler, bu mahallelerdeki büyüme rant uğruna teşvik edildi. bunun zengin versiyonu da Kadıköy, Erenköy, Suadiye gibi semtlerde ada çamlı yeşil bahçeler içindeki köşklerin yıkılarak yerine 10-15'er katkı beton kulelerin dikilmesiyle yaşandı ve yaşanmakta. Sonuç olarak tüm değişimin temelinde rant yatıyor ne yazıkki.

Özet olarak önümüzde bir nescafe fincanı var. Duyarlı ve gelişmiş kesim olarak çok süt döküp rengi açmaya çalışıyoruz, elimziden geleni güçlüklere rağmen yapmaya çalışıyoruz. Son gelişmeler de bunu temsil ediyor. Fakat madalyonun diğer tarafında oluk oluk kahve ekleniyor. Biz 5 damla süt damlattığımızda karşı taraf 1/2 bardak kahve daha döküyor. renk sürekli koyulaşıyor....

Ondan sonra oturup Avrupa'ya kızıyoruz. Bizi neden beğenmiyorlar diye. Çünkü sadece damlatılan sütün kalitesindeki ilerlemeye göre yorum yapıyoruz.



Haldun34

11 yıl önce - Pts 26 Arl 2005, 09:26

Alıntı:
İstanbul'daki Anadolu

İstanbul'da yaşayanların sadece yüzde 37'si İstanbul nüfusuna kayıtlı. Nüfusun yüzde 63'ünü Anadolu'nun diğer şehirlerinden göç edenler oluşturuyor. İstanbul'da İstanbullu olmayanların başında, 375 bin kişiyle Sivaslılar geliyor

Mehmet Gündem - İstanbul

Devlet İstatistik Enstitüsü (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre İstanbul, Türkiye ortalamasının 19 kat üzerinde bir nüfus yoğunluğuna sahip. Türkiye genel nüfusunun yüzde 15'ini, Türkiye kent nüfusunun da yüzde 23'ünü İstanbul oluştuyor. Ekim 2000'de yapılan nüfus sayımlarına göre, İstanbul nüfusu 10 milyon 18 bin. Bu nüfus içinde "İstanbul doğumlu olanlar"ın sayısı yaklaşık 3 milyon 780 bin.
İstanbul'da, köken itibarıyla illere göre nüfus dağılımı yapıldığında ilk 10 il sıralamasında Karadeniz bölgesinin öne çıktığı görülüyor. Sıralamada 375 bin kişiyle birinci sıradaki Sivas'ı, Kastamonu (263 bin), Giresun (245 bin), Ordu (244 bin), Trabzon (214 bin), Samsun (212 bin), Tokat (203 bin), Malatya (195 bin), Sinop (179 bin), Erzurum (186 bin) izliyor.

10 yılda çok şey değişti
2000 nüfus sayımı ile 1990 sayımı arasında küçük farklılıklar var. 2000'de Kars, Rize ve Erzincan'ın düştüğü listeye Samsun, Tokat ve Erzurum giriyor.
1990 sayımında İstanbul'daki nüfusun illere göre dağılımında ilk 10 şöyleydi:
Sivas (317 bin), Kastamonu (222 bin), Kars (214 bin), Giresun (210 bin), Ordu (163 bin), Trabzon (175 bin), Erzincan (150 bin), Malatya (141 bin), Sinop (135 bin), Rize (131 bin).
1990 sayımına göre İstanbul'da Şırnaklıların sayısı 1412 ile son sırada yer aldı. 10 yıl sonra bu rakam 6 bin 615'e çıktı. 2000'de listenin sonunda 3 bin 795 kişiyle Hakkâri var.

10 ilçede Sivaslılar önde
İstanbul'un 32 ilçesinin 10'unda Sivaslılar çoğunlukta. Bu ilçeler Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Gaziosmanpaşa, Kadıköy, Kağıthane, Maltepe, Sarıyer, Şişli ve Ümraniye olarak sıralanıyor.

İlçelerdeki nüfus dağılımında Sivaslılardan sonraki sıralama şöyle:
Giresunlular 5 (Beykoz, Beyoğlu, Eyüp, Tuzla, Zeytinburnu), Erzincanlılar 2 (Adalar, Kartal), Kastamonulular 2 (Fatih, Bayrampaşa), Ankaralılar 2 (Bakırköy, Beşiktaş), Ordulular 2 (Çatalca, Şile), Tokatlılar 2 (Küçükçekmece, Silivri), Erzurumlular 2 (Sultanbeyli, Pendik) Trabzonlular (Güngören), Malatyalılar (Esenler), Rizeliler (Üsküdar), Ardahanlılar (Büyükçekmece), Mardinliler (Eminönü).

İstanbul'un göç tablosu
Sivaslı:  375 bin  
Kastamonulu:  263 bin  
Giresunlu:  245 bin  
Ordulu:  244 bin  
Trabzonlu:  214 bin  
Samsunlu:  212 bin  
Tokatlı:  203 bin  
Malatyalı:  195 bin  
Sinoplu:  179 bin  
Erzurumlu:  186 bin



Ekim 2000 nüfus sayımı kayıtları

69 milletvekilinin 14'ü İstanbullu

Nüfus yapısındaki bu durum siyasete de yansıyor. 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde TBMM'ye İstanbul'dan 69 milletvekili girdi. 69 milletvekilinin sadece 14'ü İstanbul nüfusuna kayıtlı. İstanbul milletvekillerinden 6'sı Rizeli, 5'i Trabzonlu, 4'ü Sivaslı, 3'ü Tokatlı. İstanbul'un ikişer de Malatyalı, Tuncelili, Kastamonulu, Kayserili, Ankaralı milletvekili var. Kalan İstanbul milletvekilleri de Anadolu'nun diğer illerine teker teker dağılmışlar.

'Kentleşme var, kentlileşme yok'

Sosyolog Prof. Dr. Nur Vergin bu tabloyu şöyle değerlendirdi:
"Çıplak gözle bakıldığında İstanbul'da muazzam bir taşralaşma süreci başladığı malum. Hatta göç eden insanlar, aynı yerlere yerleşiyor, memleketliler mahalleleri oluşuyor. İstanbul'un içinde Anadolu'nun birtakım yerleşim merkezlerinin kopyaları, ikizleri oluşuyor. Ve bu insanların çoğunun İstanbul kentinin merkeziyle, ne iş, ne de sosyal yönden hiçbir alışverişi yok. Coğrafi olarak istanbul'da yaşıyorlar, ama zihnen halen İstanbul'da yaşamıyorlar. Zihnen ve kültürel olarak sosyal alışkanlıkları, bırakınız İstanbullu olmayı, bir büyük kentli alışkanlığı bile değil. Dolayısıyla Türkiye'de kentleşme var, ama kentlileşme yok.
Buna karşılık İstanbul'un yerli kültürünü özümsemişler arasında da, müthiş bir çağdaş metropol yaşam biçimine yöneliş var. Burada kentin içinde müthiş bir ikilikten, birbirinden habersiz grupların arasında sosyolojik bir duvar örülmüş bir megakentten söz ediyoruz."


Bu haberi okuduktan sonra dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Örneğin Giresunlu sayısı 245.000 gösterilmiş. Doğumu Giresun olan anne babaların cocukları İstanbullu gözüktükleri için sayıya dahil değil. Ancak her yeni doğan çocuk anne ve babasının yetiştirme tarzına göre büyür. Sonuç olarak anne ve babası Giresunlu olan kişi de kendini İstanbul 'da  doğmuş olsa da Giresunlu olarak tanımlayacaktır. Hatta onun çocukları dahi... Kendini Giresunlu olarak tanımlayanların sayısı anket yapılsa belki de 700.000 çıkacaktır. Bu nedenle kimin kendini nereli hissettiği önemlidir. Nufus kağıdında yazanın pek ilgisi yoktur.

Istanbul'da 12.000.000 kişi yaşadığını kabul etsek bunun 4.450.000 'inin Istanbul nufusuna kayıtlı olduğu gözüküyor. Bu kayıtlıların bana sorarsanız 3/4'ü anneleri babaları 1. nesil öncesi Istanbul dışında yaşamış insanlar. Böylelikle hakiki Istanbullu sayısı 1.332.000'e kadar düşüyor. 12.000.000 - 1.332.000 = 10.668.000'nin mutlaka bir ikinci kimliği var.

Konu başındaki tahminim doğru çıktı.

Taksiye binince trafik tıkanır , ya da bir olay olur, sohbet başlar ve sorar şöför, ''abi memleket neresi?'', dersiniz ''Istanbul'', adam size tekrar sorar  ''yok abi memleket neresi?'' Birdaha Istanbul derseniz adam sizin kendisiyle dalga geçtiğinizi düşünebilir.

Günümüz Istanbul'unda Istanbullu olmayanlara sadece Istanbullu olduğunuzu anlatmak dünyada başka bir yerde uzaylıyım demek gibi garip karşılanan birşey


Sina

11 yıl önce - Pts 26 Arl 2005, 15:02

Alıntı:
Sina Bey,sizde harika bir sekilde isin ozunu anlativermissiniz bazi tabu sayilan soyleri de soyleyivererek,tebrik ederim,Tip Doktarlarinin bir kurali vardir,derlerki "Dogru Teshis,Dogru Tedavinin onsartidir" Bazi seylerin soylenmesi bazilari icin kirici olabilir,dogrudur,ama soylenmeyip saklanmasi halinde dogru tedavi yapilamiyacak sonunda herkez kaybedecektir.

Yalniz eklemek istedigim ufak bir sey var,bir insanin dogma buyume Istanbullu olmamasi onun Istanbulu sevmemesini gerektirmez,mesela rahmetli Celik Gulersoy Istanbullu degildi ama Istanbulun gorup gorecegi en iflah olmaz Istanbul asiklarindan biriydi,ote yandan dededen,babadan kalma cennet gibi bahceler icindeki harikulade kosklerini ,evlerini para hirslari icin yap-sat cilara verip Istanbulun insan silosu ucubelerle doldurulmasuna canak tutanlarin buyuk bir kismi bir kac gobekten Istanbullu idiler.


Teşekkürler Ümit Bey,

Bazen doğrucu Davut olmak çok acı veriyor ama bunu saklamanın insanlık için hiçbir yararı yok.

Çelik Gülersoy'dan bahsetmişsiniz, çok doğru. İstanbu aşığı olmak için iki - üç tüyo versek sanırım iyi olur.

Öncelikle ister İstanbul'da doğup büyüyün, ister başka bir memleketten buraya gelin farketmez, tek farkla biraz İstanbul özlemi çekin. İstanbul'u özlemek ona dışarıdan bakmak insana birçok şeyini daha anlamlı kıldrıyor, bazen trafiğini bile, eskiden kömür kokan ara sokaklarını dahi...

Balık denizden çıktığında daha iyi anlarmış denizin kutsallığını, İstanbul için de geçerli bir deyim bu.

Son dönem Türk Edebiyatı'nın üstatlarından Nedim Gürsel ile yaptığımız bir konuşmada, şöyle diyordu.

"80 darbesinden sonra gönülsüz olarak Paris'e yerleşmek zorunda kaldım. Sürgün hayatı ilk başlarda fazla zor gelmiyordu. İlerleyen zamanlarda isteyip de İstanbul'u görememek, İstanbul'a gelememek büyük bir acı olarak hep içimde kaldı. İstanbul'u hep seviyorudum, ama bu sefer özleyip de göremediğim bir sevgilimin hasreti de vardı. İşte o zamanlarda "Boğazkesen"romanını (Birçok yabancı dile çevrilen bu roman, yabancı kaynaklarda Fatih'in Romanı diye geçer) daha sonra da "Sevgilim İstanbul"'u yazmama vesile oldu."


Haldun34

11 yıl önce - Pts 26 Arl 2005, 15:49

Alıntı:
İlerleyen zamanlarda isteyip de İstanbul'u görememek, İstanbul'a gelememek büyük bir acı olarak hep içimde kaldı. İstanbul'u hep seviyorudum, ama bu sefer özleyip de göremediğim bir sevgilimin hasreti de vardı. İşte o zamanlarda "Boğazkesen"romanını (Birçok yabancı dile çevrilen bu roman, yabancı kaynaklarda Fatih'in Romanı diye geçer) daha sonra da "Sevgilim İstanbul"'u yazmama vesile oldu."


Bu kesinlikle her gerçek Istanbullunun başına gelen bir deneyim.

Öyle zaman oluyor ki, sadece Boğazın iyot kokusunu birdaha duymak için bile nice servetler bir kenara atılabiliyor, anlamsız kalıyor.


Haldun34

11 yıl önce - Sal 21 Şub 2006, 15:45

İstanbul'un 2025'de 25.000.000'luk bir nufusa ulaşacağını büyük dehşetle duydum. Bu demek oluyorki portakal sandığına bile razı olacağımız yıllar yaklaşmakta. Portakal sandığı büyük bir çöp konteynerine dönüşecek galba...



sayfa 2
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> İSTANBUL - Haberler ve Sohbet